Sual: Vehhabilerin Fethü’l-mecid kitabının 216, 220 ve 224. sayfalarında, Resûlullahın amcası Ebû Talib için gelmiş olan, Kasas sûresinin, “Sen sevdiğini hidayete getiremezsin. Fakat, Allahü teâlâ, dilediğini hidayete kavuşturur” mealindeki 56. âyet-i kerimesini yazıp, kalpleri küfürden, fısktan imana ve itaate ancak Allahü teâlânın çevireceğini bildirdikten sonra: “Tasavvuf büyüklerinden talebesinin kalbine girerek, kalbinde olanları bildiklerini ve kalbini dilediği gibi çevirdiklerini söyleyenler yalancıdır. Bunlara inananlar da, Allaha ve Peygamberlere inanmamış olur. Allahtan başka tapınılan her şeye vesen denir. Kabir, türbe de vesendir. Mesela, Mısırlıların en büyük mâbudları Ahmed Bedevi’dir. Adı belli olmadığı gibi, bir üstünlüğü, ilmi ve ibâdeti de bilinmiyor. Bir gün camiye girip, bevl yapmış. Namaz kılmadan çıkmış olduğunu Sahavi, İbni Hayyan’dan haber veriyor. Bunu 2 cihanda tasarruf eder, yangınları söndürür. Fırtınada olan gemileri kurtarır sanıyorlar. İlah, Rab ve gaybleri bilir diyorlar. Uzaktan işitir ve dilekleri yapar diyor, türbesinin toprağına secde ediyorlar. Aman ve Irak ahalisi de Abdülkâdir Geylânî’ye böyle tapınıyorlar. Muhyiddin-i Arabî, yeryüzünün en büyük kâfiridir” diyor. Bu iddialara ne cevap verirsiniz?
Cevap: Tasavvuf büyükleri, Allahü teâlânın, hidayetlerini ve saadetlerini dilemiş olduğu, azaptan kurtulacaklarını ezelde takdir etmiş olduğu kimseleri tanırlar. Onların irşadlarına sebep olurlar. Evliyâya rastlamak, o seçilmiş büyükleri tanımak, onlara yalvarmak da, Allahü teâlânın takdiri ve ihsanıdır. Allahü teâlâ, ezelde hidayet takdir etmiş olduğu kimseye, Ehl-i sünnet âlimlerinin, tasavvuf büyüklerinin kitaplarını okumak nasip ederek, saadete ve şefaate kavuşturur. Dalâletini, felaketini dilediklerini de, zındıkların tuzaklarına düşürür. Onların bozuk kitaplarını, alçak yalanlarını okuyarak Cehenneme sürüklenir. Vehhâbî kitabı, isimleri geçen, Allahü teâlânın sevgili kullarına, büyük Velilere iftirâlar yaparak, müslümanlara saldırmaktadır. Evet birkaç câhilin ve dinini dünya çıkarına alet eden sapığın, İslamiyete uymayan çirkin sözü ve hareketi olabilir. Fakat, bunları ileri sürerek, bütün Ehl-i sünneti kötülemeye kalkışması, hristiyanlar kendisine tapınıyor diyerek, Îsâ aleyhisselâma dil uzatmaya benzemektedir.
Ahmed Bedevi “rahime-hullahü teâlâ”, Evliyânın büyüklerindendir. Şeyh Beri’nin talebesidir. Şeyh Beri de, Ali bin Nuaym Bağdâdî’nin talebesidir. Bu da, harikalar, kerâmetler sâhibi, şerif Ahmed Rifai’nin yetiştirdiği büyük bir Velidir “rahime-hümullahü teâlâ”. Ahmed Bedevi, şeriflerdendir. Hicretin 675 [m. 1276] senesinde, Mısır’da vefât etti. Tanta şehrindeki türbesini her yıl yüzbinlerce müslümanın ziyaret ederek feyiz aldıklarını ve İslamiyete uymayan hiçbir şey yapılmadığını Mîr’atü’l-Medine kitabı, 1049. sayfasından başlayarak, uzun yazmaktadır. Abdülkâdir-i Geylânî ve Muhyiddin-i Arabi’nin “rahime-hümullahü teâlâ” büyüklüklerini de, ancak onlar gibi yüksek olan İslam âlimleri anlamış ve yazdıkları yüzlerce kitaplarında anlatmaya çalışmışlardır. İmâm-ı Rabbânî’nin Mektûbât kitabı, bu yüce Velilerin medh ve senaları ile doludur. Abdülgani Nablüsi de “rahime-hullahü teâlâ” Hadika kitabında anlatmaktadır.
Tavsiye yazı –> Türbeye gidip dua etmek caiz mi?

