Sual: İman ve ibadet bilgileri günümüze nasıl ulaşmıştır?

Cevap: İstanbul’da Medresetü’l-Mütehassısîn’de (İslam İlimleri İhtisas Fakültesi) tasavvuf kürsüsünde müderris olan büyük âlim es-Seyyid Abdülhakim Arvasî hazretleri, Kur’ân-ı kerimden ve hadis-i şeriflerden sonra İslam kitaplarının en üstünün Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî olduğunu bildirmiştir.

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin oğlu ve halifesi Muhammed Ma’sûm Farûkî’dir. Muhammed Ma’sûm Fârûkî hazretlerinin mektuplarını ihtiva eden Mektûbât-ı Ma’sûmiyye isimli eseri de çok kıymetlidir. Bu eserde 16. mektupta buyuruluyor ki “ İman, kelime-i tevhidin her iki kısmına (La ilahe illallah=Allah’tan başka ilah yoktur ve Muhammedün resûlullah= Muhammed aleyhisselâm Allah’ın peygamberidir) inanmaktır.” Yani Müslüman olmak için Allah’tan başka ilah olmadığına inanmak lazım olduğu gibi Muhammed aleyhisselâmın Allahü teâlânın peygamberi olduğuna da inanmak şarttır.

Kur’ân-ı kerîm, Allah kelâmıdır. Allahü teâlâ, Cebrâil ismindeki melek ile Kur’ân-ı kerimi Muhammed aleyhisselâma göndermiştir.

İslamiyet, Kur’ân-ı kerîm ve hadîs-i şeriflerdir. Muhammed aleyhisselâm, Kur’ân-ı kerimi ashâbına tefsir etmiş açıklamıştır. Bu açıklamalara hadîs-i şerif denir. Sahabîler de bu bilgileri kendi talebeleri olan tabiîn devri âlimlerine, onlar da talebeleri olan tebe-i tabiîn ulemasına nakletmişlerdir. Her devirde yaşayan ehl-i sünnet âlimleri büyük bir hassasiyetle bu ilimleri kitaplarına geçirmişlerdir. Böylece İslam ilimleri günümüze kadar nakil yoluyla sağlam bir şekilde ulaşmıştır.

Ehl-i sünnet âlimleri, eserlerinde Kur’ân-ı kerîmin tefsirleri olan Peygamber efendimizin sözlerini nakletmişler ve senelerce geceli gündüzlü çalışarak bu hadîs-i şeriflerde bildirilen hükümleri insanların anlayabileceği şekilde şerh etmişlerdir. “Men fesser’el Kur’âne bi re’yihi fekad kefere= Kim Kurân-ı kerimi kendi anlayışına göre tefsir ederse kâfir olur.” hadîs-i şerifi gereğince kendi görüşlerine göre hüküm vermekten sakınmışlardır. Bu sebeple ehl-i sünnet âlimlerinin ilmihâl kitaplarına göre itikadını ve amellerini düzelten bir Müslüman, Kur’ân-ı kerîme ve hadîs-i şeriflere uymuş olur. Böylece “Ümmetim arasında fitne, fesad yayıldığı zaman sünnetime yapışana yüz şehid sevabı vardır.” hadîs-i şerifindeki müjdeye kavuşması müyesser olur.

Dört hak mezhepten birisinin (Hanefî, Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî) âlimlerine ehl-i sünnet âlimi denir.

 

Benzer Suallerin Cevaplarını Okumak İçin Tıklayınız.

 

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler