Sual: Bir namaz vakti geçip de kılmayınca üzülmeyenin imanı gider. Sürekli günahların içindeyiz. Bunlara dair keşke böyle olmasaydı diye genel bir üzüntü kâfi midir? Yoksa her an buna üzülmek mi gerekir?

Cevap: Üzülmeyenin, gitgide kalbi kararır ve imanı gider veya bunun farz veya haram olduğuna itikad etmediği için imanı gider, demektir. Devamlı günah işleyenler, buna üzülmezse, zamanla imanını kaybeder. Her günah aynı değildir. Günah işleyeni görüp de beğenenin imanı gider. Böyle günah işleyenleri görüp üzülmemek, günah olur.

 

Sual: Altı namazı kendisini seferî zannederek kılan bir kimse bunları kaza ederken vitri de kaza edecek mi?

Cevap: Etmez. Bir kimse yatsıyı kılmadığını unutarak vitiri kılsa da sonra yatsıyı kılsa vitiri tekrarlamaz. Bir kimse yatsıyı abdestsiz, vitirle sünneti abdestli kılsa yatsı ile sünneti tekrar kılar; vitiri kılmaz. Bir kimse ikindiyi kılar da sonra öğleyi abdestsiz kıldığı anlaşılırsa yalnız öğleyi tekrarlar. Çünkü o kimse unutan gibidir. (İbn Âbidîn, Geçmiş namazların kazası bahsi.)

 

Sual: Sabah namazını cemaatle kazâ eden açık mı, gizli mi okur?

Cevap: Açık okur.

 

Sual: Bazı fıkıh kitaplarında “Bir müslümana bir farzı öğretmek; haram işlememesi ve kaza kılmaya devam etmesi şartıyla; namaz kazalarına keffaret olur” diyor. Bu emr-i marufa teşvik için söylenmiş bir söz mü, yoksa bir emri maruf ve neyhi münker yapmak gerçekten namaz kazaları dâhil bütün günahların affedilmesini sağlar mı?

Cevap: Öncelikle emr-i marufu övmek için söylenmiş bir sözdür. Mânâsı da kazâya kalmış namazı kazâ ettikten sonra, kazâya bırakmaktan dolayı hâsıl olan günahı, emr-i maruf siler demektir. Çünki âyet-i kerimede iyiliklerin kötülükleri sileceği buyurulmaktadır.

 

Sual: Sabahı vaktinde kılamayan biri, öğleden önce sabahı sünneti ile birlikte kaza edebiliyor. Peki öğleden önce kılmak zorunda mıdır? Özürsüz öğleden sonra kılamaz mı?

Cevap: Tertip sahibi ise kılamaz. Tertip sahibi değilse kılabilir ise de hem geciktirme, hem de sünneti terk etme günahı artar. Unutarak kılmışsa günah da olmaz.

 

Sual: Eskiden kazâya kalmış namazlar tertibi düşürür mü?

Cevap: Bir kimsenin bir namazı kazâya kalsa, bunu kılmadan sonraki vaktin namazını kılamaz. Altı vakte kadar böyledir. Unutarak kılmak veya vaktin çıkması korkusu özürdür. Kazâya kalan namazlar altı vakti bulunca tertib düşer. Bu kimse o vaktin namazını kılabilir. Ancak kazâya kalan namazları kazâ etmedikçe günahı artar. Ancak eskiden kazâya kalmış namazların tertibi düşürüp düşürmeyeceği ihtilaflıdır. Kazâya kalmış namazlar iki nevidir: Fevâit-i Kadîme (Eskiden kazâya kalmış namazlar) ve Fevâit-i Hâdise (Yeni kazâya kalmış namazlar). Mesela bir kimse bir ay namazını terk edip bunları kazâ etmeden tekrar namaza başlasa, bu arada bir vakit namazı terk etmiş olsa, o yeni kazâya kalmış namazı hatırladığı halde, vaktin namazını kılarsa, bazı âlimlere göre câiz olmaz; bazı âlimlere göre câiz olur. Fetvâ da ikinci kavil üzerinedir (Fetâvâ-yı Hindiyye, Kazâ Namazları bahsi).

 

Sual: Sabah namazına uyanamayınca, öğlen namazının vaktine kadar kılınabilir mi? İmsak vakti girince, ezanı beklemeden namaz kılınır mı?

Cevap: Öğlen ezanı okunana 15 dakika kalıncaya kadar sünneti ile beraber kaza edilir. Takvimlerde imsak yazan vakitten en az 15 dakika sonra sabah namazı kılınabilir. Hazret-i Peygamber, imsak vaktinde orucu bırakır; 15 dakika kadar zaman sonra sabah namazını kılardı. Bu zaman zarfında Kur’an-ı kerim okurdu.

 

Sual: Terâvih namazını kılarken, kazâ namazına niyet edip kazâ namazı kılınabilir mi? Kazâ namazı borcu olanın terâvihi sahih olur mu? Ya da evvâbîn, teheccüd gibi namazları sahih midir?

Cevap: Özür ile terk edilmiş birkaç vakit kazâ edilmeden, terâvih, teheccüd, evvâbîn gibi nâfile namazları kılmak câizdir. Kasden terkedilmiş kazâ namazı borcu olanın, terâvih, teheccüd gibi nâfile namazları sahih olur ise de, sevab alamaz. Çünki farzlar tamamlanmadan, nâfilelelere sevab verilmemesi, dinde umumî kaidedir. Kazâsı olan kişi, Ramazan gecesi terâvihe niyet ederek 20 rek’at kazâ kılarsa, inşallah terâvih sevabı da alır. Câmiye gitmemesi fitneye veya dedikoduya sebep olacaksa, câmiye gider; imama uyar; namazı sahihtir; hatta fitneyi önlemek veya emr-i maruf yapmak niyetinden dolayı sevab bile kazanır. Yahud Şâfiî mezhebine göre abdest ve guslü varsa, bu mezhebi taklid ederek imam terâvih kıldırırken, kendisi kazâlarına niyet eder. Çünki bu mezhebde imam ile muktedinin (imama uyanın) farklı namazlar kılması câizdir.

 

Sual: Namaz borcu varken, şu an kıldığımız namazların sünnetleri borca sayılır mı?

Cevap: Nafileler farzların yerine geçmez, ama kılınmış farzlardaki eksikleri tamamlar. Kazası olan her fırsatta kaza kılmalı, beş vaktin sünnetlerini de kaza olarak kılmalıdır. Borçlu kalmak çok mahzurludur.

 

Sual: Mâlikî mezhebini taklit eden kimse, abdestli olduğunu sanarak namaz kılsa, daha sonra abdestini bozduğunu hatırlasa, abdestsiz namaz kıldığı için o namazı kazâ etmesi gerekir mi?

Cevap: Vakit içinde anlarsa iade eder. Vakit çıktıktan sonra anlarsa kaza etmesi gerekmez.

 

Sual: Teşrik tekbiri kazâ namazlarından ve vitr namazından sonra da söylenir mi?

Cevap: Vitr ve cenâze namazı ile nâfilelerden sonra teşrik tekbiri getirilmez. O bayram günlerinde kazâya kalan namazı sonra kazâ ederken namazın ardından teşrik tekbiri getirilir.

 

Sual: Kazâ namazlarını bitiremeden ölenin hiç mi kurtuluşu yoktur? Yani kesinlikle namaz borçları kadar yanar mı, yoksa affedilebilir mi?

Cevap: Nafaka ve istirahat gibi zaruri vakitlerin dışında hep kazâ namazı kılan kimse, bu kazâları bitirmeden ölürse, affolunur. Bu namazları özür ile kazâya kalmışsa, bazı âlimlere göre nâfile namazları ile tamamlanır. Ayrıca her çeşit günahı işleyenin afvolunması umulur. Ama elbette kat’i değildir.

 

Sual: Eğer bir rek’atin de namaz vakti içinde kılınmamış olduğunu anladığımızda, bu namazı tekrar kılmamız gerekiyor mu? Yoksa bu namaz kazâ yerine geçip sahih oldu mu?

Cevap: Namazı vaktinde kıldığını zannedip, vakit çıktığını anlarsa, kazâ yerine geçer.

 

Sual: Akşam namazı kazâsı olmadığını çok zanneden biri, akşamın kazâsına niyetle kılarken, ilk rek’atte ayakta iken namazı bozsa, iade etmeliyse kaç rek’at iade etmelidir?

Cevap: İki rek’at olarak iade edecektir.

 

Sual: Dört rek’atlik nafileye niyet eden kimse, namazını, a) ilk iki rek’atte bozsa b) son iki rek’atte bozsa, kaç rekat iade etmelidir?

Cevap: İki rek’at iade etmelidir.

 

Sual: Kur’an-ı kerimi ezberlemek istiyorum. Nasıl ezberlemeliyim? Unutmamamak için ne yapmalıyım? Kazâ namazlarım var; onları kıldıktan sonra mı ezberlemeliyim?

Cevap: Tamamını ezberlemek istiyorsanız, bir hocaya gidip usul sorun. Soramazsanız, her gün sırayla bir mikdar ezberlemeye çalışın. Yaygın usul olarak her cüzün ilk sayfası, sonra son sayfası ezberlenmektedir. Her cüzün ilk sayfası olmak üzere baştan sona bütün cüzlerin ilk sayfasını sonra ikinci, sonra üçüncü şeklinde de bir ezberleme usulü vardır. Bir yandan da kazâları kılmalıdır. Elbette ki kazâlar daha mühimdir.

 

Sual: Kazâ namazı kıldıktan sonra normal namazlardaki tesbihat yapılır mı? Kazâ namazı olan bir kişi, Kur’an-ı kerimden ezber mi yapmalı veya dinî ilimler mi öğrenmeli, yoksa kazâ namazı mı kılmalıdır?

Cevap: Kazâ namazından sonra tesbihat yapılmaz. Kazâ kılmayı, her şeyin önüne almalıdır. Dinî ilimlerden de farz ve vâcib olanları kazâ namazıyla beraber okuyabilir.

 

Sual: Akşamı yatsı vaktine çekerek cem etmeye niyetlenen bir kimse, henüz akşam namazı vakti çıkmadan önce kalbinden (akşamı yatsı vaktinde kılacağım) diye geçirmesi gerekiyor. Bu niyet farz mıdır? Yani, bu niyeti yatsı vakti girmeden önce yapmayı unutan bir kimse, yatsı vakti hatırlasa, niyet edebilir mi? Bu şekilde cem caiz olur mu?

Cevap: Bu niyet, namazın eda olarak sahih olmasının şartıdır. Vakit çıkmadan cem-i tehire yahud ilk namazı selâmlamadan cem-i takdime niyet etmezse, cem sahih olmaz, namaz kazaya kalmış olur.

 

Sual: Uyku sebebiyle veya tembellik sebebiyle bir namazın vakti daralır da abdest alıp namaz kılmaya kâfi olmazsa, bu vaktin namazı, kazâya bırakma günahından kurtulmak için, müteâkib namazla birlikte cem edilerek kılınmak üzere tehir edilebilir mi?

Cevap: Uyku sebebiyle namaz vakti çıkarsa, kazâ için özürdür. Tembellik sebebiyle cem edilmez. Cem mutlaka meşru bir özürle olur.

 

Sual: Uyku sebebiyle veya tembellik sebebiyle bir namazın vakti daralır da abdest alıp namaz kılmaya kâfi olmazsa, namazı kazaya bırakmamak için, öğleyi asr-ı evvelde kılarım diye düşünmek ve yatsıyı işâ-i sâni de kılarım diye düşünmek cem etmekten önce mi gelir?

Cevap: Bir Hanefî hiç özür olmaksızın akşamı işâ-i sâniye kadar geciktirse, sahihtir. Asr-ı sani de böyledir. Diğer mezheplerde ve bu mezheplerden birini taklid eden Hanefi için bu tehir mümkün değildir. çünki üç mezhebde öğle ve akşamın vakti asr-ı sâni ve işâ-ı sânî girmeden biter. Böyle bir Hanefî ancak bir özür sebebiyle asr-ı sâni veya işâ-yı sâniye kadar öğle veya akşamı geciktirebilir. Çünki taklid ettiği mezhebin de şart ve müfsidlerine uyacaktır. Buna da muvaffak olamazsa cem eder.

 

Sual: İhtiyaç hâlinde namazlarımızı cem ediyoruz. Cem ederken [kamet ve allahümme entesselâm… dan başka] iki namazın farzını arada fâsıla vermeden peş peşe kılmak lâzım geldiği kitaplarda bildiriliyor. Mâlikî veya Şâfiî veya Hanbelî mezhebini bu mevzuda taklid eden bir kimse, iki farz arasında bilmeden veya unutarak sünnet namaz kılmış olsa, telefonla konuşsa veya sorulan suale uzun veya kısa cevap verse, bir ihtiyaç hâlinde yiyip içse veya baş dönmesi ve benzeri bir rahatsızlık sebebiyle bir müddet ara verip dinlense cem sahih olur mu?

Cevap: Bunların cem’e zararı yoktur. Mekruh olur. Abdesti bozulunca su aramak, necâseti temizlemek gibi meşguliyetler mekruh da olmaz.

 

Sual: Eskiden kalan kazâ namazlarını kılıyor; bir yandan da dinî kitaplar okuyorum. Bunun yanında kalben her gün zikr yapmam mahzurlu mudur? Öncelikle kitapları okumam mı lâzımdır?

Cevap: Önce kazalar gelir. Yorgun düşünce, dinlenmek için zikr yapılır. Kitaplardan da farz olan bilgiler okunur.

 

Sual: Öğle ile ikindiyi cem etmek için, öğle vakti çıktıktan sonra cem etmeye niyet ettim. Hâlbuki öğle çıkmadan önce cem etmeye niyet etmem gerekiyormuş. Cem sahih oldu mu? İadesi veya kazâsı lâzım gelir miydi?

Cevap: İade, bu mümkün olmazsa kazâ lâzım gelir.

 

Sual: Mukimken veya seferde Hanbelî veya Mâlikî mezhebini taklid ederek öğle namazını ikindi namazı vaktine tehir ederek cem eden bir kimse, ikindi vakti girince önce ikindiyi sonra öğleyi kılmış olsa, yani tertibe riayet edilmemişse, cem sahih olur mu? Böyle kılan biri vaziyeti nasıl telâfi etmesi lâzımdır? İadesi veya kazâsı lâzım gelir mi?

Cevap: Cem-i tehirde tertip lâzım değildir.

 

Sual: Mukimken veya seferde Hanbelî veya Mâlikî mezhebini taklid ederek ikindi namazını öğle vaktine çekip [takdim ederek] cem eden bir kimse öğle vakti girince önce ikindiyi kılsa, sonra öğleyi kılsa yani tertibe riayet edilmemişse cem sahih olur mu? Böyle kılan biri vaziyeti nasıl telâfi etmesi lâzımdı? İadesi ve kazâsı lâzım gelir mi?

Cevap: Cem-i takdimde tertip lâzımdır. İade veya kazâ lâzımdır.

 

Sual: Gerek takdimde, gerek tehirde, öğle ikindiden, akşam yatsıdan önce kılınır ki buna tertip denir buyuruluyor. Takdimde veya tehirde tertibe sehven veya bilmede riayet etmeyen bir kimse vakit içinde hatasını anlarsa baştan tekrar cem edip kılabilir mi?

Cevap: Cem-i takdimde tertip lâzımdır. İade veya kazâ lâzımdır.

 

Sual: Hanefi mezhebindeyim maliki mezhebini taklid ediyorum. Mâlikî’de deniz seferlerinde cem câiz olmayacağını, seyahat boyunca bu vâsıtaların içerisinde Mâlikî mezhebine uyarak cem edilemeyeceğini, bu gibi hallerde Hanbelî ve Şâfiî mezheplerinden birini taklid etmek lâzım geldiğini nakletmiştiniz. Cem, deniz aracında değil karaya çıkınca yapacağım. Deniz yolculuğunda Mâlikî’yi taklid ederek cem’e niyet etmiş olmamın bir mahsuru var mı? Velev ki karaya varınca seferiliğim devam etsin veya mukim olayım?

Cevap: Denizde giderken cem yapılmaz. Seferin bir kısmıdenizde, diğer kısmı karada olursa, karadaki kısmında cem caizdir.

 

Sual: Çalışma şartlarından dolayı namaz kazaya bırakılır mı? Her gün kazasını yapmak kabul olmaz mı?

Cevap: Namaz kılmaya imkân veren iş aramalıdır. Aksi takdirde öğle tatilinde öğle ile ikindiyi, eve gelince de akşam ile yatsıyı Mâlikî, Şâfiî veya Hanbelî mezhebine göre cem etmelidir. Bunu da yapamıyorsa, uygun iş bulana kadar akşam hepsini kazâ etmelidir.

 

Sual: Uzun ameliyatlara giren bir doktorun, nöbet bekleyen polis ve askerin namazlarını kaçırmasının hükmü nedir? Kazaya bırakma ruhsatı var mıdır? Cem etmesi mümkün müdür?

Cevap: Vaktinde kılamıyorsa, Hanefî dışındaki üç mezhebe göre cem etmesi gerekir.

 

Sual: Sabah 8:30’dan itibaren, akşam 20:00’ye kadar mesaideyim. Öğle, ikindi ve akşam namazları iş zamanına rast geliyor. Benim çalıştığım yerde namaz kılanların hepsine Vehhabî gözüyle bakıyorlar. Benim namazlarım kazâ olmaması için, iş yerinde ön tarafa küçücük sandalye koyarak, ayaklarımı sallatmadan imâ ile kılmam câiz midir?

Cevap: Öğle ve ikindiyi öğle tatilinde cem-i takdim ile, akşam ve yatsıyı da eve gidince cem-i tehir ile cem etmelidir. Kıyama kadir olmayan, oturarak kılar. Bu da mümkün olmazsa namazı kazaya kalır. Namaza mâni işten hayır gelmez.

 

Sual: Hastanede narkoz veya ilaç alarak uyutulan ağır hastanın kılamadığı namazlarının adedi birkaç günlük olsa, veya beş vakit olsa kaza etmesi lazım mıdır?

Cevap: Baygınlık hâli semavi olmadığı (insan eliyle hâsıl olduğu) için kaza gerekir.

 

Sual: Sitenizin hastalıkta namaz babında (Secde edemeyen kimse yere oturup başı ile ima eder. Göz ile imaya bazı âlimler cevaz vermiş ise de meşhur kavle göre göz ile ima olmaz. Böyle kişi namaz kılmaz. Altı vakitten az ise sonra kaza eder) deniyor. Altıncı vakit vitir namazımı oluyor? Peki, altı vakitten fazla olursa da kaza edecek mi?

Cevap: Bir günden çok namazını kılamazsa sözünden, vitrin dâhil olduğu ve sonraki günden de bir vaktin geçmesi anlaşılmaktadır.

 

Sual: Tehlike zamanında namazı oturarak ima edip kılmak caizdir buyuruluyor. Askerde komutan korkusundan, okulda öğretmen korkusundan, iş yerinde amirinin korkusundan bu şekilde oturarak ima ile namaz kılmak caiz mi? Rahata kavuşunca iadesi veya kazası lazım gelir mi?

Cevap: Evet. Hayır.

 

Sual: Mekruh vakitte namaz kılınca bunun iadesi vacip olmaz deniyor. Bu ifadeden ne anlamak gerekir? İkindiyi kerahet vaktinde kılan, öğleye 20 dakika kala namaz kılan bir kimse, bu namazların içerisinde ki vâciplerden birini terk edince o namazı iade etmesi vacip olmaz mı?

Cevap: Vâciblerinden birisi kasden terk edilen namaz, iade ve kazâ edilir. Sadece mekruh vakitte kılındığı için bir namaz iade veya kazâ edilmez.

 

Sual: Kâfirlere, fâsıklara, çocuklara, bidat ehli kimselere kıble sorulmayacağı bunlara sadece yönleri anlamak için güneşin ne taraftan batıp, ne taraftan doğduğu sorulabileceği fıkıh kitaplarında yazılıdır. Velev ki bunlara kıblenin yönünü sorup o cihete namaz kılan bir kimsenin namazı sahih olur mu? Vakit içinde iadesi, vakit çıkınca kazası lazım gelir mi?

Cevap: Bunlara sorup, başkaca hiç araştırmadan, düşünmeden oraya doğru kılarsa namaz sahih olmaz mânâsınadır. Yoksa kim söylerse söylesin, insanda bir fikir hâsıl eder. Yalnızca bunların sözüyle hareket etmek kâfi gelmez.

 

Sual: Namazı bozulan bir kimse namazı bozan hareketini namaz vakti çıktıktan sonra öğrense bu namazı kaza etmesi farz olur mu?

Cevap: Namazı bozan hareketi unutma ile olmamışsa, mesela kasden yapıp bunun bozacağını bilmiyorsa, iade ve kaza gerekir.

 

Sual: Maliki mezhebinde tertib sahibi olmak var mıdır? Hayzı 14 gün süren ve malikiyi taklid eden bir kadın bu dört günü kaza ederken sırayı gözetmesi gerekir mi?

Cevap: Malikî mezhebinde tertip sahibi olmak vardır. Ancak dört vakitle sınırlıdır. Beş vakti kazaya kalmışsa, tertip sahibi olmaktan çıkar.

 

Sual: Dört rek’at niyetiyle nâfile namaza başlayıp herhangi bir sebeple iki kılıp selâm verince kılınmayan iki rek’at üzerimize vâcib oluyor. Bu nâfileyi edâ veya kazâ edince baştan dört mü kılacağız, iki mi kılacağız? Nasıl niyet edeceğiz?

Cevap: Kılınmayan iki rek’at vâcib olmuyor. Dört rek’atlik nâfile namaz diye bir şey yoktur. Tek selâmla kılınan iki rek’atlik iki nâfile namaz vardır. Keyfî olarak iki rek’at kıldıktan sonra namaz bozulsa, iadesi veya kazâsı lâzım gelmez. (İbni Abidin)

 

Sual: Unutarak abdestsiz namaz kılmışım. Namaz vakti çıktıktan sonra hatırladım kaza edecekmiyim?

Cevap: Vakit çıkmadan iade edilir. Vakit çıkmışsa kaza etmek müstehabdır.

 

Sual: Bir adam, teyemmümün, bileğe kadar yapılacağını, vitrin de bir rek’at olarak kılınacağını bilse (ve bir müddet de öyle, yapsa); sonra da teyemmümün dirseğe kadar yapılacağını, vitrin de üç rek’at olarak kılınacağını öğrense, bu şekilde, önce kılmış olduğu namazları iade eder mi?

Cevap: Etmez. Fakat bu kimse bunu bilgisizliğinden ve hiç bir kimseye sorup öğrenmeden yapar, sonra da sorduğunda kendisine vitrin üç rek’at kılınması emredilirse, bu halde, önce kılmış bulunduğu vitirleri kazâ eder.(Fetava-yı Hindiye, Kaza namazları babı)

 

Sual: Temiz zannederek necis su ile abdest alan bir kimse bunu namazdan sonra fark etse, iade veya kazâ lâzım gelir mi?

Cevap: Vakit içinde iade gerekir. Vakit çıkmışsa kazâ etmek iyi olur.

 

Sual: Teyemmüm ve iki namazı cem etme imkânı olmayan kimse, Hanbelî mezhebini taklid ederek teyemmümsüz olarak namazını kılabilir mi?

Cevap: Teyemmüm imkânı bulamayan namazı terk eder. Sonra kazâ eder. İhtiyaç olmadığı için mezheb taklidine gerek yoktur. Çünki mezheb bunu özür saymıştır. Ederse de zararı olmaz; namaz borcu düşer. Burada abdest ve namazda Hanbelî mezhebine riayet eder.

 

Sual: Kaza borcu olmayan kişi sünnet yerine kaza kılarsa, sünnete de niyet ederse sünnet sevabı alır mı?

Cevap: Kaza borcu olmayanın namazı nafileye döner. Sünnete niyet ederse, sünnet sevabı alır.

 

Sual: Sünneti kılarken aynı zamanda kaza namazına niyet edebilir miyim? Ayrıca kazaya kalmış namazım için önce mi tövbe etmeliyim sonra mı?

Cevap: Özürle kazaya kalmış bir kaç vakit için sünnetlerin yerinde kazaya niyet etmeye lüzum yoktur. Edilirse de caiz olur. Evlâ olan bu değildir. Ama özürsüz kılınmamış namazlar, nafaka ve zaruri işlerden arta kalan bütün zamanlarda kaza edilmelidir. Böyle kaza borcu olanın nafilelerinin kabul olmayacağı hadis-i şeriflerde zikredildiği için, sünnet yerine kaza kılınırsa kazanın ödeneceği, sünnet sevabının da hâsıl olacağı, bazı Hanefî kitaplarında yazılıdır. Önce namazı kazâ edip, sonra tövbe edilir.

 

Sual: Kıblesi belli olmayan bir mescide giren bir kimse, araştırma yaparak namazını kılmış olsa, sonra da hatası meydana çıkmış bulunsa, namazını iade eder?

Cevap: Etmez.

 

Sual: Televizyondaki bir haberde: Bir câminin kıblesinin 65 derece sapma olduğu ve bunun 40 yıl sonra tesbit edildiği anlatıldıktan sonra şu sual soruldu Cemaatin ve imamın kırk yıllık namazlarını kaza etmesi lâzım gelir mi?

Cevap: İçinde bulundukları vaktin namazını iade ederlerse iyi olur. Etmeseler de olur.

 

Sual: Kazâ namazı ne zaman kılınır?

Cevap: Kerahat vakti olan güneş doğduğu, tam tepede olduğu ve battığı üç vakit dışında her zaman kazâ kılınabilir.

 

Sual: Askerde komutanın görmesinden korkan veya çalıştığı yerde âmirinin görmesinden korkan, malının çalınmasından veya kendine zarar gelmesinden korkan bir kimsenin, mukimken namazlarını cem etmesi câiz midir?

Cevap: Hanefî mezhebi dışındaki üç mezhebde korku sebebiyle namazların cem edilebileceği hükmü mevcuttur.

 

Sual: İki namazı cem ederken iki farz arasında bilmeden veya unutarak sünnet namaz kılmanın zararı var mıdır?

Cevap: Cem-i takdimde iki farzın arasında nâfile kılmak, hatta iki rek’at kılacak kadar zaman geçirmek cemi bozar. Mâlikî veya Şâfiî’de bilerek kılmak mekruhtur. Hanbelî’de cem’i ifsad eder (bozar).

 

Sual: İşlerinden ayrılmaları mümkün olmayan kimselerin mukimken Mâlikî veya Şâfiî mezhebine göre namazlarını cem edebilirler mi?

Cevap: Hanbelî mezhebine göre cem edilir. Mâlikî veya Şâfiî mezheblerinde de cevaz vardır.

 

Sual: Akşamı yatsı vaktinde cem edecektim. Akşam vakti çıktıktan sonra hatırıma geldi. Cem sahih midir?

Cevap: Akşam vakti çıkmadan cem-i tehire niyet edilmemişse, akşam namazı kazâya kalmış olur. Akşam vakti çıkmadan cem-i tehire niyet şarttır.

 

Sual: İki namazı cem etmeden evvel tecrübe edilmesi gereken imkânlar nelerdir?

Cevap: Önce kendi mezhebine göre namazı vaktinde kılmak için bütün imkânlar araştırılır. Hatta helâda bile kılınır. Bugünkü helâlarda necaset görülmediği için, bir naylon poşet serilip sadece farzı kılınır. İş yerlerinde verilen yemek izinlerinde veya helâya gidilmek için kullanılan müddet içinde hemen o vaktin farzı kılınabilir. Çok zaruri hallerde alafranga helâların kapağı kapatılıp üstüne diz üstü oturmak suretiyle ima ile kılınabilir. Oturulamıyorsa, ayakta ima edilir. Asr-ı evvel ve işâ-i evvel vakitlerinde kılınabilir. Bütün bunlar netice vermezse iki namaz cem edilir.

 

Sual: Namazı işinin başından ayrılamaması sebebiyle kıyam, rükû ve secdeleriyle kılamayan kimsenin, ima ile kılması mı, yoksa üç mezhebe göre cem etmesi mi efdaldir?

Cevap: Usule göre önce kendi mezhebinin zayıf kavillerine uyması, sonra mezheb taklidi gerekir. Fakat bazı âlimler, muhtemelen kıyam, rükû ve secdeye imkân verdiğinden dolayı, oturarak ima ile kılmaktansa, diğer mezhebleri takliden cem edilmesini tercih buyurmuştur.

 

Sual: İkindi namazının farzından sonra kerahat vakti girmeden önce ikindi namazının sünneti veya herhangi bir namaz kılınamaz mı?

Cevap: Nâfile hiçbir namaz kılınmaz. Kazâsı olan kazâ kılabilir.

 

Sual: Namaz kıldıktan sonra abdestinin bozulup bozulmadığı hususunda şüpheye düşen kimse, abdestsiz olmuş olsa bile abdestli sayılır mı?

Cevap: Abdestsiz olduğuna karar verirse, namazı iade eder. Karar veremezse, etmez. Vakit çıktıktan sonra anlamışsa kaza gerekmez. O vakit için abdest alır.

 

Sual: Fıkıh kitaplarındaki “Abdestli bir kimse abdestli olup olmadığını bilemese namaz kılsa kabul olmaz; ama abdestli olduğunu hatırlarsa namazı kabul olur” ifadesi ile “Abdestsiz olduğunu sanarak namaz kılan sonra abdestinin olduğunu hatırlarsa namazını tekrar kılar” ifadesindeki fark nedir ki birinin namazı kabul olurken diğeri tekrar kılmak durumunda kalıyor?

Cevap: Birincide şüphe var, ikincide abdestsiz olduğunu kati biliyor.

 

Sual: Bir kimse, başladıktan sonra bozmuş bulunduğu nafile bir namazı kazâ ederken, buna nasıl niyet edecek?

Cevap: Bozduğu ve bu sebeple nezre dönüşen nafile namazı kazâ etmeye diye niyet edecek.

 

Sual: Kazâ namazı kılarken sesli okunabilir mi?

Cevap: Sabah, akşam ve yatsı gündüz kaza edilirken, fâtiha ve zammı sureler sesli okunabilir. Öğle ve ikindi namazı gece kazâ edilirken de sessiz okunur.

 

Sual: Kazâ namazına niyet edildiği esnada, “Cumartesi gününün namazına” diye niyet edilse, kazâya kalan namaz, Pazar gününün namazı olsa, namaz sahih olur mu?

Cevap: Gün tayini lâzım değildir. Tekrar kılınacaktır.

 

Sual: Kazâ namazı olan kişi terâvih namazında nasıl niyet eder?

Cevap: Yalnız kılıyorsa bir günün kazâsını kılar. Hepsi 20 rek’attir. İnşallah terâvih sevabı da alır. Cemaatle kılıyorsa, Şâfiî mezhebini taklid ederek imam iki kılıyorsa sabah, dört kılıyorsa öğle, ikindi ve yatsı kazâsına niyet eder. Çünki bu mezhebde imam ile cemaatin aynı namazı kılması şart değildir. Bu da mümkün değilse, cemaate gitmemek fitne uyandıracaksa veya gençlere emr-i maruf yapmak gibi maksatlarla câmiye gelip imama uyulur. Namazı sahih olur. İnşallah teravih sevabını da alır.

 

Sual: Vakit girdikten sonra namazı kılmadan uyunacaksa tedbir almak farzdır. Bir kimse tedbir almadan uyusa, ama vakit içinde uyanıp namazını kılsa, tedbir almadığı için haram işlemiş olur mu?

Cevap: Vaktin içinde kalkıp kılarsa günaha girmez. Kalkamazsa, tedbir almadığı için günaha girer. Günah olan tedbir almamak değil, tedbir almadığı için namaza kalkamamaktır. Yani uyumak namazı kaçırmak hususunda özür olduğu halde, burada özür olmaz, demektir.

 

Sual: Farz namazlar kaza edilir mi?

Cevap: Hazret-i Peygamber, kazaya kalan namazlarını kılmış, kılınmasını da emretmiştir.

 

Sual: Öğle namazının ikinci rek’atinde iken ikindi ezanı okunduğu takdirde ne yapmak gerekir?

Cevap: Hanefî mezhebinde iftitah tekbiri aldıktan, Mâlikî mezhebinde ise bir rek’at kıldıktan sonra o namazın vakti çıkarsa, namaz edâ olarak sahihtir. Aksi takdirde kazâ olur.

 

Sual: Kazâ namazı için ikamet okunur mu?

Cevap: Kazâ namazı, farz gibi kılınır. İkamet okumak her farz ve kazâ için sünnet; terki mekruhtur. Ancak edâen kılınan farzlarda, mahalle mescidinde okunan ikamet, ikamet yerine geçer ve okumak lâzım olmaz. Mescide büyük cemaatten sonra ferden kılarken de böyledir. Yine de okumak efdaldir. Ezan da kazâlar için sünnettir. Ama terki mekruh değildir.

 

Sual: Bir kimse, sabah namazı vaktinin, takvimde Güneş yazılan yerde başladığını ve İşrak vaktine kadar kılınabileceğini zannettiği için, sabah namazını yıllardır hep güneş doğar doğmaz kılsa, ne lâzım gelir?

Cevap: Bu namazlar mekruh vakitte kılındığı için sahih olmaz. Bu sebeple kazâ yerine de geçmez. Bu namazların hepsini kazâ etmek gerekir.

 

Sual: Kış günü ikindiyi kılıp akşamı evimde kılarım diye yola çıkan ve yatsıya evine varamayan kimse, akşam namazını nasıl kılar?

Cevap: Bir yerde durup inip kılamıyorsa, ima ile arabada kılabilir.

 

Sual: Kazâ namazı kılarken kamet getirmeye gerek var mıdır?

Cevap: Her farz namaz için erkeklerin kamet getirmesi sünnettir. Bozulan namaz vakit içinde iade ediliyorsa kamet gerekmez. Vakit çıktıktan sonra kaza ediliyorsa kamet gerekir. Terki mekruhtur. (İbni Abidin)

 

Sual: Senelerce kazâ namazı borcu olan kimse ölürse cezâsını çeker mi?

Cevap: Nafaka ve istirahat dışındaki zamanlarında hep kazâ kılmışsa, bunları bitirmeden ölse bile mazurdur.

 

Sual: Vitr namazı cehrî kıraat ile kılınır mı?

Cevap: Sabah, akşam ve yatsı namazları ile vitr namazı cemaat ile kılınırken cehrî kıraat ile kılmak vâcibdir. Bunlar yalnız kılınırken cehrî kıraat ile kılınabilir. Sabah, akşam ve yatsı namazı gündüz cemaatle kazâ edilirken cehrî kıraat edilir. Gece kılınan nâfile namazlar da cehrî kıraat ile kılınabilir.

 

Sual: Kazâ namazı borçlarının hepsini bitiren tertip sahibi olur mu?

Cevap: Evet.

 

Sual: Bir kimse sünnet namazların yerine yalnızca kazâya niyet etse, sünnet sevabına da kavuşamaz mı?

Cevap: Bu kimsenin kazâsı yoksa, bu kıldığı namaz nâfile olur. Ama revâtibe ayrıca niyet etmek gerekir. Yani vaktin ilk veya son sünnetine ayrıca niyet etmelidir. Etmemişse, sadece nâfile namaz sevabı alır. Kazâsı varsa, kazâ diye niyet etse kâfidir. Sünnete de niyet etmesi iyi olur.

 

Sual: İstanbul’da 6 Mart’ta imsak vakti 04.41 de giriyor. Bundan 15 dakika sonra da sabah namazını kılabiliyoruz. Saat 04.41 de, yani imsak vaktinin tam girişinde dört, üç veya iki rekât farz [kaza], vacib veya sünnet herhangi bir namaz kılan kimse, sabahın sünnetini de kılacak mı?

Cevap: Takvimlere göre imsak yazan saatte sabah namazı vakti çoğu yerde girmiyor. Onun için sabah namazı en az 20 dakika sonra kılınıyor. Normal şartlarda sabah namazı vakti girince yalnızca o vaktin sünneti kılınır; başka nâfile kılınamaz. Ama kazâsı olan kazâ kılabilir.

 

Sual: Türkiye’de yatsı ezanı erken okunmaktadır. Bu sebeple yatsı ezanı okunduktan 16 dakika sonra akşam namazının kılınması caiz olur mu?

Cevap: Türkiye’de ikindi ve yatsı ezanları Osmanlılar zamanından beri İmam Ebu Yusuf ve İmam Muhammed’e göre okunmaktadır. İmam Ebu Hanife’ye göre ikindide yazın 72, kışın 36; yatsıda ise yazın 25, kışın 12 dakika muhayyerlik vardır. Yani ikindi veya yatsı namazını ezan okunana kadar kılmamış veya kılamamış olanlar, ezandan sonra bir müddet daha edâ olarak kılabilir. Ancak ezanlarda temkin olduğu için, vaktin girmiş olması muhtemeldir. Bu sebeple bilhassa akşam namazını bu vakte kadar geciktirmek, kazaya kalmasına sebebiyet verebilir.

 

Sual: Bir talebe yoklama alınmayan derse girerse, öğle namazını kaçıracaksa nasıl davranması gerekir?

Cevap: Asr-ı sânide, yani ikindi ezanı okunduktan sonra yazın 72, kışın 36 dakika içinde öğle namazını kılabilir. Bu vakitte de kılınamıyorsa Hanefî dışındaki üç mezhebden birine uyarak öğle ile ikindi namazları ikindi vaktinde cem edilebilir.

 

Sual: Zindanda eli ayağı bağlı kimseye namaz kılmak farz olur mu?

Cevap: Abdest almadan ima ile kılmaya çalışır. Rükü için başını biraz eğer; secde için daha fazla eğer. Bu semavî değil, ârizî bir musibettir. Yani insanlar tarafından gelen bir engeldir. Bu sebeple sonradan namazını kaza eder.

 

Sual: Sarhoş kimse namaz kılabilir mi?

Cevap: Âyet-i kerimede, sarhoşun, ne söylediğini bilecek hâle gelinceye kadar namaz kılmaması emrolunuyor. Yürürken sallanacak vaziyette olan sarhoşun abdesti de bozulur. Devamlı bu halde ise namaz kılamaz. Ayıldıktan sonra tevbe ve kaza etmesi gerekir.

 

Sual: Vaktinde kılınmayan namazların kazâ edileceğine dair âyet var mıdır?

Cevap: Vaktinde kılınmayan namazların kazâsının farz olduğu sünnet ile sâbittir. Hazret-i Peygamber özürle kazâya kalmış namazlarını kazâ etmiş; namazını kazâya bırakanın da kazâ etmesini emretmiştir.

 

Sual: Hanefî olan seferî, öğle namazını uyuyarak geçirse, kaç rek’at kılar?

Cevap: İki rek’at kılar. Zira bu namaz üzerine iki rek’at farz olmuştur. Sahib-i tertib ise ikindiden evvel; değilse her zaman, güneşin batmaya döndüğü kerahat vakti hariç, kılabilir.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında “Namaz içinde hayz başlarsa, namaz bozulur. Temizlenince, farz namazı kaza etmez; nâfileyi kaza eder” diyor. Farz değil de niçin nâfile kaza ediliyor?

Cevap: Hayzlıya namazlarını kazâ etmek gerekmediği için, kazâ etmez. Nâfileye başlayan, adak yapmış sayılır, sonra kılması gerekir.

 

Sual: Farkında olmadan kıblesi yanlış durulan namazları kazâ etmek gerekir mi?

Cevap: Kıbleyi araştırarak kılmış ise, hayır.

 

Sual: Bir kimse abdestin farzlarından birini bilmeksizin veya farkında olmaksızın terk etse, o zamana kadar aldığı bütün abdestler bâtıl mı olur?

Cevap: Bu zamanda ve dârülharbde farzı veya vâcibi bilmemek özürdür; ancak imkânı olup da öğrenmemek günahtır. Bu sebeple namazları kazâ etmesi gerekmez. Ederse iyi olur.

 

Sual: Farz namazı unutup vaktin çıkmasına yakın kılarken, vakit çıkarsa, namaz sahih olur mu?

Cevap: Hanefî’de tekbiri almışsa, Mâlikî’de bir rek’at kılmışsa, eda olarak sahih olur. Zamanında kıldığını zannedip, vakit çıktıktan sonra kıldığını anlayanın namazı kazâ olarak sahih olur.

 

Sual: İmsaktan sonra sabah namazını kılmadan evvel kaza veya nafile kılınabilir mi?

Cevap: Bu vakitte, sabah namazından başka, nâfile bir namaz kılmak mekruhtur. Bir kimse teheccüd niyetiyle iki rek’at kılsa, sonra fecr vakti girdiği anlaşılsa, bu iki rek’atlik nafile namaz, sabahın sünneti yerine geçer. [Hindiyye] Kazâsı olan kazâ kılabilir. Kazâsı olmayan kaza kılamaz. Zira Halebî-i Sagîr’de der ki, “Senelerce kılmış olduğu namazlarda [yani oniki şartından herhangisinde] noksanı olduğunu anlayan kimsenin, bu namazların hepsini kazâ etmesi iyi olur. Noksanı yok ise, bunları kazâ etmesi mekruh olur veya olmaz denildi. Mekruh olmaz diyenler de, bu kazâları sabah ve ikindi namazlarından sonra kılmamalıdır. Çünki [kazâsı yok ise], hep nâfile olurlar dedi”.

 

Sual: Kaza borcu olan, salli ve bârikleri terk edebilir mi?

Cevap: Salli bârikleri okumak sünnet, devamlı terki mekruhtur. Kazâ namazı da olsa bütün erkânıyla kılmak gerekir.

 

Sual: Ne zaman bâliğ olduğunu bilmeyen, namaz kazâlarını nasıl hesaplar?

Cevap: Hicrî 12 yaşı ölçü alır. Kadın ise 9 yaşı.

 

Sual: Bir kimse abdestsiz namaz kılsa ve bunu da 7-8 vakit namaz geçtikten sonra hatırlasa, bu kişi sahib-i tertib olmaktan düşer mi?

Cevap: Bilerek terketti ise evet. Bilmeden terketti ise hayır. Bu namaza kaza gerekmez.

 

Sual: Bir vakit namazı kasden kılmamanın cezası, seksen yıl cehennem azabı olduğuna dair bir hadis var mı? Varsa kaynağı nedir?

Cevap: Vardır. Umdetu’l-islâm.

 

Sual: Geçmiş namazların toplam kazâsı hakkında Efendimiz buyurmuşlar ki: “Ümmetimden birinin kazâya kalmış namazı olsa, Ramazan’ın son Cuma günü Cuma namazı ile ikindi namazı arasında 4 rek’at namaz kılsa, 400 senelik kaza namazı ödemiş olur” meâlinde bir hadis-i şerif var mıdır?

Cevap: Bazı vaaz kitaplarında yazıyor. Keffâret-i namaz olarak dört rek’at kılınır, deniyor. Her rek’atte ve selâmdan sonra okunacak şeyleri de yazıyorlar. Bu namaz, bütün ömründe kılmadığı namazların keffâreti olur; hepsi affolur, diyorlar. Bu yazı doğrudur. Fakat bu namaz ve mübarek zamanlarda yapılan diğer ibâdetler, kazâ edilmiş olan farz namazların vakitlerinde kılınmadıklarının büyük günâhlarının affı için yapılan tevbenin kabulü içindir. Yoksa kılınmamış namazlar, kazâ edilmedikçe, hiçbir suretle af olmazlar. Nitekim oruç keffâreti de, oruç borcunu ödemiyor. Gün sayısınca orucun ayrıca kazâ edilmesi de lâzım oluyor.

 

Sual: Kazâ borcu olan kişi, abdeste şükr için subha namazını kazâ niyetiyle kılabilir mi? 3 veya 4 rek’atlik kazâ namazı kılabilir mi?

Cevap: Nâfilelerin asgarisi 2 rek’attir. Gündüz nâfilelerini dört rek’at kılmak müstehabdır. Subha namazı zaten iki rek’attir. 3 veya 4 rek’atlik kazâ kılarsa, buna da niyet ederse, inşallah bunun da sevabını alır.

 

Sual: Bazıları dinde kılınmayan namazların kaza edilmeyeceğini, telafisinin ancak tövbe olduğunu söylüyor. Bunun hükmü nedir?

Cevap: Ehl-i sünnet itikadına göre, kasten veya istemeyerek kazaya kalmış olan farz namazların kaza edilmesi de farzdır. İbni Teymiyye ve Vehhabiler kasten terkedilmiş namazların kazasını caiz görmez.

 

Sual: Birkaç yıllık kaza borcum var. İlk kazaya kalan veya son kazaya kalan demeden kazaya kalan öğle, ikindi… diyerek hepsini kıldım. Caiz oldu mu?

Cevap: Kaza namazlarını, son kazaya kalan veya daha da iyisi ilk kazaya kalan… namazını kaza etmeye diye niyet ederek kılmak gerekir. Yani kaza namazını tahsis etmek icab eder. Dün kazaya kalan, üç gün evvel Perşembe günü kazaya kalan… namazı gibi. Ancak bir kavle göre kaza namazının tayini şart değildir. ‘Üzerimde olan bir öğle, ikindi… namazını kaza ediyorum’ diye niyet etse, caiz olur. (Nimet-i İslâm)

 

Sual: Sabah namazını kaçıran bir kimse nasıl kaza eder?

Cevap: Güneş doğduktan 45 dakikadan itibaren, öğle vaktine 15 dakika kalasıya, sünneti ile birlikte kaza edebilir. Eğer bu vakti de geçirirse artık sadece iki rek’at farzını kaza eder.

 

Sual: Hanefî mezhebinden Şâfiî mezhebine geçen biri, Hanefî iken kılmadığı vitir namazlarını kazâ eder mi?

Cevap: Hanefî iken kılamadığı için, üzerine vâcib olaraz yazılmıştır. Kazâ edecektir. Aksi olsaydı, yani Şâfiî iken, Hanefî mezhebine geçseydi, kazâ etmesi gerekmezdi. Çünkü vitir namazı Şâfiî mezhebinde farz veya vâcib değil, müekked sünnettir. Ancak kazâ etmesi münasiptir. Zira Şâfiî mezhebinde, kılınamayan sünnetler de kazâ edilir.

 

Sual: Öğle ve ikindi namazını kılmamış tertib sahibi biri, ikindinin kerahat vaktinde nasıl hareket eder?

Cevap: Tertip düşer. Sadece ikindinin farzını kılar. Zira bu vakitte sadece ikindinin farzı kılınabilir. (Nimet-i İslam)

 

Sual: Hanbeli mezhebinde namaz kılmayan mürted olduğuna ve mürtede de namaz kılmak farz olmadığına göre, İbni Teymiyye’nin ‘senelerce kılınmayan namazların kazası olmaz’ demesi eden tenkid ediliyor?

Cevap: Birincisi, İbni Teymiyye, önceleri Hanbelî mezhebinde iken, sonraları ayrı bir yol tutmuştur. İkincisi Hanbelî’de namaz kılmamak irtidad sebebidir. Ama bu, kazâya mâni değildir. En azından kılmadığı son namazı, tevbe edince kazâ edecektir. Özürsüz olarak kılınmayan namazın kazâ edilmesine karşı çıkmak hatalıdır.

 

Sual: Bir kimse uyandığında öğlen namazının sünnetini kıldıktan hemen sonra ikindi ezanı okunsa, o da öğlenin farzını ve sünnetini kılsa, ne lazım gelir?

Cevap: Öğlen namazı, kazaen sahihtir.

 

Sual: Bir kimsenin senelerle kaza namazı borcu olsa, ama sadece beş vaktin sünnetlerini kaza olarak kılsa, bitiremeden ölse, affolunur mu?

Cevap: Nafaka ve istirahat gibi zaruret hâlleri haricinde hep kazâ kılarsa, bitmeden ölürse, inşallah affolur. Böyle kimsenin başka cinsten nafilelerine de niyeti sebebiyle sevab verilir.

 

Sual: Farz namaz borcu olmayan, yalnızca kazaya kalmış vitir namazları bulunsa, cemaatle teravih kılabilir mi?

Cevap: Vitri kaza etmek vâcibdir. Evvelemirde bunları kaza etmelidir. Bunları kaza ederken, teravihe de niyet ederse, inşallah hem vitr kazası borcu ödenir; hem de teravih sevabına kavuşur. Tek rekatler sayılmaz. Yani 10 vitr kazası kılmalıdır.

 

Sual: Kaza kılarken ezan ve kaameti kendimiz duyacak kadar mı okuyacağız?

Cevap: Kendi işleteceği kadar sesle okunur.

 

Sual: Bütün günah tevbe edilince affoluyor; kazaya kalan namazlar neden affolup sakıt olmuyor?

Cevap: Borç olduğu için. Yapılmayan amel, kaza edilmeden affedilmez. Öbür günahlarda telafi edilecek bir şey yok. Namazı kazaya bırakmak, bizatihi haram değildir; bir farzın terkinden doğan haramdır.

 

Sual: 19 yaşındayım, namaz kılmaya yeni başladım, fakat buluğa ne zaman girdiğimi hatırlamıyorum. Kaza namazlarını kaç yaşından itibaren hesaplamalıdır?

Cevap: 12 yaş esastır.

 

Sual: Bazı kişiler namaz uyku, dalgınlık gibi meşru sebeplerle kazaya kalır. Keyfi olarak kılınmayan namazın kazası olmaz. Buna sadece tövbe edilir diyor. Doğru mudur?

Cevap: Ehl-i sünnetin görüşü böyle değildir. Her ne şekilde olursa olsun, kazaya bırakılan namaz, sonradan kaza edilmelidir. İbn Teymiyye, kaza edilmez diyor ise de, makbul değildir.

 

Sual: Bazı kişiler namaz uyku, dalgınlık gibi meşru sebeplerle kazaya kalır. Keyfi olarak kılınmayan namazın kazası olmaz. Buna sadece tövbe edilir diyor. Doğru mudur?

Cevap: Ehl-i sünnetin görüşü böyle değildir. Her ne şekilde olursa olsun, kazaya bırakılan namaz, sonradan kaza edilmelidir. İbn Teymiyye, kaza edilmez diyor ise de, makbul değildir.

 

Sual: Tertib sahibi birisi, uyuyup öğle namazını geçirse, ikindinin kerahat vakti uyansa, önce öğlenin kazasını mı kılar?

Cevap: Hayır, ikindi namazının farzını kılar. Zira kerahat vaktinde sadece ikindinin farzı kılınır. Öğleni akşamdan evvel kaza etmelidir.

 

Sual: Namaza yeni başlayacak Hanefî, kılmadığı vitr namazları için bu namaza sünnet diyen âlimlerin ictihadına uysa olur mu?

Cevap: Vitr namazı İmam Ebu Hanife’ye göre vâcibdir. İbadetlerde İmam Ebu Hanife’nin kavline uyulur. Kaza etmesi lâzımdır.

 

Sual: Şâfiî mezhebindeki birisi Hanefî’ye geçse, kılmadığı namazları kaza ederken vitr namazını nasıl kaza eder?

Cevap: İster Hanefî, ister Şâfiî’ye göre kaza eder. Hanefî’ye göre etmesi münasiptir.

 

Sual: Kaza namazlarını tamamlamış bir kimse tertip sahibi sayılır mı?

Cevap: Kazası kalmayan, tertip sahibi olur.

 

Sual: Çok fazla kaza namazı olan biri, bütün kaza namazlarını kılınca tertip sahibi olur mu?

Cevap: Evet.

 

Sual: Tertip sahibi bir kişi öğle namazını kılmasa, ikindi namazını da son 45 dakika kalana kadar kılmasa, nasıl hareket eder?

Cevap: Sadece ikindiyi kılar;  öğleni güneş battıktan sonra kaza eder. Tertibe riayet etmemeye özürdür.

 

Sual: Kaza namazlarını kılarken en son kazaya kalan namaza niyet etmeyip de muayyen bir vakte niyet etmekte bir mahzur var mı? Mesela seferi iken en son kazaya kalan sabah namazına niyet ettim dese olur mu?

Cevap: İlk veya son diye mutlaka tahsis etmelidir veya gününü hangi vakit olduğunu söylemelidir. Seferi iken kazaya kalan demeye gerek yoktur. Seferde kazaya kalan namazların mikdarını biliyorsa, bunları da seferî olarak kılar. Bilmiyorsa hepsini tam kılar.

 

Sual: İstediği zaman kaza namazı kılınır mı?

Cevap: Üç kerahat vaktinde, güneş doğarken, tepedeyken ve batarken kaza namazı kılınmaz; hiçbir namaz kılınmaz. Sadece üçüncü kerahat vaktinde, sadece o günün kılınmamış ikindi namazı kılınır.

 

Sual: Bir Müslüman kaza namazı diye bir şeyi hiç bilmese, ancak uzun yıllar kaza namazı borcu olsa kaza etmesi gerekir mi?

Cevap: Dârülharbde Müslüman olan biri, namazın farziyetini hiç işitmese, namazın farz olduğunu öğrendikten sonra öncekileri kaza etmesi icab etmez ise de, imkân varsa öğrenmediği için günaha girer.

 

Sual: Bir kişi unutarak ikindiyi ve akşamı abdestsiz kılsa; sonra abdest alıp yatsıyı kılsa; gece yatarken aklına ikindiyi ve akşamı abdestsiz kıldığı gelse, hemen kalkıp ikindiyi ve akşamı kaza mı edecektir?

Cevap: Vakti çıktıktan sonra unutarak bir farzı terk edilen namazı kaza etmek müstehabdır. Vakit çıkmadan iade etmek farzdır.

 

Sual: Vitir namazı gecenin son namazı olduğuna göre, vitirin kazası da gecenin son namazı mı olmalıdır?

Cevap: Vitir namazından sonra kaza veya nafile kılınır. Nafile kılmamak efdaldir. Vitrin kazası kerahat vakitleri dışında her zaman kılınır.

 

Sual: Tertip sahibi olan kişinin, akşam namazından önceki 40 dakikalık kerahet vaktinde o günkü öğleyi kaza etmesi sahih olur mu?

Cevap: İkindi kerahatinde, yani güneş batarken sadece ikindinin farzı kılınır.

 

Sual: Sünnet namazlarında 4 rek’atte de zammı sure okunduğu için, sünnetler yerine kaza kılan bir kimse, sünnet gibi mi yoksa farz gibi mi kılacaktır?

Cevap: Kazası varsa normal farz namaz gibi kılar; son iki rek’atta zammı sure okumanın mahzuru yoktur. Ama ilk oturuşta salli barik; ayağa kalkınca da sübhaneke okumaz.

 

Sual: Sabah namazı güneş doğduktan sonra kuşluk vaktine kadar kılınabilir mi? Yahut hangi vakte kadar kılınabilir?

Cevap: Sabah namazının vakti fecirle (imsak ile) başlar; güneşin doğması ile biter. Güneş doğduktan sonra, öğlen namazına kadar sünneti ile beraber kaza edilebilir.

 

Sual: Farzları anlatan kitapları dağıtan kişinin kaza borcu/günahı silinir mi?
Cevap: Kul hakkı ile farzların kazası asla silinmez. Ancak belki emr-i maruf sebebiyle kazaya bırakmak günahı silinir.

 

Sual: Vitir namazından sonra kaza namazı kılınabilir mi?
Cevap: Evet.

 

Sual: Bir kimseyi Müslüman yapmak, kişinin kaza namazı borcunu düşürür mü?
Cevap: Kaza namazı borcunu sadece kaza etmek düşürür. Belki cihat sebebiyle kaza gecikirse, geciktirme günahı olmaz.
Sual: Kaza borcu olmayan birisi yine de sünnetleri kılarken hem kazaya hem sünnete niyet etse, ikindi ve yatsının ilk sünnetlerinde ilk oturuşta salli barik ve 3. Rek’at başında Sübhaneke okuması gerekir mi?
Cevap: Hayır ama, okusa da zarar etmez. Çünki kıldığı namaz, aslında nafiledir. Ayrıca son iki rek’atte de zammı sure okunur.

Sual: Bir sene evvel muntazaman namaza başlayan biri, daha evvel namaz kılsa, ama tesettür hakkında şüpheleri olsa, evvelce kıldığı namazlarını kaza edecek midir?
Cevap: Namaz mümine farzdır. Dinin açık bir hükmünü kabul etmeyen, beğenmeyen veya şüphe eden kimsenin kıldığı namazı kaza etmesi gerekmez. Çünki mürted, sonradan tövbe etse, bu halde iken kılmadığı namazları kaza etmez.

 

Sual: Kıraatindeki bozukluklar veya bilgisizliği sebebiyle eskiden kıldığı namazları kaza eden kimse, sünnetleri de kaza edecek midir?
Cevap: Namazı bozan bir şey olduğu kati bilinmedikçe, farzı kaza etmek icab etmez. İhtiyaten kaza eden kimse de, sünnetleri kaza etmez. Sünnete başlayıp da kasten bozan kimse o sünneti iade eder.

 

Sual: Gece kalkıp kılarım diyerek yatsı namazını kılmadan uyuyan kimse, kalkıp namazı kıldığında sabah namazı vaktinin girdiğini görse ne lazım gelir?
Cevap: Kaza olarak sahihtir. Vakit girince tedbir almadan uyumak mekruhtur.

 

Benzer Suallerin Cevapları İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler