Hazret-i Müceddid’in “kuddise sirruh” sözleri hakkındaki şüphelere cevâp vermektedir.

Mes’ûd ve bahtiyâr kardeşim! Akılsızların zannınca Müceddid-i elf-i sânînin “radıyallahü anh” kıymetli sözleri hakkında vârid olan şüphelerin cevâplarını soruyorsunuz. Bu konuyu inceledim. Biliniz ki, bu itirâzlar ya cehâlet, yâhud da hased sebebiyledir. Bu inkâr âdeti, taassûb ehlinin eskiden beri âdetidir. Şeyhü’l-Ekberi “radıyallahü anh” ve diğer büyükleri senelerce yazılarıyla tekfîr etmişlerdir. Hazret-i Müceddid mektûblarında bütün bu şüphelerin cevâblarını yazarak onların müdâhelelerini gidermiştir. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin torunlarından hazret-i Şâh Yahyâ bu husûsta geniş bir kitâp yazmışdır. Hazret-i Mevlevî Ferrûh Şâh “radıyallahü anh” Keşfü’l-gıtâ an vechi’l-hatâ adlı muhtasar bir kitâp yazmışdır. Yine imâm-ı Rabbânî hazretlerinin sevenlerinden Mevlânâ Muhammed Türkî, Şeyh Kürdî’nin talebesi Muhammed Berzencî’nin kitâbına geniş suâl ve cevâpları ihtivâ eden Atıyyetü’l-vehhâb el-fâsıla beynel-hatâ ves-sevâb adında bir kitâp yazmış ve bunu arab diyârındaki dört mezhebin âlimlerinin mühürleriyle tasdîk ve tescîl ettirmiştir.

Onların hasedlerinin sebebi, imâm-ı Rabbânî hazretlerinden bilinmeyen marifetlerin zuhûr etmesidir. Bu bilgiler birinci ve ikinci asırda her tarafa yayılmış, hayırla yâd edilen ilk üç asırdan sonra unutulmuştur. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” temiz tînetinin bakiyesi olan, imâm-ı Rabbânî hazretlerinin temiz tînetiyle tekrâr ortaya çıkmıştır. İnsâf şunu gerektirir ki, önce bu sözleri söyleyenin şânına, hâline baksınlar. Eğer kitâp ve sünnete uyuyorsa ve işlerinin ve sözlerinin ekserîsi şerîat terâzîsiyle tartılmış ise, o zamân onun sözlerinin şüphe ettikleri yerlerini açık olan yerlerine göre tevîl etsinler. Yâhud da zâhirî ve bâtınî ilimleri bilen bir âlime sorsunlar. Böylece işin esâsını anlayıp, onu mazûr görsünler. Çünki tasavvuf ehli için pekçok mâzeretler vardır. Bazen hâl galebe çaldığında, söyledikleri sözler maksadlarını ifâde etmeye yetmiyor. Bazen vehim ve hayâl karışması sebebiyle keşifle elde edilen bilgilerde hatâ meydâna geliyor. Onlar bu hatâda ictihâttaki hatâlarda olduğu gibi mazûrdurlar. Bazen de onların ıstılâhlarına, kastetdikleri manâlara vâkıf olunamadığından da, onların sözleri hakkında şüphe meydâna geliyor. İşte bütün bu sebeplerden dolayı o büyüklerin sözlerine itirâzı terk etmek lâzımdır. Bilhâssa hazret-i Müceddid’in sözlerine itirâz tamâmen fuzûlî ve lüzûmsuzdur. Çünki onun tarîkatı, sünnet-i seniyyeye ittibâ üzerine kurulmuştur. Onun eserleri sünnete ittibâyı bildiren nasîhatlarla doludur.

Ehl-i tasavvufu inkâr etme fitnesinin sebebi, en çok tevhîd-i vücûdîyi inkâr etmek ve tevhîd-i şühûdîyi isbât etmekten kaynaklanmaktadır. Çünki 400 seneden beri, yanî hazret-i Şeyh İbn-i Arabî’den “radıyallahü anh” imâm-ı Rabbânî “radıyallahü anh” hazretlerine kadar insanlar, devâmlı vahdet-i vücûd meselesini işitmişler ve bu husûsta düşüne gelmişlerdir.

İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin tevhîd-i vücûdîye itirâzı, zâhir ulemâsının itirâzı gibi değildir. Bilâkis tevhîd-i vücûd ehlinin söylediği makâmı kabûl ediyor. Şu kadar var ki, asıl maksadın bu makâmın üstünde olduğunu söylemiştir. Hâricî hakîkîde mevcûd olan vücûd-i hakîkînin vahdetini bozmayacak tarzda Hâlık ile mahlûkun birbirinden başka olduğunu isbât ediyor. Fakat tevhîd-i vücûdî ehli böyle demiyor. Onlar Hâlık ile mahlûkun aynı olduğunu söylüyorlar. Vahdet-i vücûd ile vahdet-i şühûd meselesinin dahâ geniş açıklaması bundan sonraki mektûpda yazıldı. Vesselâm.

 

Sonraki Mektup —> 6. Mektup

 

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler