Sual: Hangi içkiler haramdır? Alkol içmenin helal olduğu durumlar var mıdır? Alkollü içkilerin vücuda bazı faydalarının olduğunu o sebeple sarhoş olmayacak kadar içmenin caiz olacağını söyleyenler var? Böyle söyleyenlere ne cevap vermek lazım?

Cevap: Alkollü içkilerin hepsi zehirdir. Bugün bu hakikati, tıb kitapları yazmaktadır. Liselerde okutulmakta olan kıymetli bir kimyâ kitabında diyor ki: “Alkollü içkiler, eskiden beri keyif verici olarak içilir, az miktarda alındığı zaman, vücutta tenbih edici tesir yaptığı, hazmı kolaylaştırdığı gibi faydalardan bahsedilirdi. Halbuki bugün, alkolün pek az miktarının bile vücut makinesini harab ettiği ve zararlı tesirlerinin nesilden nesile intikal ettiği ilmi bir hakikattir”.

İbni Âbidin, 5. cilt, 289. sayfada buyuruyor ki:

Şarap dört mezhepte de haramdır. İçmesi ve her türlü kullanılması günahtır. Yalnız sirke yapılması ve susuzluktan ölmek üzere olanın, ölmeyecek kadar, su yerine, içmesi câizdir. İçmesi haram olan içkiler, dörttür:

1) Şarap. Pişmemiş üzüm suyu, [şira], havasız fıçılarda durmakla, gaz habbeleri ve köpük meydana gelerek mayalanır. (Şarap) haline döner. [Yani, üzüm kabuklarında yaşıyan ve şiraya geçen (bira mayası) adındaki mayanın (fermetin) çıkardığı (zimas) adındaki bir madde, şırada bulunan glikoz ve levüloz adındaki (Hekzoz) şekerlerini parçalar. Şekerler, ikiye parçalanarak ispirto (etil alkol) ve karbon dioksit maddeleri meydana gelir:

C6 H12 O6 2C2 H5 OH + 2 CO2

Şirada zamanla, şeker azalıp, ispirto çoğaldığı için, tadı şekerli iken, keskin ve yakıcı olmaya başlar. Meydana gelen karbon dioksit gazı, kabarcıklar halinde dışarı çıkar. Bu gaz, ispirtolu sıvıda erimeyen tortuları, sıvının yüzüne sürükliyerek, bir köpük ile örtülür. Böylece şira, şaraba dönmüş olur. Çeşitli şaraplarda, %5 ile %20 arasında ispirto bulunur. 2 hektolitre, yani 200 litre yahut yüz 15 kg üzümden, 75 litre şira çıkar. Şiranın beşte biri şekerdir. Onda biri tartarik asittir. Şıradan kükürt dioksit gazı geçirilerek, sirke asidi mayası ve başka zararlı mayalar öldürülür. İlk mayalanma bir haftada tamam olur.]

İspirtosu az olan şarap da haramdır. [İmameyne göre ve diğer üç mezhepte, köpürmese de, şarap olur.] Sarhoş etmese de, damlasını içmek haramdır. Helal diyen, kâfir [Allaha düşman] olur. Şarap, idrar gibi kaba necasettir. Her türlü kullanmak, ilaç yapmak, çamur yapmak, hayvana içirmek, ihtikan yapmak, buruna çekmek söz birliği ile haramdır. Satması câiz değildir. Parası haramdır. Bir müslümanın, borcunu, şarap satarak aldığı para ile ödemesi helal olmaz. Bu para, alacaklıya da helal olmaz. Bunun için içki satana ödünç vermemelidir. Az içene de had vurulur ki seksen sopadır. Sarhoş edici diğer üç içkiyi içene ise, ancak sarhoş olursa had vurulur. Şarap köpüklendikten sonra, kaynatılıp üçte ikisi gitse de geride kalanı ve inbiklenerek elde edilen ispirtonun, rakının şarap gibi, necaset-i galiza olduğu söz birliği ile bildirilmiştir. Bunların da damlasını içmek haram olduğu, (Behcetü’l-fetava)da yazılıdır. Rakıda yüzde kırktan çok alkol bulunur. Şarapdan elde edilen raki meşe ağacından fıçılarda birkaç sene bırakılıça, (Konyak) olur.

2) Tıla. Taze şira, ateşte veya güneşte ısıtılıp üçte ikisinden azı uçarsa, [üçte birinden çok kalırsa], bu kalana, (Tıla) denir. Tıla, gaz çıkararak kabarıp, tadı keskin olunca, sarhoş eder. Şarap gibi damlası haram ve kaba necis olur.

3) Seker. Hurmanın nakii, yani maserasyonu, yani su içinde ısıtmadan bırakılıça, köpüklenir ve tadı keskin olursa (Seker) denir, damlası haramdır.

4) Kuru üzüm nakiidir. Kuru üzüm, soğuk suda bırakılıça, şekeri suya geçer. Bu suya, (Kuru üzüm nakii) denir. Bu, gaz peyda ederek köpüklenir ve tadı keskin olursa, damlası haram olur. Tıla, Seker ve kuru üzüm nakii (maserasyonu) gazlanmaz ve tadı keskin olmazsa, içmeleri, söz birliği ile helal olur. Seker ve Naki hafif necistirler. İmâm-ı Âzama göre, Tıla, Seker ve Nakiin haram olmaları için, köpüklenmeleri de lâzımdır. Bu üçünde, icmaı ümmet hâsıl olmadığı için, haram değildir diyen kâfir olmaz.

İçmesi, İmâm-ı Âzam’a ve İmâm-ı Ebû Yusuf’a göre helal olan içkiler de dörttür:

1) Kuru üzüm veya hurma, şekeri suya çıkıncaya kadar, soğuk suda bırakılır. Sonra hepsi, kaynayıncaya kadar ısıtılır. Soğuyunca süzülür. Bu sıvıya, (Nebiz) denir. Nebizin tadı keskin olsa da, sarhoş yapmadıkça, içmesi helal olur. Isıtılmazsa, köpürünce ve tadı keskin olunca, haram olur.

2) Kuru üzüm ve hurma birlikte, soğuk suda durup, hepsi, ısıtılıp süzülür. Tadı keskin olsa da, sarhoş yapmadıkça, helal olur. Buna, (Halitan) denir.

3) Bal, incir, arpa, buğday, mısır, darı, erik, kayısı, elma ve benzerlerinden biri soğuk suda durup ısıtılmasa da, sarhoş etmeyecek miktarda helaldirler. Çünkü hadis-i şerifte, (Şarap, üzüm ve hurmadan olur) buyuruldu. [Sarhoş ederlerse, haram olurlar. Bira da böyledir. Hububattan elde edilen rakıya, İngilizler (Viski), Ruslar (Vodka) derler. Bunlar, yüzde elli, altmış alkolü hâvidirler.]

4) Dördüncüsü, (Müselles)dir. Üzüm suyu, taze iken, yani gaz kabarcıkları çıkmadan, köpürmeden önce, ısıtılıp, üçte ikisi uçar, üçte biri kalırsa (Müselles) denir. Tadı keskin olsa da, sarhoş etmiyecek kadar içmesi helaldir.

Şıra kaynarken, içine (Pekmez toprağı) denilen temiz kireçtaşı tozu konursa, ekşiliği kalmaz, (Pekmez) olur. Fransızlar pekmeze, (Sapa) ve (Rob) derler. Pekmezde yüzde altmıştan çok glikoz vardır. Pekmeze yumurta akı koyup, karıştırarak kaynatılınca, koyulaşıp (Bulama=Raisiné) olur. Şira yani taze üzüm suyu [Mout] ve pekmez [Mout cuit] ve bulama [Raisiné] ve boza [Bosan] içmek helaldir. Boza yapmak için, bir kilo kadar bulgur yıkanır. Tencereye konur. Fazla su ilave edilir. Yumuşayıncaya kadar birkaç saat kaynatılır. Su ile yoğrularak tel süzgeçten süzülür. Şeker konup eritilir. Maya olarak içine bir su bardağı boza konur. Kapanıp soba yanında bırakılır. Ertesi gün ekşi olarak içmeye başlanır.

Bunlar kuvvet için, hazm için sarhoş etmiyecek miktarda helal olup sarhoş ederlerse veya çalgı ile keyif için az dahi içilirlerse, söz birliği ile haram olurlar.

İmâm-ı Muhammed’e göre, bu dört içki gaz çıkarmış ve tadı keskin olmuş ise, sarhoş etmiyecek kadar az içmesi de haram olur. Fetva da böyledir. Diğer üç mezhepte de böyledir. Çünkü, Peygamberimiz, (Çoğu sarhoş eden içkinin, azını içmek de haramdır) ve (Sarhoş eden her içki şarapdır ve hepsi haramdır) buyurdu. Bu hadis-i şerif, hepsinin haram olduğunu bildirmektedir. Yapıları, bileşimleri aynıdır demek değildir. Çünkü Muhammed “aleyhisselâm”, maddelerin hakikatlerini, fen bilgilerini öğretmek için değil, bunların hükümlerini bildirmek için gönderilmiştir. Kısrak, inek, deve sütleri, mayalanıp, tadı keskin olunca, müselles gibi olurlar. Birincisine (Kumis), ikincisine (Kefir) denir. Bira gibi haramdırlar. Bu hususta, İskilibli M.Atıf efendinin “Men’i müskirat” kitabında geniş malumat vardır.

[Bira yapmak için, arpalar ıslanıp bir hafta bırakılıça filizlenirler. Bu sırada (Amilaz) denilen maya da ürer. Filizlerin uzunluğu arpa boyuna yaklaşınca, arpalardan koparılıp ayrılır. Arpalar kurutulup un yapılır. Bu una, (Malt) denir. Malt, sarı toz veya şerbet halinde, (Skorbut) denilen kanama ve zafiyet hastalığında ve çocuk mamalarında kuvvet verici ve hazm için kullanılır. İçinde alkol yoktur. Malt, sıcak su ile karıştırılıp bırakılınça, içindeki amilaz, nişastayı mayalayarak parçalar. (Maltoz) denilen şekere çevirir. Bu şekerli sıvıya şerbetci otu (Houblon) çiçekleri konup kaynatılır. Bu ot, biraya koku verir ve berrak yapar. Soğutulup içine (Bira mayası) konur. Bu maya, maltoz şekerini mayalıyarak parçalar. Alkole çevirir. Bira hâsıl olur. Çeşitli biralarda yüzde ikibuçuk ile beş arasında alkol bulunur. Fazla içilince sarhoş yapmaktadır. Bira mayası, sarı toz veya yoğurt gibi lapadır. Canlıdır. Çıkardığı sıvı mayalama yapar. Bira mayası, bira fabrikalarında kalan posadaki mayanın üretilmesi ile elde edilmekte, cilt, hazm ve göğüs hastalıklarında da kullanılmaktadır. Ekmek hamurunda da vardır. Bira, gaz çıkardığı, köpük yaptığı için ve tadı acı, keskin olduğu için azı da çoğu da, her ne maksatla içilirse içilsin, İmâm-ı Muhammed’e göre haramdır. Fetva da böyledir.

Almanya’da yayınlanan (Der Stern) mecmuası, 1979 senesi ilk ayındaki nüshasında diyor ki “Heidelberg kanser tetkik merkezi tarafından yapılan araştırmalarda, biranın kanser yaptığı anlaşılmıştır. Kansere sebep olduğu bilinen (Nitroz-âmin)lerin birada bol miktarda bulunduğu görülmüştür. Bira, alkol alışkanlığına da sebep olmaktadır. Ağrı kesici olarak kullanılan (Piramidon) içinde fazla miktarda Nitroz-âmin bulunduğu anlaşıldığı için, bu ilaç sıhhiye vekaletinin emri ile altı ay evvel piyasadan kaldırılmıştı. Orta miktarda bira içen bir kimse, günde yetmiş piramidon hapı almış kadar Nitroz-âmin almaktadır”.

Yengeç denilen hayvana ve kanser denilen tehlikeli şişlere arabîde (Seretan) denir. (Nüzhet-ül-ebdan) kitabı, kanseri, içinde yengeç külü bulunan merhem ile tedâvi etmektedir. (Teshil-ül-menafi)de (Irk-ı medini) denilen hastalık, kanserdir. Bildirdiği ilaçlardan biri: (Bir avuc içi soyulmuş sarmısak, bir [litre] süt ile akşam vakti, kaynatılır. Pelte haline gelir. Sabaha kadar bahçede bırakılır. Havadan rutubet alır. Süt ayrılıp aç iken içilir. Sarmısak yerine lüban [Günnük] veya sarısabır kullanılabilir.)]

Yukarıda yazılı 8 içkiden, şaraptan başkasını satmak İmâm-ı Âzam’a “rahmetullahi teâlâ aleyh” göre sahihtir. Fakat, mekruhtur. [Yani, tahrimen mekruhtur. Bunları satan, haram işlemiş gibi Cehenneme gider.] İmameyn “rahmetullahi teâlâ aleyhima”, bunların satılması da sahih değildir dedi. Afyon, esrar ve başka uyuşturucu [heroik] maddelerin satışı da böyledir. Necaset karışan suyu içmek haramdır. (Cevhere)de diyor ki: (Taze üzüm, suya konup mayalanmadan önce kaynatılırsa, suyun üçte ikisi uçmadıkça, helal olmaz. Kuru üzüm veya hurma, suya konup biraz kaynatılınca, helal olur. Buna, (Nebiz) denir. Taze üzüm ile hurmanın veya taze üzüm ile kuru üzümün karışımı suda ısıtılınca, üçte ikisi uçmadıkça helal olmaz. Taze üzüm suyu [şira] ile hurma bırakılmış su karışımı da böyledir.)

Bevl [idrar], pislik gibi necasetleri içmek, yemek haramdır.

Mubah olan içkileri, hatta suyu, musiki ile çalgı ile kâfirler gibi, fasıklar gibi içmek de haramdır. (İbni Âbidin) 5. cilt, 238. sayfadaki hadis-i şerifte, (Suyu, alkollü içki içenler gibi içmek haramdır) buyuruldu. İbadeti harama benzetmek ise, küfre sebep olur. Çalgı, içki şarkı ile namaz kılmak, Kurân-ı Kerîm okumak böyledir.

İbni Âbidin “rahmetullahi teâlâ aleyh”, 3. cilt, 163. ve 5. cilt, 289. sayfada buyuruyor ki (Arak-ı hamr [yani rakı ve alkol]in, şarap gibi kaba necaset olduğu ve sarhoş edecek kadar içene had vurulması söz birliği ile bildirildi. Damlasını içene de had vurulur diyenler çoktur. Alkollü meşrubat içen fasıkların [kötü kimselerin], (temizdir, içilmesi helaldir) demelerine aldanmamalıdır). Alkollü içkilerin hepsinde ispirto bulunduğundan, şaraplı su gibi kaba necis ve haramdırlar. Bunun için deriye sürülen, tentürdiyot, alkol kamfre gibi, ispirtolu ilaçları ve kolonya gibi lüzumsuz olanları namaz kılmadan önce, yıkamak lâzımdır. Bunları haricen kullanmak ve ispirtoyu yakıt olarak kullanmak ve bunun için satmak ve satın almak câizdir. Benzol, benzin, aseton ve dört klorlu karbon, gaz yağı gibi sıvılar, necis değildir. Bunları temizlemeden namaz kılınır. Alkolün, teknikte, eritken olarak kullanılması günah değildir.

Modern tıbda iyi bir hârici, (Dezenfektan) [Mikrob öldürücü] maddede aranılan iki vasf, asli (kendisinden beklediğimiz) tesirinin tam ve şümullü, tali (olmasını arzu etmediğimiz) tesirinin ise asgari olması, yahut hiç olmamasıdır.

a) Alkol, bakterilerin bir kısmına hiç tesir etmez. Geri kalanların da ancak vejetatif (faal) hâlde olanlarını öldürebilir. Bakteriler, sair zamanlarda spor denilen koruyucu bir tabakaya bürünürler. Müsait şartlar bulunca, tekrar vejetatif (faal) hâle dönerler. Alkol, sporlu bakterileri de öldüremez. Hatta piyasadaki alkoller içinde sporlu bakteriler mevcuttür. Son zamanlarda, tecrübeler ifade ediyor ki cilde sürülen kesif alkol, civar bakterilerin sathlarında kompakt bir tabaka hâsıl ediyor. Bunlara artık nüfuz edemiyor. O hâlde, tam ve şümullü bir tesire mâlik değildir.

b) Yine cilde sürülen kesif alkol, cilt nesclerini (dokularını), bakterilere olan zararlarından daha çok tahrib eder. Hatta, bu tahriblerle, proteinlerden ibaret bir tabaka teşekkül eder. Bu ise, onun bakterilere tesirine sed çeker.

Bu iki vasfı temin edemediğinden, alkol iyi bir dezenfektan değildir. Alkolün mahzurlarını bulundurmayan, ondan çok daha mükemmel tesirlere mâlik yüzlerce madde vardır. Nitekim bugün birçok memleketlerde alkollü tentürdiyot yerine, tesiri daha kuvvetli Mersol denilen ispirtosuz tentürdiyot kullanılmaktadır. Merküro-krom adındaki kırmızı tozdan iki gramı, yüz gram suda eritilerek yapıldığı gibi, eczahanelerde mersol hazır da satılmaktadır. Yapılan istatistiklere göre, Avrupa kliniklerinde, tıbbi olarak kullanılan alkol miktarı, 1900 senesine nazaran 1934 senesinde 10 misli azalmıştır. Her geçen gün de azalmaktadır. Ancak alkolün, müskirat terkibine girmesinden dolayı, çok miktarda istihsali, bol oluşu, onu tıbda da kullanmaya sevk eden belki yegane sebeptir.

Benc, yani Ban otu ve kunneb, yani Haşiş [esrar otu] ve Afyon gibi sulb [katı] cisimlerin akla zarar veren çok miktarları haramdır. İlaç, ibtâl-i his için kullanmak câiz olduğu İbni Âbidinde, (Eşribe) sonunda yazılıdır. Bunların fazlasına helal diyen, kâfir olmazsa da (Mübtedî), yani bidat sâhibi, sapık olur.

[Sarhoş olarak kılınan namaz sahih olmaz. Sarhoş olmayacak kadar az içkili olarak kılmak mekruhtur. Çünkü, alkollü içkilerden herhangi birini keyif için bir damla bile içmek haramdır. Midesinde, elbisesinde azıcık haram bulunan kimsenin namazı mekruh olur. Gasp edilen yerde kılmak da böyledir. Merecü’l-bahreyn’de, Ahmed Zerruk’tan alarak diyor ki vecd ve hâl sahipleri, şuurlarını gayb ederlerse, sözlerinde ve işlerinde mazur olurlar. Simâ’ esnasında raks etmek, bağırmak da böyledir. Deli gibidirler. Fakat, bu tasavvuf sarhoşluğu kendiliğinden olmayıp, akılları başlarında ise, şuurları var ise, mazur olmazlar. Günaha girerler. Şuursuz oldukları zaman, ibâdetleri kaçırmaları günah olmaz ise de, akılları başlarına gelince, kaçırdıkları ibâdetleri hemen kaza etmeleri lâzımdır. Çünkü, bu şuursuzluğa kendileri sebep olmuştur. Böyle tasavvuf sarhoşlarının, İslamiyete uymayan sözlerine ve işlerine, başkalarının uymaları câiz değildir. Kendileri günaha girmezlerse de, bunlara uyanlar, günaha girerler. Alkollü ve uyuşturucu maddelerle sarhoş olanlar da böyledirler. Sarhoş iken, irâde ve ihtiyarları olmadığından, mazur olurlar ise de, bu hâle kendileri sebep oldukları için, kaçırdıkları ibâdetleri kaza etmeleri lazım olur].

Rıyadu’n-nasihin kitabında diyor ki hadis-i şerifte, “Çok içildiği zaman sarhoş eden şeyin, az içilmesi de haramdır” buyuruldu. [Bu hadis-i şerifi, Zevacir ve Kenzü’d-Dekâik kitapları da yazmaktadır.] Bir hadis-i şerifte buyuruldu ki “Şarap içmek, büyük günahların en büyüğüdür. Bütün kötülüklerin anasıdır, başıdır. Şarap içen, namaz kılmaz. Anası ile halası ile teyzesi ile zina eder”. Bir hadis-i şerifte, “Şarap içen ile arkadaşlık etmeyiniz! Cenazesine gitmeyiniz! Buna kız vermeyiniz ve onun kızı ile evlenmeyiniz! Muhakkak biliniz ki şarap içen, kıyamet günü, mezardan yüzü kara, gözleri mavi olarak kalkar. Dili sarkmış, pis kokulu olur. Herkes, bunun pis kokusundan kaçar” buyuruldu. Bir hadis-i şerifte, “Şarap içen Cennete girmez” buyuruldu. Ehl-i sünnet mezhebine göre, büyük günah işliyen kâfir olmaz. İmanı gitmez. Bu hadis-i şeriflerin mânâsı, helal diyen veya kalbi, bunu kötü bilmeyen kimse demektir. Yahut, şarap içmeyi adet edinen kimse, tövbe etmeden ölürse, son nefeste imanı gider demektir. İmanla gitmek isteyen, şarap içmemelidir. Şarabı içene, getirene, taşıyana, hazırlayana, satana ve imal edene, Allahü teâlâ ve Resûlü lanet eder. Şarap satanın aldığı para haram olur. Dünyada belalardan kurtulmaz. Sarhoş iken kıldığı namazları sahih olsa da, kabul olmaz, yani sevâbı olmaz. Bir hadis-i şerifte, “Şarap içmeyi adet eden, vesene (heykele) tapan gibidir” buyuruldu.

[Tahtavi, İmdad şerhinde diyor ki (Odundan, altından, gümüşten yapılmış insan heykeline, sanem denir. Taştan yapılan insan heykeline, vesen denir. Kumaşa, duvara ve başka yerlere yapılmış canlı ve cansız resimlerine, sûret veya tasvir denir. Yalnız canlı resimlerine, timsal denir. Saneme, vesene, sûrete ve timsale tapınmak, onların fayda ve zarar yapacaklarına inanmak, şirk çeşitlerinden biri olur. Böyle tapınanlara, putperest ve müşrik denir].

Bir hadis-i şerifte, (Bir yudum şarap içene, Allahü teâlâ üç gün gazap eder) buyuruldu. Yani, buna tövbe etmedikçe, 3 gün içindeki iyiliklerine sevap verilmez ve günahları affedilmez. 3 gün içinde ölürse, imansız gitmesinden korkulur. Bir kadeh içene, Allahü teâlâ 40 gün gazap eder.

Fıkıh kitaplarında, mesela Hidaye’de diyor ki: Üzüm şarabı söz birliği ile haramdır. Helal diyen kâfir olur. Bir damla içene had vurmak vâcib olur. Saîd bin Müseyib diyor ki “Geçmiş ümmetlerin hıyanet yapmalarına, kâfir olmalarına sebep, şarap içmek idi”. Emirülmüminin Osman “radıyallâhu anh”, Resûlullahın “sallallâhü aleyhi ve sellem” minberinde hutbe okurken, “Ey insanlar! Şarap içmekten sakınınız! Biliniz ki şarap içmek, bütün kötülüklerin anasıdır” buyurdu. Bir hadis-i şerifte, “Şarapda deva, ilaç hassası yoktur. Hastalık yapar” buyuruldu.

Erbain’de diyor ki: Abdullah bin Mesûd buyurdu ki (Şarap içen kimse, tövbesiz ölürse, mezarını açınız! Yüzünü kıbleye karşı görürseniz, beni öldürünüz!).

Şarap içenler, beş faydası olduğunu söylüyor:

1- Kan yapar. Yüzü kızartır. Güzelleştirir diyorlar.

2- Kuvvet verir diyorlar.

3- Hazmı kolaylaştırır diyorlar.

4- Şehveti arttırır diyorlar.

5- Sıhhati korur diyorlar.

Bu sözlerinin hepsi yanlıştır. Tecrübeler, tersini göstermektedir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki (Gece namaz kılanların yüzü güzel olur). Şarap içmekle, günah işlemekle, yüz güzel olmaz. İbadet, tâat etmekle güzel olur. Şarap içenlerin, fasıkların yüzleri çirkin, iğrenç oluyor. Allahü teâlâ, Enfal sûresi, 66. âyetinde meâlen, (100 mümin, 200 kâfire gâlip gelir) buyurdu. Yani bir zayıf mümin, iki kuvvetli kâfire gâlip gelir. Şarap hazmı kolaylaştırır. Evet öyledir. Fakat hazmı kolaylaştıran ve faydalı olan, başka helal şeyler de vardır. Sıhhati koruması doğru olmadığını daha önce, hadis-i şerifte bildirmiştik. Şarap içmenin çeşitli hastalıklara yol açtığı meydandadır. Aklı azaltmaktadır. Kara ciğeri bozmaktadır. Beyni ve sinirleri harab etmektedir. [Eczacılık bülteni [m. 1970-1] sayısında, (İçki kullananlarda ağız ve boğaz kanserinin iki misli olduğunu Fransız doktorları bildiriyor) demektedir.] Şarabın zararı faydasından, günahı ise, her günahtan çoktur. Şehveti arttırması da, birkaç seneye mahsus olup az zaman sonra azaltarak, zevcenin cima hakkına mâni olmakta, aile saadeti yıkılmaktadır. (Rıyad-ün-nasıhin)den tercüme tamam oldu.

Türkiye gazetesinin 17 Mart 1979 nüshasında diyor ki Birleşik Amerika sıhhat enstitüsünce yapılan açıklamada, alkollü içkilerin, bu memlekette, senede 205.000 kişinin ölümüne sebep olduğu tesbit edilmiştir. Bunların çoğu karaciğer sirozundan ve içkili araba kullanmaktan ölmüşlerdir. 14 ve 17 yaşları arasında alkol ibtilasının arttığı, bu sebepten, mekteplerde, vurucu, kırıcı saldırıların çoğaldığı da bildirilmiştir.

Benzer Yazıları Okumak İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler