Sual: Çarşaf konusunda ehl-i sünnet âlimleri ne buyuruyorlar?

Cevap: Çarşafın İslam buluşu olmadığı, Suriye’de gayrımüslim kadınlarının giydiğini, buradan Şamlılar arasında âdet olduğu, oradan da vali Suphi Paşa’nın hanımları tarafından İstanbul’a getirildiği, ucuz ve pratik olması sebebiyle moda olduğu çok meşhurdur. Bundan evvel İstanbul’da ve bütün Osmanlı ülkesinde ferâce (veya maşlah) giyilirdi. Bugünki manto ve başörtüye çok benzer. Eski fotoğraf ve gravürlere bakabilir, seyahatname ve hatıratları okursanız bunu açıkça görebilirsiniz. Herkesin çarşaf giymesi ile çarşaf İslâm âdeti olmuştur. Burada manto giymek, âdete uymamak olurdu. Ama zamanla manto da İslâm âdeti olmuş; hatta çarşaftan daha yaygın hâle gelmiştir. Mantonun yaygın olduğu yerde çarşaf giymek mahzurludur. Kıyafet âdete tabidir. Parmakla gösterilmeye sebebiyet vermek hadis-i şerif ile yasak edilmiştir. Maksat dinin ört dediği yerleri örtmektir. Bu, yerine göre çarşaf ile olur, manto-eşarp ile olur.

(Ahzab sûresi 59. âyetinde, müslüman kadınlar (cilbab) ile örtünsünler diyor. Bu âyet, ayrı 2 parça olan çarşafla örtünmeyi emretmektedir) demek doğru değildir. Bu âyet, çarşaf giymeyi emretseydi, Resûlullahın “sallallâhü teâlâ aleyhi ve sellem” ve Ashâb-ı kiramın “radıyallahü teâlâ anhüm ecma’în” zevceleri çarşaf giyerlerdi. Halbuki hiçbirinin çarşaf giydiği, hiçbir kitapta bildirilmedi. Türkçe Tibyan tefsiri bunu, (Başlarını örtsünler) diye tefsir etmektedir. Celaleyn tefsirinde, “Kadınların yüzlerine sarkıttıkları baş örtüsüdür) diyor. Savi bunu açıklarken, (Baş örtüsü ve Dır’, yani gömlek üstüne örtülen bezdir” diyor. Ruhulbeyan ve Ebussuud tefsirlerinde, “Cilbab, saçların dağılmaması için başa sarılan ve Himar denilen tülbendin üstüne örtülen, daha geniş ve göğse kadar inerek gömleğin ceybini [yani yakasını, boyun kısmını] örten baş örtüsüdür. Bu ayette, kadınların başlarını ve bütün bedenlerini örtmeleri emrolunmaktadır” diyor. Zevacir ve El-Fıkh-ü alel-mezahibil erbea kitapları, erkeklerin de cilbab giydiklerini gösteren hadis-i şerifi yazmakta ve erkekler için, cilbabın, kamis yani, entari denilen uzun gömlek olduğunu bildirmektedirler. Geniş manto ile kalın baş örtüsü yahut iki parçadan yapılmış çarşaf, bu âyet-i kerimedeki hicab emrini yerine getirmekte beraberdirler. Kadınların, bulundukları yerin adetine uygun şekilde örtünerek, fitneye sebep olmamaları lazımdır.

Tefsir-i Mazhari sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh”, Nur sûresinin tefsirinde diyor ki “Kadın ancak zaruret olduğu zaman ve başı, saçları, boynu ve bütün bedeni örtülü olarak sokağa çıkmalıdır. Kadının sokağa çıkması için zaruret, ihtiyaç maddelerini alacak ve dinini öğretecek kimsesi bulunmamaktır. Baş örtüsü ile yüzünü de örterek ve bedenini örtecek her şekilde kumaş ile örtünerek çıkması câizdir. Burada, yüzünü kelimesi, başını demektir. Çünkü, yüzü açık çıkması, 4 mezhepte de câizdir”. Buradan anlaşılıyor ki Osmanlı devletinin son zamanlarında kadınların örtündükleri çarşaf ile örtünmeleri şart değildir. Geniş ve dizden aşağı uzun manto, çorab ve baş örtüsü ile örtünmeleri de câizdir.

İmâm-ı Rabbânî “rahmetullâhi aleyh”, 1. cildin, 313. mektubunda, (Bütün Arap memleketlerinde, pirahen, yani kamis, yani entari denilen uzun gömlek giyen erkeklerin de, kadınların da çok olduğunu, kadın gömleklerinin yakası kapalı, erkek elbisesinin önü açık, kamis olduğunu) yazmaktadır. Ahzab sûresi, kadınların (Celabib)lerinden bazısı ile örtünmelerini emretmektedir. Celabib, cilbablar demektir. Ebussuud efendi tefsirinde diyor ki (Cilbab, baş örtüsünden daha geniş ve gömlekten kısa olan örtüdür. Kadınlar bununla başlarını örterler. Yüzü ve bedeni örten her örtüye de denir). Türkçe (Tibyan) tefsiri sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh”, buna Milhafe, yani dışa giyilen örtü diyor. (Mevakib) tefsirinde de ve (Lugat-ı Naci)de (car, yani ferace uzun gömlek) olduğu yazılıdır ki manto demektirler. Bunun iki parçadan yapılmış çarşaf demek olduğu ve kadınların yalnız bu çarşafı giymeleri lazım olduğu, tefsirlerde ve fıkıh kitaplarında yazılı değildir. Hatta, (Haramdan olan Cilbab giyenin namazı kabul olmaz!) hadis-i şerifindeki (Cilbab) kelimesine, (Kitabü’l-fıkh-ı alel-mezahibi’l erbea)da kamis, yani uzun gömlek mânâsı verilmiştir. (Müncid)de de, cilbab, kamis demektir diyor. (Caliyetü’l-ekdar)ın son sayfasında de, (Ya Rabbi! Bize hikmetinin celabibini giydir) demektedir. Bu hadis-i şerif ve bu duâ , cilbabı erkeklerin de kullandığını bildiriyor. Şâfiî (El-envar) kitabının haşiyesinde diyor ki (Kadının namazda, geniş, uzun entari ve baş örtüsü ile örtünmesi ve elbisesinin üstüne kalın cilbab örtmesi müstehaptır. Cilbab, milhafe [ferace, manto denilen] uzun, geniş entari örtü veya baş örtüsü demektir). Âyet-i kerimedeki cilbab kelimesine, çarşaf diyerek, geniş ve uzun manto ile örtünmeyi reddetmek, Kurân-ı Kerîmi kendi reyi, kendi görüşü ile yanlış tefsir etmek olur.

 

Tavsiye Yazı  —> Avret mahalli ve kadınların örtünmeleri

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler