Hâfız Sa’dullah “rahmetullahi aleyh”

Muhammed Ma’sûm hazretlerinin torunu ve halîfesi olan Muhammed Sıddîk hazretlerinin seçkin halîfelerindendir “rahmetullahi aleyhimâ”. 30 sene bu zâtın sohbetine devâm edip, yüksek makâmlara ve tarîka-i Ahmediyyenin en üstün derecelerine ulaştı. Onun lakabı, hocasının dergâhında iftihâr vesîlesi olarak “Seyyidü’s-sofiyye” idi. Buyurdu ki: “Mürşidimin dergâhına 30 sene başımın üzerinde su çektim. Bu sebeple başımda saç kalmadı. Hattâ Mevlâ yolunda gözümün nûru kayboldu. Şöyle ki: Hocam beni sıcağı şiddetli bir zamânda Ahmedâbâd şehrine gönderdi. Güneşin şiddetli sıcağından, gözlerim görmez oldu. Fakat bu yüksek dergâha hizmet etmenin bereketiyle, dahâ sonra benim kapımda pekçok hizmetci toplandı. O kadar ki, hepsine hizmet sırası gelmedi. Kalb gözüm ma’rifet nûruyla görür oldu. Baş gözüm mâsivâyı görmeye ihtiyâc duymadı. Devâmlı murâkabe hâli hâsıl oldu. Göz ile gönüle ulaşan gayrın [başka şeylerin] nâkışları bâtın aynama ulaşmaya yol bulamaz oldu. Elhamdülillahi alâ nevâlihî vessalâtü vesselâmü alâ Resûlihî ve âlihî.”

Hâfız Sa’dullah “rahmetullahi aleyh” tarîkata intisâbının ilk sıralarında, rüyâsında büyük bir şehir gördü. Bu şehrin her mahallesi vilâyetin bereketleri ve nûrlarıyla ma’mûr bir hâlde idi. Orada Evliyâdan bir cemâ’at ikâmet ediyordu. Bir defasında evliyâdan büyük bir cemâatin o şehre teşrîfiyle şehir büyük bir şöhrete kavuştu. O şehirde bulunanlar o Evliyâ cemâatini karşıladılar. O azîzlerin büyüklüğü ve üstünlüğü ile nûrlara gark oldular. Bu gelen zâtlar kimlerdir, diye sordular. Bir zât şöyle cevâp verdi. Allahü teâlâ bu zamânda yeni bir kemâlâtın zuhûrunu irâde buyurdu. Bu büyükler, seçilmişlerin kavuştuğu yoldan Allahü teâlâya kavuşmuşlardır. Bu halkanın başındaki zât, Müceddid-i elf-i sânî lakabına sâhib olan Şeyh imâm-ı Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî hazretleridir. Bu büyüklerin bereketlerini müşâhede için çıktık.

Hâfız Sa’dullah “rahmetullahi aleyh” müceddidiyye yoluna tam bir bağlılıkla bağlandı. Tam bir gayret ile bu yolun sülûkunu yapıp tamâmladı. Allahü teâlânın seçkin kullarından oldu. Mazher-i Cân-ı Cânân hazretleri onun için buyurdu ki: Tevâzu hâli kendisinde son derecede idi. Eğer talebelerinden biri bir şahsı incitse, o şahsa kendisi gidip özür dilerdi. Bu noksanlık benden kaynaklanmaktadır, benim için onu afv eyle derdi. Hattâ ayaklarına kapanırdı “rahmetullahi aleyh”.

 

Nevvâb Hân Fîrûz onun talebelerinden idi. Huzûrunda şöyle dedi: Seyyid Hasen Nümâ “rahmetullahi aleyh” her kim için isterse onun rüyâsında Resûlullahı “sallallahü aleyhi ve sellem” görmesini sağlıyor. Bunun üzerine Hâfız Sa’dullah hazretleri buyurdu ki: Biz her kim için istersek, iki defa Resûlullahı “sallallahü aleyhi ve sellem” rüyâsında görmekle şereflenmesini sağlarız. Bu gece Fâtiha okuyup, Resûlullahın mübârek rûhâniyyetine müteveccih olarak uyu. Söylediğini yaptı. Resûlullahı rüyâda görmekle şereflendi. 100 rupye hediye etmeye niyet etti. Bir Fâtiha dahâ okuyup tekrâr uyudu. İkinci defa Resûlullahı rüyâda görmekle şereflendi. 100 rupye dahâ hediye etmeye niyet etti. Sabâhleyin Hâfız Sa’dullah hazretlerinin huzûruna gidip, 100 rupye takdîm edip, Elhamdülillah yüksek teveccühünüzle nimete kavuştum, dedi. Bunun üzerine yüksek firâsetleriyle anlayıp, ikinci 100 rupye nerede buyurdu. Mahcûp olup, onu da takdîm etdi.

Mazher-i Cân-ı Cânân hazretleri onun için buyurdu ki: İlm-i zâhirde derin değildi. Sohbetlerinde keşiflerden ve vâkıâttan bahsetmezdi. O sâdece hocasının dergâhında hizmetleri sebebiyle gönüle girmişti. Fakat bâtın nisbeti çok yüksek ve kuvvetli idi.

Dergâhında büyük bir kedi vardı. Hâfız Sa’dullah hazretlerinin tasarrufu ile kedi serçelere acıyarak ağzını açar ve kuşlar etrâfına toplanırlar, getirdikleri buğday dânelerini onun ağzına atarak oynaşırlardı.

Onun tasarrufu ile pekçok kimse kurb makâmlarına ulaşmışdır. Hicrî 1150 senesi 12 şevvâlde vefât etti. Şeyh Sıbgatullah onun halîfelerinden olup, mübârek bir zât idi. Bu fakîr onu ziyâret etti “rahmetullahi aleyh”.

 

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler