Sual: Kur’an-ı kerimi teybe, kasete, VCD veya CD’ye almak câiz midir? Bunlar veya hoparlörden çıkan ses, imamın sesi olmadığı için buradan okunan Kur’an-ı kerime veya ezana hürmet etmek câiz midir?

Cevap: Ezber yapmak veya kıraatini düzeltmek niyetiyle câizdir. Buradan okunması, ibâdet yerine geçmez. Bunlarda okunan Kur’an-ı kerim veya ezanın hükmü, insan sesiyle okunan aslı gibi değilse de benzeridir, hürmet etmelidir.

 

Sual: Müslümanlığı seçenlerin hidayet hikâyeleri anlatılırken umumiyetle Kur’an-ı kerimi tetkik ederek bunun tesiriyle Müslüman olduklarını görüyoruz. Şu halde bu bakımdan meal okumanın mahzurundan söz edilebilir mi?

Cevap: Kur’an-ı kerimin çeşitli lisanlardaki meali çok kimsenin hidayetine sebep olduğu doğrudur.  Ancak müslümanın dinini öğrenmek için meal okuması yanlış ve zararlıdır. Meal okuyarak hidayete gelen kimsenin derhal ilmihalini öğrenmesi icab eder. Türkçe “Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye” gibi muteber bir  ilmihali okuyup dinin temel kaidelerini iyi öğrenen bir kimse daha sonra salih kimselerin hazırladığı meal ve tefsirleri de okuyabilir.

 

Sual: Bilgisayar yazılı Mushafların okunmasının dinen mahzuru var mıdır?

Cevap: Hattatın yazması ile kompütür çıkışının farkı yoktur. Ancak ilki daha zevklidir.

 

Sual: Mushaf satmak caiz midir? Bir insan geçimini sağlamak için hat veya tezhible uğraşabilir mi? Dinî kitap satabilir mi? Caiz değil ise, kurbanlık satılması ya da imamlara maaş verilmesi de dinî ticarete âlet etmek değil midir?

Cevap: Satılan Kur’an-ı kerim değil, kâğıt ve mürekkep ile emek ve nafaka karşılığıdır. Piyasada hediyesi kelimesi kullanmak edebdendir. Osmanlılarda da mushaf yazan hattatlar yazdıkları kimseden para alırdı. Hattat, sadece Kur’an-ı kerim yazarak geçimini sağlamaz, başka şeyler de yazar. Ahmed bin Hanbel gibi bazı âlimler mushaf yazarak elde ettiği parayı helâl görerek, bununla hayır hasenat yapmayı tercih etmiştir. Muteber dinî kitap ticareti yaparak geçinmek câizdir. Ancak kâr haddini yüksek koymamak, nafaka kadar almak müstahsen görülmüştür.

 

Sual: Dokunmatik telefondaki Kuran-ı kerim sayfalarına dokunmakta bir beis var mıdır?

Cevap: Telefon, televizyon ve bilgisayar ekranındaki Kur’an-ı kerim, mushaf hükmündedir. Bu yazılara abdestsiz el sürülmez. Ama telefonu tutmakta mahzur yoktur.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında zelletü’l-kâri bahsinde harfin yerini değiştirmek, yahud ilâve etmek, ya da azaltmak hallerinde, mânâ değişip, küfre sebep olmazsa,  Kur’ân-ı kerîmde benzeri yoksa namaz bozulur dedikten sonra verdiği misaller arasında yâ mâlik yerine yâ mâli deyince bozulmayacağı yazıyor. Yukarıdaki kaideye göre bozulması gerekmez mi?

Cevap: Nahivde kaidedir: Şartlarına uygun olarak münâdayı terhîm sureti ile (nida edileni hafifleterek) söylemek caizdir. Ya mêlik yerine ya mâli derse bil’ittifak namazı bozulmaz. Bunun bir misali de tealâ ceddü rabbinâ âyetini, teale ceddü rabbinâ okuyarak yâ’yı hazif etmektir ki, ittifaken namaz bozulmaz.

 

Sual: Kur’an-ı kerîme aklına göre mânâ vermenin küfr olduğu hadîs-i şerifte bildiriliyor. Bu halde Kur’an-ı kerîm okurken mümkün mertebe hiç bir şey düşünmemek mi gerekir?

Cevap: Kur’an-ı kerime mânâ vermek değil, aklına göre hüküm çıkarmak haram veya küfrdür. Yoksa Arapça bilen birinin Kur’an-ı kerim okunurken mânâsını düşünmesi çok sevaptır. Fıkıh kitaplarında Kur’an-ı kerim okumanın en sevaplısı mânâsını anlayarak okumaktır, diyor. Mânâ vermek başkadır, hüküm çıkarmak başkadır. Hüküm çıkartmak müctehid âlimin işidir. Eskiler “Hiç değilse namazda okuduğunuz surelerin manasını anlayacak kadar Arapça öğrenin” tavsiyesinde bulunurdu.

 

Sual: Fâtiha Suresi’nin son kısmında “dâllîn” derken “z”den ziyade “d”ye yakın söylenmesi gerektiğine dair bir kaide var mıdır? Farklı okunursa mana değişir mi?

Cevap: Dâllîn’deki dat hakkında çeşitli kıraat ve lehçelerde farklı okuyuş biçimleri vardır. Zel’e yakın okuyanlar da vardır, dal’a yakın okuyanlar da vardır. Ze diye okuyan Arap kabileleri bile vardır. Doğrusu dal’a yakın okunuşudur. Harfin mahreci bellidir. Burada da iki söyleniş usulü vardır. İkisi de caizdir. Dat ile olursa dalalete atma, sapıttırma; dal ile olursa yol gösterme olur. Avamın okuyuşunda bu gibi mânâlara değil, mahreçlerin yakınlığına bakılır. Dat harfini dal veya zı veya zel gibi okuyanın namazı mahreç yakınlığı sebebiyle sahih olur. Kıraatte çok teklif ve tekellüfe düşmek, huşuyu bozar, vesveseye sebep olur.

 

Sual: Yâsin-i şerif okurken, besmele ile başlıyorum. Bazı kimseler eûzu besmele ile başlıyor. Yaptığım yanlış mıdır?

Cevap: Kur’an-ı kerim okumaya eûzü ile başlamak sünnettir. Besmele okunmaz. Okunsa da olur. Sûre okumaya eûzü besmele ile başlanır. Durup konuşunca veya başka iş yapınca, okumaya tekrar başlayınca tekrar okunur. Besmele okunmazsa, Yâsin okunmuş olur; ama sevabı noksan kalır. Besmele, âyet-i kerime değildir. Ama Kur’an-ı kerimden sayılır. Sûreye başlarken besmele okunmazsa, tekrar okumak gerekmez.

 

Sual: Düğünde ilahi ve Kur’an-ı Kerim okunuyor. Ancak Kur’an-ı Kerim okunurken kimse dinlemiyor. Burada nasıl bir yol sürmek lazım?

Cevap: Düğünde meşru eğlence yapılır. Hazret-i Peygamber düğünde eğlenmeyi tavsiye buyurmuştur. Kadınlar def çalıp eğlenebilir. Erkekler davul çalıp eğlenebilir. Kadın ve erkeklerin birbirinden ayrı mekanlarda olması lâzımdır. Düğünde Kur’an-ı kerim okunması, sohbet ve vaaz edilmesi, mevlid okunması sünnete uygun değildir. Hürmetsizliğe de sebep olmaktadır.

 

Sual: Kur’an-ı Kerim sayfasının fotokopisini duvara yapıştırmak edepsizlik, hürmetsizlik olur mu?

Cevap: Duvarda Kur’an-ı kerim asılı olması câizdir. Bunun elle yazılmış veya fotokopi olması arasında fark yoktur.

 

Sual: Kur’an-ı kerimi tutmadan, abdestsiz olarak, meselâ bir arkadaşımızın elinde, bakarak ve sesli okumamız caiz midir?

Cevap: Kur’an-ı kerimi abdestsiz tutmak câiz değildir; ezberden veya el sürmeden bakarak yüksek sesle okumak caizdir. Cünüp ve hayızlı ise tutmadan da, ezberden de okuyamaz.

 

Sual: Abdestsiz olarak internet üzerinden Kur’an-ı Kerim okunabilir mi? Yüzünden abdestsiz olarak Kur’an-ı Kerim okunabilir mi?

Cevap: Abdestsiz olarak yüzünden el sürmeksizin Kur’an-ı kerim okumak caizdir. Mushafa el sürmek caiz olmadığı gibi, kâğıtta veya ekranda yazılı Kur’an-ı kerime de abdestsiz el sürmek caiz değildir. Cünübün ve hayızlının yüzünden de, ezberden de okuması caiz değildir.

 

Sual: Kur’an-ı kerimi ezberlemek istiyorum. Nasıl ezberlemeliyim? Unutmamamak için ne yapmalıyım? Kazâ namazlarım var; onları kıldıktan sonra mı ezberlemeliyim?

Cevap: Tamamını ezberlemek istiyorsanız, bir hocaya gidip usul sorun. Soramazsanız, her gün sırayla bir mikdar ezberlemeye çalışın. Yaygın usul olarak her cüzün ilk sayfası, sonra son sayfası ezberlenmektedir. Her cüzün ilk sayfası olmak üzere baştan sona bütün cüzlerin ilk sayfasını sonra ikinci, sonra üçüncü şeklinde de bir ezberleme usulü vardır. Kaza borcu olan bir an evvel kazalarını kılıp bitirmeli, zaruri işler dışında başka bir şeyle meşgul olmamalıdır. Kaza namazlarınızı tamamladıktan sonra inşallah hafızlığınızı da tamamlarsınız.

 

Sual: Kur’an-ı Kerim öpülür mü?

Cevap: İbadet olarak değil, hürmeten öpülür.

 

Sual: İslâm harfleriyle okumayı bilmeyen kimse, Lâtin harli kitaptan Yâsin-i şerif okursa, ölüye faydası olur mu?

Cevap: Kur’an-ı kerim, Arab harfleriyle yazılıdır. Bu harflerin telaffuzu ile, Lâtin alfabesindekiler çok farklıdır. Bu bakımdan Lâtin harfleri ile okunan âyet-i kerimeler, aslının yerine geçmez; binaenaleyh sevab hâsıl etmez. Ama harflerin aslını tanıyıp, okurken bu şekilde telaffuz ederse olur. Kur’an-ı kerim okumayı öğrenmek çok kolaydır. Öğrenip, İslam harfleriyle okumalıdır.

 

Sual: İslâm harflerinin mukaddesliğinden bahsediliyor. Bazı kimseler, “Tanrının dili yoktur. Kutsal kitapların harfleri değil, içeriği kutsaldır” diyorlar. Arap alfabesinin İslâm dininde yeri ve ehemmiyeti nedir?

Cevap: Bir hadis-i şerifte, Âdem aleyhisselâmın arşta Arabî harflerle kelime-i tevhid yazısını görüp Muhammed aleyhisselamın ismiyle dua ettiği ve duasının kabul olduğu anlatılmaktadır. Bu da gösteriyor ki Arap yazısı insanlık tarihi kadar eski ve mübarektir. Bu harflerle yazı yazan ilk kişinin İsmail aleyhisselâm olduğu hadis-i şerifte bildirilmektedir. Kur’an-ı kerimin yazısı da mukaddestir.

 

Sual: Kur’an-ı kerim okuyanın yanına melekler gelir mi? Günah işlenen yerden melekler uzaklaşır mı? Melekler bize dua eder mi? Âyetülkürsiyi okuyana koruyucu melek verilir mi?

Cevap: Melekler Kur’an-ı kerim okumayı bilmediği için, okuyanların yanına toplaşıp ona salat ve istiğfar ederler. Rahmet melekleri günah işlenen yerden kaçar. İnsanın salih amelleri için birer melek yaratılır; kıyamete kadar o kişi için dua eder.

 

Sual: Tek başına namaz kılan, âmenerresulüyü okumak zorunda mıdır?

Cevap: Yatsıdan sonra âmenerresulü okumak cemaatle veya yalnız kılan herkese sünnettir.

 

Sual: Bir arkadaş tecvidli okumak farzdır; kıraati tecvidsiz yapmak, namazı fâsid eder dedi. Doğru mudur?

Cevap: Tecvid, güzelleştirmek demektir. Kur’an-ı kerimi, tecvidli okumak müstehabdır. Terki, mekruh bile değildir. Ancak harflerin mahreçlerini doğru okumak lâzımdır. Bu, her ne kadar tecvid bahisleri içinde anlatılıyorsa da, tecvidden ayrıdır.

 

Sual: Mülk süresi 2. âyetinde tı durağında amelâ olarak durmak gerekirken amel diye durulsa namaz bozulur mu?

Cevap: İ’rab hatasıdır. Namaz bozulmaz.

 

Sual: Üzerinde Arap harfleri ile mübarek yazılar bulunan bir seccademiz var. Bunu yere serip namaz kılmamız caiz midir?

Cevap: İbni Abidin Gusl bâbında diyor ki: Üzerinde «el-Mülkü lillah» (yani mülk Allah’ındır) yazılı yaygı ve saireyi yere yaymak ve kullanmak mekruhtur. Üzerinde insan sözü yazılı yaygı ve sairenin mutlak surette mekruh olmaması gerekir. Bazıları: «Harfleri ayrı yazılmışsa mekruhtur» demişlerdir. Birinci kavil daha uygundur. Bir âlim, gençlerin üzerinde Ebu Cehl leanehullah (Allahın laneti üzerine olasıca Ebu Cehl) yazılı bir nişan tahtasına ok attıklarını görüp men etmiş. Tahtanın yanına gittiğinde harflerin ayrı ayrı yazıldığını görmüş. Yine men etmiş. Seyyidi Abdülganî bunu şöyle izah eder: “Elifbâ harfleri Kur’an’dır. Bunlar Hud Aleyhisselâm’a indirilmiştir”.

Şu halde Arabî harflerle âyet-i kerime veya mübarek sözleri yere sermek, paralara basmak ne maksatla olursa olsun mekruhtur. Hakaret kasdı varsa küfr olur. Arabî harflerle insan sözünü yere sermenin mekruh olduğu ve olmadığı istikametinde iki kavil vardır. Başka harflerle yazılmışsa hükmü bundan daha hafiftir.

 

Sual: Yatsıdan sonra âmenerresulü okunurken kendimiz duyacak şekilde tesbihat yapılır mı?

Cevap: Kur’an-ı kerim okunurken dinlemek farz-ı kifâyedir. Başka dinleyen varsa, dinlemeyip tesbihle meşgul olmak da câiz ise de, dinlemek evlâdır ve farz sevabı hâsıl eder.

 

Sual: Mushafın kenarına veya altına Arabî harflerle başka yazı yazmak câiz midir?

Cevap: Bazı âlimler bir veya iki âyet-i kerimeyi Farsça yazmaya izin vermiştir. Çünki fetvâ için, talim için ihtiyaç olur. Ama Kur’an-ı kerimi Farsça okumayı, Farsça Mushaf okumayı ve yazmayı şiddetle men etmişlerdir. Kur’an-ı kerimi yazıp da, her kelimenin tefsir ve tercemesini yaparsa câiz olur. Mushafın altına Farsça tefsirini yazmak mekruhtur, diyenler olduğu gibi, Hindüvânî buna ruhsat vermiştir. Farsça şart değildir. Başka dille yazılması da aynı hükümdedir. (İbni Âbidin-Âdâbü’s-Salât)

 

Sual: Fâtiha-i şerîfe peşpeşe okunduğunda eûzü okumak vâcib midir?

Cevap: Âyet-i kerime okurken eûzü okumak sünnettir. Sûre ve âyet-i kerimeleri peşpeşe okurken bir defa eûzü okumak kâfidir. Fâtiha okurken besmeleyi de her defasında okumak sünnettir. Âyet-i kerime okurken sadece eûzü söylenir, besmele söylemek gerekmez. Söylenirse de bir şey olmaz. Fâtiha’nın başındaki besmele Hanefîlere göre Kur’an-ı kerimdendir; ama âyet-i kerime değildir.

 

Sual: Kur’an-ı kerimi aslından öğrendikten sonra unutmamak için ne yapmalıdır?

Cevap: Kur’an-ı kerimi öğrendikten sonra unutmanın ayrı bir günah olduğu hadis-i şerifle bildirilmiştir. Her gün az bile olsa muntazaman yüzünden ve ezbere okumalıdır.

 

Sual: Hastaya okuyana veya muska yazana para verilir mi?

Cevap: Efsunlamak, yani hastaya iyileşmesi için Kur’an okumak veya Kur’an âyetlerinden muska yazmak ibâdet değil tedavidir. Bu sebeple ücret istenebilir ve verilebilir. Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Biz, bir seriyyede (Resûlullah aleyhisselâmın gönderdiği askerî bir seferde) idik. Bir yerde konakladık. Yanımıza bir cariye gelip: “Kabile reisimizi bir zehirli haşere soktu. Onunla meşgul olacak erkekler de şu anda yoklar. Sizde rukye yapan (hastaya okuyan) biri var mı?” dedi. Bunun üzerine bizden bu hususta mahâretini bilmediğimiz biri kalkıp onunla gitti ve adama okuyuverdi. Adam iyileşti. Kendisine otuz koyun verdiler. Bize sütünden içirdi. Ona: “Yahu sen rukye bilir miydin?” dedik. “Hayır, ben sadece Fâtiha okuyarak rukye yaptım” dedi. Biz kendisine “Resûlullah aleyhisselâma sormadan (bu verdiklerine) dokunma!” dedik. Medine’ye gelince, vaziyeti arzettik. Resûlullah aleyhisselâm “Fâtiha’nın rukye olduğunu (tedavi maksadıyla okunacağını) sana kim söyledi?” dedikten sonra, “Verdikleri koyunları paylaşın, bana da bir hisse ayırın!” buyurdular.” (Buhari; Müslim; Ebu Davud; Tirmizi)

 

Sual: Bir hadis-i şerifte “Fâtiha suresi zehire şifadır” buyuruldu. Burada ki zehirden murad nedir?

Cevap: Bu gibi hallerde zâhirî mana verilir. Nitekim zehirli haşere tarafından ısırılan kimse üzerine Fâtiha suresinin okunacağı veya bir kâğıda sarılıp üzerine asılacağı İbni Abidin’de geçmektedir. Hadis-i şeriflerde, zehirlenen kimseye Fatiha suresinin okunması tavsiye buyurulmaktadır. Hazret-i Peygamber, hastalıklarda maddî ve manevî tedavilere müracaat ederdi. Hem ilaç ve benzeri maddî devaların kullanılmasını; hem de hastaya Kur’an-ı kerim okunup dua edilmesini tavsiye buyururdu.

 

Sual: Kur’an-ı kerimin hangi sûreleri öncelikle ezberlenmelidir?

Cevap: Kur’an-ı kerimden, namaz kerahatsiz sahih olacak kadar ezberlenmesi farz ve vâcibdir. Bu da Fâtiha ve iki sûredir. Sonra Yâsin, Mülk ve Amme surelerini, Âyetülkürsî, Âmenerresulü ile Haşr suresinin sonunu ezberlemelidir. Çünki bunlar hergün okunması mesnun olan sûre ve âyet-i kerimelerdir. Sonra İnşirah sûresindan aşağısını ezberlemek iyidir. Vâkıa, Kehf gibi sûreler de okunması faziletli sûrelerdendir.

 

Sual: Hatim okurken, vefat eden bir yakınımız için de hatim yapılmak istense ve belli cüzler dağıtılsa, bu okuyacağımız cüzü hem merhuma hem de kendi hatmimiz için iki niyetle okuyabilir miyiz?

Cevap: Kur’an-ı kerim, farklı kimselere bağışlamak niyetiyle okunabileceği gibi, okunup bir veya birkaç kişiye bağışlandıktan sonra, hatırlanan başkalarına da bağışlanabilir. Cüz de böyledir. Bir kabre gidip, Kur’an-ı erim okuyarak bağışladıktan sonra, başka bir kabre gidip aynı okuduklarını bağışlamak câizdir. Hatta sonradan aklına bir ölü gelse, bunun da ismini zikredip aynı okuduklarını buna da bağışlamak câizdir.

 

Sual: Harf-i cerr, kendisinden sonra gelen kelimeyi mecrûr yapar. Yani harekesini kesre okutur. “min” de harf-i cerdir. Ancak Âl-i İmrân suresi 4. âyet-i kerimesinin başında “min kablü” diye geçiyor. Bunun sebebi nedir?

Cevap: Bu bir istisnadır. Gramer simaîdir, yani dilbilgisi kaideleri işitme ile sabit olur. Bu şekilde kullanılınca, kaideye istisna getirilmiştir.

 

Sual: Kur’an-ı kerim okunduktan sonra, bütün Müslümanlar denince, hepsine aynı sevab gittiğine göre, falanca zata, filanca evliyaya diye isim zikretmenin faydası nedir?

Cevap: İsim söylenince bu felancanın size hediyesidir diye hususi bildirilir. Ölü ayrıca sevinir. Söylenmezse umumi olarak dağıtılır. Kimden geldiği söylenmez.

 

Sual: Kur’an-ı kerimi iyi bilmeyenlerin okumaması daha mı iyidir?

Cevap: Hadis-i şerifte, “Kur’ân-ı kerim için vekil tayin edilmiş bir melek vardır. Okuyan Arap olsun olmasın, doğru okuyamazsa o melek onu düzeltir ve doğru olarak yükseltir” buyuruluyor. Bu hadis-i şerif, Ramuz’da vardır.

 

Sual: Evde mukabele okunurken, yerde oturanlar da oluyor. Bunların elindeki Mushaflar, kanepede oturanların aşağısında kalıyor. Günah oluyor mu?

Cevap: Okuyanın kendi dizinin üzerinde ise, mahzuru yoktur.

 

Sual: Mezarlıklarda dolaşıp ücretle Yasin-i şerif okuyan yahud hazır okunmuş hatim satan hâfızlarla muamele câiz midir?

Cevap: Kur’an-ı kerim okumak üzere pazarlık yapılmaz, sevabı da satılmaz. Câiz değildir. Allah rızası için Kur’an-ı kerim okuyana, pazarlık etmeden hediye verilir. Kur’an-ı kerim öğretmek veya hastaya okumak için ücret almak câizdir.

 

Sual: Kur’an-ı kerim okunurken farkında olmadan sallanmak mahzurlu mudur?

Cevap: Huşu sebebiyle veya ahenkli okumak için Kur’an-ı kerim okurken sallanmak mahzurlu değildir. Namazda kasden ileri geri veya öne arkaya sallanmak, Yahudilere benzemek olduğundan mekruh görülmüştür.

 

Sual: Kur’an-ı kerimin mûciz ve îcâzlı olması ne demektir?

Cevap: Kur’an-ı kerim, az sözle çok şey anlatır. Nazm (şiir) gibi sanatlı ve secili düzülmüştür. Îcâzlı söze, mûciz denir.

 

Sual: Hazret-i Peygamber, mihrabiye, yani akşam ve yatsı namazından sonra cemaate sesli olarak Haşr suresinin son âyetlerini veya Âmenerresulüyü okumuş mudur?

Cevap: Bunların okunması hadis-i şeriflerle meşru olmuştur. Yüksek sesle birinin okuması da caizdir. Asr-ı saadette namaz kılınınca herkes dağılır, tesbih ve son sünneti evinde ifa ederdi.

 

Sual: Bazı kitapçılara gittiğimizde Kuran-ı kerimlerin belden aşağı koyulduğunu görüyoruz. Böyle yerlere gitmek uygun mudur?

Cevap: Kur’an-ı kerimi belden aşağı koymanın dinen bir mahzuru yoktur. Hürmeten riayet etmek ecdadımızın âdetidir. Okuyanın dizinden aşağı olması tenzihen mekruhtur. Câmiye, odaya girildiğinde, burada yerde Kur’an-ı kerim okuyanlar varsa, ayakta gezmenin de mahzuru yoktur. Yerde birisi yüksek sesle Kur’an-ı kerim okurken, ondan daha yüksekte oturmak veya ayakta durmak da câizdir. Nitekim câmilerde imam kıraat ederken, üst katlarda da cemaat olabilir.

 

Sual: Hatim yaparken, günlük okunan cüzler o gün hediye edilebilir mi? Yoksa hepsi bitince mi hediye edilmelidir?

Cevap: Hatim, baştan sona bir kimsenin Kur’an-ı kerimi okuması demektir. Bu şekilde farklı kimselerin cüz okuması ile hatim olmaz. Cüzlerin sevabı olur. Bu bakımdan herkes cüzünü okuduğu zaman dilediği yere bağışlayabilir. Hepsini bitirince birine vekâlet verip, onun bağışlaması âdet olmuştur.

 

Sual: Elifbanın abdestsiz tutulması câiz midir?

Cevap: Cünüb bile tutabilir. Zira Mushaf hükmünde değildir. Yalnızca mushafı veya içinde ayet-i kerimelerin fazla olduğu cüz ve tefsir gibi kitapları abdestsiz tutmak câiz değildir. Torba içinde veya bitişik olmayan havlu gibi bir şeyle tutmak câizdir.

 

Sual: Hatim duası yapılırken, okunan hatimler, hatm-i tehliller, cüzler, sureler, tesbihler, zikirleri ve bağışlanacak kişilerin isimlerini tek tek saymak gerekir mi?

Cevap: Hayır, okunmuş bulunan bilcümle Kur’an-ı kerim âyetleri, virdler ve zikirler, yapılan bütün hayır ve hasenatlar deyince, ki hepsi Allah’ a malumdur, bağışlanmış olur. Bağışlanacak kişilerin isimlerini saymadan bütün ölmüşlerimize deyince, hepsine gider. Okunurken kime niyet edilmişse, onlara da gider. İsim söylenince, bir meleğin bu sevapları ismi söylenenlere haber verdiği ve buna ayrıca sevindikleri rivayet olunduğu için, mümkün mertebe tek tek isim sayarak bağışlamak evlâdır.

 

Sual: Cildleri eskiyen Kur’an-ı kerimi ne yapmak lâzımdır?

Cevap: Ayak basmayan yere gömülür. Veya taş bağlayıp suya atılır. Mümkün olmazsa yakılır, külleri gömülür.

 

Sual: Ayak üzerinde bebek sallanırken Kur’an-ı kerim okunabilir mi?

Cevap: Şaşırmayacaksa yürürken, iş yaparken vs Kur’an-ı kerim okunabilir. Ayakları uzatmamak, Kur’an-ı kerim okumanın edeblerindendir.

 

Sual: Para alarak hatim okumak câiz midir?

Cevap: Baştan pazarlık etmeden verilen hediyeyi almak caizdir.

 

Sual: Bülûğ çağına gelmemiş çocuk, öğrenmek maksadıyla abdestsiz olarak mushafa dokunabilir mi?

Cevap: Bulûğa ermemiş çocukların, külfet olmaması için, abdestsiz mushafı tutması câiz görülmüştür.

 

Sual: Bir kimseye annesi “Sevabı bana bağışlanmak üzere ölümümden sonra her sene bir hatim okut!” diye vasiyet etse, ne lâzım gelir?

Cevap: Kur’an-ı kerim okumak için adam kiralamak caiz olmadığı, ancak okuyana okuduktan sonra teberru olarak hediye verildiği için, böyle bir vasiyete uymak lâzım değildir. Ancak hediye edilen hayır ve hasenattan ölü fayda görür. En güzeli vârisinin kendisinin okuması veya mümkünse ölüyü tanıyıp seven bir emin kimseye hatim okuması için ricada bulunması; bunun sonunda da o kimseye üçte iki altın liradan az olmayacak şekilde bir hediye vermesidir.

 

Sual: Âmenerresulüyü okurken, alel-kavmil kâfirîn dedikten sonra, alel kavmil-fâsıkîn, alel-kavmiz-zâlimîn diye devam etmek uygun olur mu?

Cevap: Tilâvette, aşir okurken âyet-i kerimeleri doğru mana ile olsa bile değiştirmek câiz değildir.

 

Sual: Muayyen haldeki kadının Euzu besmele çekmesi câiz midir?

Cevap: Muayyen haldeki bir hanım, Kur’an-ı kerim okuyamaz. Euzu besmele okuyabilir. Euzü âyet değildir. Dua âyetini de dua niyetiyle söyleyebilir.

 

Sual: Kur’an-ı kerim okuduktan sonra “sadakallahulazim” demenin hükmü nedir?

Cevap: “Allah doğru söyledi” mânâsına gelen bir sözdür. Söylemek iyi olur. Şer’î bir mecburiyet değildir.

 

Sual: Birine rabbenâ dualarını okurken besmele çekmeyen birine, “bunlar âyet değil, duadır” diyen bir kimsenin bu sözü küfre sebep olur mu?

Cevap: Âyet-i kerime kıraat ederken besmele değil, eûzü çekilir. Eûzüden sonra besmele de söylenebilir. Dua, vaaz, fetva, talim niyetiyle âyet okurken eûzü gerekmez. Rabbena âtinâ duası, zaten tam âyet değildir; âyet-i kerimenin bir cüzüdür. Rabbenağfirlî duası, tam bir âyettir. Böyle söyleyen kimsenin kastı “Bunlar hem âyettir, hem duadır; biz dua niyetiyle okuyoruz” olsa gerektir.

 

Sual: Mushaf ve dinî kitapları posta veya kargo şirketlerine vererek taşıtmak uygun mudur?

Cevap: Uygundur. Zira zarurettir.

 

Sual: Arapça, Osmanlıca dinî kitapların içinde âyet-i kerimeler bulunsa, belden aşağı tutulabilir mi?

Cevap: “Belden aşağı tutulamaz” diye bir fıkhî hüküm yoktur. Âdete göre mümkün mertebe hürmet etmelidir.

 

Sual: Başımızı koyduğumuz, sırtımıza koyup yaslandığımız, ayakla basılan bir yastık üzerine Kuran-ı kerim koymak caiz mi?

Cevap: Evet.

 

Sual: İçinde Kuran-ı kerim bulunan dolap üzerine başka eşya konabilir mi?

Cevap: Evet. Mushaf-ı şerifin üzerine başka bir eşya, kitap koymak mekruhtur. Ancak mushafın üzerine, başka bir mushaf konabilir.

 

Sual: İslâm harfleriyle yazılmış bir kitap içinde âyet-i kerime de varsa, imha edilmek istense geri dönüşüm için toplanan kâğıtların içine atılabilir mi?

Cevap: Evet. Âyet-i kerimeler çoksa (tefsir gibi), eskidiği için imha etmek gerekiyorsa, Mushaf gibi, ayak basılmayan bir yere gömmek veya yakıp külünü gömmek yahut taş bağlayıp denize atmalıdır.

 

Sual: Bir âyet-i kerimeyi şu kadar okumanın tavsiye edildiği hallerde, her seferinde besmele çekilir mi?

Cevap: Aynı veya başka âyet-i kerimeler peşpeşe kaç defa okunursa okunsun, başta Euzü bir kere çekilir. Arada konuşmadıkça, tekrar euzü çekilmez. Besmele zaten sûrelerin başında çekilir. Eûzü ile besmeleyi söylemek de iyidir.

 

Sual: Kur’an-ı kerim okurken, mim durağında durulmadığı zaman ne lâzım gelir?

Cevap: Mim durağı ekseriya mananın bozulmaması için konulmuştur. Arapça bilen, mananın bozulup bozulmadığını anlar. Avam anlayamaz. Mim durağında durmaya dikkat etmelidir. Sehven durulmamışsa da bir şey lazım gelmez. Zira kıraatin çeşitli vecihleri (çeşitleri) vardır.

 

Sual: Mevlidlerde Allah rızası için Kur’an-ı kerim okuyan kişinin para alması caiz midir?

Cevap: Baştan bu iş için pazarlık yapmamak kaydıyla caizdir.

 

Sual: El darlığından kurtulmak için hangi duaları okumalıdır?

Cevap: Vâkıa Suresi.

 

Sual: Radyo ve CD’de okunan ezan ve Kur’an-ı kerimi dinlemek ve hürmet lâzım mıdır?

Cevap: Kur’an-ı kerim okunduğu zaman dinlemek farz-ı kifâye; ezana icabet ise sünnettir. Ancak radyo, CD gibi mekanik seslerden gelen ezan ve kıraati dinlemek farz veya sünnet mükellefiyeti yüklemediği halde, benzeri olduğu için hürmet lâzımdır.

 

Sual: Ulema dârülharbe mushaf götürmeyi uygun bulmamışlar. Almanya’da yaşayan ve bu mezheblere mensup müslümanlar nasıl hareket eder?

Cevap: Şir’atü’l-İslâm’da bu hükmün illeti  bildiriliyor: Çok kere istihfaf ve hakarete maruz kalır” diyor. Şu halde, eğer böyle bir hafife alma ve hakaret yoksa, götürmek caiz olur. Bugün müslümanların ekseriyette yaşadığı yerlerin hemen hepsi dârülharbdir.

 

Sual: Arkadaşlarıyla Kuran-ı kerim cüzleri paylaşan, ama okumayı va’dettiği cüzü okumayan kimse ne yapmalıdır?

Cevap: Okumayı va’dettiğini okumalıdır. Okumamışsa sonradan okuyabilir veya okutabilir. Okumayana da yapacak bir şey yoktur. Bunda hatim değil, cüz sevabı ölüye bağışlanmaktadır. Okumayan kimse, sevabdan mahrum kalır. Va’dinde özürsüz durmamak da ayrı bir kabahattir.

 

Sual: Tecvidli şekilde, yani okunduğu şekilde yazılan veya tecvidli okunacak yerlere mim gibi işaret konulan mushaftan okumak caiz midir?

Cevap: Evet.

 

Sual: Bana tavsiye edebileceğiniz Kur’an-ı kerim meâli var mıdır?

Cevap: Bir kimsenin ilmi muktesebatını bilmeden kitap tavsiye edilemez. İlmihalini iyi öğrenen biri, tefsir okuyabilir ise de piyasadaki bildiğimiz meal ve tesirlerin çoğu itikadî veya ilmî cihetlerden tavsiyeye şâyân değildir. Arabî ilimleri bilmeden tefsir ve hele meâl okumak faydadan çok zarar getirir. Meâllerden din öğrenilmez. Türkçe tefsirlerden Mevâkib ve Tibyan, ehvendir.

 

Sual: 3 ay önce annemi kaybettim. Sık sık rüyama gelirdi. Ama geçenlerde rüyamda benden bir ilacını bulmamı istiyordu; ama ben üşengeçlikten erteliyordum. Halbuki hastalığı sırasında böyle bir şey hiç yapmadım. Bu neye delâlet eder?

Cevap: Ziyaret etmeli, ruhuna okumalı ve sadaka vermelidir.

 

Sual: Kur’an-ı kerim olan odada yatmak caiz midir?

Cevap: Caizdir. Meşhur menkıbede Osman Gazi hürmeten yatmamıştır.

 

 

Sual: Videoda veya teypte ya da gerçekte kadınların Kur’an okumasını yabancı erkeklerin dinlemesi caiz midir?

Cevap: Hayır.

 

Sual: Kur’an-ı kerimde 114 sureden sadece 9. sure olan Tevbe suresine besmele ile başlanmıyor. Bunun sebebi nedir?

Cevap: Âlimlere göre bu sure, Enfâl suresinin devamı mahiyetindedir. Neml suresinde geçen besmele, hükmen bunun besmelesi sayılır.

 

Sual: Kur’an-ı Kerimi okurken ağlamak caiz midir?

Cevap: Kur’an-ı Kerim okurken Allah korkusundan ağlamak caiz ve makbuldür.

 

Sual: Teganni ile harflerin yeri ve kelimeler değiştirilerek Kur’an-ı kerim okuyan hâfıza ve şarkı söyleyen kadına ne güzel okudun diyenin imanı gider diyor. Halbuki bir kimse günahı hoş bulmasa işlemez. Bunu nasıl anlamalıdır?

Cevap: Buradaki beğenmek, nefsin beğenmesi değil; aklın beğenmesidir ki şer’î hükmü inkâr veya tahkir demektir.

 

Sual: Hafızlık çalışan bir kız hayızlı iken mp3‘den Kur’an-ı kerim dinleyebilir mi? Bu mp3’e dokunabilir mi?

Cevap: Dinleyebilir. Tam âyeti okuyarak tekrar etmesi câiz olmaz. Bu halde tutabilir. Mushafı elini sürmeden göz ile takip edebilir, ama hafif sesle okuyamaz.

 

Sual: Bir kitapta hem Kur’an-ı kerim metni, hem de tefsir olsa, abdestsiz tutulabilir mi?

Cevap: Abdestsiz tutulamaz.

 

Sual: 10 kişi bir araya gelip cüz paylaşsalar, bu hatim sayılmaz mı?

Cevap: Kur’an-ı kerimin cüzlerini paylaşıp okumak hatim sayılmaz. Ayrı bir kıraat sevabı hasıl eder. Hatim, bir kişinin Kur’an-ı kerimi mushaftaki sıraya göre okumasını ifade eder.

 

Sual: Hayızlı kadının âyetülkürsiyi dua niyetine okuması caiz midir?

Cevap: Hayır. Âyetülkürsi dua değildir.

 

Sual: Kur’an istiharesi ne demektir?

Cevap: Bir işe karar vermeden evvel Kur’an-ı kerimi rastgele açıp okumaya başlar ve bu ibarelerden mana çıkararak kendi işine tabir eder. Ona göre işi yapar veya yapmaz. Buna tefe’ül denir. Ancak bunun ehli olmak lazımdır.

 

Sual: Mısırlı Hafız Abdüssamed’i dinlemekte teganni cihetinden bir beis var mıdır?

Cevap: Yoktur. Ancak Abdüssamed, kıraati ilim ehli tarafından makbul tutulmuyor. Halil Husarî makbul ve muteberdir.

 

Sual: Ayet-i kerimeleri  ve hadis-i şerifleri İslam harfleri ile veya Latin harfleri ile abdestsiz olarak yazmak, okumak ve tutmak caiz midir?

Cevap: Kur’an-ı kerimi (mushafı), âyet-i kerimelere abdestsiz tutmak caiz değildir; yazmak böyle değildir. Bir kitabın mushaf hükmünde olması için, içindekilerin çoğunun âyet-i kerime olması icab eder. Sadece mushafa, Amme cüzüne ve tefsir kitaplarına abdestsiz dokunulmaz. Bunun dışında içinde âyet-i kerime yazılı olsa bile her çeşit kitabı abdestsiz tutmak caizdir. Sadece İslam harflerle yazılmış âyet-i kerimelere abdestsiz dokunmak da uygun değildir.

 

Sual: İslam harflerini ve Latin harflerini birbiri ile karıştırarak yazmak uygun mudur?

Cevap: İslam harfleriyle Latin harflerini birbirine karıştırmak caizdir. Âyet-i kerimeleri, İslam harfleriyle yazıp, bunu Latin harfleri arasına yazmak uygun değildir.

 

Sual: Bazıları birbirine karışmayan deniz resmini göndererek, altına Rahman suresinin bu mealdeki ayet-i kerimesini yazıyor. Kur’an-ı Kerim âyetlerine kafadan mana vermek caiz olmadığına göre, böyle yapmak münasip düşer mi?

Cevap: Caizdir. Bu, Kur’an-ı kerime kafadan mânâ vermek demek değildir. İlimsiz tefsir yapmak câiz değildir. Ancak Arapça bilen biri, Kur’an-ı kerimin pek çok âyetini anlar. Kur’an-ı kerimin en makbul kıraati, anlayarak okumaktır. Mana vermek, hele hüküm çıkarmak ayrıdır.

 

Sual: Biri bana 10 lira verse, dedem için Kur’an-ı Kerim okumamı istese, bu para caiz olur mu?

Cevap: Şart edilmediği için, hediyedir. Caizdir. Sonra vermek daha iyidir.

 

Sual: Kur’an-ı kerimde Arapça olmayan kelimler var mıdır?

Cevap: Kur’an-ı kerimde 100 kadar kelime başka dillerden Arapça’ya girmiş kelimelerdir. Kalem, siccin, salsal gibi. Bunlar artık Arapça’dır. Kur’an-ı kerimin Arapça kelâm olması hükmüne halel vermez.

 

Sual: Hastaya okuyan birinin para istemesi veya alması caiz midir?

Cevap: Bu ikiye şart koşmadan hediye vermek caizdir. Baştan şart koşmak veya sonra okuduğu kişiden para veya hediye istemek caiz olmaz.

 

Sual: Sureleri Kuran-ı Kerimdeki sırasına göre okumak lazım ise, niçin 3 İhlas 1 Fatiha deniyor?

Cevap: Burada Fâtiha dua olarak okunuyor.

 

Sual: Taha suresi 114. âyetinde geçen duayı euzu okumadan dua niyetiyle söyleyebilir miyiz?

Cevap: Dua olarak okunursa euzü lâzım değildir.

 

Sual: Taha suresinde “Ve kul rabbi zidni ilmen” diye geçiyor. Ama dua kitaplarında “Rabbi zidni ilmen ve fehmen”  diyor. Kur’an-ı Kerimde tavsiye edilen bu duayı değiştirmek caiz midir?

Cevap: Hadis-i şerifte böyle geçtiği için mahzuru yoktur.

 

Sual: Teknolojinin gelişmesine, Kur’an-ı Kerim’in her yerde ulaşılır olmasına rağmen, hâfızlık neden hala kıymetlidir?

Cevap: Kur’an-ı kerim insan sesiyle okunmalıdır. Canlı sesiyle değil ise, Kur’an-ı kerim sayılmaz. Ayrıca hadis-i şeriflerde, Kur’an-ı kerimi ezberlemenin, çok makbul ve sevablı bir iş olduğu beyan edilir.

 

Sual: Bir hanım hoca hayızlı iken, sadece harfleri telaffuz ederek ve dokunarak elifba öğretebilir mi?

Cevap: Öğretebilir. Âyet- kerime okuyamaz; mushaf-ı şerife dokunamaz.

 

Sual: Mushaf almak istiyorum. Hangisini tavsiye edersiniz?

Cevap: Kolay okunan ve içinde latin harfleri bulunmayanı tercih etmelidir. Kadırgalı hattı hoştur. Şimdikilerde Hafız Mehmed Özçay hattı güzeldir.

 

Sual: Kur’an-ı Kerime ortadan başlayarak mesela 10. cüzden başlayıp bitirip tekrar baştan 10. cüze gelince 1 hatim yapılmış sayılır mı?

Cevap: Hayır. Baştan başlayıp sonuna kadar atlamadan sırayla okumak icab eder.

 

 

Sual: Sure veya âyet meali okurken Euzü veya Besmele gerekir mi?

Cevap: Gerekmez.

 

Sual: Rahat bir ölüm ve kabir azabı çekmemek için hangi surenin okunması tavsiye edilir?

Cevap: Ölmek üzere olan hastanın rahatça can verebilmesi için Ra’d Suresi okunur. Kabir azabı çekmemek için geceleri Mülk Suresi okunur. Yasin-i Şerif ne niyetle okunursa ona fayda eder. Ölüm hastalığında İhlâs Suresi okuyanlara kabir suali olmaz.

 

 

Sual: Kur’an-ı kerimin Arapça metninin olmadığı sadece meali ve tefsirinden müteşekkil bir kitap abdestsiz tutulup okunabilir mi?

Cevap: Evet

 

Sual: Kur’an-ı Kerime ortadan başlayarak mesela 10. cüzden başlayıp bitirip tekrar baştan 10. cüze gelince 1 hatim yapılmış sayılır mı?

Cevap: Hayır. Baştan başlayıp sonuna kadar atlamadan sırayla okumak icab eder.

 

Sual: Tecvid kâideleri Kur’an-ı kerim kıraatine mi mahsustur? Yoksa ezan ve dualarda da tecvide riayet lazım mıdır?

Cevap: Karabaş tecvidinin başında tecvidin Kur’an-ı kerim kıraatine mahsus olduğunu beyan ediyor. Hadis-i şeriflerin ve dua ile Arabî ibarelere de şâmil olduğunu söyleyenler varsa da, sahih olan Kur’an-ı kerim kıraatine mahsus olduğudur. Nitekim Kur’an-ı kerimi tertil üzere okuyunuz emr-i şerifi, tecvid ile okunmasına hamlolunmuştur.

 

Sual: Muayyen bir kısmı okunmuş hatim, yıllar sonra ya da aynı yıl içerisinde tamamlanırsa kabul olur mu?

Cevap: Kabul olur. Hatime başlandığı zaman bitirilmesi için muayyen bir zaman yoktur. Ancak sıralı okunmak şarttır.

 

Sual: Esteizü Billah ne demektir?

Cevap: Şeytanın şerrinden Allah’a sığınmak isterim demektir. Eûzü billah ile hemen hemen aynı manadadır. Kur’an-ı Kerim okurken arada konuştuktan sonra bu kelimeyi söyleyip devam etmekte mahzur yoktur. “Kur’an okuduğunuz zaman şeytandan Allah’a sığının” meâlindeki âyet-i kerimenin şumülüne girer.

 

Sual: Kur’an-ı Kerimin makamla okunması caiz midir?

Cevap: Harflerin mahreçlerini ve kelimeleri değiştirmemek şartıyla Kur’an-ı Kerimi ve ezanı ahenkle okumak, makamlı okumak müstehabdır.

 

Sual: Mushafta kaldığımız yeri tayin için ayraç kullanmak caiz mi?

Cevap: Üzerinde canlı resmi ve latin harfi olmamak şartıyla evet.

 

Sual: Şu an basılan mushafların son sayfalarında basım yeri, tarihi vs. gibi şeyler Latin harfleriyle yazılıyor. Bu sayfaları koparmak lazım mıdır?

Cevap: Daksil gibi bir şeyle silmelidir. Mushafa Latin harfleriyle hiçbir şey yazmamak lâzımdır.

 

Sual: Kâfire şifa için Kur’an-ı kerim okunur mu?

Cevap: Okunur. Nitekim eshab-ı kiramdan bir zat şifa için müşrik bir kabile reisine fatiha okudu. Hasta iyileşti ve okuduğu sure için va’dettiği koyunu verdi. Resulullah aleyhisselam her ikisini de tasvib etti.

 

Sual: Kur’an-ı kerim okurken ezan okunursa ne yapmak lazımdır?

Cevap: Kur’an-ı kerim okurken veya kitap okunurken sünnete uygun ezan okunursa, tilaveti bırakıp ezan dinlemek, sonra devam etmek münasiptir. Dinlemeyip devam etmek de caizdir; sünnete muvafık değildir. İcabet, camiye giderek olur. Gidemeyecek vaziyette olan, ezanı dinleyerek icabet eder.

 

Sual: Kur’an okurken âyetler arasında durup nefes almak gerekiyor mu, yoksa hızlıca nefes bitene kadar okumaya devam edebilir miyiz?

Cevap: Âyet sonunda durmayı icab ettiren işareti yoksa durmak mecburi değildir.

 

Sual: Kur’an-ı kerim kursunda ders verilirken, tahtada ders anlatırken, talebelerin arasında gezinirken  ister istemez mushaflar, hocanın belinden aşağıda kalıyor. Bunun bir mahzuru var mıdır?

Cevap: Eskiden talebeler ve hoca yerde otururdu. Esasen mushafın belden aşağı kalmasının bir mahzuru yoktur. Mushafa hürmet şarttır; ama bunun bir kaidesi yok; örfe göre değişir. Nitekim eshab-ı kiram zamanında ne kütüphane, ne raf, ne de dolap vardı; ama hürmette onların önüne kimse geçemez. Mesela abdestsiz tutmak, yere atmak, üzerine basmak, üstüne başka eşya koymak, birine verirken fırlatmak, şarkı çalgı esnasında okumak hürmetsizliktir. Bir kimse yere oturup okurken, mushaf dizlerden yukarıda olmalıdır. Mushafı ayağa kalkarak birine vermelidir. Okurken bir işi çıktıysa, açık bırakmamalıdır.

 

Sual: Namazda zammı sureleri Kur’an-ı kerimdeki sırasına göre okumanın hükmü nedir?

Cevap: Namaz içinde ve dışında âyetleri mushaftaki sırasına göre okumak sünnet;  hilâfı mekruhtur.

 

Sual: Bir kitapta ara ara âyet bulunsa, bu kitabı okumak için abdest almak gerekir mi?

Cevap: Mushaf veya tefsir değilse, okumak ve tutmak için abdest gerekmez. Ancak orjinal yazılmış ise âyetlerin kendisine dokunmamalı

 

Sual: Tevafuklu Kur’an çalışmasının bir kıymeti var mıdır?

Cevap: Selef-i sâlihînden kimsenin yapmadığı ve yapılmasına kıymet atfetmediği bir şey dinen kıymetsizdir. Mucize, yalnızca peygamberden sâdır olur.

 

Sual: Kur’an-ı Kerim’de en çok adı geçen peygamber hangisidir?

Cevap: İbrahim aleyhisselâm. Aynı zamanda en çok geçen isim de budur.

 

Sual: Kur’an-ı Kerim’de doğrudan adı geçen sahabi var mıdır?

Cevap: Zeyd bin Hârise “radıyallahu anh”.

 

Sual: Âhirete göç etmiş yakınım için câmiye Kur’an-ı kerim cüzleri bırakmak istiyorum. İçine duaya vesile olması için yakınımın ismini yazmam uygun mudur?

Cevap: İslâm harfleri ile yazmak caiz olur.

 

Sual: Kur’an-ı kerimde kaç âyet-i kerime vardır?

Cevap: 6236 âyet-i kerime vardır. 6666 sözü meşhurdur. Bu, bazı âyetlerin birden fazla sayılması hakkındaki rivayetler sebebiyledir.

 

Sual: Kur’an-ı kerim okunan yere birisi girip selam verse ne lazım gelir?

Cevap: Vermemeli ise de, verilmişse dinleyen selamı alıp dinlemeye devam eder.

 

Sual: Cünüpken, ölüye ihlas ve fatiha okunabilir mi? Mezarlık ziyaret edilebilir mi?

Cevap: Cünübün Kur’an okuması caiz değildir. Tesbih çekebilir. Mezarlık ve türbe ziyareti caizdir.

 

Sual: Bir kadın hayızlı iken içinden, yani zihninden ezberini tekrar edebilir mi?

Cevap: Hayızlı iken kıraat veya mushafa dokunmak caiz değildir. Bahsettiğiniz, kıraat değildir.

 

Sual: Evde gece tek başınayken sesli Kuran okumak mahzurlu mudur?

Cevap: Niye mahzurlu olsun?

 

Sual: Hayzı bitti sanıp Kur’an okuyan kişi hatim çıkarıyorsa hayzının bitmediğini anlarsa okuduklarını tekrar mı okuması lazım mıdır?

Cevap: Hayır, kasdî olmadığı için hatimden sayılır.

 

Sual: Kur’an-ı kerim okurken Lamelif durağında durmak kati olarak caiz değil midir?

Cevap: Durulmaz; durulsa da günah olmaz. Secavend ve tecvid kaidesidir.

 

Sual: Kur’an-ı kerim okurken secde ayetlerinde tilavet secdesi yaptıktan sonra tekrar euzu besmele ile mi devam edilir?

Cevap: Evet. Şart da değildir, zira kıraata münafi bir iş yapılmamıştır. Dünya kelamı ve işi yapılırsa, tekrar söylemek sünnettir.

 

Sual: Celâleyn tefsiri mushaf hükmünde midir?

Cevap: Tefsirler abdestsiz tutmanın caiz olmamasında mushaf gibidir.

 

Sual: Kur’an-ı Kerim’i güzel okuma yarışması hakkında ne düşüyorsunuz?

Cevap: Dini, hele Kur’an-ı kerimi, fâsıkların şiarı olan yarışmalara benzetmek hoş değil. Arada müzik olması da ayrı bir mahzur teşkil ediyor.

 

Sual: Bir kimse hatim okusa, kadir gecesine bitirmeyi adasa, bitiremese, bu gece indirip, sonra tamamlasa olur mu?

Cevap: Olmaz. Bitirince indirilir. Adak da sahih olmaz.

 

Sual: Bazı hocalar şu ayeti şu kadar okursanız şu kadar sevap, bu sureyi şu kadar okuyana şu faydası var diye anlatıyorlar. Bunlar bid’at veya hurafe midir?
Cevap: Kur’an-ı kerimin her harfi şifadır, berekettir; bırakın okusunlar.

 

Kıraat Dersleri Videolarını Seyretmek İçin Tıklayınız.

Tavsiye Yazı –> Tecvid Kaideleri

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler