Eşiatü’l-lemeat kitabında, namazın ehemmiyetini bildiren çeşitli hadis-i şerifler vardır. Bu kitap Mişkatü’l-Mesabih hadis kitabının Fârisî şerhidir. Hindistan’daki İslam âlimlerinin büyüklerinden Abdülhak bin Seyfüddin Dehlevi yazmıştır. 1964’de, Lüknov şehrinde 9. baskısı yapılmıştır. 4 cilttir. Mesabih kitabını, Muhyissünne Hüseyin Begavi yazmıştır. Muhammed Veliyüddin, bunu şerh ederek Mişkatü’l-Mesabih ismini vermiştir. Abdülhak-ı Dehlevi, 1642’de Delhi’de vefat etmiştir.

Arabîde namaza salât denir. Salât, aslında duâ, rahmet ve istiğfar demektir. Namazda bu 3 mânânın hepsi bulunduğu için, namaza salât denilmiştir.

1) Ebû Hüreyre “radıyallâhu anh” bildiriyor. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” buyurdu ki “5 vakit namaz ve Cuma namazı, gelecek Cumaya kadar ve Ramazan orucu, gelecek Ramazana kadar yapılan günahlara kefarettirler. Büyük günah işlemekten sakınanların küçük günahlarının afvına sebep olurlar.” Arada işlenilmiş olan küçük günahlardan kul hakkı bulunmayanları yok ederler. Küçük günahları affedilerek bitmiş olanların, büyük günahları için olan azaplarının hafiflemesine sebep olurlar. Büyük günahların affedilmesi için tövbe etmek de lazımdır. Büyük günahı yok ise, derecesinin yükselmesine sebep olurlar. Bu hadis-i şerif, Müslim’de yazılıdır. 5 vakit namazı kusurlu olanların affolmasına, Cuma namazları sebep olur. Cuma namazları da kusurlu ise, Ramazan oruçları sebep olur.

2) Yine Ebû Hüreyre “radıyallâhu anh” bildiriyor. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” buyurdu ki “Kapısının önünde akar su olan bir kimse, bu suda her gün 5 kere yıkansa, bedeninde kir kalır mı?” Ashâb-ı kirâm, cevap vererek, hayır hiç kir kalmaz ya Resûlallah dediler. “5 vakit namaz da böyledir. 5 vakit namaz kılanların küçük günahlarını Allahü teâlâ yok eder” buyurdu. Bu hadis-i şerif, Buhari’de ve Müslim’de yazılıdır.

3) Abdullah ibni Mes’ud “radıyallâhu anh” diyor ki birisi, yabancı bir kadını öpmüştü. Yani, Ensardan biri, hurma satıyordu. Bir kadın, hurma almak için geldi. Kadına karşı hayvani hisleri hareket etti. Evde daha iyisi var. Gel ondan vereyim dedi. Eve gelince, kadını kucakladı, öptü. Kadın, (Ne yapıyorsun Allahtan kork!) dedi. O da, pişman oldu. Resûlullaha gelip, yaptığını söyledi. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” buna cevap vermedi. Allahü teâlâdan vahiy bekledi. Sonra, bu Zât namaz kıldı. Allahü teâlâ Hud sûresinin 115. ayetini gönderdi. Bu âyet-i kerimede meâlen, “Günün 2 tarafında ve güneş batınca namaz kıl! İyilikler, kötülükleri elbette yok eder” buyuruldu. Günün 2 tarafı, öğleden evvel ve öğleden sonra demektir. Yani sabah, öğle ve ikindi namazlarıdır. Gündüze yakın olan gece namazı da, akşam ve yatsı namazlarıdır. Bu âyet-i kerimede, her gün 5 vakit namazın, günahların affedilmelerine sebep oldukları bildirilmektedir. Bu zât, ya Resûlallah! Bu müjde yalnız benim için midir? Yoksa bütün ümmet için midir, dedi. “Bütün ümmetim içindir” buyurdu. Bu hadis-i şerif, 2 Sahihte de yazılıdır.

4) Enes bin Mâlik “radıyallâhu anh” diyor ki bir kimse Resûlullaha “sallallâhü aleyhi ve sellem” gelip, (Had cezası verilecek bir günah işledim. Bana had cezası vur!) dedi. Resûlullah, ne günah işlemiş olduğunu buna sormadı. Namaz vakti geldi. Beraber kıldık. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” namazı bitirince, bu zât kalktı ve (Ya Resûlallah “sallallâhü aleyhi ve sellem”! Ben, had cezası yapılacak bir günah işledim. Allahü teâlânın kitabında emrolunan cezayı bana yap!) dedi. “Sen bizimle beraber namaz kılmadın mı?” buyurdu. Evet kıldım dedi. “Üzülme, Allahü teâlâ günahını affetti!” buyurdu. Bu hadis-i şerif, 2 temel kitapta yazılıdır. Bu zât, had lazım olan büyük günah işlediğini zannetmişti. Namaz kılıca affolması, bunun küçük günah olduğunu göstermektedir. Yahut had demesi, küçük günahların karşılığı olan tazir cezası idi. İkinci sorusunda, (Had cezası yap!) dememesi de, böyle olduğunu gösteriyor.

5) Abdullah ibni Mesut “radıyallâhu anh” diyor ki Allahü teâlânın en çok hangi ameli sevdiğini Resûlullahtan “sallallâhü teâlâ aleyhi ve sellem” sordum: “Vaktinde kılınan namaz” buyurdu. Bazı hadis-i şeriflerde ise, “Evvel vaktinde kılınan namazı çok sever” buyurulmuştur. Ondan sonra hangisini çok sever dedim. “Anaya-babaya iyilik yapmayı” buyurdu. Bundan sonra da hangisini çok sever dedim. “Allah yolunda cihat etmeyi” buyurdu. Bu hadis-i şerif de, 2 Sahih kitapta yazılıdır. Başka bir hadis-i şerifte, “Amellerin en iyisi, yemek yedirmektir” buyuruldu. Bir başkasında, “Selam vermeyi yaymaktır.” Bir başkasında ise, “Gece, herkes uykuda iken namaz kılmaktır” buyurulmuştur. Başka bir hadis-i şerifte, “En kıymetli amel, elinden ve dilinden kimsenin incinmemesidir.” Bir hadis-i şerifte de, “En kıymetli amel, cihattır” buyuruldu. Bir hadis-i şerifte, “En kıymetli amel, hacc-ı mebrurdur.” Yani, hiç günah işlemeden yapılan hacdır buyuruldu. “Allahü teâlâyı zikretmektir” ve “Devamlı olan ameldir” hadis-i şerifleri de vardır. Suali soranların hallerine uygun, çeşitli cevaplar verilmiştir. Yahut, zamana uygun cevap verlimiştir. Mesela, İslamiyetin başlangıcında, amellerin en efdali, en kıymetlisi cihat idi. [Zamanımızda, amellerin en efdali, yazı ile neşriyat ile kâfirlere, mezhepsizlere cevap vermek, Ehl-i sünnet itikadını yaymaktır. Böyle cihat edenlere, para ile mal ile beden ile yardım edenler de bunların kazandıkları sevaplara ortak olurlar. Âyet-i kerimeler, hadis-i şerifler, namazın, zekattan, sadakadan daha kıymetli olduğunu gösteriyor. Fakat, ölüm halinde bulunana bir şey verip, ölümden kurtarmak, namaz kılmaktan daha kıymetli olur.]

6) Cabir bin Abdullah haber veriyor: Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” buyurdu ki “İnsan ile küfür arasındaki sınır, namazı terketmektir.” Çünkü namaz, insanı küfre varmaktan koruyan perdedir. Bu perde aradan kalkınca kul küfre kayar. Bu hadis-i şerif, Müslim’de yazılıdır. Bu hadis-i şerif, namazı terketmenin çok fenâ olduğunu gösteriyor. Ashâb-ı kiramdan çok kimse, namazı özürsüz terkeden kâfir olur dediler. Şâfiî ve Mâlikî mezheplerinde kâfir olmaz ise de öldürülmesi vâciptir. Hanefi mezhebinde, namaz kılıncaya kadar hapsolunur ve dövülür.

7) Übade bin Samit “radıyallâhu anh” haber veriyor. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” buyurdu ki “Allahü teâlâ 5 vakit namaz kılmayı emretti. Bir kimse, güzel abdest alıp, bunları vaktinde kılarsa ve rükularını, huşularını tamam yaparsa, Allahü teâlâ, onu affedeceğini söz vermiştir. Bunları yapmayan için söz vermemiştir. Bunu, isterse affeder, isterse azap yapar.” Bu hadis-i şerifi, İmam-ı Ahmed, Ebû Davud ve Nesai bildirmişlerdir. Görülüyor ki namazın şartlarına, rüku ve secdelerine dikkat etmek lazımdır. Allahü teâlâ sözünden dönmez. Doğru dürüst namaz kılanları muhakkak affeder.

8) Ebû Emame-i Bahili “radıyallâhu anh” bildiriyor. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” buyurdu ki “5 vakit namazınızı kılınız! Bir ayınızda oruç tutunuz! Mallarınızın zekatını veriniz! Başınızda olan amirlere itaat ediniz. Rabbinizin Cennetine giriniz.” Görülüyor ki her gün 5 vakit namaz kılan ve Ramazan ayında oruç tutan ve malının zekatını veren ve Allahü teâlânın yeryüzünde halifesi olan amirlerin İslamiyete uygun emirlerine itaat eden bir müslüman, Cennete gidecektir. Bu hadis-i şerifi, imam-ı Ahmed ve Tirmizi bildirmişlerdir.

9) Ashâb-ı kiramın meşhurlarından Büreyde-i Eslemi “radıyallâhu anh” haber veriyor. Resûlullah buyurdu ki “Sizinle aramızda olan aht, namazdır. Namazı terkeden kâfir olur.” Görülüyor ki namaz kılanın müslüman olduğu anlaşılır. Namaza ehemmiyet vermeyen, namazı birinci vazife kabul etmediği için kılmayan kâfir olur. Bu hadis-i şerifi imam-ı Ahmed ve Tirmizi ve Nesai ve İbni Mace bildirdi.

10) Ebû Zer-i Gıfârî “radıyallahü teâlâ anh” diyor ki sonbehar günlerinden birinde, Resûlullah ile beraber sokağa çıktık. Yapraklar dökülüyordu. Bir ağaçtan 2 dal kopardı. Bunların yaprakları hemen döküldü. “Ya Eba Zer! Bir müslüman Allah rızası için namaz kılıca, bu dalların yaprakları döküldüğü gibi, günahları dökülür” buyurdu. Bu hadis-i şerifi imam-ı Ahmed haber verdi.

11) Zeyd bin Hâlid Cühemi haber veriyor. Resûlullah buyurdu ki “Bir müslüman, doğru olarak ve huşû ile 2 rekat namaz kılıca, geçmiş günahları affolur.” Yani küçük günahlarının hepsi affolur. Bu hadis-i şerifi İmam-ı Ahmed bildirdi.

12) Abdullah bin Amr ibni As “radıyallahü teâlâ anhüma” haber veriyor. Resûlullah buyurdu ki “Bir kimse, namazı eda ederse, bu namaz kıyamet günü nur ve burhan olur ve Cehennemden kurtulmasına sebep olur. Namazı muhafaza etmezse, nur ve burhan olmaz ve necat bulmaz. Karun ile Firavun ile Haman ile ve Übey bin Halef ile birlikte bulunur.” Görülüyor ki bir kimse, namazı farzlarına, vâciplerine, sünnetlerine ve edeplerine uygun olarak kılarsa, bu namaz, kıyamette nur içinde olmasına sebep olur. Böyle namaz kılmaya devam etmezse, kıyamet günü adı geçen kâfirlerle beraber olur. Yani, Cehennemde şiddetli azap çeker. Übey bin Halef, Mekke kâfirlerinin azgınlarından idi. Uhud Gazasında, Resûlullah mübarek eli ile onu Cehenneme gönderdi. Bu hadis-i şerifi, imam-ı Ahmed ile Beyheki ve Darimi bildirmişlerdir.

13) Tabiinin büyüklerinden Abdullah bin Şakik diyor ki (Ashâb-ı kirâm, ibadetler içinde, yalnız namazı terketmenin küfür olacağını söylediler.) Bunu, Tirmizi bildirdi. Abdullah bin Şakik, Ömer’den, Ali’den, Osman’dan ve Aişe’den “radıyallâhu anhüm” hadis-i şerifler rivayet etmiştir. Hicretin 108 senesinde vefat etti.

14) Ebüdderda “radıyallâhu anh” diyor ki çok sevdiğim bana dedi ki “Parça parça parçalansan, ateşte yakılsan bile Allahü teâlâya hiçbir şeyi şerik yapma! Farz namazları terketme! Farz namazları bile bile terkeden müslümanlıktan çıkar. Şarap içme! Şarap, bütün kötülüklerin anahtarıdır.” Görülüyor ki farz namazlara aldırış etmeyip terkeden kâfir olur. Tembellikle terkeden kâfir olmaz ise de büyük günah olur. İslamiyetin bildirdiği 5 özürden biri ile fevt etmek günah değildir. Şarap ve alkollü içkilerin hepsi aklı giderir. Aklı olmayan her kötülüğü yapabilir.

15) Ali “radıyallâhu anh” haber veriyor. Resûlullah buyurdu ki “Ya Ali! 3 şeyi yapmayı geciktirme: Vakti gelince, namazı hemen kıl! Cenaze hazırlanınca, namazını hemen kıl! Bir kızın küfvünü bulunca, hemen evlendir!” Bu hadis-i şerifi Tirmizi bildirdi. Cenaze namazını geciktirmemek için, mekruh olan 3 vakitte de kılmalı.

[Görülüyor ki kadını, kızı küfvüne, yani dengine vermek lazımdır. Küfv demek, zengin olmak, maaşı çok olmak demek değildir. Küfv olmak, erkeğin salih müslüman olması, Ehl-i sünnet itikadında olması, namaz kılması, içki içmemesi, yani İslamiyete uyması ve nafaka kazanacak kadar iş sahibi olması demektir. Erkeğin, yalnız zengin olmasını, apartman sahibi olmasını isteyenler, kızlarını felakete sürüklemiş, Cehenneme atmış olurlar. Kızın da namaz kılması, başı, kolu açık sokağa çıkmaması, mahrem olmayan akrabası ile dahi yalnız kalmaması lazımdır.]

16) Abdullah ibni Ömer “radıyallâhu anhüma” haber veriyor. Resûlullah buyurdu ki “Namazlarını vakitleri gelince hemen kılanlardan Allahü teâlâ razı olur. Vakitlerinin sonunda kılanları da affeder.” Bu hadis-i şerifi Tirmizi bildirdi.

Şâfiî ve hanbelide, her namazı, vaktinin evvelinde kılmak efdaldir. Mâlikî mezhebi de buna yakındır. Ancak, çok sıcakta, yalnız kılanın, öğleyi geciktirmesi efdal olur. Hanefi mezhebinde, sabah ve yatsı namazlarını geciktirmek ve sıcak zamanlarda öğleyi, hava serinleyince kılmak efdaldir. [Fakat öğleyi, imameyn kavline göre, ikindi vakti girmeden ve ikindiyi ve yatsıyı da, İmam-ı Âzama göre, vakti girince kılmak iyi olur, ihtiyatlı olur. Takva ehli olanlar, her işlerinde ihtiyatlı olurlar.]

17) Ümm-i Ferve “radıyallâhu anha” haber veriyor. Resûlullaha hangi amelin efdal olduğu soruldu. “Amellerin efdali, vaktinin evvelinde kılınan namazdır” buyurdu. Bu hadis-i şerifi, imam-ı Ahmed, Tirmizi ve Ebû Davud bildirdiler. Namaz, ibadetlerin en üstünüdür. Vakti girer girmez kılıca, daha üstün olmaktadır.

18) Aişe “radıyallâhu anha” diyor ki (Resûlullahın namazını ahir vaktinde kıldığını, 2 defa görmedim.)

19) Ümm-i Habîbe “radıyallâhu anha” haber veriyor. Resûlullah buyurdu ki “Bir müslüman kul, her gün, farz namazlardan başka, 12 rekat, tetavvu olarak namaz kılarsa, Allahü teâlâ ona Cennette bir köşk yapar.” Bu hadis-i şerif Müslim’de yazılıdır. Görülüyor ki her gün 5 vakit farz ile kılınan sünnet namazlara Resûlullah tetavvu, yani nâfile namaz demektedir.

20) Tabiinin büyüklerinden Abdullah bin Şakik diyor ki Resûlullahın tetavvu namazlarını, yani nâfile namazlarını, hazret-i Aişe’den “radıyallâhu anha” sordum. (Öğle farzından evvel 4, sonra 2 akşamın ve yatsının farzlarından sonra iki sabah namazlarının farzından evvel iki rekat kılardı) dedi. Bu haberi, Müslim ve Ebû Davud bildirdiler.

21) Aişe “radıyallâhu anha” dedi ki (Resûlullahın nâfile ibadetlerden en çok devam ettiği, sabah namazının sünneti idi.) Bu haber, Buhari’de ve Müslim’de yazılıdır. Aişe “radıyallâhu anha”, 5 vakit namazda kılınan sünnet namazlara, nâfile namaz demektedir.

[Büyük İslam alimi, sapıklara, mezhepsizlere karşı Ehl-i sünnetin en kuvvetli hamisi, Allahü teâlânın seçtiği dini yayan, bidatleri yıkan büyük mücahit, İmam-ı Rabbânî müceddid-i elf-i sani Ahmed bin Abdül-ehad Fârukî Serhendi, İslam dininde bir benzeri yazılmamış olan, Mektubat kitabının 1. cildi, 29. mektubunda buyuruyor ki:

Allahü teâlânın razı olduğu işler, farzlar ve nâfilelerdir. Farzların yanında nâfilelerin hiç kıymetleri yoktur. Bir farzı vaktinde kılmak, bin sene, durmadan nâfile ibadet yapmaktan daha kıymetlidir. Her çeşit nâfile mesela namaz, zekat, oruç, ömre, hac, zikir, fikir, hep böyledir. Hatta bir farzı yaparken, bunun sünnetlerinden bir sünneti ve edeblerinden bir edebi yapmak da, başka nâfileleri yapmaktan kat kat daha kıymetlidirler. Emir-ül-müminin Ömer-ül-Fâruk “radıyallâhu anh”, bir gün sabah namazını kıldırınca, cemaat arasında birisini göremeyip sebebini sorduğunda, o her gece nâfile ibadet yapıyor. Belki uyumuş, cemaate gelememiştir dediler. (Bütün gece uyusaydı da, sabah namazını cemaat ile kılsaydı, daha iyi olurdu) buyurdu. Görülüyor ki bir farzı yaparken, edeblerinden bir edebi yapmak ve bir mekruhundan sakınmak, zikir, fikir ve murakabadan katkat daha kıymetlidir. Evet bunlar, o edepleri yapmakla ve mekruhlardan sakınmakla beraber yapılırsa, elbet çok faydalı olurlar. Fakat onlarsız olunca, bir şeye yaramazlar. Bunun gibi, bir lira zekat vermek, binlerce lira nâfile sadaka vermekten daha iyidir. O bir lirayı verirken bir edebini gözetmek, mesela, yakın akrabaya vermek de o nâfile sadakadan katkat daha iyidir. [Gece namazı kılmak isteyenlerin kaza kılmaları lazım olduğu buradan anlaşılmaktadır. Allahü teâlânın emirlerine farz, yasaklarına haram , Peygamberimizin emirlerine sünnet, yasaklarına mekruh, bunların hepsine ahkâm-ı İslâmiyye denir. Güzel ahlak sahibi olmak, insanlara iyilik etmek farzdır. Ahkâm-ı İslameyenin bir hükmüne inanmayan, beğenmeyen kâfir, mürted olur. Hepsine inanana Müslüman denir. Tembellikle ahkâm-ı İslamiyeye uymayan müslümana fasık denir. Bir farza, bir harama uymayan fasık, Cehenneme gidecektir. Bunun yaptıklarının hiçbiri ve sünnetleri kabul olmaz, sevap verilmez. Bir lira zekat vermeyenin milyonlar vererek yaptığı hayratların ve Hasenâtların hiçbiri kabul olmaz. Yaptığı camilere, mekteplere, hastahanelere, hayır cemiyetlerine yaptığı yardımlara sevap verilmez. Yatsı namazını kılmayanın teravih namazı kabul olmaz. Farzlardan ve vâciplerden başka yapılan ibadetlere nâfile denir. Sünnetler nâfile ibadettir. Bu tarife göre, kaza namazları kılan, sünnet de kılmış olur. Bir farzı yapmanın, bir haramdan sakınmanın sevâbı, milyonlarca nâfile sevâbından çoktur. Bir farzı yapmayan, bir haram işleyen, Cehennemde yanacaktır. Nâfile ibadetleri, onu Cehennemden kurtaramaz. İbadetlerde yapılan değişikliklere bidat denir. İbadet yaparken bidat işlemek haramdır ve ibadetin bozulmasına sebep olur. Hadis-i şerifte “Bidat işleyenin hiçbir ibadeti kabul olmaz” buyuruldu. Fasıkın, mesela karısı, kızı teseddür yapmayan kimsenin ve bidat sahibinin, mesela ibadetlerde hoparlör kullanan kimsenin arkasında namaz kılmamalı, vaazlarını, din üzerindeki uydurma nutuklarını dinlememeli, kitaplarını okumamalıdır. Dosta da, düşmana da güler yüz, tatlı dil göstermeli, hiç kimse ile münakaşa etmemelidir. Hadis-i şerifte “Ahmaka cevap verilmez” buyuruldu. İbadetler, kalbin temizliğini arttırır. Günahlar kalbi karartır, feyizleri alamaz olur. Her müslümanın, imanın şartlarını ve farzları ve haramları öğrenmesi farzdır. Bilmemesi özür değildir. Yani bilip de inanmamak gibidir.] Mektubat kitabı fârisîdir. Tercümesi burada tamam oldu. İmam-ı Rabbânî hazretleri, 1034 [m. 1624] senesinde, Hindistan’da, Serhend şehrinde vefat etti.

Yukarıda yazılanlardan anlaşılıyor ki 5 vakit namazın sünnetleri de, nâfile namazdır. Bunlar, farzlarla beraber kılındıkları için ve kılınan farzlardaki noksanları tamamladıkları için, diğer nâfile namazlardan daha efdal oldular. Namazlara kıymet verdiği, bunları birinci vazife bildiği hâlde, bir farz namazı özürsüz vaktinde kılmayan bir müslüman büyük günah işlemiş olur. Cehennemde Firavunlar ile Haman ile beraber olur. Nâfile namazlar, yani sünnetler, insanı bu büyük günahtan, bu şiddetli azaptan kurtaramaz. Bunun için, terkedilmiş farz namazları kaza etmek farzdır. Bunların kazalarını geciktirmek de büyük günahtır. Bu artan, çoğalan günahlara son vermek lazımdır. Kaza kılmak farz olduğu için, sevâbı, sünnetleri kılmak sevâbından binlerce kat fazladır. Buna göre ve sünnetleri özür ile terketmek caiz olduğuna göre, her müslüman, özürsüz terkettiği farz namazların kazalarını, her gün 4 vakit namazın sünnetleri yerine de kılmalıdır. Sabah namazının sünnetine vâcip diyen âlimler olduğu için, sabah namazının sünneti yerine kaza kılmamalıdır. Böylece kazalarını her zaman kılarak, büyük günahtan bir an önce kurtulmalıdır. Kazalar bittikten sonra, 5 vakit namazın sünnetlerini devamlı kılmalıdır. Çünkü, sünnetleri özürsüz olarak kılmamakta ısrar etmek, küçük günah olur. Sünnete ehemmiyet vermeyen ise kâfir olur.

Özür ile fevt edilmiş, kılınamamış namazları acele kaza etmek de farz ise de, özür ile fevt etmek günah olmadığı için, bunların kazalarını, sünnetleri kılacak kadar geciktirmeye, Hanefi âlimleri caiz olur dediler. Fakat bu sözleri, özürsüz terkedilmiş namazların kazaları için de caiz olur demek değildir. Bundan başka, caiz demek, vâciptir, iyidir demek değildir. Caiz denilen çok şey vardır ki mekruh oldukları bildirilmiştir. Mesela, zimmi olan kâfirlere Sadaka-i fıtır vermek caizdir, fakat mekruhtur.]

Kıl namazı, elin harama salma,
çok yaşarım, dünya hep kalır sanma!
Beş namaza sarıl, gençlik çağında!
Ektiğini biçersin, Cennet bağında.

İki kişi ölümü hatırlamaz,
haram işler, biri de namaz kılmaz!
Bir gün gelir, tutmaz olur bu eller,
söyleyemez, Allah demeyen diller!

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler