Sual: Erkek, hanımını boşarsa, çocukları yetiştirmek dinen kimin hakkıdır?

Cevap: Oğlan 7, kız 9 yaşına kadar, başkasıyla evli olmayan ve Müslüman annede kalır. Sonra babaya verilir. Baba yoksa Salih asabeye verilir. Bu da yoksa veya çocuğu almazlarsa başkasıyla evli olmayan annede kalır. Sonra kızkardeşe, sonra teyzeye verilir. Çocuk kimde olursa olsun, nafakası babaya aittir. Babası yoksa çocuğun malından sarfedilir. Bu da yoksa miras sırasıyla akrabası nafaka verir.

 

Sual: Kocam haramlardan kendisini alamıyor ve çalışmıyor. Ailesine nafaka vermediği gibi, kendisini de geçindiremiyor. Uzun zaman ben barındırdım. Artık ben de annemin evinde yaşıyorum. Şimdi beni boşamasını istiyorum, boşamıyor. Hiçbir zaman talâk vermeyeceğim diyor. Daha gencim. Belki uygun birisi ile evlenebilirim. Ne yapmak lâzımdır?

Cevap: Nafakadan acz, Şâfiî mezhebinde boşanma sebebidir. Mahkeme vasıtasıyla evliliği feshettirdikten sonra, kâdı bulunmadığı için, sâlih bir Şâfiî âlimine gidip vaziyeti iki âdil şahid ile ispatladıktan sonra, o âlim ikisini ayırır. Kadın talâk iddeti bekler. Şâfiî âlimi bulunamazsa, bu mezhebi bilen başka bir sâlih ilim sahibi de bu işi yapabilir.

 

Sual: Kadınlar çalışabilir mi?

Cevap: Malı bulunmuyorsa, nafakasını temin eden kimse de yoksa, dinî prensiplere uygun olarak çalışmasında mahzur yoktur.

 

Sual: Tecâvüze uğrayan bir kadının doğurduğu çocuk ne yapılmalıdır? Anne, çocuğu istemeyip bir müesseseye verme hürriyetine sahip midir?

Cevap: Bu, çocuğun suçu değildir. Kadın bu çocuğu büyütür. Parası yoksa, nafakasını beytülmal verir. Çocuğu başkasına veya bir müesseseye evlatlık verip onunla münasebetini kesmek câiz değildir.

 

Sual: Hiç çalışmayıp, sabahtan akşama devamlı ibadet etmek doğru mudur?

Cevap: Zenginse, nafakası var ise câizdir. Ama en güzeli çalışmaktır. Kişinin kendi el emeğini yemesi güzeldir. Boş kalana şeytan vesvese verir.

 

Sual: Ana-baba, çocuklarının gurbete çıkmalarına engel olabilirler mi?

Cevap: Ana-baba bakıma muhtaç ise, engel olabilir.

 

Sual: Toruna bakma hakkı, babanın babasına mı, annenin babasına mı düşer? Çocuğun anne ve babası kimi uygun görürse ona baktırabilirler mi?

Cevap: Çocuğun nafakası babasına aittir. Anne-baba ayrılmışsa, nafakası babaya, bakımı oğlan ise 7, kız ise 9 yaşına kadar anneye aittir. Anne-baba ölmüşse, nafakası çocuğun en yakın mahrem akrabalarına aittir. Babanın abası, annenin babasından önce gelir. Bunun dışında her iki dedenin de, anne ve babası sağ olan çocuğa bakmak gibi bir mecburiyeti yoktur.

 

Sual: Bakımı çok zor olan bir hastalık nedeni ile, yaşlı anne veya babayı bu haslalıkla ilgili bakımevine vermek caiz midir?

Cevap: Câizdir.

 

Sual: Kadın kocasından izinsiz anne babasına bakabilir mi? Kadın kocasının anne babasına bakmak zorunda mı?

Cevap: Kadın, bakıma muhtaç anne ve babasına bakmak, onları haftada bir ziyaret etmek, bunun dışında kalan mahrem akrabalarını arada bir ziyaret etmek için kocasının iznine muhtaç değildir. İzin vermese de gidebilir. Kadın, kocasının anne ve babasına bakmakla mükellef değildir. Ama Allah ihsan sahiplerini sever; kocasının hatırına bakmalıdır.

 

Sual: Erkek, boşadığı eşine kazanılmış mallardan vermek zorunda mıdır? Kadın, beraberken alınmış mallardan hak iddia edebilir mi?

Cevap: Boşanan kadın, hangi sebeple boşanırsa boşansın, sadece ödenmemiş mehr, ödenmemiş nafaka ve iddet nafakasına hak sahibidir. Ayrıca çeyizini de alabilir.

 

Sual: Teşvik kredisi ile makine almak caiz midir?

Cevap: Kredi alıp fâiz ödemek ancak nafaka için ve borç bulamadığı zaman câiz olur.

 

Sual: Avukatlık yapmak caiz midir? Câiz ise hangi sahada olabilir? Siz savcılık, hâkimlik gibi hangi işte çalışmamı tavsiye edersiniz?

Cevap: Niyeti, nafakasını helâlinden temin etmek, kimseye muhtaç olmamak; dinine ve insanlara hizmet etmek olunca, hepsi uygundur. Heves ve istidada bakılır. Her işi yaparken hıyanet, yalan, dalavere ile harama düşmek mümkündür. Avukatlık hakkındaki menfi sözler, spekülasyondur. Avukatlık, bugün insanlar için çok lüzumlu ve hakkıyla yapılırsa yapan için çok ecirli bir iştir. İnsanların işini halletmek kıymetli bir ameldir. Hâkim ve savcı için de insanları zulümden korumak, haklarını almalarına yardımcı olmak ne güzeldir!

 

Sual: İmam Rabbanî hazretlerinin Mektubat kitabında sıkça, “Bazı zamanlar çoluk çocuğumuzun da bize düşman olacağı veya olduğu” ve “Evin, eşin ve çocukların idaresini Allahü teâlâ”ya bırakınız” deniyor. Ancak bunun ne şekilde yapılacağı tam olarak bildirilmiyor. Burada esas tema tevekkül müdür?

Cevap: Sâlikin meşguliyeti Allahü teâlânın rızasını kazanmak olmalıdır. Bu sebeple evdeki işler gibi basit dünya işlerini bu işin meraklısına tevdi etmelidir. Büyüklerimizden de böyle gördük. Mesela ev badana olacak; rengini hanımlar seçer. Çoluk çocuğun düşman olması, onların dünyalık istekleri o kadar artar ki veya onları hak yolda bulundurmak o kadar zorlaşır ki, sâlikin/müslümanın kendi işine/ibâdetine vakti ve gücü kalmaz, hatta seyr ü sülükünü terk bile edebilir demektir. Kendisini geçim için gereğinden fazla zorlamamalı, hırsa kapılmamalı, çoluk çocuğum ne olur diye düşünmemelidir. Âyet-i kerimede mealen “Kim Allah’ın dinine yardım ederse; Allah da ona yardım eder ve ayaklarını sıkı tutar” buyuruluyor.

 

Sual: Erkeğin başka şehirde yaşayan ve kendi nafakası bulunan hanımına, rızası ile para göndermemesi farzı terk etmek olur mu?

Cevap: Kadın muhtaç ise göndermesi farzdır. Kadın zengin bile olsa, taleb eder ise göndermesi farz olur.

 

Sual: Muteber kitaplarda ticaret için deniz ve hava yolculukları gibi tehlikeli işlere dalmamalıdır deniyor. Aynı şehre hem kara hem hava yoluyla gidilebiliyorsa, kara yolunu mu tercih etmek lâzımdır?

Cevap: Böyle yapmak takvadır. Bu zaman için çok müşkildir.

 

Sual: Boşanan kadının geçimi için kocasından nafaka talep etmesi caiz midir? Koca bunu reddederse, bunu dâvâ ile almak câiz midir?

Cevap: Nafaka, evli iken ve boşandıktan sonra beklenmesi gereken iddet zamanı için bahis mevzuudur. Boşandıktan sonra kadın erkekten nafaka taleb edemez. Hakkı olmayan bir şeyi kanun müsaade etse dahi dâvâ ile istemek caiz değildir. Ancak koca, evliliği sırasında kadına nafaka vermemişse, kadının mallarını, parasını borç alıp kullanmışsa, mehrini ödememişse, bu takdirde bunları dâvâ ile veya başka şekilde taleb etmek câizdir.

 

Sual: Koca karısına hakkım sana haram olsun derse, kadın kocasının getirdiği yemeği yemesi, verdiği parayı kullanması haram mı olur?

Cevap: Bu söz mecazdır. Yemesi caizdir, zira nafaka kadının evlilikten doğan hakkıdır. Koca bunu haram edemez.

 

Sual: Bir babanın evlâdına bakması kaç yaşına kadar vâciptir?

Cevap: Erkekse bulûğa, kızsa evlenene, sakat ise ölene kadar bakar; yani nafakasını verir.

 

Sual: Bir kimsenin fakir anne ve babası kendisiyle beraber oturuyorsa, üst-baş ve ilaçlarını da bu oğlu alıyorsa, nafaka mükellefiyeti düşer mi?

Cevap: Anne-babasını veya nafaka ödemek mecburiyetinde olduğu akrabasını evine alıp yediren giydiren kimse nafaka borcunu ödemiş olur.

 

Sual: Bir kimsenin anne ve babası, diğer çocuğuyla beraber oturuyorsa, bu kimse nafaka olarak anne ve babasına para yollasa, bu paradan anne ve babasıyla beraber oturan kardeşi ve ailesi de faydalansa nafaka borcu üzerinden kalkar mı?

Cevap: Evet. Geri kalanını kardeşi ve ailesine ihsan etmiş olur.

 

Sual: Bir kimsenin zevcesi zengin olup nafaka istemese, erkek yine de nafaka vermek zorunda mıdır?

Cevap: Alacağından vazgeçmek meşrudur. Ancak kadın bununla nüşûz (evi terk etme) hakkı kazanamaz.

 

Sual: Bir kimsenin kayın validesine bakması farz mıdır?

Cevap: Hayır. Kocası yoksa, oğlu ve kızı bakar. Kadın fakir değilse, kendi servetinden bakımı karşılanır. Kadın da, oğlu, kızı da fakirse, annelerini yanlarına alıp beraberce geçinirler. Bunlar da yoksa, bakma mükellefiyeti en yakın akrabaya düşer. Bu da yoksa beytülmal (devlet hazinesi) bakar.

 

Sual: Bir kimse hangi koşullarda hangi akrabalarına nafaka vermek mecburiyetindedir?

Cevap: Zevcesine her halde nafaka verir. Usul ve füruya (anne-baba, dede-nine, çocuk ve torunlaar) fakir iseler nafaka verir. Amca, hala, dayı, teyze, kardeş, yeğen gibi nikâh düşmeyen akrabaya fakir ve çalışamayacak vaziyette iseler, yani sakat, kadın veya çocuk iseler nafaka vermek akrabalık derecesine göre vâcibdir.

 

Sual: Hanımına ve kız çocuğuna bakmayan birine karşı açtığımız boşanma davasında, mahkeme anne ve kıza muayyen bir mikdar nafaka takdir etti. Nafakayı takibe koyarken, faiz, harç ve vekâlet ücreti de eklendi. Bu ilave mikdarı almak caiz midir?

Cevap: Boşanmış kadın kocasından nafaka alamaz. Böyle olduğu iyi bilinen bir talebe vekil olmak da caiz değildir. Ancak ödenmemiş mehr, ödenmemiş nafaka ve koca tarafından el konulmuş çeyiz gibi mallar için, mahkemeye başvurup, nafaka nâmına tazminat alınabilir. Bu mikdardan fazlasını alamaz. Gecikme zammı burada fâiz değildir. Masraflar ve vekâlet ücreti de davalıya aittir.

 

Sual: İslâm hukukuna göre bir çift ayrıldığında çocuk kime kalır? Âyet-i kerimede geçen ”mevlûdun lehu”, çocuğun babaya kalacağına delil midir?

Cevap: O âyet-i kerime, nesep ve nafakanın delilidir. Eşler ayrıldığında, oğlan 7, kız 9 yaşına kadar başkasıyla evlenmemiş ve müslüman ise, annesinin yanında kalır. Hanefîlerin delili çocuğun kendi işini görecek hale geldiği 7 yaş ve Hazret-i Ebu Bekr’in, Âsım bin Ömer’in çocuğunu bu yaşa kadar annesinde tutmasını delil alır. Şâfiilerde ise bülûğ esastır ve Hazret-i Peygamber’in böyle bir çocuğu anne veya babasını seçmekte muhayyer bırakmasını delil almıştır.

 

Sual: Gelin, kayınvalidesine hizmet etmek mecburiyetinde midir?

Cevap: Değildir. Ama kocasına ikram için yapmalıdır. Koca da zevcesine bunun karşılığında ihsanda bulunmalıdır. Kadın, kocasının gösterdiği evde oturur. Bu evde, başka kimsenin bulunmamasını isteme hakkı vardır. Kadının, kilitli bir odası, hela ve mutfağı varsa, kayınpeder ve kayınvalidesi ile aynı evde yaşaması koca bakımından nafaka mükellefiyetinin yerine getirilmesi bakımından kâfidir.

 

Sual: Bekâr bir kimse, kendisiyle oturan ve nafakasını karşıladığı bekâr kardeşine zekât verebilir mi?

Cevap: Fakirse bakmakla mükelleftir. Zekât da verebilir. Hatta akrabaya (anne-baba, dede-nine, evlâd, torun ve zevceye değil) nafakasını verirken, zekâta da niyet ederse, zekâtı da verilmiş olur.

 

Sual: Bir baba tefecilikten kazandığı parayla çocuğuna ev alsa, çocuk da ilk etapta bu kazanca ortak olsa, ancak sonradan pişman olup bıraksa, çocuğun o evde oturması caiz midir?

Cevap: Fâiz alıp vermek, hele tefecilik yapmak, İslâmiyette büyük günahlardandır. Bu kimse, bir başkasına hediye verse, ikram etse bunun haramdan olduğu iyi bilinmiyorsa alana caiz olur. Böyle kişiyle muamele de böyledir. Zira, helâl para ile haram para birbirinden ayrılmayacak şekilde karışıksa bunu almak caizdir. Hepsi faiz ise dârülharbde İmam Ebu Hanife ve Muhammed’e göre caizdir.

 

Sual: Sınırsız nafaka caiz midir?

Cevap: Kadın, evli bulunduğu müddetçe zengin bile olsa kocasından nafaka alır. Boşanmışsa, iddeti bitene kadar, yani hamile ise doğurana kadar, değilse üç hayız müddeti geçinceye kadar; hayız görmüyorsa üç ay nafaka almaya devam eder. Bundan sonra nafaka alması fakir bile olsa caiz değildir.

 

Sual: Çocuğuna bakan anne baktığı müddetçe ayrıca kendisi için nafaka alabilir mi?

Cevap: Çocuğa bakan anne yalnızca çocuk için nafaka alabilir.

 

Sual: Kocası ölen kadının iddet müddetinde nafakasını kim verir?

Cevap: Kendisi verir. İddet nafakası talâk iddetinde ödenir. Ölüm iddetinde kadın miras hissesini almıştır.

 

Sual: 22 yaşında oğlu ve 17 yaşında kızı olan bir karı koca ayrılsa, kadın nafaka alabilir mi?

Cevap: Kadın ve oğlan alamaz. Kız evlenene kadar alabilir. Erkek rıza ile veriyorsa alabilir.

 

Sual: Bir kimse hanımından ayrılsa, çocukları olmasa, kadının maaşı olsa, erkek bu kadına ne kadar nafaka verir?

Cevap: Boşanmış kadına nafaka verilmez. Sadece iddet bitene kadar iddet nafakası alır. Iddet, hamile ise doğuma; değilse, üç hayız görüp temizlenene kadardır. Hayız görmüyorsa 3 aydır. Iddeti kocasının evinde geçirir. Yiyeceğini içeceğini kocası temin eder. Eğer kadın kocasının evinde durmak istemiyorsa, nafaka alamaz;  adam kadını evinde istemiyorsa o zaman ona bu müddet zarfında örfe göre oturabileceği bir ev kirası, yiyecek ve giyecek parası verir.

 

Sual: İki genç gizlice evlense, kız evinde kalsa, erkek nafaka verir mi?

Cevap: Kadın kocasının evine gelmedikçe nafakaya hak kazanamaz. Ama bu yapılan uygun değildir. Nikâh, flörtü meşrulaştırma vasıtası olamaz. Evlilik ciddi iştir. Hadis-i şerifte, nikâhı ilan ediniz buyrulmaktadır.

 

Sual: Bir erkek zevcesine her gün 20-30 lira verse bütün nafakasını vermiş olur mu?

Cevap: Örfen kadına ne kadar nafaka vermesi gerekiyorsa o kadar verir. Eğer mesken, gıda ve elbise ihtiyacını karşılıyorsa mesele yoktur.

 

Sual: Bakmakla yükümlü olduklarımıza para ile birşeyler satmak caiz midir?

Cevap: Ailede herkesin serveti şer’en ayrıdır. Caizdir.

 

Benzer Suallerin Cevapları İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler