Ârif-i Kâmil Kelâmın Duymaya İrfan gerek

Ârif-i kâmil kelâmın duymaya irfan gerek, sırr-ı muğlaktır gönülde zevk ile vicdan gerek! Bir hazinedir tasavvuf, mâlik olmaz her hasis, bulmaya anı cihanda, bir yiğit sultan gerek! İnci taşıyan sedefe, kavuşmak kolay olmaz, bulunmaz nehir içinde, bahr-i bi payan gerek! Mârifet davası eden, sahtekar bilmez mi ki kalpteki arzuya elde, huccet-ü burhan gerek! Ârif gezer…

En Büyük Düşman: Cehalet

Hak teâlâ, ilmi çok yerde övdü, Kuranda, Resûlün, ilmi emreden sözleri, meydanda. İslamın en büyük düşmanıdır, bil, cehalet, çünkü, cehil mikrobunun hastalığı: Felaket! Cehalet olan yerden, din gider dedi, Nebî. Dini seven, o hâlde ilmi, fenni sevmeli! Cennet, kılıç gölgesinde, demedi mi hadis, atom gücü, jet uçuşuna bu emir, pek veciz! İslamın zilletine cehldir, bütün…

İlahi Nedir Bu Aşk

İlâhî nedir bu aşk, yaktı cismü canımı? bundaki zevk başkadır, duyulur izhar olmaz. Ne tarafa giderim, bırakıp sultanımı, seni sevdi bu gönül, ölse ele yar olmaz! Herkese nasip olmaz, huzurundaki anlar, ebedî hatıradır, bu bulunmaz zamanlar. Kadrinizi biz gibi, bir nebze anlayanlar, derler ki bu devirde, sen gibi serdar olmaz. Feth ettiniz kalbimi, gizli bir…

Kabristandan Geçer İdim

Kabristandan geçer idim, dedim burda, kimler yatır. Etrafına şanlar saçan, kimbilir ne erler yatır. Kimi yiğit, kimi koca, kimi vekil, kimi paşa. Kimi doçent, kimi hoca, zengin nice beğler yatır. Sırma gibiydi saçları, her gün yıkanır başları. Renkli, parlak kumaşları, devşiren gelinler yatır. Liseyi, tıbbiyeyi hep, okumuş, yıllar uğraşmış. Çok hastaya, şifa veren, profesör hekimler…

Ayrılık Yaman Oldu

Teshir edici gözler, neşe verici sözler, hepsi hayal oldular, ayrılık yaman oldu. Derin derin bakışlar, içli bir hayat gizler. dertliyim, görmiyeli, bir hayli zaman oldu. Talih yüzüme gülüp, bana sevdirdi seni, hasret de, elem gibi, yaktı bitirdi beni. Ben geleceğim artık, bekleyemem gelmeni, kalbimi zulmet bastı, gözlerimde kan doldu. Mecnun olmuş gezerim, aşkınla bunca yıldır,…

“Ah Elveda” Şiiri

Gönlüm nuru, feyiz kaynağım, oldu bizden ırak, zulmet-i hicranda kaldı ruhum pür iftirâk. Göz yumup dar-ı fenâdan baş açık, çıplak endam, can atıp dar-ı bekâya etti azm-i hiram. Etti ol sabi, genç gibi, zir-i zeminde durak, söylerim alevlenince canda nar-ı iştiyak. Hasret kaldım, hep karardım, oldum nurumdan cüda, feyiz kaynağım, el-vedâ, ah el-vedâ, ah el-vedâ.…

Alemlerin Rabbinin Mahbubu

Âlemlerin Rabbinin mahbubu Muhammeddir. Cismi pak, ismi Ahmed, alemlere rahmettir. Hulk-i azim sâhibi Levlake…. muhatabı, Menba-ı ilim, edep, feyiz, nur ve muhabbettir. Odur gerçek vasıta, Hak’lâ kul arasına, Sözü şifa ruhlara, adı gönül pasına. Odur hakiki tabib, meyus kalp hastasına, Değil kendi, ümmeti, meleklerden yüksektir. Bu en seçkin kuluna, Hak yardımcılar verdi, En sevdiği kulları…

Kaside-i Bürde

Selem ağaçlarını mı, ordaki dostları mı andın ki birden Gözbebeğin kanlandı, gözyaşın aktı kırmızı kırmızı.. Yoksa bir yel mi esti Kâzime yönünden; Yoksa Eden Dağı’nın üstünde, kapkaranlık gecede Şimşek mi çaktı?.. Gözlerine ne oldu ki, “dur ağlama” desen çoşar ırmak olur; Ya kalbine ne dersin, “yetiş huzur” dedikçe artar acısı gamı.. Aşk gizli kalır mı…

Cihanda İki Türlüdür Mürâî

Cihanda iki türlüdür, mürâî, Ki aldatır bunlar, fakîri, bâyi. Birisi, yürür eski kisvetle, Ki zâhid sanılsın bu sûretle. Saf kimseleri bunlar, yemek ister, Kendilerine derviş denmek ister. Giyerler, yamalı, eski câme, Dilerler böyle görünmek avâme. Haftalar geçer taramaz sakalın, Ki desinler, unutmuş kendi hâlin. İkincisi ise, ehl-i riyânın, İşit imdi alâmetlerin ânın. Gider ardınca daim…

Seni Seven Aşıklar

Seni seven âşıkların, gözü, gayra bakmaz imiş, seni maksud edinenler, dünya ahret anmaz imiş. Gönlün sana verenlerin, ilmi sana erenlerin, gözü seni görenlerin, talihleri sönmez imiş. Ölmez imiş âşık canı, hiç çürümez imiş teni, aşk her kimi kıldı fânî, ona zeval ermez imiş. Emrine baş eğenlerin, vuslatına erenlerin, bülbül gibi ötenlerin, kimse dilin bilmez imiş.…