Vefât eden kimsenin bıraktığı malın kimlere verileceğini ve nasıl dağıtilacağını öğreten ilme, (İlm-i feraiz) denir. Allahü teâlânın Kurân-ı Kerîmde, en açık ve en geniş bildirdiği şey, meyyitten kalan mirasın nasıl dağıtılacağıdır. Burada yapılacak işlerin çoğu farz olarak emrolunduğu için, hepsine Feraiz (Farizalar) ilmi denilmiştir. Tezkire-i Kurtubi muhtasarında, İbni Mace ve Dare Kutni’nin “rahmetullahi teâlâ aleyhim ecma’în “bildirdikleri hadis-i şerifte, “Feraiz ilmini öğrenmeye çalışınız! Bu ilmi gençlere öğretiniz! Feraiz ilmi, din bilgisinin yarısı demektir. Ümmetimin en önce unutacağı, bırakacağı şey, bu ilim olacaktır” buyuruldu.

Dürrü’l-münteka sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh” diyor ki: “Kaybolan kimse, hükmen öldü sayılır. Ana rahminde öldürülüp diyeti verilen cenin, takdiren ölü sayılır. Bu ikisinin de malları varislerine taksim edilir. Ölüm zamanında ana rahminde bulunan vâris, takdiren diri sayılır. Bu cenin, bir oğlan veya bir kız imiş gibi 2 türlü feraiz hesabı yapılıp, ikisinden hissesi çok olanı ayrılıp, geri kalan, diğer varislere taksim edilir. Bu cenin 2 seneden önce, diri olarak doğarsa, hemen ölse bile vâris olur ve ölünce miras bırakır.” İbni Âbidin’de ve Dürrü’l-münteka’da diyor ki “2 kardeşten biri Çin’de, diğeri Endülüs’te, aynı gün, güneş doğarken ölseler, Endülüs’te ölen, diğerine vâris olur. Çünkü, [Erd küresi garbdan şarka doğru döndüğü için], güneş şarkta daha önce doğmaktadır.”

1) Meyyitin bıraktığı maldan ve mülkten, sıra ile yıkama, kefenleme, defin masrafları ve sonra kul borçları ayrılıp verilir. Geriye kalan mal, mülk, piyasaya göre değerlendirilip, 3’e bölünür. Bir kısmı ile İslamiyete uygun olan vasiyetleri yerine getirilir. Diğer 2 kısım eşyanın, değerlerine göre kendileri veya satılıp paraları varislerine şöyle dağıtılır:

(1): Önce, Ashâb-ı feraiz denilen 12 kişiye, Kurân-ı Kerîmde bildirilen hakları verilir. Bu haklara, (Farz) adı da verilmiştir. Bunlardan 4’ü erkektir.

(2): Ashâb-ı feraizden artan mal, asabe denilen akrabadan meyyite en yakın olanına verilir. Asabelerin ismi sonra bildirilecektir. Asabe yok ise, bu artanlar da, Ashâb-ı feraize dağıtılır. Fakat, zevc ve zevceye, bu sefer verilmez.

(3): Ashâb-ı feraizden ve asabelerden kimse yok ise, zevil-erham denilen akrabaya verilir. Zevil-erham 5 sınıftır.

(4): Zevil-erhamdan da kimse yoksa, mevlel-muvâlât denilen adama verilir. [10 numaraya bakınız!] Bu da yok ise, kardeşimdir demesi gibi, bir vasıta ile soyu olduğunu söylediği, fakat o vasıtanın kabul etmediği kimseye verilir.

(5): Yukarıdaki varislerden hiçbiri yok ise, mirasın 3’te 2’si dahi, vasiyete harcanır. Vasiyeti de yok ise, meyyit zimmi olsa bile Beytülmal (devlet hazinesi) alır.

2 — Ashâb-ı feraizi Kurân-ı Kerîm 6 sınıfa ayırmıştır: Her sınıfın hissesini [farzını] şöyle bildirmiştir:

NISF: Miras kalan maldan vasiyet edilen miktarı ayrıldıktan sonra, geriye kalanın yarısını, aşağıdaki 5 cins insandan biri alır. Şöyle ki ilk 4 cinsin birinden 1 kişi varsa, o ve zevc alır. Bu 4 cinsten ikisi bir arada bulunamaz.

Kızı: Meyyitin oğlu yok ise, kızı yarısını alır.

Oğlunun kızı: Çocuğu [yani oğlu ve kızı] ve oğlunun oğlu yok ise, yarısını alır.

Kız kardeşi: Meyyitin çocuğu, oğlunun çocuğu ve erkek kardeşi veya babası olmadığı zaman, yarısını alır.

Babadan kız kardeş: Kız kardeşi olmadığı vakit, onun yerine, yarısını alır.

Zevc: Meyyitin çocuğu veya oğlunun çocuğu olmadığı zaman yarım alır.

Bu 5 kimseden ilk 4’ü, kendi erkek kardeşi ile birlikte olunca, farzını alamaz. Yalnız asabe olur. Asabe olunca, erkek, kız kardeşinin 2 katını alır. Bu 4 cinsin birinden birden fazla bulunursa, nısf yerine Sülüsan alıp paylaşırlar.

RUBU: 4’te 1’ini alacak olanlardır. Bunlar 2 kimsedir:

Zevc: Çocuğu veya oğlunun çocuğu varsa, zevc 4’te 1 alır.

Zevce: Çocuğu veya oğlunun çocuğu olmadığı zaman rubu alır.

Zevc ve zevce, talak-ı ric’ide, kadının iddet zamanında, birbirlerine vâris olurlar.

SÜMÜN: 8’de 1’ini alacak olan, yalnız bir kimsedir.

Zevce: Çocuğu veya oğlunun çocuğu olduğu zaman 8’de 1 alır.

SÜLÜSAN, yani 3’te 2: Hissesi nısf olanlardan zevcden başka birinden, birden fazla olunca, 3’te 2’yi alıp aralarında müsavi olarak bölerler.

SÜLÜS, yani 3’te 1’ini 2 kimse alır:

Anası: Meyyitin çocuğu, oğlunun çocuğu veya her türlü kardeşten birden fazla yok ise, anası, 3’te1’ini alır.

Babası ve zevc veya zevcesi de varsa, anası, zevc veya zevceden ve babadan kalanın 3’te 1’ini alır. Baba yerine ced varsa, ana tekmil malın 3’te 1’ini alır.

Anadan kardeşler: Bunlara, (Benul-ahyaf) denir. 1’den fazla oldukları zaman,3’te 1’ini alıp aralarında paylaşırlar. Erkeği ve kadını hep aynı miktarda alır. Meyyitin çocuğu veya oğlunun çocuğu yahut babası, dedesi var ise, benul-ahyaf miras alamaz.

SÜDÜS, yani 6’da 1’ini 7 kimse alır:

Babası: Meyyitin çocuğu veya oğlunun çocuğu olduğu zaman, baba 6’da 1’ini alır.

Anası: Meyyitin çocuğu, oğlunun çocuğu veya her türlü kardeşten birden fazla varsa, anası 6’da 1’ini alır.

Sahih dede ve nineler: Meyyitin babası olmaz, oğlu varsa, ced ve ceddeler, 6’da 1 alır.

Oğlunun kızları: Meyyitin bir kızı ile birlikte bulundukları zaman, oğlunun kızları 6’da 1 alıp paylaşırlar.

Babadan kız kardeşi: Meyyitin bir kız kardeşi ile birlikte olduğu zaman, südüs alır.

Anadan kardeş: Anadan kız veya erkek kardeşi bir tane ise, südüs alır.

İhtar: Baba 6’da 1 aldığı zaman, önce baba südüs alıp, geri kalanın 3’te 1’ini ana alır. Ana olmazsa, nineler yine südüs alır. Ana yerine geçemeyip, sülüs alamazlar.

3 — Erkek vâris 10 kişi olup 9’u asabedir. Zevc, asabe olamaz.

Baba: Meyyitin çocuğu veya oğlunun çocuğu yoksa, baba yalnız asabe olur. Kızı veya oğlunun kızı varsa, hem Ashâb-ı feraizden olur, hem de asabe olur. Oğlu veya oğlunun oğlu varsa, yalnız südüs alır.

Sahih ced: Meyyite ana taraflarından bağlı olmayan dedeler demektir. Meyyitin çocuğu ve babası bulunmazsa, baba yerine asabe olur. Oğlu bulunursa, baba yerine yalnız südüs alır. Baba varsa, hiç vâris olamaz.

Oğul: En kuvvetli asabe olup oğul bulunduğu zaman, diğer asabelerin hiçbiri asabe olamaz. Dünyaya gelecek çocuk varsa, oğul kabul edilerek hissesi ayrılır.

Oğlunun oğlu: Meyyitin oğlu bulunmadığı zaman, oğlunun oğlu, en kuvvetli asabe olur ve başka asabeler, asabe olamaz.

Birâder: Şakik, yalnız babadan, yalnız anadan birâder olmak üzere 3 türlüdür: Şakik, yani anadan ve babadan erkek kardeş, birâder veya baba bir birâder, meyyitin oğlu, oğlunun oğlu, babası ve dedeleri bulunmadığı zaman asabe olurlar.

Birâder oğlu, amca ve babadan amca veya babanın amcası ve bunların oğulları ve meyyit azad olmuş köle veya cariye ise, bunu azad eden adam, kendilerinden daha kuvvetli asabe bulunmazsa, sıra ile asabe olurlar.

Zevc: Yalnız Ashâb-ı feraizdendir. Asabe olmaz.

4) Kadın vâris 7 kişidir: Meyyitin kızı, oğlunun kızı, anası, sahih ceddeleri, 3 türlü kız kardeşi, zevcesi, meyyit azad olmuş köle veya cariye ise, bunu azad eden kadın. Birden fazla zevce bir farz alarak paylaşırlar.

5) Meyyitin kızı birden çok olursa, oğlunun kızları vâris olamaz. Fakat, oğlu olmayarak, oğlunun oğlu da bulunursa, oğlunun kızları, bununla birlikte asabe olarak, kızlardan artanı, oğlunun oğulları ile oğlunun kızları arasında, erkeğe 2 kat olarak taksim edilir. Oğul varsa, oğul çocukları vâris olamaz.

6 — (Benul-ayan), yani şakikler, yani ana baba bir erkek kardeşler ve (Benul’allat), yani yalnız baba bir kardeşler; oğul, oğul oğlu, baba, dededen biri bulunduğu zaman vâris olamazlar.

Kız kardeşler; meyyitin kızı veya oğlunun kızı bulunduğu zaman veya kendi birâderi bulunduğu zaman, yalnız asabe olurlar. Oğul, oğlun oğlu veya baba varsa, vâris olamazlar.

Meyyitin şakikası, yani ana baba bir kız kardeşi birden fazla ise, babadan kızkardeşleri, yalnız iken vâris olamaz. Fakat, babadan birâderi de varsa, babadan kızkardeşleri asabe yaparlar ve meyyitin kız kardeşlerinden artan mal, baba bir kardeşler arasında, erkeğe 2 kat olmak üzere taksim edilir.

Babadan kız kardeşler; meyyitin kızı veya oğlunun kızı bulunduğu zaman veya kendi erkek kardeşi bulunduğu zaman, yalnız asabe olurlar ise de, meyyitin 2 kız kardeşi, oğul, oğlun oğlu veya baba varsa, vâris olamazlar. Meyyitin ana baba bir kardeşlerinin bulunması, anadan olan kardeşleri vâris olmaktan çıkarmaz. Yani benul-ahyaf, benul-ayan sebebi ile varislikten düşmez.

7) Meyyitin zevcesinden veya cariyesinden olan oğlu ve kızı, babası, anası, zevci ve zevcesi, mirastan hiç mahrum kalmaz. Bunlardan başka asabelerden, meyyite bir kişi ile bağlı olan kimse, bu kişi bulunduğu zaman, vâris olamaz. Meyyite yakın olanlar, uzak olanları mahrum bırakır. [Mesela, kız kardeş asabe olduğu zaman, amcası veya erkek kardeşin oğlu asabe olamaz.] Yalnız, ana bir kardeşler bundan müstesnadır. 2 yakınlığı olan, bir yakınlığı olanı mahrum eder. Mesela, baba bir birâderler, ana ve baba bir erkek kardeş bulununca, miras alamazlar. Baba bir kız kardeşler, asabe oldukları zaman, meyyitin erkek kardeşi bulununca, asabelikten düşerler. Bunun gibi, meyyitin kızı bulunduğu zaman, baba bir erkek kardeşi düşürür.

Ashâb-ı feraiz, bir sayfa önce yazılı olan şartlara göre, miras alabilir.

8) Ceddelerin, yani büyük annelerin hepsi, meyyitin anası bulunduğu zaman, mirastan düşerler. Baba tarafından olan ceddeler, baba bulunması ile de, düşerler. Fakat, ceddin bulunması ile düşmezler.

9) Köle, meyyiti öldüren, başka dinden olanlar ve mürtedler miras alamaz. [Şu hâlde, müslüman evladı olduğu hâlde, helale, harama, farzlara, mesela, namaza, gusül abdesti almaya ehemmiyet vermeyen, oruç tutmak istemeyen, günah işleyince pişman olmayan mürted olur, müslümandan miras alamaz.] Babası sâhip çıkmayan veled-i zina, babasına vâris olamaz. Halbuki müslümanın kâfire, kâfirin de müslümana mal vasiyet etmeleri câizdir.

10) Bir zimmi [yani gayrimüslim vatandaş] veya harbi [yani vatandaşımız olmayan kâfirler], bir müslümanın yardımı ile imana gelir ve bu müslümanı velî kabul ederse, yani onun emrine girerse ve bu müslüman da, bunun ile muvâlâtı kabul ederse, yani bunun borclarını ödemeyi kabul ederse, bu müslüman, onun (Mevlel-muvâlâtı) olur.

Arazi kanunu şerhinde, 5 nev’ toprak olduğu yazılıdır. Birincisi mülk olan topraklar idi. Bunların sâhibi vefât edince, toprak satılıp, parası ile sâhibinin borcu ödenebilir. Kalanın 3’te 1’inden vasiyeti yapılır. 3’te 2’si varislerine, mirasları miktarında verilir. 2. nev’ topraklar, Beytülmalın olan miri topraklardır. Bunlar, şahslara peşin para karşılığı, tapu senedi ile kiraya verilir. Alanın mülkü olmaz. Sâhibi ölünce, satılıp borcu ödenmez, vasiyeti yapılmaz. Varislerine miras olmaz. Başkasına kiraya verilir. Fakat, millete iyilik olmak için, sâhibinin miri toprağı, para karşılığı başkasına devir etmesi veya hediye etmesi ve ölünce, peşin para almadan çocuklarına devir olunması devletce kabul edilmişti. Tapunun, çocuklarına devir edilmesi miras olmayıp, devletin ihsanıdır. Varise mülk olmaz. Kira ile verilmiş olur. Kanunun 54. ve sonraki maddelerine göre, tapu sâhibi ölünce, toprak, erkek ve kız çocuklarına müsavi olarak verilir. Çocukları yok ise, torunlarına, bunlar da yok ise, babasına, baba da yok ise, anasına parasız verilir. Fakat, devir hakkı babaya veya anaya verilirken, 4’te 1’i zevc veya zevceye verilip, 4te 3’ü baba veya anaya verilir. Çocuk veya torun varken, zevc veya zevce, miri topraktan pay alamaz. Meyyitin torunları, çocukları ile birlikte eşit pay alırlar. Şimdi miri toprak kalmamış, herkesin mülkü olmuştur. Şimdi, miras gibi bölünmeleri lâzımdır. Berika ve Hadika kitaplarının sonuna bakınız!

Her müslüman, ölüm hastalığında bir (Vasiyet) yazmalıdır. (Mâ-lâ-bütte)de diyor ki (Vasiyetnameyi maraz-ı mevtte yazmak vâcib, sıhhatte iken yazıp, yanında taşımak müstehaptır.) Burada evladına, ahbabına son nasihatini yapmalıdır. Kendinde hakkı bulunanlardan, helalleşmelerini, alacaklarını, vereceklerini, borcların ödenmesini, iskat yapılmasını, hac borcu varsa, vekil gönderilmesini istemeli, cenaze hizmetindeki ve defnden sonraki isteklerini bildirmelidir. Zevcesine olan (Mehr-i müeccel) borcunun ödenmesi için vasiyet etmesini unutmamalıdır. Bu isteklerinin ahkâm-ı İslamiyeye uygun yapılması için, âdil iki şahit yanında bir vasi seçmelidir. Kadıhan “rahmetullahi teâlâ aleyh” diyor ki (Tarlasının kabristan yapılması veya malının 3’te 1’i ile yolcular için Han, mescid yapılması yahut yolcular için çeşme yapılması, müslümanlara kefen, tabut alınması, kabir kazdırılması, bir mescide sarf edilmesi için vasiyet etmek, İmâm-ı Muhammed’e göre “rahmetullahi teâlâ aleyh” câizdir. Malının sülüsü ile hapishane yapılmasını vasiyet câiz değildir. Bunu yaptırmak hükümetin vazifesidir. Hac yapılmasını vasiyet edince, bulunduğu şehirden gönderilir. Malı az ise, malının yetişeceği yerden gönderilir. Gaza edilmesi için vasiyet edince, harp edenlere ve harp malzemesi için verilir. Ehl-i kitap kâfirlerin fakirlerine verilmek için vasiyet câizdir. Kilise yapmaları için vasiyet câiz değildir. Katilinin affedilmesini vasiyet batıldır. Yalnız ev bırakan kimsenin, birinin evde oturmasını vasiyet etmesi câizdir. Ölünciye kadar evde oturur. Maraz-ı mevt hâsıl olmadan önce, çocuklarından birine, fazla hizmet ettiği veya muhtaç olduğu için, bir şey hediye etmek câizdir. Malının sülüsünün bir şehirdeki fakirlere dağıtılmasını vasiyet edince, başka şehrdeki fakirlere dağıtılması câiz olur. Bu parayı on fakire dağıt denilip, hepsinin bir fakire verilmesi ve bunun aksi de câiz olur. On günde dağıt denilip, hepsini bir günde dağıtsa câiz olur. Malımın sülüsünü akrabama dağıtın derse, varislerin gayrısına dağıtılır. Varisler arasında küçükler olsa veya meyyitin borcu olsa da, büyükler mirastan yiyebilirler. (Şirketler) maddesine bakınız! Bir kimse vasiyetini ibtal edebilir. Vasiyetini inkâr etmesi, ibtal olmaz. Vasiyeti kabul eden vasi, hasta öldükten sonra vazgeçemez. Emin olmayan fasık veya zimmi vasi yapılırsa, hakim bunları değiştirir. Ücret ile vasi yapmak câiz değildir. Fakat, söylediği ücret, ona vasiyet edilmiş olup onu alır ve vasi olur. Vasi tayin etmeyenin babası küçük torunlarına vasi olur ise de, borc ödemek için bir şey satamaz. Vasi ve baba, yetimin malını ödünç veremezler. Hakim verebilir. Vasi, meyyitin borclarını yetimin malı ile ödeyemez. Onun fıtrasını veremez. Kurbanını kestiremez. Baba, ödeyebilir. Vasi muhtaç olunca, yetimin malından yiyebilir. Kimseye hibe edemez. Helak ederse, azl olunur. Vasi, yetimin malından kendi için kullanıp sonra benzerini yerine korsa, câiz olmaz. Büyüdüğünde vermesi lazım olur.) [1288] tarihli (Dürr-üs-sukuk) kitabında şeri mahkeme kararları yazılıdır. Vasi tayinini bildiren huccetlerden biri şöyledir:

İslambol şehrinde Gedikpaşa yakınında, filan mahallede oturan bezzaz [manifaturacı] Osman efendi meclis-i şer’ı şerif-i enverde ve Ahmed ağanın yanında der ki Allahü teâlânın emri ile vefât ettiğim zaman, bıraktığım malın hepsi ve bütün alacaklarım alınarak, önce adet üzere techiz ve tekfinim yapılıp, sonra, borcum çıkarsa, bunları ödeyip geriye kalanın 3’te 1’i ayrılsın. Bu ayrılan sülüs içinden şu kadar kuruşu ile namaz iskatı ve oruç, yemin ve adaklarım için kefaretlerim yapılsın. Ahkâm-ı İslamiyyeye uygun olarak iskat yapılarak müslüman fakirlere dağıtılsın. Şu kadar kuruşu ile de tatlı [helva ve lokma] pışırip, fakirlere yedirilsin. Şu kadar kuruşu ile kabrim yapılsın! Bu ayrılan sülüs malımın arta kalanını da, seçtiğim vasim, dilediği hayrat ve Hasenâta harc etsin, diye vasiyet etti. Bu vasiyetimi yerine getirmeye yanımdaki Ahmed ağayı seçtim ve tayin ettim dedi. Ahmed ağa da bu vasiyeti dinleyip kabul etti ve hepsini en iyi şekilde yapmayı üzerine aldı. Biz de hazır bulunup gördük, işittik, şahit olduk.

İmza İmza Şahit Şahit

Hasan oğlu Osman Ali oğlu Ahmed Süleyman oğlu Ömer Velî oğlu Bekr

Behcetü’l-fetava’da diyor ki (Malının 3’te 1’ini hayırlı işlerde kullanması için biri vasi tayin edilip, vasi de bu kadar malı hayırlı işlere verse, ölünün varisleri, bu malı nerelere verdin diye vasiye soramazlar.)

Vasi tayin etmeden ölen kimsenin vasiyetini yerine getirmek için, hakim bir vasi tayin eder.

Reddü’l-muhtar sâhibi “rahmetullahi teâlâ aleyh” fâsid bey’leri anlatırken buyuruyor ki (Varisler, miras kalan malda, başkalarının hakkı bulunduğunu bildiği zaman, hak sahiplerini de biliyorlarsa, bunlara haklarını vermek lâzımdır. Bu mal, varislere haram olur. Hak sahiplerini bilmiyorlarsa, fakat başkasının olan malı ayırt edebiliyorlarsa, bu belli mal, varislere yine haram olur. Sevâbı sâhibine olmak niyeti ile bunu fakirlere sadaka vermelidir. Bu mal, meyyitin helal malı ile karışmış ise ve sâhibi de belli değilse, varislerine helal olur, denildi. [Bir memur vefât ederken, varislerden birine, tazminat veya maaş olarak, para verirse, bu para, alanın mülkü olur. Diğer varisler, bu paradan bir hak talep edemez.]

Zulüm ile rüşvet ile gasp ile sirkat ile edindiği veya alacakları böyle haram para ile ödendiği bilinen bir kimsenin yemeğini yemek câizdir. Yemeğin kendisi haramdan geldiği bilinirse, câiz olmaz. Kadının, zevcinin getirdiğini yemesi de böyledir.

Borcları, bıraktığı maldan çok olan meyyitin varisleri, kalan malı sattırmayıp, kıymetlerini, alacaklılara kendi mallarından ödiyebilirler. Alacaklılar, borcun hepsini ödemezseniz, malları size bırakmayız diyemezler.)

Miras bölünürken, erkek çocuklara kız çocukların 2 katı verilmesi, bazı kimselerin yanlış düşünmesine sebep oluyor. Din cahilleri, buradan da İslamiyete saldırıyorlar. Müslümanlıkta kadınların hakkı çiğneniyor diyorlar. Ziya Gökalp’in bu yolda düzdüğü çok aşağı bir şiiri meşhurdur. Halbuki İslamiyette kadın, mirastan hiçbir şey almaya muhtaç bırakılmamıştır. Onun bütün ihtiyaçlarını, kocası, babası, erkek kardeş ve amca gibi mahrem yakınları, çalışıp, kazanıp, ona vermeye mecbur tutulmuştur. Erkeklerin, bu güç vazifelerinden dolayı, mirasın hepsini almaları lazım gelirken, İslamiyet kadınlara iltimas ederek, erkeğe verilenin yarısını da onlara vermektedir. Erkek, kadına bakmaya mecbur, kadının ise, kendine bile bakması lazım olmadığı hâlde, İslamiyet kadını kayırmakta, ona ayrıca miras da vermektedir. İslamiyette kadınların çok kıymetli oldukları, buradan da anlaşılmaktadır. Bir kız, (Ben, erkek kardeşim kadar isterim) derse, mirası 6 kısma bölerek, erkek 4 kısmı, kız 2 kısmı alıp, (Allahü teâlânın bu emrine râzı olduk) derler. Sonra erkek 4 hisseden birini kız kardeşine hediye eder.

FERAİZ HESAPLARI

Feraiz problemlerini çözebilmek için, bundan evvelki maddede bildirilmiş olan on bilgiyi iyi anlamak ve ezberlemek lâzımdır. Kurân-ı Kerîmde açıkça emredilmiş olan, yukarıda, ikinci numarada yazılı, 6 farzdan, nısf, rubu, sümün cinslerine (Birinci nev’), sülüsan, sülüs ve südüs cinslerine (İkinci nev’) denir. Feraiz hesabı iki kısma ayrılır:

BİRİNCİ KISIM: Ashâb-ı feraiz ve asabe, birlikte mevcuttur. Bu kısımda beş hallolabilir:

1 — Nısf, ikinci nev’ ile birlikte bulunursa, miras 6’ya bölünür. Buna, meselenin [problemin] aslı 6’dan oldu denir.

Mesela, zevc ve iki aded anadan kız kardeş ve bir aded amca varsa, problemin aslı altıdan olup zevc üç hisse, anadan iki hemşire iki hisse alıp, geri kalan bir hisse amcaya verilir. Bir kadın ölünce 9.000 liralık mal bıraksa, kadının zevci: 9000 x 3 / 6 = 4500 lira, anadan iki hemşire: 9000 x 2 / 6 = 3000 lira, amca: 9000 x 1 / 6 = 1500 lira alır. Kız kardeşin her birine 1.500 lira düşer.

İkinci misal: Zevc, ana ve ced bulunduğu zaman, zevc üç hisse, ana iki hisse alıp, geri kalan bir hisse dedenin olur.

2 — Rubu, ikinci nev’ ile birlikte bulunursa, meselenin aslı 12’den olur.

Mesela, zevce ve ana ve 2 kız kardeş ve anadan 2 kız kardeş bulunduğu zaman, miras 12’ye taksim edilip, zevceye üç hisse, anaya 2 hisse, 2 kız kardeşe 8 hisse [her birine 4 hisse], ana bir kız kardeşe 4 hisse [her birine ikişer hisse] verilir ki hisseler mecmuu on yedi oluyor. Şu hâlde, meselenin aslı 17’ye (Avl) etti denir ve miras 17’ye taksim edilir.

İkinci misal: Meyyitin zevcesi, babasının anası ve babadan amcası kaldığı zaman, 12 hisseden 3 hisse zevceye, 2 hisse ceddeye ve geri kalan 7 hisse, asabe olan babadan amcaya verilir.

3 — Sümün, ikinci nev’ ile birlikte bulunduğu zaman, meselenin aslı 24’ten olur. Mesela, zevce, 2 kız, ana ve amca bulunduğu zaman, problemin aslı 24’ten olup [24 x 1 / 8 = 3] hisse zevceye, [24 x 2 / 3 = 16] hisse iki kıza, dört hisse anaya verilip, geri kalan bir hisse amcanın olur.

İkinci misal: Zevce, kız, oğul kızı, ana ve kız kardeş bulunduğu zaman, 24 hisseden 3 hisse zevceye, 4 hisse oğul kızına, 4 hisse anaya, 12 hisse kıza ve geri kalan bir hisse de asabe olan kız kardeşe verilir.

4 — Bir hisse, birkaç kişiye bölünemezse, meselenin aslı, bu kişilerin sayısı ile çarpılarak, meselenin yeni aslı elde edilir. Miras, bu yeni asla bölünür.

Mesela, zevc ve beş kız kardeş bulunduğu zaman, meselenin aslı 6’dan ise de, hisselerin toplamı yediye avl ediyor [yani hisselerin toplamı yedi oluyor] ve 5 kız kardeşe, 4 hisse düşüyor. 4 hisse, 5 kız kardeşe bölünemeyeceği için, meselenin aslı, 5 x 7 = 35 olur. 5 kıza, [4 x 5 = 20] hisse verilir. Zevc, [3 x 5 = 15] hisse alır.

5 — Birkaç hisse, bu hisselerin sahiplerine bölünemezse, böyle hisselerin sahiplerinin sayılarının en küçük ortak katı ile meselenin aslı çarpılarak, yeni asıl bulunur. Miras, bu yeni asla bölünür.

Mesela, üç kız ve üç amca bulunduğu zaman, meselenin aslı üç olup kızlara iki amcalara bir hisse düşerse de, hisseler, şahıs adedine bölünemediği için, meselenin aslı, [3 x 3 = 9] olup [9 x 2 / 3 = 6] hisse kızlara ve [9 x 1 / 3 = 3] hisse amcalara verilir.

İkinci misal: 2 zevce, 10 kız, 6 cedde, 7 amca bulunduğu zaman, meselenin aslı 24 olup 3 hisse zevcelere, 16 hisse kızlara, 4 hisse büyük annelere verilip, geri kalan bir hisse amcaların olur ise de, hisse sahiplerinin sayısı, hisse sayısı ile bölünemediğinden 2, 10, 6 ve 7’nin en küçük ortak katı olan (210) adedi meselenin aslı olan (24) ile çarpılarak, meselenin aslı, [24 x 210 = 5040] bulunur. Zevceler [5040 x 1 / 8 = 630] hisse, kızlar [5040 x 2 / 3 = 3360] hisse, nineler [5040 x 1 / 6 = 840] hisse ve amcalar [5040 x 1 / 24 = 210] on hisse alırlar. Böylece, bir zevce 315 hisse, bir kız 336 hisse, bir cedde 140 hisse ve bir amca 30 hisse alır.

İKİNCİ KISIM: Yalnız Ashâb-ı feraiz vardır. Asabe yoktur. Asabe bulunmadığı için Ashâb-ı feraizden geri kalan mal, yine Ashâb-ı feraize, hisseleri oranında bölünür. Yani Ashâb-ı feraize geri verilir, red olunur. Fakat, zevc ile zevceye geri verilmez. Bu ikisine, (Red olunmayanlar) denir. Zevc ve zevceden başka Ashâb-ı feraize, (Red olunanlar) yani tekrar verilenler denir. İkinci kısım problemlere, (Reddiye meseleleri) denir. Reddiye meselelerinde iki hâl vardır:

1 — Reddiye meselesinde red olunmayan bulunmazsa, iki şekil vardır:

A: Red olunanlar, bir sınıftan farz sâhibi oldukları zaman, meselenin aslı ikiden olur.

Mesela, iki kız kardeş bulunduğu zaman, her biri, mirasın yarısını alır.

İkinci misal: Cette ve anadan kız kardeş bulunduğu zaman, her biri yarısını alır. Çünkü, her ikisinin farzı da südüstür.

B: Red olunanlar, aynı sınıftan farz sâhibi olmadıkları zaman, reddiye meselesinin aslı, hisse sayılarının toplamı olur.

Mesela, meselede sülüs ve südüs sınıfları varsa, meselenin aslı 6’dan olacaktı ve farzı sülüs olanın hissesi 6 x 1 / 3 = 2, farzı südüs olanın 6 x 1 / 6 = 1 olacaktı. Fakat, asabe bulunmadığı için, meselemiz, reddiye meselesi olur. Meselenin aslı 6 yerine [2 + 1 = 3] olur. Ana ve anadan iki kız kardeş gibi ki burada ananın farzı südüs, anadan iki kız kardeşin farzı sülüs olduğundan, bu reddiye meselesinin aslı üç olup iki hissesi kardeşlere, bir hissesi anaya verilir.

İkinci misal: Reddiye meselesinde, nısf ve südüs sınıfları varsa, meselenin aslı 6 olacaktı. Farzı nısf olanın hissesi 6 x 1 / 2= 3 ve farzı südüs olanın hissesi 6 x 1 / 6 = 1 olacaktı. Reddiye meselesinin aslı ise [3 + 1 = 4] olur. Kız ve oğul kızı bulunduğu zaman üç hisse kız için, bir hisse oğul kızı için olur.

Üçüncü misal: Reddiye meselesinde, nısf ve sülüs yahut südüsan [2 aded 6’da 1] ve nısf veyâhut sülüsan [2 aded 3’te 1] ve südüs varsa, meselenin aslı, 6 yerine, 5’ten olur. Kız kardeş ve anadan iki kız kardeş bulunduğu zaman, reddiye meselesinin aslı [3 + 2 = 5] beş olup üç hisse kız kardeşe, iki hisse anadan iki kız kardeşe verilir.

2 — Reddiye meselesinde, red olunmayan da bulunuyorsa, yine iki şekil vardır:

A: Red olunanlar, bir sınıftan farz sâhibi iseler, iki hâl vardır:

Birinci hâl: Red olunmayan, hissesini aldıktan sonra, geri kalan mal, red olunanlar sayısına bölünebiliyor ise, red olunmayan, hissesini alır, geri kalan, red olunanlar sayısına bölünür.

Mesela, zevc ve üç kız bulunduğu zaman, zevc dörtte bir hisse alıp, geri kalan üç hisse, kızlara taksim olunur.

İkinci hâl: Red olunmayan hissesini aldıktan sonra, geri kalan mal, red olunanlar sayısına bölünemezse, red olunan kimselerin sayısı, red olunmayanın farzının [hissesinin] paydası ile çarpılarak, meselenin aslı elde edilir.

Mesela, zevc ve beş kız bulunduğu zaman, zevc rubu alıp, geri kalan üç hisse, beş kıza bölünemediğinden, meselenin aslı, [4×5=20] yirmi olup zevc beş hisse, kızlar onbeş hisse alır. Bir kıza üç hisse verilir.

B: Red olunanlar, iki veya üç ayrı sınıftan farz sâhibi iseler, red olunmayan kimse, hissesini alır. Geri kalan mal, reddiye meselesi gibi çözülür. Burada da, iki hâl vardır:

Birinci hâl: Red olunmayanlardan kalan hisseler, reddiye meselesinin aslına bölünebiliyor ise, meselenin aslını bulmak için, red olunan ve red olunmayan kimselerin sayılarının en küçük ortak katı ile red olunmayan farzının [hissesinin] paydası çarpılır.

Mesela, 1 zevce, 4 cedde yani büyük anne, anadan 6 kardeş varsa, zevce rubu alınca, geriye 3 hisse kalır. Red olunanların meselesinin aslı ise, ceddelerin hissesi 6 x 1 / 6 = 1, kardeşlerin hissesi 6 x 1 / 3 = 2 olduğundan 1 + 2 = 3 olur. Geri kalmış olan üç hisse, reddiye meselesinin aslı olan üçe bölündüğünden, meselenin aslı, [12 x 4 = 48] olur. Çünkü, cedde sayısı olan 4 ile kardeş adedi olan 6’nın en küçük ortak katı 12’dir. Zevceye 48 x 1 / 4 = 12 hisse, 4 ceddeye 1 x 12 = 12 hisse ve birine 3 hisse, 6 kardeşe 2 x 12 = 24 hisse ve her birine dört hisse düşer.

İkinci hâl: Red olunmayan, hissesini aldıktan sonra, geri kalan hisseler, reddiye meselesinin aslına bölünemiyor ise, meselenin aslını bulmak için, reddiye meselesinin aslı ile red olunmayan farzının paydası [yani kesrin mahreci] çarpılıp, bulunan aded ile tekrar, red olunan ve red olunmayan kimselerin sayılarının en küçük ortak katı çarpılır.

Mesela, 4 zevce, 9 kız, 6 cedde bulunduğunu farz edersek, zevceler sümün alıp, geriye yedi hisse kalır. Reddiye meselesinin aslı ise, 9 kız 6 x 2 / 3 = 4 hisse, 6 cette 6 x 1 / 6 = 1 hisse alacağı için, 4 + 1 = 5 olur. Geri kalan yedi hisse, reddiye meselesinin aslı olan beş sayısına bölünemediğinden, meselenin aslı, [5 x 8 x 36 = 1440] olup zevcelere [1440 : 8 = 180] hisse, kızlara [(1440 – 180) x 4 / 5 = 1008] hisse, ceddelere [(1440 – 180) x 1 / 5 = 252] iki hisse verilir ki her bir zevceye 45 hisse, her kıza [1008 : 9 = 112] hisse, her ceddeye [252 : 6 = 42] hisse verilir.

(Kadıhan) “rahmetullahi teâlâ aleyh” diyor ki vefât eden kadının yalnız zevci kalsa ve malının yarısını yabancı birine vasiyet etmiş olsa, malın yarısını bu yabancı alır. 3’te 1’ini zevci alır. 6’da 1’i de Beyt-ül-male kalır. Çünkü, yabancı kimse önce üçte birini alacaktır. Kalan 3’te 2’nin yarısını zevc alır ki mirasın üçte biridir. Geriye mirasın üçte biri kalır. Bunun 6’da 1’i yabancıya verilerek, buna vasiyet edilmiş olan mirasın yarısı tamamlanır. Geriye kalan 6’da 1’i de Beyt-ül-malın olur. Çünkü kalan, zevc’e veya zevceye verilmez. Malının yarısını zevcine vasiyet etseydi, mirasın hepsi zevcin olurdu.

(Fetava-yı Hindiye)de diyor ki meyyitenin zevci, kızkardeşi ve babadan kızkardeşi olsa, zevc yarısını ve kızkardeş de yarısını, babadan kızkardeş altıda birini alıp, meselenin aslı, altıdan yediye avl eder. Babadan erkek kardeş de bulunsaydı, babadan kızkardeşi, farz hissesinden düşürüp asabe yapardı. Zevcden ve kızkardeşten geriye bir şey kalmadığı için, babadan kızkardeş, hiçbir şey alamazdı.

ZEVİL-ERHAM

1 — Ashâb-ı feraizden ve asabelerden kimse bulunmazsa veya bunlardan yalnız zevc, zevce varsa, miras zevil-erhama verilir. Mirastan, cenaze kaldırma, yani yıkama, kefenleme, defn ve kul borclarını ödeme masrafları çıktıktan sonra, geri kalanın üçte birinden vasiyetler yapılır. Geri kalan üçte ikisi, zevil-erhamdan en yakın olana verilir. (Zevil-erham) beş sınıf olup meyyitin yakınlık sırası ile şunlardır:

I — Birinci sınıf, meyyitin Füruudur. Füru, fer’ler, çocuklar demektir. Bu sınıfta, kızlarının çocukları ve oğlunun kızlarının çocukları ve bunların çocukları vardır.

II — İkinci sınıf, meyyitin aslıdır. Bunlar, fâsid cedler ve fâsid cetteler ve bunların anaları ve babalarıdır. Meyyitin anasının babası ve bunun babası veya anası bunlardandır.

III — Üçüncü sınıf, meyyitin babasının füruudur. Her nev’ kızkardeş çocukları veya torunları ve anadan erkek kardeş çocukları ve her nev’ erkek kardeş kızları veya torunları bunlardandır.

IV — Dördüncü sınıf, ceddin ve cettenin füruudur. Halalar, teyzeler, dayılar ve anadan amcalar bu sınıftandır. Anadan amca, babanın anadan erkek kardeşidir. Babanın ana-baba bir kardeşi ve baba bir kardeşi olan amcalar, asabedir. Her nev’ amca kızları ve hepsinin çocukları da dördüncü sınıftandır.

V — Beşinci sınıf, babanın ve ananın ceddinin füruudur. Ananın veya babanın halaları, teyzeleri, dayıları, babanın anadan amcaları, ananın amcaları, ananın ve babanın amcalarının kızları, ananın amcalarının çocukları beşinci sınıftandırlar.

2 — Zevil-erhamdan, bir kişi bulunur ve başka hiç vâris bulunmazsa, mirasın hepsini bu alır. Zevil-erhâmin beş sınıfından birinde bulunanlardan bir kişi varsa, bundan sonraki sınıflarda bulunanlar, meyyite daha yakın olsalar bile vâris olamazlar. Bir sınıftan birkaç kişi varsa, bunlardan meyyite daha yakın derecede olan, uzak derecede olanları mirastan mahrum eder. Mesela, ananın babası bulununca, bunun anası veya babası vâris olamaz. Bunun gibi, dayı ve dayı oğlu bulunursa, dayının oğlu miras alamaz. Bundan sonra, meyyite iki yoldan yakın olan, bir cihetten yakın olanı mahrum eder. Mesela ana baba bir olan dayı varken, yalnız baba cihetinden olan dayı vâris olamaz. Bunlar dahi müsavi olursa, meyyite vâris ile bağlanan vâris olur. Mesela, oğul kızının kızı bulunursa, kız kızının oğlu vâris olamaz. Çünkü birinci, farz sâhibinin çocuğudur.

3 — Yakınlık ciheti farklı ise, mesela baba anasının babası ile ana babasının babası birlikte bulunduğu zaman, babası cihetinden olan, üçte iki alır. Anası cihetinden olan, üçte bir alır.

4 — Meyyite yakınlık dereceleri ve yakınlık kuvvetleri ve cihetleri beraber olursa ve içlerinde vâris ile bağlanan yoksa, erkekler, kadınların iki katı olarak bölünür. Kızın oğlu ile kızın kızı bulunduğu zaman böyledir.
Katle yardım eden de, katil gibi miras alamaz. Bunların akıl ve baliğ olmaları da şarttır. Mürtede vâris olunur. Fakat mürted, müslümana vâris olamaz.

(Hadika) ve (Berika) sonunda ve (Seyf-üs-sarim) ve (İnkaz-ül-halikin) ve (Cila-ül-kulûb) kitaplarında diyor ki (Bir kimse, altın veya gümüş vakıf etse ve bunlarla Kurân-ı Kerîm okunmasını veya nâfile namaz kılınmasını, tesbîh, tehlîl, mevlüt, salavât okutulmasını, bunların sevaplarını kendisinin veya isimlerini bildirdiği kimselerin ruhlarına hediye edilmesini şart etse, böyle vakıf, vasiyet sahih değildir, bidattir. Sevapları onlara vasıl olmaz. Bunların karşılığı olarak alınan para, ibâdetin ücreti olur, haram olur. Bu taatları kendiliklerinden yapıp, sevaplarını ölü veya diri, dilediklerine hediye ederlerse, sevapları onlara da vasıl olur. Bunlara karşılık olarak pazarlıksız, hediye olarak verileni almaları helal olur. Böyle vakıf sahih olur.)

İstanbul barosu avukatlarından Toma Andonyaki beg, 1310 [m. 1892] tarihinde İstanbul’da neşrettiği büyük (Kamus-i kavanin) kitabında, Osmanlı kanunlarını bildirmekte, miras taksimi hakkında mufassal malumat vermektedir. Adanalı avukat Kasbaryan beg de 1312 [m. 1894] de İstanbul’da basılan (Cüzdan-ı kavanin-i Osmaniye) kitabında, (Mecelle)ye ve diğer on dört Osmanlı kanununu madde madde yazmaktadır.

Benzer Yazıları Okumak İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler

1 Yorum

Comments are closed.