Sual: Bir papaz, bir risalesinde, müslümanların “Îsâ aleyhisselâm öldürülmeyip, diri olarak semaya kaldırılmıştır” şeklindeki îtikatlarına itiraz ediyor ve “Bu itikat, bütün tarihlere muhalif olduğu gibi, tevatüre de zıttır. Çünkü, Îsâ aleyhisselâmın öldürülmesinde bir takım mucizeler gösterdiği 4 İncilde yazılıdır. Havarilerin gözleri ile gördükleri, tevatüren bizlere ulaşmış olduğu için, bu tevatürü inkâr etmek nasıl câiz olabilir” diyor. Bahsettiği gibi bir tevatür var mıdır? Meselenin aslı nedir?

Cevap: Herkesin malumu olduğu gibi, selefte [geçmişte] vuku bulan ve tevatürün, haleflerin [sonra gelenlerin] emniyet ve itminanlarına sebep olması için, rivayet edenlerin vak’ayı bizzat görmüş olmaları ve bunların yalan üzere birleşmelerinin aklen mümkün olmaması lâzımdır. Halbuki Îsâ aleyhisselâmı, hıristiyanların îtikadına [inancına] göre yahudiler yakaladıkları zaman, yanında bulunan şakirdlerin hepsi firar edip, sadece Petrus onun arkasından gitti. O da, horoz 3 defa ötünce ve 3 defa yalan söyleyerek, Îsâ aleyhisselâmı tanımadığını söyledi. Îsâ aleyhisselâm zannettikleri kimse çarmıha gerildiğinde, yanında kimse bulunmadığı gibi, havarilerden biri dahi bulunmamıştır. Birkaç kadının uzaktan seyr ettikleri, Matta ve Markos İncillerinde yazılıdır. Yuhanna’da ise, bu sözler olmadığı için, papazın (4 İncilde yazılıdır ve havariler gözleri ile gördüler) demesinin, yanlış olduğu anlaşılmaktadır. Yani, bu hususta herhangi bir tevatür yoktur. Hele papazın, delil olarak beyan ettiği tarih kitapları, tevatür ile Sâbit olmayan haberleri mehaz olarak kabul ettikleri için, bu kitapların hiç birisi itimata lâyık değildir. Bu hususta İncillerin rivayetleri şöyledir:

Matta İncilinin 27. babının 50 ve devâmındaki ayetlerde, (Îsâ çarmıh üzerinde ruhunu teslim etti. Ve işte mabedin perdesi yukarıdan aşağıya kadar iki parça oldu. Yer sarsılıp kayalar yarıldı. Kabirler açılıp uykuda olan nice mukaddeslerin cesetleri kıyam ettiler. Onlar kabirlerden çıkıp, İsa’nın kıyâmından sonra mukaddes şehre (Kudüs’e) girdiler ve birçok kimselere göründüler) demektedir. Batılı yazarlardan Norton, kitabında bu vakıanın açık bir yalan olduğunu bildirmekte ve bunun delillerini de beyan etmektedir. Norton, İncili himaye ve müdafea eden kitabında diyor ki (Bu hikaye yalandır. Bunun en mühim delili şudur ki Kudüs’ün harab edilmesi üzerine perişan olan yahudiler, Mescid-i aksâ için söyledikleri harikulade şeyler arasında bulunan yalanlardan birisi de budur. Sonradan bir ahmak, bu fıkrayı Îsâ aleyhisselâmın çarmıha gerilmesi zamanına münasib görerek, Matta İncilinin ibranice nüshası kenarına teberrüken yazmış, daha sonra ise, kendisi gibi ahmak bir katib, bunun bir sûretini yazarken, bunu Matta İncilinin içerisine almıştır. Bu metin de, onlar gibi bir mütercimin eline geçmiş ve olduğu gibi tercüme etmiştir.) [Bu tercüme de, kilisenin resmi din kitâbı olmuştur.]

Papazın, mucizeler olarak bildirdiği hikayesinin aslı olmadığının çeşitli delilleri vardır:

1 — Matta İncilinde yazıldığına göre, çarmıha gerilme hadisesinin 2. günü yahudiler, Romalıların Kudüs’teki valisi olan Pilatus’a gelip, (Ey efendimiz! O aldatıcı daha sağ iken 3 gün sonra kıyam ederim demiş idi. İmdi emret ki 3. güne kadar kabri beklesinler de, şakirdleri gelip onu çalarak halka: O kıyam etti demesinler. Sonuncu sapıklık birincisinden daha kötü olur) dediler. [Matta bab 27, âyet 62 ve devamı.] Matta’nın 27. babının, 24. ayetine göre, Pilatus ve zevcesi, Îsâ aleyhisselâmın katl edilmesine, kalben râzı değillerdi. Pilatus, yahudilerin ısrarlarından dolayı çaresiz müsaade etmişti. Eğer mucizeler görülseydi, yahudilerin Pilatus’a sonradan giderek, bu sözü söylemeleri mümkün olamazdı. Çünkü heykelin, yani Mescid-i aksanın perdesi yırtılmış ve kayalar yarılmış ve kabirler açılıp, meyyitler aşikar Kudüs şehrinde dolaşıp durdukları, Matta’da bildirilmektedir. Pilatus ve zevcesi, Îsâ aleyhisselâmın katledilmesine râzı olmadıkları hâlde, bu kadar mucizeyi gözleri ile görürlerken, yahudiler onun huzurunda, Îsâ aleyhisselâma aldatıcı ve doğru yoldan dalâlete saptırıcı diyemeyecekleri ve demiş olsalar dahi, Pilatus’un onları tekzib edeceği, açıkça anlaşılabilecek bir iştir.

2 — Ruh-ül-kuds havarilere inip, havariler muhtelif lisanlar ile konuşmaya başladıkları zaman, Amâl-i rusulün 2. babında yazıldığı gibi, insanlar hayret edip, 3.000 kimse derhal imana gelmiştir. Ölülerin kabirlerinden çıkıp Kudüs’te dolaşmaları, mabedin perdesinin yırtılması, yerin sarsılıp kayaların parçalanması, havarilerin çeşitli lisanlar ile konuşmalarından daha ziyâde insanlara dehşet vericidir. Eğer Îsâ aleyhisselâmın görünmesi ve mucizeler göstermesi doğru olsaydı, binlerce kişinin o zaman imana gelmeleri icap ederdi. Halbuki bu hadiselerin vukuunda, bir kimsenin dahi imana geldiğine dair, İncillerde bir işaret yoktur. [Bu da ispat ediyor ki Matta’nın sözü doğru değildir.]

3 — Markos ve Luka, sadece heykelin perdesinin yırtıldığını söylemişler ve zelzelenin vuku bulmasından ve kayaların yarılmasından ve mezarların açılıp, mukaddeslerin cesetlerinin kıyam ile şehir içerisinde gezdiklerinden hiç bahsetmemişlerdir. Îsâ aleyhisselâmın mucizelerini, elinden geldiği kadar mübalağalı göstermeye uğraşan Yuhanna İncilinde ise, ne mabedin perdesinin yırtılmasına, ne zelzele olup kayaların yarılmasına, ne de mukaddeslerin cesetlerinin kıyam edip şehirde gezmelerine dair, bir bilgi yoktur. Eğer bu hadiseler doğru olsaydı, Markos, Luka ve Yuhanna İncillerinin, bu hususta sukut etmeyecekleri açıktır.

4 — Matta’nın yazdığına göre, Îsâ aleyhisselâm çarmıha gerilirken, orada şakirdlerden hiç kimse yokmuş. Fakat, Celile’den beri kendisini takip eden Mecdelli Meryem ve Yakup ile Yoses’in anneleri olan Meryem ve Zebede’nin oğullarının anası orada bulunup, uzaktan bakmışlar. [Matta: 27-56]

Markos’un bildirdiğine göre, orada şakirdlerden kimse bulunmayıp, Mecdelli Meryem ve Yakup ile Yosesin anneleri olan Meryem ve Salome ve onunla beraber Kudüse gelmiş olan başka bir çok kadınlar var imiş. [Markos bab 15, âyet 40, 41.]

Lukanın ifadesine göre, Îsâ aleyhisselâm yakalandığı zaman, Onu tanıyanların hepsi, Celileden gelen kadınlar ile beraber hazır imişler. Fazla olarak da bunu seyr etmek için toplanan halk var imiş. Bütün bunlar, Îsâ aleyhisselâma yapılan hakaretleri gördükleri için, göğüslerini döverek, Îsâ aleyhisselâmın ardısıra gidiyorlar imiş. [Luka bab 23, âyet 27.]

Lukanın bu yazıları, Matta ve Markosun bildirdiklerine uymamaktadır. Matta ile Markosa göre, Îsâ aleyhisselâm [zannedilen Esharyuti Yehuda] çarmıha gerildiği zaman orada hazır olanlar, birkaç kadından ibaret olup bunlar da uzaktan seyr etmişlerdir. Birkaç kimsenin, uzaktan gördükleri bir şeye dair olan şahadetleri, akıl sahipleri nazarında, dinin esas îtikadı olarak kabul edilebilecek bir delil olamaz. Lukanın halktan tabirinden de, orada bulunanların Îsâ aleyhisselâmı tanıyan, fakat Ona îman etmeyen bazı kimseler oldukları anlaşılmaktadır. Çünkü Luka İncilinin her yerinde, şakirdler ve havariler tabirleri var iken, sadece burada halk kelimesini kullanması, orada şakirdlerden kimsenin bulunmadığına işarettir.

Yuhanna İncili ise, şakirdlerden ve Celileli ağlayan ve dövünen kadınlardan, bir kimsenin bulunduğuna dair, hiç bir şey söylememekle beraber, orada sadece sevdiği şakird ile kendi annesi ve annesinin kız kardeşi ve Mecdelli Meryem’in bulunduğunu bildirmiştir. [Yuhanna bab 19, âyet 25, 26.] Diğer İncillerden fazla olarak, Îsâ aleyhisselâmın çarmıh üzerinde iken sevdiği şakirdi ve annesini yanında görüp, anasına, (Kadın işte oğlun) dediği, (Ondan sonra şakirde, işte anan!) diye işaret ettiği ve bu şakirdin, annesi Meryem’i, kendi evine götürdüğü bildirilmektedir. [Yuhanna bab 19, âyet 26, 27.]

Diğer İnciller ise, böyle bir hadiseden hiç bahs etmezler. Şüphe yoktur ki çarmıha gerilme hadisesi vuku bulmuştur. Fakat, orada bu hadiseyi tesbit ve izah edecek, Îsâ aleyhisselâma îman etmiş kimseler bulunmuş olsa idi, İnciller arasında bu hadise üzerinde ihtilaf olmaz ve hepsi vuku bulan hâli aynı şekilde yazarlardı.

5 — Matta İnciline göre, Îsâ aleyhisselâm, valinin konağında çeşitli hakaretlere uğramış, elbisesi çıkarılıp üzerine kırmızı bir kaftan giydirilmiş, başına dikenden taç konulmuş ve eline bir de kamış verilerek, yüzüne tükürülmüş ve başına vurulduktan sonra, çarmıha gerilmek üzere kapıdan çıkarken, Sim’un isminde Karineli bir adam bulup, çarmıhı ona taşıtmışlar. Oradan Golgota yani kafa kemiği denilen yere geldikleri zaman, ona öd ile karışık sirke vermişler. Çarmıh üzerinde iken, (Allah’ım, Allah’ım, beni niçin terkettin) dediği zaman, orada duranlardan biri, bir süngeri sirkeye batırıp, kamış ile ona uzatmış. [Matta: 27-28, … 48]

Markos İncilinde, kamçı ile döğülüp, başına dikenden taç konulduğu ve erguvani bir kaftan giydirilerek, yüzüne tükürülüp, başına vurularak hakaretler edildikten sonra dışarı çıkarıldığı, İskender ile Ruhusun babası Karineli Sim’un isminde bir kimse de kırdan gelip, oradan geçerken onun haçının buna taşıtıldığı, sonradan Golgota denilen yere gelince ona mürr-ü safi ile karışık şarap verildiği, onun ise kabul etmediği ve çarmıhta iken yanından geçenlerin başlarını sallayıp, ona küfür ederken, (Vah sen ki heykeli yıkıp, 3 günde yaparsın, haçtan inerek kendini kurtar) dedikleri ve onunla beraber çarmıha gerilen iki hırsızın ona sitem edip sövdükleri, daha sonra, Îsâ aleyhisselâm, (Allah’ım, Allah’ım, beni niçin terkettin) dediği zaman, orada duranlardan biri, süngeri sirkeye batırıp kamış ile ağzına uzatıp içirdiği, bildirilmektedir. [Markos: 15-17, … 36.]

Luka İncilinde, (Pilatus, evvelce Îsâ aleyhisselâmı Hirodese gönderdi. Hirodes İsa’yı görünce çok sevindi. Çünkü Onun hakkında çok şeyler işitmişti. Bir mucizesini görmek için çoktan beri, onu görmek istiyordu. Fakat Îsâ aleyhisselâm, onun suallerine cevap vermedi. Hirodes, askerleri ile beraber, ona hakaret ederek alay ettiler. Üzerine parlak renkli bir elbise giydirip, onu Pilatus’a gönderdi. O da İsa’yı yahudilerin eline teslim etti. Onu götürdükleri zaman tarlasından gelen Karineli Sim’un’u yakalayıp, İsa’nın arkasından taşımak üzere haçı bu adama yüklediler. O sırada, gerek halktan ve gerek onun için ağlayan ve dövünen kadınlardan büyük bir kalabalık ardısıra gidiyordu. Îsâ onlara dönüp, Ey Yeruşalim kızları! Benim için ağlamayın. Ancak kendiniz ve çocuklarınız için ağlayın. Çünkü, işte günler geliyor ki o günlerde, ne mutlu çocuğu olmayanlara denilecek. O zaman dağlara, üzerimize düşün ve bayırlara, bizi örtün demeye başlayacaklar. Çünkü, yaş ağaca bu nesneleri gösterirlerse, kurusuna ne vaki olur dedi. Daha sonra çarmıha vurulunca, Ey Baba, onları affet. Çünkü, ne yaptıklarını bilmiyorlar, dedi. Askerler onunla alay ederek, yaklaşıp sirke sundular. Ve beraber asılmış olan suçlulardan biri ona küfür edip, eğer sen Mesih isen, hem kendini, hem bizi kurtar dedi. Fakat diğeri cevap verip, onu azarladı. Onun üzerine Îsâ ona, bugün sen benimle beraber Cennete gideceksin) dediği bildirilmektedir. [Luka: 23-7, … 43.]

Yuhanna İncilinde, (Pilatus, İsa’yı tutup dövdü. Askerler de, dikenden bir taç örüp, onun başına koydular ve ona kırmızı bir kaftan giydirdiler. Sonra, ona tokat vuruyorlardı. Başkahinler ve memurlar, onu bu kıyafette görünce bağırıp, haça ger, haça ger dediler. Pilatus onlara, onu siz alıp haça gerin. Çünkü, ben onda bir suç bulamıyorum dedi. Yahudiler ona cevap verip, bizim bir şeriatimiz vardır. O şeriate göre, Onun ölmesi vâcibdir. Çünkü, kendisini Allah’ın oğlu etti dediler. Pilatus da, bu sözü işittiği zaman, daha çok korktu. İsaya hitaben, sen neredensin dedi. Fakat Îsâ ona cevap vermedi. Pilatus ona hitab ederek, bana söylemez misin, seni haça germeye ve salıvermeye kudretim olduğunu bilmiyor musun? dedi. Îsâ cevap verip, eğer yukarıdan [izin] verilmemiş olsaydı, benim üzerime senin hiç kudretin olmazdı. Beni senin eline teslim edenin günahı daha büyüktür, dedi. Bunun için, Pilatus onun salıverilmesine çalıştı ise de, yahudiler bağırıp, eğer bunu salıverirsen, kayserin dostu değilsin. Kim kendini melik ederse, kayserin aleyhinde söyler diye bağırışmaları üzerine, Pilatus İsayı dışarı çıkarıp, yahudilere teslim etti. Ve Îsâ kendi haçını taşıyarak Golgota yani kafa kemiği denilen yere çıktı) demektedir. [Yuhanna: 19-1, …17.]

[4 İncilin bu ibareleri arasındaki farklar güneş gibi meydandadır. Papazın, doğruluğunun tevatüren Sâbit olduğunu iddia ettiği bu hadisede, hıristiyanların çok îtimat ettikleri İncilleri arasında böyle ihtilaf vardır. Bunu kim inkâr edebilir? Hâl böyle olunca, bu papazın yazdığı tevatür, nerede kalmıştır.]

6 — Matta İncilinin 27. babının 37. ayetine göre, Îsâ aleyhisselâm çarmıha gerilince, üzerine asılan yaftada, (Yahudilerin meliki Îsâ budur) yazılıdır.

Markos İncilinin 15. babının 26. ayetine göre, bu yaftada (Yahudilerin meliki) yazılıdır.

Luka İncilinin 23. babının 38. ayetine göre, bu yaftada, (Yehudilerin meliki budur) diye ibranice olarak yazılıdır.

Yuhanna İncilinin 19. babının 19. ayetine göre, Pilatus bir yafta yazıp, onu haç üzerine koydu. (Nasralı Îsâ, yahudilerin meliki) diye ibranice, yunanca ve latince yazılmış idi. 21. ve 22. ayetlerinde ise, (Baş kahinler Pilatusa, yahudilerin meliki değil, fakat bu adam, ben yahudilerin melikiyim dedi, diye yaz dediler. Pilatus ise, ne yazmış isem yazmışım diye cevap verdi) diye yazılıdır. [Bugünkü İncillerin [haşa] asıldığını iddia ettikleri Îsâ aleyhisselâmın üzerine, asılmış olan yaftadaki yazıların muhtelif olmaları da, bize gösteriyor ki asılan kimse, Îsâ aleyhisselâm değildir.]

7 — Markos İncilinin 15. babında, (Îsâ aleyhisselâmı çarmıha gerdikleri zaman, saat 3 idi. Saat 6 olunca, 9’a kadar bütün yeryüzüne karanlık çöktü) diye yazılıdır. [Markos: 15-25, 33]

Matta ve Luka İncillerinde, (çarmıha gerdikleri zaman saat altı sıraları olup 9’a kadar bütün yeryüzüne karanlık çöktü) diye yazılıdır. [Matta: 28-45, Luka: 23-44] Yuhanna İncilinde ise, saat maddesi ve karanlık çöktüğü meselesi yoktur.

8 — Yuhanna İncilinde, sebt gününde Îsâ aleyhisselâm ile beraber çarmıha gerilen 2 kişinin çarmıhta kalmaması için bacaklarını kırdılar. Îsâ aleyhisselâma gelince, onun öldüğünü görünce, bacaklarını kırmadılar, diye bahsedilen kısım, diğer 3 İncilde yoktur. [Yuhanna: 19-32, 33]

9 — Hıristiyanların îtikadına göre, Îsâ aleyhisselâm çarmıha gerildikten sonra, kıyam etmesi ve mucizeler görülmesi meselesine dair, mevcûd İnciller arasında büyük ihtilaflar vardır. Bu meseleleri yukarıda, (İncil denilen 4 kitap hakkında incelemeler) bahsinde bildirdiğimizden, okumayı arzu edenler, oraya müraceat edebilirler. [4. Bölüm]

Bu ihtilaflara nazar edildiği zaman, Îsâ aleyhisselâmın çarmıha gerilmesi ve tekrar dirilmesi, mucizeler hâsıl olması, hıristiyanlar arasında tamamen şüphelidir. Hıristiyanların ileri gelenleri, [Îsâ aleyhisselâmın çarmıha gerilmediği ve öldürülmeden göğe yükseltildiği, çarmıha gerilenin, ona benzeyen bir yahudi olduğu şeklinde olan nezih İslam îtikadını reddedecek ve] hıristiyanlar arasındaki bu şüpheyi giderecek hiçbir delil beyan edememişler ve müslümanların suallerine cevap verememişlerdir. Hıristiyanlar, (İnciller, aralarındaki ihtilaflar ile de, bizce vesika, delil olmaya layıktır) derlerse, meselenin aslı değışır. Çünkü bir kimse, açıkça anlaşılacak şeyleri inkâr eder ve ben bu hususta şöyle inanacağım diye ısrar ederse, onunla konuşmak abes olur.

Ehl-i kitap olmayan, aklı başında bir kimse için, Îsâ aleyhisselâmın öldürülmediği ve çarmıha gerilmediği, çarmıha gerilenin O olmadığını ispat edecek bir çok delili, mevcûd İncillerden çıkarmak mümkündür. Bundan başka papazın (4 İncilin ittifak ile bildirdiği reddedilemez) sözüne karşılık olarak, (Îsâ aleyhisselâmı çarmıha gerdikleri zaman, acı ve ızdırab ile bayılmış ve onu bu hâlde görenler, vefât etmiş sanmışlar ve sebt gününde çarmıhta kalmaması için, çarmıhtan indirmekte acele etmişler ve Yusuf ismindeki şakirdi onu alıp, tenha bir yerde bir mezara koymuş, bir müddet sonra, aklı başına gelip kalkmış ve o sırada şakirdlerden biri ona keten elbise, yani bahçıvan elbisesi giydirip, bu şekilde Mecdelli Meryeme görünmüş ve daha sonra, şakirdleri ile buluşarak konuşmuş, bir müddet sonra, ya çarmıh yaralarından veya başka bir hastalıktan tenhada vefât etmiş) olduğu iddia edilse, buna ne cevap verilebilir? Hatta, böyle şüphelerin, o zamanda da vaki olduğu, Matta İncilindeki (Yahudilerin Pilatusa gidip, 3 gün kadar mezarın muhafaza altında bulundurulmasını emret; şayed, şakirdler geceleyin gelip, onu çalarlarsa, öldükten sonra tekrar dirildi diye halka söylerler) demelerinden anlaşılmaktadır. Çünkü, (İncil denilen 4 kitap hakkında incelemeler) bahsinde bildirdiğimiz gibi, Matta İncili, Îsâ aleyhisselâmın göğe yükselmesinden 40-50 sene sonra yazılmıştır. Matta, İncilini yazdığı sırada, insanların ağızlarında konuşulan bu rivayeti, İnciline bu şekilde almış, diğer İncil yazanlar ise, bu rivayetleri, gaflet ile kitaplarına yazmış olabilirler. Bu hususta çeşitli deliller vardır.

1.delil: Matta İncilinin, şüpheyi ortadan kaldırmak için, (Yahudiler, muhafız askerlerle gidip, taşı mühürliyerek, kabri emin kıldılar) sözünü getirmesindeki ihtiyatlı hareketi, şüpheyi ortadan kaldırmak yerine, daha da kuvvetlendirir.

2. delil: Yuhanna İncilinin 20. babında yazıldığı üzere, Mecdelli Meryem, Îsâ aleyhisselâmı mezardan kalktıktan sonra görmüş ve bahçıvan zannetmiştir. [Yuhanna: 20-14, 15] Yine, Yuhanna İncilinin 19. babının sonunda bildirildiğine göre, Arimetalı Yusuf, İsa’nın “aleyhisselâm” cesedini alınca, keten bezlerine sarıp, haça gerildiği yerde bir bahçe bulup, oradaki yeni bir kabre koymuştur. [Yuhanna: 19-38, 39, 40, 41] Şimdi, Îsâ aleyhisselâm zannedilen kimse, mezarda bir müddet baygın yattıktan sonra, ayılmış ve kendisi veya o sırada gelen bazı şakirdler mezarın taşını kaldırıp, kefenini çıkarıp bir bahçıvan elbisesi giymiş olabileceği niçin mümkün olmasın?

3. delil: Luka İncilinin 24. babında yazıldığına göre, (Îsâ aleyhisselâm mezardan kalkıp, şakirdlerine görününce, şaşırıp, korkarak, onu bir ruh, hayal zannettiler. Îsâ onlara, neden şaşırıyorsunuz. Niçin yüreğinizden ızdırab çekersiniz. Ellerime, ayaklarıma bakın. Bizzat benim, kendimim. Bana ellerinizi sürün ve bakın. Çünkü bende olduğunu gördüğünüz gibi, bir ruhta et ve kemik yoktur dedi. Bunu söyledikten sonra, onlara ellerini ve ayaklarını gösterdi. Onlar henüz şaşkınlık içinde iken, burada yiyecek bir şeyiniz var mı? dedi. Ona bir parça kızarmış balık [ile bir miktar kömeç balı] verdiler. Onu aldı ve önlerinde yedi) denilmektedir. [Luka: 24-36, … 43]

Bu rivayete göre, çarmıha gerilen kimse, çarmıh üzerinde ölmeyip, kurtulmuş ve sonra acıkarak, yemek yimiştir. Bu rivayet, öldükten sonra dirilme mucizesinin olmadığını göstermektedir.

4. delil: Îsâ aleyhisselâm, kıyâmindan sonra, Kudüs’te şakirdleri ile görüşmeyip, Celile’de konuştu deniliyor. Bu söz, çarmıhta öldükten sonra dirilen kimsenin, yahudilerden korktuğunu göstermektedir. Halbuki yahudilerce, çarmıha gerilip ölmesi ile Îsâ fitnesi ortadan kaldırılmış, zihinlerinde böyle bir şey kalmamıştı. Kudüs’te görüşüp konuşmak, mümkün idi. Yahudilerden korkmasına sebep yoktu. Bu rivayetin de, İncillere sonradan ilave edilmiş olduğu meydandadır.

5. delil: İncillerde, kıyâmindan sonra, Kudüs’te bazı şahslara görünüp, havarilerine, bilhassa annesine görünmediği yazılıdır. Bu sözler, Îsâ aleyhisselâmın onlarla görüşmeyi istemediğini ve onları kendi semtine uğratmadığını anlatmaktadır. Onlara itimatı kalmadığından, yahudilerin haberi olur korkusu ile mülakatını, önce birkaç kimseye hasır ettiği anlaşılıyor. Bunun ise, çok yanlış olduğu meydandadır.

6. delil: Îsâ aleyhisselâmın defnedildiği zaman ve kıyam ettiği zaman, şakirdlerinden kimsenin hazır bulunmadığı, Arimetalı Yusuf’un defnettiği ve sonradan Mecdelli Meryem’in onu diri olarak gördüğü bildiriliyor. Bu habere karşılık olarak, (Arimetali Yusuf çarmıha gerilen kimsenin yanına gelince, bunun ölmediğini görmüş olabilir. Ölmediğini söylerse, öldükten sonra tekrar dirileceğini bildiren İncil haberinin inkâr edilmesine sebep olacağından korkarak, gördüğünü saklamış olabilir) düşüncesi hatıra gelebilir. Bu şüpheyi gidermek için papazlar ne cevap verebilir?

7. delil: Arimetalı Yusuf, Matta’ya göre, Îsâ aleyhisselâmın şakirdlerinden zengin bir kimsedir. [Matta: 27-57] Luka’nın ifadesine göre, meclis azasından, Pilatus nezdinde yüksek bir derecesi olan, sâlih bir kimsedir. [Luka: 23-50] Bu Zât, çarmıha gerilen kimseyi kabre koyduğunu bildiriyor. Kabre koyması muhakkak ölmüş olduğuna alâmettir. Tekrar gördüm diyenlerin, yalan söylemeyeceklerine göre, bir hayal görmüş olmaları düşünülebilir.

8. delil: Çarmıha gerilen kimse, ölmeksizin çarmıhtan kurtulduktan sonra, şakirdleri onu gördükleri zaman, öldükten sonra dirilmiştir zannetmeleri mümkündür.

Îsâ aleyhisselâmın, çarmıhta ölmüş olduğunu ve defnedildiğini ispat etmek için papazlar, Matta İncilinde yazılı olan, (İnsanoğlu 3 gün 3 gece arz içinde duracaktır) ayetini delil getiriyorlar. [Matta: 20-40] Evet, çarmıha gerdikleri kimse ölmüş ve defnedilmiştir. Bunu ispat etmeye lüzum yoktur. Papazların bu delili ileri sürmeleri, öldükten 3 gün sonra tekrar dirildiğini ispat içindir. Fakat, çarmıha gerdikleri kimse, kabirde 3 gün ve 3 gece kalmamıştır. Cesedi Cuma günü akşam haçtan indirilip hemen defnolunduğu ve pazar günü güneş doğmadan önce cesedin mezarda bulunmadığı 4 İncilde bildirilmiştir. Hesaba göre, ceset, 2 gece bir gün mezarda kalmıştır. Bu hesaba göre, 3 gün 3 gece arz içinde durmadığından, Mattanın bu sözü, vaki olanın zıttı olur. Bir diğer husus ise şudur: Îsâ aleyhisselâm hakikaten bu sözü söylemiş ise, onun kıyam etmesinde, şakirdler asla şek ve şüphe etmeyip, hemen gördükleri ânda kabul etmeleri lazım gelirdi. Halbuki onun kıyam ettiğini haber veren kimseleri, havarilerin hepsinin bir ânda tekzib ettikleri ve kıyamına asla inanmadıkları, İncillerde yazılıdır. Bu hakikatler karşısında, (Çarmıha gerilenin Îsâ aleyhisselâm olmadığı ve Onun bulunduğu yeri haber veren Esharyuti Yehudayı, Îsâ aleyhisselâm zannederek, çarmıha gerdiklerini ve Îsâ aleyhisselâmın göğe çıkarıldığını) bildiren (Kurân-ı Kerîm) e karşı, papazların sükuttan başka verecekleri cevapları yoktur.

İslam îtikadına göre, bütün Peygamberler “aleyhimüsselâm”, masumdurlar. Yalan söylemekten, hile yapmaktan beridirler. Allahü teâlâ, kudret-i ilâhiyyesi ile Îsâ aleyhisselâm çarmıha gerileceği sırada, yahudilerin gözüne, onu haber veren şahsı Îsâ aleyhisselâm şeklinde göstermiş ve onu çarmıha germişlerdir. Allahü teâlâ, Îsâ aleyhisselâmı hemen semaya yükseltmiştir. Müslümanların bu îtikatları daha makul ve Îsâ aleyhisselâmın nübüvvetinin şanına daha layıktır.

Nisa sûresi 157. âyetinde meâlen: (Halbuki onlar, İsa’yı öldürmediler ve onu asmadılar, lakin başkası onun şekline sokuldu [onu astılar]) buyurulmuştur. Bütün tefsir âlimleri “rahimehümullah”, bu âyet-i kerimeyi, Îsâ aleyhisselâmın öldürülmediği ve çarmıha gerilerek asılmadığı şeklinde tefsir etmişlerdir.

Âli-i İmrân sûresi 55. âyetinde meâlen: ([Hatırla ki] Allahü teâlâ, İsaya “aleyhisselâm”, muhakkak ben seni yerden [en mükemmel şekilde] alıp, meleklerin makâmına yükselteceğim [dedi]) buyurulmuştur. Papazlar, bu âyet-i kerimenin Nisa sûresi 157. âyet-i kerimesini nakz ettiğini söylüyorlar. Âli-i İmrân sûresi 55. ayetindeki (Müteveffike) lafzını Îsâ aleyhisselâmın vefât etmiş olduğuna delil getirmek istiyorlar. Halbuki bu lafzın sıfat olduğunu, (Müteveffike) yani seni öldüreceğim mânâsına olmadığını düşünmezler. [Bir hıristiyan papazın hazırlamış olduğu ve Beyrutta katolik matbaasında basılmış olan Arapça (El-müncid) lügat kitabında (teveffa) kelimesine (Hakkını tam olarak almak) mânâsı verilmiştir. Bu, şanına lâyık olanı vermek demektir. Öldürmek mânâsında mecazen kullanılmaktadır.] Yani bu âyet-i kerimenin meali, (Ben seni öldürürüm ve yükseltirim) demek değil, (Ben senin şanına lâyık olanı yaparım, meleklerin makâmına yükseltirim) demektir. Allahü teâlâ dilerse yükseltir. Allahü teâlâ, Îsâ aleyhisselâmı yükseltmeyi dilemiş ve yükseltmiştir. Yahudiler tarafından öldürülmesini dilememiş ve çarmıha başkasını gerdirmiş, Onu öldürtmemiştir. Bunun için, bazı tefsir âlimleri “rahimehümullahü teâlâ” (teveffi) kelimesine (almak) mânâsını verip, (Yahudilerin katlinden hıfz etmek için, yerden seni kamilen alır kabz ederim) meali ile te’vil etmişlerdir. Ne garibdir ki hıristiyan fırkaları Îsâ aleyhisselâma, (Allah’ın oğlu) ve (Aynen Allah) dedikleri hâlde, Onun öldürüldüğünü ve asıldığını kabul ederler. İslam dini, Îsâ aleyhisselâmın bir insan ve bir Peygamber olduğunu bildirmiş iken, Onun için yapılan böyle iftirâları reddeder. Ayrıca, Onun kıymetini artırarak, semaya yükseltildiğini ve yahudilerin, (Onu öldürdük ve idam ettik) şeklindeki düşüncelerinin batıl, iftirâ olduğunu bildirir. Îsâ aleyhisselâm için müslümanların bu îtikadı ile hıristiyanların îtikatlarından hangisinin, O yüce Peygamberin şerefine lâyık olduğunu sorarız. Buna göre, hıristiyanların mı, yoksa müslümanların mı, Îsâ aleyhisselâmı daha çok sevdikleri ve İsevi oldukları, karşılaştırılmalıdır. Müslümanların, Îsâ aleyhisselâmın şanına yakışmayan yalanlardan uzaklaştırmak için olan [doğru ve nezih] îtikatlarına, hıristiyanlar kızarak, aksini ispat etmek için çalışmalarına, ibret ve insaf nazarı ile bakılmalıdır. Biz müslümanlar, hem Mûsâ aleyhisselâmı, hem de Îsâ aleyhisselâmı, Allahü teâlâ tarafından gönderilmiş hak Peygamber olarak tanıdığımız için, hem Mûsevî, hem de İseviyiz.

Hıristiyan fırkaları, türlü türlü çirkin yalanlar ile dolu olan muharref [ve bugün ellerde dolaşan] İncillere inandıkları için, Îsâ aleyhisselâm ahırda doğdu ve yahudilerin elinde zelil olarak öldürüldü ve Cehenneme girdi, mel’un oldu, gibi en terbiyesiz bir şahsın, bir düşmanına bile söylemekte tereddüt edeceği isnadlar ile o mukaddes Peygamberi tahkir etmektedirler. Bunun için, ne Mûsevî, ne de İsevidirler. Teslis meselesinde, Eflatunun bozuk felsefesini kabul [ve müdafea] ettikleri için, bunlara Eflatuni demek daha doğru olur.

Îsâ aleyhisselâmın öldürülmediği ve asılmadığı hususunda, hıristiyanlara verilecek daha pek çok akli ve nakli deliller vardır. Bunların tafsilatı, fârisî (Mîzan-ül-mevazin) ile Arabî ve Türkçe (İzhar-ül-hak) kitabında ve Türkçe (Şems-ül-hakika) ve (İzah-ul-meram) kitaplarında ve İmâm-ı Gazâlî’nin “rahmetullâhi aleyh” Arabî (Er-Reddül-cemil) kitabında yazılıdır. Arzu edenler, bu kitaplara müracaat edebilirler. 

KAYNAK: Cevâb Veremedi

Tavsiye Yazı –> Hristiyanlıkta Sünnet Olma Var Mı?

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler