Bu Mektup büyük İslam alimi, II. bin senenin müceddidi İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârukî’nin oğlu Muhammed Mâ’sûm “rahime-hullahü teâlâ”nın, 3 cilt olan, fârisî (Mektûbât) kitabının II. cildinin 36. mektubudur.

Peygamberimizden bildirilmiş olan ve Onun yaptığı ve Ona mahsus olmayan işleri, sevap kazanmak niyeti ile yapmak için, kimseden izin almaya ihtiyaç yoktur. Resûlullahın yapması izindir ve caiz olduğuna senettir. Hacetlere kavuşmak ve müşkillerden halas olmak için, bazı işlerin ve duaların ve muskaların tesirleri üstadın izin vermesine bağlıdır.

Resûlullahın vefatından sonra, kendisi ile uyanık iken görüşenler, konuşanlar olmuştur. Mübarek bedeni kabrinden ayrılmaz. Mübarek kabri boş kalmaz. Bu ümmetin büyükleri de, bir anda, muhtelif memleketlerde görünmüşlerdir. Muhammed Behaüddin’in iftar vaktinde yedi yerde hazır olduğu ve her birinde iftar ettiği haber verilmiştir. Bu görünmeler, ruhanidir. Ruh, ceset şeklinde görünmektedir. Peygamberler kabirlerinde diridirler. Fakat, hayatları, dünya hayatı değildir. Dünyadan ayrılmışlar, ahirete gitmişlerdir. Kabirlerinde namaz kılarlar. Dünya hayatından ahiret hayatına geçmeye mevt denilmiştir. Şehitlerin halleri daha ileridir. Ahiret hayatları daha kuvvetlidir. Kur’ân-ı Kerîmde, Peygamberler için (emvat) denildi. Şehitler için, (Allah yolunda öldürülenlere emvat demeyiniz! Onlar diridirler. Lakin siz anlamazsınız) buyuruldu.

Sadaka [ve Kur’ân-ı Kerîm okumanın] sevâbını evvela Peygamberimizin mübarek ruhuna hediye etmeli, sonra meyitlerin ruhlarına göndermelidir. Böylece, kabul ümiti ziyade olur. Fakat böyle yapmak, sadakanın kabul olması için şart değildir. Sevâbını bütün müminlerin ruhlarına da hediye etmek iyi olur. Her birine sevâbın hepsi vasıl olur. Niyet edilen meyitin sevâbı hiç azalmaz.
Peygamberimizden başka, hiç kimse, uyanık iken miraca çıkarılmadı. Uyanık ve gözleri açık olarak, yalnız ruhu çıkarılanlar olmuştur. Uykuda olanların kıymeti yoktur.

Hazret-i Ali keremallahü vecheh, tamamen rahmet idi. Haşa ve kella, kimseye lanet etmez.

Hatime [son nefes] bilinemez. Vefat etmiş olanların hatimesi için tam hüküm verilemez. Din büyükleri için [vefat ederken görülen iyi hallerinden] zann-ı galip ile hüsn-i zannetmek caizdir. İlham ile hüküm olunamaz. Enbiyanın adedi malum değildir. Resûllerin 313  olduğu meşhurdur.

Benzer Yazıları Okumak İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel KitaplarMeâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir?Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir DuâSeyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler