Fıkıh âlimleri 7 tabakadır. Reddü’l-muhtar ve Mecmua-i Zühdiyye’nin kitaplarının önsözleriyle Şeyhülislam Kemal Paşazade’nin, Vakfunniyyat kitabında bu 7 derece şöyle anlatılıyor:

1— İslamiyette mutlak müctehid olan alimlerdir. Bunlar edille-i erbaadan (4 delilden) hüküm çıkarmak için, usûl ve kaideler kurmuşlar ve koydukları esaslara göre, ahkâm çıkarmışlardır. Dört mezhep imamı bunlardandır.

2— Mezhepte müctehidlerdir. Bunlar, mezhep reisinin koyduğu kaidelere uyarak, dört delilden ahkâm çıkaran imam-ı Ebû Yusuf ve Muhammed ve benzerleridir. [Bunlara da mezhepte mutlak müctehid denildiği (Mîzan-ül-Kübrâ)da sh. 17’de yazılıdır.]

3— Meselelerde müctehid olanlardır. Bunlar, mezhep reisinin bildirmediği meseleler için, mezhebin usûl ve kaidelerine göre ahkâm çıkarırlarsa da, imama uygun çıkarmaları şarttır. Tahavi (238-321 Mısır’dadır), Hassaf Ahmed bin Ömer (261 Bağdat’ta), Abdullah bin Hüseyin Kerhi (340), Şemsü’l-eimme Halvani (456 Buhara’da), Şemsü’l-eimme Serahsi (483), Fahrül İslam Ali bin Muhammed Pezdevi (400-482 Semerkant’ta), Kadıhan Hasan bin Mensur Fergani (592) ve benzerleri gibi.

4— Ashâb-ı tahric, ictihad derecesinde olmayıp, müctehidlerin çıkardığı, kısa, kapalı bir hükmü açıklayan alimlerdir. Ahmed bin Ali bin Ebû Bekr Razi bunlardandır. Cessas ismi ile maruftur. 370’de vefat etmiştir.

5— Erbâb-ı tercih, müctehidlerden gelen birkaç rivayet arasından birini tercih ederler. Ebül Hasan Kuduri (362-428 Bağdat’tadır), Hidaye sahibi Burhaneddin Ali Mergınani (593 [m. 1198] de, Buhara katliamında, Cengiz askeri şehit etti) gibi.

6— Mukallidler olup bir mesele hakkında gelen çeşitli haberleri, kuvvetlerine göre sıralayıp yazmışlardır. Kitaplarında reddedilen rivayetler yoktur. Kenzü’d-dekaık sahibi Ebülberekat Abdullah bin Ahmed Nesefi (710) ve Muhtar sahibi Abdullah bin Mahmud Musuli (683) ve Vikaye sahibi Burhanüşşeria Mahmud bin Sadrüşşeria Ubeydullah (673) ve Mecmaul-bahreyn sahibi İbnüssaati Ahmed bin Ali Bağdâdî (694) bunlardandır.

7— Zayıf haberleri, kuvvetlilerinden ayıramayan mukallidlerdir. (Bunlar okuduklarını iyi anladıkları ve anlamayan mukallidlere açıkladıkları için, fıkıh âlimlerinden sayılmışlardır). [Tahtavi ve İbni Âbidin’in ve Dürrü’l-muhtar sâhibinin bunlardan olduğu, Mecmua-i Zühdiyye’de yazılıdır.]

Altıncı tabakadan âlimler kıyamete kadar bulunacaklar, hakkı batıldan ayıracaklardır. “Ümmetimden hak üzere olan âlimler, Kıyamete kadar bulunacaktır” hadis-i şerifi, bunu haber vermektedir.

Müftînin (fetva veren kişinin) fetvâ verirken her bakımdan basîretli, dikkatli olması için, kavli ile fetvâ verdiği âlimin, sâdece ismini ve nisbetini bilmekle iktifâ etmeyip, ilimdeki tabakasını, derecesini ve diğer hâllerini de bilmesi lâzımdır.

Kaynak: Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye

 

Tavsiye Yazı –> Osmanlı Hukuk Sistemi Caydırıcı Değil Miydi?

Tavsiye Yazı –> Fıkıh Usulüne Dair Sualler

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler