Büyük İslam alimi, II. bin senenin müceddidi İmâm-ı Rabbânî Ahmed Fârukî’nin oğlu Muhammed Mâ’sûm “rahime-hullahü teâlâ”, 3 cilt olan, fârisî (Mektûbât) kitabının I. cildinin 147. mektubunu, Hindistan valilerinden Mîr Muhammed Hafi’ye yazmıştır. Bu mektubunda buyuruyor ki:

Allahü teâlâ, bizi ve sizi, Peygamberlerin üstünü olan, âlemlerin Rabbinin sevgilisi Muhammed aleyhisselâmın yolundan saptırmasın! Merhametli kardeşim! İnsanın ömrü çok kısadır. Sonsuz olan ahiret hayatında, insanın karşılaşacağı şeyler, dünyada yaşadığı hâle bağlıdır. Aklı başında olan, ileriyi görebilen bir kimse, kısa olan dünya hayatında, hep, ahirette iyi ve rahat yaşamaya sebep olan şeyleri yapar. Ahiret yolcusuna lazım olan şeyleri hazırlar. Allahü teâlâ, sizi birçok insanın başına koymuş, çok kimsenin ihtiyaçlarını görmeye vesile kılmıştır. Bu kıymetli ve kazançlı vazifeye kavuştuğunuz için çok şükrediniz! Allahü teâlânın kullarına hizmet etmek için çalışınız! Rabbimizin kullarına hizmet etmekle dünyada ve ahirette nimetlere kavuşacağınızı düşününüz! İnsanlara karşı yumuşak olmanın, onlara iyilik etmenin, onların işlerini güler yüzle ve tatlı dille ve kolaylıkla yapmanın Allahü teâlânın sevgisine kavuşturan yol olduğunu biliniz! Ahiretin azablarından kurtulmaya ve Cennet nimetlerinin artmasına sebep olacağından, hiç şüpheniz olmasın! Peygamberimiz “sallallâhü teâlâ aleyhi ve sellem”, bunu şu hadis-i şerifi ile çok güzel bildirmiştir:

“Allahü teâlâ, kullarının ihtiyaçlarını yaratır, gönderir. Allahü teâlânın en çok sevdiği kulu, Onun nimetlerinin kullarına ulaşmasına vasıta olan kimsedir.”

Müslümanların ihtiyaçlarını karşılamanın ve onları sevindirmenin ve güzel ahlaklı olmanın kıymetini bildiren ve yumuşak, ağır başlı ve sabırlı olmayı öven ve teşvik eden birkaç hadis-i şerifi aşağıya yazıyorum. Bunları iyi anlayınız. Anlamadığınız yerler olursa, onları, dinini bilen ve bildiklerine uygun yaşayan kimselerden sorup anlayınız! [Peygamberimizin “sallallâhü teâlâ aleyhi ve sellem” mübarek sözlerine (Hadis) denir.] Aşağıdaki hadis-i şerifleri dikkatle okuyunuz! Her sözünüzde ve her işinizde bunlara uymaya çalışınız!

1) “Müslüman, müslümanın kardeşidir. Birbirlerini incitmezler, üzmezler. Bir kimse, din kardeşinin bir işine yardım etse, Allahü teâlâ da onun işini kolaylaştırır. Bir kimse, bir müslümanın sıkıntısını giderir, onu sevindirirse, kıyamet gününün en sıkıntılı zamanlarında, Allahü teâlâ onu sıkıntıdan kurtarır. Bir kimse bir müslümanın aybını, kusurunu örterse, Allahü teâlâ, kıyamet günü onun ayıplarını, kabahatlerini örter.” [Buhârî, Müslim]

2) “Bir kimse, din kardeşine yardımcı oldukça, Allahü teâlâ da ona yardımcı olur.” [Müslim]

3) “Allahü teâlâ, bazı kullarını başkalarının ihtiyaçlarını karşılamak, onlara yardımcı olmak için yaratmıştır. İhtiyacı olanlar bunlara baş vurur. Bunlar için ahirette azap korkusu olmayacaktır.” [Taberani]

4) “Allahü teâlâ, bazı kullarına dünyada çok nimet vermiştir. Bunları, kullarına faydalı olmak için yaratmıştır. Bu nimetleri Allahü teâlânın kullarına dağıtırlarsa, nimetleri azalmaz. Bu nimetleri Allah’ın kullarına ulaştırmazlarsa, Allah nimetlerini bunlardan alır. Başkalarına verir.” [Taberani ve İbni Ebid-dünya]

5) “Bir müslümanın, din kardeşinin bir ihtiyacını karşılaması 10 sene îtikâf etmesinden daha kazançlıdır. Allah rızası için bir gün îtikâf yapmak ise, insanı Cehennem ateşinden pek çok uzaklaştırır.” [Taberani ve Hakim.] [Ramazan ayının son 10 gününde, gece gündüz bir camide kapanarak ibâdet etmeye, îtikâf yapmak denir.]

6) “Bir kimse, din kardeşinin bir işini yaparsa, binlerle melek o kimse için duâ eder. O işi yapmaya giderken, her adımı için bir günahı afvolur ve kendisine kıyamette nimetler verilir.” [İbni Mace)

7) “Bir kimse, din kardeşinin bir işini yapmak için giderse her adımında 70 günahı afvedilir ve 70 sevap verilir. Bu iş bitinceye kadar böyle devam eder. İş yapılınca, bütün günahları afvedilir. Bu işi yaparken ölürse, sorgusuz, hesapsız Cennete girer.” [İbni Ebid-dünya]

8) “Bir kimse, din kardeşinin rahata kavuşması veya sıkıntıdan kurtulması için hükümet adamlarına gidip uğraşırsa, kıyamet günü sırat köprüsünden, herkesin ayakları kaydığı zaman, Allahü teâlâ onun süratle geçmesi için yardım eder.” [Taberani]

9) “Allahü teâlânın en sevdiği iş, elbise vererek veya doyurarak veya başka bir ihtiyacını karşılayarak, bir mümini sevindirmektir.” [Taberani]

10) “Allahü teâlânın farzlardan sonra en çok sevdiği iş, bir mümini sevindirmektir.” [Taberani.] [Allahü teâlânın emirlerine (Farz) denir. Bu hadis-i şeriften anlaşılıyor ki Allahü teâlâ, farz olan ibâdetleri yapanları daha çok sever. Allahü teâlânın yasak ettiği zararlı, çirkin işlere (Haram) denir. Allahü teâlâ, haramdan sakınanı, farzları yapanlardan daha çok sever. İyi huylu olmak farzdır. Kötü huylu olmak haramdır. Kötülük yapmaktan sakınmak, iyilik yapmaktan daha kıymetli ve daha sevaptır.]

11) “Bir kimse bir mümine bir iyilik yapınca, Allahü teâlâ bu iyilikten bir melek yaratır. Bu melek, hep ibâdet eder. İbâdetlerinin sevapları bu kimseye verilir. Bu kimse ölüp, kabre konunca, bu melek nurlu ve sevimli olarak bunun kabrine gelir. Meleği görünce ferahlanır, neşelenir. Sen kimsin der. Ben, falanca kimseye yaptığın iyilik ve onun kalbine koyduğun neşeyim. Allahü teâlâ beni bugün seni sevindirmek ve kıyamet günü sana şefaat etmek ve Cennetteki yerini sana göstermek için gönderdi der.”

12) Resûlullahtan “sallallâhü aleyhi ve sellem” soruldu ki Cennete girmeye sebep olan şeylerin başlıcası nelerdir? “Allahü teâlâdan korkmak ve iyi huylu olmaktır” buyurdu. Cehenneme girmeye sebep olan şeylerin başlıcası nelerdir denildikte, “Diline ve şehvetine hâkim olmamaktır” buyurdu. [Tirmizi, İbni Hibban ve Beyheki.] [Allahü teâlâdan korkmanın alâmeti, haramlardan sakınmaktır.]

13) “İmanı en kuvvetli olanınız, ahlakı en güzel ve zevcesine karşı en yumuşak olanınızdır.” [Tirmizi ve Hakim]

14) “İnsan, güzel huyu sebebiyle, Cennetin en üstün derecelerine kavuşur. [Nâfile] ibâdetler, insanı bu derecelere kavuşturamaz. Kötü huy, insanı Cehennemin en aşağı çukurlarına sürükler.” [Taberani]

15) “İbâdetlerin en kolayı ve en hafifi, az konuşmak ve iyi huylu olmaktır. Bu sözüme iyi dikkat ediniz!” [İbni Ebid-dünya]

16) Bir kimse, Resûlullaha “sallallâhü teâlâ aleyhi ve sellem” “işlerin en iyisi hangisidir” dedi. “Güzel huylu olmaktır” buyurdu. Kalkıp, biraz sonra, sağ tarafına gelip, yine sordu. Yine, “İyi huylu olmaktır” buyurdu. Gidip, sonra sol tarafına gelip, Allah’ın en sevdiği iş nedir, dedi. Yine, “İyi huylu olmaktır” buyurdu. Sonra, arkadan gelip, en iyi, en kıymetli iş nedir, dedi. Hazret-i Peygamber, ona karşı dönüp, “İyi huylu olmak ne demektir anlayamadın mı? Elinden geldiği kadar kimseye kızmamaya çalış!” buyurdu.

17) “Kimse ile münakaşa etmeyen, haklı olsa bile dili ile kimseyi incitmeyen müslümanın Cennete gireceğini size söz veriyorum. Şaka ile veya yanındakileri güldürmek için olsa bile yalan söylemeyenin Cennete gireceğini size söz veriyorum. İyi huylu olanın Cennetin yüksek derecelerine kavuşacağını size söz veriyorum!” [Ebû Davud, İbni Mace ve Tirmüzi]

18) Hadis-i kudside Allahü teâlâ buyuruyor ki “Size gönderdiğim İslam dininden razıyım. [Yani, bu dini kabul edenlerden, bu dinin emir ve yasaklarına tâbi olanlardan râzı olurum. Onları severim.] Bu dinin tamam olması, ancak cömertlikle ve iyi huylu olmakla olur. Dininizin tamam olduğunu her gün, bu ikisi ile belli ediniz!” [Taberani].

19) “Sıcak su buzu erittiği gibi, iyi huylu olmak, insanın günahlarını eritir, yok eder. Sirke balı bozduğu, yenilmez hâle soktuğu gibi, kötü huylu olmak, insanın ibâdetlerini bozar, yok eder.” [Taberani]

20) “Allahü teâlâ yumuşak huylu olanları sever ve onlara yardımcı olur. Sert, öfkeli olanlara yardım etmez.” [Taberani]

21) “Cehenneme girmesi haram olan yahut Cehennem ateşinin yakması yasak olan kimdir? Size bildiriyorum. Dikkat ile dinleyiniz! Yumuşak olanların, kızmayanların hepsi!” [Tirmizi]

22) “Yavaş, yumuşak davranmak, Allah’ın kuluna verdiği büyük bir ihsandır. Aceleci, atak olmak, şeytanın yoludur. Allahü teâlânın sevdiği şey, yumuşak ve ağır başlı olmaktır.” [Ebû Yala]

23) “İnsan, yumuşaklığı, tatlı dili sebebiyle, gündüzleri oruç tutanların ve geceleri namaz kılanların derecelerine kavuşur.” [İbni Hibban]

24) “Kızdığı zaman, öfkesini yenerek yumuşak davranan kimseyi Allahü teâlâ sever.” [İsfehani]

25) “Dikkat ediniz. Size haber veriyorum! Cennetin yüksek derecelerine kavuşmak isteyen, saygısızlık yapana yumuşak davransın! Zulmedeni affetsin! Malını esirgeyene ihsanda bulunsun! Kendisini aramayan, sormayan ahbabını, akrabasını gözetsin!” [Taberani]

26) “Kuvvetli olmak, başkasını yenmek demek değildir. Kuvvetli olmak, kahraman olmak, kendi öfkesini yenmek demektir.” [Buhârî ve Müslim]

27) “Selam verirken güler yüzlü olana, sadaka verenlerin kavuştukları sevaplar verilir.” [İbni Ebid-dünya]

28) “Din kardeşine karşı güler yüzlü olmak, ona iyi şeyleri öğretmek, kötülük yapmasını önlemek, yabancı kimselere aradığı yeri göstermek, sokaktan, taş, diken, kemik ve benzerleri gibi çirkin, pis ve zararlı şeyleri temizlemek, başkalarına su vermek hep sadakadır.” [Tirmüzi]

29) “Cennette öyle köşkler vardır ki içinde bulunan kimse, her dilediği yeri görür ve dilediği her yere kendini gösterir.” Ebû Mâlik-il-Eş’arî, ya Resûlallah! Böyle köşkler kimlere verilecektir dedi. “Tatlı sözlü, eli açık ve herkesin uyuduğu zaman Allahü teâlânın varlığını, büyüklüğünü düşünen ve Ona yalvaranlara verilecektir” buyurdu.

Yukarıda yazılı olan hadis-i şerifleri, (Tergib ve Terhib) ismindeki hadis kitabından aldım. Bu kitap, hadis kitaplarının en kıymetlilerindendir.

Allahü teâlâ, yukarıda yazılı hadis-i şeriflere uygun yaşamanızı nasip eylesin! Kendinizi yoklayınız. Bunlara uygun olduğunuzu anlarsanız, Allahü teâlâya şükrediniz! Uygun olmayan halleriniz bulunursa, bunların da düzelmesi için, Allahü teâlâya yalvarınız! Bir kimsenin işleri, hareketleri bunlara uygun olmazsa, kusurunu bilmesi ve bunların düzelmesi için yalvarması da, ayrıca büyük nimettir. Bunlara uymayan ve uymadığı için üzülmeyen kimsenin İslam dinine bağlılığı çok az demektir. Böyle çirkin hâle düşmekten Allahü teâlâya sığınmalıdır! Beyt:

Bu büyük nimete kavuşana müjdeler olsun.
Kavuşamayan zavallılara yazıklar olsun!

 

Tavsiye Yazı: Mektûbât’ın sertliği değil, yumuşaklığı tavsiye eden 98. mektubu 

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler