Kâinâtın sultânı sallallahü aleyhi ve sellem Tâife kaçan düşmanın da üzerine yürüyerek kesin netîceyi almak istiyordu. Mekke’ye yakın olan bu kale, küfrün son, fakat en muhkem kalelerinden biriydi. Peygamber efendimiz hicretten önce Tâife gelip bir ay onlara nasîhat etmişti. Fakat Tâifliler, Âlemlerin efendisine görülmedik işkence ve zulümlerde bulunmuşlardı. Hattâ mübârek ayaklarını kan içinde bırakmışlardı. Efendimiz burada Zeyd bin Hârise hazretleriyle hayatının en acıklı ve en ızdıraplı günlerini yaşamıştı. Sevgili Peygamberimiz, Hâlid bin Velid hazretlerini önden gönderdi. Şanlı Eshâbıyla kendileri arkadan Tâif önlerine geldiler. Sakîf kabîlesi muhkem olan kalelerine önceden bol mikdarda yiyecek depo etmişlerdi. Eshâb-ı kirâmın geldiğini görünce kapıları kapatıp savunmaya geçtiler. Kalenin yakınlarına kadar sokulan mücâhidlere ok atışları ile karşılık veriyorlardı. Ve savaş bu şekilde devâm ediyordu. Tâifliler bir türlü kaleden çıkıp da meydanda, göğüs- göğüse çarpışmaya cesâret edemiyorlardı.

Eshâb-ı kirâmdan bâzıları kalenin içine mancınıkla taş atılmasını teklif ettiler. Peygamber efendimiz, uygun görüp, mancınıklar yaptırdı. Onlarla müşriklere taş attırarak muhâsaraya devâm etti. Eshâb-ı kirâm canla başla uğraşıyor bir an önce kaleyi fethetmeye çalışıyorlardı. Bu arada on dört sahâbî şehâdet mertebesine kavuşmuştu. Fakat kalenin çok muhkem olması fethi engelliyordu.

Muhâsaranın yirminci gününe doğru bir gece, Resûl-i ekrem sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz, rüyâsında kendisine hediye edilen bir kab dolusu tereyağının bir horoz tarafından gagalanıp yere döküldüğünü gördü. Bunu Tâif’in bu sene fethedilmeyeceğine yorarak muhâsarayı kaldırdı.

Merhamet deryâsı olan sevgili Peygamberimiz bundan 8 sene önce kendisine eziyet eden Tâifliler için; “İzin verirsen şu dağları başlarına çevireyim “diyen meleğe; “Ben âlemlere rahmet olarak gönderildim. İsteğim tek şey Allahü teâlânın bu müşriklerin zulmünden hak teâlâya hiçbir ortak koşmaksızın ibâdet edecek bir nesil ortaya çıkarılması.” buyurmuştu. Şimdi de merhamet buyururup; “Yâ Rabbi! Sakîflilere doğru yolu göster! Onları bize getir.” diye duâ ediyordu.

Habîb-i ekrem efendimiz Eshâbı ile Tâiften ayrılıp Hüneyn’de ele geçirilen esirler ile ganîmetlerin toplandığı Cirâne’ye geldi. Altı bin esirin yanı sıra yirmi binden ziyâde büyük, ve kırk binden ziyâde de küçük baş hayvan ile hesapsız zînet eşyâsı ganîmet alınmıştı. Onları, hak sahibi mücâhidlere paylaştırmıştı. O sırada Hevâzin kabîlesinden bir heyetin huzûra kabûl edilmek için istirhâmda bulundukları öğrenildi. Sevgili Peygamberimiz onları kabûl etti. Hey’et Hevâzin kabîlesinin toptan müslüman olduğunu bildirince Âlemlerin efendisi çok memnûn olmuşlardı. Bunun üzerine kendisine düşen esirleri derhal âzâd edip geri verdi. Eshâbı kirâm da aynı şekilde sevgili Peygamberimizi tâkib etti. Resûlullah efendimizin bir merhameti bir anda altı bin esirin hürriyetine kavuşmasına sebep olmuştu. Bu haber, Tâife sığınan Hevâzin kabîlesinin reisi Mâlik bin Avfa ulaştırıldığında, o da gelip müslüman olmuştur. Peygamber efendimiz, onu ihsânlara boğmuştu.

Artık, burada yapılacak iş kalmamıştı. Kâinâtın sultânı her zaman olduğu gibi muzaffer olarak Eshâbı ile Mekke’ye döndü. Attâb bin Esîd’i Mekke’ye vâli yaptı. Muâz bin Cebel hazretlerini de din işlerini öğretmek için bıraktı. Kâbe-i muazzamayı tavâf edip umresini yaptıktan sonra şanlı Eshâbı ile tekrar Medîne’nin yolunu tuttular…

Bir sene sonra, Tâifliler, müslüman olmak için altı kişilik bir hey’eti, Medîne’ye sevgili Peygamberimizin huzûruna gönderdiler. Âlemlerin efendisi bir sene önce Tâiften ayrılırken; “Yâ rabbi Sakîflilere doğru yolu göster onları bize getir.” diye duâ etmişti. İşte şimdi Sakîfliler, müslüman olmak için gelmişlerdi. Resûl-i ekrem efendimiz, onların müslüman olmalarına çok sevinip, kendilerine bâzı imtiyazlar verip Tâife gönderdi. Başlarına Osman bin Ebi’l- Âs hazretlerini vâli tâyin eyledi.

 

Ebu Dâvûd, “Salât”, 12; İbn Mace, “Mesacid”, 3; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, IV, 21; İbn Hişâm, es-Sîre, II, 541; İbn Sa’d, et-Tabakât, V, 509.

Benzer Yazıları Okumak İçin Tıklayınız

 

 

 

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler