Sual: Klozet bulunan banyoda, klozetin kapağı açıkken abdest alınabilir mi?

Cevap: İçinde açık necaset yoksa alınabilir. Varsa mekruhtur. Kapağı kapatılırsa mekruh olmaz.

 

Sual: İstinşakta burna üç kere su veriliyor. Üç kere de sümkürmek mi lazım?

Cevap: Evet. (Halebî-i Sagîr)

 

Sual: Abdest alırken ayakları üç defa yıkamak sünnettir. Bunun için, üç defa musluğu kapatıp tekrar açmalı veya üç defa ayağı çekip tekrar musluğun altına mı sokmalıdır?

Cevap: Bir kimse akar suda bulunursa üç defa dökünmek, tertip ve abdest, hiç beklemeden ve hareket etmeden hâsıl olur. Tertip birkaç sâniyede hâsıl olur. Ama durgun suda bulunursa mutlaka hareket (kıpırdama) veya yer değiştirmek lâzım gelir. (İbn Âbidîn, Guslün sünnetleri bahsinin başı) Dolayısıyla gusl veya abdest alırken üç defa yıkanması gereken uzuv, musluğun altında üç defa yıkanacak müddet durursa, üç defa yıkama sünneti hâsıl olur.

 

Sual: Saçını kınalamış kadın abdesti nasıl alır?

Cevap: Kadın ya gece yatarken veya hayızlı iken saçını kınalar. Aksi takdirde yıkaması gerekir. Islak elini başının içine sokup meshedebiliyorsa meshi sahihtir.

 

Sual: İçinde namaz sureleri ve dualar olan namaz hocası kitabı abdestsiz tutulabilir mi?

Cevap: Evet. İçindeki ayet-i kerimeler çok az olduğu için mushaf ve tefsir kitabı hükmünde değildir.

 

Sual: Elde çatlak olunca, çatlakların içinde sıvı gözüküyor. Bu renksiz su mudur?

Cevap: Bu renksiz su değil, yaranın sıvısıdır. Renksiz su, dışarı çıkıp yayılandır.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında özr sahibi için şöyle diyor: “Öğleden başka dört nemâzdan birinin vakti girmeden evvel aldığı abdest ile, bu namâzı kılamaz” Çünkü her vakit çıkışda abdest bozuluyor. Peki öğle için bu vakit ne zaman başlıyor? Yani sabah aldığı abdest herhalde güneş doğunca bozuluyordur ama öğleyi kılmak için alacağı abdesti en erken ne zaman alabiliyor, işrak vaktinde mi?

Cevap: Güneş doğduktan sonra aldığı abdest ile, başka sebeple bozulmamışsa, öğlen namazını kılabilir.

 

Sual: Mâide Suresi’nde abdesti anlatırken ayaklara mesh edin diye mi yazıyor? Bu âyet-i kerime muhkem mi, yoksa müteşâbih midir?

Cevap: Meselenin, bu âyetin muhkem veya müteşâbih olmasıyla alâkası yoktur. Âyet-i kerimede ayaklara meshedin demiyor; ayakları yıkayın diyor. Şiîler bu âyet-i kerimedeki ercüleküm kelimesini ercüliküm diye okuyarak başa meshedildiği gibi, ayakların da meshedileceğini söylüyor. Halbuki eshab-ı kiram, Hazret-i Peygamber’in ayaklarını yıkadığını, ancak mest giydiği zaman meshettiğini ittifakla rivayet ediyor. Kıraat imamları da bu âyet-i kerimenin ercüleküm diye okunacağını, dolayısıyla ayakların yıkanacağını söylüyor. Sonra gelen bütün âlimler de böyle bildiriyor. Bir tek Şia, sahabilerin müslümanlığına inanmadıkları için bu icmayı kabul etmiyor.

 

Sual: Başı mesh ederken bir kere kullanılan el ikinci defa kullanılamaz mı? Yıkayıp tekrar mı kullanılacak? Ya da hiç kullanılmayacak mıdır?

Cevap: Başı meshedince su müstamel olur. Artık başka yer meshedilmez. Ama elde hâlâ ıslaklık varsa kulaklar da bununla meshedilebilir. Tekrar ıslatmak iyidir.

 

Sual: Evden bir yere giderken geç kalınca, yine de abdestli çıkayım diye, abdestin farzlarını yerine getiren, mekruh işlemiş olur mu?

Cevap: Abdestin bazı sünnetlerini terk etmek mekruh olur. Müstehabı yapmak için mekruh işlenmez. Nitekim namazda abdest bozulduğu zaman, hemen gidip abdest alıp namaz tamamlanır. Burada da abdest sünnetleriyle alınır (İbn Abidin-İstihlâf bahsi).

 

Sual: Namazının vakti daraldığı zaman, abdest uzuvlarını bir kere yıkamak câiz olur mu?

Cevap: Abdest uzuvlarını arada sırada üç değil de bir veya iki defa yıkamak mekruh değildir. Ancak böyle yapmayı âdet hâline getirirse mekruh olur. (İbni Abidin)

 

Sual: Yılan ve kertenkele necis midir, düştüğü sıvıyı necis eder mi?

Cevap: Domuz dışında hiçbir hayvanın kendisi necis değildir. Bunlardan bazısının dışkısı, bazısının salyası necistir. Akıcı kanı olmayan yılan ve kertenkele suda ölünce su necis olmaz. Su dışında ölüp suya düşseler yine necis olmaz.

 

Sual: Alafranga tuvalette (klozette) idrar sıçratmadan ayakta bevl etmek günah mıdır?

Cevap: Ayakta bevl etmek yolculuk veya başka bir özür olmadıkça mekruhtur. Hadîs-i şerif ile men edilmiştir.

 

Sual: Cinler tuvalette necasete bakana zarar verir mi?

Cevap: Helâda necasete bakmak uygun değildir. Hadis-i şerifte “Cin ve şeytanlar helâda insanlara ifsad ve eziyet için beklerler. Sizden biriniz helâya girerken (Eûzü billahi mine’l-hubûsi ve’l-habâis) (ikisi de peltek se ile) desin” buyuruldu. Hubûs, habîsin çokluk hâlidir. Kötü cinler kasdedilmiştir. Habâis (habîseler) bunların dişileridir. (Şir’atü’l-İslâm)

 

Sual: Abdest alana selâm verilir mi?

Cevap: Verilmez, ama verilirse alınır.

 

Sual: Abdest aldıktan sonra havluyla kurulamak şart mıdır?

Cevap: Hanefî mezhebinde sünnettir.

 

Sual: Kadınlar uzun saçlı ise kaplama mesh nasıl yapılır?

Cevap: Başlarını hafifçe eğerek saçlarını bir tarafta toplar; sonra iki eliyle saçı kavrayıp yukarıdan aşağı sığar.

 

Sual: Evde helâ kıble yönündeyse ne yapmalıdır?

Cevap: Hafifçe sağa veya sola dönülebilir. Bazı âlimlere göre evlerdeki helâlarda kıbleye dönmek mekruh değildir. Sahrada, açık yerde mekruhtur.

 

Sual: Mızraklı İlmihal’de Namazda İmamet bahsinde şöyle bir ibare var: “Lâhık, iftitah tekbirini imam ile beraber almış, fakat sonra kendisine hades vâki olduğundan, abdest alıp, tekrar imama uyana denir. Bu kimse, yine evvelce olduğu gibi kıraatsiz, rükû’ ve sücûd tesbihlerini ederek namazını kılar. O kişi, eğer dünya kelâmı söylememiş ise, imamın ardında gibidir. Lâkin câmiden çıktıktan sonra, pek yakın yerden abdestini almalıdır. Zira, çok ileriye giderse, namazı fâsid olur diyen vardır”. İleriden kasıt nedir?

Cevap: Yakın yerde abdest alma imkânı varken uzağa giderse demektir.

 

Sual: Sarhoş halde bir insanın abdesti geçerli olur mu? Aldığı abdestle namaz kılabilir mi?

Cevap: Sarhoşun abdesti sahihtir. Sarhoş iken namaz kılamaz. Yürürken sallanacak kadar sarhoş olanın abdesti de bozulur.

 

Sual: Helâya namaz takkesi ile girmek sünnet midir?

Cevap: Helâya başı örtülü girmek müstehabdır.

 

Sual: Okula giderken gözlerime rimel sürüyorum. Okulda abdest almama engel olur mu? Rimelimin akan yerini yıkıyorum, ama akmayan yerine su değmiyor. Abdestim olur mu?

Cevap: Öğrendiğime göre iki çeşit rimel vardır. Bunlardan birisi geçicidir, su ile akıp gidiyor. Bu, abdeste mâni olmasa gerektir. Kalıcı rimel ise, su geçirmez. Bu, abdeste mânidir. Şu kadar ki kadınların mahremi olmayan erkeklere makyajını göstermesinin câiz olmadığı din kitaplarında yazar.

 

Sual: Hanefî mezhebinde gusül alırken burnu yıkama esnasında genize kadar su çekilmesi gerektiği, aksi takdirde guslün sahih olmayacağı belirtiliyor. Hanefî ve diğer mezhebler bakımından suyu genize kadar çekmek gerekiyor mu?

Cevap: Guslde ağzı yıkamak farzdır. Gargara yapmak oruçlu değil ise sünnettir. Burnu üst kemiğe kadar yıkamak farzdır. Suyu genize kadar ulaştırmak sünnettir. Gusl ve abdestte ağzın ve burnun içini yıkamak Mâlikîde farz değil, sünnettir.

 

Sual: Hanefî bir kadın akıntısı geldiği için her namaz vaktinde abdest mi tazelemesi gerekiyor?

Cevap: Herhangi bir namaz vakti içinde, namaz vaktinin başından sonuna kadar, abdest alıp, yalnız farzı kılacak kadar bir zaman, abdestli kalamıyan kimse, özrü gördüğü andan itibaren, özür sahibi olur. Akıntı, hep mevcut olur, yani bir namaz vaktinin başından sonuna kadar, bir abdest alıp, farzı kılacak kadar durdurulamazsa, o kimse, özür sahibi olur. Bir namaz vakti girdikten, farzı kılacak kadar zaman sonra özür başlasa, vaktin sonu yaklaşıncaya kadar bekler, hiç durmadı ise, vaktin sonunda abdest alıp, o vaktin namazını kılar. Namaz vakti çıktıktan sonra, sonraki namaz vakti içinde durursa, önceki namazını iade eder. İkinci namaz vaktinin başından sonuna kadar hiç kesilmezse, özür sahibi olduğu anlaşılır ve kılmış olduğu önceki vaktin namazını iade etmez. Akıntı devamlı gelmeyeceği için, kesilince abdest alıp namaz kılar. Devamlı geliyor, özür sahibi olur. (İbni Abidin)

 

Sual: Kur’an-ı kerimi tutmadan, abdestsiz olarak, meselâ bir arkadaşımızın elinde, bakarak ve sesli okumamız caiz midir?

Cevap: Kur’an-ı kerimi abdestsiz tutmak câiz değildir; ezberden veya el sürmeden bakarak yüksek sesle okumak caizdir. Cünüp ve hayızlı ise tutmadan da, ezberden de okuyamaz.

 

Sual: Abdestsiz olarak internet üzerinden Kur’an-ı Kerim okunabilir mi? Yüzünden abdestsiz olarak Kur’an-ı Kerim okunabilir mi?

Cevap: Abdestsiz olarak yüzünden el sürmeksizin Kur’an-ı kerim okumak caizdir. Mushafa el sürmek caiz olmadığı gibi, kâğıtta veya ekranda yazılı Kur’an-ı kerime de abdestsiz el sürmek caiz değildir. Cünübün ve hayızlının yüzünden de, ezberden de okuması caiz değildir.

 

Sual: Musluktan akan su ile abdest alındığında, elleri ve ayakları yıkarken, üç kere olması için, suyun önünden çekip tekrar yıkamak gerekir mi?

Cevap: Üç kere yıkanacak müddet akar suda tutmak yetişir. Çekmeye gerek yoktur.

 

Sual: Bazı durumlarda yıkamak yaraya zarar vermese bile sargıyı açmak veya yıkamak kan akmasına sebep olabiliyor. Böyle hallerde mesh caiz olur mu?

Cevap: Bu kanama, zarar vermek demektir. Bu sebeple mesh caiz olur.

 

Sual: Eldeki veya yüzdeki bir yara kanadığında yara bandı ile kapatılıp üzerine mesh ederek hemen abdest alınabilir mi, yoksa kanın durmasını veya vaktin sonunu beklemek gerekir mi? Seferînin durumu da aynı mıdır?

Cevap: Yaraya band veya sargı konulunca, akması durur. Meshedilip abdest alınır. Durmaz devam ederse, özür sahibi olup olmamasına göre hüküm verilir.

 

Sual: Tam İlmihal Seadeti Ebediyye’de “Abdestte veya guslde kullanılan su (mâ-i müstamel), İmâm-ı a’zama göre kaba necâsettir. Ebû Yûsuf’a göre, hafif necâsettir. İmâm-ı Muhammed’e göre temizdir” deniyor. Başka bir yerde ise “Mâ-i müstamel, yani abdestte veya guslde kullanılan yahud kurbet olarak kullanılan su, meselâ, yemekten önce ve sonra, sünnet olduğu için el yıkamakta kullanılan su, yıkanan uzuvdan ayrılınca necis olur. Bazı âlimlere göre, başka uzva, elbiseye, yere düştükten sonra necis olur. İlk düştüğü yeri kirletmez” deniyor. Yani temiz diyen İmam-ı Muhammed’e göre de yerden sıçrayıp elbiseye değen abdest suyu necis midir?

Cevap: Abdest ve gusülde kullanılan su mâ-i müstameldir; ama müftâbih kavle göre necis değildir. Bu su yıkandığı uzuvdan ayrılınca veya lavaboya, leğene aktıktan sonra mâ-i müstamel sayılır. Binaenaleyh yıkandığı uzuvdan ayrıldıktan sonra yere, elbiseye bulaşsa, İmam Muhammed’e göre necis olmaz. Fetvâ da böyledir.

 

Sual: Başkasının abdest alırken ıslattığı bir terliği başkası giyip de ayağı ıslansa necaset bulaşmış olur mu?

Cevap: Hayır. Uzuvdaki su ma-i müstamel değildir. Terliğe bulaşsa bile necis olmaz.

 

Sual: İdrarını tutamayan bir hasta, 4 rek’atlik namazda iki rek’atini ayakta kıldı. 3. rek’atte idrar sıkıştırdığı için hemen oturup rükû’ ve secdeleri ima ile yapabilir mi?

Cevap: Eğer oturduğu zaman idrar veya yel kesilecekse oturarak kılar. Secde edemezse ima ile kılar. İdrar veya yel kaçarsa abdesti bozulur.

 

Sual: Mesbuk, abdestinin bozulacağına kanaat getirirse, imamın selâmını veya yanılma secdesini yapmasını beklemeden imamdan önce [teşehhüd miktarı oturduktan sonra] kalkabilir mi? Bu sebep mesbukun imamın selâmından önce kalkması için özür olur mu?

Cevap: İmam teşehhüd mikdarı oturduktan sonra mesbukun ayağa kalkması caiz ise de, mekruhtur. Bekleyip selamdan sonra kalkmalıdır. Abdesti bozulursa, gidip abdest alır ve namazını tamamlar.

 

Sual: Mezi gelirse ne yapmak lâzımdır? Şortu yıkayıp abdest alınsa namaz sahih olur mu?

Cevap: Mezi, şehvetlenildiği zaman erkekten gelen şeffaf, kokusuz ve yapışkan bir sıvıdır. Abdesti bozar. Mikdarı dirhemden (avuç içi kadardan) çok ise, donu yıkayıp namazı kılmak caiz olur. Ancak umumiyetle birkaç damladır ve mikdarı bu kadara varmaz.

 

Sual: Bayılma, gibi nadiren vuku bulan bir şey ile abdest bozulacak olsa, abdesti alıp üzerine tamamlamak caiz olur mu?

Cevap: Olmaz.

 

Sual: Kıyamda Kur’an-ı Kerim okumakta iken abdesti bozulan kimse abdestini tazeleyip gelince nereden başlayacaktır?

Cevap: Kaldığı yerden devam edecek.

 

Sual: Rükû veya secde veya tehıyyatta bozulursa abdestini tazeleyip gelince nereden başlayacaktır?

Cevap: Kaldığı yerden devam edecek. Rükü, sücud ve tehiyyatı yeniden yapacak.

 

Sual: Elinde olmayan bir sebeple abdesti bozulduğu zaman, kasten abdestini bozmak, yemek, içmek ve konuşmak, avret yerini açmak gibi namaza zıt bir şeyi yani bunlardan birini yapan kimse, abdestini alarak namazının üzerini tamamlayabilir mi?

Cevap: Kasıtsız abdesti bozulan kimse, yeme-içme, konuşma gibi namazı bozacak bir iş yaparsa bina edemez. Ama su kaynağına yürümek, kovayı kuyuya sarkıtmak, musluğu açmak gibi işler namazı binaya (kaldığı yerden tamamlamaya) zarar vermez.

 

Sual: Bir kimsenin elinde olmayan bir sebeple abdestinin bozulmasından sonra, herhangi bir özrü yok iken eğlenip de abdest almayı geciktirmesi, velev ki namazı ve abdesti bozan bir şey yapmasın, abdestin bozulmasından sonra, özürsüz bir gecikme yapmak o kimseyi bu hükümden faydalanamayacak hale getirir mi?

Cevap: Getirir.

 

Sual: Abdesti bozulan bir kimse, abdestini yenilemek için herhangi bir özür de yokken kendine yakın yerdeki suyu bırakıp da az daha uzaktaki bir yere gidip abdest alsa bu hükümden faydalanamayacak hale getirir mi? Yani bunun gibi zaruri olmayan bir işi yapmış olmak bu hükümden istifadeye engel midir?

Cevap: Evet.

 

Sual: Abdest bozulmasından sonra, namaz kılanın daha önce abdestinin bozulmuş olduğu ortaya çıksa. Mesela, abdesti bozulan bu kimsenin ayağındaki mestin müddetinin dolmuş olduğu anlaşılmış olsa, veya kanama,akıntı olduğunu hatırlasa abdestini alıp da namazının geri kalanını tamamlayabilir mi?

Cevap: Bina edemez. İstinaf (yeniden kılması) lazımdır.

 

Sual: Kasten abdest bozma ile elinde olmayan bir sebeple abdestin bozulmasının bu meseledeki hükmü nedir?

Cevap: Bina, ihtiyarsız hadeste (sebk-i hades) olur. Kasden abdest bozmada (hades-i amd) binaya manidir. Abdest alıp namazı tekrar kılması lazımdır.

 

Sual: Abdesti bozan sebep, guslü gerektiren bir şey olmuş olsa o arada namazı bozacak bir iş yapmasa hemen gusül yapıp da namazın geri kalanını tamamlayabilir mi?

Cevap: Guslü gerektiren hades, binaya manidir.

 

Sual: Bir meselede kafam çok karıştı. Kitaplar da hastanın abdesti babında “Yıkaması farz olan dört abdest uzvundan ikisi sağlam ise, abdest alıp, yaralı yerleri mesh eder. Mesh zarar verirse, sargı üzerine mesh eder. Abdest uzuvlarının yarıdan çoğu yaralı ise teyemmüm eder” buyuruluyor. Kitaplarda bildirilen iki namazı cem etme bahsinde bildirilen başka bir kavil daha var. O kavilde de “Hanbelî mezhebinde hatta Mâlikî mezhebinde hastalıkta mukimken de cem caizdir” ve “Hanbelî mezhebinde abdest ve teyemmüm için zorluk varsa iki namazı cem caiz olur” buyuruluyor. Hanefî mezhebinde olan bir kimse abdest alma ile alâkalı sıkıntısı yukarıda bildirilen ilk kavil de gideriliyorsa yine de cem etmesi caiz olur mu? Abdest uzuvlarının ikisi sağlam olup abdest alıp sağlam uzuvları yıkamak ve yaralı yerleri mesh etmek yerine bunları yapmayıp hastalıkta cem caiz diye cem edebilir mi? Abdest uzuvlarının yarıdan çoğu yaralı ise teyemmüm eder buyuruluyor. Teyemmüm etmeyip, hastalıkta cem caizdir diyen Hanbelî veya Mâlikî mezhebine uyarak cem edebilir mi? Bu mevzuda bana yardımcı olabilir misiniz?

Cevap: Kişi kendi mezhebinde sahih veya zayıf kavillerde bir çıkış yolu olmadığı zaman başka mezhebi taklid edebilir.

 

Sual: Şirketimizde bir oda mescit olarak ayrılmıştır. Dinî kitaplar ve namaz kılınacak yerler vardır. Bina ve işyerlerinde namaz kılmak için ayrılan oda mescit hükmünde midir?

Cevap: Sadece namaz kılınıyorsa mescid hükmündedir. Mecburiyet olmadıkça abdestsiz girmemelidir.

 

Sual: Sürekli gaz (yellenme) problemi olan kimse, nasıl abdest alır; özürlü sayılır mı?

Cevap: Bir namaz vakti hep gelirse özürlü olur. Vaktin onuna doğru abdest alıp namazını kılar. Sonra devam ederse, her vakit girince abdest alıp namazını öylece kılar.

 

Sual: Kitaplarda hafif sesle okuyanı bir iki kişinin işitmesi mekruh olmaz. Sesli okumak çok kişinin işitmesi denilmektedir. Peki, namazda kahkaha ile gülsek birkaç kişi işitse namazımız bozulur mu?

Cevap: Kahkaha, muayyen bir cemaatin işitebileceği gülmek demektir. Namazı ve abdesti bozar. Orada birkaç kişi olsa da, kimse olmasa da kahkaha namazı ve abdesti bozar.

 

Sual: İdrar yaptıktan sonra, tenasül uzvunu suyla yıkamak gerekir mi? Yıkamadan çıkarsa, mahzuru var mıdır?

Cevap: Tenasül uzvunun ucunda idrar bulaşığı varsa ve az ise, yıkamamak mekruhtur, namaza mâni değildir. Dirhem mikdarından fazla yayılmışsa, yıkamak gerekir. Doğrusu her zaman yıkamalıdır. Zira soğuk su, idrarın kesilmesine yardımcı olur.

 

Sual: İdrar yaptıktan sonra beklemek herkes için şart mıdır? Beklemeden hemen abdest alınabilir mi?

Cevap: İdrarın kesildiğine kanaat getirilmişse, beklemeden abdest alınır. Gençler için umumiyetle böyledir.

 

Sual: Şâfiî mezhebinde abdest alırken tırnak arasındaki kirleri de gidermek gerekiyor. Bazen araya çorap söküğü, küçük kirler de girebiliyor. Abdest almadan tırnakları kontrol edip varsa temizleyip öyle mi almak gerekir? Yoksa bu büyük kirler için mi gereklidir?

Cevap: Tırnak altlarındaki pislikler, parmağın tırnak hizasındaki deriye suyun ulaşmasına engel oluyorsa bu pislikleri gidermek vâcib olur. Ancak çamurlu işlerde çalışan işçiler, bu pisliklerin az olup parmak ucunu kaplamayacak kadar olması hâlinde muaf tutulmaktadırlar.

 

Sual: Bir adam, teyemmümün, bileğe kadar yapılacağını, vitrin de bir rek’at olarak kılınacağını bilse (ve bir müddet de öyle, yapsa); sonra da teyemmümün dirseğe kadar yapılacağını, vitrin de üç rek’at olarak kılınacağını öğrense, bu şekilde, önce kılmış olduğu namazları iade eder mi?

Cevap: Etmez. Fakat bu kimse bunu bilgisizliğinden ve hiç bir kimseye sorup öğrenmeden yapar, sonra da sorduğunda kendisine vitrin üç rek’at kılınması emredilirse, bu halde, önce kılmış bulunduğu vitirleri kazâ eder.(Fetava-yı Hindiye, Kaza namazları babı)

 

Sual: Hanefî mezhebinde olanların abdestte başının dörtte birini mesh etmeleri farzdır. Başın dörde biri ne demektir?

Cevap: Âdeten saç biten yerlerin toplamının dörtte biridir.

 

Sual: Hanefi mezhebinde abdest uzuvlarını sıra ile yıkamak, ovmak ve peş peşe yıkamak sünnettir. Sünnetin terki ise mekruhtur. Buradaki kerahet tahrimî midir?

Cevap: Sünneti bir defa terk mekruh değildir. Terki âdet hâline getirmek mekruhtur. Tertip, delk ve muvâlâtın Hanefî’de müstehab olduğu, zira mezheplerin hilaftan çıkmak sayıldığı da bazı kitaplarda rivayet edilmektedir. Bu takdirde terki hiç mekruh değildir.

 

Sual: Abdest alacağım kovadaki suyun içerisine süt, ayran, meyve suyu, çay, kahve, kola dökülse bununla abdest alınır mı?

Cevap: Su küçük havuz (veya daha küçük bir su) ve düşen şey de temiz ise, bu sıvının üç sıfatı da suya benzemiyorsa, karışımın iki sıfatı bozulursa, abdest alınmaz. Biri değişirse, alınır. Sirkeli su böyledir. Bir veya iki sıfatı suya benziyorsa, karışımda, suyun benzemeyen bir sıfatı değişince, abdest alınmaz. Sütlü su böyledir. Çünki, kokusuz olmaları benziyor. Kavun suyu karışan su da böyledir. Çünki, renksiz ve kokusuz olmaları benziyor. Üç sıfatı da suya benziyorsa, karışan sıvı mikdarı sudan çok veya eşit ise, abdest alınmaz. Abdestte, gusülde kullanılmış suyun karışması böyledir. Küçük havuza ve daha küçük şeylere az necâset düşerse, üç sıfatı değişmese de, necis olur. İnsan içemez ve temizlikte kullanılmaz.

 

Sual: İhtiyaç zamanında yolda bulduğum pet şişedeki su ile abdest almam câiz olur mu?

Cevap: Yolda rastlanan bir suyun temiz olduğu iyi bilinir veya temiz olduğu çok zan edilirse, bununla abdest alınır. Hatta, su az ise, buna necâset karıştığı iyi bilinmedikçe, bununla abdest alınır ve gusl edilir.

 

Sual: Din kitaplarında “Suyun rengi, kokusu ve tadı değişmedikçe su temizdir” buyuruluyor. Bu, necâset karıştığı zaman mıdır? Yani suya mesela sirke, meşrubat, kola, süt, ayran, sabun v.s gibi necis olmayan bir şey düşse, üç sıfatı [rengi, kokusu, tadı] değişse de bu su ile abdest alınabilir mi?

Cevap: Su küçük havuz ve düşen şey de temiz ise, bu sıvının üç sıfatı da suya benzemiyorsa, karışımın iki sıfatı bozulursa, abdest alınmaz. Biri değişirse, alınır. Sirkeli su böyledir. Bir veya iki sıfatı suya benziyorsa, karışımda, suyun benzemeyen bir sıfatı değişince, abdest alınmaz. Sütlü su böyledir. Çünki, kokusuz olmaları benziyor. Kavun suyu karışan su da böyledir. Çünki, renksiz ve kokusuz olmaları benziyor. Üç sıfatı da suya benziyorsa, karışan sıvı mikdarı sudan çok veya eşit ise, abdest alınmaz. Abdestte, gusülde kullanılmış suyun karışması böyledir. Küçük havuza ve daha küçükşeylere az necâset düşerse, üç sıfatı değişmese de, necis olur. İnsan içmez ve temizlikte kullanılmaz.

 

Sual: Hanefî mezhebinde 23 metrekare olan büyük havuza ve Şâfiî mezhebinde 220 kg olan havuza necis bir şey düşmüş ise böyle sudan abdest ve gusül alınabilir mi? Velev ki su durgun olsun?

Cevap: Necaset görülmeyen, yani suyun üç vasfından birinin değiştiği hissedilmeyen kısmından alınır.

 

Sual: Hanımlar abdest almadan ne kadar evvel misvak niyeti ile sakız çiğnemelidir ki sünnet sevabı hâsıl olsun?

Cevap: Misvak Hanefide abdestten önce kullanılır. Namazın sünneti değildir. Bu bakımdan sakız kadın için her zaman kullanılır. Maksat ağız temiz olsun. Sevab için çiğnerken misvaka niyet edecektir.

 

Sual: Abdest alırken sırayı [tertibi] karıştıran bir Şâfiî, hatırlayınca unuttuğu uzvu yıkayıp kaldığı yerden devam mı eder?

Cevap: Şâfiî mezhebinde abdest uzuvlarını peş peşe yıkamak (tertip) farzdır. Tertibi karıştırınca abdest bâtıl olduğundan, istinaf (yeniden almak) lâzımdır.

 

Sual: Yara iyi olduktan sonra, sargıyı çıkartmak şart mıdır?

Cevap: Hanefî mezhebinde bir yara iyi olduktan sonra, üzerindeki ilaca, merheme, sargıya mesh etmek caiz olmaz, bunları çıkarıp altını yıkamak lazımdır. Diğer üç mezhepte gerekmez. Eğer bunları kaldırmakta zorluk varsa, diğer üç mezhepten birisi taklid edilebilir.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında “Necis boya ile boyanan kumaş ve beden üç kere yıkanınca temiz olur. Su renksiz akıncaya kadar yıkamak daha iyidir” buyuruluyor. Üzerine boya bulaşmış elbise ile namaz kılınır mı?

Cevap: İkisi aynı mesele değildir. Birincisinde necaset mevzuu var. İkincisinde boya tene işlemediği için abdest sahih olmamaktadır. Boya yapan, tiner ile abdest uzuvlarından boyaları çıkaracaktır.

 

Sual: Şâfiî mezhebinde tuvalette elimizde olmayarak idrar sıçrıyor veya elimize bulaşıp, oradan da elbisemize değebiliyor. Tuvalette giydiğimiz terlikle abdest alıyoruz. Nasıl hareket etmek gerekir?

Cevap: İğne ucu kadar idrar damlaları elbisede ve bedende affedilmiştir. İdrar ele bulaşıp da elbiseye veya bedene bulaşırsa, yıkamak gerekir. Şafiiler, zann-ı galib ile necaset bulaştığından dolayı, ya helada kullanılan terliği abdestten evvel veya abdestte ayaklarını yıkayıp koymadann hemen evvel yıkar, ya da abdestte temiz bir terliğe basar. Abdest alınan yerde görülen veya bilinen bir necaset varsa, bu necasete ıslak ayakla basınca, ayağa bulaşır. Necaset ıslak ise, kuru ayağa da bulaşır.

 

Sual: Özürlü bir kimse, güneş doğduktan sonra abdest alsa, onun abdesti öğle vakti çıkıncaya kadar devam eder mi?

Cevap: Evet.

 

Sual: Namaz kıldıktan sonra abdestinin bozulup bozulmadığı hususunda şüpheye düşen kimse, abdestsiz olmuş olsa bile abdestli sayılır mı?

Cevap: Abdestsiz olduğuna karar verirse, namazı iade eder. Karar veremezse, etmez. Vakit çıktıktan sonra anlamışsa kaza gerekmez. O vakit için abdest alır.

 

Sual: Namazda abdesti bozulan kimse, abdest alırken abdest dualarını okusa, namazına halel gelir mi?

Cevap: Esah kavle göre abdest almağa gidip gelirken kıraat ederse, hadesle bir rükün edâ ettiği ve yürüdüğü için namaz bozulur. Tesbih böyle değildir. Abdesti bütün sünnetleriyle alacaktır. (İbni Abidin-İstihlâf bahsi)

 

Sual: Namazda abdesti bozulan imam istihlâf ettiğinde (yerine birisini geçirdiğinde) eğer sehv secdesi yapması gerekiyorsa nasıl bildirir?

Cevap: Abdesti bozulup yerine cemaatten birini geçiren imam, bir parmakla bir rek’at kaldığına, iki parmakla iki rek’at kaldığına işaret eder. Rükû’u terk ettiğine işaret ediyorsa elini dizlerine, secdeleir terk ettiğine işaret ediyorsa alnına, kırâatı terk ettiğine işaret ediyorsa elini ağzına, tilâvet secdesini terk ettiğine işaret ediyorsa alnına ve diline, secde-i sehvi terk ettiğine işaret ediyorsa göğsüne koyar. (Dürrü’l-Muhtâr)

 

Sual: Abdest aldıktan sonra tekrar abdest almak câiz midir?

Cevap: Sünnet vechiyle gusle başlarken önce namaz abdesti alınır. Sonra bütün beden yıkanır. Gusl tamam olunca, tekrar abdest almak tenzihen mekruhtur. Zira abdest müstakil bir ibâdet değildir, tekrarında israftır. Gusl ederken abdesti bozulursa, bir daha abdest alınır. Abdest bozulmadan, başka bir yerde almak caizdir. Namaz, secde-i tilâvet ve mushafa dokunmak gibi şer’en abdesti gerektiren bir amel eda edildikten sonra tekrar abdest almak câizdir; hatta mendubdur. Ulemâ “Abdest üzerine abdest, nur üzerine nurdur” hadîs-i şerîfinde kasdın, abdest ile bir ibâdet yaptıktan sonra, bozulmadan yeniden abdest almak olduğunu söyler. (İbni Abidin-Abdestin sünnetleri)

 

Sual: Sünnet ile farz arasında konuşulmaması kaidesine binaen, bu arada abdesti bozulan, abdest alırken abdest dualarını okuyabilir mi?

Cevap: Abdesti bütün sünnetleriyle alır. (İbni Abidin-İstihlâf bahsi)

 

Sual: Bevlederken ve taharetlenirken kıbleye dönmek câiz midir?

Cevap: Kazâ-yı hâcet yaparken (küçük veya büyük abdest bozarken) kıbleye dönmek tahrimen mekruhtur. Taharetlenirken dönmek mekruh değildir. Edebi terketmektir. Zira avret yeri açık iken kıbleye dönerek gusletmek de edebi terk etmek demektir. (İbni Abidin-İstincâ Faslı).

 

Sual: Evdeki helâlarda da kıbleye dönmek mekruh mudur?

Cevap: Bu hususta iki görüş vardır. Açık yerde, sahrada kıbleye karşı bevletmek mekruhtur. Eğer kıbleyle arada bir mânia, mesela duvar olsa bile mekruhtur. Bu halde mekruh olmaz diyen âlimler de vardır.

 

Sual: Abdest almaya başlarken ne söylemek lâzımdır?

Cevap: Abdest almaya başlarken besmele söylemek sünnettir, mendubdur.

 

Sual: Abdest alırken dudakların yıkanması gerekir mi?

Cevap: Dudaklar âdet üzere yumulduğu zaman görülmez kalan yerlerde suyu ulaştırmak lâzım gelmez. Çünki dudağın yumulan yeri ağza ve açık kalan yeri yüze tâbidir. Bununla beraber abdest alan kimse ağzını âdetten fazla yummamalıdır. Zira dudakların üzerinde az da olsa yıkanmadık yer kalırsa abdest olmaz. Çünkü yüzün her tarafını yıkamak lâzımdır. Bu kuru kalan parça ise yüzdendir. (Halebî, Nimet-i İslâm)

 

Sual: Abdest ve gusülde lüzûmundan fazla su kullanmak isrâftır. 8 rıtl [3,5 kg] su ile sünnete uygun gusl edilebilir. Resûlullah aleyhisselâm 1 müd [2 rıtl, 875 gr.] su ile abdest alır, 1 sâ’ [4,2 kg] su ile gusl ederdi. Şu halde bu miktardan fazla su kullanmak isrâf olur mu?

Cevap: Bu miktarlar abdest ve guslde sünnet olan miktarı ve alt limitleri bildiriyor. Bu miktardan az kullanılırsa, abdest ve gusl tam olmaz. Bundan fazla kullanmak eğer ihtiyaç için ise mekruh olmaz. Nitekim Nimet-i İslâm’da der ki: Abdest ve gerekse gusl için dinimizin bildirmiş olduğu bir miktar su yok ise de, herkesin kendi bünyesine göre lâzım olan sudan fazla su sarfetmesi ve her uzvunu üç defadan fazla yıkamak mekruhtur.

 

Sual: Topuz yapılan saçın yalnızca topuz kısmına mesh caiz olur mu?

Cevap: Bir kimse başına bağladığı peliğinin kenarına meshetse câiz olmadığına göre, topuzun altına meshedilecektir. (İbni Abidin)

 

Sual: Hanefî mezhebinde abdest için kullanılan misvak namaz için de kâfi gelir mi?

Cevap: Hadis-i şerifte “Misvak ile kılınan namaz, misvaksiz kılınan namazdan 70 kat efdaldir buyuruldu. Misvak kullanmanın mahalli, Hanefî mezhebinde abdestten önce, Şâfiî mezhebinde her namazdan öncedir. Misvak kullanmak, Hanefî mezhebinde abdestin, Şâfiî mezhebinde namazın sünnetidir.

 

Sual: Abdest alırken kulaklar baştan artan su ile mi yoksa yeni su ile mi meshedilir?

Cevap: İhtilâflıdır. Başı mesh ettiği su ile kulaklara mesh etmek sünnettir, yani sünnet yerine gelir. Elleri yeniden ıslatıp meshetmek evlâdır, daha iyidir. Böylece İmam Mâlik ve Şâfiî’nin de hilafından çıkılmış olur. (İbni Abidin)

 

Sual: Abdest alırken başta besmele unutulsa, bazı uzuvlar yıkandıktan sonra hatırlansa ve söylense, sünnet sevabı hâsıl olur mu?

Cevap: İnşallah olur.

 

Sual: Bir kimse, bir defada avucuna almış olduğu suyu mazmaza esnasında üç defada kullanırsa caiz olur mu?

Cevap: Avucundaki sudan her aldığında, bu su ağzın içini ıslatıyorsa ve bu suyu avucuna geri boşaltmıyorsa, her biri bir yıkama sayılır ve sünnet yerine gelir.

 

Sual: Abdest alırken bir uzvu ilk yıkamada bazı yerler kuru kalmış olsa, ikinci yıkamada bunlardan bir kısmı giderilse, fakat yine bir kısım kuru yer kalmış bulunsa; üçüncü yıkamada ise her yer ıslanmış olsa, âzâlar üç defa yıkanmış olur mu?

Cevap: Hayır, her yıkama tam olmalıdır. Bir kimse abdest uzvunu birinci defa yıkarken kuru yer bıraksa, ikinci defa yıkarken o yerin bir kısmına su işlese, üçüncüde tamamen yıkansa, her uzvu üçer defa yıkamış sayılmaz. (İbni Abidin)

 

Sual: Hanefî mezhebinde abdestte başın tamamını meshetmeyi devamlı olarak özürsüz terketmek câiz olur mu?

Cevap: Hanefî mezhebinde abdest alırken başın dörtte birini meshetmek farzdır. Tamamını meshetmek ise sünnettir. Mâlikî mezhebinde başın tamamını meshetmek farzdır. Hanefî mezhebinde ise sünnettir. Bu sünneti devamlı özürsüz tekretmek mekruh olur. (İbni Abidin)

 

Sual: Abdest âzâlarından çift olanların solunu, sağından önce yıkamak câiz midir?

Cevap: Abdest alırken çift abdest âzâlarından önce sağdakini yıkamak müstehabdır. Şakakları ve burun içini yıkarken, kulaklara ve mestlere mesh ederken müstehab değildir. (İbni Abidin)

 

Sual: Abdest alan kimse yüzünü nasıl yıkar?

Cevap: Bitişik avuçlarına suyu alıp, alnının üzerinden yüzüne bırakacaktır. Zira abdestte yüzünü yıkarken suyu yüzüne çarpmamak edebdendir. (İbni Abidin)

 

Sual: Yüzü, kolları, ayakları yıkarken, farz olan yerlerden biraz fazlasını yıkamak, abdestin edeblerindendir. Burada kasdedilen nedir?

Cevap: Burada abdestte çizilen sınırın üzerine biraz ziyade etmek veya yıkanması farz olan yerlerden başka yerleri de yıkamak, farzlardan başka sünnetleri yerine getirmek yahud bir defa yıkanmakla farz yerine gelecek uzuvları iki veya üç defa yıkamak kasdedilmektedir. (İbni Abidin)

 

Sual: Avret yerini açmak namaza aykırı bir iş olduğundan, namazda abdesti bozulan kimsenin, abdest almadan evvel istincâ etmesi, binâya (namazı tamamlamaya) mâni midir?

Cevap: İstincâ sebebiyle avret yerini açmanın binâya mâni olup olmaması ihtilaflı olmakla beraber, fetvâ olmadığı istikametindedir. Kadın abdest alırken kollarını açsa, binâya mâni değildir. (İbni Abidin)

 

Sual: Hatibin hutbe okurken taharet üzere bulunmasının hükmü nedir?

Cevap: Cünüb iken bile hutbe okumak sahih, ama mekruhtur. (İbni Abidin)

 

Sual: Abdest aldıktan sonra başını traş ettiren kimsenin yeniden başını mesh etmesi gerekir mi?

Cevap: Meshedilen baştır, saç değildir. Saç kestirmek abdesti bozmaz. Nitekim tırnak kesen de yeniden abdest almaz.

 

Sual: Gözler, yüz üzerindeki birer uzuv olduğu halde abdestte neden gözlerin içi yıkanmıyor?

Cevap: Meşakkat olduğu için.

 

Sual: Abdeste burun deliklerinin birinin veya ikisinin tıkalı olması, burna su çekmeye mâni olur mu?

Cevap: Çekebildiği kadar çeker ve sümkürür.

 

Sual: Göz kapaklarındaki çapak abdeste mâni midir?

Cevap: Çapağı gidermek lâzımdır. (İbni Abidin)

 

Sual: Başkalarının görme ihtimali varsa, kadının ince başörtüsü üzerine meshetmesi caiz olur mu?

Cevap: Altına su geçiyorsa olur.

 

Sual: Kaçak su ile alınan abdest, caiz olur mu?

Cevap: Başkasından gasb edilmiş su ile abdest almak mekruhtur.

 

Sual: Abdest alırken bir avuç su ile hem ağza hem buruna su vermek caiz olur mu?

Cevap: Hayır.

 

Sual: Hanefî mezhebinde üç parmak [işaret, orta ve yüzük parmakları] ile başa mesh etmekle farz yerine gelmiş olur mu?

Cevap: Bir parmak ile bile dörtte biri meshederse olur. Üç parmak ile ufkî (yatay) olarak koyup çekmezse olur; şakulî (dikey) ise olmaz.

 

Sual: İdrarını yaptıktan hemen sonra abdest alınabilir mi?

Cevap: Alınabilir. Ancak idrarın iyice kesildiğine kanaat getirmiş olmalıdır. Aksi takdirde sonradan bir damla bile gelirse, abdest bozulur.

 

Sual: Başından veya ensesinden kalan yaşlıkla mest üzerine mesh eden kimsenin abdesti sahih midir?

Cevap: Bir uzvu yıkadıktan sonra, elde kalan yaşlıkla, mest üzerine mesh edilir. Başı veya enseyi meshden kalan yaşlıkla mesh edilmez. Çünki başı meshedenin elindeki yaşlık müstamel olur. Yıkayanın ise elinde kalan değil, akıp giden su müstameldir. (İbni Abidin)

 

Sual: Babası tarafından zorla câmiye götürülen ve abdestsiz olarak namaz kılan bir genç, ne yapar?

Cevap: Abdest namazın şartıdır. Bilerek veya hakaret ya da alay kadıyla abdestsiz namaz kılmak küfrdür. Böyle olmazsa kasıt varsa, günahtır. Tevbe ve kazâ gerekir. Kasıt yoksa, unutarak veya hata ile kılmışsa bir şey lâzım gelmez.

 

Sual: Bir kimsenin eline hamur bulaşsa ve bu hamur da kurusa, o kimse de bu durumda abdest almış olsa, durumu ne olur?

Cevap: Hamurun gusle ve abdeste mâni olup olmadığı hususu ihtilaflıdır. Dürrü’l-Muhtar, mâni olduğunu; Nehr, affedildiğini söylüyor. Münye’de ise mâni olduğu kavli tercih edilmiştir. Çünki hamurda bir kayganlık ve sertlik vardır ki, suyun işlemesine mâni olur. (İbni Abidin)

 

Sual: İnşaatçının elindeki çamur, fırıncının elindeki hamur, bahçıvanın elindeki kir abdeste mâni midir?

Cevap: Boyacının elindeki boya affedilmiştir. Zira izâlesi zordur. İnşaatçı veya fırıncı bu çamur veya hamuru sıyırmakta zorluk çekmez. Bunlar için bir kolaylık bildirilmemiş. (İbni Abidin)

 

Sual: Abdest almakta olan bir kimse, yüzü ile birlikte başını da yıkamış olsa, baş meshedilmiş sayılır mı?

Cevap: Yüzden veya koldan artan su ile başa meshedilmez. Ayrı su almak gerekir. Ama almayıp akan suda yüzünü başıyla beraber yıkamışsa, sünnete muhalif olmakla beraber abdest sahih olur.(İbni Abidin)

 

Sual: Abdeste başlamadan evvel besmele yerine “Lâ ilahe illallah” veya “Elhamdü lillah” veyahud da “Eşhedü en lâ ilahe illallah” demiş olsa, sünnet yerine gelir mi?

Cevap: Bir kimse abdeste başlarken besmele yerine tekbîr veya tehlîl getirse yahut hamdetse sünneti aslî itibariyle yerine getirmiş olur. Efdal olan “Bismillâhil-âzim ve’l-hamdülillâhi ale’l-islâm” veya “Bismillahi ve’l-hamdülillahi” demektir. (İbni Abidin)

 

Sual: Abdeste başlamadan önce besmele sünnetinin yerine gelmesi için eûzü ile beraber mi söylemek gerekir?

Cevap: Besmele ile sünnet yerine gelir. Ulemâdan bazıları eûzü besmeleyi tam olarak çekmenin efdal (faziletli) olduğunu söylemişlerdir. (İbni Abidin)

 

Sual: Eli kesilen bir kişi, elinin geri kalan kısmını yıkamakla mükellef midir?

Cevap: Kesik yeri yıkar.

 

Sual: Bir kimse, altının veya boynunun üzerine düşen saçlarını meshederse, başını meshetmiş sayılır mı?

Cevap: Sarkan saçları meshetmek, başı mesh yerine geçmez.

 

Sual: Bir kişi başını meshettikten sonra saçını kestirecek olursa meshi yenilemesi gerekir mi?

Cevap: Hayır.

 

Sual: Bir kimse, kulaklarının önünü yüzünü yıkarken, arkasını da başı ile beraber meshetse caiz olur mu?

Cevap: Sünnete muhaliftir. Kulakların meshi baştan sonradır.

 

Sual: Mazmaza yapan bir kimse ağzını çalkalamadan suyu alıp geri boşaltsa sünnet yerine gelir mi?

Cevap: Mazmaza, ağza alınan suyun ağzın içinde çalkalanması, böylece ağzın çeperlerinin ıslanması demektir.

 

Sual: Bir kimse herhangi bir ihtiyaçtan dolayı veya soğuk olduğu için veyahut da suyun azlığı sebebi ile abdest âzâlarını birer defa yıkamakla yetinse, mekruh işlemiş olur mu?

Cevap: Hayır. Abdest âzâlarını üç defa yıkamak sünnettir. Devamlı terki mekruhtur. Özürle terki hiç mekruh olmaz.

 

Sual: Kulak yumuşağı ile favoriler arasında kalan beyaz kısım ve favoriler abdest alırken yüzle beraber yıkanır mı; başla beraber mesh mi edilir?

Cevap: Kulak memesi hizasındaki kemiğin altı yüz, üstü başa tabidir. Bu hizadaki deri ve saçlar, Hanefî mezhebinde yüz, Mâlikî mezhebinde başa tâbidir. Altı, yüzü yıkarken yıkanır. Üstü, başa meshederken meshedilir. Hizası yüz yıkanırken yıkanır. Mâlikî mezhebinde tertip farz değildir. Abdestte Mâlikî mezhebini taklid eden bir Hanefî kendi mezhebine uyar.

 

Sual: Bir hadis-i şerifte “Allahü teâlânın ismini zikretmeyen kimsenin abdesti olmaz” buyuruldu. Bu hadis-i şerif nasıl izah edilmiştir?

Cevap: Abdest sahih olur; ama kemâli olmaz, sevabı az olur.

 

Sual: Abdestte boynu, gırtlağı mesh etmek lâzım mıdır?

Cevap: Enseyi, boynu meshetmek sünnettir. Boğazı, gırtlağı meshetmek bid’attir. (Nimet-i İslâm)

 

Sual: Abdest uzuvlarını yıkamaya başlarken,  önce ön kısımlarından mı başlanır?

Cevap: El, ayak, baş gibi uzuvların ön kısımlarından yıkamaya veya meshtmeye başlamak müstehabdır. Zira âyet-i kerimede ön taraf önce zikredilmiştir.

 

Sual: Abdest alan, önce ellerini, sonra yüzünü, daha sonra sadece bileklerinden dirseklerine kadar yıkasa câiz olur mu?

Cevap: Evet. Zira elleri abdeste başlarken yıkamıştır.

 

Sual: Abdestte kulak hangi parmakla yıkanır?

Cevap: Kulağı yıkamak değil, meshetmek müstehabdır. Elin başparmağı kulağın dışını, şahadet parmağı ise içini yıkamakta kullanılır. Serçe parmak ise hafifçe oyuğa sokulur.

 

Sual: Televizyonda konuşan birisi başın dörtte birinin meshedileceğine dair hadis yoktur. Tamamı meshedilmelidir dedi. Bu doğru mudur? Abdest alırken, başın dörtte birini meshetmeyi inkâr eden bir kimse küfre düşer mi?

Cevap: Buhârî ve Müslim’de rivayet edilen Mugîre bin Şu’be hadîsinde Hazret-i Peygamber, sarığın altından başın önünü meshetmiştir. Âyet-i kerimede başınızı meshedin sözü, el kadar yerin meshedileceği mânâsını vermektedir. Ebu Davud ve Müsnedü İmamı Ahmed’de Abdullah bin Zeyd’den rivayet edilen hadis-i şerifte ise Hazret-i Peygamber başının tamamını meshetmiştir. İhtilaflı bir meseleyi inkâr küfr olmaz. Abdestte başın meshini inkâr küfr olur.

 

Sual: Abdest aldıktan sonra kılınan sübha namazını, abdest aldıktan 3-4 saat sonra kılsa, arada başka namaz da kılmış olmasa, subha namazı sevabına kavuşabilir mi?

Cevap: Abdest uzuvları kuruyacak kadar zaman geçmişse, subha namazı sevabı alamaz.

 

Sual: Namazda abdesti secdede bozulan kişi namazdan çıkmak için selâm verir mi? Abdesti tekrar aldıktan sonra kaldığı yerden namaza iftitah tekbiriyle mi başlar?

Cevap: Selâm vermez. Abdesti bozulan, namazdan çıkmış olmaz. Gidip hemen abdest alır, namazını kaldığı yerden tamamlar. Tekbir de almaz.

 

Sual: Ayak parmaklarını sol elin küçük parmağı ile alt taraflarından hilâllemek sünnettir. Sol ayak sol el ile alt tarafından nasıl hilâllenir?

Cevap: Sol elin serçe parmağı ile baş parmak halka yapılırcasına serçe parmak alttan baş parmak üstten hilallenir. Bunu yapamayan diğer parmakları ile de yapabilir. Ayak parmakların birbirine sürtmek de hilallemek yerine geçer.

 

Sual: Ey Oğul ilmihalinde geçen bir hadis-i şerif var: “Abdest almak istediğiniz vakit, abdest bozduğunuz yerde abdest almayınız! Çünki abdest suyunun herbir damlasına bir yıllık nâfile namaz sevâbı verilir”. Abdest bozulan yerde abdest almamakla her bir damlasına bir yıllık nafile namaz sevabı verilmesinin alâkasını anlamadım?

Cevap: Helâda abdest alınırsa, idrar ve necaset bulaşır. Bu da abdestin sevabını giderir.

 

Sual: Abdest alırken, musluğu hep açık tutmak israf olur mu?

Cevap: Hayır. Mahallinde kullanılmaktadır. Fakat musluğu ihtiyaçtan fazla açmamalıdır.

 

Sual: Ayağım topuk kemiğinden kesik olduğu için protez kullanıyorum. Protezi giyip çıkarmam zordur. Protezin üzerinden mesh etmek için bu özür olur mu?

Cevap: Evet. Cebire (sargı) hükmündedir.

 

Sual: Bardak yıkanan lavaboda abdest almak câiz midir?

Cevap: Evet. Abdestte kullanılan su temizdir.

 

Sual: Bazen hizmet veren kişiye verdiği hizmetin ücretini verirken, hizmet veren kişinin istediğini çok bularak şu kadar yeter deyip ücret ödemenin mahzuru var mıdır?

Cevap: İcare (hizmet) akdinde, fiyat konuşulmuşsa veya örfen belli ise (dolmuş, ayakkabı boyacısı gibi) bu fiyatı vermek lazımdır. Konuşulmamışsa, ne hizmet edenin, ne de hizmet alanın sözüne bakılır; hizmet eden ecr-i misle, yani piyasada o işin emsal ücretine hak kazanır.

 

Sual: Tedavi imkânı olup da tedavi olmayanın abdest ve guslde özürlü olması câiz midir?

Cevap: Evet.

 

Sual: Abdestte gözdeki çapakları da temizlemek farz mıdır?

Cevap: Göz kenarlarındakileri temizleyip altına suyu ulaştırmak lâzımdır. Gözün içindekileri temizlemek şart değildir. Zira abdest ve guslde gözün içini yıkamak farz değildir.

 

Sual: Abdest dualarını hamamda okumak mekruh olduğu için, hamama duşakabin konsa, lavaboda alınan abdest için dua okumak caiz olur mu?

Cevap: Bugünki hamamlarda, hatta helâlarda pis su birikmeyip gittiği için ortada necaset yoktur. Ortada necâset yok ise, abdest dualarını ve her duayı okumak caiz olur.

 

Sual: Su dolu kovanın içine necaset düşse ne yapmak gerekir?

Cevap: Bu necaset, suyun üç sıfatından (renk, koku, tat) birini değiştirmese bile, o su necis olur. İçilmez, temizlikte kullanılmaz. Bu kovaya müstamel su (abdest veya guslde kullanılmış su) karışırsa, necis olmaz. Zira müstamel su, necis değildir. Ancak içindeki su kadar karışırsa, mukayyed su olur. Bununla abdest ve gusl alınamaz. İçindeki müstamel su kadar taşırılırsa, kovada kalan su ile abdest ve gusl alınır.

 

Sual: Abdest veya guslederse hasta olmaktan korkan kimsenin de teyemmüm etmesi câiz olur mu?

Cevap: Su bulamayandan başka, hastanın ve çok yaşlının teyemmüm etmesi câizdir. Sağlam kimsenin, abdest alırsa, hasta olacağından korkmasının teyemmüm için özür olup olmaması hususunda iki kavil vardır. Bir kısım âlime göre câiz olmaz. Oruç tutunca, hasta olacağından korkarsa, orucu kazâya bırakması câiz olur diyen âlimler, hasta olmaktan korkanın teyemmüm etmesi câiz olur dediler. Zarar vermek, kendinin çok zannetmesi veya müslüman, âdil ve mütehassıs bir tabibin haber vermesi ile anlaşılır. Âdil bulunmazsa, fıskı zâhir (açık) olmayan Müslüman tabibin sözü de kabul edilir. Müslüman tabib yoksa, kendi kanaatine göre hareket eder. (Tahtâvî-Merâkı’l-Felâh hâşiyesi).

 

Sual: Cünüb kimsenin, abdest alacak kadar suyu varsa nasıl hareket eder?

Cevap: Abdest ve gusl için bir teyemmüm eder. Böylece cünüblük ve abdestsizlikten kurtulur. Teyemmümden sonra, abdesti bozulursa, abdestsizlikten kurtulmak için, o su ile sonra abdest alır.

 

Sual: Bir kimse suyu acı, tuzlu, sodalı bir gölde yahud kar sularını eritip abdest ve gusül alabilir mi?

Cevap: Evet. Bunlar, deniz suyu gibi mutlak sudur. Abdest ve gusle elverişlidir.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında “Abdestsizin mescide girerken teyemmüm etmesi müstehabdır” buyruluyor. Su varken teyemmüm caiz olmayacağına göre buradan ne anlamalıdır?

Cevap: İçeride eşyası kalmış olabilir. Su içeride olabilir. Burada su ile abdest alma imkanı yoktur. Teyemmüm ederek câmiye girer.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında abdestin sünnetleri anlatılırken “Misvak bulunmazsa fırça da kullanılabilir. Bu da yoksa, sağ elin baş parmağını sağ yandaki dişler üzerine, ikinci küçük parmağını sol yandaki dişler üzerine üç kere sürerek temizlemelidir” diyor. İkinci küçük parmak hangi parmak?

Cevap: İkinci küçük parmak, serçe parmağın yanındaki yüzük takılan parmaktır.

 

Sual: Kulak memesi ve kulak yumuşağı farklı mı?

Cevap: Kulak yumuşağı, kulaktan sarkan kadınların küpe taktığı yumuşak kısımdır. Kulak memesi ise kulağın tam ortasında, yanak ile kulak arasındaki kıkırdaksı tümsektir.

 

Sual: Sebilden abdest alınabilir mi?

Cevap: Sebil vakfedilmiş, gelen geçen içsin, abdest alsın diye konulmuş su veya çıkarılmış kuyu yahud çeşmedir. İçmek için konulan sebilden abdest alınamaz.

 

Sual: Namazdan sonra imam herhangi bir yerinin kanadığını fark etse, cemaat de dağılmış olsa, nasıl hareket eder?

Cevap: Gördüğü anda kanamış sayılır.

 

Sual: Şâfiî mezhebinde abdestte tertib farz olduğundan, mestler abdestten hemen sonra ve sıra ile mi giyilir?

Cevap: İlk giyişte mestlerin tertib ile alakası yoktur. Abdest alınır; çıplak ayakla veya çorapla gezilir. Abdest bozulmadan mest giyilir. İsterse solu önce giyer. Ama sağı önce giymek müstehabdır. Sonra abdesti bozulunca, yeni abdest alırken bunlara meshedebilir.

 

Sual: Mushaf, bir kese, çanta, torba, sandık içinde ise veya mendile, kâğıda sarılı ise abdestsiz olarak dokunmak ve taşımak câiz olur mu?

Cevap: Mushafa abdestsiz dokunmak câiz değildir. Bu takdirde kendisine dokunulmuş olmamaktadır. Câizdir.

 

Sual: Bülûğ çağına gelmemiş çocuk, öğrenmek maksadıyla abdestsiz olarak mushafa dokunabilir mi?

Cevap: Bulûğa ermemiş çocukların, külfet olmaması için, abdestsiz mushafı tutması câiz görülmüştür.

 

Sual: Kulağın arka tarafında kulakla saçların bitme noktasında kalan saçsız deriyi abdestte yıkamak lâzım mıdır?

Cevap: Bu kısım başa tâbidir. Mesh etmek müstehabdır.

 

Sual: Abdest alırken çene altındaki deri yıkanır mı?

Cevap: Hayır. Ancak Şâfi’î mezhebinde yüzden sayıldığı için yıkanır. Hanefîler için hilaftan çıkmak için yıkamak müstehab olur.

 

Sual: Abdest alırken eller nasıl tahlil edilir?

Cevap: Bir elin ayası, diğerinin dış tarafından gelecek şekilde sol elin parmakları, sağ elin parmakları arasından geçirilir. Sonra sağ elin parmakları, sol elin parmakları arasından geçirilir. Buna tahlil (hilalleme) denir. Bir defa yapmak müstehabdır.

 

Sual: Hemoroid problemi olan bir kimse namazı nasıl kılar?

Cevap: Kan bir namaz vakti devamlı akıyorsa, Hanefî’de özür sahibi olunur. Bunun için ilk geldiğinde vaktin sonuna kadar beklenir; kan kesilmezse o halde abdest alınıp namaz kılınır. Sonra bir namaz vakti içinde devamlı gelmişse, artık namaz vaktinin başında çamaşırınızı temizleyip abdest alınır. Devamlı gelmiyorsa, çamaşır temizlenir; kan kesildiği zaman abdest alınıp namaz kılınır. Bu zor geliyorsa, Mâlikî mezhebi taklid edilir. Bu mezhebde kan abdesti bozmaz. Ancak bu sebeple Mâlikî’yi taklid eden kimse, gusl, abdest ve namazın şart ve müfsidlerinde Mâlikî’ye uyar.

 

Sual: İbadetlere niyet ederken, içinden bir niyet cümlesi geçirmek şart mıdır? Mesela, gusl etmek için hamama giren bir kimse, içinden hiç cümle geçirmeden, gusl etmeye başlasa olur mu?

Cevap: Niyet cümlesi diye bir şey yoktur. Lisan, harf, kelime, cümle, insanın düşüncesinin, niyetinin, kararının dışa vurulmuş hâlidir. Kalbden ne yapacağını bilip, karar vermek niyet demektir. O anda birisi ne yapıyorsun diye sorsa, düşünmeden bu kararını söyleyebiliyorsa, niyet etmiş demektir. Evet, sahihtir. Hanefî mezhebinde ihrama girmek dışında hiçbir ibadette dil ile niyet sünnet değildir. Hatta sadece dil ile niyet için bid’at diyen âlimler vardır. Şâfiî mezhebinde ihrama kıyasen, abdest ve guslde niyeti dil ile söylemek sünnettir.

 

Sual: Cenazeyi yıkarken dökülen suların, yıkayanın üzerine sıçramasında mahsur var mıdır?

Cevap: Müstameldir, kaçınmalıdır. Bunun için ölü yıkayanlar önlük giymektedir.

 

Sual: Güneş enerjisi ile gusl ve abdest caiz midir?

Cevap: Güneşte ısınmış su ile abdest almak mekruhtur. Ancak bu açıkta kalmış ve güneşte ısınmış ise böyledir. Güneş enerjisi ile ısınmış su, abdest ve guslde kullanılabilir.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında şöyle bir ifade geçiyor: “Özür sahibi olan, namaz vakti çıkınca abdesti bozulmuş olur. Öğleden başka dört namazdan birinin vakti girmeden evvel aldığı abdest ile bu namazı kılamaz. Çünki öğle namazının vakti başlarken, bir namazın vakti çıkmıyor.” Abdestin bozulması için bir namaz vaktinin çıkması lâzım olduğuna göre, sabah vakti çıktıktan sonra aldığı abdest ile öğle kılınabilirken, sabah namazı için aldığı abdest ile öğle namazı kılınamaz mı?

Cevap: Sabah için aldığı abdest, öğle vakti girene kadar devam eder. Sabah, güneş doğduktan sonra aldığı abdestin hükmü, öğlenden sonra da devam eder.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında şöyle bir ifade geçiyor: “Abdestte kolundan, ayağından bir kısmı kesik olan kimse, kalan yerin yüzeyini yıkar.” Nereden kesildiği ehemmiyet arzeder mi?

Cevap: Kesilen yer abdest mahalli içinde ise, üstü yıkanır veya meshedilir. Bir kimsenin elleri dirseklerinden, ayakları da topuklarından kesilmiş olsa o kimseye namaz borç değildir.

 

Sual: Nasıl istibrâ yapmak daha doğrudur?

Cevap: İdrar kesilince, zeker süt sağılır gibi birkaç defa sağılır; sallanır; hafifçe öksürülür; vücud sol tarafa meyledilir. Zekerin ucu soğuk suyla yıkanır. İdrarın kesildiğine kanaat getirince kalkılır. Biraz yürüdükten sonra abdest alınır.

 

Sual: Çeşmelerden bazen bulanık su geliyor. Bunun sebebini bilmediğimiz için abdest caiz mi?

Cevap: Necaset olduğu bilinmedikçe su temizdir, abdest alınır.

 

Sual: Sinüzit sebebiyle zarar verdiği için başımın tamamını değil de, birkaç kılını meshetsem olur mu?

Cevap: Evet. Hastalık özürdür. Gerekirse mesh sâkıt olur. Şâfiî mezhebi taklit edilirse, iyi olur. Bu mezhebde başın birkaç kılının ıslatılması mesh için kâfidir.

 

Sual: Abdest aldıktan sonra uzuvlardaki yaşlığın silindiği mendil üzerinde iken namaz kılmak câiz midir?

Cevap: Abdestte kullanılan su (mâ-i müsta’mel), İmam-ı A’zam’a göre kaba, Ebu Yusuf’a göre hafif necasettir. İmam Muhammed’e göre temizdir. Fetva da böyledir. Uzuvların silindiği bez, İmam-ı A’zam’a göre de necis olmaz. Zira vücudu yıkadıktan sonra kendiliğinden ayrılan su kaba necasettir.

 

Sual: Müslüman olmayan birisi şurası veya şu su temizdir dese, bununla abdest almak, orada namaz kılmak caiz olur mu?

Cevap: Müslüman olmayanların diyânâtta sözü hüccet olmamakla beraber, bu söz zan hâsıl eder. Kendisi taharri eder (araştırır), bu sözü de nazara alarak bir karar verir.

 

Sual: Tefsir abdestsiz okunur mu?

Cevap: Evet, ama tefsiri abdestsiz tutmak mekruhtur. Zira içinde Arabî harflerle âyet-i kerimeler ekseriyettedir.

 

Sual: Diş fırçası misvak yerine geçer mi?

Cevap: Diş temizlemek sünnet; misvak ise müstehabdır. Fırça ile sünnet yerine gelir; müstehab eksik kalır. Tıpkı namazda takke ve sarık gibidir.

 

Sual: Yemekten sonra ağız yıkanırken, ağızın dışını yıkayıp, iç kısmına alınan su müsta’mel midir? Yutulsa câiz midir? Böylece sünnet sevabı hâsıl olur mu?

Cevap: Abdest ve guslde kullanılan, yahud kurbet olarak, meselâ yemekten önce veya sonra sünnet niyetiyle ellerini yıkamakta kullanlan su müsta’mel olur. Nitekim cünüp bir kimsenin, ağzını yıkamadan su içmesi hâlinde, bu su ağzını yıkamış olduğundan müsta’mel su olur. Bunu içmek veya bununla hamur yoğurmak tenzihen mekruhtur. Bazı âlimler, başka uzva, yere, elbiseye düştükten sonra müsta’mel olur dedi. Bu bakımdan sünnet niyetiyle ağzı yıkadıktan sonra, bu suyu yutmamalı; tükürmelidir. (İbni Abidin, Nimet-i İslâm)

 

Sual: Câmiye abdestsiz girmek uygun olmadığına göre, Bursa Ulu Câmii gibi bazı câmilerin içinde şadırvan bulunmasının sebebi nedir?

Cevap: İçeride abdesti bozulanların hemen burada alıp namazı binâ etmesi (namaza devam edebilmesi) için yapılmıştır.

 

Sual: Abdest sırasında yüz yıkanırken gözler kapatılabilir mi?

Cevap: Abdestte gözlerin içini yıkamak lâzım değildir.

 

Sual: Sürme abdest suyunu geçirir mi?

Cevap: Evet.

 

 

Sual: Asker, abdest alacağı zaman botlarını çıkarmak ve giymekte zorlanacak olsa, bunların üzerine mesh edebilir mi?

Cevap: Abdestli giyilmişse üzerine mesh edilir ve bu botlarla namaz kılınır.

 

Sual: Çenenin sakallı olduğu zaman yıkanması farz değildir; sakalsız ise farzdır, sözü doğru mudur?

Cevap: Abdestte çenenin altını yıkamak farz değildir. Üstünü, sakal seyrek ise, yıkamak farzdır; sık ise hilallenir.

 

Sual: Hanımlar, seyahat esnasında su bulsalar, ancak abdest alacak tenha bir yer bulamasalar, zarureten abdest azalarını açabilirler mi?

Cevap: Açmazlar. İmkân varsa, teyemmüm ederek kılar ve sonra ihtiyaten kazâ ederler. Teyemmüm de edemezlerse, bilahare kazâ ederler. İki namazı cem etmeleri de caiz ve belki muvafıktır.

 

Sual: Tırnak mantarı için doktorun yazdığı ilaç, altına su geçirmiyor. Bu ilacı devamlı kullanmak caiz olur mu?

Cevap: Caizdir. Zaruretler memnuları mübah kılar. Üstü yıkanır.

 

Sual: Arapça kitap, tecvid ve eliba kitapları abdestsiz tutulabilir ve okunabilir mi?

Cevap: Kur’an-ı kerim ve ekserisi ayetlerden teşekkül eden tefsir kitapları dışında her çeşit kitabı abdestsiz tutmak caizdir.

 

Sual: Ayak tırnakları arasında çoraptan kaynaklanan kirler oluyor. Bunlar gusl ve abdeste mani midir?

Cevap: Olmaz, zira altına su geçer. Tabii tırnak kiri bile gusle ve abdeste mâni değildir.

 

Sual: Bir kişi havuza dalıp çıksa, saçına eli ile mesh edip hemen namaza geçse caiz midir?

Cevap: Câizdir. Havuz temizdir; abdest ve gusle elverişlidir. Klor, buna mâni değildir. Hanefî’de abdest ve guslde niyet şart olmadığından, suya dalmak da mesh yerine geçtiğinden hiç bir niyeti olmadan suya dalıp çıksa, abdest ve guslü tamdır.

 

 

Sual: Katır ve merkeplerin içtiği sularla abdest alınır mı?

Cevap: Temiz su yok iken, eşek, katır artığı ile abdest alınır ve sonra teyemmüm edilir.

 

Sual: Bir kova suya çay karıştırdınız. Suyun rengi, tadı, kokusu değişti. Bu suyla abdest alınır mı?

Cevap: Karışan şey,  temiz sıvı olduğu için vasfının değişmesine bakılır. Burada çayın 3 vasfı da suya benzemediği için, eğer karışımın 2 sıfatı mutlak sudan farklı olursa su mukayyed olur. Yoksa olmaz. Cevabınızda karışan şey sudan fazla ise demişsiniz. Halbuki burada mesele fazlalık değil vasfının değişikliğidir. Sudan fazla ise, su mukayyed olur.

 

Sual: Abdestte her uzuvdan su akıtma şartı var mıdır?

Cevap: Her uzvun tamamı ıslanmalı, bir iki damla damlamalıdır.

 

Sual: Sakalı seyrek olan kimse abdestte ne yapar?

Cevap: Seyrek sakalın altı yıkanır. Sarkan kısmı meshetmek sünnettir.

 

Sual: Guslederken abdesti bozan bir şey hâsıl olsa, mesela idrar veya mezi aksa, ne lazım gelir?

Cevap: Gusle devam edilir. Yeniden namaz abdesti alınır.

 

Sual: Bir kitapta hem Kur’an-ı kerim metni, hem de tefsir olsa, abdestsiz tutulabilir mi?

Cevap: Abdestsiz tutulamaz.

 

Sual: Tam İlmihal Seadeti Ebediye’de “Küçük havuza, mâyi [sıvı] hâlinde bir temiz cisim karışınca, bu sıvının üç sıfatı da suya benzemiyorsa, karışımın iki sıfatı bozulursa, mukayyed su olur.” Buna göre Aşırı sıvı klor yüklenmiş çeşme suyu ile abdest ve gusl nasıl caiz olur?  Zira suyun üç sıfatı da değişiyor.

Cevap: O küçük havuz içindir. Klor, çok büyük miktardaki suya katılıyor. Renginde de bir değişiklik yok. O beyazlık suyun köpürmesinden kaynaklanıyor. Su durulunca şeffaflaşıyor.

 

Sual: Şâfiî mezhebine mensup hâmile bir kadın, abdest sonrasi akıntı problemi yaşasa, bir namaz vakti kadar sürmese, ancak her defasında tekrar tekrar abdest almak kendisi için sıkıntı olsa, ne yapması gerekir?

Cevap: Fercine pamuk koyar. Ondan sonra akıntı devam etse bile, her vakit girdiğinde abdest alır. Bu abdestle dilediği kadar ibadet eder.

 

Sual: Abdestten sonra idrar deliğine konan pamuk dışarı taşsa, bu vaziyette abdestin bozulduğundan şüphe etmek icab eder mi?

Cevap: Dışarıda kalan kısım ıslanırsa, abdest bozulur. Ancak eğer idrar kaçırma problemi yoksa, bilhassa gençler için, böyle bir şeye lüzum yoktur.

 

Sual: Protez saç takmak caiz midir? Abdest ve gusle mâni midir?

Cevap: Caizdir. Ancak altına su geçmiyorsa, zaruret olmadığı için abdest ve gusle mânidir.

 

Sual: Su mevcut olduğu halde abdest alıncaya kadar namaz vaktinin çıkmasından endişe eden kişi teyemmümle namaz kılabilir mi?

Cevap: Evet, İmam Züfer’e göre mümkün. Ama sonra kaza lazımdır. Fakat abdesti farzlarıyla almak ile teyemmüm aynı zamanda yapılabilir. Dolayısıyla böyle bir şeyin vukuu imkânsız gibidir.

 

Sual: Abdest ve gusülde sargıya zarar vermemek için sargı dışında açıkta kalan yerleri de mesh etmek kâfi olur mu?

Cevap: Yıkamak zararlı ise sargı mesh edilir. Bu da zarar verirse sargı mesh edilmez, geri kalan yerler yıkanır.

 

Sual: Ojenin abdeste mani olduğunu bilmiyorken, ojeli parmaklarla aldığım abdestle kıldığım namazları tekrar etmem gerekir mi?

Cevap: Evet. Unutarak kılsaydı, vakit çıktıktan sonra kazası müstehab olurdu.

 

Sual: Abdest almaya gücü yetmeyen bir yaşlının gelini olsa, bu yaşlı kadın teyemmüm edebilir mi?

Cevap: Evet. Hizmetçisi veya çocuğu varsa, bunlar abdest aldırır veya teyemmüm eder.

 

Sual: Dışarıda abdest almak vaziyetinde kalan bir hanım, çoraplarını çıkarması zor gelse, ayaklarını çorap varken su altına tutsa farz yerine getirilmiş olur mu?

Cevap: Tene su geçerse evet.

 

Sual: Ameliyat olan bir kimseye 4-5 gün dren ve idrar sondası takılsa, bu kimse her vakit girdiğinde namaz için abdest almalı mıdır?

Cevap: Devamlı idrar sızıntısı varsa, özürlü olur. Özür tahakkuk ettikten sonraki namaz vaktinden itibaren, her vakit girdiğinde abdest alması icab eder. Zor ise Mâlikî mezhebini taklid eder. Başka bir sebeple abdesti bozuluncaya kadar abdesti var kabul edilir.

 

Sual: Dövme yaptırmış birisi nasıl hareket eder?

Cevap: Dövme yaptırmak caiz değildir. Yapılmışsa tövbe eder; sildirmesi lâzım gelmez. Abdest ve gusle mani değildir.

 

Sual: Bir kimsenin bir yerinde yara varsa, sürekli kanamasa, fakat abdest veya namaz için her hareketlenmesinde kanama hâsıl olsa özürlü olur mu?

Cevap: Abdest alıp farzı kılacak kadar kesilmemiş ise özür sahibi olur; yoksa olamaz. Hareketlenmede akıyorsa, devamlı akıyor sayılır. O takdirde bir namaz vaktinin bütününde böyleyse, özür sahibi olur. İlk vakit için vaktin sonunu bekler; abdest alıp namazı kılar. Sonra her vakit girince abdest alır namazı kılar.

 

Sual: Kulağında iltihab olan kimse, kulağına vazelinli pamuk tıkasa, abdesti nasıl alır?

Cevap: Kulağın içini yıkamak lâzım değildir.

 

Sual: Özür sahibi birisi, bayram namazını kılmak için ne zaman abdest alacaktır?

Cevap: İmam Ebu Hanife ve Muhammed’e göre, vakit çıkınca; İmam Züfer’e göre, vakit girince; Ebu Yusuf’a göre ikisinde de özürlünün abdesti bozulur. Bayram namazında özürlü yeni bir abdest almalıdır. Züfer’e göre almasa da olur.

 

Sual: Ellerini yıkadıktan sonra silkelemek caiz midir?

Cevap: Peygamber efendimiz silkelediği gibi; silkelemeyi men ettiği de olmuştur. Birincisi el yıkamaya, ikincisi abdeste hamledilir. Zira ma-i müstamel olduğu için vesvese yapabilir. Eskiden halk arasında buna şeytan yelpazesi derler ve hoş görmezlerdi. Havlu ile kurulamalıdır.

 

Sual: Dövme yaptırmış birisi nasıl hareket eder?

Cevap: Dövme yaptırmak caiz değildir. Yapılmışsa tövbe eder; sildirmesi lâzım gelmez. Abdest ve gusle mani değildir.

 

Sual: Tırnaklarına kaynak yapan kadının, bunu bir ay çıkarması mümkün olmasa, abdest ve guslü sahih olur mu?

Cevap: Bu iş zaruri ise, mazeret olur. Yaraya mesh hükmüne tâbidir. Sahihtir.

 

Sual: Abdest alırken abdesti bozacak bir hal olursa baştan mı başlamak gerekir?

Cevap: Baştan abdest alması gerekir.

 

Sual: Bir doktor hastayı tedavi ederken, kullandığı alkol eline veya kıyafetlerine temas etse, ne yapar?

Cevap: Saf alkol ise yıkamak gerekir. Abdeste zararı yoktur. El ayasından fazlası namaza manidir. Şâfiî’de daha azı da manidir. Yıkanma imkânı olmadığı zaman, Mâlikî mezhebini taklid etmek mümkündür. Bu mezhebde necâseti yıkamak sünnettir; ama namaza mâni değildir. Kolonya gibi alkol karışık bir sıvı ise hiç zararı yoktur. Zira sahih kavle göre temiz ve necis şey karışır da ihtiyaç için kullanılırsa necis değildir.

 

Sual: Abdestte yüzün sınırları neresidir, çenenin aşağısını yıkamanın hükmü nedir?

Cevap: Hanefî’de çene altını yıkamak farz değildir. Ama kadının burayı örtmesi farzdır.

 

 

Sual: Kaplama meshte kulağın yanındaki favoriler de boydan boya dahil mi?

Cevap: Baş, kulağın önündeki kemiğin üstünden başlar.

 

Sual: Abdest alırken, enseyi meshederken, boğazın tamamı dahil midir?

Cevap: Ense meshedilir; boğaz değil.

 

Sual: Kıbleye karşı abdest alırken lavaboya ayağımızı kaldırınca diz kıbleye geliyor. Mahzuru var mı?

Cevap: Ayakları kıbleye uzatmış olmamak için hafifçe yan durulur. Ayağı yıkarken veya çorabı, ayakkabıyı giyerken, bunu kıbleye karşı yapmamak eskilerin edebi idi.

 

Sual: Koronavirüs hastalarının takip edildiği bir hastanede çalışmaktayım. 8 saat süren nöbetlerde önlük, maske, gözlük gibi aletleri üzerimizden çıkarmak riskli. Namazı nasıl kılabiliriz?

Cevap: Hiç imkân yoksa, ayakta ima ile kılınır veya Mâlikî, Şâfiî veya Hanbelî’ye göre öğle ve ikindi, akşam ile yatsı cem edilir. Mümkün mertebe abdest tutulur. Abdest almak imkânı yoksa teyemmüm edilir. Bu da mümkün değilse, namaz kazaya kalır.

 

Sual: Mızraklı İlmihalde abdestte elleri yıkamak sünnet yazdığına göre, oje neden abdeste manidir?

Cevap: Elleri dirseklere kadar yıkamak farzdır. Başta elleri yıkamak sünnettir. Oje, abdeste manidir.

 

Sual: Akarsuda (havuzda, denizde) yüzen, abdest ve guslün bütün farz ve sünnetlerini yerine getirse, hadis-i şeriflerdeki müjdelerin tamamına nail olur mu?

Cevap: Evet.

 

Sual: Anneannemin abdesti Şafii mezhebine göre ablamın eşinden bozulur mu?

Cevap: Hayır, çünki torunun kocasına nikâh düşmez.

 

Sual: Gün içinde sık sık abdest almak israf olur mu?

Cevap: Hayır. Her namazdan evvel abdest almak müstehabdır.

 

Sual: Bir kimse abdest aldıktan sonra namaza başlamadan elinde alçı olduğunu farketse orayı kaldırıp yıkasa kâfi gelir mi?
Cevap: Kâfi gelir. Yeniden abdest alması icap etmez.

 

Sual: Gün içinde sık sık abdest almak israf olur mu?

Cevap: Hayır. Her namazdan evvel abdest almak müstehabdır.

 

Sual: Bir kimse abdest aldıktan sonra namaza başlamadan elinde alçı olduğunu farketse orayı kaldırıp yıkasa kâfi gelir mi?

Cevap: Kâfi gelir. Yeniden abdest alması icap etmez.

 

Sual: Başı ıslak biri abdest alırken başını mesh etmese namaz kılabilir mi?

Cevap: Hanefi’de kılabilir ise de başı mesh etmeyip yıkamak mekruhtur; bunu âdet edinirse bid’attir.

 

Sual: Bir kimse dudağını ısırsa, kanayıp kanamadığından şüphe etse, kanamadığını görse, Malikî mezhebinde şüphe abdesti bozduğuna göre, abdesti bozulur mu?

Cevap: Hayır. Bozulmadığına karar verince bozulmuş olmaz. Malikide abdesti bozan şüphe, bir kimsenin, abdest alıp bozup bozmadığından şüphe etmesi ve karar verememesi hâlidir. Bu hâl, Mâlikide abdesti bozar.

 

Sual: Abdestin sünnetlerinde anlatılan, “Abdestini yüksecik bir yerde durarak almak” ne demektir?

Cevap: Su sıçramasın diye bir taşa, iskemleye oturulur. Şadırvanları düşünün.

 

 

 

Tavsiye Yazı –> Abdesti Bozan Şeylere Dair Sualler

Tavsiye Yazı –> Vesveseye Dair Sualler

Tavsiye Yazı –> Meste Dair Sualler

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler