Sual: Câmide dağıtılan şekeri yemek, namazdan önce câmide uyumak câiz midir?

Cevap: Câmiye itikaf niyetiyle girilir. İki rek’at namaz veya vakit girmişse vaktin farzı kılınır. Sonra bir şey yenebilir, uyunabilir.

 

Sual: Câmiye girince, namaz kılanlara selâm verilir mi?

Cevap: Câmiye girince “esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhissâlihîn” denir. Rastladığına selâm verilebilir. Namaz kılana selam verilmez, verilirse almaz. Kur’an-ı kerim okuyup dinleyene, vaaz dinleyene selâm verilmez.

 

Sual: Câmide birisi yüksek sesle Kur’an okuyorsa, bunun yanında sabah namazının sünneti kılınır mı?

Cevap: Kılınır. Dinlemek efdaldir. Bitirince sünneti kılar. Vakti yoksa beklemez, sessiz olmasını ihtar eder ve sünneti kılar. Sessiz okumazsa günahı ona olur.

 

Sual: Bir arkadaşım, Osmanlılar zamanında İstanbul hariç olmak üzere yeni fethedilen yerlerde câmiden önce dârülhadîs yapıldığını söyledi. Bu bilgi doğru mudur? Dârülhadîs’e, câmiden daha fazla değer verilmesinin sebebi nedir?

Cevap: Dârülhadîs, her ne kadar hadîs-i şerif ilmi öğretilen medrese mânâsına geliyor ise de, Osmanlılarda lisans üstü tedrisat yapan bir medresedir. İstanbul gibi büyük birkaç yerde vardır. İstanbul’dakini Sultan Kanuni yaptırmıştır. Arkadaşınızın sözü doğru değildir. Bir yer fethedildiği zaman, ilk Cuma günü Cuma namazı kılmak farzdır. Bunun için o şehirde derhal bir câmi yapılır. Mabed, bir şehrin kalbidir. Dârülhadîs binası olmasa da, tedrisat yapmak, ilim öğretmek mümkündür. Bir başka deyişle, ilim için binaya ihtiyaç yoktur. İbâdet için vardır.

 

Sual: Şirketimizde bir oda mescit olarak ayrılmıştır. Dinî kitaplar ve namaz kılınacak yerler vardır. Bina ve işyerlerinde namaz kılmak için ayrılan oda mescit hükmünde midir?

Cevap: Sadece namaz kılınıyorsa mescid hükmündedir. Mecburiyet olmadıkça abdestsiz girmemelidir.

 

Sual: Yıkılan bir câminin yeri, câmiden başka bir maksatla kullanılabilir mi? Satılabilir mi? Yerine ev veya işyeri yapılabilir mi? Yoksa kıyamete kadar ibadethane olarak kalması mı gerekir?

Cevap: Yıkılan câminin yerine yeniden câmi yapılır. Olmazsa, bu arsa ve enkaz en yakın câmiye verilir. Yoksa yaptıranın vârislerine döner. Bu da yoksa fakirlere verilir.

 

Sual: Mukim veya misafirin, câmide itikâfa niyet etmeden mübâh olan bir şeyi insanları rahatsız etmeden konuşması câiz midir?

Cevap: Mübâh sözleri konuşmak itikâf etmiş olmayana da câiz ise de hilâf-ı evlâdır. İtikâfa niyet etmemiş ise, konuşmamalıdır.

 

Sual: İbni Abidin’de “Câmide kaybettiği şeyi aramak mekruhtur” buyuruluyor. Câmide ayakkabımızı, kaybolan şemsiyemizi, anahtarımızı veya poşetimizi veya herhangi bir eşyamızı kaybetmişsek aramamız da mekruh olur mu?

Cevap: Câmi içinde, kaybedilmiş bir şeyi ilan ederek, bağırarak aramak yasak edilmiştir.

 

 

Sual: Minarelerde vakti haber vermek için veya mübarek günlerde ışık yakmak câiz midir?

Cevap: Vakti haber vermek maksadıyla ışık yakmak mekruhtur. Zira bunun için ezan meşru olmuştur. Mübarek günlerde ışık yakmak, mescidi kandillerle süslemek, mahya yakmak câizdir. Hazret-i Peygamber devrinde, Ramazan ayında Mescid-i Nebevî’de daha fazla kandil yakılırdı. İbni Âbidin der ki: Malının üçte birini Mescidü’l-Aksâ’ya vasiyet etse, bu câizdir ve mescidin tamirinde, aydınlatmasında ve benzeri şeylerde kullanılabilir. Bu, mescide vakfedilenden, mescidin kandil ve lambalarına sarfedilmesinin cevazını ifade ettiği gibi, vakfın geliri ile mescidde yakmak için yağ ve gaz almanın ve Ramazan ayında yakılan kandillere sarfedilmesinin de cevazını ifade etmektedir. (Vasiyet bâbı) Kandil, bayram gecelerinde minârelerde ve başka yerlerde fazla ışık yakmayı câiz görmeyen ulemâ da, bunu gösteriş kasdıyla yapılırsa veya vakfın parasını israf olduğu için men etmektedir. Şu halde, vakfın gelirinden olmamak şartıyla fazla kandil yakmak bunlara göre de câizdir.

 

Sual: Câmi avlusu da câmiye dâhil midir? Câmilerde yapılması câiz olmayan şeyleri avluda yapmak câiz olur mu?

Cevap: Câmi (mescid) avlusu câmiye (mescide) bitişik olup, aralarında yol bulunmayan yerdir. Burada imama uymak sahihtir. Cünüb ve hayızlı kimsenin girmeleri ise câizdir. Bu bakımdan cenaze ve bayram namazgâhı ile aynı hükümdedir. Burada satış yapmak, kermes tertiplemek de böyledir.

 

Sual: Câmilerde mevlid okuyup bunu âdet haline getirmek câiz olur mu?

Cevap: Mevlid okumayı âdet haline getirmek ne demek bilmiyorum. Mevlid ibâdettir. İmkân oldukça okunur. Daha mühim işleri (farzı, vâcibi) bırakıp da ilahi ve mevlid ile meşgul olmak doğru değildir.

 

Sual: Bazı mescidlerin üzerinde imam lojmanları yapılıyor. Bir mescidin üstü semaya kadar mescid hükmünde olduğuna göre, mescid üzerine binâ yapmak câiz olur mu? Nitekim ecdadımız böyle yapmamıştır.

Cevap: Câminin altına veya üstüne câmiye faydalı lojman, dükkân gibi bina yapmak caizdir. İmam Muhammed, Rey şehrinde arazinin kıymetli olduğunu görünce, altı veya üstü başkasına ait yerde câmi yapılmasına ruhsat vermiştir. Ecdadımız zamanında Müslümanlık ve Müslümanlar kuvvetli, arazi ise nisbeten bol ve ucuzdu. Şimdi câmilerin altına veya üstüne binâ yapmak câizdir.

 

Sual: İmamım. Câmide muayyen yerlere ilân ve ikaz yazıları asıyoruz. Cemaatten birileri “Mescide Latin harfleriyle yazı yazılmaz” diyerek yazıları söküp atıyor. Bir keresinde mesciddeki saatleri bunlar Müslüman rakamları değil diyerek kaldırdı. Bunların şer’an mahzuru var mıdır?

Cevap: Mescide, bilhassa namaz kılınan yerin karşısına Latin harfleri yazmamalıdır. Müslüman mabedlerinin kiliseye benzemesine sebep olacağı gerekçesiyle uygun görülmemiştir. Ancak bugünki saatlerde bulunan rakamlar aslında Arap rakamlarıdır. Arapların bugün kullandığı rakamlar ise Hind rakamlarıdır.

 

Sual: Fabrikalarda, hastanelerde, benzin istasyonlarında ve alışveriş merkezlerinde namaz için tahsis edilen yerler mescid hükmünde midir? Burada da Cuma namazı kılınır mı?

Cevap: Mescid olarak ayrılmış ise, mescid hükmündedir. Abdestsiz girmek mekruhtur. Burada ve her yerde Cuma kılınabilir.

 

Sual: Âcilen bir şey almak zorunda kalan cünüp kimse, mescide girip o şeyi alıp çıksa, caiz olur mu?

Cevap: Teyemmüm etmesi vâcibdir. (İbni Abidin)

 

Sual: Fıkıh kitaplarında “Abdestsizin mescide girerken teyemmüm etmesi müstehabdır” buyruluyor. Su varken teyemmüm caiz olmayacağına göre buradan ne anlamalıdır?

Cevap: İçeride eşyası kalmış olabilir. Su içeride olabilir. Burada su ile abdest alma imkanı yoktur. Bu kimse teyemmüm ederek câmiye girer.

 

Sual: Osmanlı câmilerine neden sahabilerin veya büyük zâtların isimleri konulmamıştır? Bunun mahzuru var mıdır?

Cevap: Osmanlılarda hiç bir câminin ismi yoktur. Halk arasında bir isim söylenmiş; o câminin ismi olmuştur. Bu da umumiyetle yaptıranın ismidir. Gecekondu mahallelerinde mimarî estetikten mahrum zavallı binalara Hazret-i Ebubekir Câmisi yazıyorlar. Saygısızlık değilse bile, hoş olmuyor.

 

Sual: Câmide ceza vermek mekruh ise, Kur’an-ı kerim öğreten muallimin talebesine ceza vermesi de böyle midir?

Cevap: Mekruh olan had cezasının tatbikidir.

 

Sual: Câmide pazar kurmak, ticaret yapmak mekruh ise, câmilerin avlusunda dinî kitap satmak veya kermesler tertiplemek de böyle midir?

Cevap: Kasdedilen câminin içidir; avlusu değildir. Avlu, imama uymak bakımından câmiden sayılır; bunun haricinde sayılmaz.

 

Sual: Modern câmiaya mensup kişilerin cenazeleri niçin Teşvikiye Câmii’nden kaldırılıyor? Câmide masonik işaretlerin olduğu doğru mudur?

Cevap: Bilemeyiz. Buraya yakın oturdukları için olsa gerek. Teşvikiye Câmii’ni Sultan Abdülmecid yaptırmıştır. Şehrin, buraya doğru genişlemesini teşvik maksadıyla yeni semtler kurmuş; bu ve başka câmileri yaptırmıştır. Böyle mübalağalı şeylere itibar etmemelidir.

 

Sual: Bir câminin üst katı Kur’an kursu olarak hizmet veriyor. Câmi ve kursa ayrı kapılardan giriliyor. Bir hanım, muayyen zamanında derse gidebilir mi?

Cevap: Girişi ayrı ise ayrı mekânlar sayılır; cünüp ve hayızlı girebilir. Aynı ise, aynı mekân ise girilmez ve burada bulunmak câiz olmaz. Kursa, câminin içinden geçiliyorsa, cünüp ve hayızlı yine giremez. Şâfiî mezhebinde sadece yol olmak itibariyle geçebilir. Zaruret varsa, bu mezheb taklid edilebilir.

 

Sual: Ayasofya Câminin Atatürk tarafından müzeye çevrildiğini biliyoruz. Ama imam kadrosu duruyormuş. Eğer müzeye çevrildiyse imam kadrosu neden duruyor?

Cevap: Ayasofya’nın arkasındaki Hünkâr Mahfeli 1979’dan beri camidir. Beş vakit namaz kılınır. Buranın kadrolu imamı mevcuttur.

 

Sual: Tek Parti devrinde câmilerin yıkıldığı veya satıldığına dair vesikalar görüyoruz. Ama cumhuriyet köyü projesinde câmiye de yer verilmiş. Bunu nasıl açıklayabiliriz?

Cevap: Câmilerin tamamı kapatılmamıştır. Dinî hükümlerin, sosyal hayattaki tesiri azaltılarak, zamanla tamamen dinin ortadan kalkması planlanmıştır. Köylük yerlerde dindarlığın mevcudiyeti, ideologları rahatsız etmez. Entelektüellerin dindarlığı endişe vericidir. Hem köylerde câmi olmaması, halkı galeyana getirebilir. Üstelik câmi yoluyla halkı yönlendirmek mümkün olur diye düşünmüş olmalılar.

 

Sual: Mukim kimse, itikâfa niyyet etse, câmide uyuması ve bir şey yemesi mekruh mudur?

Cevap: Mukim kimsenin câmide uyuması veya bir şey yemesi mekruhtur. Mukim, itikâfa niyet ederse veya misafir her halde câmide uyusa veya bikr şey yese mekruh değildir.

 

Sual: Hocalar “Câmide namaz kılarken arka saflarda gülüşen, koşturan çocuk sesleri yoksa, gelecek nesiller adına korkun!” dedi. Büluğa ermemiş çocuğun abdestsiz olarak câmiye girmesi caiz midir?

Cevap: “Çocukları ve delileri mescidlerden uzak tutun!” hadis-i şerifine göre, 7 yaşından küçük çocuğun mescide getirilmesi mekruh; kirletmesi muhtemel ise haramdır (İbni Abidin). Bunun dışında çocukların câmiye getirilmesi güzeldir. Bunların câmide yaptıkları bazı yaramazlıklar ve uygunsuzluklar (konuşma, gülme, koşturma, başı ve kolu açık olma gibi) toleransla karşılanmalıdır.

 

Sual: Cünüp olup gusletme imkânı bulamayan genci, babası zorla câmiye götürse, o da utandığı için bir şey demese, ne lâzım gelir?

Cevap: Cünübün câmiye girmesi câiz değildir. Babanın zorla götürmesi ikrah yerine geçmez. Hükümet, mesela polis zorla götürse, caiz olurdu.

 

Sual: Köyümüzdeki eski ve küçük camiyi yıkıp, yerine daha büyük bir cami yapmakta mahzur var mıdır?

Cevap: Caizdir.

 

Sual: Câmilerin üst katında namaz kılmanın mahzuru var mıdır?

Cevap: Hayır. Mahzur olsa, selef-i sâlihîn yapar mıydı?

 

Sual: Günümüzdeki câmiler devlete bağlı ve devletin malı olduğu için, burada namaz kılmak kerahatle caiz olur; imkân varsa başka yerde kılmalıdır diyenler oluyor. Doğru mudur?

Cevap: Câmiler, devlete bağlı ise de, devlet malı değildir. Olsa bile bunun namazın sıhhatine tesiri yoktur. Câmilerdeki namazlar, fıkıh kitaplarındaki şartlara göre kılınıyorsa, burada namaz kılmanın hiç mahzuru yoktur.

 

Sual: Camide ayakları kıbleye gelmeyecek şekilde uyumanın bir mahzuru var mıdır?

Cevap: Girerken itikafa niyet etmiş ise bir şey yemek ve uyumak caiz olur.

 

Sual: Çevremdeki câmilerde namaz ve yaz kursları haricinde bir aktivite görmüyorum. Ecnebilerin kiliselerinde çok aktivite yapılmaktadır. Câmilerde başka neler yapılabilir?

Cevap: Câmiler ibadet etmek içindir. Beş vakit namaz, vaaz, Kur’an-ı kerim okumak, zikr, itikâf gibi ibadetler câmide yapılır. Sosyal işler için, câmi dışında mekânları kullanmak lâzımdır. Eskiden bazı dâvâlar câmide görülmüş; nikâhlar câmide kıyılmış ise de, bugün ne şartlar, ne insanlar buna müsaittir.

 

Sual: Mescid ile câmi farklı şeyler midir?

Cevap: Her ikisi de aynıdır. Halk arasında, küçük ise mescid, büyük ise câmi dendiği gibi; Cuma ve bayram kılınana câmi, kılınmayana mescid denilmektedir. Bunların fıkhî bir kıymeti yoktur.

 

Sual: İş yerinde eskiden mescid olarak kullanılan oda şimdi tuvalete çevrilebilir mi?

Cevap: Burası şer’î manada vakıf mescid değildir. Sahibi, mescid olmaktan çıkarıp, başka bir maksatla kullanabilir.

 

Sual: Müslümanların câmilere girmesi için  gusül abesti alması lazımdır. Ama gayrimüslimlerin câmileri gezmelerine izin veriliyor. Bunun mahzuru var mı?

Cevap: Kâfirlerin câmilere girmesi caizdir. Gusl abdesti almaları beklenmez. Gusl, Müslüman içindir.

 

Sual: Bosna’da bir câmide minberin üzerinde bayrak olduğunu gördüm. Câminin herhangi bir yerine bayrak asmakta bir mahzur var mıdır?

Cevap: İslâmiyette ırk ayrılığı yoktur. câmiler, Allah’ındır ve her ırktan Müslümanlara aittir. Bu sebeple mabedlerde bir ırka, bir topluluğa ait alametlerin, sembollerin kullanılması, ezcümle bayrak asılması mahzurludur.

 

Sual: Câmide millî marş söylemek caiz midir?

Cevap: Câmiler ibadet yeridir. Çok mahzurludur.

 

Sual: Câmi sadece 5 vakit namaz kılınan yer midir? Camide başka neler yapılabilir veya yapılamaz?

Cevap: Camilerde beş vakit namaz kılınır; nafile namaz kılınır; Kur’an-ı Kerim okunur; itikâfa girilir; vaaz verilir; Kur’an-ı Kerim ve dinî ilimler öğretilir. Bunun haricinde sosyal faaliyetlerin yapılması bu zamanda mahzurludur. Asr-ı Saadette mescid, devletin idare edildiği, davaların görüldüğü, elçilerin kabul edildiği, resmî ilanların yapıldığı, nikâhların kıyıldığı bir mekândı. Ancak o zamanki Müslümanlar, câmi edebini biliyor ve gözetiyordu. Zamanın bozulması üzerine, bu işler için başka mekânlar tayin ve tahsis edildi.

 

Sual: Kapısında, içerisinde, çeşitli yerlerinde Latin harflerle yazı bulunan camilerde namaz kılmanın hükmü nedir?

Cevap: Latin harflerine karşı namaz kılmamalıdır.

 

Sual: Eski câmilerin duvarlarında, Allah’ın, peygamberin ve dört halifenin isimlerinin bulunmasının hikmeti nedir?

Cevap: O caminin ehli sünnet câmii olduğunu gösteriyor. Yapılan bazı câmilerde olmadığı gibi, şimdi maalesef hutbelerde de bazen dört halifelerin ismini anmıyorlar. Ehli sünnet hassasiyeti bazı yerlerde kaybolmuştur.

 

Sual: Hayızlı bir kadın camide ayakkabıların bulunduğu giriş kısmına girilebilir mi?

Cevap: Evet. Avlu, ayakkabılık gibi yerler cemaate uymak cihetiyle câmiden sayılır; hayızlının girebilmesi cihetiyle sayılmaz.

 

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler