1– KİTÂBÜT-TAHÂRET

Tahâret ve tuhûr kelimeleri lugatde; pâk, nezâfet, yanî temiz ve temizlik manâsınadır.

Tahâretin şerîatdeki manâsı ise, hadesden ve hubusdan yanî necâset-i hükmiyye ve necâset-i hakîkîyyeden temizlik manâsınadır.

Hades; namâza ma’nî olan hükmî necâset olup, abdestsizlik ve cünüblükdür. Hubus ise, hakîkî necâsetdir.

Ma’lûm olduğu üzere, din bilgileri, şu kısımlara ayrılır: İ’tikâd, âdâb, ibâdât, mu’âmelât ve ukûbât.

İbâdât (ibâdetler) 5 kısma ayrılır: Namâz, oruc, zekât, hac, cihâd. Mu’âmelât da 5 kısma ayrılır: Muâvedât-ı mâliyye [alış-veriş], münâkehât [nikâh, talâk, süt kardeşlik, v.s.], muhâsamât [2 kişi arasındaki husûmet da’vâları], emânât, terekât [vefât edenin bıraktığı mal için yapılacak mu’âmele].

Ukûbât, yanî cezâlar olup, beş kısma ayrılır: Kısâs, sirkat, zinâ, kazf, riddet yanî mürted olmak cezâlarıdır.

Fıkıh kitâblarında, şânına ihtimâmdan dolayı ibâdetler kısmı, diğer kısmlardan öne alınmışdır. Çünki kullar, Allahü teâlâya ibâdet etmeleri için yaratılmıştır. Bu sebeple ibâdetin şânı, diğer kısmların hâlinden ve şânından dahâ üstün olduğu açıkdır.

Doğru îmân ve i’tikâddan sonra, ibâdetlerin en üstünü namâzdır. Tahâret ise namâzın şartıdır.

Meşrût [şarta bağlı olan şey], ancak şart ile hâsıl olduğundan, şartın meşrûtdan önce geldiği gâyet açıktır.

“Kitâb” cem’i manâsına masdar olup, toplamak ma’nâsınadır. Şerî’atte ise, mustakil meselelerin başlığı olarak yazılan şey manâsınadır.

“Mesâil”, mesele kelimesinin çoğuludur. “Mes’ele”, mürekkeb-i tam, yanî tam bir ma’nâ ifâde eden sözdür. Doğru ve yanlış olmak ihtimâli olan mürekkeb-i tâmma, hükm taşıması bakımından “Kadıyye”, doğru ve yanlış olma ihtimâli bakımından “haber”, delîl ile aranması bakımından “matlûb”, delîlden meydâna gelmesi bakımından “netîce” ve ilimde suâl edilen birşey olması bakımından da “mes’ele” adı verilir. Bunların hepsi aynı şey olup, aralarındaki fark lafız bakımındandır.

Sıfat-ı tahâret:

Tahâret, nemâz için farz, Kâ’beyi tavâf için vâcibdir. Mushâf-ı şerîfe dokunmak için de vâcibdir. Uyurken abdestli olmak sünnetdir. Otuz kadar mevzu’da mendûbdur. Mendûb olan tahâret; yalan, gıybet, kahkahâ ile gülmek, çirkin sözler taşıyan şi’r okumak, deve eti yimek, uykudan ve bunların benzeri işlerden sonra olan tahâretdir, ya’nî abdest almakdır.

Abdestin rüknü, gasl (yıkamak), mesh ve necâsetin giderilmesidir. Tahâret, gözle görülen necâsetde, necs olan şeyin gitmesi, temizlenmesidir. Gözle görülmeyen necâsetde ve hades-i ekberde (cünüblükde) ancak gasl yanî yıkamaktır. Hades-i asgarda, abdestsizlikde, gasl ve meshdir. Tahâret, su, toprak ve benzeri şeylerle yapılır.

Abdestin delîli, (Ey îmân edenler! Namâza kalkacağınız zamân yüzünüzü ve ellerinizi [dirseklerinizle berâber] yıkayın. Başınızı mesh edin ve ayaklarınızı da [topuklarınızla berâber] yıkayın) meâlindeki Mâide sûresinin 6. âyet-i kerîmesidir. Bu âyet-i kerîmenin Medîne’de nâzil olduğuna dâir icmâ’ vardır.

Fıkıh âlimlerinin, abdeste dâir bildirdikleri meseleler ve hükmler, aşağıda bir kaç bâb olarak yazılmıştır. Bu bâblar: “Sular bâbı, teyemmüm bâbı, mest üzerine mesh bâbı, hayz bâbı, necâsetler bâbı”.

Sular bâbı:

Fıkıh kitâblarında, bu bâbda sular ile alâkalı bilgiler yazılmıştır. Su latîf, akıcı bir madde olup, her canlının ona ihtiyâcı vardır.

Teyemmüm bâbı:

“Teyemmüm”, lügatda, kasd (niyyet) etmek ma’nâsınadır. Şerîatdeki ma’nâsı ise, temiz toprağa kasd etmektir. Toprağın husûsî bir sûrette kullanılması, belli ibâdetler içindir. [Namâz kılmak, tilâvet secdesi yapmak gibi.] Belli ibâdetler abdestsiz sahîh olmaz.
Bu bâbda teyemmüm ile alâkalı meseleler ve hükümler bulunur.

Mest üzerine mesh bâbı:

“Mesh”, lügatta eli bir şey üzerine sürerek hareket ettirmektir. Şerîatde ise, belli bir zamânda iki mest üzerine belli bir şekilde mesh etmek manâsındadır.

“Mest” topuklarla birlikte ayağı örten ayakkabı demektir. Ekseriyâ deriden ve benzeri şeylerden yapılır.

Bu bâbda mestler üzerine mesh etmeye dâir meseleler ve hükümler bulunmaktadır.

Hayz bâbı:

“Hayz”, lügatta akmak demekdir. Şerî’atde ise, namâz kılmak, mushâf-ı şerîfe dokunmak, oruc tutmak ve mescide girmek gibi, abdestsiz olarak yapılmaları şer’an yasak olan şeyleri yapmaya mâni’ olan necâseti hükmiyyedir. Bu ise hayz kanından ibâretdir. Bu bâbda hayz, nifâs, istihâza konularına âid mes’eleler vardır.

Necâsetler bâbı:

“Necs”, lügatda neces-i hakîkiyi ve neces-i hükmiyi içine alır. Istılâhda “necs”, neces-i hakîkiye âiddir. Hubs lafzının neces-i hakîkiye şâmil olması gibi.

Bu bâb, necâsetlere, onların temizlenmesine dâir meseleleri ve hükümleri içine alır.

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler