Haram yoldan kazanılan mal, mülk olmaz. Kullanması haram olur. Helal malı, ihtiyaçtan fazla toplamak mekruhtur. Zekatını vermezse, azâba sebep olur. Hadis-i şerifte, (Altına ve gümüşe köle olana lanet olsun!) buyuruldu. Köle, daima efendisinin kalbini kazanmayı düşünür. Dünya malı peşinde koşmak, nefsinin şehvetleri [arzuları] peşinden koşmaktan daha fenadır. Mal, para peşinde koşmak, Allahü teâlânın emirlerini unutturursa, dünya muhabbeti denir. Allah zikri [düşüncesi] bulunmayan kalbe şeytan yerleşir. Şeytanın en büyük hilesi, insana hayırlı işler yaptırarak kendisini salih, iyi zannettirmesidir. Böyle kimse, kendisinin kulu olur. Hadis-i şerifte, (Geçen ümmetlerin her birine fitneler verildi. Benim ümmetimin fitnesi, mal, para toplamak olacaktır) buyuruldu. Dünyalık peşine düşerek, ahireti unutacaklardır.

Hadis-i şerifte, (Allahü teâlâ, insanları yaratırken, ecellerini, ömürlerini ve rızklarını takdir etmiştir) buyuruldu. İnsanın rızkı değişmez, azalmaz ve çoğalmaz ve zamanından geri kalmaz. İnsan, rızkını aradığı gibi, rızk da, sahibini arar. Çok fakirler vardır ki zenginlerden daha iyi, daha mesut yaşar. Allahü teâlâ kendisinden korkanlara, dinine sarılanlara, ummadıkları yerden rızk gönderir. Hadis-i kudside, (Ey dünya! Bana hizmet edene hizmetçi ol! Sana hizmet edene güçlük göster!) buyuruldu. Bir hadis-i şerifte, (Ya Rabbi! Beni sevenlere, hayırlı mal ver. Bana düşmanlık edenlere, çok mal ve çok evlat ver!) buyuruldu. Bir yahudi öldü. Bir köşk ile iki oğlu kaldı. Köşkü taksimde anlaşamadılar. Duvardan bir ses geldi. Benim için birbirinize düşman olmayınız. Ben bir padişah idim. Çok yaşadım. Mezarda 130 sene kaldım. Sonra, toprağımla çanak çömlek yaptılar. 40 sene evlerde kullandılar. Kırıldım. Sokağa atıldım. Sonra, benimle kerpiç yaptılar. Bu duvarın inşasında kullandılar. Birbirinizle dövüşmeyiniz. Siz de, benim gibi olacaksınız, dedi.

Hasan Çelebi, Mevakıf kitabının haşiyesinde diyor ki Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin hasta oldular. Hazret-i Ali ve hazret-i Fâtıma ve hizmetçileri kız, çocuklar iyi olursa, üç gün oruç tutacaklarını adadılar. İyi oldular. İftarda yiyecekleri yoktu. Bir yahudiden üç sa’ arpa ödünç aldılar. Hazret-i Fâtıma, bir sa’ arpayı un yaptı. Bununla beş ekmek pişirdi. Bir fakir gelip, (Bana bir yiyecek veriniz) dedi. Ekmekleri buna verip, aç yattılar. Ertesi gün, bir yetim geldi. Bunları da ona verip, yine aç yattılar. Üçüncü gün de, bir esir gelip yiyecek istedi. Bunları da, ona verdiler. Allahü teâlâ, Resûlullaha âyet-i kerime göndererek, bunların nezirlerini ve isarlarını medh ve sena buyurdu. Rızkı [yani parayı, malı] zaruret miktarı bulundurup, fazlasını dağıtmaya zühd denir.

[Bir kimsenin hakkını geri vermek, ona olan borcu ödemek, adalet yapmak olur. Hakkından fazlasını vermek, ihsan etmek olur. Rızkının, yani muhtaç olduğu malın hepsini başkasına vermek, isar olur.]

Zahid olan âlimin iki rekat namazı, zahid olmayanın ömr boyunca kıldığı namazdan hayırlıdır. Ashâb-ı kiramdan bazıları, tabiinden bazılarına, siz Resûlullahın Ashâbından daha çok amel [ibadet] yapıyorsunuz. Fakat, onların zühtleri sizden çok olduğu için, sizden daha hayırlı idiler, demişlerdir. Dünya muhabbeti, yani dünyaya düşkün olmak demek, nefsin arzularını, tatlı gelen şeyleri ve bunlara kavuşmanın sebebi olan parayı, haram yollardan aramak demektir. Dünyaya düşkün olmak, hayal peşinde koşmaktır. Çünkü, dünya lezzetlerinin zararları, faydalarından daha çoktur. Elde kalmaz, çabuk giderler. Bunlara kavuşmak ise, çok güçtür. Faydası hiç olmayanlara lab, yani oyun ve lehv, yani eğlence denir.

[İnsanı ölmekten, bir uzvunu yok olmaktan ve şiddetli ağrıdan kurtaracak şeye zaruret denir. Ruhi ve bedeni rahatlığı için ve sadaka vermek, hayrat ve Hasenât yapmak, zekat, hac, kurban, ödünç vermek için lazım olan şeylere ihtiyaç denir. İhtiyaçdan fazla olup tatlı gelen, hoşa giden şeylere ziynet denir. İhtiyaçdan fazla olan malı, tekebbür için, gösteriş için kullanmak, ziynet olmaz, haram olur. Zaruret miktarında kazanmak için çalışmak farzdır. İhtiyaç miktarında kazanmak, sünnettir. Buna kanaat denir. Ziynet olan şeyleri kazanmak, mubahtır. İhtiyaç ve ziynet eşyasını İslamiyete uygun olarak kazanmak ibadet olur. Bunları kazanmak için, İslamiyetin dışına çıkmak, haram olur. Böyle ele geçirilenler, dünyalık olur. Ahkâm-ı İslâmiyye, Allahü teâlânın emirleri ve yasakları demektir.]

Hadis-i şerifte, (Dünyalık olan şeyler, mel’undur. Allah için olan şeyler, Allahü teâlânın razı olduğu şeyler, mel’un değildir) buyuruldu. Dünyalık olan şeylerin, Allahü teâlâ indinde hiç kıymeti yoktur. Ahkâm-ı İslamiyeye uyarak kazanılan ve kullanılan rızk, dünyalık olmaz. Dünya nimeti olur. Dünya nimetlerinin en kıymetlisi, saliha olan kadındır. İmanı olan ve İslamiyete uyan kimseye salih [iyi insan] denir. Saliha kadın, zevcini haram işlemekten korur. Hasenât ve ibadet yapmasına yardımcı olur. Saliha olmayan kadın, zararlı olur. Dünyalık olur. Hadis-i şerifte, (Dünya nimetlerinden bana, kadınlarım ve güzel koku sevdirildi) buyuruldu. Hadis-i şerifte, (Dünyalık olan şeylerin Allah indinde sivri sinek kanadı kadar kıymeti olsaydı, kâfire bir yudum su vermezdi) buyuruldu. Kâfirlere, dünyalığı çok vererek, onları felakete sürüklemektedir. Hadis-i şerifte, (Müminin Allah indinde kıymeti, topladığı dünyalık kadar azalır) ve (Dünya sevgisi arttıkça, ahirete olan zararı da artar. Ahiret sevgisi arttıkça, dünyanın ona zararı azalır) buyuruldu.

Hazret-i Ali diyor ki dünya ile ahiret, şark ile garb gibidir. Birine yaklaşan, diğerinden uzaklaşır. Hadis-i şerifte, (Dünyalık peşinde koşmak, su üzerinde yürümeye benzer. Bunun ayaklarının ıslanmaması mümkün midir? İslamiyete uymaya mâni olan şeylere dünya denir) ve (Allahü teâlâ bir kulunu severse, onu dünyada zahid ve ahirete ragıb yapar. Ayıblarını ona bildirir) ve (Dünyada zahid olanı, Allah sever. İnsanlarda bulunanlarda zahid olanı insanlar sever) ve (Dünyalık arayanın buna kavuşması güçtür. Ahireti arayanın buna kavuşması kolaydır) ve (Dünyalığa düşkün olmak, hataların başıdır) buyuruldu. Yani her türlü hataya, günaha sebep olur. Dünya peşinde koşan kimse, şüpheli şeylere, sonra mekruhlara, sonra haramlara, hatta küfre dalar. Geçmiş ümmetlerin, Peygamberlerine inanmamalarına sebep, dünyaya düşkün olmaları idi. Dünya muhabbeti, şaraba benzer. Bundan içen, ancak ölüm zamanında ayılır.

Musa aleyhisselâm, Tur dağına giderken, birinin çok ağladığını gördü. Ya Rabbi! Kulun, senin korkundan ağlıyor dedi. Kan ağlasa dahi, onu affetmem. Çünkü o, dünyaya düşkündür, buyurdu. Hadis-i şerifte, (Dünyayı helaldan kazanana, ahirette hesap vardır. Haramdan kazanana, azap vardır) ve (Allahü teâlâ, bir kulunu sevmezse, malını haramlara sarf ettirir) buyuruldu. Tekebbür için bina yapmak böyledir. Bir hadis-i şerifte, (Bir kimse, helal para ile bina yaparsa, insanlar, bundan faydalandiği müddetce, kendisine sevap verilir) buyuruldu. Rutubetten kurtulmak, temiz hava almak niyeti ile yüksek bina yapmak caizdir. Tekebbür için, övünmek için, yüksek bina yapmak haramdır. İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe buyuruyor ki (Cahillerin hakaret etmemeleri ve düşmanlara Âzametli, kuvvetli görünmek için, âlimlerin, amirlerin libas ve binalarının ziynetli olması lazımdır.)

İnsanın şerefi, ilim ve edebledir.
Sanma ki şeref, mal ve nesebledir!

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler