Sual: Rahman ve rahim kelimeleri arasında ne fark vardır?

Cevap: İmam Kurtubî tefsirinde “er-Rahmân” adının menşei hakkında şunları söylüyor:

“er-Rahmân” adının menşei hakkında farklı görüşler vardır: Kimisi bu ismin müştak (türemiş) bir isim olmadığını söylemektedir. Çünki Allah’a has isimlerdendir. Diğer taraftan eğer bu kelime, rahmet’ten türemiş olsaydı, rahmet olunan ile birlikte de kullanılabilmeli idi. Ve böylelikle “Allah kullarına rahîmdir” denilebildiği gibi “Allah kullarına rahmândır” da denilebilmeli idi. Yine eğer bu isim rahmet’ten türemiş olsaydı Allah’ın adı olarak bunu işittiklerinde Arapların şaşırmamaları gerekirdi. Çünkü o zaman Araplar, Rablerinin rahmet sahibi olduğunu kabul ediyorlardı. Allahü teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Onlara: Rahmana secde edin denildiğinde onlar: Rahman neymiş? dediler.” (Furkan suresi, 60). Hudeybiye Sulhu sırasında da Hazret-i Ali, Peygamber aleyhisselâmın emriyle “Bismillahirrahmânirrahîm” yazınca Süheyl bin Amr şöyle itiraz etmişti: Biz “Bismillahirrahmânirrahîm’in ne demek olduğunu bilmiyoruz. Bunun yerine bizim bildiğimiz şey olan “Bismikellahumme” (Senin adın ile Allah’ım) diye yaz!” dedi. İbnü’l-Arabi der ki: Onların bilmedikleri mevsuf (nitelenen) olan Allah değil, onun sıfatı idi. Buna delil olarak onların “Rahmân kimdir?” demeyip “Rahmân nedir?” demelerini göstermektedir. İbnü’l-Hassâr buna itiraz ederek der ki: Başka bir âyet-i kerimede meâlen, “Ve onlar Rahmânı inkâr ederler” buyurulmaktadır sözünü delil gösterir (Ra’d suresi, 30).

Ulemânın ekserisi “er-Rahmân” lafzının mübalağa ifade etmek üzere “rahmet” kökünden türemiş ve mebni bir kelime olduğunu kabul eder. Mânâsı ise, eşsiz olan rahmet sahibi demektir. İşte bundan dolayı “er-Rahîm” lafzının tensiye ve cem’i (ikili ve çokluk hâli) yapıldığı halde, bunun tensiye ve cem’i yapılmaz.

İbnü’l-Hassâr der ki: Bu kelimenin türemiş olduğunun delillerinden birisi de Tirmizî’nin rivayet ettiği şu rivayettir. Abdurrahmân bin Avf, Rasulullah aleyhisselâmı şöyle buyururken dinlemiş: “Allah azze ve celle buyurdu ki: Ben Rahmânım. Rahmi (akrabalığı) yarattım ve ona kendi ismimden türeyen bir isim verdim. Kim sıla-ı rahme (akrabalığı bağlamaya) riâyet ederse ben de onu bağlarım. Kim de onun bağını keserse ben de onu keserim.” Bu hadis-i şerif er-Rahmân isminin türemiş olduğunu açıkça ortaya koyan bir ibaredir. Arapların bu ismi hayret ile karşılamalarının sebebi Allah’ı ve ona karşı yerine getirilmesi gereken vazifeleri bilmeyişlerinden dolayıdır.

İbnu’l-Enbârî ez-Zâhir adlı eserinde zikreder ki: el-Müberred “er-Rahmân”ın İbranice bir isim olduğunu, bundan dolayı da bununla birlikte er-Rahîm isminin de zikredildiğini iddia eder. Bunu ifade etmek üzere de bazı beyitleri delil gösterir. Ebu İshak ez-Zeccac “Meani’l-Kur’ân”da şöyle der: Ahmed bin Yahya dedi ki: “er-Rahîm” Arapça ve “er-Rahmân” İbranicedir. İşte bundan dolayı ikisi bir arada zikredilmiştir. Fakat bu kabul edilmeyen bir görüştür.

Rahman ve Rahîmin bir arada zikredilmesi, te’kid için olabilir. Ebu İshak der ki: Bu da güzel bir görüştür. Ve te’kidde büyük bir fayda vardır. Arapların sözünde de bu pek çoktur. Onun için ayrıca delil göstermeye ihtiyaç yoktur. Burada te’kidin faydası ise Muhammed bin Yezid tarafından şöylece izah olunur: Bu, lütuf üstüne lütuf, nimet üzerine nimet ve ümidvarların emelinin boşa çıkmayacağına dair bir vaaddir.

İmam Kurtubî tefsirinde “Rahmân” ve “Rahim” arasındaki farkı şöyle izah eder:

Rahman ve Rahîm isimlerinin aynı mânâyı ifade edip etmediği hususunda ulemâ ihtilaf etmiştir. “Nedmân ve Nedîm (pişmanlık duyan)” kelimelerinde olduğu gibi aynı mânâya gelirler, denilmiştir. Bu Ebu Ubeyde’nin görüşüdür. Bazıları da fa’lân (rahman kelimesinin vezni), faîl (rahîm kelimesinin vezni) binası gibi değildir. Çünkü fa’lân vezni ancak fiilin mübâlağalı hâlini anlatmak için kullanılır. Meselâ kızgınlık ile dolup taşmış bir kimse için “gadbân” tabiri kullanılır. Faîl vezni ise bazen fail ve mef’ul (yani etken ve edilgen) anlamlarını ifade edebilir. Buna göre “er-Rahmân” isim olarak hususi, fiil olarak umumi; “er-Rahîm” ise isim olarak umumi, fiil olarak hususidir. Bu cumhurun görüşüdür.

Ebu Ali el-Fârisî der ki: “er-Rahmân” bütün rahmet çeşitleri hakkında kullanılan umumi bir isim olup, yalnız Allahü teâlâ hakkında kullanılır. “Er-Rahîm” ise, mü’minler hakkında kullanılır. Nitekim Allahü teâlâ meâlen şöyle buyurmaktadır: “Ve mü’minlere çok rahîmdir.” (Ahzab suresi, 43). el-Arzemî der ki: “er-Rahmân” yağmur gibi umumi olarak bütün nimetlerle bütün mahluklarına merhamet edendir. “er-Rahîm” ise, onları hidâyete iletmek, onlara lütuflarda bulunmak suretiyle mü’minlere merhametli olandır.

İbnü’l-Mübarek der ki: “er-Rahmân” kendisinden istendiği zaman verendir. “er-Rahîm” ise kendisinden dilekte bulunulmadığı zaman kızıp gazaplanandır.

İbni Kesîr de tefsirinde bu hususta der ki:

Rahmân ve Rahîm ismi rahmet kökünden mübâlağa vezninde türemiştir. Rahman ismi Rahîm isminden daha mübâlağalıdır. Taberî bu hususta ittifak edilen görüşü şöylece hülasa eder: Seleften gelen bazı tefsirlerde Îsâ aleyhisselâmdan rivâyet edilen «Rahman; dünya ve âhirette fazla esirgeyici, Rahîm ise yalnızca âhirette esirgeyici mânâsınadır» sözü nakledilir ve bu, yukarıdaki şekle delâlet eder. Bazıları ise bu isimlerin türetilmemiş olduğu kanaatindedir. Zira türemiş olsaydı rahmet edilenin zikriyle birleştirilmezdi.

Taberî der ki, Azremî söyle demiştir: Rahman ve Rahîm derken; Rahman tüm mahlûklara; Rahîm ise mü’minlere merhamet eden mânâsınadır. Denilir ki bunun için Allahü Teâlâ meâlen şöyle buyurmuştur: «Gökleri yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan, sonra da arşa hükmeden Rahmân’dır. Bunu, haberdâr olana sor!» (Furkan suresi, 59). «O Rahman arşı istilâ etti.» (Tâhâ suresi, 5) meâlindeki âyette geçen istivâ kelimesinin Rahmân ismiyle zikri, rahmetini bütün mahlûklarına teşmil içindir. Yine meâlen: «Ve o mü’minler için Rahîm olandır». (Ahzâb suresi, 43) buyurmuştur ki burada Rahîm ismini mü’minlere tahsis etmiştir. Derler ki, bu da gösteriyor ki Rahmân rahmet bakımından daha çok mübâlağadır. Çünkü her iki dünyada tüm mahlûkâta rahmet eden anlamına gelir. Rahîm ise, mü’minlere hâstır.

Allah Teâlâ’nın Rahmân ismi yalnız O’na mahsûstur ve O’nunla başkası isimlendirilmemiştir. Nitekim Allahü teâlâ meâlen şöyle buyurur: «De ki: «İster Allah deyin, ister Rahman deyin. Hangisini derseniz deyin en güzel isimler O’nun içindir!» (İsrâ suresi, 110). Râhîm sıfatına gelince, Allah bu sıfatı kendinden başkaları için de kullanmıştır: «Andolsun ki, size kendinizden bir peygamber gelmiştir ki, sıkıntıya uğramanız kendisine ağır gelir, sizin üzerinize düşkündür, mü’minlere Rauf ve Rahîm’dir.» (Tevbe suresi, 128). Kendinden başkalarım diğer isimlerinden bir kısmıyla tavsif ettiği de vâriddir. Nitekim meâlen şöyle buyurur: «Biz insanı katışık bir damla sudan yaratmışızdır. Onu deneriz. Bu yüzden onu semî’ (işitici) ve basîr (görücü) yaptık.» (İnsan suresi, 2).

Taberî der ki; Hasan Basrî’den rivayet olundu ki: «Rahman ismi başkası için memnû’dur. Rahman insanların edinebilecekleri bir isim değildir. Çünkü o Yüce ve Mübarek zât’ın adıdır.

Hâsılı kelâm, Allah Teâlâ’nın isimlerinden bir kısmı başkalarına verilebilir, bir kısmı verilemez. Bu verilemeyenler arasında Allah, Rahmân, Hâlık, Râzık ve benzeri isimler yer alır. Bunun için her şeye Allah’ın adıyla başlanır ve Rahmân sıfatıyla devam edilir. Zira Rahmân, Rahîm’den daha hususî ve daha çok bilinenidir. Çünkü isim önce en saygıya değer isimlerle başlar ve bu yüzden en özel olan isimler kullanılmıştır.

Yine İmam Kurtubî “er-Rahmân” ve “er-Rahîm” isimlerinin kullanılması hakkında şunları söyler:

Ulemanın ekserisi, “er-Rahmân”ın Allahü teâlânın has ismi olup başkasına verilmesinin caiz olmadığı kanaatindedir. Şu emir (meâlen) bunu göstermektedir: “De ki: İster Allah diye dua edin, ister Rahmân diye dua edin!” (İsrâ sûresi, 110). Burada görüldüğü gibi er-Rahmân adı başkasının ortaklığının bahis mevzuu olmadığı diğer adı olan “Allah” lafzına denk ve müsavi olarak zikredilmiştir. Bir başka yerde de meâlen şöyle buyurmaktadır: “Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimize sor: Rahmân’dan başka ibâdet edilecek tanrılar kılmış mıyız?” (Zuhruf suresi, 45). Burada Allahü teâlâ, ibâdete müstehak olanın “Rahmân” olduğunu haber vermektedir. Müseylime el-Kezzab (Allah’ın lâneti üzerine olsun) kendisine “Rahmânu’l-Yemâme” adını vermek cesaretini göstermiştir. Müseylime kendisine bu adı verir vermez, hemen kulağına “el-Kezzab (çok yalancı)” şeklindeki sıfatı ulaşıverdi. İbnü’l-Arabî, er-Rahmân adının Allahü teâlânın ism-i a’zamı olduğunu rivâyetini de zikreder.

“er-Rahîm” mahlûklar için mutlak bir vasıftır. Mehdevî “er-Rahmân” isminde umumî bir mânâ bulunduğundan dolayı besmelede önce zikredilmiştir, diyor. Şöyle bir rivayet de vardır: er-Rahîm’in mânâsı, sizin Allah’ı ve er-Rahmân’ı bulmanız er-Rahîm iledir. Çünkü er-Rahîm, Muhammed aleyhisselâmın vasfıdır. Allahü teâlâ, onu böyle tavsif eder (meâlen): “O rauf (çok şefkatli) ve rahîmdir (çok merhametlidir).” (Tevbe suresi, 129). Bu izahı yapan, besmeledeki mânânın şöyle olduğunu kastetmiş gibidir: “Bismillahirrahmâni ve birrahîmi”. Yani Muhammed aleyhisselâm vâsıtasıyla bana ulaştınız. Yani ona uymak ve onun getirdiklerine tâbi olmak sayesinde sizler benim sevabımı, lütuf ve ihsanımı ve vechime nazarı elde edebildiniz.

Ali bin Ebi Tâlib kerremallahü vechehu’dan rivayet olundu ki: Bismillah, her türlü hastalığa karşı şifadır. “er-Rahmân” ona iman eden herkese yardımdır. Bu, kendisinden başkasına bu ismin verilemeyeceği zâtın adıdır. “er-Rahîm” ise tevbe edene, iman edip sâlih amel işleyene merhametlidir demektir. Osman bin Affan’dan rivayet olundu ki: Rasulullah aleyhisselâma besmelenin mânâsını sordum. Şöyle buyurdu: “Ba, Allahü teâlâ’nın belâsı (sınaması), ruhu, aydınlığı, parlaklığı ve yüceliği; sin, Allahü teâlânın üstünlüğü; mim, Allah’ın mülkü demektir. Allah, kendisinden başka hiçbir ilah olmayandır. Rahmân ise, mahlûklarından iyi olana da, kötü olana da merhametli olan demektir. Rahîm ise, bilhassa mü’minlere karşı şefkatli ve merhametli olan demektir.”

İbni Kesîr tefsirinde bu hususta der ki:

Ebu Ali el-Fârisî der ki: Rahman, Allahü teâlâ’ya mahsus olup, tüm rahmet türlerini içine alan umûmî bir addır. Rahîm ise mü’minler için bahis mevzuudur. Nitekim Allahü teâlâ : «Ve o mü’minler için rahîm olandır» buyurur. İbni Abbâs der ki: Rahman ve Rahîm birbirine çok yakın iki isimdir. Biri diğerinden daha çok rahmet sahibi mânâsına gelir. Sonra Hattâbî’den ve diğerlerinden nakledilir ki onlar bu sıfat konusunda müşkilpesend olmuşlardır ve öyle sanıyoruz ki daha çok yumuşaklık anlamına gelir demişlerdir. Nitekim hadîste : «Allah yumuşaktır, bütün işlerde yumuşaklığı sever. Ve o baskı ile vermeyeceğini yumuşaklıkla verir.» buyurulmuştur. İbnü’l-Mübârek ise, “Rahmân isteyince veren, Rahîm ise, istenmeyince kızan mânâsınadır” der.

Benzer Suallerin Cevapları İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler