Bu mektûb namâzda parmak kaldırmak hakkındadır.

Hazret-i Müceddid-i elf-i sânî “radıyallahü anh” bir mektûbunda namâzda parmak kaldırmayı men etmişlerdir. Hâlbuki siz onları sevdiğinizi söylediğiniz hâlde, namâzda parmağınızı kaldırıyorsunuz. Seven sevdiğine tâbi olmalıdır diye yazmışsınız.

Kıymetli efendim! Allahü teâlâ kullarına Kitâp ve sünnete uymalarını farz kılmış ve Ahzâb sûresi 36. âyetinde meâlen: (Allah ve Resûlü bir işe hüküm verdiği zamân mümin bir erkekle mümin bir kadın için kendi işlerinden dolayı Allahın ve peygamberinin hükmüne aykırı olanı seçmek hakkı yoktur) buyuruldu. Resûlullah da “sallallahü aleyhi ve sellem” şöyle buyurmuştur: (Sizden birinizin hevâsı benim getirdiğime tâbi olmadıkca kâmil bir mümin değildir.)

Hazret-i Müceddid-i elf-i sânî “radıyallahü anh” Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” kâmil bir nâibidir. Tarîkatını Kitâp ve sünnete tâbi olmak üzerine kurmuştur. Ulemâ namâzda parmağı kaldırmayı isbât için sahîh hadîs-i şerîfleri ve hanefî fıkhının rivâyetlerini ihtivâ eden risâleler yazmışlardır. Hattâ hazret-i Müceddidin küçük oğlu Şâh Yahyâ “radıyallahü anh” da bu husûsta bir kitâp yazmıştır.

Namâzda parmak kaldırmayı men eden hiçbir hadîs-i şerîf yoktur. Hazret-i Müceddidin parmak kaldırmayı terki, ictihâdı sebebiyledir. Neshe uğramamış olan sünnet, müctehîdin ictihâdından öndedir. Parmak kaldırmaya dâir sünnet bulunduktan sonra, onu hazret-i Müceddid terk ettiği için, terk etmek makûl değildir. Hâlbuki hazret-i Müceddid, sünneti terk etmekten çok sakındırmışlardır ve kendileri de hanefî mezhebindedir. İmâm-ı Ebû Hanîfe “radıyallahü anh” hadîs-i şerîf mevcûd olunca benim mezhebim odur. Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” sözü bulununca benim sözümü terk ediniz buyurmuştur. O hâlde, hazret-i Müceddidin parmak kaldırmayı terki husûsunda şu söylenebilir. Onun bu işi ictihâdı sebebiyledir. Sahîh hadîs-i şerîflere uymasında hiçbir değişiklik yoktur. Eğer hazret-i Müceddid o kadar geniş ilmine rağmen parmak kaldırma ile ilgili hadîs-i şerîfden haberleri olmadığı için kaldırmamış denirse, cevâben derim ki, hazret-i Müceddid zamânına kadar bu kitâplar ve eserler, hind diyârında meşhûr olmamıştı. O bu kitâpları görmemişti. Yoksa parmak kaldırmayı aslâ terk etmezdi. Çünki onlar bu ümmetin büyükleri arasında sünnete ittibâya en çok sarılanıdır.

Eğer Resûlullahın “sallallahü aleyhi ve sellem” bu işden râzı olmadığını keşf yoluyla anladığı için terk etmiştir denirse, cevâben derim ki, keşf tarîkat işlerinde muteberdir. Şerîat ahkâmında muteber değildir. Bununla berâber, o mektûpta keşf delîl gösterilmemiştir. Burada yine şöyle denebilir. Bu cüz’î muhâlefet, onun Resûlullaha “sallallahü aleyhi ve sellem” ittibâya son derece teşvîkleri olan küllî kâideye riâyetleri sebebiyledir. Böyle bir netîce hâsıl olmuştur. Vesselâm.

Sonraki Mektup –> 16. Mektup

 

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler