Sual: Altın yüzük takmak caiz midir? Hangi yüzükleri takmak caizdir?

Cevap: Reddü’l-muhtar kitabı, 5. ciltte diyor ki “Erkeklere yalnız gümüş yüzüğün helal olduğu ve altın, demir ve sarı pirinçten yüzük takmanın haram olduğu, hadis-i şerif ile bildirilmiştir. Bunu Mollâ Hüsrev de yazmaktadır. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem”, vefât edinceye kadar, yalnız gümüş yüzük kullandı”. Böyle olduğu, Mevahib-i Ledünniyye’de de yazılıdır. 

Mevahib-i ledünniye tercümesi, 372. sayfada diyor ki “Erkeklerin altın yüzük takmaları, dört mezhepte de câiz değildir”. Cevhere’de, İbni Âbidin’de, Dürrü’l-münteka ve Fetava-yı Hindiyye’de diyor ki “Altından ve gümüşten başka madenlerden yüzük takmak, kadınlara da mekruhtur.”

Bostan kitabı, 100. babda buyuruyor ki (Numan bin Beşir, Resûlullahın yanına geldi. Parmağında altın yüzük vardı. “Cennete girmeden önce, niçin Cennet ziynetini kullanmışsın?” buyurdu. Demir yüzük kullanmaya başladı. Bunu görünce, “Niçin Cehennem eşyası taşıyorsun?” buyurdu. Bunu da çıkardı. Bronz, yani tunçtan yüzük taktı. Bunu görünce, “Niçin sende put kokusu duyuyorum?” buyurdu. Nasıl yüzük kullanayım, ya Resûlallah dedi. “Gümüş yüzük takabilirsin. Ağırlığı da bir miskali geçmesin ve sağ eline tak!” buyurdu. Amr ibni Şuayb diyor ki Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem”, altın ve demir yüzükleri çıkartır, gümüş yüzüklere mâni olmazdı). Bunlar, Mevahib-i Ledünniyye’de de yazılıdır. Her taştan ve madenden yüzük taşı yapmak câizdir. Altın, gümüş eşyâyı kullanmayıp süs olarak evde bulundurmak câizdir.

 

Sual: Yüzüğü hangi parmağa takmak gerekir?

Cevap: Tirmizi’nin Şemail-i Şerife’sinde, Ali “radıyallâhu anh” buyurdu ki “Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem” yüzüğünü sağ eline takardı”. Sol eline de taktığı görülmüştür. Sağ ele de, sol ele de takmak câizdir. Küçük parmağa veya yanındaki parmağa takılır. Üzerinde yazı bulunan yüzüğü, halaya girerken, sol elden sağ ele geçirmek müstehaptır. Hakim, Vâli ve müftüden başka erkeklerin yüzük takmamaları daha iyidir. Bayramlarda herkesin takması müstehaptır. Gösteriş için, övünmek için takmak haramdır.

 

Sual: Peygamber Efendimizin yüzüğünde ne yazıyordu?

Cevap: Hadika kitabının, dil afetleri kısmında diyor ki “Peygamberimizin “sallallâhü aleyhi ve sellem” yüzük taşında 3 satır yazılı idi. Birinci satırda (Muhammed), ikincisinde (Resûl), üçüncüsünde (Allah) idi. Vefât edince, bunu hazret-i Ebû Bekr, bundan sonra hazret-i Ömer kullandı. Sonra Osman “radıyallahü teâlâ anhüm” kullanırken, Eris kuyusuna düşürdü. Çok mal sarf etti ise de, bulunamadı. Bu iş fitne çıkmasına sebep oldu”.

Hazret-i Ebû Bekr’in yüzüğünde, “Ni’mel kâdir Allah” (Her şeye gücü yeten Allah ne güzel, ne büyük kudret sahibidir) yazılı idi. Hazret-i Ömer’in “Kefâ bil-mevt vâ’ızan yâ Ömer” (İnsana vâiz olarak ölüm yetişir yâ Ömer), hazret-i Osman’ın “Le-nasbirenne” (Elbette Sabredeceğiz), hazret-i Ali’nin “El-mülkü lillah” (Mülk Allah’ındır) yazılı idi. Hazret-i Hasan’ın yüzüğünde, “El-izzetü lillah” (Azamet, büyüklük Allah’ındır) yazılı idi. Hazret-i Muaviye’nin yüzüğünde “Rabbigfir-lî” (Rabbim beni bağışla), İbni Ebû Leyla’nın “Ed-dünyâ garûrün” (Dünya aldatıcıdır) , İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe’nin “Kul-il-hayır ve illâ fesküt” (Ya hayır söyle ya da sus), İmâm-ı Ebû Yusuf’un “Men amile bi-re’yihî nedime” (-İstişare etmeden- kendi görüşü ile hareket eden pişman olur), İmâm-ı Muhammed’in “Men sabera zafira” (Sabreden, zafere kavuşur), İmâm-ı Şâfiî’nin “El-Bereketü fil kanâ’a” (Bereket kanaat etmektedir) yazılı idi. Yüzüklerini mühür olarak kullanırlardı. Osmanlı padişahlarının mühürlerine, tuğra denir. Tuğraları yüzüklerinde değildi. Tuğrayı, buna mahsus vezir taşırdı. Her tuğrada padişahın adı, bunun üstünde babasının adı, daha yukarıda “El-muzaffer dâimâ” yazılıdır. Her padişahın bastırdığı altın ve gümüş paraların bir yüzünde bir tuğra, arka yüzünde, basıldığı şehrin adı ile padişahın tahta cülus ettiği yıl yazılıdır. Tuğraların son şekli, II. Mustafa Han zamanında başlamıştır.

 

Sual: Nişan yüzüğü takmak caiz mi?

Cevap: Nişân yüzüğü takmak emr olunmadı. Âdete uyarak takılmakdadır. (Kimyâ-i se’âdet)kitâbında buyuruyor ki, (Parmağında altın yüzük takılı bir adamın bulunduğu sofraya oturmamalı ve birinci safda, böyle birisi yanında namâz kılmayıp, ikinci safa kaçmalıdır. Başka harâmları kullananlardan da böyle uzaklaşmalıdır.)

 

Sual: Şimdi, altın yüzük takanlar arasında, “Eshâb fakîr oldukları için, altın yüzük yasak edildi. Fakîrlere harâm ise de, zenginlere câizdir” diye fetvâ verenleri işitiyoruz. Bu sözleri doğru mudur?

Cevap: Bu sözleri, hiçbir esâsa dayanmamakdadır. Resûlullah “sallallahü aleyhi ve sellem” altın yüzüğü yasak ederken, sebebini de bildirdi. Fakîrlere değil, her erkeğe yasak etdi. Yalnız fakîrlere harâm olsaydı, fakîr kadınlara da harâm olurdu. Bundan başka, yalnız altını değil, çok ucuz olan başka madenlerden yüzük takmağı da yasak etmiştir. Şunu da bildirelim ki, gümüşten başka yüzüklerin erkeklere yasak edilmesi, Medîne’de iken oldu. Eshâb-ı kirâmın fakîr olduklarını bildiren haberler ise, hicretden önce Mekke’de iken idi. Bedr gazâsında bulunan 305 Sahâbîden 64 adedi Muhâcir olduğuna göre, Mekke’de îmâna gelenlerin sayısı 100’den azdı. Medîneli Ensârın fakîr olanları ile Muhâcirlerin fakîrleri, (Mescid-i nebî) yanındaki (Soffa) denilen büyük çardak altında yaşarlar, ilim öğrenmek ve öğretmekle uğraşırlar, ömrlerinin çoğu Resûlullah ile birlikde cihâd etmekle geçerdi. Bunlara (Eshâb-ı soffa) denirdi. Sayıları değişirdi. Çok zamân 70 kişi olurdu. Çoğu şehîd oldu. Bunlardan başka bütün Eshâb zengin idi. İçlerinde çok zengin olanları az değildi. (Bostân) kitâbının sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh” 70. sahîfesinde diyor ki, (Zübeyr bin Avvâm “radıyallahü teâlâ anh” ölünce, mîrâscılarının herbirine 40 bin dirhem gümüş kaldı. Abdürrahmân bin Avf “radıyallahü teâlâ anh”, hastalığında boşamış olduğu zevcesine, mîrâsının 24’de 1’inin verilmesini söylemişdi. Buna 83 bin altın verildi. Hazret-i Talhanın “radıyallahü teâlâ anh” günlük geliri, bin altın idi). Bunların üçü de Cennetle müjdelenmiş idi. Hazret-i Osmân’ın “radıyallahü teâlâ anh” servetinin hesâbı bilinemedi. Zekât ve ganîmet ve ticâret sebebi ile Medîne’de fakîr kimse kalmadı. Altın yüzüğün yasak edilmesini fakîrliğe bağlamak isteyenlerin pek çürük ipe sarılmakda oldukları meydândadır. 4 mezhebde de harâm olan birşeyin harâm olduğuna inanmak lâzımdır. 

 

Tavsiye Yazı –> Yüzük Hangi Parmağa Takılır?

 

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler