Sual: Fıkıh kitaplarında “Resûlullahın ve Eshâb-ı kirâmın ve Tâbi’înin ve hattâ dört imâmın ağız ile niyyet etdikleri işitilmemişdir” dedikten sonra “Ağız ile niyyet etmek, Şâfiî ve Hanbelî’de sünnetdir.” Bu iki cümle birbirini tekzip etmiyor mu? İkinci cümleden ya Resulullah efendimizin ağız ile niyet ettiği veya Eshab-ı kiramdan bu şekilde niyet eden görülüp men edilmemiş olduğu anlaşılmaz mı?

Cevap: Hazret-i Peygamber sadece hacda ihrama girerken ağzı ile ihrama ve hacca niyet etmiştir. Bazı âlimler diğer ibadetleri buna kıyas ederek, ağız ile niyet sünnettir demişlerdir.

 

Sual: Namaz kılmış olana, “Allah mübarek etsin” mi denir, yoksa “Allah kabul etsin” mi?

Cevap: Her ikisi de caizdir. Birincisi daha iyidir. Allah kabul etsin (tekabbelallah), namazın sevablarına kavuşma temennisidir. Hadîs-i şeriflerde namaz için “kabul etmek” lafzı geçer. Allah mübârek etsin (tebârekallah) ise zaten mübarek olan bir ibâdet senin hakkında da mübârek olsun, bereketini gör mânâsına gelir.

 

Sual: Hanımların namazda secdede iken kollarını yere koymaları farz mıdır? Kollar havada kalmış olsa, namaz bozulur mu?

Cevap: Sünnettir.

 

Sual: Evde namaz kılarken sarık sarmamız lâzım mıdır?

Cevap: Müstehabdır. Nitekim hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: “Sarıkla kılınan 2 rek’at namaz sarıksız kılınan 70 rek’at namazdan efdaldir” (Deylemî, Ebû Nuaym); “Nafile veya farz namazı sarıkla kılmak, sarıksız kılınan yirmibeş namaza bedeldir. Sarıklı bir Cuma ise, sarıksız yetmiş Cumaya bedeldir” (İbni Asâkir); “Sarık, küfürle iman arasında ayırd edici bir alâmettir. Onu sarana, her dolaması için, kıyamet günü bir nur ihsan olunur” (Taberânî, Bâverdî); “Sarık takınız; hilminiz artar. (Çünkü güzel giyinmek insanı vakara sevkeder ve hafifliklerden uzaklaştırır.) Melekler, bu alâmetleriyle görünür” (Taberânî); “Sarıklar Arapların taçlarıdır. Onu bıraktıktan sonra izzetlerini de yitirirler” (Beyhekî, Deylemî).

 

Sual: Namazda rükü’ya eğilirken topukları birleştirmek kadınlar için de sünnet midir?

Cevap: Erkekler için sünnettir. Kadınlar birleştirmez (Halebî-i Sagîr)

 

Sual: Namaz bittikten sonra neler yapılır?

Cevap: 1-Allahümme entesselâm ve minkesselâm tebârekte yâ zel celâli ve’l-ikrâm denir.

2-Üç defa istiğfar söylenir.

3-Eûzü çekilip Âyetelkürsi okunur.

4-Tesbihler (33 sübhanallah, 33 elhamdülillah ve 33 Allahü ekber) söylenir.

5-Lâi lahe illallahü vahdehu lâ şerîke leh lehu’l-mülkü ve lehü’l-hamdü yuhyî ve yumît ve hüve alâ külli şey’in kadîr, denir.

6-Eller açılıp dua edilir.

7-İmkan varsa 11 ihlas, birer kul euzüler okunup, 67 istiğfar ve 10 subhanallahi ve bihamdihi subhanallahil azim söylenir.

 

Sual: Namazdan sonra uzun istiğfar duası yerine üç kere estağfirullah denebilir mi?

Cevap: Denebilir. Estağfirullah demekle sünnet yerine gelir. Uzun istiğfar (Estağfirullah el-azîm ellezî lâ ilahe illâ hû el-hayyel-kayyume ve etûbü ileyh) söylemek evlâdır.

 

Sual: Secdeden kalktıktan sonra sol ve sağ ayak birbiri üstünde ve kalça altında olsa, sıkıntı teşkil eder mi? Yani bir ayak yere temas etmiyor, bundan dolayı mekruh işlenmiş olur mu?

Cevap: Sağ ayak başparmağı kıbleye gelecek şekilde dikilir; sol ayak yere döşenir. Sünnet olan budur. Özür ile bunu yapamıyorsa, mahzuru yoktur.

 

Sual: Sünneti kılarken son rek’atta cemaatin ilk rek’atına yetişmek için salli, bârik ve rabbenâlar okunmasa olur mu?

Cevap: Olmaz. Süratli okumalıdır.

 

Sual: Namazda son oturuşta esselâmü aleyküm dedik, ama sağ tarafa başımızı çevirmeyi unuttuk. Daha sonra başımızı sağa çevirip tekrar selâm verdik. Bu şekilde namaz, sahih olur mu?

Cevap: Başı sağa ve sola çevirmek sünnettir. Es-selâmü demek vâcibdir.

 

Sual: Rükû’da iken sağ ayak sol ayak yanına mı getirilir? Yoksa sol ayağın topuğu sağ ayağın topuğuna mı değdirilir?

Cevap: Rükû’ya eğilirken, sol ayak sağ ayağın yanına getirilir. Mümkün mertebe topuk kemikleri değdirilir. Secdeden kalkarken açılır. Sünnettir.

 

Sual: Namaz tesbihatından sonra “Lâ ilahe illallahu vahdehü lâ şerike leh lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” dedikten sonra başka birşey okunur mu? Okunması bid’at mıdır?

Cevap: Sonra Subhane rabbiyel aliyyil alel vehhâb deyip eller kaldırılır ve dua edilir. Dua edilmese de olur. Başka bir şey okumak bidat olmaz, artık namaz için mesnun olan tesbîhat bitmiştir.

 

Sual: Sünneti beğenmemenin küfre sebep olduğunu ve takke kullanmanın sünnet olduğunu biliyoruz. Çevremizdeki nice kişiler “Takke Türklere yakışmıyor” diyor. Yukarıdaki kaideleri anlatıyoruz. Maalesef bu kanaatlerinde devam ediyorlar. Bunlara karşı muamelemiz nasıl olmalıdır?

Cevap: Namazda başı örtmek sünnettir. Tembellikle başı açık kılmak mekruhtur. Bütün ilmihallerde yazar. Ecdadımız hep başını örtmüştür. Giyim kuşamda örfe bakılır. Bugün için takke ile örtmek âdettir. Yakışmak değil, dinin emirleri esastır. Sünneti beğenmemek küfrdür, ama böyle söyleyenlere hemen küfr damgası basılamaz. Beğenmedikleri sünnet değil, takkedir.

 

Sual: Bir rahatsızlığım sebebiyle başımı sağa sola çeviremiyorum. Maliki ve Şafii mezhebini taklid edenler bir rahatsızlık sebebiyle başlarını sağa sola çeviremeden kıldığı namazları sahih oldu mu?

Cevap: Başını sağa ve sola çevirmek namazın şartlarından değildir. Selâmın sünnetidir.

 

Sual: Son teşehüdde salli bariklerden sonra dua niyeti ile fatiha okunabilir mi?

Cevap: Evet.

 

Sual: Sitede “Sünnet ile farz arasında konuşulmayacağı dua ve tesbih söylenmeyeceği bunun bidat olacağı bildirildikten sonra Hindüvânî gibi bazı âlimlere göre kısa dua ve tesbihler okuyabileceği yazılıdır. Peki bir İslâm âlimi bir şeye câiz demişse, o şeye bid’at denir mi? Veya cumhur ulemâ sünnet ile farz arasında bir şey okumak Hanefî mezhebinde bid’at olur, sünneti ıskat eder demiş ise, Hindüvânî’nin nakline dayanarak bu işe câiz denir mi?

Cevap: Bir âlimin vâcib veya sünnet dediğine, bir başkası, bid’at, mekruh diyebilir. İctihadî mevzulardır. Hindüvânî, mezhebde söz sahibi âlimlerdendir. Sünnet ile farz arasında cumhura uyarak konuşmamalı, dua ve tesbih söylememelidir. Yapana da bir şey denemez.

 

Sual: Sitede “Fıkıh kitaplarında sünnet ile farz arasında 15 ayeti kerime okuyacak kadar beklenir, sonra farza kalkılır buyuruluyor” deniyor. Bir hadis-i şerifte peygamber efendimiz farzdan sonra hemen son sünnete kalkardı buyuruluyor. Bu iki ifadeyi nasıl anlamak lâzımdır?

Cevap: “Hemen” sözünü, âlimler cemaatin farza yetişmesi için “15 âyet-i kerime okuyacak kadar” diye tefsir etmişlerdir.

 

Sual: Gördüğüm bazı kimseler [erkekler] namazda başın etrafına mendil, tülbent bağlıyorlar ve tepeleri açık kalacak şekilde namazlarını kılıyorlar. Böyle namaz kılmaları caiz midir?

Cevap: Hazret-i Peygamber bazen başının tepesi açık olarak sarık sarardı.

 

Sual: İmamın kıraat ve tekbirlerde gereğinden çok bağırması namazı bozar mı?

Cevap: İmam, cemaatin işiteceği şekilde tekbir alır ve kıraat eder. Sesini daha fazla yükseltirse, mekruh olur. Bu bakımdan cemaatin az olduğu yerlerde hoparlör kullanmak mekruh işlenmesine sebebiyet verir. İmamın sesini cemaate duyuran müezzin de böyledir. Müezzinin mübelliğ sıfatıyla tekbirleri tekrar etmesi kalabalık cemaatte câiz ve lâzımdır. Hacet yok iken tebliğ, yani imamın sesini cemaate ulaştırmak bid’attir, mekruhtur. “İmamın sesi cemaate ulaşır da, yine müezzin tebliğde bulunursa namazı fâsid olur. Çünkü buna ihtiyaç yoktur” sözünün aslı yoktur. Bu söz kaidelere uymamaktadır. Çünkü müezzin olsa olsa zikir sigasiyle sesini yükseltmiştir. (İbni Abidin-Namazın Sünnetleri Bâbı)

 

Sual: Rükû’dan doğrulurken semi’allahü limen hamideh demeyen kimsenin kalktıktan sonra [kemikler yerine oturduktan sonra] söyler mi?

Cevap: Kalkarken söyler. Kavmeye doğrulduğunda bu sözü bitirmiş olur. Orada Rabbenâ lekel hamd der. Binaenaleyh doğrulduktan sonra semi’allahü limen hamideh demez.

 

Sual: Bazı câmilerde namazda kıyamda elleri salık olarak namaz kılanlar görülüyor. Böyle yapmak câiz midir?

Cevap: Mâlikî mezhebinde elleri salık kılmak sünnettir.

 

Sual: Şâfiîler, kıyamda ve secdede topukların birleştirirse sünnet sevabı alır mı?

Cevap: Şâfiîde sünnet olan kıyam, rükû’ ve secdede ayakların arasının bir karış kadar açık olmasıdır. Hilafı mekruh değildir. Herkes kendi mezhebine uyar.

 

Sual: Kadınların teverrükte ayak parmaklarını kıbleye doğru bükmeleri gerekli midir?

Cevap: Kadınların teverrük etmesi, yani ayaklarını çantısının sağ yanından çıkararak oturması her zaman sünnettir. Erkekler ise Şâfiî’ye göre son oturuşta teverrük yapar. Parmakların kıbleye gelmesini istemek ağır bir tekellüftür. Kolay getirilebiliyorsa getirilir, gelmiyorsa zorlanmaz.

 

Sual: İmamın intikal tekbirlerinin sessiz söylemesi câiz midir?

Cevap: Namazın müekked sünnetini kasden terk etmek bazı âlimlere göre bir defa, ekserisine göre ısrarla olursa mekruhtur. (İbni Abidin)

 

Sual: Hanefi mezhebinde teheccüd, istihare, işrak, evvabin, v.b sünnet ve nafile namazlarda celsede allahümmağfirli demek ve secde de hadis-i şeriflerde geçen mesnun olan duaları ve istiğfar dualarını okumanın bir mahzuru var mı?

Cevap: Hanefî mezhebinde her namazda celsede Allahümmağfirlî demek câizdir. Hatta İbni Abidin böyle yaparak Hanbelî mezhebinin hilafından da çıkılmış olur diyor. Secdede dua ise yalnız nâfile namazlara mahsustur.

 

Sual: Sarığı ayakta sarmak sünnet midir?

Cevap: Namazda sarık sarmak müstehabdır. Bunu ayakta, kıbleye karşı ve sağdan sola sarmak da müstehabdır.

 

Sual: Benim okuduğum bir kitapta namazda selâm verdikten sonra istiğfar (estağfirullah) söylenir, sonra “Allahümme entesselâm…” okunur diye yazıyor. Siz ise “Allahümme entesselâm…”dan sonra (estağfirullah) söylenir demişsiniz. Neden?

Cevap: Fıkıh kitaplarında, meselâ Tahtavî’nin Merâkiyyu’l-Felâh hâşiyesinde ve İbni Âbidin’in Reddü’l-Muhtâr kitabında selâm verdikten sonra Allahümme entesselâm ve minkesselâm tebârekte yâ zel celâli velikrâm denir; sonra üç defa istiğfar söylenir diyor. Bazı kitaplarda ise önce üç istiğfar eder; sonra Allahümme entesselâm.. der diyor. Bunun sebebi rivayetlerin muhtelif olmasıdır. Nitekim Tirmizî’de diyor ki: Resulullah aleyhisselâm namazdan selâm verdiklerinde ancak “Allahümme entesselâmü ve minkesselâmü tebârekte yâ zelcelâli vel ikrâm” diyecek miktarda otururlardı. Ebû Ya’lâ’nın rivâyet ettiği bir başka hadîs-i şerifte Resulullah aleyhisselâm buyurdu ki: “Kim her namazdan sonra istiğfar edip de üç kerre “Estağfirullah el azîm, ellezî lâ ilâhe illâ hû, el hayyel kayyume ve etûbu ileyh” derse günâhları affolur; cepheden kaçmış bile olsa”. Bu rivayetleri değerlendiren ulemâ önce Allahümme entesselâm… denir; sonra üç istiğfar söylenir demiştir. Öteki de câizdir. Ancak farzın arkasında sünnet varsa, istiğfar söylenmez. Zira sünnetin Allahümme entesselâm… diyecek kadardan fazla tehiri mekruhtur (İbni Abidin). Bu halde üç (veya tek) istiğfar sünnetten sonra söylenir.

 

Sual: Namazda selâm, başı çevirmeye başlayınca mı, yoksa çevirdikten sonra mı verilir?

Cevap: Başı sağa çevirmeye başlarken ilk selâma da başlar; başı tamamen sağa çevirdiğinde bu selâmı bitirir. Başı sola çevirmeye başlarken ikinci selâma başlar. İmama uymuş ise, imam ile beraber selâma başlar ve bitirir. Şâfiî’de olduğu gibi Hanefîde de imam sağa selâm verdikten sonra sola selâm verilebileceğini de söyleyen âlimler vardır.

 

Sual: Kişi sütre edeceği bir şey bulamazsa, câmilerde halılarin üzerindeki saf çizgisi veya secde yerindeki eğri çizgiler sütre yerine geçer mi?

Cevap: İmam ve kezâ yalnız kılan kimse sahrada ve benzeri yerlerde üç arşından yakın olmak üzere iki kaşından biri hizâsına bir arşın (elli cm) uzunluğunda ve bakan görsün diye bir parmak kalınlığında bir sütre diker. Bu mendubdur. Sütrenin sağ kaş hizâsına dikilmesi efdaldir. Sütreyi yere bırakmak veya çizgi çizmek kâfi değildir. Bazıları kâfi olduğunu söylemişlerdir. Çizgi uzunluğuna çizilir. Mihrap şeklinde çizileceğini söyleyenlerde vardır. (İbni Abidin)

 

Sual: Hanefî mezhebinde abdest için kullanılan misvak namaz için de kâfi gelir mi?

Cevap: Hadis-i şerifte “Misvak ile kılınan namaz, misvaksiz kılınan namazdan 70 kat efdaldir buyuruldu. Misvak kullanmanın mahalli, Hanefî mezhebinde abdestten önce, Şâfiî mezhebinde her namazdan öncedir. Misvak kullanmak, Hanefî mezhebinde abdestin, Şâfiî mezhebinde namazın sünnetidir.

 

Sual: Secdede “Sübhâne rabbiye’l-a’lâ” yerine “Sübhâne rabbiye’l-azîm” diyen biri ne yapmalıdır?

Cevap: Tesbih mahallidir. Bir şey gerekmez.

 

Sual: Namazların ikinci rek’atinde birinciden üç âyet fazla okumak mekruh olarak bildirilmektedir. Sûrelerin âyet sayısına nazaran uzunlukları farklı olmaktadır. Şu halde bunun ölçüsü nedir?

Cevap: Bütün namazlarda ikinci rekati birinci rekatten üç ve daha ziyade âyetle uzatmak tenzihen mekruhtur. Nas olan yerde kerahet yoktur. Nitekim Resûlullah aleyhisselâm, Cuma ve bayram namazının ilk rek’atinde A’lâ ve ikinci rek’atinde de Gâşiye sûresini okumuştur ki, ikincisi birincisinden yedi âyet daha uzundur. Bu uzunluk eğer sûreler kısa ise âyet sayısı ile, uzun ise harf ve kelime sayısı ile ölçülür. Âyetler uzunluk ve kısalık bakımından birbirine yakın ise, sayı; değilse harfler nazara alınır. Meselâ sabah namazının ilk rek’atinde yirmi uzun, ikinci rek’atinde yirmi kısa âyet okur da, bu kısa âyetlerin harfleri, birincidekilerin yarısı kadar olursa sünnet yerini bulur. Aksi takdirde mekruh olur. Âyetelkürsî, müdâyene âyeti gibi uzun tek âyetler, birkaç âyetten müteşekkil kısa surelerden evvel okunabilir. (İbni Abidin-Âdâbü’s-Salât)

 

Sual: Vitrin üçüncü rek’atinde okunan sûrenin, ilk iki rek’atte okunan sûrelerden Mushaf sırasına göre yukarıda olması zarar verir mi?

Cevap: Namazda zammî sûreleri mushaftaki sıraya göre okumak sünnet, hilâfına davranmak mekruhtur. Nâfilelerin her iki her’ati müstakil bir namaz sayıldığı için, üçüncü ve dördüncü rek’atlerde okunan surelerin, ilk iki rek’attekilerden yukarıda olması zarar vermez. Vitir de kıraat bakımından nâfile gibidir. (Nimet-i İslâm, Namazın Mekruhları)

 

Sual: Namazda takke takmak, sarık sarmak yerine geçer mi?

Cevap: Namazlarda erkeklerin takke takması sünnet, terki mekruhtur. Sarık sarmak ise müstehabdır. Hadis-i şerifte “Sarık ile kılınan namaz, sarıksız kılınan namazdan yetmiş kat daha sevabdır” buyurulmuştur. Sarık sarma imkânı varken sarmazsa, müstehabdan mahrum kalır. Fitne çıkmaması için evde kılarken sarılabilir. Dışarıda özür sebebiyle saramazsa, takke sarık yerine geçer (Buğyetü’l-Müsterşidîn). Sarığın şekli hakkında çeşitli rivayetler vardır. Beyaz, yeşil veya siyah olması müstehabdır. Bir buçuk metre uzunluğunda bir karış eninde beyaz bir tülbend bezi sarık olabilir. Ayakta, kıbleye karşı, sağdan sola doğru sarmak, sararken salavat getirmek, omuzların arasına bir karış ucunu sarkıtmak edebdendir. Takkenin ve kefiye gibi bir örtünün üzerine sarılır. Açık başa sarık sarıp, başın üstünü açık bırakmak mekruhtur. Tevsîm, yani sarığın ucunu arkadan iki kürek kemiğinin arasına sarkıtmak da müstehabdır. Bunun ölçüsü ve şekli hakkında ulemâ farklı bildirdi. İki buçuk karış olması meşhurdur. Âlimler uzun, avam daha kısa uzatır denilmiştir. Hazret-i Peygamber’in tevsîm yapmadan sarık sardığı da nakledilmiştir. (Berika-Hayâ bahsi)

 

Sual: Mâlikîde toprak veya toprak cinsi olmayan zeminde namaz kılmak tahrimen mekruh deniyor. Türkiye’de yaşayan bir Mâlikî nasıl mekruhdan kurtulur?

Cevap: Bunun tahrimen mekruh olduğunu işitmedim. Sünnettir. Hasıra, pamuklu dokuma seccadeye veya tahtaya, taşa secde etmek bu işi görür. Hanefî mezhebinde de müstehabdır. Caferîlere göre vâcibdir.

 

Sual: Esnafım. Beş vakit namazın farzlarını câmide eda ettikten sonra sünnetlerini ve tesbihatlarını bir saat sonra kılıp yapsam olur mu?

Cevap: Olur ise de, ancak nâfile sevabı alınır. Çünki bunların mahalli, farzın hemen önü veya ardıdır.

 

Sual: Namazdan sonra üç defa istiğfar duası söylemek meşru mudur?

Cevap: Allahümme entesselâm’dan önce veya sonra üç defa “Estağfirullah” veya daha güzeli “Estağfirullah el-azîm ellezî lâ ilâhe illâ hu el-hayye’l-kayyûme ve etûbü ileyh” söylemek sünnettir.

 

Sual: Namaz için tekbir alırken eller ne zaman kulağa götürülür?

Cevap: Tekbire başlarken eller kaldırılır, kulağa götürülür, tekbiri bitirirken eller göbekte bağlanmış olur. Efdal olan budur. Eller kulağa götürüldükten hemen sonra tekbir almak da caizdir. (Halebî)

 

Sual: Teşehhüde ettehiyatü okurken parmak kaldırılır mı?

Cevap: Eşhedü derken sağ elin işaret parmağını kaldırıp, diğerlerini bükmek, illallah derken indirip hepsini açmanın sünnet olduğu bazı Hanefî kitaplarında yazılıdır. Hanefî mezhebinin zâhir-i rivâyesi teşehhüdde ellerin hareketsiz bulunması olduğu için, ulemâ parmakla işaret etmenin de, etmemenin de câiz, ancak etmemenin evlâ olduğu beyan eder. Şâfiî’de sünnettir.

 

Sual: Farz ve sünnet namazlarda celsede ve kavmede rabbigfirlî demek sünnet midir?

Cevap: Hanefî mezhebinde hayır; Hanbelî mezhebinde evet.

 

Sual: Namazda fatihadan önce besmelenin hükmü nedir?

Cevap: Hanefî’de sünnettir. Şâfiî’de besmele fatihadan sayıldığı için okunması şarttır. Şâfiî’yi taklid eden Hanefî de okur.

 

Sual: Secdede topukları birleştirince, ayakların iki-üç parmağı havada kalmaktadır. Bu namazı bozar mı?

Cevap: Secdede ayakları yere koymak farz, vâcib veya sünnettir. Topukları birleştirmek de sünnettir. Bir ayağın tek parmağının yere değmesi ile vâcib yerine gelir. Birkaç parmağın havada kalmasının mahzuru yoktur.

 

Sual: Namazda iken rüku, kavme ve secdede okunan söylenen tesbihleri ve intikal tesbihlerini başka yerde söylemenin hükmü nedir?

Cevap: Mahallinde söylemek sünnet veya müstehabdır. Mahalli geçince, söylenmez. Unutmak özürdür.

 

Sual: Kaza borcu olan, salli ve bârikleri terk edebilir mi?

Cevap: Salli bârikleri okumak sünnet, devamlı terki mekruhtur. Kazâ namazı da olsa bütün erkânıyla kılmak gerekir.

 

Sual: Rükû’dan doğrulunca “rabbenâ lekel-hamd” mi yoksa “rabbenâ ve lekel-hamd” mi denir, hangisi efdaldir?

Cevap: Efdaliyet sırasıyla Allahümme rabbenâ ve lekel-hamd; Allahümme rabbenâ lekel-hamd; rabbenâ ve lekel-hamd; rabbenâ lekel-hamd şeklindedir (Halebî).

 

Sual: Boğazı ağrıyan bir hastanın, namazda tekbir ve tesbihatları içinden söylemesi câiz midir?

Cevap: Bunlar zaten sessizce söylenir. Hükümleri de müstehabdır. Böyle de söylenemiyorsa, söylememek özürdür.

 

Sual: Bir kimsenin elinde yara olsa, elini secde mahaline koysa kan çıkacak şüphesi ile tek elle secde etse caiz olur mu?

Cevap: Secdede elleri yere koymak sünnettir. Özür varsa terkedilebilir.

 

Sual: İmamla secdede tesbihleri söylerken, 3 kere söylediği zaman, imamdan evvel bitiren, bir tane daha söylese, sünnete muhalif olur mu?

Cevap: Tek söylemelidir. Çift söylemenin de zararı yoktur.

 

Sual: Namazda fâtihadan sonra sure okurken besmele çekilir mi?

Cevap: Kitaplarda çekilir (Halebi) veya çekilmez (Hindiyye) diyorsa da, çekmek daha iyidir.

 

Sual: Rükûya giderken ve doğrulurken ve secdeye giderken intikal tekbirlerine ne zaman başlanır, ne zaman bitirilir?

Cevap: Eğilmeye başlarken tekbire başlanır, rüküda bitirilir. Diğerleri de bunun gibidir.

 

Sual: Farz namazdan sonra sünnet olan 3 defa estağfirullah, Allahümme entesselam.. dan sonra mı, önce mi söylenir?

Cevap: Her ikisi de caizdir. Sonra söylemek efdaldir.

 

Sual: Cenaze olduğu zamanlarda, camilerde tesbihat yapılmıyor. Caiz midir?

Cevap: Tesbihat şahsa kalmıştır. Yapmaya mani yoktur. Terkedilmez. Zira tesbih sünnet, cenazeyi geciktirmemek ise müstehabdır. Sünnet, müstehaba tercih edilir.

 

Sual: Cemaatle namaz kılarken son oturuşta, Rabbena’yı okuduktan sonra, sessizce imamım selam vermesi mi beklenir?

Cevap: Evet. Veya selâma kadar bilinen başka me’sur (sünnette bildirilmiş) dualar okunabilir.

 

Sual: Halebî’nin Babadagî tercümesinde Maliki mezhebine göre toprak cinsinden olan yere secde etmek lazım geldiği, etmemenin mekruh olduğu yazıyor. Hanefi olup, Malikiyi taklid eden için de böyle midir?

Cevap: Namazda Malikiyi taklit eden Hanefi için mekruh değildir. Zira taklid ettiği mezhebin yalnızca şart ve müfsidlerine uyacaktır. Hanefi mezhebinde de toprak cinsinden bir şeye secde etmek müstehabdır. Onun için toprak, taş, mermer, tahtaya veya pamuklu ya da hasır seccadeye secde etmek iyidir.

 

Sual: Mescid-i Haram’da namaz kılarken Kâbe’ye bakarak kılmak daha mı iyidir?

Cevap: Namazda secde yerine bakılır. Namaz dışında Kâbe’ye bakmak müstehabdır.

 

Sual: İkindi namazını tek başına kılarken biri uysun diye tekbirleri yüksek sesle söylemek namazı bozar mı?

Cevap: Hiçbir zaman bozmaz. İmamın intikal tekbirlerini yüksek sesle alması ise müstehabdır.

 

Sual: Selimiye gibi büyük camilerde namaz kılarken, hoparlör kullandığı için imamın fatihasına amin demek namazı bozar mı?

Cevap: İmamın okuduğuna niyet ederek âmin denebilir. Hiç dememek de olur.

 

Sual: Namazdan sonra tesbih çekerken, bir hoca “Sübhanallah derken aşağıdan yukarı doğru, Elhamdülillah derken düz, Allahü Ekber derken de yukarıdan aşağı doğru çekmek lazımdır. Çünkü Sırat köprüsü 1000 sene aşağıdan yukarı, bin sene düz ve 1000 sene yukarıdan aşağıya doğrudur” dedi. Aslı var mıdır?

Cevap: Âdettir.

 

Sual: Şâfiî mezhebindeki birinin, namazda Hanefî mezhebinde bildirilen namaz dualarını okumasında bir mahzur var mıdır?

Cevap: Hayır, ama kendi mezhebine uyması evlâdır.

 

Sual: Ömründe namazların sünnetlerini hiç kılmamış biri cehenneme gider mi?

Cevap: Ateşle azap olunmaz ise de, sünnet-i müekkedeyi devamlı özürsüz terk etmek mekruhtur. Mekruha mahsus cezayı görür ve bu namazlara has şefaatten mahrum kalır.

 

Sual: Mescidde namaz kılarken namaz kıldığımız yer şâhidlik etsin diye farz bitince sünnet namazı için yanımızdakiyle yer değiştiriyoruz. Ama senelerdir namaz kıldığımız küçük bir mescid olduğu için, zaten namaz kılmadığımız bir kısmı kalmadı. Yine yer değiştirmeye gerek var mıdır?

Cevap: Tek sebep bu değildir. Sünneti farzı kıldığı yerde kılmamak müstehabdır.

 

Sual: Şâfiî mezhebinde birisi teşehhüdde parmak kaldırır mı?

Cevap: Evet, müstehabdır.

 

Sual: Namazda oturuşta tahiyyatı okurken sağ şehadet parmağını kaldırmanın ve sağ ayağın başparmağını kıbleye çevirmenin hükmü nedir?

Cevap: Birincisi için ulemâ sünnet veya mekruh demişlerdir. Yapmamak iyidir. İkincisi sünnettir.

 

Sual: Namazda başa takılan takkenin herhangi bir tarifi var mıdır? Bir kimse kış günlerinde beresini takke niyeti ile namazda kullanabilir mi?

Cevap: Maksat başı herhangi bir şeyle örtmektir. Ancak çirkin bir şekilde örtmek başka bir mekruh olur. Şapka takke yerine geçmez.

 

Sual: Camide cemaatle namaz kıldıktan sonra cemaatle tesbihat yapmanın mahzuru var mıdır?

Cevap: Cemaatle tesbihat bid’attir; ancak cemaatin öğrenmesi maksadına matuf olabilir. Tesbihat hemen namazdan sonra yapılmalıdır. Yürüyüp işine giderken de yapılabilir. Dikkat çekiyor ve suizanla sebebiyet veriyorsa yapmamalıdır.

 

Sual: Misvak nasıl muhafaza edilir?

Cevap: Misvak suya konmaz. Dışarıda baş aşağı asılır. Dişe tatbik edileceği zaman ıslatılır. Yukarıdan aşağı ve daha sonra sağdan sola dişlere sürtülür. Ufkî, yani yatay değil; amudî, yani düşey koymak lazımdır. Eskidikçe ucu kesilir; taze kısımları kullanılır.

 

Sual: Günlük giydiğimiz ayakkabıyla namaz kılmak caiz midir?

Cevap: Ayakkabı ile kılmak sünnettir. Altında necaset varsa üstüne basılır; altında da necaset varsa çıkarılır. Zan ile hüküm verilmez. Sokaklar temiz kabul edilir. Necasete basmış ise, bir müddet yürümekle temizlenmiş sayılır.

 

Sual: Farzın öncesinde veya sonrasındaki nafile veya kaza namazlarını kıldıktan sonra allahümme entesselâm.. denir mi?

Cevap: Her namazdan sonra demek sünnettir.

 

Sual: Bir kimse bazen takkesini unutsa, camide de kullanmak için takke olsa, temiz olmadığı ve hastalık bulaşması ihtimaline binaen kullanmasa mekruh olur mu?

Cevap: Başkasının zati eşyası kullanmak doğru değildir. Başına örtecek bir şey bulamadığı için başı açık kılan mekruh işlemiş olmaz. Cebinde devamlı takke taşımalıdır.

 

Sual: İşyerinde fitne olmasın diye takke takmamak uygun mudur?

Cevap: Hayır. Siyah dikkat çekmeyen bir takke edinin.

 

Sual: Her rek’atte Fatiha’dan önce besmele çekmek gerektiğini yeni öğrendim. Evvelki namazlarımı kaza etmem lazım mıdır?

Cevap: Fatiha’dan önce euzü besmele çekmek sünnettir. Fatiha’dan sonra zammı sureden evvel besmele çekmek âlimlerin çoğuna göre müstehabdır. Her ikisi de terk edilmişse, kaza lazım gelmez.

 

Sual: Secdeye giderken dize en yakın yere mi, yoksa uzanabildiği kadar ileriye mi alnını koymalıdır?

Cevap: Dizlerle kollar arasında aradan bir kuzu geçebilecek boşluk olmalıdır.

 

Sual: İlk oturuşta ettehıyyatü okuduktan sonra kalkarken Allahü ekber deyip demediğini hatırlamayan kimsenin secde-i sehv mi yapması gerekir?
Cevap: İntikal tekbirleri sünnettir. Bir şey lazım gelmez.

 

Sual: Namazda salli barikleri okuduğumuzda “Allahümme salli/bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammed…” şeklinde okumak mahzurlu mudur?
Cevap: Rivayetler muhteliftir. Efendimiz manasına Seyyidinâ ile veya olmaksızın da olur. Birincisi makbuldür.

 

Sual: Namazda tadil-i erkâna uymak ve rükûda düz durmak maksadıyla, dirsekleri bükerek daha fazla eğilmek mahzurlu mudur?
Cevap: Sırtın düz olması ve kolları bükmemek sünnettir. Daha fazla eğilmek sünnete muhaliftir.

 

Benzer Suallerin Cevapları İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler