Sual: Ali el-Kârî ve eserleri muteber midir?

Cevap: Heratlı bir Hanefi âlimidir. Mekke’de uzun yıllar geçirdiği için mükemmel Arapça öğrenmiştir. Kendisi haddizatında hattat olduğu için kıymetli kitapları istinsah ederek nafakasını temin ederdi. Arabiyi iyi bildiği için, istinsah ettiği kitaplarda bazı şerhler yapmış, böylece bir âlim şöhreti kazanmıştır. Ehâdisu’l-Mevdu’at adındaki kitabında, İslâm uleması tarafından sahih görülen birçok hadislere mevdu’ demiştir. İbni Teymiyye ve İbni Kayyım’ın ilmî kudretlerini takdir etmiş ve onları savunmuştur. İmam Ebu Hanife’nin Fıkh-ı Ekber adlı eserini şerh ederken, Hazret-i Peygamber’in Resulullah’ın anne ve babasının küfür üzere öldüğünü ispatlamaya çalışmış; bununla da iktifa etmeyerek müstakil bir risale yazarak, Şifa kitabını şerh ederken yazdığı bu risâle ile övünmüştür. Bu sebeplerle, ayrıca İmam Mâlik ve İmam Şâfi’î’ye hadsiz itirazları ve tasavvuf ehlini tahkiri sebebiyle İslâm uleması tarafından tenkid edilmiştir. Muhyiddin İbnül Arabi hazretlerini tekfir etmiştir. Zâhid el-Kevserî de el-Fıkhu’l-ekber’in birkaç farklı nüshasının bulunduğunu, belirttikten sonra: “Ali el-Kârî şerhini bu hatalı nüshaya dayandırmış ve Allah kendisini affetsin edep sınırını aşmıştır.” diyerek tenkid etmiştir. Saçaklızâde de bizzat Ali el-Kârî’nin adını zikrederek: “Her halde soğuk başına vurdu da aklı karıştı.” diyerek onu alaycı bir üslupla tenkid etmiştir.

Hadis âlimlerinden Molla Muhammed Miskin, Abdülkâdir Taberî, Ahmed Rıza Han Berilevî başta olmak üzere kendisine çok reddiyeler kaleme alınmıştır. Muhakkik ulema tarafından tutulmamıştır. Bağdad müftisi Mahmud Alûsî tarafından büyük âlim olarak tanıtılan Aliyyü’l-Kârî, son zamanlarda modernist bir câmia tarafından müceddid ve müctehid olarak takdim edilmekte; sahih hadislerin inkârı hususunda hep kendisinden referanslar verilmektedir.

El-Müstenedü’l-mutemed kitabında ve Mektûbât-ı Ahmediyye’nin 63. mektubunda, Aliy-ül-kariye cevap verilmiştir. Mektûbât-i Ahmediyye kitabı, 1953 senesinde, Pakistan’da Karaşi’de bastırılmıştır. Turubü’l-emasil bi-teracimi’l-efadıl kitabının sonunda diyor ki “Ali Hirevi, Hirat’ta doğdu. Mekke’de yerleşti. İbni Hacer-i Hiytemi’den de okudu. Çok eser bıraktı ise de, din büyüklerine itirazları çirkin oldu. İmâm-ı Şâfiî’nin ve İmâm-ı Malik’in ictihadlarına dil uzattı. Büyük âlim Muhammed Miskin, ona lâyık olan reddiyeyi yazdı. Sedâdü’d-din fi-isbatin-necat-i lil-valideyn kitabında diyor ki “Aliy-ül-kari, Fıkh-ı ekber’i şerh ederken, Resûlullahın valideynine dil uzatmış, bu yetmiyormuş gibi, ayrıca bir risale de yazmıştır. Şifa kitabını şerh ederken, küfürlerini bildiren risale yazmış olduğunu, öğünerek bildirmiştir. Mekke-i mükerreme müftüsü iken, 1033’de vefât eden İmâm-ı Abdülkâdir Taberi, o risaleyi red için bir risale yazmıştır.” Turubü’l-emasil kitabı 1973’de Karaşi’de basılmıştır.

El-Müstenedü’l-mutemed kitabında diyor ki Aliyyül-kari, Minahu’r-ravd kitabında, Resûlullahın mübarek ana ve babasının mümin olarak öldüklerini inkar etmekte ve (Bunu red için ayrıca bir risale yazdım. Bu risâlemde, imam-ı Süyuti’nin 3 risalesindeki yazılarını, Kitaptan, Sünnetten, kıyastan ve icmaı ümmetten topladığım vesikalarla reddettim) demektedir. İmam-ı Süyuti’nin, Ebeveyn-i kerimeynin mümin olarak öldüklerini bildiren altı risalesi vardır. Bu konu, fıkıh bilgilerinden değildir. Yani (Ef’âl-i mükellefîn) dediğimiz helal, haram olmak, sahih ve fasid olmak gibi bilgilerden değildir. Bunun için, burada kıyas yoktur. İcma ise, hiç yoktur. Bu konuda âlimlerin ihtilafları meydandadır. Büyük İslam alimi imam-ı Süyuti’nin sözleri tam yerindedir. Aliyyül-karinin Kitaptan delil getirdim demesi de şaşılacak şeydir. Kur’ân-ı Kerîm bunu açık ve kapalı bildirmedi. Böyle konuları, âyet-i kerimelerin inmelerine sebep olan şeylere bağlamak için de, hadis-i şerifle ispat etmek lazımdır. İmam-ı Süyuti, Aliyyül-kari gibilerle ölçülemeyecek kadar, çok yüksek bir İslam alimidir. Hadis-i şerifleri tanımakta, illetlerini, ricalini, ahvalini bilmekte, Aliyyül-kari gibilerinden katkat yüksektir. Onların, bunun sözlerine teslim olmaktan veya susmaktan başka çareleri yoktur. Bu büyük imam, sözlerini ezici, susturucu delillerle ispat etmektedir. Bu delillerin kuvvetlerini dağlar anlamış olsalardı, erirlerdi. Müstened’den tercüme tamam oldu.

Müstened’in yazarı olan Ahmed Rıza han Berilevi 1921’de, Hindistan’da vefat etmiştir. Hanefi mezhebi âlimlerindendir. Kendi mezhebinde olan Aliyü’l-karinin haksız olduğunu, dinde söz sahibi olmadığını bildirmekte, buna karşı, Şâfiî mezhebindeki imam-ı Süyuti’yi, savunmakta ve övmektedir. İslam âlimleri mezhep farkı gözetmeksizin, her zaman haklıyı savunmuşlardır.

 

Sual: Bazı ilahiyatçılar, Aliyyül Kari’nin peygamberimizin anne babası hakkındaki malum görüşünden tevbe ettiğini hatta son yazdığı Şifa şerhinde iman üzere olduklarını yazdığı söylüyor. Buna ne dersiniz?

Cevap: Bu iddia doğru değildir. Beyrut’taki Darülkütübililmiyye matbaası kitabı tahrif ederek basmıştır. Orjinalinde şöyle yazmaktadır;

“Ebu Talib’in müslüman olduğu sahih değildir. Tilemsani, annesinin müslüman oluşunu sahih bir isnad ile rivayet ediyor. Ebeveyninin ikisinin birden müslüman oluşunu da rivayet ediyor. Ancak kabul olunmaz. Nitekim Süyutî’nin 3 risalesine reddiye yazdım.” (1299 Muharrem Ef. Mtb sf. 601:)

“Ebu Talib’in müslüman olduğu sahih değildir. Anne ve babasının imanı hakkındaki kavillerden müslüman olduklarının daha sahih olduğu, ümmetin büyüklerinin ittifakıyla sabittir.” (2001 Beyrut Darülkütübililmiyye nüshasında, 605. sf.)

“Resulullah ebeveynini diriltti ve ona iman ettiler. Bunu Taberani ve başkaları Aişe radiyallahü anhadan rivayet etmişlerdir. Ancak hafızlar bunun zayıf rivayet olduğunda müttefiktir. Nitekim Süyuti de bunu tasrih etmiştir. Ebu Dıhye, bunun kitap ve sünnete muhalif olması sebebiyle mevzu olduğunu söylemiştir. Ben de bunu göstermek için, Süyutî’nin üç risalesine, müstakil bir risale yazarak itiraz ettim ve meseleyi beyan ettim.” (1299 nüshasının 648-649.sayfa) [Görüldüğü üzre Suyuti’nin kitaplarına yazdığı reddiyelerden övgüyle bahsetmektedir.]

2001 Beyrut nüshasının 652. sayfasında: “diriltti”den sonrası çıkarılmıştır. Böylece Aliyyü’l-Kârî’nin Resulullah’ın anne ve babasının küfr üzere öldüğü fikrinden vazgeçmediği anlaşılıyor. Beyrut baskısı, onu bu dönmüş gibi göstermek gayretkeşliğine / sahtekârlığına düşmüş. Din kitaplarının yeni baskılarına itimat edilemeyeceği bir kere daha anlaşılıyor. Nitekim Seyyid Abdülhakîm Arvasi hazretleri Sultan Hamid’den (1908’den) sonra basılan kitapların çoğunun mutemet olmadığını söyler. Çünki ondan evvel Maarif Encümeni, basılan kitapları kontrol ederdi.

 

Tavsiye Yazı —> İbni Teymiyye Kimdir?

 

 

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler