Sual: Oturamayan hasta namazını nasıl kılar?

Cevap: Yatarak ima ile kılar. Yatamıyorsa ayakta ima eder. Oturamayan veya secde edemeyen hasta da ayakta ima edebilir. (İbn Âbidin, Hastanın namazı babı.)

Sual: Secde edemeyen hasta namazını nasıl kılar?

Cevap: Teşehhüdde oturur gibi oturup ima ile kılar. Oturması da mümkün değilse ayakta ima eder.

Sual: Göz ile namaz kılınır mı?

Cevap: Secde edemeyen kimse yere oturup başı ile ima eder. Göz ile imaya bazı âlimler cevaz vermiş ise de meşhur kavle göre göz ile ima olmaz. Böyle kişi namaz kılmaz. Altı vakitten az ise sonra kaza eder.

Sual: Hâmile kadın eğilmekte, secdeye gitmekte zorlanırsa, oturarak namaz kılabilir mi?

Cevap: Rükü’ için çok az da olsa eğilemezse, oturarak kılar. Hastalık, namazı oturarak kılmak için özürdür.

Sual: Hâmile bir yakınım var. Kendisi sıhhaten bir mahzur olmamasına rağmen, fizikî olarak çok zorlandığı için secdeye varamıyor. Bu kişinin oturarak namaz kılması uygun olur mu?

Cevap: Yere oturarak ima ile namaz kılabilir. Bu hususta kendi tecrübesi, doktor tavsiyesi gibidir.

Sual: Secde edemeyen hasta ayakta durabiliyorsa, iftitah tekbirini ayakta mı alır, yoksa oturarak mı tekbir alır?

Cevap: Secde edemeyen hasta, oturarak ima ile kılar. Tekbiri de oturarak alır. Ayakta tekbir alıp oturması ve sonra ima ile kılması da sahihtir.

Sual: Bir yere dayanıp tekbir alacak kadar dahi ayakta duramayan hasta, oturarak ima ile namaz kıldığında secde edebiliyorsa secde eder mi, yoksa secdeyi de ima ile mı yapar?

Cevap: Ayakta duramayan hasta yere oturur. Secde edebiliyorsa, rükû’ için hafifçe eğilir; sonra secde ile namazını kılar. İma ile kılamaz.

Sual: Özürlü olan kimse yere secde edemeyip fakat 25 cm.den az yükseğe secde edebiliyorsa 25 cm.den az yükseğe mi secde eder, yoksa ima ile mi kılar?

Cevap: 25 cm.den daha yüksek yere secde edilmez. Daha alçak bir şeye secde edebilir. Bu takdirde secde etmiş sayılır. Daha yüksek bir şeye secde etmiş ise ima sayılır, ayrıca mekruh olur.

Sual: İdrarını tutamayan bir hasta, 4 rek’atlik namazda iki rek’atini ayakta kıldı. 3. rek’atte idrar sıkıştırdığı için hemen oturup rükû’ ve secdeleri ima ile yapabilir mi?

Cevap: Eğer oturduğu zaman idrar veya yel kesilecekse oturarak kılar. Secde edemezse ima ile kılar. İdrar veya yel kaçarsa abdesti bozulur.

Sual: Kızımın yel sıkıştırma problemi var. Hemen hemen her namazda yel sıkıştırıyor. Hanefî mezhebinde ama gusl sebebiyle Mâlikî mezhebini taklid ediyor. Bazen tutamayıp namazda kaçtığı oluyormuş. Bu hal namazını ve abdestini bozar mı?

Cevap: Gusl sebebiyle Mâlikî mezhebini taklid etse bile bozar. Ancak bu kişinin abdest alması çok zor veya alsa bile yeniden kaçıp bir namazı doğru dürüst kılamıyorsa, o zaman bu bakımdan da Mâlikî mezhebini taklid edebilir. Gerçi Mâlikî mezhebinde de yel abdesti bozar. Ama eğer elinde olmadan kaçırıyorsa, özürlü sayılacağını söyleyen zayıf bir kavil vardır. Bu kavle göre, istenmeden yel kaçırma, namazda bile olsa, abdesti bozmaz. Tedavi olmak lazımdır. Yemeklerde kimyon yemelidir.

Sual: Benim gaz problemim vardı. Abdestte Mâlikî mezhebini taklid etmemi tavsiye ettiler. Bir iki sene böyle yaptım. Ama ben Mâlikî mezhebinin abdestteki farzlarını yapmadım. Meselâ başın tamamını meshetmeyi ve gusülde vücudun tamamını ovalamayı bilmiyordum. Hanefî mezhebine göre abdest aldım. Şimdi ne yapmam gerekir?

Cevap: Bu kılınan namazlar, dört mezhebden birine göre sahih değilse, kazâ etmek lazımdır.

Sual: Ayakları sarkıtarak namaz kılmanın dinimizde caiz olmadığı kitaplarda bildiriliyor. Gemi, [feribot] uçak, otobüs, tren gibi vasıtalarla yolculuk yapıyoruz. Bazen sabah namazına denk geliyor. Sabah namazını cem etme imkânı olmadığı içinde kazaya kalabiliyor. Bu vasıtalarda İmam-ı Züfer hazretlerinin kavline uyarak bağdaş kurarak veya diz üstü oturak namazlarımı kılacağım ama hanımların koltukta diz üstü oturması veya bağdaş kurması garip karşılanıyor. Yaşlıdır veya rahatsızlığı vardır, diz üstü oturamıyordur, bağdaş kuramıyordur. Bir rahatsızlığı olmamasına rağmen bazı insanlar diz üstü oturamıyor, bağdaş kuramıyordur. Diz üstü oturarak veya bağdaş kurarak oturmak namaz kılmak dikkat çektiğinden fitneye sebebiyet vermesinden korkuyordur. Belirttiğim sebepler namazın kazaya kalmaması için vasıtada ayaklarını sarkıtarak koltukta namaz kılmak için özür olur mu? Yoksa kaza mı edecek?

Cevap: Dizleri sarkıtarak kılınan namaz sahih, fakat tahrimen mekruhtur. Ayaklarını altına alamayan, sarkıtarak kılar.

Sual: Bir ilmihalde Mâlikî ve Şâfiî de sadece seferde değil mukimken, hastalıkta ve ihtiyarlık sebebiyle iki namaz cem edilebilir, diye yazıyor. Dinimizde kime ihtiyar denir? Belli bir yaşı var mıdır? İhtiyarın açık bir hastalığı görülmesi gerekir mi ki bu hükümden istifade etsin? Bu hükme göre genç veya ihtiyar hasta kimsenin her namaz için ayrı ayrı abdest alıp ayakta durması zor oluyorsa, meselâ karın ağrısı, diş ağrısı, böbrek ağrısı, sinüzit, migren gibi rahatsızlıkları varsa bu rahatsızlıklar sebebiyle ayakta durması zor oluyorsa, Hanbelî, Şâfiî veya Mâlikî mezhebini taklid ederek mukimken iki namazını cem edebilir mi?

Cevap: Abdest alması, necaset temizlemesi, namaza kalkması ağır hareketleri gerektiren, zorlanan, düşme tehlikesi olan, zor yürüyen, ağrısı olan veya artan ihtiyar veya hasta mukimken de namazını cem edebilir.

Sual: Şâfiî mezhebinde bir kavle göre mukimken de bir korku sebebiyle veya mühim ihtiyaç hâlinde cem etmek câizdir deniyor. İhtiyaç herkese göre değişiklilik gösterebilir. Birinin korktuğundan bir başkası korkmayabilir. Buradaki ihtiyacın ve korkunun ölçüsü nedir? Hanefî mezhebindeki bir Müslüman, böyle hallerde bir ihtiyaç olunca Şâfiî mezhebini mukimken taklit edilip namazları cem edebilir mi?

Cevap: Canına, malına, ırzına, dinine bir zarar geleceğinden korkan kimsedir. Meselâ namaz kıldığını görseler, işten atacakları kat’i olan kimsedir.

Sual: Hanefî mezhebindeyim Mâlikî mezhebini taklid ediyorum. Ayağım alçıdan yeni alındı. Ayağımı hareket ettirmekde zorlanıyorum. Mesela lavaboda abdest alırken ağrı yaptığından dolayı ayağımı yukarıya kaldıramıyorum. Evimde olunca leğende falan ayağımı kaldırmadan ayağımı yıkıyorum ama ev haricî durumlarda buna imkân olmuyor. Lavaboda abdest alıp ayağımı lavaboya kadar kaldırmakta bana sıkıntı veriyor. Bu gibi hallerde yani evimde değilken dışardayken, “Mâlikî’de hastalıkta cem caizdir” kavli gereğince ayağı yıkama meşakkatinden dolayı İki namazı Mâlikî mezhebini taklid ederek cem edebilir miyim? Cem’i tercih etmeyip ârızalı ayağı yıkamayı terk etsem ve namazı vaktinde kılsam câiz olur mu? Arızalı ayağın üstüne [çıplak ayağın üstüne] mesh etsem ve namazı vaktinde kılsam câiz olur mu? Yukarıda ifade ettiğim kolaylıklar arasında bir tercih sırası var mıdır?

Cevap: Mâlikî’de namazı zamanında kılmaya meşakkat veren hastalık, namazın cem’i için özürdür.

Sual: Bir meselede kafam çok karıştı. Kitaplar da hastanın abdesti babında “Yıkaması farz olan dört abdest uzvundan ikisi sağlam ise, abdest alıp, yaralı yerleri mesh eder. Mesh zarar verirse, sargı üzerine mesh eder. Abdest uzuvlarının yarıdan çoğu yaralı ise teyemmüm eder” buyuruluyor. Kitaplarda bildirilen iki namazı cem etme bahsinde bildirilen başka bir kavil daha var. O kavilde de “Hanbelî mezhebinde hatta Mâlikî mezhebinde hastalıkta mukimken de cem caizdir” ve “Hanbelî mezhebinde abdest ve teyemmüm için zorluk varsa iki namazı cem caiz olur” buyuruluyor. Hanefî mezhebinde olan bir kimse abdest alma ile alâkalı sıkıntısı yukarıda bildirilen ilk kavil de gideriliyorsa yine de cem etmesi caiz olur mu? Abdest uzuvlarının ikisi sağlam olup abdest alıp sağlam uzuvları yıkamak ve yaralı yerleri mesh etmek yerine bunları yapmayıp hastalıkta cem caiz diye cem edebilir mi? Abdest uzuvlarının yarıdan çoğu yaralı ise teyemmüm eder buyuruluyor. Teyemmüm etmeyip, hastalıkta cem caizdir diyen Hanbelî veya Mâlikî mezhebine uyarak cem edebilir mi? Bu mevzuda bana yardımcı olabilir misiniz?

Cevap: Kişi kendi mezhebinde sahih veya zayıf kavillerde bir çıkış yolu olmadığı zaman başka mezhebi taklid edebilir.

Sual: Birden fazla kişilik taşıma hastalığı (Dissociative Identity disorder) hakkında bilgi verir misiniz. Dinimiz bu hastalığa nasıl bakıyor?

Cevap: Bu hastalık bir insanda birbirinden farklı şahsiyetlerin bulunmasını ifade eder. Psişik bir haldir. Şizofreniye benzer bir hastalıktır. Çok ender görüldüğü söylenir. Dr. Jekyll ve Mr. Hyde isimli romanda tasvir ediliyor. İnsanda birbirini tamamlayan, ancak farklı şekilde tezahür eden kişilikler vardır. Bu tıbbî bir meseledir. Din ile alakası umumi bakımdandır. Akıl hastası gibi muamele edilir. Her bir kişiliğin insanın iradesi üzerindeki tesiri nisbetinde mükellefiyetten bahsedilir. Tıb, bu kişinin fiillerinde iradî bir hâkimiyeti yoktur derse, akıl hastası gibidir. Mükellef sayılmaz.

Sual: Sürekli gaz (yellenme) problemi olan kimse, nasıl abdest alır; özürlü sayılır mı?

Cevap: Bir namaz vakti hep gelirse özürlü olur. Vaktin onuna doğru abdest alıp namazını kılar. Sonra devam ederse, her vakit girince abdest alıp namazını öylece kılar.

Sual: Hastanede çeşitli cihazlara bağlı olan bir hasta kıbleye dönemiyorsa, yatağı kıble istikametinin tam tersine ise ne yapması lazım?

Cevap: Mümkün mertebe kıbleye döner. Dönemezse, kıbleye dönmek sâkıt olur, düşer.

Sual: (Secde edebilen bir hastanın ayakta tekbir alması farz olur) buyuruluyor. Ben secde edebiliyorum ama ayakta duramıyorum. Bu durumda ne yapmam gerekir? Bu şekilde kıldığım namaz sahih olmaz mı?

Cevap: Secde edebilen ve ayakta durabilen hastanın ayakta tekbir alması farz olur. Ayakta hiç duramayan, oturarak tekbir alır ve namazını kılar.

Sual: Yüz üstü hareket etmeden yatması gereken hasta namazlarını nasıl kılar?

Cevap: Başı ile ima edemeyen, namazı terk eder.

Sual: Sırt üstü namaz kılanın başı altına yastık konur deniyor. Başının altına yastık koymak şart mı?

Cevap: Yüzün kıbleye gelmesi ve başın hareketi için gereklidir. Yoksa namazın şartı değildir. Kendisi doğrularak da yapabilir.

Sual: Hastanede narkoz veya ilaç alarak uyutulan ağır hastanın kılamadığı namazlarının adedi birkaç günlük olsa, veya beş vakit olsa kaza etmesi lazım mıdır?

Cevap: Baygınlık hâli semavi olmadığı (insan eliyle hâsıl olduğu) için kaza gerekir.

Sual: Sadece iki eli veya sadece iki ayağı olan bir kimse sağlam olan uzuvlarıyla abdest alsa veya buna kadir olduğu halde bu iş meşakkatli olsa ve teyemmüm yapsa her iki halde de aldığı abdest sahih olur mu?

Cevap: Abdest uzuvlarının hepsinin yarıdan fazlası veya dört abdest uzvundan ikisi sağlam ise, abdest alır. Değilse teyemmüm eder. Hastanın ve ihtiyarın halsizlik sebebiyle abdest alamaması, teyemmüm için özür olur.

Sual: Şizofreni hastasının namaz durumu nasıl olur?

Cevap: Namaz sâkıt olur.

Sual: Bir rahatsızlığım sebebiyle namazları oturarak ima ile kılıyorum. Yerden ayağa kalkabilecek bir hasta için Yere oturup ima ile kılmak koltukta, sandalyede, çekyatta oturup [ayağı sarkıtmadan] ima ile kılmaktan önce mi gelir? Bu sıraya riayet edilmezse namaz sahih olur mu?

Cevap: Secde edemeyen kimse, namazı oturarak kılar. Tekbiri de oturduğu yerde alır. Bahsettiğiniz şekilde oturmak ile yere oturmak aynı hükümdedir.

Sual: Sitenizin hastalıkta namaz babında (Secde edemeyen kimse yere oturup başı ile ima eder. Göz ile imaya bazı âlimler cevaz vermiş ise de meşhur kavle göre göz ile ima olmaz. Böyle kişi namaz kılmaz. Altı vakitten az ise sonra kaza eder) deniyor. Altıncı vakit vitir namazımı oluyor? Peki, altı vakitten fazla olursa da kaza edecek mi?

Cevap: Bir günden çok namazını kılamazsa sözünden, vitrin dâhil olduğu ve sonraki günden de bir vaktin geçmesi anlaşılmaktadır.

Sual: İma ile namazını kılıp bitiren bir kimse sonra rükû ve secde yapmaya güç bulursa vakit içinde iadesi vakit çıkınca kazası lazım gelir mi?

Cevap: Hayır. Namaz borcu ondan düşmüştür.

Sual: Bir rahatsızlığım sebebiyle başımı sağa sola çeviremiyorum. Maliki ve Şafii mezhebini taklid edenler bir rahatsızlık sebebiyle başlarını sağa sola çeviremeden kıldığı namazları sahih oldu mu?

Cevap: Başını sağa ve sola çevirmek namazın şartlarından değildir. Selâmın sünnetidir.

Sual: Fıkıh kitaplarında 25 cm’den yükseğe secde etmek caiz değildir. Bazı âlimler az yükseğe de secde etmek caiz değildir buyurduğu yazılıdır. O halde Secde için yere eğilemeyen hastanın rükü ve secdeyi hava boşluğuna yapması 25 cm’den yüksek olmayan sert bir şey üzerine secde etmesinden daha uygun ve öncelikli değil mi?

Cevap: Evet.

Sual: Sağına soluna konan sehpaya veya duvara veya insana dayanıp kalkarak namaz kılma imkânı olan hastanın oturarak ima ile namaz kılması caiz olur mu? İade gerekir mi?

Cevap: Böyle hasta namazını ayakta kılar.

Sual: Hastanede hastamız vardır. Yatağın mevkii ve koluna takılı serum kordonları sebebiyle hastanın kıbleye dönmesi mümkün değildir. Namazını nasıl kılacaktır?

Cevap: İmam A’zam Ebu Hanife’ye göre hastayı kıbleye döndürecek kimse bulunsa bile yine âciz sayılır. Ona göre başkasının kudretiyle muktedir olan kimse âcizdir. Zira kul, başkasının kudretiyle değil, kendi kudretiyle mükellef olur. İmameyn buna muhaliftir. Onlara göre hastayı kıbleye çevirecek kimse bulunursa dönmesi lâzım gelir. Ulemâ umumiyetle İmameyn kavlini esas almıştır. (İbni Abidin)

Sual: Yaşı yüze gelmiş çok yaşlı bir teyze var. Hep yatıyor, doğrulamıyor, çok zor yürüyebiliyor. Ama aklı başındadır. Bu teyzenin başı ile ima ederek namazını kılması gerekir mi? Bazıları artık çok yaşlı olduğu için namaz kılmasa da ondan hesap sorulmaz diyorlar. Bu teyzeye torunları bakıyor. Namaz kılması gerekiyorsa, abdest mi, teyemmüm mü aldırmaları gerekir? Eğer teyemmüm etmesi gerekiyorsa nasıl edecektir? Teyemmüm edeceği taşın en az ne kadar büyüklükte olması gerekir?

Cevap: Aklı başında ise namaz kılması şarttır. Birisi abdest aldırır veya kendisi teyemmüm eder yahud bir başkası teyemmüm ettirir. İma ile kılar. Başını rükü için biraz, secde için daha çok eğer. Kendisi yapamıyorsa, birisi taşı yüzüne ve kollarına sürerek teyemmüm yaptırır. Buna da imkân yoksa namaz kılması sâkıt olur. Dilerse abdestsiz olarak kılar. Hanbelî mezhebinde böyle bir namaz câizdir. Her elin en az üç parmağının teyemmüm edilecek şeye değmesi gerekir. İma da edemiyorsa namaz düşer.

Sual: Bazen sinuzitten olsa gerek, secde edince alnımda ağrı oluyor. Bazen unutarak, ağrı olmadığı zaman namazlarımı ima ile kıldım. Bu namazları kurtaracak bir hüküm var mıdır?

Cevap: Baş ağrısı ima ile kılmak için özürdür. Secde için eğildiğinde başı ağrıyor veya ağrısı artıyorsa ima ile kılar. Ayakta kılınca hastalığının artacağını veya iyi olmasının gecikeceğini kendi tecrübesi ile veya mütehassıs müslüman bir tabibin bildirmesi ile anlayan kimse de, yere oturarak ima ile kılar. Başı ağrımadığı zaman ima ile kılamaz. Ya ağrırsa diye ima ile kılınmaz. Bu ağrı devamlı olsaydı, ağrı olmadığı zaman ima ile kılmak caiz olurdu. Böyle değilse bu namazları kaza etmek lazımdır.

Sual: Ayağını bükemeyen bir hasta, otobüste giderken sabah namazını kılmak için ayaklarını sarkıtabilir mi?

Cevap: Yere oturup ayaklarını kolayına geldiği şekilde koyması mümkün olmayan kimsenin bu şekilde kılması özürdür. Normal zamanda kötürüm olup tekerlekli sandalyede ömrünü geçiren kimse de ayaklarını sarkıtarak kılabilir. Bunun dışında kalan kimseler, namazı ima ile kılmak için ayaklarını sarkıtamaz, altına alır. Sandalyede namaz, sahih olmakla beraber, bid’at olduğu için tahrimen mekruhtur.

Sual: Ayaklarımdan birisi bir hastalık sebebiyle sargıda. Sargılı olan ayağımı sargı üzerinden mesh ettim. Sağlam olan ayağımı yıkadım. Bundan sonra da her iki ayağıma mestlerimi giydim. Abdestim bozulunca mestlerime mesh etmem caiz olur mu?

Cevap: Bir kimsenin, ayaklarının birinde cerahat (yara) olsa da, onu yıkamaya ve meshetmeye gücü yetmese, bu kimsenin diğer ayağına meshetmesi caizdir (Hindiyye).

Sual: Hanefî mezhebine göre özürlü olan kimse, vaktin sonunda abdest alıp farzı kılacak kadar zaman kalasıya beklerken, meselâ ikindinin kerahet vaktine mi, yoksa akşam namazı vaktinin girmesine mi itibar eder?

Cevap: Kerahat vaktinin başına abdest alıp bir farz namazı kılacak kadar zaman kalasıya bekler.

Sual: İdrar kaçıran bir kimse, imamlık yapabilir mi?

Cevap: Özürlü, özürlü olmayana imam olamaz. Mâlikî mezhebinde yapabilir ise de, ihtiyaç olmadan mezheb taklidi câiz değildir. Özrü sebebiyle abdestte Mâlikî mezhebini taklid eden kimse de, ihtiyaç olmadıkça özürsüz birine imam olamaz.

Sual: Bir kimse özürlü olarak kıldığı namazlarını iyileşirse iade eder mi?

Cevap: Hayır. O halde kılınca sahih olur, borç düşer.

Sual: Bacakları çok ağrıyan bir kimse, namazını bağdaş kurarak kılabilir mi?

Cevap: Evet. Kolayına geldiği gibi kılar.

Sual: Yaşlılık sebebiyle namaz surelerini karıştıran kişi ne yapmalıdır?

Cevap: O şekilde kılar.

Sual: Özür sahibi olan bir kişi, namazın 4. rek’atini kılarken veya iftitah tekbiri aldıktan sonra vakit çıkarsa namaz bozulur mu?

Cevap: Vakit girince abdesti bozulacağından, namazı tekrar kılması gerekir.

Sual: Bir kimsenin elinde yara olsa, elini secde mahaline koysa kan çıkacak şüphesi ile tek elle secde etse caiz olur mu?

Cevap: Secdede elleri yere koymak sünnettir. Özür varsa terkedilebilir.

Sual: Bir yeri yara olan, üstüne sargı yapıp mesh edebilir mi, yoksa namaz vaktinin sonunu beklemeli midir?

Cevap: Hayır. Ancak kan ve idrar kaçırma gibi özürlerde başlangıçta vaktin sonu beklenir.

Sual: Şâfiî mezhebine mensup hâmile bir kadın, abdest sonrasi akıntı problemi yaşasa, bir namaz vakti kadar sürmese, ancak her defasında tekrar tekrar abdest almak kendisi için sıkıntı olsa, ne yapması gerekir?

Cevap: Fercine pamuk koyar. Ondan sonra akıntı devam etse bile, her vakit girdiğinde abdest alır. Bu abdestle dilediği kadar ibadet eder.

Sual: Ellerini ve ayaklarını kullanamayan, gazını da tutamayan 11 yaşında bir çocuğun abdesti ve namazı nasıl olur?

Cevap: 11 yaşında çocuğa umumiyetle namaz farz değildir. Âkıl bâliğ olunca birisi her vakitte abdest aldırır veya teyemmüm ettirir. İma ile kılar. Başını hareket ettiremiyorsa, namaz düşer. Abdest aldıracak kimsesi yoksa da namaz düşer.

Sual: Fıkıh kitaplarında imanın ancak baş ile yapılacağını yazıyor. Bazı yaşlılar gövdelerini eğerek imayla namaz kılıyor. Bunu kendilerine söylemek lazım mıdır?

Cevap: Rükû ve secde yapamayanın bunu başıyla ima etmesi lazımdır. Gövdesini eğerse zararı yoktur. Yaşlılara söylememek iyidir.

Sual: Anneannemde unutkanlık hastalığı var. Bazen akşam namazı kaç rek’at idi, diye sorabiliyor. Burada onun ve bakanların mesuliyet sınırı nedir?

Cevap: Bildiği ve yapabildiği kadar yapar. Sorarsa söylersiniz. Başında beklemeniz gerekmez.

Sual: Alzheimer hastası namaz ve orucu nasıl yerine getirir?

Cevap: Ateh getirmiş kimse, namazı kılabildiği kadar kılar,  orucu tutabildiği kadar tutar. Küçük çocuk gibidir. Zekât vermesi lazım gelmez, zira zekâta niyet edemez. Malları ölmeden paylaşılamaz; malları için kendisine vasi tayin edilir. Bu mümkün değilse, en yakın erkek akrabası velisi sıfatıyla işlerini deruhde eder.

Sual: Bel fıtığı ameliyatı sebebiyle rükû, secde, ka’de ve teşehhüd yapamayan namazı nasıl kılar?

Cevap: Namazı ayakta veya yatarak ima ile kılar. İma için başını çok az eğmesi kafidir. Ellerini nasıl kolayına geliyorsa öyle koyar.

Sual: Ayakta ima ile namaz kılan rükû ve secdeyi başı ile ima ederken elleri nasıl tutar?

Cevap: Eller iki yana salınır. Ka’deyi ayakta yaparken de böyledir.

Sual: Koronavirüs hastalarının takip edildiği bir hastanede çalışmaktayım. 8 saat süren nöbetlerde önlük, maske, gözlük gibi aletleri üzerimizden çıkarmak riskli. Namazı nasıl kılabiliriz?

Cevap: Hiç imkân yoksa, ayakta ima ile kılınır veya Mâlikî, Şâfiî veya Hanbelî’ye göre öğle ve ikindi, akşam ile yatsı cem edilir. Mümkün mertebe abdest tutulur. Abdest almak imkânı yoksa teyemmüm edilir. Bu da mümkün değilse, namaz kazaya kalır.

Sual: Oturarak namaz kılan kişi, secde ve rükûya giderken aynı miktarda eğilse namazı sahih midir?
Cevap: Sahihtir.

Sual: Sandalyede namaz kılarken seccade açılır mı?
Cevap: Sandalyede namaz kılınmaz. Ayaklarını bükemeyen veya secde edemeyen, yere oturup ayaklarını uzatır ve ima ile kılar. Sadece felçli ve tekerlekli sandalyedeki kimse sandalyede ima ile namaz kılabilir.

Benzer Suallerin Cevapları İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler