Sual: İbni Teymiyye’nin görüşleri nelerdir? Ehli sünnet midir?

Cevap: Büyük İslam alimi Seyyid Abdülhakîm Arvasî hazretleri buyurdu ki “Dinde reform sapıklığını ortaya ilk çıkaran İbni Teymiyye oldu. Bu sapıklık sonradan, cahiller ve İslam düşmanları tarafından küfre kadar götürüldü”.

İbni Teymiyye, 1263’de Harran’da tevellüd ve 1328’de Şam’da kalede hapis iken hastalanarak öldü. Ehl-i sünnet âlimlerini beğenmiyordu. Tasavvufu büsbütün inkar ediyordu. Muhyiddin-i Arabî, Sadreddin-i Konevi gibi İslamın göz bebeklerine kâfir diyordu. Halbuki bir müslümana kâfir diyenin kendisi kâfir olacağını bilmeyecek kadar cahil değildi. Ne yazık ki İslamiyeti kendi görüşüne, dar kafasına uydurmaya kalkışmış, aklı ermediği hakikatleri inkar ederek, dalalete düşmüştü. İslam âlimlerinin büyüklerinden ve tasavvuf ilminin mütehassıslarından Abdülvehhab-i Şarani, Tabakatü’l-kübra kitabında, İbni Teymiyye’nin bu acıklı hâlini ortaya koymakta, önsözünde “Velîyi, ancak Veliler tanır. Velî olmayanın ve velayetten haberi olmayanın, velayete inanmaması, onun inatcı ve cahil olduğunu gösterir. Şimdi İbni Teymiyye’nin tasavvufu inkar etmesi ve ariflere dil uzatması böyledir. Bunun gibi kimselerin kitaplarını okumamalı, yırtıcı hayvanlardan kaçar gibi, onlardan sakınmalıdır. Tasavvuf büyüklerinden Ebül Hasan Şazili de, Evliyayı inkar edenlerin hallerini uzun anlatmaktadır” demektedir. İbni Teymiyeciler, bunun için Abdülvehhab-i Şarani’ye düşman olmuşlar, İslamın bu büyük alimini yalan ve iftira oklarına hedef yapmışlardır.

İbni Teymiyye, ilk müslümanların, Kur’ân-ı Kerîme ve hadis-i şeriflere uyduklarını, sonradan gelen mezhep imamlarının, kendi görüşlerini de işe karıştırdıklarını söylüyor, Ehl-i sünnete çatıyordu. Halbuki Ehl-i sünnet âlimleri, din bilgilerinde, hiçbir zaman nakilden ayrılmamışlardır. Kendi görüşlerine uymamışlardır. Hele İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe’nin kendi görüşünü nakilden aşağı tuttuğu, İslam âlimlerinin söz birliği ile bildirilmektedir. İbni Teymiyye, Ehl-i sünnet âlimlerine bu iftirayı atarken, Kur’ân-ı Kerîmi, kendi görüşüne göre tefsir ediyordu. Böylece ilk müslümanlardan kendisi ayrılmıştır. Bu hâli sözünde samimi olmadığını göstermektedir. Ehl-i sünnet âlimlerinin, Kur’ân-ı Kerîmi ve hadis-i şerifleri yanlış anladıklarını, Ashâb-ı kiramın bile çok yerde yanıldıklarını bildiriyordu. Allahın dinini, kendisinin düzelttiğini, Kur’ân-ı Kerîmin doğru mânâsını yalnız kendisinin anlamış olduğunu söylüyordu. Hadis-i şeriflerle övülmüş olan 1. ve 2. asırların büyük müctehidlerini ve bunların mezheplerini dünyaya yayan İslam âlimlerini beğenmiyordu. Bu yüzden, dinde söz sahibi olanlar birleşerek, bunun tuttuğu yolu incelediler. Sapık ve zararlı olduğu anlaşıldı. Babasından miras kalan müderrislik kürsüsü elinden alındı. Fakat o, yine rahat durmadı. Müşebbihe denilen bidat fırkasının sözlerini ortaya çıkarıyor. Allahü teâlâya madde ve cisim diyordu. Yaratanı insan şeklinde sanıyordu. Bu bozuk inancına o kadar saplanmıştı ki bir gün, Şam camiinin minberinde, “Cenab-ı Hak, gökten yere benim şimdi indiğim gibi iner” diyerek, minberden aşağı indiğini, İbni Battuta haber veriyor.

Dört mezhebin âlimleri, İbni Teymiyye’nin bu sözünü reddeden cevaplar yazarak, müslümanların itikatlarının bozulmasını önlediler. Mısır, Şam, Kudüs kadılıklarını yapmış olup 1333’de vefat etmiş olan Şâfiî fıkıh ve hadis âlimlerinden Muhammed ibni Cemaa’nın Erreddü-alel-müşebbihi fi-kavlihi teâlâ Errahmanü alel’ Arş-isteva kitabı bu kıymetli cevaplarla doludur. Tatarhaniye fetva kitabında ve Milel ve Nihal kitabında ve bütün kitaplarda Mücessime ve Müşebbihe fırkalarının, yani “Allahü teâlâ cisim gibidir. Arş üzerinde oturur, iner, yürür” gibi şeylere inananların kâfir oldukları yazılıdır. Hicri 705’de Mısır sultanı Nasr’ın yanında toplanmış olan âlimler ve devlet adamları, böyle bozuk sözleri yaydığı için, onu Kahire kalesi kuyusuna hapsettiler. Ehl-i sünnet âlimlerinin caiz görmedikleri yanlış fetvalar verdiği için de, 720 senesinde Şam kalesine hapsedildi. Peygamberlerin mezarları ile mukaddes makamların ziyareti hakkında sözleri de ortalığı karıştırdı. Fitneye sebep oldu. Bu yüzden, 726’da Şam’da tekrar hapsedildi. 728 [m. 1328] de, zindanda iken hastalanarak öldü.

İbni Teymiyye, Hanbeli mezhebinde olduğunu söylerdi. Halbuki hak olan dört mezhepten birinde olabilmek için, Ehl-i sünnet mezhebine uygun iman sahibi olmak lazımdır. Onun çok sözü, Ehl-i sünnet mezhebinde olmadığını, hatta bu mezhebi beğenmediğini gösteriyor. Kendisini bir müctehid, bir reformcu olarak tanıtıyordu. Hanbeli âlimlerinden Mer’i, İbni Teymiyye’nin hal tercümesini yazmıştır. Kevakib adındaki bu kitabında onun mezhep imamlarını taklit etmeyi ve hatta icmaı tanımayan yazılarını bildirmektedir. Kıyas yaptıklarından dolayı, Ehl-i sünnet âlimlerine saldırdığı hâlde, çok yerde ve hele Mecmuatü’r-resail kitabında, kendisi de pekçok kıyas yapmıştır. Evliyanın büyüklüğüne inanmaz, türbelere yapılan ziyaretlere saldırırdı. “Ancak üç mescide ziyaret için gidilir” hadis-i şerifini, “Ancak üç mescid ziyaret edilir” şekline çevirmiş, Resûlullahın kabrini ziyaret için bile gitmek günah olur demiştir.

İbni Hacer-i Heytemi hazretleri Fetava-yı fıkhiyye kitabında, buna uzun cevap vermiştir. Hindistan’daki alimlerden Muhammed Abdülhay Lüknevi ile Hindistan’daki mezhepsizlerden Muhammed Beşir arasında bu konuda geniş münazaralar olduğu “Nüzhet-ül-havatır” kitabının 222. maddesinde yazılıdır. Nüzhetü’l-havatır kitabını yazan Allame Abdülhay Hasanı 1923’de vefat etmiştir. Ehl-i sünnet âlimlerinin en büyüklerinden olan Ebül Hasan-ı Eş’arî hazretlerinin mezhebine ve bu derin âlimin, kaderi ve Allahü teâlânın isimlerini açıklamasına ve azap yapılacağını bildiren âyetlere verdiği manalara çatmakta idi. Cehennem azabının kâfirlere de sonsuz olmayacağını söylerdi. Hükümetlere verilen her çeşit vergi, zekat yerine geçer derdi. Dört mezhebin söz birliği ile bildirdiklerine uymayan sözlerin küfür olacağını kabul etmezdi. Ehl-i sünnet âlimlerinin şanlarını, şöhretlerini çürütmeye çalışırdı. Salihiye’de, el-Cebel camiinde hazret-i Ömer’in çok hata yaptığını söylemiştir. Bir toplantıda, hazret-i Ali’nin 300 defa yanıldığını söylemiştir.

Münavi’nin Künuz kitabında ve imam-ı Ahmed’in sahihinde ve Mir’at-i kainat kitabında yazılı olan hadis-i şerifte, “Allahü teâlâ, doğru sözü, Ömer’in dili üzerine koymuştur” buyuruldu. Resûlullah bu hadis-i şerifte, “Ömer hiç yanılmaz!” buyuruyor. İbni Teymiyye ise, Ömer çok yanılmıştır diyerek, bu hadis-i şerife karşı gelmektedir. Halbuki bu hadis-i şerifi bilmeyecek kadar cahil değildi. Hadis bilgisi çoktu. Fakat, yanılması da, o kadar çok oldu. Evet, hazret-i Ömer’den başka Ashâb-ı kiramın çoğu, ictihad ile anlaşılacak işlerde yanılmış olabilir. Fakat, onların yanılmaları, ictihad hatası idi. Bunun için, o büyüklerin ve Ehl-i sünnet âlimlerinin, ictihad ile anlaşılacak işlerde yanılmalarına da sevap verilirdi. Çünkü, hepsi müctehid idi. İbni Teymiyye’nin iman edilmesi lazım olan bilgilerde yanılması ise, onu doğru yoldan uzaklaştırmış, azabının artmasına sebep olmuştur. Kendini din imamları gibi müctehid sanarak, haddini bilememiş, felakete sürüklenmiştir. İbni Teymiyye, daha aşırı da giderek, tasavvuf büyüklerine, Sadreddin-i Konevi’ye, Muhyiddin-i Arabi’ye, Ömer bin Farıd’a insafsızca saldırmıştır. Gazalinin kitaplarında mevdu hadis doludur derdi. Kelam alimlerimize de dil uzatmaktan geri kalmamıştı. Mezheplerin ictihad ayrılığı olduğunu anlayamamış, felsefi düşünüşlerin sonucu sanmıştı. Ehl-i sünnet âlimlerinin, İslam memleketlerindeki eskiden kalma kiliselere dokunulmamalıdır, dediklerini suç saymış, bu yüzden de, din büyüklerine laf atmıştır.

Mevdudi de, ibni Teymiyye gibi imam-ı Gazali’yi kusurlu göstermektedir. Büyük âlim İbni Hacer-i Mekki hazretleri, El-alam bi-kavatiıl-İslam kitabında küfre sebep olan şeyleri anlatırken, İbnüssübki ve başka âlimlerin kitaplarından alarak buyuruyor ki “İmam-ı Gazali’nin yazılarında kusur bulan kimse, ya hased edip onu çekemeyendir, yahut da, zındıktır”. Hanefi mezhebi âlimlerinden İbni Abidin, El-Ukudü’d-dürriye kitabının sonunda diyor ki “İmam-ı Gazali âlim değildi diyen kimse, cahillerin echeli ve fasıkların en kötüsüdür. O, zamanının hüccet-ül-İslamı ve âlimlerin en üstünü idi. Fıkıh ilminde çok kıymetli kitapları vardır. Şâfiî mezhebinin bazı hükümleri, Onun kitapları üzerine kurulmuştur”.

İslam âlimlerinden bazısı, ibni Teymiyye’nin müslümanlıktan çıktığını, mürted olduğunu bildirmektedirler. İbni Battuta, İbni Hacer-i Mekki, Takıyeddin-i Subki ve oğlu Abdülvehhab, İzzeddin bin Cemaa ve Ebû Hayan Zahiri Endülüsi gibi, sözleri senet olan derin âlimler, onu bidat ehli, sapık saymışlardır. Evet onun sapık olduğunu bildirenler de, ilminin, zekasının, zühtünün çokluğunu inkar etmiyorlar. Fakat, Mişkat’da yazılı hadis-i şerifte, “Kötülerin en kötüsü kötü din adamlarıdır” buyuruldu. İmam-ı Rabbânî Ahmed Fârukî 53. mektubunda buyuruyor ki:

“Âlimlerin iyisi, insanların en iyisidir. Âlimlerin kötüsü, insanların en kötüsüdür. İnsanların saadeti ve felaketi, âlimlere bağlıdır. Büyüklerden biri şeytanı boş oturuyor görüp, sebebini sormuş. Şeytan demiş ki: Bu zamanın sapık âlimleri, bizim işimizi yapıyor. İnsanları yoldan çıkarmak için, bize iş bırakmıyorlar”.

İmam-ı Sübki de, İbni Teymiyye’nin ilmini, zekasını çok övüyordu. Burhaneddin bin Müflih Tabakat’da diyor ki İmam-ı Sübki Zehebi’ye yazdığı mektupta, ibni Teymiyye’yi çok övmüştü. Fakat, imam-ı Sübki de Erreddü-li-ibni Teymiyye kitabında ve oğlu Abdülvehhab da Tabakat’da, onun Ehl-i sünnetten ayrıldığını, dalalete düştüğünü yazmaktadırlar. Fikirlerini aşıladığı birkaç kimse ve hele talebesinden ibni Kayyım ile Zehebi, onu aşırı övmektedir. Meşhur kitaplara açıklamalar yaparak din adamı sayılan ve Kur’ân-ı Kerîm ve değerli kitapları yazmakla geçinen Aliyyülkari ve Mahmud Alusi ve kendini müctehid sanan Abduh gibi kimseler de, onun tesirinde kalmışlardır..

Son asrın derin âlimlerinden Yusuf Nebhani, Şevahidül-hak kitabında ve Osmanlı şeyhulislamı Mustafa Sabri efendi, Mevkıfu’l-akl kitabında ve Şam âlimlerinden Ebû Hamid bin Merzuk, 2 cilt kitabında, ibni Teymiyye’nin sapıttığını vesikalarla ispat etmişlerdir. Ebû Hamid’in kitabı, İstanbul’da kısaltılarak, Et-Tevessül-ü bin-Nebî ve bis salihin ismi verilip, 1975 senesinde ofset yolu ile bastırılmıştır.

 

Tavsiye Yazılar —> İbni Teymiyye Kimdir?

Vehhabilik Hakkında Tavsiye Eserler Nelerdir?

Vehhabilerin Başlıca Fikirleri Nelerdir?

 

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler

Comments are closed.