Sual: İnönü devrinde, Atatürk’ün Anadolu harbindeki rolünün kasıtlı olarak az gösterilip İnönü’nün rolünün abartıldığı doğru mudur?

Cevap: Olabilir, normaldir, her diktatör zamanında böyle şeylere rastlanır. Atatürk’e karşı çıkmaya cesaret edemeyenler veya tek parti devrinde yapılanları hazmedemeyenler, umumiyetle İnönü’yü hedef alarak, onu suçlamışlar; paralardan, pullardan Atatürk’ün resminin kaldırılması, gazetelerde Sakarya Kahramanı diye anılması, Ebedi Şef yanında Milli Şef unvanını alması gibi hadiseleri vesile etmişlerdir. Atatürk’ün İnönü’yü sevmediğini, hatta ölümünden az evvel idam edilmesini istediğini bile iddia etmişlerdir. Gerçi Atatürk ile İnönü arasında zaman zaman soğukluk yaşanmıştır. Hatta Atatürk, çok parlatmamak ve popülaritesini azaltmak için İnönü’yü geri plana çektiği olmuştur. Ama hiçbir zaman aralarına kara kedi girmemiştir. Atatürk’ü Atatürk yapan İnönü’dür. Onun 15 sene süren reisicumhurluğu sırasında çok kısa bir iki devre hariç, hep İnönü başvekildir. O devirdeki icraatın büyük kısmında İnönü de hissedardır. Atatürk’ün İnönü’yü tutmasının esas sebebi, İnönü’nün bir harb kahramanı olması değil; emsalsiz sadakatidir. Atatürk, Suriye cephesinden beri onu çok defalar denemiş ve neticede sağlam bir kanaate varmıştır. Ona itimat etmiştir. İnönü de kurt bir politikacı olarak, nabza göre şerbet vermesini bilmiş; muhaliflerine sabretmiş, gözü hep Atatürk’ün direktiflerinde olmuştur. Atatürk’ün ölümünden sonra kendisi gibi sadakati sayesinde yükselmiş olan Çakmak’a istinaden cumhurreisliğini elde edebilmiş ve Türkiye’nin bundan sonraki 12 senesinde de söz sahibi olmak suretiyle, 30 senelik bir diktatörlüğün sahibi olarak tarihe geçmiştir.

 

Sual: Attila Yayla “Kemalizm’e liberal açıdan bakınca” isimli makalesinin sonlarında “Esasen Atatürk’ün ölümünden kısa bir süre sonra Kemalizm’in unutulmasının alt yapısı hazırlanmıştı. Milli Şef İnönü’nün diktatörlüğü tesis edilmişti ve önceki şefin mirası tasfiye edilmekteydi. Bugünkü hâliyle Kemalizm, tarihi bir figür olan İnönü’yü bir başka tarihi figür olan Atatürk’le dengelemek isteyen Demokrat Parti iktidarı tarafından, özellikle iktidara geldikten sonra tesis edilmeye başlandı. Muhtemeldir ki, Demokratlar, Kemalizm’in abartılacağını ve bir süre sonra Kemalizm karşıtlığının CHP’nin elinde kendilerinin vuracak bir silaha dönüşeceğini tahmin edemezdi” diyor. Bu tespit doğru mudur?
Cevap: Kemalizm, Atatürk iktidarının ikinci yarısında formüle edildi. Atatürk iktidarının bütününe İnönü damgasını vurmuştur. İnönü’nün iktidara geldikten sonra Atatürk’ü unutturmak istediği ve Kemalizm’i tasfiye etmeye çalıştığı doğru değildir. Ama DP iktidarından sonra, Terk Parti iktidarını tenkit etmek isteyen; ama Atatürk’ü çeşitli sebeplerle tenkit edemeyenler, İnönü’yü hedef yapmayı tercih etmiştir. Bu da biraz Yayla’nın dediği neticeyi doğurmuştur.

 

Sual: Köy Enstitüleri hakkında ne söylenebilir?

Cevap: Köy Enstitüleri zamanın totaliter rejiminin bir unsuru olarak kurulmuş ideolojik müesseselerdir. Köylüyü kontrol altında tutmak ve gençleri kendi ideolojilerine göre yetiştirmek maksadıyla kurulmuştur. Mezunlarını tanıdım. Ekserisi dinî ve millî şuura uzak, Marksist zihniyette kimselerdi. Bu enstitülerin Anadolu’da müsbet bir katkısı olmamıştır. Halk, bünyesine uymadığını farkettiği bu müesseselere ve mezunlarına mesafeli durmuştur. Savaşlar sebebiyle cumhuriyetin ilk yıllarında Anadolu köylüsünün fena vaziyette olduğu doğrudur. Anadolu çok eski bir medeniyet mıntıkasıdır. Halkın ekmek yapmayı bile bunlardan öğrendiğini söylemek çok mübalağalı olsa gerektir.

 

Sual: Köy Enstitüleri hakkında, mezunlarının ekseriyetinin Marksist zihniyette olduğunu söylüyorsunuz. Resmi ideoloji neden Marksist zihniyette insanlar yetiştirsin? Kendisiyle tenakuza düşmez mi?
Cevap: Rejim, zamanın pozitivist modasına uygun olarak materyalist elemanlar yetiştirmek istedi. Ancak eldeki personel Marksist idi. Bu sebeple de enstitüleri açan kapattı.

 

Sual: 1925’te aşar vergisinin kaldırılması köylünün menfaatine değil midir?
Cevap: 552 Sayılı Aşarın İlgası, Yerine İkame Edilecek Mahsulat-ı Arziye Vergisi Hakkındaki Kanun ile kanunun adından da anlaşılacağı üzere aşar vergisi kaldırıldı; ama yerine yeni bir vergi ikame edildi. Bu vergi emlâk vergisidir. Aşar, mahsulden nisbet olarak alınıp, o sene mahsul yoksa aşar da olmayacağı halde; emlâk vergisi aynî değil nakdîdir; yani para olarak ödenir ve mahsul olmasa da borç düşmez. Bu sebeple inkılap tarihi kitaplarına bile girmiş olan, “köylünün belini büken aşar kaldırıldı, köylünün yüzü güldü” sloganı aldatıcıdır. Üstelik bu kanunla devlete ait arazi bedelsiz olarak halka devredilmiştir ki, bu hukukun umumi prensiplerine aykırıdır. Hükümet, amme malını bedelsiz kimseye devredemez. “Herşey padişahın mülkü” diye iddia edilen Osmanlılarda bunun bir benzeri yoktur. Demokrat Parti iktidara gelince, köylüden alınan bu emlak vergisini kaldırmıştır ki, köylülerin umumiyetle Adnan Menderes’i sevmelerinin başlıca sebebi budur.

 

Sual: Devlet dairelerine hükümet büyüklerinin resminin asılması ne zaman başlamıştır?

Cevap: Tek Parti devrinde reisicumhurun resmi asılmaya başlanmıştır.

 

Sual: Babanzade Ahmed Naim Bey’in Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih tercemesini, Tek Parti hükümetinin hazırlattığı doğru mudur?

Cevap: Cumhuriyetin ilanından sonra, dinin modernize edilmesi projesi çerçevesinde, halkın Kur’an-ı kerim ve hadis-i şerif tercümesine tevcih edilmesi düşünülmüş; bu meyanda diyanet işleri reisliği, Mehmet Akif Ersoy’a meal, Elmalılı Hamdi’ye tefsir ve Babanzade Naim’e de Buhari tercüme ve şerhi vazifesini (ücreti mukabilinde) ihale etti. Naim Efendi vefat edince, projeyi eski müderrislerden Afyonlu Kamil Miras tamamladı. Tecrid tercüme ve şerhi, ehline faydalıdır.

 

Tavsiye Yazı –> Yakın Tarihe Dair Sualler

 

 

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler