Sual: İttihad ve Terakki’den bahsederken bazen cemiyet, bazen parti tabiri kullanılıyor. Doğru olan hangisidir?

Cevap: Osmanlı Devleti’nde siyasî partiler, Yeni Osmanlılar, İttihad ve Terakki Cemiyeti gibi rejim aleyhdarı gizli teşekküller olarak başlamıştır. II. Meşrutiyet ile fırka adıyla modern mânâda siyasî partiler teşkil edilmeye başlanmıştır. Bunlar, ayrı bir siyasî partiler kanunu olmadığı için, Cemiyetler Kanunu’nun siyasî cemiyetler tasnifine göre faaliyet göstermiştir. Dolayısıyla İttihat ve Terakki Cemiyeti tabiri doğrudur. Ama cemiyet iktidardaki faaliyeti itibariyle, Avrupa anayasa literatüründeki fırka (parti) tabirine daha yakındır. Bu sebeple cemiyet de dense, fırka (parti) de dense doğru olur. İktidara geldikten öncesi için de, sonrası için de böyle. Ama 1908 öncesi için cemiyet (komite), 1908 sonrası için fırka (parti) dense daha uygun olur.

 

Sual: Sultan Hamid’in tahttan indirilmesinde Jön Türkleri destekleyen Yahudi lobisinden bahsediliyor. Bununla kimler kast ediliyor?

Cevap: Bu lobinin başında banker Emanuel Carasso vardır.  İtalyan Yahudisidir. Talat paşanın bankeridir. Bağdadlı David Sassoon Haskal ben Ezekiel, Jön Türklerin İngiltere ile ekonomik temasını yürütürdü. Milletvekili oldu. Sassoon’lar, Şark’ın Rothschildleri olarak tanınır. Beyrut’ta Anglo-Palestine Company mümessili Victor Jacobson; hahambaşı Haim Nahum; milletvekili Nesim Mizliyah, Maliye Nezareti müsteşarı Nesim Russo da bu lobinin önde gelenlerindendir. Dışarıdan Theodore Hertzl, David Wolffsohn, Ze’ev Jacotinsky bu lobiyle münasebet halindedir. Ayrıca gerçek Yahudi sayılmayıp Sabataist diye anılan ve İttihat ve Terakki Partisi’nde çok sayıda bulunan Yahudi dönmeleri bu devirde mühim rol oynamıştır. Sivil ve askeri bürokratlar Cemal Paşa, Cavid Bey, Mithat Şükrü Bleda, Dr. Nazım; gazeteciler Halide Edip Adıvar, Hüseyin Cahid Yalçın, Ahmet Emin Yalman, Namık Zeki Aral bunlardandır.

 

Sual: Cemal Paşa, İtilaf devlerine sultan olma mukâbilinde Enver Paşa ve padişah aleyhinde hareket edeceğine dair bir antlaşma teklif etmiş midir?

Cevap: Cemal Paşa için Suriye sultanlığı teklif edildi. Kabul etti. Fakat Ruslarla Fransızlar anlaşamadığı için proje akim kaldı. Cemal Paşa’nın, Harb-i Umumi esnasında Mustafa Kemal Paşa ile anlaşıp, Enver Paşa diktatörlüğüne darbe yapmaya teşebbüs ettikleri; ancak bazı sebeplerle muvaffak olamadıkları bilinen bir keyfiyettir.

 

Sual: İttihat ve Terakki’yi etraflıca anlatan bir kitap tavsiye edebilir misiniz?

Cevap: Prof Dr. Ekrem Buğra Ekinci’ni Osmanlı’nın Çöküşü kitabını; ayrıca Kazım Karabekir, Erich Zürcher, Sina Akşin, Şükrü Hanioğlu, Farouz Ahmed ve Şerif Mardin’in bu mevzuda kitapları vardır. Ayrıca o devirde yaşayan taraftar ve Ahmed Refik, Refik Halid gibi aleyhtarların hatıratını da okumalıdır.

 

Sual: Sultan Reşad, İttihatçıların cinayetlerine neden sessiz kalmıştır?

Cevap: Sultan Reşat, munis, yaşlı, adeta inmeli derecede pasif birisiydi. İstese de bunu engelleyebilecek halde değildi. 1909 Kanun-i Esasi tadilleriyle padişahın statüsü tamamen sembolik bir mevkiye düşürülmüştü. İttihatçıları meşru veya gayri meşru yollardan tasfiye etmek isteyenler oldu, ama İttihatçılar kaç senedir memleketini her yerinde teşkilatlı ve bu rejimden menfaatlenen bütün kesimler de onlara yardımcı olduğu, komplo ve entrikada hiç kimsenin onlar kadir mahir olmadığı için muvaffak olamadılar. Yine de Sultan Reşad buna alet olduğu için kabahatli görülmüştür.

 

Sual: Ahmet İzzet Paşa, İttihatçıların devletin yıkılışını uzattığını söylüyor. Ne dersiniz?

Cevap: İzzet Paşa İttihatçı değildir. Ancak onlara meyillidir. İttihatçı katillerin memleketten kaçışlarına ve cinayet delillerini yok etmesine yardımcı olmuş; hiç değilse göz yummuştur. Tesbitlerinin kıymeti olmadığını tarih göstermiştir. İzzet Paşa’nın sadrazamlığı, en az öncekiler kadar zararlı olmuştur. Maiyeti kendisini iyi niyetli, ama beceriksiz ve lakayt biri olarak tavsif eder.

Mustafa Kemal Paşa’ya göre İzzet Paşa’nın yeniden iktidara gelmesi mutlaka lazımdı. Ancak İzzet Paşa’nın yeniden iktidara getirilmesi için bu kadar ısrar ve titizlik gösterdiği bugün bile hâlâ tam olarak cevaplanamamaktadır diyor. Mustafa Kemal Paşa’nın Suriye cephesinden padişaha telgraf çekerek İzzet Paşa’yı sadrazam yapmasını istemesi de biraz bu karakterinden kaynaklanmaktadır. Bu kabinede harbiye nazırı olarak siyasette söz sahibi olmayı düşünmüştür. Sözünü dinleyen Padişah, İzzet Paşa’yı sadrazam yapmış; ama onu harbiye nazırlığına getirmemiştir. İstanbul’a döndüğünde ise zaten kabine düşmüştü. Hatıratı kendisini hem İttihatçılara, hem de Kemalistlere karşı müdafaa sadedinde yazılmıştır.

 

Sual: MTTB’yi İttihatçılar mı kurdu?
Cevap: Evet.

 

Sual: Balkan Harbi sırasında Talat Paşa Edirne’yi müdafaa etmeyelim demiş ve askerin arasına siyaset sokmuş; bunun üzerine Şükrü Paşa da onu asmakla tehdit etmiş. Böyle bir şey olmuş mudur?

Cevap: İttihatçılar Balkan Harbi’nde ordunun mağlup olmasını ve böylece hükümeti devirip iktidara gelmeyi umuyorlardı. Bunun için çok uğraştıktan sonra, Bâbıâli Baskını ile emellerine ulaştılar.

 

Sual: Enver Paşa imlasıyla klasik Osmanlıca arasındaki fark nedir?

Cevap: Enver Paşa, harf inkılabı yapmaya çalışmıştır. Arabî harflerin bazısı öncekine veya sonrakine veya her ikisine bitişik yazılır. Enver Paşa imlasında tamamen Latin harfleri gibi birbirinden ayrı yazılmaktadır. E i ve ü hallerini ise önüne getirdiği elif vav ve ye ile işaret etmeye çalışmıştır. Bu imla ile birkaç kitap basılmış ise de tutmamıştır; okunması zordur.

 

Sual: Yakup Cemil ile Enver Paşa’nın münasebeti nedir?

Cevap: Tetikçisi idi. Zamanla söz dinlememeye; başına buyruk hareket etmeye başladı. Enver Paşa kendisinden ürktü. Bunu hissedince Cemal ve Kemal Paşa ile anlaşıp darbe yapmaya ve münferid sulh ile harbden çekilmeye teşebbüs etti. Bu gerekçeyle idam olundu.

 

Sual: Karakol Cemiyeti ne demektir?

Cevap: 1919’dan itibaren Anadolu’da halk mukavemetini teşkilatlandırarak İttihadcıların tekrar siyasî hâkimiyeti ele almasına çalışan gizli bir cemiyettir. Eski İttihadcılar tarafından kurulmuştur. Ankara hareketine katılanların da Anadolu’ya geçirilmesinde rol oynamıştır.

 

Sual: Hafız Derviş Vahdeti hakkında ne dersiniz?

Cevap: Çıkardığı fitne ile Müslümanlara çok büyük zarar vermiş yarı cahil bir aktivistti. İttihad-ı Muhammediyye Cemiyeti adında, muhtemelen İttihatçıların kontrolününde bir cemiyete girdi. Bunlar tarafından kullanıldı. Zamanın idarecilerine ağır ithamlarda bulunarak 31 Mart Vakasının zeminini hazırladı. Vaka bastırılınca, idam edildi. Enteresandır ki, etrafındakiler beraat etmiştir.

 

Sual: Rıza Tevfik Bölükbaşı nasıl bir şahsiyetti?

Cevap: Çok iyi bir şair ve edebiyat bilgini idi. Aykırı bir tabiatı vardı. Başta İttihatçı ve Sultan Hamid muhalifi olduğu halde, sonradan padişahın kıymetini anlamış ve onun ruhâniyetinden istimdat başlıklı meşhur şiirini yazmıştır. Sonra Ankara hareketine muhalif olmuş; bu sebeple ömrünü sürgünde geçirmiştir.

 

Sual: Bütün İttihatçıları aynı kefeye koymak doğru mudur? Kötünün iyisi olamaz mı?

Cevap: Hepsi birbirinden kötüdür; hepsi Sultan Abdülhamid’e karşıdır. Hepsi vatana, millete ve dine zararlı olmuştur. Elbette aralarında derece farkı vardır. İyilik ve İttihatçılık birbirinin zıddıdır.

 

Sual: İttihatçıları iyi askerdi diye övmek dinen mahzurlu mudur?

Cevap: Caiz ise de bunlara iyilik nisbet edilmez. Üstelik hiçbiri iyi birer asker değildi.

 

Sual: Mustafa Kemal İttihat ve Terakki Cemiyeti azası mıydı?

Cevap: Evet.

 

Sual: Sultan Abdülhamid’i tahttan indirmek için Selanik’ten gelen hareket ordusunda Mustafa Kemal de var mıydı?

Cevap: Ordunun erkân-ı harb kumandanı idi. hatta orduya bu ismi veren de odur. Ayrıca Kazım Karabekir, Fevzi Çakmak, Refet Bele gibi nice kumandanlar bu orduda idi.

 

Sual: Sultan Vahideddin, Mustafa Kemal’in hareket ordusu kumandanı olduğunu bildiği halde onu niçin en yakınına almıştır?

Cevap: Padişahı, sonradan İttihatçı olmadığına ikna etmiştir. Etrafta böyle olmayan çok az subay olduğu için padişah da kendisine inanmış ve ondan istifade etmeyi düşünmüştür.

 

Sual: Deli Halit Paşa İttihatçı mıdır?

Cevap: Öyle bir bilgiye daha önce rastlamadık.

 

Sual: Makedonya milli marşında Sandanski’nin de ismi geçiyor. Bu, meşhur komitacı Sandanski midir?

Cevap: Jön Türklerin de ilham kaynağı olan Sandanski, Makedon ve Bulgar milli kahramanıdır.

 

Sual: Allah, vatan, namus ve ittihad kelimelerinin yazılı olduğu bayraklar ne zamana aittir?

Cevap: Bunlar meşrutiyet devrinde ortaya çıkmış; İttihatçılara ait hususi sembollerdir. Bu gibi ulvi sembolleri kullanarak, insanları kendi maksatlarına imale etmiş, yönlendirmişlerdir.

 

Sual: Sarıkamış’taki şehid adedi kaçtır?

Cevap: 23 bini donarak olmak üzere 40 bin kadar şehid vardır. Yaralı, kayıp, esir ve saire dâhil olmak üzere, tüm kayıplar 90 bin civarındadır.

 

Sual: Çanakkale’de askerin yemek menüsü olarak elde dolaşan iaşe listesi hakikat midir?

Cevap: Doğru değildir. Bu hayali liste, İlhan Selçuk’un Irak cephesini anlatan bir romanında geçer. Üstelik Irak cephesi 2 sene sonradır. Genelkurmay arşivlerine göre, Çanakkale Cephesinde bir askere verilen günlük tayın şöyledir: Peksimet 600 gr. Bulgur ve Pirinç 150 gr. Çorbalık Konserveler 100 gr. Tereyağı ve Zeytinyağı 20 gr. Tuz 20 gr. Soğan ve Sarımsak 20 gr. Kuru Sebze 120 gr. Sebze Konserveleri 150 gr. Kuru Üzüm 50 gr. Çerez 250 gr. Kavurma, Pastırma, Sucuk ve Kuru Balık 125 gr. Et Konserveleri 200 gr. Zeytin ve Peynir 160 gr. Çay 1 gr. Şeker 10 gr. Sabun 9-10 gr. Gaz 30 gr. (asgari verilmesi gereken miktar ise 5 gr.). Çanakkale, en zengin cephedir. Sonra Suriye ve Filistin gelir. Kafkas cephesinde mevcut az, ama mühimmat ve iaşe iyidir. Irak cephesinde hepsi kötüdür. Hamaset kokan bu gibi haberler, tarihi tahrif ve ecdadı tahkirden başka bir şey değildir.

 

Sual: Çanakkale cephesinde üstü başı perişan genç iki askerin kim olduğu belli midir?

Cevap: Son zamanlarda pek popüler olan ve her yerde duvarlara asılarak, Çanakkale muharebesinin nasıl zorluklar altında kazanıldığını göstermek isteyen bu resim uydurmadır. Resimdekiler Çanakkale’den 2 asker değil;  1940’larda Konya hava üstünde çalışan işçilerdir. Bunlar Bolulu iki köylüdür. İsimleri İbrahim Bayseç ve Niyazi Yıldırım’dır. Her ikisi de 1911 doğumlulardır. İlki 1982, diğeri 1994’te öldü. Hava üssünde çalışırken Alman bir mühendis çekmiş. Geçenlerde ilkinin çocuğu çıktı, gazetelere beyanat verdi.

 

Sual: Sultan Reşad’a Mehmed ismini ekleyen İttihatçılar mıydı?

Cevap: Sultan Hamid tahttan indirilip, veliahd Mehmed Reşad Efendi tahta çıkarılınca, meclis, “Bu İstanbul’un ikinci fethi sayılır” deyip, Sultan V. Mehmed unvanını kullanmasını kararlaştırdı.

 

Sual: Şehzâde Yusuf İzzeddin Efendi’nin İttihat ve Terakki’yi başta destekleyip, para yardımı yapıp sonra arasının bozulduğu doğru mudur?

Cevap: Hayır. Hiçbir zaman iyi olmamıştır. İlk zamanlar şerlerinden korunmak için yakın gibi görünmüş olabilir. Bu, İttihatçıların propagandasıdır.

 

Sual: Sultan Abdülhamid, 1908 yılında isyancıları neden katletmemiştir? Bu iş en azından hata değil midir? Şer’an hangi cezalar verilebilirdi?

Cevap: Katledememiştir; zira darbe ile gücü elinden alınmış; ertesi sene de tahttan indirilmiştir. İmkânı olsaydı, darbeyi önlerdi.

 

Sual: Sultan Abdülhamid’in Hareket Ordusu önünde Hızır aleyhisselamı gördüğü ve zamanın Özbek kutbunun, “Halk zulme müstehak oldu, bu yüzden tahtı bırak” dediği şeklindeki rivayetleri nasıl anlamalıdır?

Cevap: Padişah, tahtını elbette bırakmak istemedi. Zaten vazifesi de budur. Fakat şartlar ona buna mecbur etti. Zira elinde mukavemet edecek gücü yoktu. Etrafında sadık kimse kalmamıştı. Bunlar manevî izahlardır. Hazret-i Osman’ın içtihadına uyarak, güçlü düşmana direnmeyen Sultan Hamid’in kansız ve huzur içinde geçen idaresinden sonra memleket, siyasi idamlar, suikasdler ülkesi oldu.

 

Sual: Ziya Gökalp’in dindar bir şahsiyet olmadığı malum iken, “Asker Duası” adında dini muhtevalı bir şiiri vardır. Bunu nasıl anlamalıdır?

Cevap: İttihatçılar için din ve milliyet siyasetleri için bir vasıta idi. Hiç biri dindar değildi. Dindar olsalardı, Müslümanların halifesine ayaklanıp onu tahttan indirmez; on yıl içinde tarihte görülmemiş zulümleri işlemezlerdi.

 

Sual: Çeşitli açılardan bakıldığında Ömer Seyfeddin nasıl bir insandır?

Cevap: İttihatçılarda İslâmcı, Osmanlıcı, Batıcı ve Türkçü ideolojilerin sentezi vardır. Ömer Seyfeddin de öyledir. Çoğu İttihatçı gibi, gelgitleri olan bir müelliftir. Ruhi problemleri de vardır. Pek müslümana yakışmayan bir hayat yaşamış olmakla beraber, samimi dindar veya milliyetçi tema taşıyan hikâyeleri de yok değildir.

 

Sual: 1905’te İttihatçılar, Avrupalı devletlere Ermeni devletinin kurulması hususunda Sultan Abdülhamid’e baskı yapmalarını istemişler. Bununla tehcir arasında zıtlık yok mudur?

Cevap: O zaman Jön Türkler, Ermenilerle ittifak yapmışlardı. Sonradan politika değişti.

 

Sual: Şerif Hüseyin Paşa ve Arap ihtilalini anlamak için ne okumamızı tavsiye edersiniz?

Cevap: Ömer Kürkçüoğlu’nun Türk-Arap Münasebetleri; Naci Kıcıman’ın Medine Müdafaası; Hasan Bulut’un Siyah Papa; Melik Abdullah’ın Hatıraları; Reşid Rıza’nın Hatıraları; Ali Fuad Erden’in Suriye Hatıraları; Cemal Paşa’nın hatıratı; Muhammed Kürt Ali’nin hatıratı; ayrıca Hakikat Kitabevi’nin Kıyamet ve Ahiret kitabının sonu faydalıdır.

 

Tavsiye yazılar;

Yakın Tarihe Dâir Sualler

II. Abdülhamid Han’a Dair Sualler

Sultan Vahideddin’e Dair Sualler

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler