Sual: Günümüzde bazı ilahiyat hocaları “İlahiyat fakültesinden mezun olanlar ayet ve hadisleri okuyup ictihad edebilirler” diyor. Bu sözleri doğru mudur?

Cevap: Kıyamet alâmetlerinin, şimdi çoğu çıkmış, her yere yayılmıştır. Bu alâmetlerden biri, cahiller çoğalacak, ilim adamları azalacaktır. Cahiller, dinde söz sahibi olup herkese yanlış yol göstereceklerdir. Bu alâmetler, Tezkire-i Kurtubi muhtasarındaki hadis-i şeriflerde ve Birgivi Vasiyetnamesi’nde uzun yazılıdır. O hâlde müslümanlar uyanık olmalıdır. Her söze güvenmemelidir. Hutbelerde, kitaplarda ve gazetelerde, Ehl-i sünnet âlimlerini ve bunların kitaplarını bildirmeyip, âyet-i kerimelerden ve hadis-i şeriflerden, kendi kafalarına göre mânâ çıkaranlara inanmamalıdır. Mezhepsizler, ya bidat sahibi sapıktır, yahut kâfirdir. Bunların her ikisi de, her zaman din adamı kılığına girerek müslümanları aldatmışlar, doğru yoldan çıkarmışlardır. Mezhepsizlerin bildirdikleri âyet-i kerimelere ve hadis-i şeriflere, Ehl-i sünnet âlimlerinin nasıl mânâ verdiklerini aramalı, işin doğrusunu öğrenmelidir. Bunun için de, güvenilen ilm-i hal kitaplarını okumalıdır. Ehl-i sünnet âlimleri, âyet-i kerimelerin ve hadis-i şeriflerin hepsini incelemiş, kılı kırk yararak doğru mânâlarını bulmuşlar. Kitaplara yazmışlardır. Böyle müctehid alim olabilmek için İslamiyetin 20 ana ilmini ve bu ana ilimlerin 80 kolunu çok iyi bilmek icab etmektedir. Şimdi biraz Arabî bilen din cahilleri, kendilerini müctehid sanıyorlar. Biz fakülteyi de bitirdik, diploma aldık diyerek İslam âlimlerini küçük görüyorlar. Halbuki bir zamanda yaşamış olan müctehidlerin icma ile (yani söz birliği ile) bildirmiş oldukları bir şey, dinde zaruri olan şeylerden ise, yani cahillerin bile işittiği, her yere yayılmış bilgilerden ise, bu şeye inanmak da, uymak da farzdır. Böyle icmaa inanmayan kâfir olur. İnanıp da uymayan, fasık olur. İcma ile bildirilmiş olan şey, zaruri bilinen şeylerden değil ise, buna inanmayan kâfir olmaz. Bidat sahibi sapık olur. Uymayan yine fasık olur. Günah işlemiş olur.

İbni Melek, usul-i fıkıh kitabında, icma bahsinde diyor ki “Bir zamanda yaşamış olan müctehidler, bir şeyin nasıl yapılacağında, söz birliğine varamamış, başka başka söylemişler ise, bunlardan sonra gelen âlimlerin bunların sözlerinden birine uyması lazımdır. Başka türlü söylemeleri caiz değildir, batıldır. Böyle olduğunu bütün âlimler söz birliği ile beyan buyurmuşlar, icma hâsıl olmuştur”. Şimdi dünyanın hiçbir yerinde bir müctehid yoktur. Müctehid, ictihad derecesine yükselmiş derin İslam alimi demektir. Şimdi yeryüzünde hiç müctehid bulunmadığını kendiliğimizden söylemiyoruz. Bunu bütün âlimler, Mevdudi’nin yalancı şahit yapmaya kalkıştığı şah Veliyullah-ı Dehlevi hazretleri de bildiriyor.

Mesela, İbni Abidin, Dürrü’l-muhtardaki “Müezzinlerin çok bağırmaları, namazlarını bozar” yazısını açıklarken, Resûlullahın “sallallâhü aleyhi ve sellem” vefatından 400 sene sonra kıyas kalmadı. Yani kıyas yapan derin âlim kalmadı. Bir işi, başka işe benzeterek hüküm çıkarabilecek mutlak müctehid kalmadı buyuruyor. Evet her yüz senede bir ictihad derecesine yükselmiş olan derin âlimler, yani müceddidler geleceği hadis-i şerifte bildirilmiştir. Bu müceddidler, mezhepte müctehiddir. Bunlar kıyaslar yapmak, yeni ictihadlarda bulunmak vazifesini üzerine almamışlar, bulundukları mezhebin imamlarının ictihadlarını tazelendirmeye, halkı irşad etmeye çalışmışlardır. Yeni ictihadlara ihtiyaç olmadığını görmüşler, Ehl-i sünnet bilgilerini kuvvetlendirmeye ehemmiyet vermişlerdir. Müctehid olmayan her müslümana mukallid denir. Şimdi yeryüzündeki bütün müslümanlar, mukallidiz. Bir mukallid, ne kadar âlim olursa olsun bunun bir iş üzerinde, önce gelmiş müctehidlerin bildirdiklerinin dışında ayrı bir ictihatta bulunamayacağı, İbni Melek’in bildirdiği, yukarıda yazılı söz birliğinden anlaşılmaktadır. “Ümmetim, dalalet üzerinde birleşmez” hadis-i şerifi, âlimlerin bu söz birliğinin hidayet olduğunu, doğru olduğunu göstermektedir.

 

Benzer Suallerin Cevapları İçin Bakınız —> Fıkıh Usûlune Dair Sualler

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler