Ehl-i sünnet âlimlerinin “rahime-hümullahü teâlâ” haklı olduklarını, vehhâbîler de söylemektedir. Allahü teâlâ, bu doğru sözü, onlara da söyletmektedir. Bakınız, vehhabilerin Fethü’l-mecid kitabının 432. sayfasında Ehl-i sünneti nasıl övmektedir: “Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem”, Muaz’ı Yemen’e hâkim olarak göndereceği zaman, (Ne ile hüküm edeceksin?) buyurdu. Allah’ın kitabı ile dedi. (Allah’ın kitabında bulamazsan?) O zaman, Resûlullahın sünneti ile hüküm ederim dedi. (Orada da bulamazsan) buyurunca, ictihad ederek, anladığıma göre, hüküm edeceğim dedi. Bunun üzerine, (Resûlünün hakimine, Resûlünün râzı olduğunu ihsan eden Allahü teâlâya hamd ederim) buyurdu. Muaz Ashâb-ı kirâmın fıkıh, helal ve haram bilgilerini en çok bilenlerden idi. Bunun için, ictihad yapabilecek, yüksek âlim idi. Allahü teâlânın Kitabında ve Resûlullahın sünnetinde bulamadığı şeyleri, kendi ictihadına göre hüküm etmesi câiz idi. Fakat bugün ve bundan önce, Allahü teâlânın Kitabındaki hükümleri ve Resûlünün sünnetini bilmeyenler, böyle câhil oldukları hâlde, kendilerinin ictihad edebileceklerini sanıyorlar. Bunlara yazıklar olsun” diyor.
Bütün vesikalarını Ehl-i sünnet âlimlerinin “rahime-hümullahü teâlâ” kitaplarından almış olduğu gibi, bu satırlarını da, o büyük âlimlerin kitaplarından almıştır. Çünkü, İbni Teymiye’den önce, onun sapık fikirleri gibi yazanlar yoktu. Bu çığrı o açtı. Ondan sonra gelenler, işi azıttılar. Taşkınlık yaptılar. Ehl-i sünnet kitaplarından aldıkları kıymetli yazılara, yanlış bozuk mânâlar verdiler. Herkes, Arabî öğrenmeli ve ictihad yapmalıdır dediler. Doğru yoldan ayrıldılar. Milyonlarca insanı da saptırdılar. Yukarıdaki yazı, kendi iddialarını çürütmekte, onlar gibi câhillerin ictihad yapamayacaklarını, çıkaracakları hükümlerin, mânâların yanlış, bozuk olacaklarını göstermektedir.
Son günlerde, ictihada inanmayanlar çoğalmaktadır. “Mezhep ne imiş. Mezhepler, müslümanları bölmüşler. Dini güç duruma sokmuşlar. Allah kolaylık emrediyor. İslamiyette mezhep diye bir şey yoktur. Bunlar sonradan uydurulmuştur. Ben Ashâbın yolundayım. Başka yol tanımıyorum” diyorlar.
Böyle sözleri din cahilleri çıkarmıştır. Şimdi de, müslümanlar arasına yayıyorlar. Hem de, çok kurnaz davranıyorlar. Önce, Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından doğru bir bilgi söyleyip, bundan sonra kendi yalanlarını söylüyorlar. Doğrusunu işitenler, hepsini doğru sanıp aldanıyorlar. Kurtuluş yolu, Ashâb-ı kirâmın yoludur “Rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma’în”. Beyheki’nin haber verdiği ve Künuzü’d-dekaık kitabında yazılı hadis-i şerifte, “Ashâbım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız, hidayete kavuşursunuz!” buyuruldu. Bu hadis-i şerif gösteriyor ki Ashâb-ı kirâmdan herhangi birine uyan, Onun yolunu tutan, dünya ve ahiret saadetine kavuşacaktır. Deylemi’nin bildirdiği hadis-i şerifte, “Ashâbım, iyi insanlardır. Allahü teâlâ, Onlara hep iyilik versin” buyuruldu. Yine Deylemi’nin “rahmetullâhi aleyh” bildirdiği hadis-i şeriflerde, “Ashâbımın kabahatlerini konuşmayınız!” ve “Muaviye elbet melik olacaktır” buyuruldu.
Ashâb-ı kirâmın yolundayız diyenler, bu yolu nereden öğrenecekler? Bin sene sonra gelmiş olan mezhepsizlerden mi? Yoksa, Ashâb zamanında bulunan, onların yetiştirdikleri âlimlerin kitaplarından mı? Ashâb-ı kirâmın yetiştirdikleri ve onların talebesinin yetiştirdikleri âlimler Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebinin âlimleridir “rahime-hümullahü teâlâ”. Mezhep, yol demektir. Ehl-i sünnet vel-cemaat mezhebi demek, Resûlullahın ve Onun cemaatinin yani Ashâbının yolunda olan müslümanlar demektir. Bu mübarek âlimler, hep Ashâb-ı kirâmdan öğrendiklerini yazmışlardır. Kendi görüşleri ile bir şey yazmamışlardır. Kitaplarında, vesikasız, senetsiz bir kelime yoktur. 4 mezhebin imanları birdir. Ashâb-ı kirâmın “Rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma’în” yolu, ancak Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarından öğrenilebilir.
Ashâb-ı kirâmın “Rıdvânullahi teâlâ aleyhim ecma’în” yolunda olmak isteyenin, Ehl-i sünnet mezhebinde olması lâzımdır. Sonradan türeyen bozuk yollardan sakınması lâzımdır.

