Sual: İstidrac Nedir? Kaç kısma ayrılmaktadır?

Cevap: İstidracın mânâsı: Allahü teâlânın bir kimseye, isteklerini dünyada vermesidir ki o kimsenin haddi aşması, inadı, cehaleti ve fesadı artıp, her zaman ve belki her an dergah-ı izzetten [Allahü teâlâ katından] uzaklaşarak, rahmetten mahrum kalmasına sebep olmasıdır. İstidrac 5 kısımdır. Bunlar;

1) Mekr:  Allahü teâlâ, [Araf sûresi 99. âyetinde meâlen], (… Hüsrana uğrayan kimselerden başkası, Allahın mühlet vermesinden emin olamaz.)  ve [Neml sûresi 50. âyetinde meâlen] (Böyle bir hile kurdular. Biz de onların haberi olmadan, hilelerinin cezasını verdik!)  buyurdu. Mekr, bir kimseyi aldatmak, hile yapmak demektir.

2) Keyd:  Allahü teâlâ [Araf sûresi 183. âyetinde meâlen], (… İhsan görünüşünde, helak ve perişan edişim pek çetindir!)  buyurdu. Mekr mânâsına yakındır.

3) Hıda:  Allahü teâlâ [Nisa sûresi 142. âyetinde meâlen], (Münafıklar zanlarınca, Allaha hile yaparlar. Allah da hilelerini başlarına geçirir..)  ve [Bakara sûresi 9. âyetinde meâlen], (Onlar  (akıllarınca) Allahı ve müminleri aldatırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar. Ve bunun farkında değildirler.)  buyurdu. Hıda; bir kimseye tahmin etmediği taraftan zarar vermektir.

4) İmla:  Allahü teâlâ, [Âli-i İmrân sûresi 178. âyetinde meâlen], (İnkar edenler, kendilerine ömür ve mühlet verişimizi, sakın kendileri için hayırlı sanmasın. Biz onları sadece günahlarını arttırsınlar diye bırakıyoruz)  buyurdu. Bu âyet-i kerimede nümli kelimesi, mühlet verdik demektir.

5) İhlak:  Allahü teâlâ, [Enam sûresi 44. âyetinde meâlen], (… Nihayet kendilerine verilen bu genişlik ve serbestlikle tam ferahlandıkları sırada onları ansızın yakaladık)  ve [Kasas sûresi 39 ve 40. ayetlerinde Firavun hakkında meâlen], (O Firavun ve askerleri yeryüzünde  (Mısırda) hakları olmayarak büyüklük tasladılar. Ve zannettiler ki bize döndürülmiyecekler. Biz de hem Firavunı, hem askerlerini yakaladık da onları denize atıverdik..)  buyurdu. İhlak, çok kere nimet olarak verilen bir şeyi sonunda azap olarak gönderip, aldatmaktır.

O hâlde bu âyet-i kerimelerden anlaşıldı ki arzu edilen şeylerin ele geçmesi, saadete kavuşmaya, olgunluğa ve hayra delalet etmez.

 

Sual: Keramet ile istidracın farkı nedir?

Cevap: Keramet ile istidrac arasındaki fark şöyledir: Keramet sahibi olan kimse, unsuru latif ve cevheri şerif olan keramet ile meşgul olmaz ve onunla övünmez. Bilakis, kendisinden keramet zuhur edince, kendisinden meydana gelen bu halin istidrac olabileceği endişesi ile Allahü teâlâdan korkusu iyice artar. Onun kahrından sakınması son derece fazlalaşır. Yahut da, bu amellerinin dünyada cezası olabilir diye düşünür. Fakat istidrac sahibi olan kimse, bu durum, güzel haller ve ameller ve bu amellerin neticeleridir diye zanneder. Bunlar mekr, aldatma ve saptırma değildir diyebilir. Kendinde bir olgunluk ve üstünlük olduğu hayali ile insanlara hakaret nazarı ile bakar. Kendini ikab-ı ilâhîden emin bulur. Kötü akıbetten sakınmaz. Bu sebepten kamil ve derin âlimler buyurmuşlardır ki; Allahü teâlâdan uzaklaşanların, yani dalalete düşenlerin ekserisi, keramet gösterme makamında düşmüşlerdir.

Şüphesiz ki kerametlerin ve harikul’ade hallerin zuhurundan ve çeşitli belalardan sakınıp, korkanlar, mâsivâya nazar etmeyenler mekre düşmezler ve Allahü teâlâdan uzaklaşmazlar. Onlar yakin ehli ve âlemlerin Rabbinin makbulüdürler. Sahih nakllerde gelmiştir ki Bel’am bin Baura, Bersisa ve bunlar gibi kimseler; zamanlarında çok ibadet ve ağır riyazetler yapmaları sebebi ile çeşitli harikalar, keşif ve keramet sahibi olmuşlardı. Lakin, bu hallerin meydana gelmesinden mağrur oldular. Bu sebep ile mekr-i ilâhiye düştüler. Nihayet köpek ve domuz mertebesine düştüler. [İmam-ı Rabbânî Ahmed Fârukî Serhendi “rahmetullâhi aleyh”, (Mektubat)  kitabının 2. cilt 92. mektubunda; harikaları ve kerametleri ve Velî olmak için bunlara ihtiyaç olmadığını, keramet ve istidrac sahiplerinin nasıl ayırt edileceğini bildirmektedir.]

Rivayet olunur ki Firavun bir zaman Nil nehrinin yanına gelmişti. O yürüdükçe Nil akar, durdukça da dururdu. Şüphesiz ki bu gibi haller keramet değildir. Mekr-i ilâhîdir [aldatmadır]. Sahibinin perişan olmasına, Haktan son derece uzaklaşmasına ve mahrumiyetine sebep olur. [Bakara sûresi 26. âyet-i kerimesinde meâlen], (… Bir çoğunu şaşırtıp, saptırır ve yine onun ile bir çoğunu hidayete erdirir…)  buyuruldu.

 

Tavsiye Yazı –> Müslüman Olmayanlarda Görülen Olağanüstü Hallere Dair

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler