Nemâzın vâciblerinden birini bilerek yapmamak, nemâzı bozmaz. Fekat günâh olur. Unutarak yapmıyan, (Secde-i sehv) eder. Farzın ilk iki rek’atinde, (Zammı sûre)yi unutan, üçüncü ve dördüncü rek’atlerde okuyup, sonra secde-i sehv yapar. Kırâeti unutduğunu rükü’da hâtırlarsa, hemen kalkıp kırâeti ve sonra rükü’u yapar. Bir farzı ve vâcibi, vaktinden önce veyâ sonra yapan da, secde-i sehv eder. Meselâ, zamm-ı sûrenin bir parçasını rükü’da okuyana, ettehıyyâtüden sonra az birşey okuyarak, üçüncü rek’ati gecikdirene, imâm yüksek sesle okuyacak yerde, hafîf sesle okursa ve hafîf sesle okuyacak yerde yüksek sesle okursa, secde-i sehv yapmak lâzım olur. İmâmın yüksek sesle okuması vâcib olan yerleri, yalnız kılanın yüksek sesle de, hafîf sesle de, okumaları câizdir. Birkaç kerre secde-i sehv îcâb etse, bir kerre yapmak yetişir. İmâm ile berâber, cemâ’at de secde-i sehv yapar. Cemâ’atden biri hatâ yaparsa, secde-i sehv yapmaz. Cemâ’ate, birinci rek’atden sonra yetişen kimse, imâm ile secde-i sehv yapdıkdan sonra, nemâzını temâmlar. Oturmağı unutup, üçüncü rek’ate kalkarken hâtırlayan bir kimse, dizleri yerden ayrıldıkdan sonra ise, oturmaz, secde-i sehv eder. Son rek’atde oturmayıp ayağa kalkarsa, secde etmeden hâtırladı ise, hemen oturur ve oturmağı gecikdirdiği için, secde-i sehv eder. Secdeye inince hâtırladı ise, farz nemâzı, nâfile şekline döner. Bir rek’at dahâ kılıp, altıncı rek’ate oturarak temâmlar. Dördüncü rek’atde teşehhüd mikdârı oturup, selâm vermeden beşinciye kalkarsa, secdeye yatmadan hâtırladı ise, oturup teşehhüdde okumadıklarını okuyup selâm verir ve secde-i sehv yapar. Secdeye yatdı ise, altıncı rek’ati de temâmlayıp, secde-i sehv yapar. Farzı temâm etmiş olur. İki rek’ati de nâfile olur. Fekat, bu iki rek’at, öğle, akşam ve yatsının son sünneti yerine geçmez denildi. Çünki, sünnetlere tahrîme tekbîri ile başlanır. İmâm secde-i sehv yaparken de, câmi’e gelip, uymak câizdir.

Secde-i sehvi bile bile yapmıyan veyâ nemâzın vâciblerinden birini, meselâ Fâtiha okumağı, bilerek terk eden kimsenin, o nemâzı tekrâr kılması vâcib olur. Tekrâr kılmazsa, fâsık olur. Cum’a ve bayram nemâzlarında, imâmın secde-i sehvi yapmaması iyi olur.

Secde-i sehv yapmak için, bir tarafa selâm verdikden sonra, iki secde yapıp oturur ve nemâzı temâmlar. İki tarafa selâm verdikden sonra veyâ hiç selâm vermeden de, secde-i sehv yapmak câizdir.

Bir kimse, kaç rek’at kıldığını unutsa, bu şaşırması, ilk olarak başına geldi ise, selâm verip nemâzı tekrâr kılmalıdır. Şaşırmak âdeti ise, düşünüp, çok zan etdiğine göre kılar. Kuvvetli zan edemezse, az kıldığını kabûl ederek temâmlar. Nemâzı kıldığında şübhe eden kimse, vakt çıkmadı ise, tekrâr kılar. Çıkdı ise kılmaz.

Kaç rek’at kıldığını şaşırıp, nemâz içinde düşünmesi, sonraki rüknün veyâ vâcibin, bir rükn zemânı kadar gecikmesine sebeb olursa, bu arada, âyet ve tesbîh okusa bile, secde-i sehv lâzım olur. Nemâzın içindeki farzlara (Rükn) denir. Bir âyet okumak, rükü’ ve iki secde, son rek’atde oturmak, birer rükndür. Düşünmek, farzı veyâ vâcibi gecikdirince, secde-i sehv lâzım oluyor. Meselâ, son rek’atde oturunca düşünürse, selâm vermesi gecikirse, secde-i sehv lâzım olur. Fazla okuduğu salevât ve düâ, sünnet olarak değil, düşünce, dalgınlık sebebi ile olduğu vakt, vâcibin gecikmesi suç oluyor. Başka bir nemâzı kılıp kılmadığını veyâ dünyâ işlerinden herhangi birini düşünürse, bir rüknün gecikmesine sebeb olsa bile, secde-i sehv lâzım olmaz. Nemâz bitdikden sonra, kaç rek’at kıldığında şübhe ederse, buna vesvese denir. Buna ehemmiyyet vermez. Nemâzdan sonra, bir âdil müslimân, yanlış kıldın derse, tekrâr kılması iyi olur. İki âdil kimse söylerse, tekrâr kılması vâcib olur. Âdil olmazsa, sözünü dinlemez. İmâm doğru, cemâ’at ise, yanlış kıldık derse, imâm kendine güveniyorsa veyâ bir şâhidi olursa, tekrâr kılınmaz.

Bir şeyin vâcib veyâ bid’at olmasında şübhe edilse, bu şeyi yapmak iyi olur. Bid’at ile sünnet arasında şübhe olsa, yapmamak lâzım olur.

İftitâh tekbîrini söyledi mi, abdesti var mı, elbisesi temiz mi, başına mesh etdi mi şübhe ederse, ilk olarak şübhe etdi ise, nemâzı bozup tekrâr kılar. Abdest almaz. Elbisesini yıkamaz. Her zemân şübhe ediyorsa, nemâzı bozmaz, temâmlar.

Kaynak: Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye

Benzer Suallerin Cevapları İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler