Sual: Namazdaki birisi namazda olmayan birisinin sözüne cevap verirse namaz bozulur mu?

Cevap: Namaz kılarken namazda olmayan birisinin sözüne cevap vermek namazı bozar. Selâm verenin selâmını almak, aksırana yerhamükallah demek böyledir. Allahü teâlâ’nın ismi anılır da celle celâlühü, Hazret-i Peygamber’in ismi söylenir de aleyhisselâm, bir musibet işitir de innâ lillahi ve innâ ileyhi râciûn, Kur’an-ı kerim okunur da sadakallahü’l-azîm derse bozulur. Namazda olmayanın okuduğu Fâtiha’ya âmin demek ihtilaflıdır. Bazı âlimlere göre namazdaki birisi, namazda olmayanın duasına âmin derse, İmam Ebu Hanîfe ile İmam Muhammed’e göre namazı bozulur. İmam Ebu Yusuf’a göre bozulmaz. Müteahhirîn ulemâsı bozulacağını tercih etmiştir. (İbni Âbidîn, Namazı Bozan Şeyler).

 

Sual: Ezan okunurken dinleyen kimseye selâm verilir mi?

Cevap: Ezanı işiten kimsenin derhal mahallesindeki mescide giderek cemaate iştirak etmesi lâzımdır. Dil ile icabet etmesi (yani ezan kelimelerini tekrar etmesi ve aralarında söylenmesi sünnet olan zikrleri söylemesi) kâfi değildir. Vakit varsa dil ile icabet eder. Sonra yürüyerek mescide gider. Ancak cemaate gitmekten alıkoyan bir özür varsa dil ile icabet eder. “Müezzini işittiğiniz vakit siz de onun dediği gibi deyin! Sonra bana salâvat getirin!” hadîs-i şeriftir. Mescidin içinde ise zaten ezana icabet etmiş sayılacağından dil ile icabet etmesi gerekmez. Ederse de zararı yoktur. Bahr’de bildirildiği üzere ezanı işiten kimsenin konuşmaması, ezan ve ikamet hâlinde bir şeyle meşgul olmaması, selâm dahi alıp vermemesi gerekir. Bunların hepsi ezanın nazmını bozar. Ezan okuyana selâm vermek meşru olmadığı gibi, almak da vâcib değildir.  Müezzin nefeslendiği sırada selâmı alabilir ise de, bunu da yapmamak iyidir. (İbni Âbidin, Ezan bahsi)

 

Sual: Abdest alana selâm verilir mi?

Cevap: Verilmez, ama verilirse alınır.

 

Sual: Câmiye girince, namaz kılanlara selâm verilir mi?

Cevap: Câmiye girince “esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhissâlihîn” denir. Rastladığına selâm verilebilir. Namaz kılana selam verilmez, verilirse almaz. Kur’an-ı kerim okuyup dinleyene, vaaz dinleyene selâm verilmez.

 

Sual: Peygamberimiz aleyhisselam buyurdu ki: “Bir kimse, birine su verse ve o da, ona karşı bir temennâ etse, eğilse, Allaha ortak koşmak olur.” Yine buyurdu ki: “El kaldırarak selâm vermek ve Allah’tan başkasına yemin eylemek de şirktir.” Sokakta rastladığımız, uzaktan gördüğümüz kimselere elle selâm vermek zorunda kalıyoruz. Vermezsek darılıyorlar. Ne yapmamız lâzımdır?

Cevap: Su verene temennâ, yani eğilmek, menfaat için eğilmek olur. Müslüman selâmını yok sayarak, el kaldırarak selâm vermeyi bunun yerine koymak, câiz değildir. Selâm verilemeyen yerlerde, el kaldırarak selâm vermek câizdir. Bu halde kendi işiteceği kadar selâmün aleyküm denir. Uzaktaki birine el sallamak câizdir (Berika).

 

Sual: Japon kültüründe eğilerek selâm veriliyor. Bunlarla karşılaşınca onlar bize eğilerek selâm verdiğinde, biz de eğilerek mi selâm vereceğiz?

Cevap: İslâm selâmını bırakıp Müslümana eğilerek selâm vermek câiz değildir. Gayrımüslime zaten selâm verilmez. Burada âdete uyulur. Eğilmek câiz olur.

 

Sual: Sürekli karşılaştığımız kişilere yani 5 dakikada bir gördüğümüz kişilere tekrar tekrar selâm vermeli miyiz? Yoksa bir kere selam vermemiz yeterli olur mu?

Cevap: Yan yana yürürken araya ağaç girse bile tekrar selâm vermenin sünnet oluşu hadis-i şerif icabıdır.

 

Sual: Karşılaşınca, kadın kadını, erkek erkeği öpse mekruh mu?

Cevap: Erkeğin erkekle, kadının kadınla şehvetsiz öpüşmesine cevaz veren âlimler vardır.

 

Sual: Evliyâ kabirlerine gidince, onların ruhlarını arşta mı farz etmeliyiz?

Cevap: Sâlihlerin ruhu Cennetü’lme’vâ denilen bir yerdedir. Cennet nimetlerinin suretleriyle zevklenirler. Sevenleri ziyaret edince kabirlerine gelip selâma mukabele eder, dualarına âmin derler.

 

Sual: Selâmın sünnete uygun verilişi “Selâmün aleyküm” diye midir, “Esselâmü aleyküm” diye midir?

Cevap: Selâm, İmâm Şâfiî’ye göre “Selâmün aleyküm” diye verilir. Çünki Kur’ân-ı kerîmde “Selâmün aleyküm tıbtüm” buyurulmaktadır. Hanefî âlimlerine göre “Esselâmü aleyküm” demek lâzımdır. Çünki Ettehiyyâtü’de selâm böyledir. (Tergibü’s-Salât, Namazın Sünnetleri faslı). Anadolu’da Türklerin lisanı Şâfiî kavline göre alışmıştır.

 

Sual: Selâm verene sadece “ve aleyküm selâm” mı demelidir, yoksa “ve aleyküm selâm ve rahmetullah” mı demelidir?

Cevap: Esselâmü aleyküm diye selâm verene, “ve aleyküm selâm ve rahmetullah” demek iyi olur. “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah” diye selâm verene, “ve aleykümüsselâmü ve rahmetullahi ve berekâtühü” denir.” Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü” diyene aynen cevap verilir. Bir şey ziyâde edilmesi uygun değildir. Çünki İbni Abbas, birine selâm verirken, Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü ve mağfiretühü şeklinde söylendiğini gördü. O kişiyi böyle söylemekten men’ etti. “Meleklerin durduğu yerde siz de durunuz.” Yani ve berekâtühüden sonra bir şey ziyâde etmeyiniz. “Her şeyin bir sonu vardır. Selâmın sonu da berekâtühü’dür” dedi. (Tergibü’s-Salât, Namazın Sünnetleri faslı)

 

Sual: Tek bir kişiye selâm verirken niye “Esselâmü aleyke” (Selâm üzerine olsun) değil de “Esselâmü aleyküm” (Selâm üzerinize olsun) deniyor?

Cevap: Selâm verirken “Esselâmü aleyke” (Selâm üzerine olsun) değil “Esselâmü aleyküm” (Selâm üzerinize olsun) demelidir. Çünki mümin yalnız değildir. İki tarafında, ön ve ardında melekler vardır. Onun için çokluk hâli söylenir.

 

Sual: Selâm alırken bazen “aleyküm selâm”, bazen de “ve aleyküm selâm” deniyor. Hangisi doğrudur?

Cevap: Selâma cevap verirken de böyle “ve aleykümüs-selâm” demek lâzımdır. Birisi Hazreti Peygamber’in huzuruna geldi. “Ve aleyküm selâm” dedi. Hazret-i Peygamber, “Bu selâm kabristanda bulunanların selâmıdır. Hayatta olanlar esselâmü aleyküm desin” buyurdular. (Tergibü’s-Salât, Namazın Sünnetleri faslı). Selâmı alırken başına ve eklenirse, bu selâmın ayrıca bereketinden selâmı veren de istifade eder. Aksi takdirde yalnızca karşı taraf istifade eder.

 

Sual: İki kişi aynı anda birbirine selâm verirlerse selâmı hangisi alacaktır?

Cevap: Eğer iki kişi birbirlerine selâm verseler, hiçbirisi cevap vermezse eğer, her ikisinin selâmı beraber olursa her ikisinin de cevap vermeleri vâcib olur. Eğer beraber olmazsa, sonra selâm veren cevap vermiş sayılır. (Tergibü’s-Salât, Namazın Sünnetleri faslı)

 

Sual: Selâmı veren bir kişi, selâm verilenler çok kişi olursa; selâmı kim alacaktır?

Cevap: Bir kimse bir topluluğa selâm verse, bu selâma cevap vermek, topluluktakilerin her biri üzerine vâcibdir. Birisi cevap verirse hepsinin yerine geçer, diğerlerinden sâkıt olur. Sevabın hepsini, cevap veren o kişi alır. Hiç kimse cevap vermezse hepsi günâhkâr olur. Topluluktan bir kişiye selâm verilse yalnız onun selâma cevap vermesi lâzım olur. (Tergibü’s-Salât, Namazın Sünnetleri faslı)

 

Sual: Selâm vermekte bir öncelik var mıdır?

Cevap: Selâm vermekte sünnet, yüksek makamda olanın aşağı makamda olana selâm vermesidir. Şehirli köylüye, binekte olan yaya olana, deveye binmiş olan ata binene, ata binen eşeğe binene, eşeğe binen yaya olana, ayağında ayakkabı olan ayağı çıplak olana, sayıca az olan topluluk çok olana, efendi köleye, hanımefendi câriyeye, üstâd talebeye, baba oğluna, anne kızına selâm verir. Madde ve mevkı’i ziyâde olan selâm verir. Sünnet budur. Hazret-i Peygamber, “Ben edebi Rabbimden öğrenmişim. Mi’râc gecesinde bana Esselâmü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekâtühü diye selâm verdi” buyurmuştur. (Tergibü’s-Salât, Namazın Sünnetleri faslı)

 

Sual: Mescide giren kimse selâm verecek midir?

Cevap: Bir kimse mescide gelse içeride hiç kimse yoksa, “esselâmü aleynâ min rabbinâ” diye selâm verir. İçeride namaz kılanlar varsa kendi duyacak kadar “esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillahissâlihîn” der. İnsanlar içeride sessiz oturmuşlarsa, “Esselâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtühü” der. Eğer insanlar zikr, Kur’ân-ı kerîm okuma ve ilmî konuşmalarla meşgul iseler onlara selâm vermek lâzım değildir. İnsanlar hikâye anlatmakla veya dünya kelâmı ile meşgul iseler selâm vermek lâzımdır. Çünki bu selâmda onları tâate yöneltme vardır. (Tergibü’s-Salât, Namazın Sünnetleri faslı)

 

Sual: Fıkıh kitaplarında “Satranç ve her oyunu oynayanlara selâm verilmez” ve “Gıybet edenlere selâm verilmez” yazıyor, bu zamanda bu tür oyunları oynamayan ve gıybet etmeyen yok gibidir. Bizim bu halde ne yapmamız gerekir? Fitne ihtimali varsa selâm vermek câiz olur mu?

Cevap: İbni Abidin der ki: Bu işi yaparken selâm vermek, İmameyne göre mekruhtur. İmam-ı Azam, bir an bunları oyundan alıkoymak niyetiyle selâm verilebilir dedi. Bunun dışında alenî oyun oynamayı âdet hâline getirerek fıskını ilân eden kimseye selâm vermemelidir. Bazı âlimler buradaki oyundan maksadın kumar ile olan oyun olduğunu söyler. Nitekim İmam Ebu Yusuf ve İmam Şâfiî, eğlence için değil de, istirahat veya sıkıntıyı gidermek için ara sıra oyun oynamanın câiz olduğunu söyler. Gıybeti de böyle anlamak mümkündür. Selâm verilmesi icab eden yerde, fitne çıkmaması için herkese selam verilir. Fitne çıkmayacaksa, selâm vermek lâzım değildir.

 

Sual: Kendileri görülmediği için, yabancı kadın veya kızlarla telefonla sohbet, yazışmak veya mailleşmek câiz olur mu?

Cevap: Fıkıh kitapları, yabancı kadınlara selâm vermeyi, selâm göndermeyi bile câiz görmeyince; ihtiyaçsız sohbet, yazışmak veya mesajlaşmanın da bu hükme girdiği anlaşılıyor.

 

Sual: İşyerimizde selâmlaşma “selâmünaleykum” şeklinde değil, “Günaydın, Tünaydın” şeklinde yapılıyor. Ben bundan rahatsız olmakla beraber, mecburen onlar gibi söylüyorum. Bundan dolayı vebal altına girmiş olur muyum?

Cevap: Sünnete uygun selâmdan, yani Selâmünaleyküm’den anlayana böyle selâm verilir. Anlamayana anladığı dilden konuşulur. Fitne çıkarmak, düşman kazanmak doğru değildir. Müslüman olmayana zaten selâmünaleyküm denmez.

 

Sual: Câmiye girerken selam verilir mi?

Cevap: Câmiye girince, “Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillahissâlihîn” demek müstehabdır. Eve girince kimse yoksa da böyle denir. Câmide namaz kılana, hutbe okuyana, vaaz verene, Kur’an-ı kerim okuyana ve okutana, vaaz ve hutbe dinleyene, hâsılı ibadetle meşgul olana selam verilmez.

 

Sual: Dükkânımıza alışveriş yapmak üzere gelen yabancı hanımlar bazen selâm veriyor. Bu selâma mukabele etmek lâzım mıdır?

Cevap: Şir’atü’l-İslâm’da der ki: Erkeğin, mahremi olmayan genç kadına; genç kadının da, mahremi olmayan erkeğe selâm vermesini câiz değildir. Zira selâmlaşma ile yabancı kadın ve erkek arasında bir tanışma ve yakınlaşma olur. Bundan da fitne doğar. Ama birbirini tanımayan yabancı erkek ve kadınların selamlaşmasını, birçok âlimler mekruh görmemişlerdir.

 

Sual: Osmanlı sultanları etek öptürür müydü?

Cevap: Etek öpmek mecazdır. Buna eteklemek de denir. Hürmet ifadesi olarak birinin huzuruna girince, eli ile eteğini alıp göğsüne götürür gibi yapmak, sonra da öpüp başına koyar gibi hareket yapmaya etekleme veya temenna denir. Küçükler, rütbesine göre büyüklerin huzuruna girince etekler; o büyük de “estağfirullah, etme” diyerek razı olmadığını gösterirdi. Muayyen merasim günlerinde ricali devlet tahtına oturmuş padişahın önüne gelip, sadakat gösterisi olarak tahtın saçağını öpüp başına koyar gibi yapar. Bazen bizzat mabeyn müşiri tarafından yüksekte tutulan saçağı öper. Mesela Gazi Osman Paşa, Fuad Paşa, Sultan Hamid’in mabeyn müşiri idi ve saçak tutardı. II. Meşrutiyet devrinde İttihatçılardan âyân reisi Ahmed Rıza Bey, padişahın tahtının saçağını öpmekten kaçınmış, bu bir protokol skandalına yol açmış; fakat padişah üzerinde durmamıştı. Rıza Tevfik’in Sultan Hamid’e dair yazdığı mersiyevâri meşhur şiirde bu hâdiseye işaret vardır.

 

Sual: El ile, baş eğerek selâm vermek câiz midir?

Cevap: Şer’î selâm “Selâmün aleyküm” demekten ibarettir. Baş eğerek, eli göğse koyarak, parmağı başına kaldırarak verilen selâm, şer’î selâm değildir. Bunun şer’î selâm olduğuna inanmak bid’attir. Ancak selâmün aleyküm derken eli göğse koymak veya parmağı başa götürmek, eğer bunların selâm vermenin şartı olduğuna inanılmıyorsa, câizdir. Nitekim Berika’da sesle selâm vermeden eğilmek, baş ile işaret etmek mekruhtur, diyor. Uzak olup, selâmı işitmesi mümkün olmayan kimseye, eli başa götürerek selâm vermek câizdir ve bu sırada sessizce selâmün aleyküm denir.

 

Sual: Yazı ile verilen selâmı yazı ile almanın hükmü nedir?

Cevap: Okuyunca ve aleyküm selâm diye mukabele etmek vâcib olur.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında, ‘Sünnet olan büyüklerin küçüklere selam vermesidir’ yazıyor. Buharî ve Müslim’de geçen sahih hadis-i şeriflerde ise ‘küçükler büyüklere selam verir’ diye geçiyor. Ne yapmalıdır?

Cevap: Rivayetler muhteliftir. Fıkıh kitaplarına tâbi olmalıdır. Birincisi sünneti, ikincisi cevazı bildiriyor. Küçüklerin büyüklere selâm vermesi, onları vecibe altına sokar ki büyüklere emrivâki hoş değildir. Ama verirlerse selâmı iâde lâzımdır.

 

Sual: Bir yere bazen kısa aralıklarla girip çıkan, her defasında selâm verir mi?

Cevap: Yolda yan yana yürürken araya direk veya ağaç girse yine selâm verilir.

 

Sual: Vedalaşırken de selam verilir mi?

Cevap: Bir Müslümanla karşılaşınca selam vermek sünnettir. Ayrılırken de selâmün aleyküm denir.

 

Sual: Selam aleyküm demek mahzurlu mudur?

Cevap: Evet. Selamun aleyküm veya esselamü aleyküm demelidir.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında “kâfire saygıyla selam veren kâfir olur” diyor. Bundan kasıt nedir?

Cevap: Onu dini için hürmetlemek, dininden dolayı hürmet etmek demektir.

 

Sual: Osmanlılarda baş eğerek selam vermek var mıdır?

Cevap: Osmanlılarda temenna, etekleme adı verilen ve karşıdakinin elini eteğine götürüp öper gibi yapılan ve bu esnada hafifçe başın eğildiği hareket, bir selam değil, hürmet ifadesi, tazim nişanesidir.

 

Sual: Kur’an-ı kerim okunan yere birisi girip selam verse ne lazım gelir?

Cevap: Vermemeli ise de, verilmişse dinleyen selamı alıp dinlemeye devam eder.

 

 

Sual: Esselâmü aleyküm mi, selâmün aleyküm mü?

Cevap: Hanefî’de Esselâmü aleyküm; Şâfiî’de Selâmün aleyküm. İkisi de nass-ı Kur’ana istinad eder. Türklerin dili Şâfiî’ye göre alışmıştır. Ama Esselâmü… daha fasih ve şâmildir.

 

 

Sual: Bir kimse, kendisiyle gönderilen selamı söylemeyi unutsa ne lazım gelir?
Cevap: Selâm götürmeyi kabul edince, emanet olur, götürmelidir. Unutmak özürdür. Bunun için inşallah demelidir.

Benzer Suallerin Cevapları İçin Tıklayınız.

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler