Sual: Almanya 19. yüzyılın ikinci yarısındaki ziraat ve ticarete dayalı dağınık iktisadî yapısından, hızlı bir şekilde endüstrileşmesini hangi kaynaklarla sağladı?

Cevap: Bunun çok sayıda sebebi vardır. En başta sert, disiplinli ve çalışkan Prusyalı Alman karakteri gelir. Alman milleti, çalışmaktan, kazanmaktan usanmaz, yılmaz. Prusya, küçük Alman devletlerinin istila ederek, Alman birliğini kurdu. Büyük bir imparatorluk haline getirdi. Milli bir hanedanı da başa geçirdi. Bismark gibi yüksek meziyette devlet adamları vardı.

Fransa ve İngiltere tehdidi; devamlı harblerde kazanılan tecrübeyi de dikkate almak gerekir. Harb nakliyatı için demiryolu, karayolu, hatta hava yolu lazımdır. Harb; sanayi, ticaret, imar ve yetişmiş eleman demektir. Almanya buna muvaffak olmuştur.

Makinelerin imali ile daha çok tabii kaynaklara ihtiyaç duyuldu. Bundan dolayı Afrika ve diğer memleketlerde sömürgeler kuruldu.

Essen, Duisburg gibi çelik merkezleri öne çıktı. Ayrıca Almanya’da çok zengin kömür madenleri vardır. O zaman için bu, enerji kaynağı demekti. Geniş ve verimli topraklar; Avrupa’nın, hatta Rusya’nın her tarafına dağılmış kalabalık nüfus; sanat ve kültürde isim yapmış entelektüel bir halk, Almanya’nın refahının âmilleridir.

 

Sual: Amerikalıların kutladığı şükran günü dinî bir bayram mıdır?

Cevap: Amerika’ya ilk gelen Avrupalı muhacirlerin XVII.asırda başlattığı bir âdettir. Karaya çıktıklarında kıtlık oldu. Kızılderililerin yardımıyla çabuk yetişen mısır ekerek açlıktan kurtuldular. Mısır hasadı yaptıklarında, Kızılderilileri de davet ederek açlıktan kurtulmanın şerefine hindi kesip ziyafet verdiler.

 

Sual: İngiltere’nin 1900’lü yıllarda süper güç olduğunu ifade ediyorsunuz. İngiltere bu hususiyetini nasıl kaybetti?

Cevap: II. Cihan Harbi, İngiltere’yi çok hırpaladı. Bundan sonra sömürgecilik devri bitti veya şekil değiştirdi. Global sermaye ABD’yi öne çıkardı.

 

Sual: 1500’lerden bu yana Amerika’ya göç eden Avrupalıların öldürdüğü Kızılderili sayısı belli midir?

Cevap: Cinayet, hastalık bulaştırma,  kötü çalışma şartları gibi sebeplerle milyonlarca Kızılderili’nin öldüğü söyleniyor. Burada bir sayı vermek zor; ama yuvarlak hesap 50 milyon civarındadır.

 

Sual: Sizce İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmak isteme sebebi nedir?

Cevap: Görünürdeki sebep, Avrupa Birliği mevzuatı ile İngiliz hukukunun birbirine uymaması ve problemler meydana getirmesidir. Görünmeyen sebep, Avrupa Birliği’nin çöküyor olmasıdır. İngiltere, artık kendisini bu birlikte görmekte bir menfaat bulmamaktadır.

 

Sual: Fransız İhtilali’nde halktan veya askerlerden hanedanlarına bağlı kalan hiç olmadı mı?

Cevap: Olmaz mı, bilhassa garp tarafındaki Vendée vilâyetinde isyanlar senelerce sürdü. Fransa’da halkın yarıya yakını hala monarşi sempatizanıdır.

 

Sual: Fransız ve Bolşevik ihtilallerinden sonra hanedanların akıbetleri ne oldu?

Cevap: İkisinde de monarşi kaldırıldı. Birincisinde Kral ve kraliçe, Avusturya’ya kaçmak isterken yakalandığı için idam edildi. Hanedanin diğer mensupları İngiltere’ye kaçtılar. Rusya’da ise Beyazlar Çarı kurtarmak istedikleri için Bolşevikler çar ve ailesini öldürdüler. Hanedanın diğer mensuplarından sağ kalanlar, İngiltere ve Avrupa’nın diğer memleketlerinde yaşadılar. Napoléon’dan itibaren Fransa’da ve 1990’dan itibaren Rusya’da hanedanın hakları ve malları kısmen iade edildi.

 

Sual: Bir hocamız 18. Asırda Portekiz’in süper güç ve dünya limanlarında tek söz sahibi olduğunu; Umman’dan kalkan geminin Singapur’a Portekizlilerden ruhsat almadan gidemeyeceğini söyledi. Doğru mudur?

Cevap: Portekiz 16. asrin ikinci yarısına kadar dünya denizlerinin liderlerindendi. Ama Vâdisseyl Muharebesi ile tarihten silindi. Portekiz diye bir devlet kalmadı. Bir asır sonra tekrar kuruldu ise de, eski halinden eser kalmamıştı. Bu asırda denizlerde artık İngiliz hâkimiyeti görülmektedir.

 

 

Sual: Fransızlar Frankların torunları olduğuna göre, nasıl Latin oluyorlar?

Cevap: Bir Germen kavmi olan Franklar, yerli halkla karışarak Fransız milleti ve lisanı meydana geldi. Bu cemiyette, Germen değil; Latin kültürü hakimdir.

 

Sual: Fransız İhtilali için milliyetçilik cereyanını uyandırdı denilir. Halbuki kralın haksızlıklarına karşı yapılmıştı. Herhangi bir etnik grubun Fransa’da muhtariyet için isyan etmediği biliniyor. Şu halde Fransız İhtilali nasıl milliyetçilik cereyanını uyandırmıştır?
Cevap: Meselenin cevabı uzundur. Fransız İhtilali’nin sebebi bahsettiğiniz şeyler değildir. Bunlar millete yutturulan sebeplerdir. Fransa’da ihtilal evvelinde halk hiç de fakir değildi. Siyasi baskı yoktu, hatta darbe günü Bastil Zindanı basıldığında sadece 7 tane adi mahkuma rastlandı. Hakiki sebep otorite değişikliğidir. Asırlardır süre gelen ananelerin yıkılmasıdır. Fransa İhtilali, İtalyan İhtilali, Rus İhtilali, Türkiye İhtilalinin hep Masonlar tarafından yapıldığı, bizzat kendileri tarafından itiraf edilmiştir. Daha sonra Avrupa’daki ve dünyadaki bütün kavimler tahrik edilerek ulus devlet projesi yürürlüğe sokuldu. Böylece imparatorluklar, krallıklar, monarşiler, dolayısıyla gelenek, din alt üst oldu. İhtilalin milliyetçi tesiri budur.

 

Sual: İngiltere’nin hem resmi dini Hıristiyanlık olmasına rağmen, eşcinsel evlilik gibi Hıristiyanlıkta da günah olan bazı şeylerin resmen tanınmasının sebebi nedir?
Cevap: Demokrasi icabı hükümet bu işleri takmamaktadır. Kilisenin gücü, XVI.asırdan beri zayıftır.

 

Sual: Avrupa Birliği’nin dağılması, global sermaye ve global güçlerin nüfuzunu daha fazla arttırmasına sebep olur mu?

Cevap: Avrupa Birliği’ni kuran da dağıtmak isteyen de zaten global sermaye ve global güçlerdir.

 

Sual: II. Dünya Harbi’nden sonra Sovyet Rusya’nın çok güçlenmesinin sebebi nedir?

Cevap: Britanya başbakanı Churchill ve Amerika başkanı Roosevelt, Nazilere karşı elbirliğiyle Sovyet diktatörü Stalin’i desteklediler. Roosevelt’in annesi Yahudi idi. Bunun da tesiriyle Nazilere olan düşmanlığı, aklını örttü. Yahudi müşavirleri de bunda tesirli oldu. bunların bir kısmının komünist olduğu sonradan ortaya çıktı. Dünyadaki Slav-Cermen dengesinden; Panslavizm siyasetinden habersizdi. Tarih bilmezdi. Nazi düşmanlığını, Alman düşmanlığı olarak anladı. Nazilerden de tehlikeli olan Sovyetleri dünyanın başına bela yaptı. Küçümsediği, belki de kıskandığı Churchill’in ikazlarını bile dinlemedi. Avrupa’ya Amerikan düşmanlığı tohumlarını ekti. Amerika’ya hep şüpheyle bakan Avrupa Birliği’nde bunun rolü oldu. Komünizmin cihanşümul hale gelmesinde, başta Roosevelt olmak üzere Amerika’nın bitmez tükenmez gafları rol oynamış; Soğuk Savaş devrinde Washington, adeta Moskova’ya çalışmıştır. Bu sebeple aslında büyük bir iktisatçı olan Roosevelt, bazı tarihçiler tarafından “6 bin yılın budalası” kabul edilir.

 

Sual: Napolyon devri ve Fransız ihtilâli hakkında kitap tavsiye edebilir misiniz?

Cevap: Piyasada çok kitap vardır. Albert Sorel’in Fransa İhtilali iyidir Napolyon hakkında Emil Ludwig’in biyografisi vardır.

 

Sual: Kral Arthur efsanesi gerçek midir?

Cevap: Efsanedir. Ama bu efsanenin çıktığı Brötonlar, Kuzey Fransa menşeli Keltlere mensup bir halk olup, Angllar ve Saksonlar adaya gelmeden evvel burada hâkimdi. Sonra batıya, bugünki Galler mıntıkasına sürüldüler.

 

Sual: İngiliz kraliyet ailesinin Alman orijinli olmasının sebebi nedir?

Cevap: 1688 ihtilali neticesinde doğan İngiliz anayasa geleneğine ve 1701 tarihli Act of Settlement’a göre kralın Katolik olmaması lazım iken, Stuart hanedanından son kral II. James’in Katolik dininden vazgeçmemesi üzerine, iki Protestan kızı sırasıyla hükümdar oldular. Nihayet 1714’de en yakın Protestan vâris olan ve Kral II. James’in halasının kızının oğlu Hanover elektörü Georg, I. George adıyla parlamento tarafından tahta çıkarıldı. II. James’in Katolik soyu Fransa’da yaşamaya devam etti ve kendilerini tahtın hakiki varisi olarak gördüler.

 

Sual: Hitler, II. Cihan Harbi’nde Türkiye’yi işgal edip, Azerbaycan-Bakü petrollerine ulaşsaydı, harbin neticesi ve dünyanın istikbali değişebilir miydi?

Cevap: Değişebilirdi. Ama kanaatimce sadece harb biraz uzardı. Çünkü Amerika işin içine girdikten sonra, Hitler’in yıllarca süren bir harbden galip çıkması çok zordu.

 

Sual: II. Cihan Harbi’nde Hitler ile Stalin ittifak yapıp, Batı bloğuna karşı harekete geçebilir miydi?

Cevap: Geçebilirdi. Baştan zaten ittifak yaptılar. Fakat ikisi de megaloman olduğu için, Polonya’nın taksimi aralarını bozdu. Bu ittifak devam etseydi, harb daha da uzar ve yıkıcı olurdu.

 

Sual: Papazların evlenmesi yasak olduğuna göre, tarihte çocuğu olan papalar nasıl izah edilir?

Cevap: Din adamlarına evlenme yasağı asırlar sonra ortaya çıkmıştır. Bundan sonra yine evlenip çocuk sahibi olduktan sonra kiliseye intisap eden papalar olmuş; bazı papaların ise gayrimeşru çocukları dünyaya gelmiştir.

 

Sual: Kimileri, İngiltere’de kraliçenin sembolik olduğunu; kimileri de dünyayı kraliçenin idare ettiğini söylüyor. Hakikat nedir?

Cevap: 3 asırdan beri İngiltere’de hükümdar semboliktir. Kraliçenin kanunları veto etme salahiyeti vardır; ama 1710’dan beri kullanılmamıştır. Bunun gibi anayasa sisteminde hükümdara ait görünen salahiyetlerin çoğunu kraliçenin kullanması imkânsız gibidir. İktidar, seçimle gelen parlamento ve bu parlamentoda ekseriyeti elinde bulunduran başbakanın elindedir. Ellerinde geniş araziler tutan soyluların da nüfuzu az değildir.

 

Sual: III. Haçlı seferinde Kral Richard’ın İngiltere’deki tahtını kaybetme ihtimali çıkmasaydı Kudüs’ü geri alabilir miydi?

Cevap: Pek muhtemel değildir. Fransa Kralı Philip ile arası bozulmuştu. Kendisinin askerliği iyi; fakat siyaseti zayıftı.

 

Sual: Almanlar Hitlerle ve Nazilerle olan bağlantılarını nasıl kuruyor?
Cevab: Almanlar, maziyle yüzleşti. Kötülük yaptıklarından özür dilediler; kısmen telafi ettiler. Şimdi Nazi rejimi talebelere karanlık bir devir olarak okutulur. Nazileri övmek suçtur. Halktan soyunda Nazi olanlar kendilerini saklar.

 

Sual: Batı insanı İslâmiyete bu kadar paralel olan bazı huyları nasıl kazandı?
Cevab: Taassuptan uzaklaştıkça analitik düşünmeyi öğrendiler. Müslümanlığa tarafsız baktılar. Güzellikleri alıp tatbik ettiler. Kaldı ki aklın yolu birdir ve her din güzel huylu olmayı emreder. Dinler tahrif olsa bile, bu ahlaki prensipler varlığını devam ettirir.

 

Sual: Portekiz’deki Capela dos Ossos kilisesi kemiklerden yapılmıştır. Sosyal medyada bunun Müslüman kemikleri üzere inşa edildiği paylaşılmaktadır. Doğru mudur?
Cevab: Belli aralıklarla Müslüman kemiklerinden yapılmış kilise resimleri paylaşılır. Bunlar kilise mezarlığına gömülmüş ölülerdir. Yer darlığı sebebiyle zaman zaman çıkartılır ve bu şekilde tertiplenir. Kilise mezarlığına vaftiz edilmeyen birinin gömülmesi bile gömülmez. Hiç Müslümanın kemiğinden kilise yapılır mı?

 

Sual: Avrupa, daha 18. asra kadar sokakları pislik içinde, delileri yakan, daha ortalarda Einstein, Kepler gibi bilim adamları yok iken, nasıl aydınlanma çağı yaşamış? Nasıl sanayi inkılabı yapabilmiş?
Cevap: Aydınlanmadan kasıt, fikrî aydınlanmadır. Protestanlığın yayılması, Kilise’nin nüfuzunun azalması, Avrupalıların merakı, denizcilik, keşifler, Amerika kıtasının altınlarının ve hammaddesinin Avrupa’yı akışı, buna bağlı olarak sanayi inkılabı, nüfusun artması Avrupa’yı ilerletmiştir. Bu ilerlemede Yahudi entelektüellerin de rolü çoktur.

 

Sual: Kraliçe Victoria’nın torunları Avrupa tahtlarına iken aralarında cihan harbinin çıkması şaşırtıcı değil mi?
Cevap: Hükümdarların siyasi rolü düşüktür. Harbe, hükümet ve sair güçler karar verir. İngiltere’de Foreign Office ve War Office; Almanya’da generaller memleketi harbe sürüklemiştir. Hepsinin ardında global sermaye tabii.

 

Sual: Avrupa’da bazı şahısların asalet unvanları kullandığı görülüyor. Bu devirde buna izin veriliyor mu?
Cevap: Bunlar şövalye, sir, lord, baron, kont, marki, dük, prens gibi feodaliteden kalma asalet unvanlarıdır. Bunlar ve isimleri memleketten memlekete değişir. Avrupa’da insan hakları ve tarihe hürmet olduğu için Fransa gibi cumhuriyetin kalesi hükûmetler bile izin veriyor. Monarşilerde bu unvanlar zaten tabiidir. Avrupa’da asiller unvanlarını kullanabilir; unvanlara ait mülklerde tasarruf edebilir; buna dair mevzuattan istifade edebilir. Ancak bu unvanlar –İngiltere haricinde- onlara siyasi bir güç tanımaz.

 

Sual: Avrupanın bugünki kültür müktesebatına erişebilmek için Müslüman âlimlerin tercümelerinden, İslâm dininin ve ilimlerinin sistematiğinden faydalandıklarını ve Arapça öğrendiklerini okuyoruz. Peki bu kitaplar, Yunanca’dan Süryanice’ye, oradan Arapça’ya tercüme edilirken; bunu Avrupa neden yapmamış; direkt kaynağa yönelememiştir?
Cevap: O zaman o potansiyele sahip değillerdi. Kilise, cemiyet hayatına hâkimdi ve bu gibi şeylere menfi bakıyordu. Sosyal, siyasi ve iktisadi problemler de buna imkân vermemişti. Haçlı seferlerinden sonra, şark ile temas arttıkça, bu alaka da arttı. O eski kitapların çoğunun orjinalleri kaybolmuştu.

 

Sual: Prens Charles için Müslüman olduğu iddiaları doğru ise, annesi öldüğü zaman tahta çıkmasına izin verirler mi ya da VIII.Edward’ın başına gelen onun da başına gelir mi?
Cevap: Bilinemez. Bu, resmî değildir; sadece Kıbrıslı Nazım Efendi ve çevresinin iddiasıdır. İngilizler oportünisttir, faydaya bakar. Gerekirse her şeyi sineye çeker.

 

Sual: Şamar oğlanı tabiri nereden gelmektedir?
Cevap: Prens yaramazlık yaptığı zaman, onun yerine arkadaşı olan bir çocuk cezalandırılır. Prens, o çocuk ceza almasın diye yaramazlık yapmaz. Bu bir tabirdir; Osmanlılarda şamar oğlanı diye bir tatbikat yoktur.

 

Sual: İngiltere Kralı V.George, akrabası olan Çar II.Nikola’nın İngiltere’ye iltica etmesini neden temin etmedi?
Cevap: İngiltere’de hükümdarın siyasetteki rolü en sonda gelir. Bu mesele hükümette konuşulmuş; o zamanki karışıklıklar sebebiyle mümkün olmamış; sonra da hükümet, Sovyetlerle münasebet kötüleşmesin diye vazgeçmiştir.

 

Sual: 19. asırda Balkanlarda kurulan devletlerin ekserisinin başına neden Alman asıllı idareciler getirilmiştir?
Cevap: Osmanlı Devleti’nden istiklalini alan Yunanistan, Romanya ve Bulgaristan, hatta Belçika tahtına bazı Alman hanedanlarından prensler getirilmişti. Bunlar Alman oldukları için değil, nötr, yani süper devletlerin hepsinin kabul edeceği tarafsız ailelerden oldukları için bunlar hükümdarlığa getirilmiştir.

 

 

Tavsiye Yazı –> Genel Tarih Sualleri

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler