5– KİTÂB-ÜL-HAC

“Hac”, lügatda büyük bir şeyi kasdetmek manâsınadır. Şerî’atde, belli bir yeri, yanî Kâ’beyi belli bir zamânda, belli bir işle ziyâret etmektir.

Hacc-ı şerîf, belli şartlarla müslümânlar üzerine farz-ı ayndır. Âlimler hacca âit meseleleri ve hükümleri aşağıdaki bâblara göre
yazmışlardır. Bu bâblar: İhrâm bâbı ve ifrâd haccı bâbı, hacc-ı kıran bâbı, temettü haccı bâbı, bâb-ül cinâyât, bâb-ül ihsâr, başkası yerine hac bâbı, bâb-ül hedy.

İhrâm bâbı ve ifrâd haccı:

“İhrâm” masdar olup, lügatda yasak içerisine girmektir. Şerî’atde, dahâ önce mübâh olan şeylerin kişiye Hac ve Umre müddetince harâm kılınmasıdır. Yanî hac ve umrede yapılması harâm kılınan şeylerden kişinin kendini sakındırmasıdır. Bu sakınma hâli hacca ve umreye niyyet ve telbiye ile tahakkuk eder. [Telbiye: “Lebbeyk, Allahümme lebbeyk, Lâ şerîke leke lebbeyk, innel hamde ve’n-ni’mete leke vel mülk lâ şerîkelek” duâsını okumakdır.]

Bu bâbda, ihrâm ile alâkalı meseleler ve hükümler anlatılmakdadır.

Hacc-ı kırân bâbı:

“Kırân”, lügatda hac ile umreyi yâhud benzeri iki şeyin arasını birleştirmek manâsınadır. Şerî’atde, hac ve umre ile birlikte telbiye ile sesi yükseltmek, namâzdan sonra, “Allahım hac ve umre yapmak istiyorum, bu ikisini bana kolaylaşdır ve onları benden kabûl buyur” düâsını okumak ve diğer belli şartları yerine getirmekdir. Tafsilâtı fıkıh kitâblarında, husûsî bâbda yazılıdır.

Temettu’ haccı bâbı:

“Temettu’”, meta’ lafzından alınmış olup, faydalanmak veyâ fayda manâsınadır. Şerî’atde umreyi veyâ umrenin tavâfının şartlarının ekserîsini hac aylarında yapmaktır diye ta’rîf edilmişdir. Bir kimse, Ramazân ayında en az miktârda tavâf eylese, sonra kalanını şevvâl ayında yapsa ve o sene hac yapsa, o kimse temettu’ haccı yapmış olur.

Bu bâbda, temettu’ haccına dâir mes’eleler ve hükmler bildirilmektedir.

Bâb-ül-cinâyât

Bu bahsde cinâyet, ihrâma girince sakınılması gereken işdir. Böyle bir iş yapılınca cinâyet olur. Bu işin yasaklığı, ihrâma girmek veyâ Harem-i şerîfe girmek sebebiyledir. Bu mes’elelerin tafsilâtı, fıkıh kitâplarında husûsî bir bâbda yazılmıştır.

Bâb-ül-ihsâr:

“İhsâr”, lügatda, korku veyâ hastalık yâhud âcizlik sebebiyle alıkoymak manâsınadır. Şerî’atdeki manâsı, hacda vakfe ve tavâfdan alıkoymakdır.

Bu bâbda, ihsâr ile alâkalı meseleler ve hükümler yer alır.

Başkası yerine hac bâbı:

“İbâdet-i mâliyye”, zekât gibi mal ile yapılan ibâdetde mükellefden gücü yettiği ve yetmediği zamân mutlak olarak vekîllik kabûl edilir.

“İbâdet-i bedeniyye”, namâz, oruc gibi ibâdet-i bedeniyyede mükellefden mutlak olarak vekîllik kabûl edilmez.

Hem mal ile hem de beden ile yapılan ibâdetlerde vekîllik ancak âcizlik zamânında kabûl edilir. Farz olan hac ibâdeti gibi.

Haccın vekâleten yapılmasına âid şartlar, meseleler ve hükmler fıkh kitâblarında husûsî bir bâbda yazılıdır.

Bâb-ül-hedy:

“Hedy” kelimesi, hediyye lafzından alınmışdır. Ni’metlerden, Harem- i şerîfe hediyye olunan şey, deve, koyun, sığır gibi. Bu bâbın tafsilâtı, fıkıh kitâblarında belli bir bâbda yazılıdır.

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler