18. BÖLÜM

Mazher-i Cân-ı Cânân hazretlerinin sevenlerinden bazılarına yazdığı mektûpları:

1. Mektûb:

Efendim! Fakîrden birkaç defa haseb ve nesebimi yazmamı istemiştiniz. Zarûrî bir şey olmadığı için, üzerinde durmuyordum. Fakat şimdi müsâmahânızın çokluğundan haseb ve nesebim hakkında kısaca yazıyorum. Biliyorsunuz, hakîkatte, bu fakîrin varlığının sermâyesi, başlangıçta bir damla ve sonunda bir avuç topraktır. Bu âcizin nesebi; Muhammed bin Hanefiyye’nin vâsıtasıyla Alî Mürtezâ’ya “aleyhittehiyye ve’s-sena’ ” ulaşır. Fakîrin dedelerinden biri olan Emîr Kemâleddîn, yaklaşık hicrî 800 yılında Tâif’ten, Türkistân’a geldi. O bölgenin hâkimlerinden olan Serdâr Aluskaşkala’nın kızı ile evlendi. Serdâr’ın oğlu olmadığı için o bölgenin hâkimiyeti Kemâleddîn’in çocuklarına geçti. Hümâyûn Sultân Hindistân’ı sûr efganlılarının elinden kurtarınca, o hânedândan soyları üç vâsıta ile Emîr Kemâleddîn’e ulaşan Mahbûbhân ile Babahân adındaki iki kardeşi berâberinde getirdi. Bu iki kardeşin ahvâli Tevârih-i Ekberî adındaki kitâpta yazılıdır. Bu büyüklerin anne tarafından nesebi Emîr Sâhibkıran’ın [Timûr’un] hânedânına ulaşır. Fakîrin nesebi dört vâsıta ile Babahân’a ulaşır. Babam, Ekber Sultân zamânında isyânın müsebbîbi olan adı geçen hânın suçu sebebiyle tenzîli rütbeye girifdâr oldu. Bir ömrü Sultân Evrengzib’e hizmetle geçirip, sonunda dünyâyı terketme nimeti ile şereflendi. Kâdirîyye tarîkatı halîfelerinden bir büyükten istifâde edip, hicrî 1130’da vefât etti.

Fakîr, hicrî 1113 de doğdum. 16 yaşında yetîm oldum. 20 yaşında iken himmet kemerini bağlayıp, dünyâdan elimi çektim. Başımı fakr yoluna koydum. Babam hayâtta iken, o devirde okunan ilimleri okudum. Hadîs kitâblarını Şeyhül-muhaddisîn Şeyh Abdüllah bin Sâlim Mekkî’nin talebesi Muhammed Efdâl Siyâlkûtî’den okudum. Kur’ân-ı kerîmi Şeyhül-kurrâ Şeyh Abdülhâlık’ın talebesi Hâfız Abdürresûl Dehlevî’den okudum. Hırka ile birlikte Nakşibendiyye tarîkatının zikrini ve icâzet-i mutlakâyı iki vâsıta ile Kayyûm-i Rabbânî Müceddid-i elf-i sânîye “radıyallahü anh” ulaşan Seyyid Nûr Muhammed Bedevânî’den “radıyallahü anh” aldım. Fakat bir ömrü onun huzûrunda geçirdim. Onun vefâtından sonra bu tarîkate mensûb müteaddîd şeyhlerden istifâde ettim. Nihâyet Şeyhüşşüyûh Muhammed Âbid Senamî’nin “radıyallahü anh” feyzli dergâhına gittim. Bir müddet onun huzûrunda yetişip, Kâdirîyye, Sühreverdiyye ve Çeştîyye tarîkatlarından hırka ile icâzet aldım. Bugün yanî hicrî 1185 târîhine kadar bu büyüklerin tasdîkiyle 30 seneden beri Hak tâliplerini terbiye ile meşgûl olmaktayım. Allahü teâlâ Habîbinin “sallallahü aleyhi ve sellem” bereketiyle bu fakîre hayırlı âkıbet nasîb eylesin!

Sonraki Mektup —> 2. Mektup

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler