Muhammed aleyhisselâmın faziletlerini bildiren yüzlerce kitap vardır. Fazilet, üstünlük demektir.

Üstünlüklerinden 86 adedi aşağıda bildirilmiştir:

1) Mahluklar içinde ilk olarak Muhammed aleyhisselâmın ruhu yaratılmıştır.

2) Allahü teâlâ, Onun ismini Arşa, Cennetlere ve yedi kat göklere yazmıştır.

3) Hindistan’da yetişen bir gülün yapraklarında, (Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah) yazılıdır.

4) Basra şehrine yakın bir nehirde tutulan balığın sağ tarafında Allah, sol tarafında Muhammed “sallallâhü teâlâ aleyhi ve sellem” yazılı görülmüştür. Bunlara benzeyen vak’alar çoktur. 1975 de Londra’da basılmış olan (A History of Fishes) kitabının, 200. sayfasında, kuyruğunda Kurân-ı Kerîm harfleri ile (Şanullah) yazılı balığın resmi mevcuttur. Verilen bilgide, kuyruğun diğer tarafında (Lâ ilâhe illallah) yazılı olduğu bildiriliyordu. Bunun misalleri pek çoktur.

5) Muhammed aleyhisselâmın ismini söylemekten başka vazifesi olmayan melekler vardır.

6)Meleklerin Âdem aleyhisselâma karşı secde etmeleri emrolunması, alnında Muhammed aleyhisselâmın nuru bulunduğu için idi.

7) Âdem aleyhisselâm zamanında namaz için okunan ezanda, Muhammed aleyhisselâmın ismi de söylenirdi.

8) Allahü teâlâ bütün Peygamberlere emretti ki Muhammed aleyhisselâm sizin zamanınızda Peygamber olursa, ona îman etmelerini ümmetlerinize de emrediniz!

9) Tevratta, İncilde ve Zeburda Muhammed aleyhisselâm ve dört halifesi ve Ashâbı ve ümmetinden bâzıları, güzel sıfatlarla bildirilmiş ve meth olunmuşlardır. Allahü teâlâ, kendinin Mahmud isminden Muhammed kelimesini çıkararak Habîbine isim koymuştur. Allahü teâlâ, kendi isimlerinden Rauf ve Rahim isimlerini Habîbine de vermiştir.

10) Dünyaya geldiği zaman, melekler tarafından sünnet edilmiştir.

11) Dünyaya geleceği zaman, çok büyük alâmetler görülmüştür. Tarih ve mevlid kitaplarında yazılıdır.

12) Dünyaya gelince, şeytanlar göğe çıkamaz, meleklerden haber alamaz oldular.

13) Dünyaya geldiği zaman, yeryüzündeki bütün putlar, tapınılan heykeller yüzüstü devrildiler.

14) Beşiğini melekler sallardı.

15) Beşikte iken gökteki ay ile konuşurdu. Mübarek parmağı ile işaret ettiği tarafa meylederdi.

16) Beşikte iken konuşmaya başladı.

17) Çocuk iken, açıklarda gezerken, başı hizasında bir bulut da birlikte hareket ederek gölge yapardı. Bu hâl, Peygamberliği başlayıncaya kadar devam etti.

18) 3 yaşında iken ve 40 yaşında Peygamberliği bildirildiği vakit ve 52  yaşında miraca götürülürken, melekler göğsünü yardı. Cennetten getirdikleri leğen içinde Cennet suyu ile kalbini yıkadılar.

19) Her Peygamberin sağ eli üstünde nübüvvet mührü vardı. Muhammed aleyhisselâmın ise, sol kürekteki deri üzerinde, kalbi hizasında idi. Cebrâil aleyhisselâm kalbini yıkayıp, göğsünü kapadığı zaman, Cennetten getirdiği mühür ile sırtını mühürlemişti.

20) Önünden gördüğü gibi, arkasından da görürdü.

21) Aydınlıkta gördüğü gibi, karanlıkta da görürdü.

22) Sevr [öküz] burcunun yanında bulunan (Süreyya) denilen yıldız kümesindeki yedi yıldızı gözleriyle görüp sayısını bildirmişti. Bu yıldız kümesine Pervin ve Ülker de denilmektedir.

23) Tükrüğü acı suları tatlı yaptı. Hastalara şifa verdi. Bebeklere süt gibi gıda oldu.

24) Gözleri uyurken, mübarek kalbi uyanık olurdu. Bütün Peygamberler de “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” böyle idi.

25) Ömründe hiç esnemedi. Bütün Peygamberler de “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” böyle idi.

26) Teri gül gibi güzel kokardı. Bir fakir kimse, kızını evlendirirken, kendisinden yardım istemişti. O ânda verecek şeyi yoktu. Küçük bir şişeye terinden koydurup verdi. O kız, yüzüne, başına sürünce, evi misk gibi kokardı. Evi (güzel kokulu ev) adı ile meşhur oldu.

27) Orta boylu olduğu hâlde, uzun kimselerin yanında iken, onlardan yüksek görünürdü.

28) Güneş ve ay ışığında yürüyünce, gölgesi yere düşmezdi.

29) Bedenine ve elbisesine sinek, sivri sinek ve başka böcekler konmazdı.

30) Çamaşırlarını ne kadar çok giyse, hiç kirlenmezdi.

31) Her yürüdüğü zaman, arkasından melekler gelirdi. Bunun için, Ashâbını “radıyallahü teâlâ anhüm ecma’în” önünden yürütür, arkamı meleklere bırakın derdi.

32) Taş üstüne basınca, taşta ayağının izi kalırdı. Kum üstünde giderken hiç iz bırakmazdı.

33) Hacamat kanından içenler oldu. Bunu işitince, “Cehennem ateşi onu yakmaz” buyurdu.

34) Büyük bir mucizesi de, miraca götürülmesidir. Burak denilen Cennet hayvanı ile Mekke’den Kudüs’e götürüldü. Oradan göklere ve Arşa götürüldü. Kendisine acayip şeyler gösterildi. Allahü teâlâyı baş gözü ile bilinmeyen bir şekilde gördü. [Fakat bu görmesi, madde aleminin dışında yani ahiret aleminde oldu.] Bir ânda tekrar evine getirildi. Miraç mucizesi, başka hiçbir Peygambere verilmedi.

35) Ona ömürlerinde bir kere salât ve selâm okumaları ümmetine farz oldu. Allahü teâlâ ve melekler de, Ona salât ve selâm etmektedir.

36) İnsanlar ve melekler içinde, en çok ilim Ona verildi. Ümmi olduğu hâlde, yani kimseden bir şey öğrenmemiş iken, Allahü teâlâ Ona her şeyi bildirmiştir. Âdem aleyhisselâma her şeyin ismi bildirildiği gibi, Ona da her şeyin ismi ve ilmi bildirilmiştir.

37) Ümmetinin isimleri ve aralarında olacak şeylerin hepsi kendisine bildirildi.

38) Aklı, bütün insanların aklından daha çoktur.

39) İnsanlarda bulunabilecek bütün iyi huyların hepsi Ona ihsan olundu. Büyük şair Ömer bin Farıda, (Resûlullahı niçin methetmedin) dediklerinde, Onu methetmeye gücüm yetmeyeceğini anladım. Onu methedecek kelime bulamadım demiştir.

40) Kelime-i şehâdette, ezanda, ikâmette, namazdaki teşehhütte, birçok dualarda, bazı ibâdetlerde ve hutbelerde, nasihat yapmakta, sıkıntılı zamanlarda, kabirde, mahşerde, Cennette ve her mahlukun lisanında Allahü teâlâ, Onun ismini kendi isminin yanına koymuştur.

41) Üstünlüklerinin en üstünü, Habîbullah olmasıdır. Allahü teâlâ, Onu kendisine sevgili, dost yapmıştır. Onu herkesten, her melekten daha çok sevmiştir. Allahü teâlâ, hadis-i kudside, “İbrahim’i Halîl yaptım ise, seni kendime Habîb yaptım” buyurmuştur.

42) “Sana, râzı oluncaya kadar, [yeter deyinceye kadar] her dilediğini vereceğim” mealindeki Duhâ sûresinin 5.  âyet-i kerimesi, Allahü teâlânın, Peygamberine “sallallâhü teâlâ aleyhi ve sellem” bütün ilimleri, bütün üstünlükleri, ahkâm-ı İslamiyyeyi, düşmanlarına karşı yardım ve galebe ve ümmetine fetihler, zaferler ve kıyamette her türlü şefaat ve tecellîler ihsan edeceğini vaat etmektedir. Bu âyet-i kerime nazil olduğu [geldiği] zaman, Cebrâil aleyhisselâma bakarak, “Ümmetimden birinin Cehennemde kalmasına râzı olmam” buyurdu.

43) Gece, uyanık iken, uykuda iken, yalnız iken, çoklukta iken, yolculukta iken, evde iken, harpte iken, gülerken, ağlarken, mübarek kalbi hep Allahü teâlâ ile idi. Bazen öyle olurdu ki, dünyadaki vazifelerini yapabilmek ve mübarek kalbini beşeriyet alemine döndürmek için, zevcesi Aişe’nin “radıyallâhu anha” yanına gelip, “Ey Âişe! Biraz benimle konuş [da kendime geleyim]” buyurur, ondan sonra Ashâbına nasihat ve irşad etmeye giderdi. Sabah namazının sünnetini evinde kılıp, Âişe “radıyallâhu anha” ile bir miktar konuştuktan sonra Ashâbına farzı kıldırmak için mescide giderdi. Bu hâl hasais-i peygamberidir. Âişe “radıyallâhu anha” ile konuşmadan dışarı çıksa idi, ilâhî tecellîlerden ve nurlardan dolayı, yüzüne kimse bakamazdı.

44) Allahü teâlâ, Kurân-ı Kerîmde, her Peygamberi “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” ismi ile bildirmiştir. Muhammed aleyhisselâmı ise, “ey Resûlüm, ey Peygamberim” diyerek Onu yücelten vasıfları ile bildirmiştir.

45) Gâyet açık, kolay anlaşılır olarak konuşurdu. Arabî lisanının her lehçesi ile konuşurdu. Çeşitli yerlerden gelip soranlara onların lügati ile cevap verirdi. İşitenler hayran olurlardı. “Allahü teâlâ, beni çok güzel yetiştirdi” buyurdu.

46) Az kelime ile çok şey anlatırdı. Yüz binden ziyâde hadis-i şerifi, Onun (Cevami-ul-kelim) olduğunu göstermektedir. Bazı âlimler dediler ki Muhammed aleyhisselâm, İslam dininin 4 temelini, 4 hadis-i şerifle bildirmiştir. Bunlar:

“Ameller niyetlere göre değerlendirilir” 
“Helal meydandadır, haram meydandadır”
“Davacının şahit göstermesi ve davalının yemin etmesi lâzımdır”
“Bir kimse, kendine istediğini, din kardeşi için de istemedikçe, imanı kâmil olmaz”

Bu 4 hadis-i şeriften birincisi, ibâdet bilgilerinin, ikincisi, muamelat bilgilerinin, üçüncüsü, husumat, yani adalet işlerinin ve siyaset bilgilerinin, dördüncüsü de, adab ve ahlak bilgilerinin temelidir.

47) Muhammed aleyhisselâm Mâ’sûm idi. Bilerek ve bilmeyerek büyük ve küçük, 40 yaşından evvel ve sonra, hiçbir günah işlememiştir. Çirkin hiçbir hareketi görülmemiştir.

48) Müslümanların namazda otururken, (Esselamü aleyke eyühennebiyü ve rahmetullahi) okuyarak, Muhammed aleyhisselâma selam vermeleri emrolundu. Namazda, başka bir Peygambere ve meleklere karşı söylemek câiz olmadı.

49) Rütbeyi, saltanatı istememiş, Peygamberliği, fakirliği dilemiştir. Bir sabah, Cebrâil aleyhisselâm ile konuşurken bu gece evimizde yiyecek bir lokmamız yoktu buyurdu. O ânda, İsrâfil aleyhisselâm gelip, “Allahü teâlâ söylediğini işitti ve beni gönderdi. İstersen her elini sürdüğün taş altın olsun, gümüş olsun, zümrüt olsun. İstersen melik olarak peygamberlik yap” dedi. Resûlullah 3 kere “Kul olarak Peygamberlik istiyorum” dedi.

50) Başka Peygamberler “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” belli bir zamanda, belli bir memlekette Peygamberlik yaptı. Muhammed aleyhisselâm ise, yer yüzündeki bütün insanlara ve cinne kıyamete kadar Peygamber olarak gönderilmiştir. Meleklerin de, hayvanların da, nebatların da, cansızların da, kısaca bütün mahlukların Peygamberi olduğunu bildiren âlimler de vardır.

51) Bütün varlıklara rahmeti, faydası yayılmıştır. Müminlere faydası meydandadır. Başka Peygamberlerin “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” zamanındaki kâfirlere, dünyada azaplar yapılır, yok edilirlerdi. Ona îman etmeyenlere dünyada azap yapılmadı. Bir gün, Cebrâil aleyhisselâma, “Allahü teâlâ benim alemlere rahmet olduğumu bildirdi. Benim rahmetimden sana da nasip oldu mu?” buyurdu. Cebrâil de, “Allah’ın büyüklüğü, dehşeti karşısında, sonumun nasıl olacağından hep korku içindeydim. Emin olduğumu bildiren âyetleri [Tekvir sûresindeki 20 ve 21. âyetleri] getirince, bu medh ile müthiş korkudan kurtuldum, emin oldum. Bundan büyük rahmet olur mu?” dedi.

52) Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselâmın râzı olmasını istemiştir. [42. fazilette bildirdiğimiz gibi, Allahü teâlâ O râzı oluncaya kadar istediğini verecektir. Bu husus, Duhâ sûresinde bildirilmiştir.]

53) Başka Peygamberler, kâfirlerin iftirâlarına kendileri cevap vermiştir. Muhammed aleyhisselâma yapılan iftirâlara ise, Allahü teâlâ cevap vererek, Onun müdafaasını yapmıştır.

54) Muhammed aleyhisselâmın ümmetinin sayısı, başka Peygamberlerin “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” ümmetlerinin sayıları toplamından daha çoktur. Onlardan daha üstün ve daha şereflidirler. Cennete gireceklerin üçte ikisinin bu ümmetten olacağı, hadis-i şeriflerde bildirilmiştir.

55) Mevahib-i ledünniye’de diyor ki “Ümmetimin dalâlet üzerinde birleşmemelerini Rabbimden diledim. Kabul etti” hadisi meşhurdur. Başka bir hadis-i şerifte, “Allahü teâlâ sizi üç şeyden korumuştur. Bunlardan biri, dalâlet üzerinde birleşmekten korumuştur. İkincisi, sari [bulaşıcı] hastalıktan ölen, şehit sevâbına kavuşur. Üçüncüsü, iki sâlih müslüman, bir müslüman için, hayırlıdır [iyi biliriz] diyerek şahit olursa, o müslüman Cennete gider” buyurdu. Bir hadis-i şerifte, “Ashâbımın ihtilafı, sizin için rahmettir” ve “Ümmetimin ihtilafı, [amelde mezheplere ayrılması], rahmettir” buyurdu. Onun ümmeti hakkı, doğruyu bulmak için çalışırlarken, ihtilafa düşerler. Bu çalışmaları ise, rahmete sebep olur.

Yukarıdaki hadis-i şerifler gösteriyor ki (İcmâ-ı ümmet) yani, müctehid denilen âlimlerin söz birliği, (Edille-i şer’iyye) dendir. Yani, din bilgilerinin 4 kaynağından birisidir ve dört mezhep haktır. Mezhepler, müslümanlar için Allahü teâlânın rahmetidirler.

56 — Resûlullaha verilecek sevaplar, diğer Peygamberlere verilecek sevaplardan kat kat ziyâdedir. Makbul bir ibâdet ve hayırlı bir iş işleyene verilen sevap kadar bunun hocasına da verilecektir. Hocasının hocasına 4 misli, onun hocasına 8 misli, onun da hocasına 16 misli olmak üzere, Resûlullaha kadar her hocaya talebesinin 2 misli sevap verilecektir. Mesela, 20. hocasına 524.288  sevap verilecektir. Muhammed aleyhisselâma, Ümmetinin her bir işinden sevap verilecektir. Muhammed aleyhisselâma her bir işinden verilecek olan sevapların sayısı, bu hesaba göre düşünülürse, hepsinin miktarını Allahü teâlâdan başka kimse bilmez. Selef-i sâlihinin, sonra gelenlerden daha efdal, daha üstün oldukları bildirildi. Sevap sayısı bakımından bu üstünlük meydandadır.

57) Kendisini, ismi ile çağırmak, yanında yüksek sesle konuşmak, uzaktan kendisine seslenmek, yolda önüne geçmek haram edilmiştir. Başka Peygamberlerin “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” ümmetleri, kendilerini isimleri ile çağırırlardı.

58) İsrâfil aleyhisselâm da Muhammed aleyhisselâma çok kere gelmiştir.Başka Peygamberlere “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” yalnız Cebrâil aleyhisselâm gelmiştir.

59) Cebrâil aleyhisselâmı melek şeklinde iki kere görmüştür. Başka hiçbir Peygambere “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” melek şeklinde görünmemiştir.

60) Kendisine Cebrâil aleyhisselâm 24 bin kere gelmiştir. Başka Peygamberlerden “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” en çok olarak Mûsâ aleyhisselâma, 400 kere gelmiştir.

61) Allahü teâlâya Muhammed aleyhisselâm ile yemin vermek câiz olup başka Peygamberlerle ve meleklerle câiz değildir.

62) Muhammed aleyhisselâmdan sonra, mübarek zevcelerini “radıyallahü teâlâ anhünne” başkalarının nikahla almaları haram edilmiş, bu bakımdan müminlerin anneleri oldukları bildirilmiştir.

Başka Peygamberlerin “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” zevceleri kendilerine ya zararlı olmuş, veya faydasız olmuşlardır. Muhammed aleyhisselâmın mübarek zevceleri “radıyallahü teâlâ anhünne” ise, dünya ve ahiret işlerinde, kendisine yardımcı olmuşlar, fakirliğe sabır etmişler, şükretmişler ve İslamiyeti yaymakta çok hizmet etmişlerdir.

63) Resûlullahın mübarek kızları ve zevceleri “radıyallahü teâlâ anhünne”, dünya kadınlarının en üstünleridir. Ashâbının hepsi de, Peygamberlerden başka, bütün insanların en üstünleridir. Şehirleri olan Mekke-i mükerreme ve sonra Medine-i münevvere, yer yüzünün en kıymetli yerleridir. Mescid-i şerifinde kılınan bir rekat namaza, bin rekat sevâbı yazılır. Başka ibâdetler için de böyledir. Kabri ile minberi arası, Cennet bahçesidir. “Öldükten sonra beni ziyaret eden, diri iken etmiş gibidir. Haremeynden birinde ölen bir mümin, kıyamet günü emin olarak diriltilir” buyurdu. Mekke ve Medine şehirlerine (Haremeyn) denir.

64) Neseb ve sebep bakımından, yani kan ve nikah bakımından olan akrabalığın kıyamette faydası yoktur. Resûlullahın “sallallâhü teâlâ aleyhi ve sellem” akrabası bundan müstesnadır.

65) Herkesin soyu oğlundan devam eder. Muhammed aleyhisselâmın soyu ise, Kızı Fâtımadandır. Bu husus, hadis-i şerif ile de bildirilmiştir.

66) Onun mübarek ismini taşıyan hakiki müminler Cehenneme girmeyecektir.

67) Onun her sözü, her işi doğrudur.Her ictihadı, Allahü teâlâ tarafından doğrulanmıştır.

68) Onu sevmek herkese farzdır. “Allahü teâlâyı seven, beni sever” buyurdu. Onu sevmenin alâmeti, dinine, yoluna, sünnetine ve ahlakına uymaktır. Kurân-ı Kerîmde meâlen, “Bana uyarsanız, Allahü teâlâ sizi sever” demesi emrolundu.

69) Onun ehl-i beytini “radıyallahü teâlâ anhüm ecma’în” sevmek vâcibdir. “Ehl-i beytime düşmanlık eden münâfıktır” buyurmuştur. Ehl-i beyt, zekat alması haram olan akrabasıdır. Bunlar, zevceleri ve dedesi Hâşim’în soyundan olan müminlerdir ki Alinin, Ukayl’ın, Cafer Tayyar’ın ve Abbas’ın soyundan olanlardır.

70) Ashâbının hepsini “radıyallahü teâlâ anhüm ecma’în” sevmek vâcibdir. “Benden sonra, Ashâbıma düşmanlık etmeyiniz! Onları sevmek, beni sevmektir. Onlara düşman olmak, bana düşman olmaktır. Onları inciten, beni incitmiş olur. Beni inciten de, Allahü teâlâyı incitir. Allahü teâlâ, kendisini incitene azap eder” buyurdu.

71) Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselâma, gökte iki ve yerde iki yardımcı yaratmıştır. Bunlar Cebrâil, Mikâil ve Ebû Bekr ve Ömerdir “radıyallahü teâlâ anhüm ecma’în”.

72) Her insanın cinden bir arkadaşı vardır. Bu şeytan kâfirdir. Vesvese vererek, imanını almaya, günah yaptırmaya çalışır. Resûl aleyhisselâm, arkadaşı olan cinniyi imana getirmiştir.

73) Erkek, kadın, büyük yaşta vefât eden herkese kabrinde Muhammed aleyhisselâm sorulacaktır. Rabbin kimdir denildiği gibi, Peygamberin kimdir denilecektir.

74) Muhammed aleyhisselâmın hadis-i şeriflerini okumak ibâdettir. Okuyana sevap verilir. Hadis-i şerif okumak için, abdest almak, temiz elbise giymek, güzel koku sürünmek, hadis-i şerif kitabını yüksek bir yere koymak, okuyanın dışarıdan gelenler için ayağa kalkmaması ve dinliyenlerin birbirleriyle konuşmamaları müstehaptır. Hadis-i şerifleri devamlı okuyanların yüzleri nurlu, parlak ve güzel olur. Kurân-ı Kerîm okurken de, bu edepleri gözetmek lâzımdır.

75) Resûlullah “sallallâhü teâlâ aleyhi ve sellem” vefât edeceği zaman, Cebrâil aleyhisselâm gelip, Allahü teâlâdan selam getirdi ve hatırını sorduğunu söyledi. Vefât edeceğini bildirdi. Kendisi ve ümmeti için çok müjdeler verdi.

76) Mübarek ruhunu almak için, Azrâil aleyhisselâm, insan şeklinde geldi. İçeri girmek için izin istedi.

77) Kabrinin içindeki toprak, her yerden ve Kabeden [ve Cennetlerden] daha efdaldir.

78) Kabrinde, bilmediğimiz bir hayat ile diridir. Kabrinde Kurân-ı Kerîm okur, namaz kılar. Bütün Peygamberler de “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” böyledir.

79) Dünyanın her yerinde Resûlullaha “sallallâhü aleyhi ve sellem” salavât okuyan müslümanları işiten melekler, kabrine gelip haber verirler. Kabrini her gün binlerce melek ziyaret eder.

80) Ümmetinin amelleri ve ibâdetleri her sabah ve akşam kendisine gösterilir. Bunları yapanları da görür. Günah işliyenlerin affolması için duâ eder.

81) Kabrini ziyaret etmek, kadınlara da müstehaptır. Başka kabirleri ise, yalnız tenha zamanlarda ziyaret etmeleri câizdir.

82) Diri iken olduğu gibi, vefâtından sonra da, dünyanın her yerinde, her zaman Ona tevessül edenlerin, yani Onun hatırı ve hürmeti için isteyenlerin duâsını Allahü teâlâ kabul eder. Bir köylü, türbesi yanına gelip, “Ya Rabbi! Köle azad etmeyi emrettin. Bu senin Peygamberindir. Ben de, kölelerinden biriyim. Peygamberinin hatırı için, Beni Cehennem ateşinden azad et!” dedi. “Ey kulum! Niçin yalnız kendinin azad olmasını istedin?Bütün kullarımın azad olmalarını niçin istemedin? Haydi git! Seni Cehennemden azad ettim” sesi işitildi.

Evliyânın meşhurlarından Hatim-i Esam, Resûlullahın türbesinin yanında durup, “Ya Rabbi! Peygamberinin kabrini ziyaret ettim. Beni, eli boş olarak çevirme!” dedi. “Ey kulum! Habîbimin kabrini ziyaret etmeni kabul ettim.Seni ve seninle beraber ziyaret edenleri mağfiret ettim” sesi işitildi.

İmâm-ı Ahmed Kastalani “rahmetullâhi aleyh” diyor ki birkaç sene hastalık çektim. Doktorlar çaresini bulamadı. Mekke’de bir gece Resûlullaha çok yalvardım. O gece rüyada bir kimse gördüm. Elindeki kağıtta, “Burada Ahmed Kastalani’nin hastalığı için, Resûlullahın izini ile ilacı yazılmıştır” okudum. Uyandığımda hastalığım kalmamıştı.

Kastalani yine diyor ki bir kızcağız sara hastalığına yakalanmıştı. İyi olması için Resûlullaha çok yalvardım. Rüyamda bir kimse, kızcağızı hasta yapan cinniyi bana getirdi. Bunu sana Resûlullah gönderdi dedi. Cinniye darıldım, bağırdım. Kızcağızı incitmiyeceği için bana yemin verdi, uyandım. Kızcağızın sara hastalığından kurtulduğunu haber aldım.

83) Kabirden ilk önce Resûlullah “sallallâhü teâlâ aleyhi ve sellem” kalkacaktır. Üzerinde Cennet elbisesi bulunacaktır. Burak üzerinde mahşer [toplantı] yerine gidecektir. Elinde (liva-ül-hamd)denilen bayrak olacaktır. Peygamberler ve bütün insanlar bu bayrağın altında duracaktır. Hepsi, bin sene beklemekten, çok sıkılacaklardır. Önce Adem, sonra Nuh, sonra İbrahim ve Mûsâ ve Îsâ peygamberlere “aleyhimüssalevâtü vetteslîmât” gidip, hesaba başlanması için şefaat etmelerini dileyeceklerdir. Her biri, birer özür bildirerek, Allahü teâlâdan utandıklarını, korktuklarını söyleyecekler, şefaat edemeyeceklerdir. Sonra, Resûlullaha gelip yalvaracaklardır. Secde edip, duâ edecek ve şefaati kabul olacaktır. Önce, Onun ümmetinin hesabı görülecek, önce sırattan geçecekler ve Cennete gireceklerdir. Her gittiği yeri nurlandıracaklardır. Fâtıma “radıyallâhu anha” sırattan geçerken “Herkes gözlerini kapasın! Muhammed aleyhisselâmın kızı geliyor” denecektir.

84) 5 yerde şefaat edecektir.

Birincisi (Makâm-ı Mahmud) denilen şefaatı ile bütün insanları mahşerde beklemek azabından kurtaracaktır.

İkincisi, şefaatı ile çok kimseyi hesapsız Cennete sokacaktır.

Üçüncüsü, günahı çok olan müminleri Cehennemden çıkaracaktır.

Dördüncüsü, sevâbı ve günahı müsavi olup (Araf) denilen yerde bekleyenlerin Cennete gitmelerine şefaat edecektir.

Beşincisi, Cennette olanların derecelerinin yükselmesine şefaat edecektir.Şefaat ile hesaptan kurtardığı yetmiş bin kimsenin her birinin şefaatleri ile de, yetmişer bin kişi hesapsız Cennete gireceklerdir.

85) Hadis-i kudside, “Sen olmasaydın, hiçbir şeyi yaratmazdım” buyuruldu.

86) Resûlullahın “sallallâhü teâlâ aleyhi ve sellem” Cennette bulunduğu makâmın ismi (Vesile) dir. Burası Cennetin en yüksek derecesidir. Cennette bulunan herkese birer dalı yetişecek olan (Sidret-ül-münteha) ağacının kökü oradadır. Cennettekilere her nimet, bu dallardan gelecektir.

Zahida! Aç gözün, sahraya bak da, ibret al!
Şu direksiz kubbe-i semaya bak da, ibret al!
Görmek istersen, Cenâb-ı kibriyanın kudretin,
Her sabah, seher vakti, dünyaya bak da ibret al!

Padişah olsan da, derler “er kişi niyetine”,
Var, musallada yatan mevtaya bak da, ibret al!
Bir kefendir akıbet, sermaye-i beğ ve fakir,
Varlığa mağrur olan, mecnun değil de, ya nedir?

 

KAYNAK: Herkese Lâzım Olan Îmân 

Tavsiye yazı —> Müminin vasıfları nelerdir?

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler