Sual: Kuva-yı Milliye ile Ankara hareketinin münasebeti var mıdır?
Cevap: Bunlar Yunan işgalini müteakiben sivil halkın teşkil ettiği birliklerdir. Ankara hareketi mensupları tarafından toplanmış veya organik olarak Ankara’ya bağlılık arzetmişlerdir. Fiili bir hareket iken, sonradan resmen Ankara hareketine katılmış; muntazam askeri birliklere dönüşmüş veya itaat etmeyenler lağvedilmişlerdir.

 

Sual: Çerkes Ethem hakkında birbiriyle tezat içinde farklı görüşler mevcuttur. İstanbul ve Ankara’ya karşı hakiki tavrı neydi?

Cevap: Hepsi de mübalağalı ve sübjektiftir. Çerkez Ethem, önceleri Ankara’nın adamı olarak, Ankara aleyhtarı halkın çıkardığı isyanları bastırmak ve bu isyanları çıkaranları cezalandırmakla meşguldü. Bu yola Ankara’ya çok hizmet etti ve çok insan öldürdü. Daha sonra, Ankara muntazam askerî birlikler kurduğunda, Garb cephesi kumandanlığının emrine girmesi emredildi. Bunu hazmedemedi. Ankara ile otorite yüzünden ihtilaf yaşadı. İstenmeyen adam ilan edildi. Bunun için Yunanlılara sığındı.

 

Sual: Sakarya Harbi evveli, İngilizlerin Yunanlara silah desteğini kestiği, hatta bunlara geri çekilmelerini emrettiğini okudum. Bu, Enver Paşa’nın Anadolu’ya kurtarıcı gibi gelmesini engellemek için olabilir mi?

Cevap: İngilizler, o esnada yurt dışında bulunan ve fırsat bulup Anadolu’ya gelerek tekrar iktidarı ele geçirmek planları yapan Enver Paşanın önünü kesmek için, onun ezeli rakibi Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya gönderilmesine muvafakat ettiler ve Ankara hükümetine karşı lütufkar bir siyaset takip ettiler. Yani Enver’dense, Ankara hükümetini tercih ettiler. Hatta dönmeye hazırlanan Talat Paşa’nın öldürülmesinde bile rolleri olduğu söylenir. İngiliz siyaseti böyledir.

 

Sual: Kuva-yı İnzibatiye ve Anzavur hadisesi hakkında bilgi verir misiniz?

Cevap: İstanbul hükümetince, Ankara hareketine karşı İngilizlerin baskısıyla kurulan orduya Kuvayı İnzibatiye denir. Çerkez asıllı Anzavur Bey, bu ordunun zabitlerindendi. Ankara birlikleri Anzavur’ı mağlup etti. Kuvayı İnzibatiye ise Ankara birlikleri ile çarpışmadan İzmit’ten geri döndü veya Ankara hareketine iltihak etti.

 

Sual: Bazı kaynaklarda Mustafa Kemal Paşa’nın, daha elverişli bir sulh antlaşması için halkı teşkilatlandırmak üzere Padişah tarafından gönderildiği yazıyor. Padişahın, kendisine gönderdiği bir telgrafta, “Taşradan merkez kurtarılamaz; bu sebeple sükûnet ve asayişin muhafazası için çalışmak lazımdır” sözünü nasıl telif edebiliriz?

Cevap: Padişah, kendisini zahiren Karadeniz mıntıkasındaki asayişi bozan hadiseleri tedkik edip önlemek; hem de bâtınen milli mukavemet hareketlerini kontrol altına almak maksadıyla gönderdi. Düşmana karşı mücadele etmesi için değil. Zira harb bitmiş; mütareke imzalanmıştı. Böylece her şey merkezin kontrolü altında olacak; İttihatçılar yeniden iktidarı ele alma macerasına girişemeyecek; memleket elverişli bir antlaşma ile sulhe kavuşacaktı. Telgraf bunu müeyyiddir.

 

Sual: Batı cephesindeki muntazam ordu padişah tarafından mı teşkil edildi? İsmet İnönü mü kurdu?

Cevap: Osmanlı ordusunun Kafkas birlikleri, Ankara hükümeti tarafından batıya kaydırıldı. Konya’da da ordu merkezi vardı. Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’ya gönderilmeden Şark, Orta Anadolu ve Trakya’daki ordu kumandanlıklarına istediği kişileri hükümete tayin ettirmişti.

 

Sual: Anadolu hareketi sırasında zamanında Fransız ve İngilizler, İstanbul’dan Anadolu’ya cephane kaçırılmasına neden göz yumdular?

Cevap: Anadolu ile zımni bir anlaşma vardır. Bu sebeple göz yumulmuştur. İkili oynamak, bilhassa İngiliz siyasetidir. İttihatçılar, harbin kaybedilmesi halinde Anadolu’ya çekilip orada mücadele etmeyi ve iktidarını sürdürmeyi kararlaştırmış; hatta bunun için planlar yapmıştı. Anadolu hareketi başlayınca, bu çerçevede İstanbul’da parasız kalan zabitler Anadolu’ya geçmiş; İstanbul’daki cephane hükümetin izni ve işgal kuvvetlerinin bilgisi dahilinde -güya gizlice- Anadolu’ya nakledilmiştir.

 

Sual: Halkın bir kısmının Ankara hareketine karşı cephe almasının sebebi nedir?

Cevap: Evvela İttihat ve Terakki’ye duyulan öfkedir. Ankara hareketini, İttihatçıların iktidarı yeniden ele alma operasyonu olarak görmüşlerdir. Padişah ve İstanbul hükümetinin de Ankara hareketini isyan saymasının bunda tesiri vardır. İnsanlar evvelemirde meşru sayageldikleri hükümetin işaretine bakar. Bir sebebi de Ankara hareketi mensuplarının asker ve vergi toplarken halka eziyet etmeleridir. Nihayet insanlar harbden usanmıştır. 1911’den beri harb devam etmektedir. Nüfus azalmış, memleket fakir düşmüştür. İnsanlar artık ne pahasına olursa olsun sulh istemektedir.

 

Sual: Sultan Vahideddin, Mustafa Kemal Paşa’yı Anadolu’ya İngilizlere rağmen mi gönderdi?

Cevap: Göndermesi gerektiği için gönderdi. İngilizler de buna muvafakat etti. İttihatçılara ve harbe aleyhtar oluşu padişahta itimat hâsıl etmiştir. Zaten etrafta itimat edilecek az sayıda yüksek rütbeli subay vardı.

 

Sual: İzmir’in kurtarılmasından sonra İngilizlerle Ankara birlikleri Çanakkale önünde karış karşıya gelmişler. İngilizler, geri çekilmiş. Bu hadise doğru mudur?

Cevap: İngilizler, Türk birliklerinin bitaraf mıntıka denilen Boğazlar’ı işgal etmesine izin vermedi.
Türk birlikleri, Trakya’ya geçebilmek için Çanakkale önlerine geldi. İki taraf da birbirine kurşun bile atmadı. Lloyd George, gerekirse harb edileceğini ilan etti. Ama ne müttefik Fransa ve İtalya, ne de War Office buna taraftardı. Nihayet Ankara ikna edildi. İngilizlerin teklifi kabul edildi. Trakya, zaten Türklere verilecekti. Boğazların tarafsız olarak İngilizlerin elinde kalması kabul edildi. Lozan’da da Boğazlar bu statüsünü muhafaza etti. İstese, kimse İngiltere’nin önünde duramazdı. Bu, kendilerine göre yeni bir dünya inşaında İngilizlerin oynadığı son hamlelerden biri olmuştur.

 

Sual: Alaşehir Kongresi heyeti tarafından General Milne’ye mektup yazılarak, İzmir ve çevresinin Yunanlar tarafından değil de İtilaf devletlerince işgal edilmesi istenmiş. (Balıkesir ve Alaşehir Kongreleri ve Hacîm Muhittin Çarıklı’nın Kuvâ-yı Milliye Hatıraları, Ankara Üniversitesi Türk İnkilâp Tarihi Enstitüsü Yayınları, 2014, Sf. 230.) Bunu nasıl anlamalıdır?

Cevap: İzmir, mütareke hükümleri çerçevesinde müttefikler adına Yunanlar tarafından işgal edildi. o zaman İzmir Valisi bile işgalden önce Amiral Calthorpe’a gidip, Yunanların değil İngilizlerin işgal etmesini istemişti. Bu gayet tabii bir şeydir. Yunanların işgalinin, haysiyet kırıcı olduğu ve daha vahim hadiselere sebebiyet vereceği düşünülmüştür.

 

Sual: Yunan Harbi’nde Yunanlıların yenilmesi kralın ölümüyle mi alakalıdır?

Cevap: Genç Yunan Kralı Alessandros’u bahçede beslediği bir maymun ısırdı. Kan zehirlenmesinden öldü. Bu kral, Anadolu’nun işgaline taraftar değildi. Halbuki bizde bu maymun için kahramanlık şiirleri yazanlar olmuştur. Kaldı ki o zaman Yunanistan’da hükümet kralın elinde değildi. Venizelos hâkimdi. Onun ardında da İngiltere ve şahin generaller vardı. Yeni kral, harbe ve Anadolu işgaline bir şekilde razı edildi. Ancak Yunan ordusunun ikmali kâfi değildi. Yardım da almıyordu. Askerler moralsizdi. Üstelik kumandan harbi İzmir’den idare ediyordu. Buna rağmen Ankara önlerine kadar gelebildiler. Ama bu şartlarda yenilmeleri mukadderdi. Bu sebeple Sakarya Harbi’nde koordinasyonsuzluk yaşadılar ve geri çekildiler Ankaralılar da bunu fırsat bilip arkadan bastırdılar.

 

Sual: Yunan Harbi sırasındaki “Mim Mim Gurubu”nun faaliyetiyle alâkalı malumat verebilir misiniz?

Cevap: İttihat ve Terakki hükümetinin düşmesi ve elebaşlarının kaçması üzerine memlekette kalanlar İttihat ve Terakki’nin bir devamı olarak bazı teşkilatlar kurdular. Mim Mim grubu da bunlardandır. İstanbul’dan adam ve mühimmat kaçırtarak Ankara hareketini desteklediler ve böylece sonra buraya sızma imkânı buldular.

 

Sual: Mustafa Kemal Paşa’nın, sulh antlaşmasının şartlarını hafifletmek üzere halkı teşkilatlandırılması için padişah tarafından gönderildiğini yazmışsınız. Fakat Padişahın kendisine yolladığı bir telgrafta, “Taşradan merkez kurtarılamaz; bu sebeple sükûnet ve asayişin muhafazası için çalışmak lazım” diyor. Bunu nasıl anlamalıdır?

Cevap: Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’ya gönderilmesinin iki sebebi vardı. Zahiri (görünen) sebep, bilhassa Karadeniz’de asayişi temin edip, Türklerle Rumlar arasındaki şiddet hâdiselerini önlemek; bâtınî (görünmeyen) sebep ise Anadolu’da eski İttihatçıların iktidarı tekrar ele almak maksadıyla ve müdafaa-ı hukuk adıyla kurdukları cemiyetleri padişahın adamı karizmasına dayanarak tek elden toplayıp merkeze bağlayıp hükümetin sulh antlaşmasında elini güçlendirmek idi. Padişah, kendisini asla düşmana mukavemet için göndermiş değildir. Padişah, düşmanla merkezde mücadele etmektedir; diplomatik yollarla sulh yapmak arzusundadır. Bunun için de zeminin elverişli olması lazımdır. Anadolu’da asayişsizlik varken, düşman sulha yanaşmaz, yanaşsa da çok taviz ister. Zaten Anadolu’da vazifelendirildiği sırada henüz ciddi bir işgal mevzubahis değildir. Yunan istilası, çok sonraki bir meseledir. Sadece şark cephesinde çatışmalar vardır. Padişah, bu telgrafı ile, niyetini anladığı Mustafa Kemal Paşa’yı ikna edip fikrinden vazgeçirip İstanbul’a çekmek arzusundadır.

 

Sual: Kazım Karabekir’in Anadolu’ya geçme teklifine karşı İsmet İnönü’nün çiftlik alıp bu işlerden uzak durma şeklinde cevap verdiğini biliyoruz. Ülke işgal altında iken böyle bir teklif garip değil mi?

Cevap: O zaman ülke işgal altında değildi. Harp bitmişti. Bazı mıntıkalar geçici işgale uğramıştı. Barış yapılacak, düşman gidecek, her şey normale dönecek diye bekleniyordu. İşgaller, Anadolu hareketi üzerine artmıştır.

 

Sual: Damad Ferid Paşa’nın Kuvâ-i İnzibâtiye ismiyle “Hilâfet Ordusu”nu kurduğu bu ordunun İngilizlerden silâh yardımı aldığı doğru mudur?

Cevap: Damad Ferid Paşa hükümeti işgalci İngilizlerin de baskısı üzerine İstanbul hükümetine isyancı olarak görülen Ankara hareketine karşı Hilafet Ordusu diye de bilinen Kuva-i İnzibatiyeyi kurmuş; fakat fiyaskoyla neticelenmiştir. Çünkü birliklerin askerleri ya Ankara’ya katılmış ya da silah atmadan geri dönmüştür. İngilizler yardım etmiş olsaydı, böyle olmazdı.

 

Sual: Yunan ordusu Bursa’yı işgal ettiği zaman, Venizelos’un oğlu yüzbaşı Sofokles’in Osman Gazi türbesine gidip, sandukayı tıklatarak ‘kalk da Bursa’yı kurtar’ dediği doğru mudur?

Cevap: Bursa’nın vali Hacim Muhiddin Bey tarafından çatışma olmadan teslimi Ankara hükümetinin emri ile oldu. (TBMM Zabıt Ceridesi, cild 3, içtima 48, 14 Ağustos 1336, celse 2, sayfa 227) Bunu Kılıç Ali de hatıralarında anlatır. Hatta Mustafa Kemal Paşa ile Hamdullah Suphi arasında mecliste ciddi bir münakaşa yaşanmıştır. Böylece halkın Ankara etrafında daha sıkı kenetlenmesi kolaylaştı. 1956’da Resimli Tarih Mecmuası’nda Tahsin Ünal tarafından yazılan bir yazı ve Münif Fehim’in çizdiği bir resimle anlatılan hikâyenin farklı versiyonları vardır ve doğruluk derecesi bilinemez. Güya bunu Sofokles’in yanındaki bir dindar yunan subayı görüp; mezara hürmetsizlik olarak değerlendirmiş ve beğenmemiş; bir Bursalı Rum dostuna da anlatmış.
Yüzbaşı Sofokles’in Osman Gazi türbesine gidip sandukanın başında çekilmiş bir resmi o zaman neşredilmişti. Sadece o değil, Yunan subay ve askerleri bir zafer hatırası olarak türbeye gidip resim çektirerek memleketlerine yollardı. Buna istinaden, işgalin hâsıl ettiği travmayı ve halkın hissiyatını sembolize etmesi için mübalağa ile tertip edilmiş bir hikâye olduğu anlaşılıyor. Şam’ın düşüşünde General Allenby’nin Salahaddin Eyyübi türbesinde benzer şeyi söylediği rivayet olunur. Sonra gelenler türbeyi tamamen kapatmışlardır. Türbenin önüne dikilen taşta da, “Burada yatan askerin şehit düştükleri muharebe, öyle muazzam bir zaferle nihayet bulmuştur ki, neticesinde Bursa ikinci defa fethedilmiş ve kadim Osmanlı Hükümeti nihayet bularak Hükümet-i Cumhuriyetimiz teessüs etmiştir.” şeklinde Sofokles’in bile duysa hayrete düşeceği bir yazı yazılmıştır.

 

Sual: Hükümetin Mustafa Kemal ve Rauf Bey’in tutuklanması emrine karşı gelen Karabekir’i vazifeden almaması; ayrıca  İngilizlerin, Karabekir’in azli için Osmanlı hükümetine hiç baskı yapmamış olması şaşırtıcı değil midir?
Cevap: Evet, şaşırtıcıdır.

Tavsiye Yazılar –> Yakın Tarihe Dair Sualler

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler