YEDİNCİ KISIM

Papazların Îsâ aleyhisselâm hakkında uydurdukları yalanlar ve bu husûsta kendilerini yalancı duruma düşürdükleri hakkındadır:

Luka İncîlinin 22. bâbında, Îsâ aleyhisselâmın havârîlere hitâben: “Şeytân sizin îmânınızın bozulmasını ister”, der. Sonra onlardan Petrus’a dönerek: “Ben babamdan senin îmânının şeytân tarafından bozulmamasını temennî ederim” dediğini ve Îsâ aleyhisselâmın bu sözünden birkaç gün sonra Petrus’un Îsâ aleyhisselâmı inkâr etdiğini ve havârîler içinde ondan başka mürted (dinden dönen) bulunmadığını, açıklamaktadır.

Şunların perîşân hâllerine ve düştükleri tenâkuzlara bir bakın! Îsâ aleyhisselâm, havârîlerinden birinin îmânının bozulmaması için duâ eder de, bu kimse sonra nasıl münkir ve mürted olup, îmândan çıkar? Acabâ Peygamberler için haber verdiklerinden vazgeçmeği veyâ yalan söylemeği lâyık mı görüyorlar? Peygamberi medhetmek isterken, düştükleri bu tenâkuzları fark etmeyecek kimse bulunabilir mi?

Bütün bunlar, hıristiyanların Îsâ aleyhisselâm hakkında sonradan uydurdukları yalan ve iftirâlardır. Şunu kat’i olarak söyleyebiliriz ki, Îsâ aleyhisselâm bu sözlerden hiç birisini söylememiştir. Bütün bu noksanlardan Onda yoktur.

Yuhannâ İncîlinin 5. bâbında: hazret-i Mesîh’in yahûdîlere, Ben size şu husûsu kat’i olarak ifâde etmek isterim ki, oğul kendisi bir şey yapmağa kâdir olamaz. Meğer, babanın yaptığını görmüş olması lâzım, dediğini nakletmiştir.

Biz biliyoruz ki, Îsâ aleyhisselâm yemek yemiş ve su içmiştir. Hâlbuki hıristiyanların babası dedikleri zâttan, yanî Allahü teâlâdan böyle bir şeyin vukû’unu görmemişdir. Çünki, Allahü teâlâ, yemek ve içmek gibi beşerî ihtiyâçlardan münezzehtir.

Diğer üç İncîlde bu husûs kaydedilmemiştir.

Yuhannâ İncîlinin 17. bâbında, Îsâ aleyhisselâmın, vefâtından önce, Allahü teâlâya, “Yâ Rabbî! Biliyorum ki, sen benim duâlarımı dâimâ kabûl edersin. Şimdi senden niyâz ederim ki, benim şakirdlerimi dünyâ ve âhirette her şeyde kurtuluşa erdiresin” demiş olduğunu kaydetmiştir. Bütün hıristiyan âlimlerinden tevâtüren nakledilen bir habere göre, Îsâ aleyhisselâmın talebelerinin çoğu kılıçla öldürülmüş, bazısı da derisinin yüzülmesi gibi çeşitli işkencelerle can vermişlerdir.

Allahü teâlânın Peygamberi Îsâ aleyhisselâm Allahü teâlâdan, havârîlerinin dünyâ ve âhıretde kurtuluşa ermelerini niyâz ediyor. Onlar, böyle elemlere ve çirkin ölümlere düçâr oluyor. Ne kadar gülünç bir iddi’âdır. Bu husûsu Yuhannâ, Îsâ aleyhisselâm hakkında yalan olarak söylemiş, diğer üç İncîl sâhibleri, Îsâ aleyhisselâmın böyle bir duâsı olduğu ile alâkalı olarak, İncîllerinde hiçbir şey yazmamışlardır.

Yine Yuhannâ İncîlinin 15. bâbında, Îsâ aleyhisselâm, “Eğer ben onlara benden evvel kimsenin göstermediği mucizeleri göstermemiş olsaydım, onların bana îmânlarının azlığından dolayı günâhları olmazdı” dedi, yazılıdır. Îsâ aleyhisselâmın böyle bir söz sarf etmesi mümkün değildir. Çünki kendinden evvel gelen Mûsâ aleyhisselâm, çok sayıda büyük mucizeler göstermiştir. Hazret-i Elyesa’ da ondan evvel gelmiştir. Hattâ Îsâ aleyhisselâmın mucizeleri derecesinde mucizeler göstermiştir. Îsâ aleyhisselâmın, ben kendimden evvel kimsenin gösteremediği mucizeleri gösterdim; dediği tasavvur edilemez. Bunu da Yuhannâ uydurmuş ve diğer üç İncîli yazanlar ise, böyle bir şeyden bahsetmemişlerdir.

Markos İncîlinin 3. bâbında, hazret-i Mesîh’in, “Her kim benim için evi, bahçeleri, tarlaları veyâ evlât ve akrabâlarını terk ederse, o kimse dünyâda terk ettiği şeyin 100 katını ve âhirette Cenneti alır”, dediğini nakleder.

Matta İncîlinin 19. bâbında, o adam terk ettiği şeylerin 100 katını alır ve Cennet onun olur dedi, deyip, dünyâyı kaydetmemişdir.

Luka İncîlinin 18. bâbında, dünyâda terk ettiği şeylerden çoğunu ve Cenneti alır, diye kaydetdiği hâlde; Yuhannâ bunlardan hiçbirinden bahsetmemişdir. Bu da Îsâ aleyhisselâm hakkında uydurulan açık bir yalandır. Çünki pek çok kimseler, Îsâ aleyhisselâm uğruna ve birçok ev, bahçe ve ticârethânelerini terk etmişler ve terk ettikleri şeylerin ne 100 katına ve ne de ona yakın bir miktârına sâhip olamamışlardır. Aslında Îsâ aleyhisselâm böyle bir şey söylememiştir.

Matta İncîlinin 19. bâbında, Ferisîler hazret-i Mesîh’e, “İnsanın karısını küçük bir kabahatinden dolayı boşaması helâl olur mu?” diye sorduklarında, hazret-i Mesîh onlara, “Tevrât’da okumadınız mı ki, erkeği ve dişiyi yaratan Allah, “İnsan, kadın için anne ve babasını terk eder ve eşiyle birleşerek ikisi bir vücût olur” demiştir” diye cevâp vermiştir.

Bu da Îsâ aleyhisselâm ve Tevrât hakkında bir iftirâdır. Çünki bu çirkin sözü Allahü teâlâ söylememiştir. Ancak, Peygamberlerin kitâplarında Âdem aleyhisselâmdan başka bir hikâye nakledilmiştir. Şöyle ki: Allahü teâlâ, hazret-i Havvâ’yı Âdem aleyhisselâmın kaburga kemiğinden yaratınca, Âdem aleyhisselâm uyanıp, onu yanında eş kılığında gördü ve “Bunun için insan, anne ve babasını terk edip, zevcesiyle bir vücût olur” dedi.

Îsâ aleyhisselâmın, Matta’nın bahs etdiği sözü, Tevrât’a nisbet etmesi düşünülemez. Tevrât ve İncîli ezbere bildiği gibi, Allahü teâlâ tarafından kendisine bildirileni teblîğ etmiştir. Matta, burada da Îsâ aleyhisselâma yalan ve iftirâda bulunduğu gibi, diğer İncîl sâhiplerine de muhâlefet etmiştir. [Bu yanlıştır. Yanlışlık da Tevrât’ın latinceye olan tercümesi ile nasrânî dilinin hâricinde olan tercümelerdedir. Çünki bu söz Âdem aleyhisselâmın sözü olarak geçmiştir. fakat ibrânîcedir. Benî İsrâil âlimleri ise, bu söz Tevrât’a nisbet edilir ve doğrudur demişlerdir.]

Yuhannâ İncîlinin 3. bâbında, Îsâ aleyhisselâm göğe ancak oradan iner çıkar dedi, şeklinde yazmıştır. Bu da bâtıl inançların bir başkasıdır. Çünki İdrîs ve İlyâs Peygamberlerin göğe çıktıkları Tevrât’ta yazılıdır. Hâlbuki adı geçen iki Peygamber yere gökten inmemiş ve göğe çıkıncaya kadar yeryüzünde yaşamışlardır. İncîlde Îsâ aleyhisselâmın da göğe çıktığı yazılı olup; o da oradan inmemiştir. Bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm da, Mi’râc gecesinde göğe çıkmış, sonra tekrâr yeryüzüne inmişlerdir.

İşte burada da Yuhannâ, Îsâ aleyhisselâm hakkında yalan söylemiş, diğer üç İncîl yazarı ise, bunu nakletmemişlerdir.

Hıristiyanlar, Îsâ aleyhisselâm bunu söylemiş ama, ondan ancak rûhları kastetmişdir, derler.

Buna verilecek cevâp gâyet basitdir: Bu iddiâ, Tevrât ve İncîle açıkca aykırı düşer. Çünki bu kitâblarda, göğe çıkan Peygamberlerin bizim Peygamberimiz Muhammed aleyhisselâm gibi, rûh ve cesetleriyle berâber çıktıkları yazılmıştır.

Eğer Îsâ aleyhisselâm, o sözden, cesetleri ölüp de, vefâtı zamânında meleklerin alıp göğe çıkardığı insan rûhlarını kastetmişdir, derlerse, bunun cevâbı da gâyet kısadır: Bu bir ihtimâldir ve delîl ile hükümden düşer. Hâlbuki lafızlarda asıl olan umûmîlik ve hakîkatdir. Meğer ki, delîllerle hilâfı isbât edilmiş olsun. Kâfirlerin rûhları göğe çıkmayıp; en aşağı tabakalara iner.

Matta İncîlinin 21. bâbında, Îsâ aleyhisselâm, havârîlerle giderken acıktı. Yolun kenârında bir incir ağacı gördü. Ağaca doğru yönelip, üzerinde yemiş bulamayınca, ağaca bedduâ etti. Ağaç derhâl kurudu, der.

Markos da, İncîlinin 11. bâbında bu haberi hikâye edip ve üzerine bir de o zamânın incirin meyve verdiği vakit olmadığını ilâve etmiştir.

Böyle vakitsiz incir toplamayı, değil Îsâ aleyhisselâm, çocuklar ve delîler bile yapmaz. Bir de ağacın herhangi bir kimsenin malı olup olmadığı husûsu, açıkça bilinmiyor. Îsâ aleyhisselâm, başka bir kimseye âid olan ağaç için bedduâ etmez ve onun kurumasına sebebiyet vermez. Onu bu gibi küçüklüklerden tenzîh ederiz.

Eğer ağacın meyvesinden herkesin yemesi mubâh idi ise, o hâlde bile halkın faydalandığı bir ağacın kuruması için, Îsâ aleyhisselâmın bedduâ edeceği yine düşünülemez. Bütün Peygamberler “aleyhimüsselâm” menfaat ve maslahat için gönderilmiştir. Mahlûkâta zarar ve fesatlık vermek için gönderilmemişlerdir. Matta ve Markos’un yalanlarını burada da meydâna çıkarmış olduk.

 

Sonraki Kısım –> Hristiyanların Ayıpladığı Meseleler

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler