13- Ölüm Meleği ve Yardımcıları Hakkında Gelen Hadisler

Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

(Söyle, size müekkel olan ölüm meleği sizin ruhunuzu şiir.(Secde, 11)

(Tâ birinize ölüm geldiği zaman elçilerimiz onun ruhuni Ve hiç bir eksik bırakmazlar.) (En’âm, 61)

İbn Ebi Şeybe, Musarınef kitabında ve İbn Ebi Hatem, İbn Abbâs (radıyallahü anh) ’dan rivayetlerine göre:

(Elçilerimiz, onun ruhunu alırlar) mealindeki âyette, Bİçilerimiz-den kasıd meleklerden, ölüm meleğinin yardımcılarıdır, demiş.

Ebû Şeyh, Tefsir’inde İbrahim Ennahai’den aynısını rivayet etmiş ve:

(Sonra o melekül mevt, kendi yardımcılarının ruhlarını da alır) kaydını da ilâve etmiştir.

Ebû Şeyh, Kitabü’l-Azamet’te, Vehb b. Münebbih’ten rivayet et­tiğine göre, şöyle demiştir:

(İnsanlara görünen meleklerdir, ruhlarını alan ve ecellerini yazahlar kişi sorumlu olduğu bir şeyi teslim ettiği gibi onlar da ruh­ları aldıkları zaman melek’ül-mevte teslim ederler.)

İbn Ebi Hatem, Ebû Hüreyre (radıyallahü anh) ’dan şöyle ri­vayet etmiştir:

Allah Ademi yaratmak istediği zaman Hamele-i Arş’tan birini yeryüzünden toprak almak için göndermiş… Melek toprak almak is­tediği zaman yer demiş:

Allah hakkı için yarın Cehenneme nasip olacak bir şeyi bugün benden alma.

Bunun üzerine melek bırakıp Rabbine gitmiş. Allah (azze ve celle) ona:

(Neden emrettiğimi almadın?) Melek:

Yer, Senin hakkın için almamamı istedi. Senin hakkın için is­tenen bir şeyi reddetmek bana zor geldi, demiş.

Sonra Allah (azze ve celle) bütün hamele-i arşı göndermiş. Hep­si de aynı şeyi söylemişler. Tâ ölüm meleğini gönderince, yer ona da aynı şeyi söylemiş. Ölüm meleği ona:

(Beni öyle birisi gönderdi ki, itaat edilmek için senden daha lâ-tıktır) demiş.

Sonra o ölüm meleği yerin temizinden, çirkininden bir miktar toprağı Allah katma götürür. Üzerine Cennet suyu döker. Balçık olur, Adem ondan yaratılır.

Ebu Huzeyfe îshak b. Bişr, el-Mübteda kitabında, İbn lshak’-dan o da Zühri’den aynısını, rivayet etmiştir.

O, birinci sefer gönderilen meleğe İsrafil, ikinci sefer gönderile­ne Mikâü demiştir.

Yine İbn Asâkir, Yahya b. Halid’den aynısını rivayet etmiş;

Birincisine Cebrail, ikincisine Mikail, deniş ve hadisin sonunda şunu ilâve etmiş:

(Allah bu son meleği, melekü’l-mevt diye isimlendirdi ve onu ölüme müekkeî kıldı.)

İbn Ebi Şeybe ve İbn Ebi Hatem ve Ebu’ş-Şeyh (Azamet) kita­bında ve Beyhaki Şuab-ı İman’da, İbn Sabit’den rivayet ettiklerine göre şöyle demiştir:

Melekü’l-mevt, (Dünya umurunu dört kişi yönetir. Cebrail, Mîkail, İsrafil ve Azrail. İsrafil hayvanlar ve rüzgâra müvekkeldir. Mîkail yağmur ve bitkilere müvekkeldir. Melekü’l-mevt (Azrail) ruh­ları almakla mükelleftir. Cebrâil,onlara ilâhî emirleri tebliğ eder.)

Ebû Şeyh İbn Hibban, Kitâbü’l-Azamet’de Rabi’ b. Enes’denjri-vâyet ettiğine göre, Ona şöyle sorulmuştur:

— Buhlan alan Melek’ül-mevt yalnız mıdır?’

O demiş

— Melek’ül-mevt, ruhların idaresine &akar, bu konuda onun yardımcıları vardır. O onların reisidir. Her adımı Maşrıktan Magribe kadardır. Ben (Ebu Şeyh) Ona sordum i

(Müminlerin ruhları nerde kalır?) Dedi:

(Sidretü’l-Muntehada) .

İbn Ebi -Dünya Emri yönetenler(1)  ayetinde İbn Abbâs (radıyallahü anh) ’dan rivayet ettiğine göre şöyle demiştir:

Onlar Melekü’l-mevt ile beraber ruhları alırken ölünün yanın­da bulunan meleklerdir. Bir kısmı ruhla beraber yükselir. Bir kısmı orda yapılan dualara’aminder. Bir kısmı da Ölünün namazı kılı­nıp defnedilinceye kadar onun için istiğfar ederler.

İbn Ebi’d-Dünya, (Denilir kimdir onu yükseltiyor) (2)  âyetin­de İkrime’den rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir:

Ölüm meleğinin yardımcıları birbirlerine derler:

Kimdir ruhunu ayağının başından çıkacağı yere yükseltiyor.)

Hars b. Hazrec’in babası (radıyallahü anh) ’dan rivayet edildi­ğine göre, şöyle demiştir:

Bir ensarinin başında, Melekü’l-mevte bakarken Rasûlüllah (Sal-laîlâhû aleyhi ve sellem) den şöyle dediğini İşittim:

Ey Melekü’l-mevt! Arkadaşıma yumuşak davran, çünkü o mü­mindir. Melekü’l-mevt, dedi:

Rahat ol, gözün aydın! Ben bütün mü’minlere yumuşak davra­nırım.)

Bil yâ Muhammedi Ben insan oğlunun ruhunu alırım. Bağıran birisi oldu mu ruhu elimde iken kalkar ve: (kimdir bu bağıran? Val­lahi biz ona zulmetmedik, ecelini de önceye almadık. Kaderini ace­leye getirmedik. Ruhunu almakta bizim bir günahımız yoktur. Eğer Allan’ıh yaptığma razı olsanız ücreti enirsiniz; eğer kızarsanız gü­naha girersiniz. Biz sık sık size geliriz. Sakının, sakının. İyikötü, gö­çebe- yerli, dağlı-ovah herkesi, hergün inceliyoruz. Biz onların bü­yüğünü küçüğünü, kendilerinden daha iyi biliriz. Vallahi şayet bii sineğin ruhunu almak istesem Allah izin vermeden alamam,) de­rim.

Ca’fer b. Muhammed dedi ki:

Bu melek, namaz vakitlerinde insanları teftiş eder. Ölüm anın da, baktığı zaman; eğer namaza devam edenlerden ise, melek om yanaşır, şeytanı ondan kovar. O tehlikeli anda ona kelime-i şehadet telkin eder.

Bu hadisi Ebi Hatem tefsirinde Ebû Şeyh’Azamet1 kitabında Cafer b. Muhammed1 den o da babasından, Mu’dal-merfu (Yani Re sûlüllah (sallallahüaleyhi ve sellem) ‘e varan senedinde, sahabeden önce iki kişi eksik olarak) rivayet etmişlerdir.

İbn Ebi’d- Dünya ve Ebû Şeyh Hasan’dan rivayetlerine göre, şöjj le demiştir:

(Ölüm meleği her gün her evi ziyaret eder, kimi görse ki rız­kını bitirmiş eceli gelmiş onun ruhunu alır. Ruhunu aldığı zaman evdekiler inlemeye ve ağlamaya başlarlar. Ölüm kapısının yanlarını tutup benim ne günahım var ben de memurum; Vallahi ne onun rız­kını yedim ne ömrünü yitirdim. Ne de vadesini (ecelini) eksilttim. Ben sizden hiç kimse bırakmayıncaya kadar sık sık size geleceğim, der.

Hasan dedi ki: Vallahi, eğer onlar o meleğin makamını görüp sözünü îşitseydiler, ölülerinden vaz geçip kendi hallerine ağlayacak­tılar.

Mervizi, Cenazeler konusunda, Süleym b. Atiyye (radıyallahü anh) ’den rivayet ettiğine göre, şöyle demiştir:

(Selman, sekeratta olan bir dostunun ziyaretine gitti. Dedi ki:’Ey ölüm meleği, arkadaşıma iyi davran. Çünkü o mümindir.’ Bunun üze­rine hasta adam konuşmaya başladı ve ölüm meleğinin (Ben her mü-imine yumuşak davranırım) söylediğini nakletti

Zübeyr b. Bekkar ve İbn Asakir, bir kaç tarikle Humeyd b. Meymun o da babasından rivayet ettiği üzere şöyle demiştir:

Münbicte (Suriye Halebin bir kazası) Muttalib hin Abdullah b. Hantab’m yanma gidenlerden idim. Kendini ölüme hazır görü­yordu. Ölümde zor bir hale girdi. Baygınken yanındakilerden bir adam dedi.

Yâ Rabbi ona Ölümü kolaylaştır. Çünkü şöyle şöyle Övülür bir adamdı. Bunun üzerine hastamız ayıldı ve kimdi bunu söyleyen dedi. Falan kişi dediler. O:

Melekü’l-mevtin (Ben her mümin için cömert ve yumuşağım) dediğini söyledi ve bir daha gözünü kapayıp öldü.

İbn Ebi -Dünya, Übeyd b. Umeyr’den rivayet ettiğijne göj-e, şöy­le demiştir:

İbrahim (aleyhisselam) bir gün evinde iken, yanına güzel üstü başı düzgün bir adam girmiş. Hazret-i İbrahim sormuş: Ey Allah’m kulu kim seni eve soktu.’ Adam: (Evin sahibi beni soktu, demiş.) Hazret-i İbrahim, Sahibi ona daha layıktır; Sen kimsin? demiş. O; Ben Melekü’l-mevtim demiş. Hazret-i İbrahim:

Senin hakkında bana bazı şeyler anlatılmıştı, onları sende gö­remiyorum, demiş. O, yüzünü çevirince Hazret-i İbrahim ne görsün? Deh­şet saçan gözler, ok başları gibi kıllar, kafasında dikilmiş. Hazret-i İbra­him (aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm) bundan sakınıp evvelki şekline dön demiş. Melek, dönüp:

Yâ İbrahim! Allah sevdiği kullarına beni göndermek istediği zaman evvelâ gördüğün birinci şeklimle gönderir.)

Vehb’den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:

(İbrahim (aleyhisselam) evinde bir adam görmüş (kimsin?) de­miş. O:

Melekü’l-mevİm, demiş. Hazret-i İbrahim ona:

‘Eğer doğru söylüyorsan, bana bir alâmet göster, bileyim ki sen ölüm meleğisin demiş. Melekü’l- mevt;

Yüzünü çevir’ demiş. O da çevirmiş, sonra’yine yüzünü çevir demiş. O da çevirip bakmış, onu kafir ve fâcirlerin ruhunu aldığı şekliyle görmüş. Titreyip yere düşmüş, ölü durumuna gelecek kadar korkmuş.

İbn Mes’ud ve İbn Abbâs (radıyallahü anhümâ) ‘dan rivayet edildiğine göre, £öyle demişlerdir:

(Allah (celle celâlühü) Hazret-i İbrahimi dost ve halıl edindiği zamanı, ölüm meleği ona müjde vermek için Rabbinden izin istemiş. Ona izin vermiş, gelip Hazret-i İbrahim’e (aleyhisselam) müjde vermiş. Hazret-i İbrahim (aleyhisselam) :

El-Hamdu lillah, deyip ölüm meleğine kâfirlerin ruhlarını nasıl aldığını bana göster, demiş.

Ölüm meleği:

— Yâ İbrahim, sen buna dayanamazsın. İbrahim (aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm) :

— Dayanırım, demiş. Melek:

— Öyle ise yüzünü çevir. O da yüzünü çevirmiş bir de ne gör­sün Önünde katran gibi bir adam; başı göğe değiyor. Ağzından ateş alevleri yükseliyor. Kılları adam büyüklüğünde, ağzından kulakla­rından ateş saçıyor. Bunun üzerine bayılmış. Ayılırken meleğim eski şeklîne döndüğünü görmüş. Sonra meleğe:

—Ey ölüm meleği eğer kâfir senin o şeklinden başka hiçbir mu­sibet ve belâya uğramasa da o ona yeter, demiş.

Madem öyledir bana müminlerin ruhlarını nasü aldığını da gös­ter. O demiş, (yüzünü çevir) o da çevirip döndüğünde; insanların en güzellerinden en güzel yüzlü, hoş kokulu, beyaz bir elbise içinde bir genci görmüş. Hazret-i İbrahim (aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm) :

— Ey ölüm meleği, eğer mümin ölüm anmda hiç bir İkram ve göz nuru göremezse de, bu şeklin ona kâfidir, demiş.

İmam Ahmed Zühd’te Ebû Şeyh, Azamet kitabında ve Ebu’. aym, Mucâhid’den rivayet ettiklerine göre, şöyle demiştir:

(Yeryüzü Melekü’l-mevt için bir leğen kılınmıştır. İstediği taraf­tan alıyor. Onun yardımcıları vardır, ruhları alıyorlar, o da o ruh­ları onlardan teslim alıyor.)

Ebû Şeyh, Hakem b. Uteybe’den rivayet ettiğine göre fşpyle demiştir:

(Ölüm meleğinin eli altında dünya, adamın eli altındaki ğen gibidir.)

İbn Ebi’d- Dünya ve Ebû Şeyh, Ağar b. Süleym’den, söyle-ğini rivayet etmişlerdir:

(Hazret-i ibrahim (aleyhisselam) , ismi Azrail olan iki gözü yüzün­de, iki gözü kafasında bulunan meleğe sormuş:

— Ey Melekü’l-mevt, iki kişi biri maşrıkta, biri mağripte olSa veya bir veba olsa, veya bir savaş olsa sen ruhları almakta ne yaparsın?

Melekü’l-mevt demiş

— Ruhları çağırırım. Onlar elimin altında olurlar.

Ravi demiş ki, (Melekü’l-mevt’ için yer bir leğen gibidir. İstediğini hemen alabilir.)

İbn Ebi’d- Dünya, Hasan b. Ümâre tarikiyle Hakem’den rivayet etmiştir:

Yakup (aleyhisselam) ölüm meleğine -.

— Doğan her nefsin ruhunu alan sen misin? demiş.

Melek

— Evet, demiş. Yâkup (aleyhisselam) :

— Nasıl oluyor, sen benim yan im d asın ruhlar da dünyanın et­raf ındadır lar?

Melek:

— Allah bana dünyayı musahhar kıldı. O benim için ayağınızı koyduğunuz leğen gibidir. O istediğiniz tarafa elinizi uzatabildiğiniz gibi ben de her taraftan ruhları alabilirim.

Deynuri, (Mücâlese) de, Ebi Kays el-Ezdi’den şöyle rivayet et­miştir.

Melekü’l-mevte denilmiş;

‘Sen ruhları nasıl alıyorsun?’, Melek demiş:

‘Ben çağırıyorum, onlar da bana geliyorlar.

İbn Ebi’d- Dünya ve Ebû Şeyh ve Ebû Nuaym, şehr b. Harş…. rivayet ettiklerine göre şöyle demiştir:

-Melekü’l-mevt, oturur, dünya ayakları arasında kalır. İnsan ecellerinin yazıldığı levha da elinde olur. Önünde melekler hazır du­rurlar. O gözünü kırpmadan levhaya bakar; bir ecele rast geldiği zaman bunun ruhunu alın) der.

İbn Ebi Hatem ve Ebû Şeyh İbn Abbâs (radıyallahü anh) ‘ rivayet ettiklerine göre, ondan şöyle sorulmuştur:

— Aynı anda biri mağrip’de, biri maşrık’ta olan iki kişiye ölü n meleğinin gücü nasıl erişir.

O demiş:

— Ölüm meleğinin şark garp ahâlisine, karanlığa havaya, nize ulaşması, birinizin eli altındaki sofraya elini uzatması gibidir. İstediği taraftan alabilir.

Cüveybir, tefsirinde; Kelbi’den o da Mücahid’den o da İbn Ab­bâs (radıyallahü anh) ’dan şöyle dediğini rivayet etmiştir:

Bütün ruhları alan ölüm meleği, sizin oturağınızı kapsadığı­nız gibi, yeryüzünü kapsamıştır. Beraberinde rahmet melekleri ve azap melekleri bulunur. İyi birisinin ruhunu aldığı zaman onu rah­met meleğine bırakır. Kötü birisinin ruhunu aldığı zaman onu azap meleğine bırakır.-

İbn Ebi’d- Dünya ve Ebû Şeyh, Ebû Müsennâ el-Humsi’den şöyle dediğini rivayet etmişlerdir.

(Dünya dağıyla, ovasıyla, Ölüm meleğinin ayakları arasındadır1. Beraberinde rahmet melekleri ve azap melekleri bulunur. O ruhları alır, iyilerini rahmet meleklerine, kötülüklerini azap meleklerine bı­rakır.)

Demişler: (Şayet bir vak’a olsa veya kılıç şimşek şibi hızlı kesse o zaman ne yapar?)

Demiş: Ruhları çağırır, ruhlar ona gider,

İbn Ebi Hatem, Züheyr b. Muhammed’den şöyle dedığiîu rivâyet etmiştir: Denilmiş:

— Yâ Resûlallah (sallallahü aleyhi ve sellem) ölüm! meleği birdir. Halbuki ordular şarktan garba, her yerde savaşıyorlar. Bu arada nice ceninle düşer, ölenler olur.

Rasûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem buyurmuş:

— Allah Melekü’l-mevt için dünyayı elinizin altındaki leğen gibi oluncaya kadar dürdü, işte böyle olunca hiç bir şey ondan kaçar mı?

İbn Ebi Şeybe, Musarınef’inde Abdullah b. Nümeyf, o da A’meş’den, o da Hayseme’den şöyle rivayet ettiğini söylemiştir:

-Ölüm meleği Süleyman b. Davud’a gelmiş; onun dostu idi. Süleyman (aleyhisselam) ona demiş:

— Neden bir evden kimseyi bırakmıyorsun da, yanındaki diğer evden hiç kimsenin ruhunu almıyorsun?

Melek demiş:

— Ben ne aldığımı bilmiyorum. Ben ancak Arş’ın altında olan isimler içinde bulunan ve bana atılan sahifelere bakıyorum.

Aynı senedle Hayseme’den şöyle dediği rivayet edilmiştir:

Melekü’l-mevt, Hazret-i Süleyman’m yanma girip orda oturandan bİ-risine süze süze bakmış. Çıktığı zaman adam demiş:

— Bu kimdi? Demiş:

— O ölüm meleği idi. Adam:

— Bana öyle bakıyordu ki sanki ruhumu almak istiyordu. Sonra Hazret-i Süleyman ona demiş;

— Benden ne istiyorsun? Adam demiş

— Beni havaya bindir, beni Hindistan’a bıraksın.

Hazret-i Süleyman havayı çağırmış, onu havaya bindirip Hindistan’a bıraktırmış.

Sonra, ölüm meleği yine gelmiş. Hazret-i Süleyman ona:

— Sen arkadaşımı neden süzüyordun, demiş. Melek: ;

— Ona şaşırmıştım. Hindistan’da ruhunu almak için emredil­dim, halbuki o senin yanındaydı… demiş.

İbn Asakir, Hayseme’den şöyle dediğini rivayet etmüştir:!

Süleyman b. Davud, ölüm meleğine demiş.

— Ruhumu almak istediğin zaman, bana bildir. Melek:

—Ben onu bilmem. Bana ancak içinde isimler olan kitaplar ve­rilir, demiş.

İbn Ebi Hatem; İbn Abbas radıyallahü anh’dan şöyle de­diğini rivayet etmiştir: .

Bir melek İdris (aleyhisselam) ‘a gelmek için izin istemiş; izin aldıktan sonra, gelip ona selam vermiş. İdris (aleyhisselam) ona:

Seninle ölüm meleği arasında bir ilişki var mı?

Melek: .

— Melekler içinde O benim kardeşimdir, demiş. İdris (aleyhisselam) :

— Öyle ise, onun yanında bana bir yararın olabilir nü? Melek:

— Eceli takdim ve tehir etmek ise o yok. Fakat ölüm anında sana yumuşak davranması için ona söyleyeceğim. Melek î

—Kanadlarımın arasına b., demiş. İdris (aleyhisselam) bin­miş. Onu en yüksek göğe çıkartmış. Orda İdris (aleyhisselam) ka-nadlar arasmda iken, ölüm meleğiyle karşılaşmışlar. O melek, ölüm meleğine demiş:

— Benim senden bir ricam var.

Ölüm meleği:

— Biliyorum, İdris için bana bir şeyler söyleyeceksin. Onun is­mi silindi. Göz kırpmasının yarısı kadar eceli kaldı. İşte o zaman İdris Caleyhisselam) meleğin kanatlarının arasında öldü.

İmam Ahmed (Zühd) de ve İbn Ebi’d-Dünya Muammer’den şöy­le dediğini rivayet etmişlerdir:

(Öğrendik ki ölüm meleği ruhunun alınmasıyla emir olunma­dıkça kimin ecelinin ne zaman olduğunu bilmez.)

İbn Ebi’d- Dünya, İbn Cüreyc’den şöyle rivayet etmiştir:

(Haberimiz oldu ki, Melekü’l-mevte filan vakitte, filan günde fa­lanın ruhunu al denilir.)

Mervizî ve İbn Ebi’d- Dünya ve Ebû Şeyh, Ebî Şa’sa, Câbir b. Zeyd’den şöyle rivayet etmişlerdir.

(Ölüm meleği acıtmadan ruhları alıyordu. İnsanlar, ona sövüp lanet edince Rabbine şikayette bulundu. Allah acıları araya koydu, ölüm meleği de unutuldu. Artık falan kişi, filan hastalıktan öldü, de­nilir.)

Ebû Nuaym, A’meş’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir:

(Ölüm meleği insanlara görünüyor idi. Adama gelirdi. İhtiyacı­nı bitir, ben senin ruhunu alacağım derdi. Sonra insanların kendi­sinden şikâyet ettiğini Rabbine şikâyet etti. Allah da hastalığı gön­derdi ve artık ölüm gizli oldu.)

Ebû Hüreyre (radıyallahü anh’dan rivayet edildiğine Rasûlüllah (Sallallâhû aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

Ölüm meleği insanlara aynen gelirdi. Musa aleyhisselam) Ünce onu tokatlayıp gözünü patlatınca Melek Rabbine gidip (Yâ Bal bi kulun Musa gözümü patlattı) dedi.

Eğer senin katında kerim olmasaydı, ona azap verecektim.: Allah meleğe:

(Kuluma git ona söyle, elini bir öküz postuna koysun. Elinin kapladığı her kıl başına bir sene ona ömür olacak.)

Melek gelip söyledi. Musa (aleyhisselam) :

— Bundan sonra ne olacak? Melek

— Ölüm, dedi.

Musa aleyhi’ s-salâta ve’s-selâm) :

— Öyle ise şimdi olsun.

Melek onu kokladı, ruhunu aldı, gözü de yerine geldi. İşte bun dan sonra. Melek artık insanlara gizli gelmeye başladı.

Ebû Hüzeyfe, îshak b. Bişr, (Şedâid) kitabında kendi senediyj le İbn Ömer’den şöyle dediğini rivayet etmiştir:

Ölüm meleği:

— Yâ Rabbi senin kulun İbrahim, öleceğine çok üzülüyor. Allah meleğe:

— Git, ona söyle! Dost’un, dosttan ayrılığı uzadıkça ona ka inak ister..

Melek gidip tebliğ etti. Hazret-i İbrahim (aleyhi’s-salâtü ve’se lam) :

— Evet Öyledir, yâ Rabbi, sana kavuşmayı çok isterdim.

Melek ona bir reyhan verdi. Kokladı ve o anda melek onun ru­hunu aldı. .

Ebû Şeyh, Muhammed b. Münkedir’den şunu rivayet etmiştir.

Ölüm meleği, İbrahim (aleyhisselam) ’a demiş s

— Allah, müminin ruhunu aldığım kolaylıkla senin ruhunu mamı emretti.

İbrahim (aleyhisselam) :

— Senden seni gönderenin hakkı için benim hakkımda ona yal­varmanı diliyorum, dedi.

Melek Rabbine gidip

— Senin dostun kendisi için benim sana yalvarmamı Allah meleğe buyurdu:

— Ona git ve söyle senin Rabbin diyor ki’dost dostuna kavuş­mak ister.

Melek ona söyledi. İbrahim Caleyhisselam) :

— Öyle ise emredildiğini hemen yap, dedi. Melek dedi:

— Yâ İbrahim hiç içki içtin mi? İbrahim (aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm) :

— Hayır, dedi. Melek ağzını kokladı ve ruhunu aldı.

İmam Ahmed, Ebû Hüreyre (radıyallahü anh’dan rivayet et­tiğine göre, Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu:

Dâvud (aleyhisselam) ‘da şiddetli bir gayret vardı. Çıktığı za­man bütün kapılan kapatırdı, gelinceye kadar kimse evine girmez­di. Bir gün dışarı çıkar. Döndüğünde bakar, evinde ayakta bir adam duruyor. Dâvud (aleyhisselam)

— Sen kimsin? demiş.

— Ben öyle birisiyim ki, krallardan korkmam. Engeller, girme­me mani olmaz.

Hazret-i Davud (aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm) :

— Öyle ise sen ölüm meleğisin. Allah’ın emri başüstüne gel­miş, dedi. Elbisesine büründü ve hemen ruhu alındı.

Taberani’nin, Hüseyin (radıyallahü anh) ’dan rivayetine göre:

Cebrail, Peygamber (aleyhisselatu Vesselam) ‘m vefat gününde yanma geldi; Ona

— Kendini nasü buluyorsun, diye sordu. Rasûlüllah (aleyhisse­latu Vesselam) :

— Yâ Cebrail çok sıkıntı ve gamda bulunuyorum.

Bu arada ölüm meleği, kapıda izin istedi. Cebrail (aleyhi’s-salatü ve’s-selâm) :

— Yâ Muhammedi- İşte bu ölüm meleğidir. Yanına girmeye izin istiyor. Senden önce hiç bir insanoğlundan izin istemediği gibi sen­den sonra hiç kimseden izin istemeyecektir.

Cebrail’e:

—Ona izin ver, dedi. O da izin verdi.

Ölüm meleği Onun önünde ihtiramen durdu ve:

— Allah beni sana gönderdi, sana itaat etmemi emretti, eğer buyurursanız ruhunuzu alacağım, şayet istemiyorsanız, bırakırım dedi.

Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem)

— Yapar mısın ey Ölüm meleği? diye sordu.

O:

— Evet, dedi.

Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) :

— Öyle ise emrolunduğunu yap, dedi. Cebrail (aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm) :

— Allah seni yanma almak istiyor, dedi.

Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) :

— Emrolunduğunu yap ey melek, diye buyurdu.

İmam Ahmed (Zühd) de ve Said b. Mansûr, Ata b. T’esâr’dan şöyle dediğini rivayet etmişlerdir:

Ölüm meleği, her gün beş sefer her evin ahalisini inceler. Ru­hunu almakla emr o Umduğu kimse var mı, yok mu diye bakar.)

İbn Ebi Hatem Ka’b’dan şöyle dediğini rivayet etmiştir:

İçinde insan olan her evin kapışma ölüm meleği, her gün yedi sefer bakar; ruhunun alınmasıyla emrolunduğu kimse varsa ruhu­nu alır

lmam-ı Ahmed, (Zühd) de ve Ebû Şeyh, Mücahid’den şöyle dediğini rivayet etmişlerdir:

(Ölüm meleği, taş olsun, çadır olsun, yeryüzündeki her evi gün­de iki sefer ziyaret eder.)

İbn Ebi Şeybe ve İmam-ı Ahmed’in oğlu’Abdullah, Zevâidü?z-Zühd’de, Abdulâ’la et-Teymi’den şunu rivayet etmişlerdir

Ölüm meleği her evi her gün iki sefer araştırır.)

Ebû Nuaym, Sabit el-Bennâni’den şöyle dediğini rivayet etmiş tir:

Gece gündüz yirmi dört saattir, her saat başına Ölüm meleği gelir ve her ruh sahibinin basma dikilir* eğer ruhunun alınmasıyla emrolunduysa, ruhunu alır, yoksa gider.

Enes (radıyallahü anh) ’den merfûan rivayet edildiğine göre

(Ölüm meleği her gün yetmiş sefer kulların yüzüne bakar. Me­leğin kendisine gönderildiği kul güldüğü zaman, melekde tuhaf şey! Ben ruhunu almak için gelmişim, o da gülüyor) der.

Ebû Şeyh, Kitabü’l-Azamet’de ve İbn Ebi’d- Dünya|t Zeyd b. Eslem’den şöyle dediğini rivayet etmişlerdir:

(Ölüm meleği her gün beş sefer evleri inceler. Ve hergün bir sefer insanoğlunun yüzüne bakar. Bu bakmaktan insanlara sıkıntı ve inkıbaz basar, yüzü değişir.)

EbulŞeyh, İkrime’den şöyle dediğini rivayet etmiştir

(Ölüm meleği her gün Üç veya beş sefer insanların hayat kita­bına bakar.)

Enes (Radııyallahu anh’dan. rivayet edildiğine göre Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:

(Hayvanlar ve böcekler, teşbih etmektedir. Teşbihleri bittiği za­man Allah ruhlarını .alır. Bunlarda ölüm meleğinin müdahalesi yok­tur.)

Bu hadisin başka bir rivayet yolu vardır. Kavilerden olan Ha­tip, Malik’ten, İbn Ömer hadisinden rivayet etmiştir. Aynısını İbn Atiyye ve Kurtubi’de rivayet etmişlerdir. Ve mânâsı şöyle olur:

Allah, ölüm meleğinin müdahalesi olmadan hayatlarını alır. İn­san ise, ruhunu almak için melek ve yardımcıları yaratılmakla mü­şerref kılınmıştır.

Ravilerden olan Hatip, Malik’ten o da Süleyman b. Muammer el-Kitabi’den rivayet ettiğine göre şöyle demiştir:

Malik b.’ Enes’in yanında İdim, Bir adam ondan,

— Pirelerin ruhlarım ölüm meleği mi alır? diye soMui Uzun uzun bekledi, sonra:

— Ruhu var mı?, diye sordu.

O (Evet) deyince Malik i

— Öyle ise ölüm meleği onların da ruhlarını alır,

Cuveybir, tefsirinde, Dahhak’tan o da İbn Abbâs (radıyallahü anh) ’dan şöyle dediğini rivayet ediyordu:

Ölüm meleği insanların ruhlarını almakla müekkel kılınmış. Odur onların ruhlarını alan. Cinlere, şeytanlara, kuşlara, vahşi hay­vanlara, böceklere, balıklara, karıncalara, ayrı birer melek müekkel kılınmıştır, ruhlarını almakla görevlidirler.

Denizdeki şehidler ise, Allah onların ruhunu alır. Allah yolunda denizlerin, derinliklerinde şehit düştükleri için kerametlerinden do­layı onların ruhu Ölüm meleğine bırakılmıyor.

Bu hadisin ravileri içinde Cuveybir cidden zaifu-rivâye, birisidir.

Dahhâk ile İbn Abbâs arası da kesiktir. Hadisin son kısmı için mer-îu’ (sağlam) bir delili vardır. .

İbn Mâce, Ebû Ümâde (radıyallahü anh) dan şöyle rivayet et­miştir:’

Rasûlüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) den işittim ki diyor: (Allah, ruhların kabzedilmesi için bir melek müekkel kılmıştır. Şehidler müstesna, onların ruhlarını Allah direkt kendisi alır.)

İbn Ebi Şeybe, Musarınef te Abdullah b. İsa’dan şöyle dedi­ğini rivayet etmiştir:

Sizden öncekilerden bir adam vardı. Karada Allah’a kırk se­ne ibâdet etti. Sonra’Yâ Rabbi, denizde ibadet etmek istiyorum’ de di. Bir topluluğa rast geldi, gemilerine binmek istedi, onlar da onu bindirdiler. Gemileri Allah’ın istediği kadar gitti. Sonra, suyun ke­narındaki bir ağacın yanında durdu. Adam, dedi:

‘Beni bu ağacın üstüne bırakın’. Onlar da onu bıraktılar ve ge­mileri onları götürdü. O arada bir melek göğe daima onunla yük­seldiği sözleri söyleyip göğe çıkmak istedi. Fakat söyleyemedi. An­ladı ki bu onun bir hatâsının neticesidir. Sonra ağacın başındaki adama gitti. Kendisine şefaat etmesini istedi. Adam namaz kıldı, dua etti ve ruhunu alan meleğin o olmasını istedi ki, Ölüm meleğinden ona daha kolay olsun.

Eceli geldiği zaman o melek ona geldi. Ve:

(Daha evvel senin şefaatini benim hakkımda kabul ettiği gibi Rabbimden benim şefaatimi senin için kabul etmesini ve benim se­nin ruhunu almamı istedim… İşte istediğin zaman senin ruhunu alı­rım,) dedi.

Adam hemen secdeye kapandı, gözünden bir yaş aktı ve öldü. (3)

Bir Mesele

İbn Asâkir, (Tarihlinde, Ebû Zur’ate (radıyallahü anh) ‘den şöyle dediğini rivayet etmiştir:

Necip b. Ebû Ubeyd el-Bezzi bana dedi ki

— Rüyamda ölüm meleğini gördüm. Diyordu-.

(Babana söyle bana salavat getirsin, ruhunu aldığım zaman onl yumuşak davranayım.)

Ben bunu babama anlattım, babam dedi ki:

Ey oğulcuğum, benim Ölüm meleğiyle olan ünsiyetim anan! olan ünsiyetimden daha fazladır.

İbn Asakir Zeyd b. Eşlem yoluyla, babasından şöyle dediği rivayet ediyor:

İbn Ömer (radıyallahü anhüma) ın Rasûlüllah sallallahü aleyhi ve sellem’den rivayet ettiği:

(Hastalıktan üç gün yatan her müslüman yazılmış vasiyetini başucunda bulundurmalı) hadisini hatırladım. Vasiyetimi yazmak için mürekkep ve kağıt istedim. O, arada uyku bastırdı, yazmadan yatmıştım.

Yatarken, içeriye beyaz elbiseli, hoş kokulu, güzel yüzlü birisi girdi. Dedim:

— Yâ filan, kim seni içeri soktu? Dedi i

— Evin sahibi. Dedim:

— Sen kimsin? Melek:

— Ölüm meleğiyim, deyince ben korktum. O:

— Korkma senin ruhunu almaya gelmedim, dedi. Ben:

— Öyleyse bana ateşten kurtulmam için bir berâet yaz! i O:

— Hokka ve kağıdı ver, dedi.

Ben, yatarken yanımda kalan hokka ve kağıda elimi uzattım başucundaydı. Aldım. O:

yazmaya başladı.

Kağıdın arkasını önünü doldurdu. Ben kağıdı elime aldım. Ödedi:

— İşte bu senin berâetindir. Allah sana rahmetiyle muamele etti.

Ben korkudan uyandım. Lambayı istedim. Baktım, yatarken ya­nımda kalan kağıdın iki yüzünde de; yazılmış. (4)

Bir Fasıl

Kurtubi demiş Ki:

(Söyle size müekkel olan ölüm meleği sizin ruhunuzu alır-j (Sec­de, 11) ayetiyle)

(Elçilerimiz onun ruhunu aldılar,) (En’am, 61) ayeti arasında münafat olmadığı gibi.

(Melekler onların ruhlarını alır.) (Nahl, 28) âyetiyle,

(Allah nefisleri alır) (Zümer, 42) âyeti arasında da münafat ve zıtlık yoktur. Çünkü, ruhu almak fiilini ölüm meleğine izafet etmek, ruhlar onda durduğu içindir. Ayni fiili diğer meleklere izafe etmek onlar ruhları bedenlerden aldıkları içindir. Onlar alır, Melek’ül-mevt kabz eder, tutar. Ve aynı fiili Allah’a izafe etmek, hakiki fail o ol­duğu içindir.

Kelbi demiş ki:

(Melekü’l-mevt ruhu cesedden alır, rahmet veya azap melek­lerine teslim eder. Ölüm meleğinin mümin ve kâfire nisbeten şek­linin değişmesi ise açıktır. Çünkü, (meleklerin istedikleri şekle gi­rebildikleri) mukarrar bir meseledir. (5)

(1)  Nazirat, 5

(2)  Kıyamet

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler