Sual: Bir fakir, zekât olarak aldığı parayı istediği gibi harcayabilir mi?

Cevap: Fakir zekât olarak aldığı parayı dilediği gibi harcayabilir; mülküdür.

 

Sual: Hayat sigortası fonunda paramız var. Ayrıca Emekli Sandığı’nda maaşımızdan yapılan kesintiler birikiyor. Bunların zekâtını verecek miyiz?

Cevap: Tekâüt sandığı ve hayat sigortası fonunda biriken paralar, rehin verilen mala veya mükâteb, yani efendisiyle belli bir meblağı ödeyince hürriyetine kavuşmak üzere anlaşma yapan kölenin kazandığı mallara kıyas edilmiştir. Nasıl ki bunlar nisâba katılmıyor ve zekâtı da verilmiyorsa, tekâüt ve hayat sigortası fonunda biriken paraların da ele geçmedikçe zekâtının verilmesi gerekmeyecektir. Çünki zekât vermek için hem mal, hem de mülk olması, yani elinde ve salâhiyetinde bulunması lâzımdır.

 

Sual: 14 ayar altın ile 22 ayar aynı ağırlıkta altın kâğıt paranın olmadığı yerde nasıl alınır?

Cevap: O kadar 14 ayar ile başka bir mal beraberce semen yapılır. 14 ayar altının içinde ne kadar altın varsa, o kadar gram 22 ayar ile değiştirilse faiz olmaz. İmam Muhammed ve Züfer böyle buyurmuştur.

 

Sual: Zekâtını yanlış hesab edip fazla veren kimse bunu sonraki senenin zekâtına mahsup edebilir mi?

Cevap: Sonraki birkaç senenin zekâtına mahsub edebilir. (İbn Âbidîn.)

 

Sual: Bir şirkete web sayfası yaptık. Alacağımızı nisaba katacak mıyız?

Cevap: İcâre veya istisnâ yoluyla olan alacaklar nisaba katılmaz, zekâtı da verilmez.

 

Sual: Bir kimse fakire para hediye etse; sonra bunu zekâtına saymak istese câiz midir?

Cevap: Önce hibeden rücu ettim der. Sonra mal hâlen fakirin elindeyse bunu zekâtına sayması câiz olur. Değilse olmaz. (Hindiyye.)

 

Sual: İlim talebesine, zengin de olsa zekât verilir. Peki ilim talebesi kendi malının zekâtını verir mi?

Cevap: İlim talebesi ve muallimi, gâziler, memleketinde zengin olan yolcu, âmil, zengin de olsa zekât alabilir. Kendi malından zekât verecektir. (İbn Âbidîn.)

 

Sual: Zekât vekili kendisine umumî vekâlet verilmiş olmasa bile, bir başkasını vekil tayin edebilir. Bu da bir başkasını, bu da bir başkasını edebilir mi?

Cevap: Edebilir. (Tahtavî; Dürerü’l-Hükkâm, III/881.)

 

Sual: Zekâtını, zekât almaya ehil olmayan birine veren kimse zekâtını tekrar verecek mi? Zekâtı alan ne yapacak?

Cevap: Zekât almaya ehil olmadığını araştırdığı halde bilmiyorsa, zekâtını tekrar vermez. Kıble gibidir. Ama araştırmadan veya zengin olduğunu bilerek vermiş ise zekâtı tekrar verir; zekâtı böyle alan zengin ise bir kavle göre iade eder, bir kavle göre tasadduk eder. (İbn Âbidîn, Zekât bahsi.)

 

Sual: Fakirim. Fakir vekiliyim. Zengin kızkardeşim zekâtını vermem üzere beni umumî vekil etti. Zekâtı, vekili olduğum fakir namına alabilir miyim? Vekili olduğum fakir başka şehirdedir. Onun zekâtını ayırıp bir kenara koymakla zekât verilmiş olur mu?

Cevap: Kimse her iki tarafın vekili olamaz. Zengin sizi umumi vekil eder. Siz de fakir olduğunuz için bu zekâtı alıp yiyebilirsiniz. Vekili olduğunuz fakir namına ayırmakla da zekât verilmiş olmaz. Zekâtta teslim şarttır. O fakir bir başkasını vekil eder, o kimse vekil olarak teslim alır. Zekâtı farzolduktan sonra bir sene içinde verebilirsiniz.

 

Sual: Bir insan gelecek senelerin zekâtını verse ve arada fakir olsa sonra yine zengin olsa bu zekâtlar muteber mi?

Cevap: Nisaba mâlik olan bir kimse, birkaç senenin veya birkaç nisabın zekâtını önceden verse sahih olur. Arada fakir olup sonra yıl içinde tekrar zengin olması vaziyeti değiştirmez. Ama nisab tamamen elinden çıkarsa, önceden verdikleri sadaka olur. (İbn Âbidîn, Koyun zekâtı bahsi sonu.)

 

Sual: Kadının 50 gr altın mehr alacağı var. 50 gr altın da malı var. Zekât verecek midir?

Cevap: Mehrini alınca bir sene geçtikten sonra kırkta birini verir. Mehr alacağı 100 gr olup hiç malı olmasaydı da böyle idi. Ama elindeki mal 100 gr olsaydı, mehrini aldıktan sonra bir sene beklemeyip, elindeki malın ilk zekât tarihinde hepsinin zekâtını verir. (İbn Âbidîn, Malın zekâtı bahsi.)

 

Sual: Altın ağırlıkla alınıp satılması gerektiği için, bugün altın sikkeler tane ile muamele gördüğünden dolayı, zekât verirken altının ağırlığı düşünülmezse zekât sahih olmaz mı?

Cevap: Olur. Akidde altın orada değilse, ağırlığını düşünmek gerekir. Zekâtta zaten teslim şarttır.

 

Sual: Umumî vekil edince tayin edilen para teayyün eder mi? Zekâtta paranın teayyün etmesi fakire gösterirken mi olur? Yoksa kendi başına şunu zekât olarak vereceğim diye niyet etse de teayyün etmiş olur mu?

Cevap: Vekile verilen para, tayin ile teayyün eder. O para ile işi yapması gerekir. Aksi takdirde vekâleti sona erer. Kendi parasına karıştırabileceği söylenirse, teayyün etmez. Zekâtta para teayyün etmez, gösterdiğini değil de, başkasını verebilir. Çünki zekât bir akid değildir. Zekât için ayırdığını da vermek zorunda değildir.

 

Sual: Zimmî olmayan gayrımüslime sadaka verilir mi?

Cevap: Gayrımüslime zekât ve fıtra verilmez. İmam Muhammed’in Siyer-i Kebîr kitabından naklen bir müslümanın, kâfir bir harbîye veya müstemine (pasaportlu harbîye) yahud zımmîye (gayrımüslim vatandaşa) sadaka vermesi ve ondan hediye kabul etmesi câizdir. Zira Hazreti Peygamber kıtlık senesinde Mekke-i mükerremeye 500 altın göndermiş; bu parayı Mekke’nin fakirlerine dağıtmak için Ebû Süfyan bin Harb ile Safvan bin Ümeyye’ye vermelerini emir buyurmuştur. Bir de sıla-i rahim (akrabaya yardım) her dinde makbuldür. Başkasına hediye vermek güzel ahlâktandır. Zeylaî de bunu söylemiştir. (İbn Âbidîn, Masrif bahsi)

 

Sual: Müteahhidim. İnşaat için demir alıyorum. Bunun zekâtını verecek miyim?

Cevap: Sanat sahiplerinin âletlerinden, sabun gibi aynının eseri kalmayanlardan zekât yoktur; usfur ve safran gibi eseri kalanları için, üzerinden sene geçerse zekât gerekir. Koku satanların şişeleri ile ticaret için satın alınan at ve eşek etleri ve bunların yularlarıyla çulları, satmak için alınırsa zekâtlarını vermek gerekir; satmak için alınmamışsa bunlarda zekât yoktur. (İbn Âbidîn.)

 

Sual: Birkaç senenin zekâtını önceden vermek câiz midir?

Cevap: Câizdir. (Nimeti İslam; İbn Âbidîn.)

 

Sual: Birkaç kişi zekât ve fıtralarını vermem için bankaya para yatırmış. Halbuki fıkıh kitaplarında “İki zenginin de vekili olan kimse, bunların zekâtlarını, haberleri olmadan karıştırır, sonra fakire verirse, zekât verilmiş olmaz. Vekil sadaka vermiş olur. Zekâtları karıştırınca, kendi mülkü olur. Fakire, kendi malını vermiş olur” diyor. Bu halde nasıl davranmak icap eder?

Cevap: Birkaç kişi, zekât veya fıtrasını bankaya yatırarak göndermiş ise, bunun karışmasını zaten önceden kabul etmiştir ve buna zımnen izin vermiş demektir. Nitekim fıkıh kitaplarında “Zenginlerin izni ile karıştırmış ise veya karıştırdıktan sonra ve fakirlere vermeden önce izin almış ise, caiz olur. Fakirlerin vekili olan kimse, aldığı zekâtları, habersiz karıştırıp, sonra fakirlere dağıtması caizdir. Zenginlerin vekilinin de, bunlardan izinsiz karıştırdıktan sonra vermesi caiz olur da denildi” diyor. Buradan anlaşılıyor ki, izinsiz karıştırmaya cevaz veren zayıf bir kavil de vardır. (İbni Âbidin, Zekât bahsi başı)

 

Sual: Şu işim olursa bir dana keseceğim diye adamıştım. O işim oldu. Fakat daha danayı kesmeden zekât günüm geldi. Dananın bedelini nisaptan düşecek miyim?

Cevap: Her nevi borç zekât nisabından düşülür, kalanı nisaba ulaşıyorsa kırkta biri verilir. Ama adak, kefaret ve hac borcu böyle değildir. Çünki bunları isteyen yoktur. Borcun nisaptan düşülebilmesi için zekât, haraç, nafaka, mehr gibi bir alacaklısının bulunması, yani kul borcu olması gerekir. (İbni Âbidin, Zekât bahsi)

 

Sual: İlmihalde bey’ ve şirâ bahsini okuyordum. Bir yeri anlayamadım: “Deyni veresiye, yani deyn karşılığı olarak borçluya da satmak bâtıldır. Yani, alacağı yerine başka bir şeyi ileride alması bâtıldır” diyor. Daha ileride: “Fakirin, zekâtı teslim almadan satması fâsiddir. Ganimet malını taksim edilmeden önce satmak fâsiddir. Yanında bulunmayan şeyi müsteriye tarif etmeden satmak fâsiddir. Müşteri, malı alırsam, bu para, malın semeni olsun, malı almazsam, parayı geri gönder derse, fâsid olur. Alacağını veresiye satmak fâsiddir” diyor. Önceki ifadelerde, sonrakilerde olduğu gibi niçin bâtıl değil de fâsid oluyor?

Cevap: Zekâtta fakirin ve ganimette gâzinin hakkı olduğu için, fâsid oluyor. Deyni deyn ile satmakla aynı şey değildir. Yanında olmayan mal deyn değildir, mal onundur, vardır; ancak müşteriye tarif etmediği için fâsid oluyor. Eğer ortada böyle bir mal olmasaydı, bâtıl olurdu.

 

Sual: Zekât vekili, zekâtı vermesi tenbih edilen kişi ölmüşse, vârislerine verebilir mi?

Cevap: Vekil müvekkilin talimatına uymalıdır. Zekâtı, ismi söylenen fakirin, fakir vârislerine vermişse, müvekkil işitip kabul ederse câiz olur, denildi.

 

Sual: Mescidimiz tamirata girdi. Badana, ısıtma, duvar kâğıdı gibi eksiklerine para vermek, sadaka-i câriye olur mu?

Cevap: Evet.

 

Sual: Kadının kocasına veya başkasına borç verdiği altınlarının zekâtını vermesi gerekir mi?

Cevap: Borç senetli veya şahitli ise yahud inkâr edilmiyorsa, borçlu da müflis değilse kadın bu borcun zekâtını verecektir.

 

Sual: Zekâtı verilmeyen mal, eşya, altın haram mal mı sayılır? Yoksa sadece zekâtı verilmediği için günaha mı girilmiş olur?

Cevap: Zekât verilmediği için günaha girilir. Zekât o malın aynına tealluk etmez (bizzat kendisine düşmez). Benzerinden de verilebilir. Bunun için mal haram olmaz. Ama bir sene geçtikten sonra hâlâ zekât vermemişse, o malda başkasının hakkı olduğu için günaha girer ve gittikçe günahı artar. Haram olan, malın kendisi değildir. nitekim zekât farz olduktan sonra, bu mal helâk olsa, zekât verilmez veya mükellef ölse, ödemediği zekât terekesinden verilmez. Uşru verilmeyen mahsulü yemek ise haramdır. Yedikden sonra da, vermek lâzımdır.

 

Sual: Sadaka ve sıla-i rahim ömrü uzatır buyruluyor. Ömür müddeti belli değil midir?

Cevap: Ömür belli, ama Allahü teâlâ dilerse uzatabilir. Sıla-i rahm ve sadakayı da buna sebep yapmıştır. Cenab-ı Hak kaderine mahkûm değildir. Allah’ın ilminde zaten sıla-i rahm veya sadaka ile ömrünün uzayacağı bellidir.

 

Sual: Ahmed, Mehmed’i zekâtını Ali’ye vermesi için vekil edip, bir altın verse ve Mehmed de o altını kendi altınlarıyla karıştırsa, Mehmed o karışımdan her hangi bir altını Ali’ye verse, Ahmed’in zekâtı verilmiş olur mu?

Cevap: Mehmed baştan umumî vekil tayin edilmişse, yani dilediğini yap denmişse, verebilir. Etmemişse, Ahmed işitip izin verirse, altın da henüz fakirin elinde ise câiz olur. Ahmed izin vermezse, Mehmed sadaka vermiş olur. Zekâtı ödemesi gerekir.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında “Deyni veresiye, yani deyn karşılığı olarak borçluya da satmak bâtıldır. Yani alacağı yerine başka bir şeyi ileride alması bâtıldır.” ve “Fakirin, zekâtı teslim almadan satması fâsiddir. Ganimet malını taksim edilmeden önce satmak fâsiddir.” Neden birinde bâtıl, diğerinde fâsid deniyor?

Cevap: Zekâtta fakirin ve ganimette gâzinin hakkı olduğu için, fâsid oluyor. Deyni deyn ile satmakla aynı şey değildir. Yanında olmayan mal deyn değildir, mal onundur, vardır; ancak müşteriye tarif etmediği için fâsid oluyor. Eğer böyle bir mal mevcut olmasaydı, bâtıl olurdu.

 

Sual: Düğünde evlenene takılan altın zekât yerine geçer mi? Zekâta niyet edilse mesuliyet kalkmış olur mu?

Cevap: Düğün veya herhangi bir yerde verilen hediyeye zekât diye niyet edilirse ve verilen de zekât almaya ehil ise zekât yerine geçer (İbni Abidin).

 

Sual: Bir hayvanı kurbanlık olarak aldık. Sonra onu kesmekten vazgeçip yerine başka kesilse, o beslense, câiz olur mu?

Cevap: İkinci hayvanın kıymeti birinciden fazla veya ona eşit ise câiz olur. Değilse, yani daha düşükse, aradaki fark sadaka olarak verilir. (İbni Abidin)

 

Sual: Altınlarımı beyime hediye ettim deyip zekâtını vermemek olur mu?

Cevap: Kadın altınlarını kocasına hediye ve teslim ederse, bunlar kocasının mülkü olur. Zekâtını kadın değil, erkek verir.

 

Sual: Bazıları kabristana gider, orada geceleyip, kabirdekiler için koyun keser ve çocuk ister. Bunun dinen hükmü nedir?

Cevap: Koyun kesip sevabını kabirdeki mübarek zatın ruhuna hediye eder ve bu mübarek zatı vesile kılarak Allahtan çocuk ister. Böyle istigase ve tevessüle, yani dualarının kabulü için aracı yapmaya Ehl-i sünnet izin verir.

 

Sual: Cevhere’de fıtranın kâğıt para olarak verilebileceği yazılıymış. Bu kavle göre zekât da ihtiyaç hâlinde kâgıt para olarak verilebilir mi?

Cevap: Bu kolaylık küçük mikdarda olduğu ve bir günlük nafakayı temin maksadına matuf bulunduğu için fıtra hakkındadır. Altın ve gümüşün zekâtı, kendilerinden altın ve gümüş olarak verilmelidir. Bu zor ise, ödünç aldığı altın veya gümüş ile zekât verilip; sonra kâğıt para ile bu altın veya gümüş geri satın alınıp alacaklıya ödenir.

 

Sual: Zekât vekili, kendisine verilen zekât malı veya parasını, emredilen kişiye vermezse veya kendi parasıyla karıştırırsa, yahud kaybederse veya harcarsa, zekâtın vaziyeti ne olur?

Cevap: Zekât olarak ayrılmış mal veya para zekât sahibinde veya vekilinde kaybolsa, zekât verilmiş olmaz. Vekil, bu parayı emredilen kişiye vermezse veya kasıt ya da ihmâliyle kaybederse, yahud bunu kendi malıyla veya parasıyla izinsiz karıştırırsa, zengine tazmin eder. Zekât mal veya para, kasıt veya ihmâli olmadan vekilin elinde kaybolursa, vekil mesul olmaz; zengini zekâtını verme borcu düşmez. (İbni Âbidîn)

 

Sual: Zekât vermek üzere vekil edilen kimse, bu zekâtı kendi ailesine verebilir mi?

Cevap: Bir kimse kendi ailesine (zevcesine, anne ve babasına, çocuk ve torunlarına) zekâtını veremez. Ancak zekât için vekil edilen kimse fakirse zekâtı kendisi alabilir; fakir eş veya çocuğuna verebilir. (İbni Âbidîn)

 

Sual: Bir ilahiyat profesörü televizyonda “Devlete verilen vergiler zekât yerine geçer” dedi. Doğru mudur?

Cevap: Bahsettiğiniz kişinin dinle bir alâkası yoktur. Zekâtın verileceği yerler Kur’an-ı kerimde sayılmıştır. Bunların içinde devlet geçmemektedir. Devletin meşru sebeple vergi toplaması câizdir. Bunların konulduğu ve harcanacağı yer farklıdır. Zekâtı tarihte devletin toplayıp Kur’an-ı kerimde sayılan yerlere sarfetmesi, bugünki vergilerle aynı statüde olduğu mânâsına gelmez.

 

Sual: Özel emeklilik fonu veya bireysel emeklilik hesabı gibi bir yerdeki paranın zekâtı nasıl verilir?

Cevap: Zekât malının zekâtının verilebilmesi için şartlardan biri de bu mala tasarruf edebilmektir. Emeklilik fonundaki paralar mal-ı dimardır. Yani gömülüp gömüldüğü yer unutulan para gibidir. Zekâtı verilmez. Ele geçince, o senenin nisabına katılır. Yalnız veya başka zekât malları ile beraber nisabı geçiyorsa, o senenin zekâtı verilir. Eğer emeklilik fonundaki para, banka hesabına yatırılmış para gibi kolayca çekilebiliyorsa, o halde mal-ı dimar sayılmaz; nisaba katılır ve zekâtı verilir.

 

Sual: Zekât ve sadaka-i fıtr vermek üzere vekil edilen kimse, fakir ise bu zekâtı kendisi alabilir mi?

Cevap: Umumi vekil, kendisine verilen zekât, fıtra, fidye ve keffareti fakirse kendisi alabilir; fakirlerse ailesine verebilir. (İbni Abidin)

 

Sual: Beyim dinî hükümlere vâkıf değil. Ramazan orucunu farklı mazeretler göstererek tutmadı. Fidye vermeye de borçlarımızı mazeret göstererek gönüllü değildir. Ben kendisinin nâmına verebilir miyim?

Cevap: Zekât, fıtra, fidye ve kefaretlerde vekâlet câizdir. Ama sahibinin buna niyet etmesi şarttır. Yani kocanız size fidyemi ver diye vekâlet vermedikçe, fidyesini veremezsiniz. Verdiğiniz kocanızın fidyesi yerine geçmez. Kaldı ki parası olmayan fidye vermez, istiğfar eder.

 

Sual: Fakir koca, zevcesinin umumî vekili olarak kendi malından ve/veya parasından zevcesinin zekâtını verebilir mi? Kadın kocasına benim zekât borcumu kendi malından ver diyebilir mi?

Cevap: Zekât bir ibadettir. Mükellef niyet etmedikçe, vekilin vermesiyle zekât borcu düşmez. Kadın kocasını umumî vekil yaparsa, koca kendisinin veya kadının malından karısının malından karısının zekâtını verebilir.

 

Sual: Zarar vermek de, zarar etmek de câiz olmadığına göre, bazen satıcının bozukluğu çıkmayınca rızamızla kabul ediyoruz. Bu da câiz olmuyor mu? “3 kuruşun derdine düşmüş” dedirtmemek için veya sadaka niyetiyle râzı olabilir miyiz?

Cevap: Sadaka olur. Zarar sayılmaz.

 

Sual: Bir kimsenin küçük bir bahçesi olsa, o bahçede de zekât nisabına ulaşacak kadar meyve yetiştirilse, bunun bir kısmı evde yense ve eşe-dosta hediye edilse, kalanı da satılsa, zekât vermesi gerekir mi?

Cevap: Ev bahçesinin mahsullerinden zekât verilmez.

 

Sual: Humus ne demektir?

Cevap: Beşte bir demektir. Fıkıhta ganimetlerin beşte birini ifade eder. Ganimetlere dair âyet-i kerimede beşte birden (humus), Resulullah’a ve akrabasına hisse verilmiştir. Bu mikdar, Hanefî mezhebinde Resulullahın hayatıyla kâimdir. Şâfiî mezhebine göre ise vefatından sonra gelen akrabalarına da verilir. Şiî-Caferîlerde, humus, halktan toplanan zekâtın beşte biri olup, din adamlarının hakkıdır.

 

Sual: Bir kimse fakirde alacağı olan bir paradan vazgeçerse, zekât vermiş sayılır mı?

Cevap: Zekâtı verip, sonra borcunu ödemesini istemelidir. Zira zekâtta temlik şarttır. Yani zekât niyetiyle parayı fakire devretmek lâzımdır. Zekâtı verdikten sonra fakir ödemek istemezse, elinden borç mikdarı zorla alınabilir. Veya fakir, zekât verecek kişinin güvendiği birini, kendisine verilecek zekâtı almaya ve dilediği gibi sarfetmeye ve borcunu ödemeye umumi vekil eder. Zengin, zekâtın, fakire verme niyetiyle, bu vekile verir. Vekil de fakirin borcunu öder. Mâlikî mezhebinde, fakirdeki alacağını zekâta saymak câizdir. İhtiyaç hâlinde bu mezheb taklit edilebilir.

 

Sual: Krom madeni işleten kişi zekâtını nasıl verir?

Cevap: Dârülislâmda madenlerin beşte biri beytülmâle verilir. Dârülharbde madenin zekâtı yoktur.

 

Sual: Biz 4 kişilik bir aileyiz. Babam, annem, kızkardeşim ve ben marmelat yapıp satıyoruz. Kazandığımız paranın hepsini aynı yere koyuyoruz ve isteyen oradan alıp kullanıyor. Şu halde zekâtı kim, nasıl verecektir?

Cevap: İşin sahibinin kim olduğu mühimdir. İş babanın ise, para babanındır. Zekâtı o verir. Ama şirket kurmuşlarsa, parayı anlaşmaya göre bölüşürler, herkes hissesine düşenin zekâtını verir. Ücret ile çalışıyorlarsa, ücretleri kendi mülkleridir. Aynı evde bile yaşasalar, herkesin serveti ayrıdır.

 

Sual: İki kardeş ayrı işlerde çalışıp, kazandıkları parayı babalarına göndermektedir. Bu paraların zekâtını kimin vermesi gerekir?

Cevap: Paralar babaya hediye ise veya geçinmesi için (mesela nafaka olarak) gönderilmişse, nisaba ulaşırsa ve şartları da varsa, zekâtı baba verir. Emânet veya borç verilmiş ise, çocuklar verir.

 

Sual: Zekât malı, zekât verilmeden telef olsa, zekât borcu devam eder mi?

Cevap: Zekât ve uşr, malın elden çıkmasi ile afv olur. Fakat elden çıkarılması ile afv olmaz. Yani âfet sebebiyle telef olsa veya çalınsa affolur; sahibi harcarsa affolmaz.

 

Sual: Fıtra vermek, kurban kesmek vâcib olduktan sonra ve hac farz olduktan sonra mal elden çıkarsa, bunlar afv olmaz diyor. Halbuki zekât affoluyor. Bunun sebebi nedir?

Cevap: Zekât, kudret-i müyessire ile farzdır. Yani zekât borcunun devamı için, o malın elde bulunması şarttır. Ama fıtra, kurban ve hac kudret-i mümekkine ile vâcibdir veya farzdır. Yani bu gücü bir defa elde etmek kâfidir.

 

Sual: Bir evinden başka, bir de devre mülkü veya bir yazlığı olan kimse bunun zekâtını verir mi?

Cevap: Bir adamın, biri kışlık, biri de yazlık olmak üzere iki evi ve ona göre de ev eşyası olursa, o şahıs bu yüzden zengin sayılmaz. Eğer, üçüncü bir evi bulunur ve onun da kıymeti zekât nisâbına varırsa, bu şahsa kurban vâcib olur. Üçüncü evin, eşyası da böyledir. (Hindiyye)

 

Sual: Bir kimsenin bir binek arabası, bir de işinde kullandığı kamyoneti olursa, bunlardan biri zenginlik nisâbına katılır mı?

Cevap: Hindiyye’de diyor ki: Bir gâzinin iki atı olmakla zengin sayılmaz. Üçüncü atı olursa, zengin sayılır. Emîrin bir atı ve bir eşeği bulunursa, zengin sayılmaz. Bir çiftçi, iki öküz ve gerekli ziraat aletiyle zengin sayılmaz; bir de ineği olursa, zengin sayılır. Şu halde, iki arabadan biri ihtiyaç değilse, nisâba katılır.

 

Sual: Evli bir kadının evi olsa, kocası ile beraber otursa veya kiraya verse, bunun zekâtını verir mi?

Cevap: İbni Abidin, Kurban ve fıtra bahsinde diyor ki: Kadın kocası ile beraber oturduğu ev kendi mülkü ise, zengindir. Kurban kesmesi gereklidir. Kocasıyla oturan kadının oturdukları ev kendisinin ise zengindir. Zira nafakası kocasına aittir. Kadın bekâr olup, nafakasını veren kimse yok ise nafakasına ancak yeten mülkü ve oturduğu bu evi zenginlik nisabına katılmaz. Evli kadın, çeyizini kullanıyorsa, zenginlik nisâbına dahil etmez. Taktığı mücevherat ve inciler de böyledir. Hindiyye’de diyor ki: Bir kadının, kıymeti nisaba mâlik olan ve kocası ile beraber oturduğu bir evi bulunursa, bu kadına hem kurban kesmek, hem de fıtra vermek vâcib olur. Ancak, bunun için kocasının orda oturuyor olması gerekir. Bazı âlimler “O kadına, kocası ister zengin, isterse fakir olsun, kurban da, fıtra da vâcib olmaz” demişlerdir. Âlimlerin bu hususta ihtilafları vardır: Bazıları, “Eğer kadın, içinde oturmuyor ise, o takdirde kurban ve fıtra vâcib olur.”demişlerdir. Gunye’de de böyledir.

 

Sual: İbâdet de gizli, günah da gizli olduğuna göre, başkalarının yanında namaz kılmak; zekât vermek riyâ olmaz mı?

Cevap: Nâfile ibadetleri başkasına göstermek uygun değildir. Ama farzlar böyle değildir. Herkese farz olduğu için riya olmaz.

 

Sual: Bir bakkal dükkânım ve ayrıca kredi borcum var. Dükkân kiradır. Zekât verecek miyim?

Cevap: Dükkândaki mallardan borçlar düşülür. Kalan mikdar ve varsa başka para/altın/ticaret malı, nisabı (96 gr altın kıymetini) dolduruyorsa bunun kırkta biri zekât olarak verilir.

 

Sual: Borçlunun eli dar olduğu için alamadığımız alacağımızı zekâta sayabilir miyiz?

Cevap: Zekâtta temlik, yani zekâtın fakire verilmesi şarttır. Zekâtınızı alacaklınıza verir, sonra borcunu ödemesini ister ve geri alırsınız. Bu mümkün değilse, Mâlikî mezhebi taklid edilebilir. Bu mezhebde borçludaki alacağı zekâta saymak câizdir (el-Mîzânü’l-Kübrâ).

 

Sual: Safiye Ünüvar Saray Hatıralarım kitabında Sultan Reşad ile alakalı şunu söylüyor: “Fukaraya dağıttığı paraları, kâğıt para olarak değil, gümüş para olarak verirdi.” Bunun dinî bir sebebi var mıdır?

Cevap: Din, para olarak, altın ve gümüşe itibar eder. Kâğıt ve metal para kullanmak, kolaylık için câizdir. ama ibadetler, altın ve gümüşe göre hesaplanır. Kâğıt paranın değeri muntazam değildir. Halk, kâğıt paraya itibar etmezdi. Bu sebeple bazı ulema, zekâtın kâğıt para olarak verilmesini câiz görmemiştir.

 

Sual: Beyaz eşya ve mobilya ticareti yapıyoruz. Zekâtı hangi fiyattan hesaplayacağız?

Cevap: Mâliyet fiyatından hesap edilir.

 

Sual: Bir evi 250 bin liraya sattığımız zaman, para elimize geçince zekâtını vermek için bir sene beklemek gerekir mi?

Cevap: O kişinin nisab mikdarı malı yoksa, bu para ile zengin sayılır. Bir sene geçince, elinde kalanın kırkta birini zekât olarak verir. Ancak evi sattığında, nisabı dolduran başka parası varsa, bu parayı da ona ekler ve nisabın dolduğu tarihte elinde mevcut olanın zekâtını verir.

 

Sual: Metroda müzik çalanlara para vermek câiz midir?

Cevap: Allah herkesin rızkını ezelde yaratmıştır. İnsanlar, bu rızıkları meşru veya gayrı meşru sebeplere yapışarak elde ederler. Kaldı ki bunlara verilen para, yaptıkları işin karşılığı değil; ihtiyaçlarının karşılanması içindir.

 

Sual: Zekât vekili, zekâtı vermese, müvekkil (zengin) borçtan kurtulur mu?

Cevap: Vekile vermekle veya ayırmakla zekât verilmiş olmaz. Zengin, vekilin zekâtı vermediğini öğrendiği zaman, kendisi verir; vekilden de verdiğini geri ister.

 

Sual: Dilencilik haram mıdır?

Cevap: Bir günlük nafakası olanın dilenmesi ve öyle kimseye de sadaka verilmesi caiz değildir.

 

Sual: Bankadan kredi çekerek altın aldım. Fâizli olduğu için buna zekât düşmeyeceğini; hepsini sadaka vermem gerektiğini söylediler. Nasıl hareket etmem gerekir?

Cevap: Fâsid alışverişte alınan mal, alanın mülkü olur. Ama kullanması haramdır. İkale yapıp (akdi bozup), sahibine geri vermesi gerekir. Gasp, rüşvet, fâsid akd gibi gayrı meşru yollardan gelen mal, eğer şekil değiştirmişse, mesela bununla başka bir mal alınmış veya başka mal ile ayrılamayacak kadar karıştırılmış ise, mülk-i habîs olur. Bu da aynı hükümdedir. Her ikisinin de zekâtı verilmez. Ancak İmam Ebu Hanife’ye göre dârülharbde fâsid muamele ile elde edilen mal mülktür. Elinizdeki para ve altın nereden gelirse gelsin borçtan geri kalanı 96 gramı geçiyorsa kırkta biri zekât verilir. Fâizli kredi için ayrıca tövbe etmek gerekir.

 

Sual: Hapisteki bir kimsenin zevcesinde parası olsa, bu parayla ihtiyaçlarını alması için kadına izin verse, kadının bu paradan zekât vermesi gerekir mi?

Cevap: Emanet para ile zengin olunmaz. Para, adamındır.

 

Sual: Zekâtı, nisab tarihinden evvel verse, sonra da eline para geçse, nisab tarihi değişir mi?

Cevap: Hayır, verildiği tarih, nisab tarihini değiştirmez. Eksik verdiyse, tamamlar. Fazla verdiyse, gelecek seneye mahsub eder.

 

Sual: Kadın, kocasına zekât verebilir mi?

Cevap: İmameyne göre verebilir ise de, fetvâ böyle değildir. Ancak koca cidden fakir ise, kadının bu kavle göre zekât vermesi câiz olur. Koca, zevcesine aslâ zekât veremez. Zira nafaka mükellefidir.

 

Sual: Zekâtımı fakir bir talebeye bir arkadaşım vâsıtasıyla aydan aya burs şeklinde vermenin mahzuru olur mu?

Cevap: Mahzuru olmaz. Hediye, bahşiş, burs gibi şeyleri verirken, zekâta da niyet edilse, alıcı eğer zekâta ehil ise, zekât verilmiş olur. (İbni Abidin)

 

Sual: İmam Mâverdî, zekât toplamayı, halifenin yaptığı işlerden saymaktadır. Bazı modernist yazarların da zekâtın devlet tarafından toplanan bir vergi olduğunu söylüyor. Şu halde sözleri, bu çerçevede nasıl değerlendirilmelidir?

Cevap: Hükümet, Kur’an-ı kerimde sayılan sekiz sınıfa dağıtmak üzere zekâtı topluyor. Hazreti Peygamber’den beri de toplanmıştır. Toplamazsa, ferdler kendisi verir. Emval-i bâtına denilen altın, gümüş zekâtını Hazret-i Osman’dan beri devlet toplamıyor. Emval-i zâhire denilen arazi, hayvan ve ticaret zekâtını toplamıştır. Modernistler, zekâtı mutlaka ve ancak devlet toplar; ferdler veremez diyorlar.

 

Sual: Birine borç verilse; o da iflâs etse; alacağı zekât nisabına katmamak için kalbden helâl etmek olur mu?

Cevap: İflâs edendeki alacak, zayıf borçtur. Zayıf borç, zekât nisabına katılmaz. Zekâtı da verilmez. İbrâ, kalbden olmaz; dille söylemekle olur. Bu mikdarda parayı zekât niyetiyle borçluya verip, sonra borcunu ödemesini isteyerek zekâta sayılmış olur. Bu mümkün değilse Mâlikî mezhebine göre bu paranın zekâta mahsubu mümkündür.

 

Sual: Zekâtın ehl-i kıble olan bidat sahibine verilmesi caiz midir?

Cevap: İmanı varsa, zekât sahih olur. Ancak bid’at sahibine yardım etmek sebebiyle beklenen sevab alınamaz.

 

Sual: Ticaretle uğraşan biri, demirbaşlarından bir makineyi, yani ürettiği mal için kullandığı makineyi, zekât olarak verebilir mi?

Cevap: Zekât, ya ticaret malının kendisinden, ya da kıymeti kadar altın veya gümüşten verilir. Makineyi satıp, zekât olarak vermek mümkündür.

 

Sual: Çeşitli ilmihaller arasında zekât nisabı hususundaki ihtilaf neden kaynaklanıyor?

Cevap: Altın nisabını bildiren miskal ve dirhemlerin farklı ölçülmesinden kaynaklanıyor. Bir şer’î dirhem, bir de örfî dirhem vardır. Bazı kitaplarda örfî dirhem esas alınarak altının nisâbına 80 gram denmiş ise de, şer’î dirhem esas alınmak gerekir. Bu takdirde nisâb 96 gram altın olmaktadır. Nitekim Osmanlılarda da zekât nisâbı 13 Osmanlı lirası ve bir çeyrek olarak bilinirdi ki, 96 gram altına tekabül eder.

 

Sual: Çocukların altınlarına zekât verilmiyor. Ama benim içime sinmiyor. Kendi paramdan versem sevap olur mu?

Cevap: Zekât farz olmadığı için, zekât değil, sadaka vermiş olursunuz.

 

Sual: Çocuğun zekât nisabı altını olsa, çocuk bâliğ olsa, fakat 18 yaşına kadar vesayet altında olduğu için, anne-baba bu paraya dokundurtmasa, çocuk zekât verir mi?

Cevap: Çocuğun zekât nisabı altını olsa, çocuk bâliğ olunca zekât farz olur. Ancak para kendi tasarrufunda değilse, mal-ı dimardır, zekâtı verilmez. Kendi tasarrufuna geçip bir sene geçince zekâtı verilir.

 

Sual: Bir hoca, vazifeli bulunduğu cemiyet adına zekâtı alıp, fakire veriyor. Fakir de cemiyete bağışlıyor. Fakir zekâtı alıp hediye edeceğini biliyor. Caiz olur mu?

Cevap: Baştan şart koşulursa caiz olmaz.

 

Sual: Almanya’daki tanıdıklarımız, fitre ve zekâtlarını buradaki ihtiyacı olan bir akrabamıza vermemiz için bize yolladı. Bu parayı bölüp bir kısmını okumakta olan çocuklarımıza ve ihtiyacı olan başka komşularımıza da versek olur mu?

Cevap: Belli birine verilmesini şart koşmamışsa, her bir fakire bir fitre mikdarından az düşmeyecek şekilde başkasına da verilebilir. Söylemek lâzım değildir. Ama sorunca, kime verdiğini doğru söylemek gerekir.

 

Sual: 65 bin liralık altınını başkasına borç veren ve zekât verecek parası olmayan ne yapar?

Cevap: Eline para geçince, geçmiş senelerini zekâtını öder.

 

Sual: Yemin keffâreti için alınan yiyeceği ya da malı, karşı taraf kullanmasa veya başkasına hediye etse, olur mu?

Cevap: Keffârete zararı yoktur. Zekâtta da fakir kendisine verilen zekâtı dilerse başkasına hediye edebilir.

 

Sual: Yatırım maksadıyla alınmış ve ileride ne yapacağı belli olunmayan arsalardan dolayı zekât lâzım mıdır? Bir arsanın ticaret malı olarak kabul edilebilmesi için nasıl olması lazım. Yani buradaki sebep sarahaten ileride satarım şeklinde niyet etmemesi midir?

Cevap: Hayır. Arsa tüccarı olması lazımdır ki zekât vermesi gereksin. Ticarete niyet eder. Başlar. Sonra satmak üzere arsa veya ev alırsa, ticaret malı olur ve zekâtını verir.

 

Sual: Vadesi gelmemiş borçlar (mesela ileri tarihli senetler veya ev kredisi taksitleri) nisap hesabında düşülür mü?

Cevap: Düşülür.

 

Sual: Zekât için vekil tayin ederken, zekât mikdarı nakit para cinsinden söylense olur mu? Altın olarak mı söylemek icab eder?

Cevap: Zekât, altın olarak verilir. Kâğıt para söylenmişse, vekil bunun altın karşılığını verir veya devir yaparak kâğıt para verir. Geciktirir de altın kıymetlenirse, vekil mesul ve günahkâr olur.

 

Sual: Bir kişinin 350 bin liralık ticari malı var. Nakit 140 bin lira parası var. 150 bin lira ödeyeceği çekleri ve 300 bin lira da ödeyeceği kredi kartı borcu var. 24 dairesi, 4 tane arabası var. Kira gelirleri 140 bin liranın içindedir. Bu kişiye zekât düşer mi?

Cevap: 490 bin aktifi, 450 bin pasifi vardır. Elindeki 40 bin lira nisabı geçer. Bunun zekâtını vermesi gerekir.

 

Sual: Ne zaman nisaba ulaştığını, yani şer’en zengin olduğunu bilmeyen kimse ne yapar?

Cevap: Bir tarih tayin eder. Mesela tercihen Ramazan veya kandil günlerinden birini tayin eder. Bundan sonra hep o tarihe itibar eder. İhtiyaten bir yıllık zekâtını da verir. Elinde para yoksa ve daha önce zekâtını vermişse, bu takdirde bir fakir ile devir yapar. Yani borç alıp, bir yıllık tahminî zekâtını fakire verir. Fakir de buna hediye eder. O da borcunu öder.

 

Sual: Bir kadın kocasını dinlemeyerek ticaret yapsa ve borca girse, kocasının da çok parası olmasa, fakat aile saadeti sarsılmasın diye buna zekât verebilir mi?

Cevap: Erkek karısına asla zekât veremez. Ancak İmameyn’e göre, kadın kocasına zekât verebilir. Ancak bu fetvâ fakirler içindir.

 

Sual: Altının zekâtı, farzolduğu tarihteki kıymeti ile mi, ödeneceği zamanki kıymeti ile verilir?

Cevap: Zekât vermesinin farz olduğu tarihte, altının gramı 103 lira olsa, o zaman vermeyip tehir etse, vereceği zaman da 100 lira olsa, 100 lira; 106 lira olsa, 106 lira üzerinden zekâtını verecektir. Zira üzerine borç olan zekât nisab mikdarı altının kırkta biridir. Borç, altın üzerine taalluk etmiştir. Kâğıt para da olsa, altın üzerinden kıymetlendirir. Hükmü de aynıdır.

 

Sual: Birine zekât Şaban ayında farz olsa, ama Ramazan ayında vermek istese, hesabı nasıl yapar?

Cevap: Nisab tarihi değişmez. Bir kimse ne zaman nisaba kavuşmuşsa, şer’en zengin olma tarihi odur. Bunu bir yere kaydetmesi veya hatırında tutması lâzımdır. Bundan bir şer’î sene (354 gün) geçince, elindeki aktifleri nisabın üzerinde ise, kırkta birini ayırıp tercihen hemen, nihayet en geç bir sene içinde fakire vermesi gerekir. Bu bakımdan nisab tarihi değiştirilemez; ama bir yıl içinde dilediği zaman zekâtını verebilir.

 

Sual: Bankadan çektiği kredi nisabı doldursa, kurban kesmesi ve zekât vermesi lâzım olur mu?

Cevap: Bu para, ödenmesi gereken borçtur. Nisabdan düşülür; kendisi nisabı teşkil edemez.

 

Sual: Bir kimse bana falanca köydeki fakirlere vermem için bir miktar para verdi. Ben, bunun zekât mı olduğunu ve beni vekil mi ettiğini sordum. Evet dedi. Bu şekilde vekâlet oldu mu? Olduysa onun belirttiği köydeki fakirlere mi vermem gerek?

Cevap: Vekâlet akdi, bu şekilde de in’ikad eder. Başkasına veremez. Vermişse, sonradan müvekkile söyler, razı olursa ve para da fakirin elindeyse zekât tamam olur. Eğer dilediğine ver diye umumi vekil etmiş ise, başkasına da verebilir.

 

Sual: Bekâr bir kimse, kendisiyle oturan ve nafakasını karşıladığı bekâr kardeşine zekât verebilir mi?

Cevap: Fakirse bakmakla mükelleftir. Zekât da verebilir. Hatta akrabaya (anne-baba, dede-nine, evlâd, torun ve zevceye değil) nafakasını verirken, zekâta da niyet ederse, zekâtı da verilmiş olur.

 

Sual: Depozito olarak verilen para zekât nisabına katılır mı?

Cevap: Depozito bugün iki manada kullanılmaktadır. Birincisi, bir satış akdinde, malı teslim alırken semenin bir kısmını ödemek demektir. Burada satış yapılmış, depozito, satıcının mülkü olmuştur. Alıcının bu parayla alakası kalmamıştır. Kaparo da böyledir. Depozitonun ikinci manası, elektrik, gaz gibi aboneliklerde, şirkete verilen veya ev kiralarken kiralayana verilen paradır. Bu, emanet hükmündedir. Yani, depozitoyu yatıranın mülküdür. Ancak mal-ı dımar hükmündedir. Yani sahibi, bu para üzerinde tam tasarruf hakkına malik değildir. Gömülüp gömüldüğü yeri unutulan para veya mükâteb kölenin kitâbet bedeli gibidir. Sigortada biriken para da böyledir. Bir paranın zekât nisabına katılması ve zekâtının verilmesi için tam mülk olması şarttır. Bu bakımdan bu çeşit depozito, zekât nisabına katılmaz; zekâtı da verilmez.

 

Sual: Bazıları zekâtı devlet toplar diyor ve misal olarak da Hazret-i Ebû Bekr’i gösteriyorlar. Doğru mudur?

Cevap: İslâmî devlet, emvâl-i zâhire denilen toprak mahsulleri ve hayvan zekâtı ile ticaret malları zekâtını toplar. Emvâl-i bâtına denilen altın, gümüş ve para zekâtını da sahibi dilerse devlete verir. Bunlar, Kur’an-ı kerimde sayılan yerlere devlet tarafından sarfedilir. Hazret-i Ebû Bekr zamanında ikisini de devlet topluyordu. Hazret-i Osman zamanında sadece emvâl-i zâhire zekâtını devlet toplamaya başladı. Şer’î esaslara göre idare olunmayan devlet, zekât toplayamaz. Buraya verilen para ve vergi zekât yerine geçmez.

 

Sual: Usul kitaplarında zengin iken zekâtını vermese sonra fakir düşse zekâttan mesul olmaz diyor. Çünkü zekât ve fıtr, fevr (hemen verilmek) üzere değil, terâhi  (yani ömür boyu verilmek) üzere vâcibdir. Halbuki hac için de terâhi üzere farzdır denmesine rağmen, kişi daha sonra fakir düşse, ahirette hacdan mesul olacağı geçiyor. Aradaki işkali (tutarsızlık gibi görünen şeyi) nasıl giderebiliriz?

Cevap: Zekâtı farz olduktan sonra bir sene içinde vermek lazım ise de, bir yılı geçince ömür boyu kerâhatle de olsa sahih olur. Zekât farz olduktan sonra fakir düşse, eğer bu, kendi iradesiyle olmuşsa, yani malı telef etmişse (istihlâk etmişse) zekât ondan düşmez. Fakat mal kendiliğinden telef olmuşsa (helak olmuşsa) zekât ondan düşer. Zekât malın aynına taalluk eder. Hac ise mala değil şahsa taalluk eder.

 

Sual: Tahsil ihtiyaçlarım için kredi ve yurtlar kurumundan çektiğim kredinin zekâtını verecek miyim?

Cevap: Bu bir borçtur. Eldekinin zekâtı verilmediği gibi, nisabdan da düşülür.

 

Sual: Elindeki altınların bir kısmı 22, bir kısmı 18 ve bir kısmı 16 ayar olan kimse zekât nisabını nasıl hesaplar?

Cevap: Hangi ayarda olursa olsun, 14 ve yukarısı halis sayılır ve hepsi birden –borçlardan ayrı- 96 gramı buluyorsa şer’en zengin sayılır ve kırkta birini verir. Bunun hepsini 22, 18 veya 16 ayardan verebilir. Ama yüksek ayarı düşük ayardan verirse mekruh olur. Her bir mikdarın zekâtını kendi ayarından da verebilir.

 

Sual: Arsası olan, bunu ziraatta kullanmıyorsa, zekâtını verir mi? Arsa alıp satarak ticaret yapıyorsa zekât vermesi gerekir mi?

Cevap: Hayır. Evet.

 

Sual: Eli ayağı sağlam dilencilere sadaka vermek caiz midir?

Cevap: Dilenciye para vermek bugün için harama yardım etmek demektir. Hakiki muhtaçlar el açmamaktadır. Onları bulup yardım etmelidir.

 

Sual: Zekâtımı, anneme buzdolabı alarak verebilme yolu nasıldır?

Cevap: Bir kimse zekâtını usul ve füruuna veremediği gibi, (kendi ticaret eşyasının zekâtı değilse) mal olarak da veremez. Eğer fakirse kız kardeşinize para olarak verirsiniz. O da annenize hediye olarak buzdolabı alır. Ama baştan şart etmemelidir. Bu şartla veriyorum dememelidir. Niyetinizi sadece anlatabilirsiniz. İstersen bununla anneme buzdolabı alabilirsin denebilir. Hem zekat verebilecek hem de buzdolabı alabilecek birisi için zekatını ayrıca başka birine vermesi annesine buzdolabı alması daha doğrudur.

 

Sual: Bir kişinin üzerinden kamerî sene geçmiş 60 bin lirası olsa, bununla beraber besicilik yapıp 25 büyükbaş hayvanı olsa, tarlasından da 2 ton arpa hasat etse, öşür ve zekâtı nasıl hesaplanacaktır?

Cevap: 60 binin kırkta birini verir. 2 ton mahsulün, yağmur suyuyla sulandı ise onda biri, dolapla sulandı ise motorla sulandı ise yirmide biri verilir. Besicilik yapıyorsa, bu zekât değil, ticaret malıdır. Zira zekât için senenin en az yarısında çayırda otlayan hayvanlardan verilir. Besicilikte ticaret malı sayılır ve kırkta biri verilir. Kendisinden verilemeyeceği için, para olarak verilir.

 

Sual: Dilenciye para verilir mi?

Cevap: Dilenmek haramdır. Hadis-i şerif ile men edilmiştir. Hiç nafaka bulamayanın dilenmesi caizdir. Bu zamanda dilencilere para vermek, günaha yardım olacağından caiz değildir. Fakir olduğu bilinen kişiye sadaka verilir. Ama fakirler dilenmemektedir.

 

Sual: Zekâtı vermesi için vekil tayin edilen kimse, parayı fakire vermeyip erzak alıp onu verse hata mı işlemiş olur?

Cevap: Evet. Zekât malın kendisinden veya altın olarak verilir. Erzak alıp zekât verilmez. Ama gıda toptancısı veya bakkal; dükkândaki ticaret malının zekâtını erzak paketi olarak verebilir.

 

Sual: Özürsüz olarak oruç tutmayan birinin vereceği iftar davetine icabet etmek caiz midir?

Cevap: Evet. Günah işleyen kimsenin ikramını yemek caizdir.

 

Sual: İslâmiyette insanın mal biriktirmenin hükmü nedir? Bir zengin, zekâtını verdikten sonra kalan malını fakirlere paylaşmaya mecbur mudur?

Cevap: Zekâtını verdikten sonra, helâlinden mal biriktirmek ve lüks içinde yaşamak dinen mahzurlu değildir. Hadis-i şerifte, ‘Zekâtı verilen mal, kenz (biriktirilmiş mal) değildir’ buyuruluyor.

 

Sual: Suriye’ye yardım kutusuna zekât niyeti ile para atılsa, vekâlet verilmemiş olsa, zekât sahih olur mu?

Cevap: Kutuya atmak, vekâlet demektir. Başka  şartlarına da uyulmuşsa, zekât yerine geçer.

 

Sual: Bir kimsenin 7 bin lira parası ve 5 yıldır alamadığı, ama alma ihtimali de çok çok zor olan 5 bin lira alacağı olsa, zekat verir mi?

Cevap: Zayıf alacak nisaba katılmaz, zekâtı da verilmez. Nisabı buluyorsa veya başka nisabı varsa, alınca bir sene sonra verilir.

 

Sual: Nisaba mâlik bir kimse daha 1 yıl dolmadan Ramazan ayının bereketinden istifade edebilmek için zekâtını erken verebilir mi?

Cevap: Zekâtı vaktinden evvel vermek caizdir. Serveti bu arada artarsa, yani nisab tarihinden evvel eline tekrar mal geçerse, bunun da kırkta birini ayrıca verir. Azalırsa, fazla verdiğini gelecek senenin zekâtından düşer. Gelecek sene zengin olmaktan çıkarsa, bu verdiği sadaka olur.

 

Sual: Tübitak’ın verdiği, bitiremediği takdirde geri alma şartı koyduğu doktora bursu, her ihtimale karşı harcanmayıp biriktirilse, biriken para doktorayı bitirmeden zekât nisabına katılır mı?

Cevap: Hayır. Mal-ı dimar gibidir. Zira tam tasarruf hakkı yoktur. Zira mukayyed (şarta bağlı) hibedir.

 

Sual: Zekât hesabı yaparken, bazı takıların üzerinde altın ve pırlanta taş birleşik oluyor. Bunları ayırarak tartmak mümkün olmuyor. Nasıl hareket edilmelidir?

Cevap: Altın ve gümüş ziynet üzerindeki kıymetli taşlar zekâta dâhil değildir. Bunların ağırlığı çok azdır. Kuyumcuya sorulur.

 

Sual: Zekât vekili başkasını vekil yapabilir mi?

Cevap: Zekat vekâleti, alışveriş, kurban vs gibi diğer vekâletlerden farklıdır. Zekât vekili bir başkasını; o da bir başkasını, bu da başkasını vekil yapabilir. Zekât veren kişinin (müvekkilin) bunu bilmesi lazım değildir.

 

Sual: Bir kimsenin elinde 7 gramlık bir altın olsa, zekâtı bundan az olsa, bununla bir fakirle devr yaparak zekâtını verse, ancak vermesi icab eden zekât 5 gram olsa, bu 2 gram fazla verdiğinin hükmü nedir?

Cevap: Fazla verdiği, gelecek senenin zekâtına mahsub edilebilir. Şu kadar ki, bu altını fakire zekât olarak vermişse, sonra ondan daha düşük bir ücretle satın almak mekruhtur.

 

Sual: Zekat nisabına ulaştığım tarihi not aldım. Sıfırlamadığı halde, sene-i devriyesinde elimde nisab mikdarı yoksa, zekât alabilir miyim?

Cevap: Evet. Zekât verilecek şahsın, kurban nisabına sahip olmaması, yani aslî ihtiyaçları ve borçları dışında 96 gr altın veya karşılığı mala sahip bulunmaması şarttır.

 

Sual: Ben hâli vakti yerinde bir ailenin çocuğuyum. Üniversitede talebeyim. Teyzemin bana zekât vermesi caiz midir?

Cevap: Âkıl ve bâliğ bir kimse, ailesinin servetiyle zengin sayılmaz. Borcundan ayrı 96 gram altın veya buna denk ihtiyaç dışında malı yoksa, zekât alabilir.

 

Sual: Nisab miktarına ulaşmış malın zekatı, zekat verme niyetiyle, bir sene henüz dolmadan verilmiş olsa, bir sene dolunca tekrar zekat vermek gerekir mi?

Cevap: Gerekmez. Zekât önceden de verilebilir.

 

Sual: Meyyitin kefenine zekât verilmez ne demektir?

Cevap: Zengin, zekâtını, bir meyyite kefen alınması için veremez. Zekât, fakirin hakkıdır.

 

Sual: Bir kimsenin kiraya verdiği bir evi olsa, kendisi de iş icâbı başka şehirde kirada yaşasa, parası da olmasa, zekât alabilir mi?

Cevap: Bir ev aslî ihtiyaçtır. Evin, dükkânın, tarlanın kirası, aylık masrafına ancak yetiyorsa, fakirdir. Zekât alabilir.

 

Sual: Tarla olan bir yere ev yapan, tarlanın bir kısmını ev halkı için ekiyorsa, o tarlanın ev için ekilen kısmı ev bahçesi hükmüne girer mi?

Cevap: Hepsinden verilecektir. Bu, evin bahçesi değil; bahçeye ev yapılmıştır. Ama İmameyne göre meyveden uşur verilmez. Fakirse, hiçbirinden vermeyebilir.

 

Sual: Zekâtı verilecek paranın miktarı tam olarak bilinmeyip tahminî verilirse  (en azından verilmesi lâzım gelenden az olmamak şartıyla, zekât yerine gelir mi?

Cevap: Kati bilmek veya çok zannetmek lazımdır. Tahminî verildiği zaman, fazla veya denk ise tamamdır. Ama az gelirse, mesuliyetten kurtulmaz. Herkes malının hesabını bilir.

 

Sual: Dükkânda satılıyorsa zeytinden mamul sabunun 1/40 zekâtı verilir mi?

Cevap: Ticaret için almışsa evet. Tarlasından kaldırmışsa, hasat edince zeytinin 1/10 uşrunu verir. Bunu dükkânına koyunca, tekrar zekat vermez.

 

Sual: İşçiliği olan gümüş için zekât nisabında fark var mıdır?

Cevap: İtibar kıymete değil, ağırlığadır.

 

Sual: Zekâtı verilecek paranın miktarı tam olarak bilinmeyip tahminî verilirse  (en azından verilmesi lâzım gelenden az olmamak şartıyla, zekât yerine gelir mi?

Cevap: Kati bilmek veya çok zannetmek lazımdır. Tahminî verildiği zaman, fazla veya denk ise tamamdır. Ama az gelirse, mesuliyetten kurtulmaz. Herkes malının hesabını bilir.

 

Sual: Zeytin tüccarı, sattığı zeytin ve zeytinyağının zekâtını nasıl hesaplar?

Cevap: Zeytin hasad edilince, uşru verilir. Yağmur suyu ile sulanıyor ise onda biri, dolap, baraj, motor ve sair ile sulanıyorsa yirmide bir verilir. Zeytinyağının uşru olmaz. Zeytinyağı tüccarı, sattığı zeytinyağının kırkta birini zekât olarak verir. Kendi mahsulü olan zeytini sıkıp zeytinyağı yaparak satıyorsa, zekâtını vermez; sadece uşr ile iktifa edilir.

 

Sual: Çocuğumun her sene 10 taksitle ödediğim okul âidatı vardır. Ramazanı şerifte de bu senenin taksitleri bitmiş oluyor. Ama Eylülde önümüzdeki senenin taksitleri başlayacaktır. Gelecek senenin ve sonraki senelerin taksitlerini zekât hesaplarken nasıl yapacağım?

Cevap: Anlaşma yapılmışsa, bu veresiye borçtur. Bunlar zekât nisabından düşülür. Veresiye de olsa borç, borçtur. Anlaşma yoksa, ortada borç da yoktur

 

Sual: Bir beyaz eşya firması, mallarını katalog üzerinden sipariş alıp satıyor. Dükkânında satılık mal bulunmuyor. Bu halde zekâtını nasıl hesap etmelidir?

Cevap: Zekât mevcut ve mülkü olan maldan verilir. Daha satın almadığı malın zekâtı verilmez.

 

Sual: Sabit geliri olmayan, ailesinden harçlık alan bir talebenin, birikmiş parası için zekât ödemesi lazım gelir mi?

Cevap: Borçlarından ayrı, üzerinden 1 sene (354 gün) geçmiş 96 gram altını veya bunun mukabili parası/hisse senedi/tahvili varsa, kırkta birini zekât verir.

 

Sual: Bir kişi, zekâtını, dilediğine verebilirsin ve dilediğin şekilde tasarrufta bulunabilirsin diyerek birini vekil ediyor. Vekil bu zekât malıyla kumanya alıp bir fakire verse caiz midir?

Cevap: Hayır. Zekât kumanya veya mal olarak verilemez. Mutlaka para olarak fakire verilmelidir. Çarçur edeceğinden korkuyorsa, fakirin hanımına verebilir.

 

Sual: Kumaş, altın, şeker veya başka bir malın ticareti yapan ve ticaretini yaptığı maldan nisaba eren kimse, zekâtını, ticaretini yaptığı maldan değil de kıymeti kadar hayvandan ya da buğdaydan verebilir mi?

Cevap: Tüccar, zekâtını ticaretini yaptığı maldan verebildiği gibi, maliyeti üzerinden altın veya gümüş olarak verebilir. Ayrıca altını, gümüşü ve parası varsa, onların yerine de kendi ticaret malından verebilir

 

Sual: Vereceğimiz altın zekâtı yerine, kıymeti kadar bir buzdolabını ihtiyacı olan fakire zekât olarak vermek caiz mi?

Cevap: Zekâtın mal olarak verilmesi caiz değil. Ancak tüccar müstesnadır. O, ticaretini yaptığı maldan verebilir. Binaenaleyh bir fakire buzdolabı almak zekât yerine geçmez. Zekât miktarı parayı kendisine temlik etmek lâzımdır. Ancak beyaz eşya satıcısı olan bir kimse, buzdolabı olarak zekâtını verebilir.

 

Sual: Kur’an-ı kerim kursu, “Biz verdiklerinizi talebelere kavuşturuyoruz, naklediyoruz” diyor. Kime verdiğini bilmemiz ve ona ulaşıp ulaşmadığını bilmemiz şart mıdır?

Cevap: Kur’an-ı kerim kursunu işletenlerin hüsnü niyetine ve şer’i meselelere vukufuna inanıyorsanız, o zaman bunları vekil yaparsınız. Bunlar da zekâtı münasip talebelere temlik ederler. Ancak yemek olarak veya Kur’an-ı Kerim kursu ücreti olarak veya yurt bedeli olarak mahsup edemezler. Lâzım gelen taharri (araştırma) yapıldıktan ve zekât verildikten sonra, zekât verilen kimsenin ehil olmadığı anlaşılırsa, yeniden zekât vermek gerekmez.

 

Sual: Kur’an-ı kerim kursu, topladığı fıtra ve zekâtı, doğrudan talebeye vermeyip, yurt yemekhanesinde yemek yapsa, öğrencilerine yedirse, böyle fitre sahih midir?

Cevap: Zekât caiz olmaz. Fitrede ise fakire yemek ibâhası (yedirmesi) kâfi gelmez (Nimet-i İslam, Hindiyye). Temlik, yani fakirin eline vermek lâzımdır.

 

Sual: Kur’an-ı kerim kursu vazifelisine vekâlet yoluyla altından zekât verilse, o da bununla gitse yurt yemekhanesine erzak [yemek] alsa, yemekhanede bu erzaklar pişirilse yemek yapılsa ve talebeye yedirilse, zekat [ya da fitre] sahih olur mu? Burada temlik tamam oluyor mu?

Cevap: Kur’an-ı Kerim kursu memuru, fakirse, buna zekât verilebilir. Bu, o zekâtla isterse Kur’an-ı Kerim kursuna erzak alabilir veya Kur’an-ı Kerim kursu talebeleri, bu memuru zekâtlarını ve fıtralarını almaya ve dilediği gibi sarf etmeye vekil edebilirler. Bu takdirde de memur, vekil olmak hasebiyle bu zekât ve fıtraları toplar ve erzak alabilir. Ancak kendisini zekâtlarını almaya ve dilediği yere sarf etmeye vekil eden talebeler, eğer bir yere muaccel (peşin) borçlu liseler, günahkâr olurlar. Mülkiyetlerine geçen para ile borçlarını ödemedikleri için.

 

Sual: Bir arabamız ve benim üzerime de bir evimiz var. Bu evde anneannem oturuyor. Bir ev daha satın aldık. Ancak şu an borcunu ödüyoruz. Kenarda birikmiş paramız yok. Zekât vermemiz gerekir mi?

Cevap: Bahsettiğiniz şeyler zekât malı değildir. Borçlarından ayrı 96 gram altını veya bu kadar parası olan ancak kırkta birini zekât verir.

 

Sual: Arsa karşılığı inşaat yapan ve yapacağı dairelerin bir kısmını taksitle satan müteahhid, zekâtını nasıl verecektir? Yarım inşaat ticaret malı mı kabul edilir?

Cevap: Mevcudun zekâtı verilir. Satılacak olan yarım inşaat ticaret malıdır. Arsa karşılığı verilecek daireler, borç olarak kabul edilecektir. Zekâtı verilmez. Satılık dairelerin zekâtı verilir.

 

Sual: Zekâtımı verirken miktarı fazla tuttuğum için fıtraya da niyet ederek vermenin mahzuru var mıdır?

Cevap: Beraberce vermek caizdir.

 

Sual: Düğünde gelen hediyelerle elimizde takriben 300 gr altın ve zevcimin de bana 330gr kadar mehir borcu vardır. Zekât vermemiz icab eder mi?

Cevap: Düğünde gelen hediyeler, kız veya anne tarafından gelmişse kadının; oğlan veya erkek tarafından gelmişse erkeğindir. Bizzat çocuğa diye verilmişse çocuğundur. Buna göre hesap edilir. Borcundan ayrı 96 gram altın kişi başına düşüyorsa, bunun zekâtı verilir. Altınlar erkeğin ise, 330 gram altın mehir borcu zaten bütün mal varlığını kaplar, erkek zekâta ehil değildir. Ama 96 gramı kadına ait ise, borcu da yoksa, zekât verir. Erkek vermez.

 

Sual: Kadın zekâta ehilse, kurbanı kendisi mi keser, zevci adına da kesilse olur mu?

Cevap: Kurban zenginliğiyle zekât zenginliği birbirinden farklı şeylerdir. Bir kimse kurban kesmesi gereken servete sahipse kurban kesmelidir. Eşimin adına diye birşey İslâmiyette yoktur. Servet ayrılığı vardır. Kim mükellefse, kurbanı o keser. Sizin eğer asli hacetinizden yani oturduğunuz ev ve eşyasından başka ve borçlarınızdan ayrı 96 gram altın veya bunun karşılığı para veya bunun karşılığı ev, dükkân, arazi varsa, sizin kurban kesmeniz lâzımdır. Zekât vermeye ehil olan biri, kurbana haydi haydi ehildir. Ama kurbana ehil olan birisi, zekâta ehil olmayabilir. Evleri, arsaları vardır, ama 96 gram altını veya parası yoktur mesela.

 

Sual: Zekât vekili, bunun müvekkilinin zekâtı olduğunu fakire söylemek mecburiyetinde midir?

Cevap: Hayır. Ancak hediye olsaydı, söylemesi icab ederdi.

 

Sual: Zekât vekili aldığı altınlar çalınırsa, bunu ödemesi gerekir mi?

Cevap: Zekât, vekilin elinde emanettir. Kendi teaddisi (kabahati, kusuru) olmadan zâyi olursa, zengine veya (fakirin vekili ise fakire) geri ödemez.

 

Sual: Zekâtımın bir kısmını tarihi gelmeden evvel bir kısmını ise sonra vermem caiz midir?

Cevap: Zekâtın hepsi veya bir kısmı önceden verilebilir.

 

Sual: Vadeli hesabdaki para zekâta tâbi midir?

Cevap: Elbette.

 

Sual: 6 gram altın zekatımı altın olarak mı, para olarak mı vermeliyim?

Cevap: Altının zekatı altın olarak verilir. Veya altın olarak verip kağıt parayla bu altını satın almak mümkündür veya güvendiğiniz bir fakirle zekat devri yapıp sonra istediğiniz fakire kağıt para verebilirsiniz. Bunun için güvendiğiniz fakire altını zekat olarak verirsiniz. O da size hediye eder. Ama bunu baştan şart koşamazsınız.

 

Sual: Yemin, oruç kefareti çocuğa verilebilir mi?

Cevap: Babası fakirse verilir. Zekât da böyledir.

 

Sual: Garsona ya da kapıcıya hizmetinden memnun kaldığımız için verilen bahşiş sadaka yerine geçer mi?

Cevap: Elbette.

 

Sual: Bir kimse zekâtını bir talebeye zekât niyeti ile elbise alıp verebilir mi?

Cevap: Zekâtın kıymetinin verilmesi caizdir. Nimet-i İslam’da diyor ki, bir kimse zekâtını ayırıp bununla bir cariye satın alsa ve fakire verse, zekât verilmiş olur.

 

Sual:  1) Zilkade’de zekât günüm dolduğunda 25.000 lira nakdim vardı. Bunun 40/1’i 625  lira yapar. Fakat 3 ay geciktirdim, şimdi ise elimde 38.000 var. Bunun 40/1’i ise 950 lira yapar. Hangisini vermem gerek? 25.000’den mi yoksa 38.000’den mi? Zilkade’deki nisabdan mı yoksa 3 ay sonraki (yani şimdiki elimde olan) nisabdan mı?

2)Zekâtı verince yine zengin kalıyorum, dolayısıyla seneye yine zekât vermem gerek. Zengin olma tarihim hangisi olacak? Zilkade’deki mi, yoksa şimdiki mi?

Cevap:  1) Zengin olduğunuz zaman elinizdeki mevcudun altın karşılığının kırkta birini vereceksiniz.

2) Zengin olma tarihi bir keredir. Bir Müslümanın eline borçlarından ayrı 96 gram altın veya bunun karşılığı para geçerse, o tarihte zengin olmuş demektir. 354 gün sonra elinde bu kadar veya daha fazla para varsa kırkta birini verir. Yine 354 gün sonra elinde bu kadar veya daha fazla varsa kırkta birini verir. Elinde hiçbir şey kalmazsa, yani dibe vurursa, zenginlik tarihi sıfırlanır.

 

Sual: Evlilik için biriktirdiğim para üzerine zekât düşer mi?

Cevap: Nisabı buluyorsa düşer.

 

Sual: Zekât için nisab mikdarını 96 gram olarak vermişsiniz. Bazı kitaplarda 80 gram olarak bildiriliyor. Hangisine itibar edilecektir?

Cevap: Nisab, 20 miskal altın ve 200 dirhem gümüştür. Örfî dirheme göre 80 gram; şer’î dirhem ile 96 gramdır. Şeriatta şer’î dirhemi esas almak lâzımdır.

 

Sual: Şafii mezhebinde zekât Kur’an’daki 8 sınıfın hepsine mi verilmelidir?

Cevap: İmam Şâfiî’nin kavli budur. Yani Kur’an-ı kerimde sayılan 8 sınıftan en az 3’er kişiye verilmesidir. Müteahhir Şâfiî âlimleri ise, herhangi 3 sınıftan 3’er kişiye verilmesini zarureten kâfi görmüştür.

 

Sual: Vekili olduğum kimsenin zekâtını bir fakire versem, o da bana bununla yemek ısmarlasa, yemek caiz olur mu?

Cevap: Baştan şart edilmemişse caizdir. Fakir, aldığı zekâtı istediği yere harcayabilir.

 

Sual: Bir kimse zevcesinin veya başkasının zekâtını vekâlet almadan verse yerine geçer mi?

Cevap: Zekât için verilen şey, henüz fakirin elinde iken vekâlet verilirse zekât yerine geçer.

 

Sual: 300 gram altının zekâtını vermek için 2 yarım altın aldığımda bu 2 yarım altını da hesaplamak lâzım mıdır?

Cevap: Hayır. Farz olduğu tarihte elde bulunan altının kırkta biri verilir.

 

Sual: Geçen Ramazan ayında 50.000 liram vardı. Nisan ayında bu paraya 20.000 lira daha eklendi. Bu sene zekâtımı 70.000 liradan mı, 20.000 liradan mı hesap edeceğim?

Cevap: 70 bin liradan hesap edilir.

 

Sual: Bir kimsenin 13 bin lira nakit parası olsa; 17 bin lira taksitli KYK borcu olsa ve 25 bin lira şirkette birikmiş, ayrılınca alabileceği tazminatı olsa, zekâtı nasıl hesaplanır?

Cevap: Tazminat hesaba girmez. Zekât verilmez. 4 bin lira pasiftedir. Zekât vermez.

 

Sual: Birisi bir başkasına toplu para verse, bunun şu kadarı fidye, şu kadarı fitre dese, nasıl verilir?

Cevap: Fidyenin kaç günlük ve fitrenin kaç kişilik olduğu bilinmelidir. Buna göre bir fidye ve bir fitre bir fakire denk gelecek şekilde verilir.

 

Sual: Fitre ve oruç fidyesi ne kadardır?

Cevap: Her sene lira üzerinden kıymeti değişir. Ama kaide değişmez. Fitre ve fidye 1750 gram buğday veya undan aşağı olamaz. Bu da şimdi (2019) takriben 5 liradır. Herkes kendi imkânına göre, bir günde yediği miktara denk verirse iyi olur.

 

Sual: Bir kimse zekât nisabına mâlik olsa, zekât kendisine farz olduktan sonra eline yeni altın veya para geçse, bu yeni geçenin zekâtını öncekiyle beraber mi verir; gelecek seneye mi katar?

Cevap: O senenin zekâtı farz olduktan az evvel bile eline geçse, o sene; sonra eline geçerse seneye verir.

 

Sual: Ziynetlerdeki pırlanta gibi taşlar zekâta katılıyor mu?

Cevap: Mücevher tüccarı ise evet, değilse hayır.

 

Sual: Bir kimse zekâtını çamaşır makinesi, öğrencinin ders kitapları şeklinde verebilir mi?

Cevap: Tüccar ise zekâtını kendi ticaret malından verebilir. Aksi takdirde olmaz. Nakit olarak fakire vermek lâzımdır.

 

Sual: Bir müteahhid zekât olarak bir dairenin beli bir hissesini verebilir mi?

Cevap: Temlik lazım olduğu için bölünemeyen malın bir hissesi zekât olarak verilemez. Tapuda hisse vermek belki teslim sayılır ve caiz olabilir.

 

Sual: Annesi ve babası çalışan 10 yaşındaki yeğenime zekât verebilir miyim?

Cevap: Zekâtın çalışmakla çalışmamakla alakası yoktur. Kurban nisabına mâlik olmayan kimseye ve bunun küçük çocuklarına zekât verilebilir.

 

Sual: Mektep ihtiyaçları için zekât alınabilir mi?

Cevap: Nisaba mâlik olmayan herkes zekât alabilir, dilediği gibi harcayabilir.

 

Sual: Eşim ve ben ayrı ayrı zekât veriyoruz. Zekâtı fakire eft yaparken, eşimin hesabından yollamak caiz midir?

Cevap: Eşinizi vekil etmiş olursunuz. Caizdir.

 

Sual: Bir talebe devletten karşılıksız burs veya yardım alsa, ailesiyle yaşadığı için bu parayı biriktirse, kurban kesmeli lazım mıdır?

Cevap: Borçlarından ayrı 96 gram altın kıymetine ulaşmış ise kesecektir.

 

Sual: Kirada dükkânı olanın bundan dolayı zekât vermesi gerekir mi?

Cevap: Hayır,  zekât malı değildir.

 

Sual: Dârülharbde maden işleten zekât verir mi?

Cevap: Madenin zekâtı olmaz. Dârülislâmda vergisi olur.

 

Sual: Bir hanımın nisab miktarını geçen altını olsa, ama kocası alıp vermese, bu hanıma zekât düşer mi?

Cevap: Düşmez. Mal-ı dimar, yani gömülüp nerede olduğu bilinmeyen mal gibidir. Zekâtın farz olması için kişinin tasarruf kudreti içinde olması da lazımdır.

 

Sual: Amr, zevcesi Hind’den nisabdan ziyade borç 30 bin lira borç alsa, yatırım yapacağım, seneye inşallah 45 bin lira olacak, dese, Hind, nasıl verecektir?

Cevap: 45 bin lirayı garanti etmesi caiz değildir; faiz olur. İnşallah tabiri kurtarır. Zekâtı 30 bin üzerinden hesaplar ve verir.

 

Sual: Zekât döviz olarak verilebilir mi?

Cevap: Altın üzerinden hesaplanıp devri yapıldıktan sonra her çeşit para ile verilebilir.

 

Sual: 23 Haziran’da zekât nisabına ulaştım. Hesabımı bundan sonra 1 Ekim’e göre yapmak; aradaki iki ayı da ödemek istiyorum. Caiz midir?

Cevap: Nisaba malik olma zamanını değiştiremezsiniz. 23 Haziran, 20 Şevval’e denk geliyor. Bundan sonra dibe vurmadıkça hep 20 Şevval’de zekâtınızı hesap edip vermelisiniz.

 

Sual: Parasını haramdan kazandığını bildiğimiz biri zekât verse bu zekât haram olur mu?

Cevap: Haram olduğu iyi bilinemez. Böyle bile olsa helal haram karışıktır. Caizdir.

 

Sual: Kitap satan birisi, 20 liralık kitap alana 3 liralık bir kitap hediye etse, bunun zekâtını verir mi?

Cevap: Ticaret malı olmayan şey zekâta tâbi değildir.

 

Sual: Zekâtda, uşr ve hayvan zekatı ile nakit ve ticaret eşyası hesabı ayrı mı tutulur? Mesela 45 koyunu olan bir kimse, ayrıca 40 000 TL. borcu varsa, bir sene sonra koyunların zekâtını verecek mi? Bu arada aldığı mahsulün uşrunu verirken borcunu dikkate alacak mı?

Cevap: Uşur ve saime hayvan zekâtının borçla alakası yoktur. Borcu olsa da, fakir olsa da verecektir. Para ve ticaret zekâtı böyle değildir.

 

Sual: Bir kimseye nisap miktarı veya bu miktardan fazla zekât vermek caiz midir?

Cevap: Mekruhtur. Başka fakirleri de düşünmek icap eder. Ama bir fakirin çocukları varsa, her biri bir fakir farz edilerek bölünüp bu şekilde daha fazla verilebilir. Yani iki çocuğu olan bir fakire 20 miskalden az, iki çocuğuna da 20 miskalden az zekât verilebilir. Hepsi toplansa nisabı geçer, ama tek tek bölününce altında kalır. Zevcesi müstakil bir ferddir. Buna da ayrıca zekât verilebilir.

 

Sual: Bir kimse arsasını satsa, parası bir ay sonra ödenecek olsa, bu arada zekât vermesi icap etse, bu alacağını nisaba katıp zekâtını verir mi?

Cevap: Evet. Alacaklar nisaba katılır ve zekâtı verilir.

 

Sual: 14 bin lira kâğıt paranın zekâtını nasıl verebilirim? Ramazanı beklememiz gerekiyor mu?

Cevap: Ne zaman zengin olduysanız o tarihten 354 gün geçince zekât farz olur. 14.000 lira kâğıt paranın bugün için zekatı olmaz. Zira borçtan ayrı aktiflerin 96 gram altın kıymetinde olması lâzımdır..

 

Sual: Bir Şâfiî’nin 85 gram altını olsa ve üç sene zekât vermemiş olsa nasıl hareket eder?

Cevap: Şâfiî’de zekât nisabı 69 gramdır. İlk yıl için kırkta bir hesaplar, bunu sonraki seneden; bunu ve sonraki senenin zekâtını da üçüncü senenin nisabından düşer. Her senenin nisabını kırkta birini zekât olarak hesap eder. Üç yılın zekâtını topluca verir.

 

Sual: Altınlarım nisab miktarını geçiyor. Aldığım evin borç ödemesi devam ediyor. Zekât hesabını nasıl yapabilirim?

Cevap: Üzerinden bir sene geçmiş mal varlığından borçlar düşülür; kalanı 96 gram altın ediyorsa zekâtı verilir.

 

Sual: Zekât market alışveriş kartı olarak verilebilir mi?

Cevap: Hayır. Market kendi zekâtını böyle verebilir.

 

Sual: Zekât verme gününde zekâtını hesaplayıp vermese, sonra altın yükselse, hesaplama günündeki meblağı mı verecektir?

Cevap: Ne zaman verirse versin, zekât verme günündeki meblağın altın karşılığını verecektir.

 

Sual: İşyerindeki temizlik personeli için yardım toplanıyor. Zekât olarak verebilir miyim?

Cevap: Şer’en zekât almaya ehil olduklarına kâni iseniz verilebilir; değilse sadaka olur. Parayı verirken zekâta niyet edersiniz; toplayan kişi zaten alıp fakire verecektir. Parayı vermek vekil etmek demektir. Zekât olduğunu söylemek lazım değildir.

 

Sual: Evli ve evi olan kadın zekât alabilir mi?

Cevap: Evli olup olmamak zekât almaya tesir etmez. Bir kadın nisap miktarına sahip değilse zekât alabilir. Kocası ile beraber oturan bir kadının kendi evi varsa bunun zekât alıp alamayacağı ihtilaflıdır.

 

Sual: Zevcem mehr-i müeccelini yıllar evvel helal etmişti. Ayrıca 13 de altın hediye etmişti. Ben de hediye değil, borç olarak kabul edip o istemediği halde bir kâğıda hepsini yazdım ve bunları sana ödeyeceğim diye imzalayıp verdim. Bunu o nisap miktarına katacak mı? Ben nisaptan düşecek miyim?

Cevap: Borç ikrarında bulunmuşsunuz. Bunu zekât nisabından düşeceksiniz. Zevceniz ise mehri katmaz, diğer alacağı katar.

 

Sual: Kâğıt parası sadece gümüşte nisap miktarını geçen birinin zekât vermesi lazım gelir mi?

Cevap: Sadece gümüşü olsaydı, evet. Ama banknot zekâtı altına göre yapılır. Zira gümüş hem değeri çok düşmüştür; hem de tedavülü tamamen ortadan kalkmıştır.

 

Sual: 14, 18, 22, 24 ayardan müteşekkil altınlardan zekât verirken hangi ayardan verilir?

Cevap: Tedavülde 24 ayar ve 18 ayar altın çok nadirdir. 14 ve 22 çoktur. Nisapta toplamına bakılır. Hepsini 22’den de verebilir; efdaldir. Hepsini 14’den de verebilir; mekruhtur. 14 ayar olanların zekâtını 14’den; 22 ayar olanların zekâtını 22’den de verebilir

 

Sual: Özel emeklilik fonu veya bireysel emeklilik hesabınızı, istediğiniz zaman iptal edebilir ve birken parayı 2-4 hafta içinde alabilirsiniz. Şu halde buradaki para zekât nisabına katılır mı?

Cevap: Vadeli alacak gibi olup, katılacağı anlaşılıyor.

 

Sual: Zekât nisabını dolduran paramı, iş ortaklığı şeklinde bir yere yatırdım. Zekât vermem gerekir mi?

Cevap: Şirket sermayesinde para, altın ve ticaret eşyası olarak duruyorsa, zekâtı verilir. Demirbaş ve saire alınmışsa verilmez.

 

Sual: Hukuken mahcur/kısıtlı babama ait bir arsayı ailenin ortak kararı ile sattık. Bu paraya mahkeme tarafından el konulacaktır. Zekât verilecek mi?

Cevap: Para, üzerinden bir sene geçmiş zekât nisabına dâhil edilir ve mahkeme el koymadan evvel ödeme tarihi gelirse zekâtı verilir. Ödeme tarihi gelmeden mahkeme el koyarsa nisaba katılmaz. Babanız akıl hastası ise zaten zekât vermesi gerekmez.

 

Sual: Nisab miktarı altını ve ayrıca arabası olan fakat evi olmayıp kirada oturan kişiye zekât düşer mi?

Cevap: Evet. Zekât, borcundan ayrı nisab mikdarı para veya altını olan herkese farzdır. İsterse evi ve arabası olmasın. Birkaç evi olup, parası olmayana düşmez.

 

Sual: Arkadaşlarımız engelli fakir bir gence tekerlekli sandalye alabilmek için yardım topluyorlar. Ben zekâtımı bu işe verebilir miyim?

Cevap: Hayır, zekât fakirin kendisine verilir. Fakir sonra bununla tekerlekli sandalye alabilir veya tekerlekli sandalyeyi alacak olan kişi parayı fakirin kendisine verilebilir. Veya fakir, bu kişiyi zekâtını almaya ve dilediği gibi harcamaya vekil eder.

 

Sual: Babamın dükkânında çalışıyorum. Umumi vekiliyim. Onun zekâtını verebilir miyim?

Cevap: Zekât ibadettir; niyet etmesi ve hususen vekâlet vermesi gerekir. Umumi bile olsa vekil, talâk, sadaka ve hibe gibi muamelelerde bulunamaz.

 

Sual: Bizim kitap çekiliş sayfamız var. Buraya zengin olanlar zekât göndermek istiyor ve bu para ile kitapların fakir müslümanlara ulaşmasını istiyorlar. Bu zekât muteber olur mu?

Cevap: Zekât fakire verilir. Gönderdikleri kimse fakirse alabilir. O da isterse kitaba harcar. Ama gönderen bu şartla gönderemez; yani sana zekât veriyorum; bununla kitap alıp fakirlere dağıtacaksın diye şart koşamaz.

 

Sual: Bir hanım zekâtını vermek üzere zevcini vekil tayin ediyor. Her yıl vekâleti tekrar etmesi lazım mı?

Cevap: Zekât bir ibadet ve bunda da niyet lazım geldiği için her farz olduktan sonra vekâleti tazelemelidir.

 

Sual: 2 yaşındaki bebek için, babası bankada hesap açsa ve para yatırsa bu para zekât hesaplamasına dâhil edilir mi?

Cevap: Hayır, çocuk zekât vermez.

 

Sual: Zekât istemek caiz midir?

Cevap: Caizdir. Bir günlük nafakası olanın dilenmesi ve böyle birine sadaka vermek günahtır.

 

Sual: Bir müteahhit, yaptığı dairenin bir hissesini zekat olarak verilebilir mi?

Cevap: Taksimi kabil olmadığı için ayırmadan verebilir.

 

Sual: İki yetim akrabamızı yanımıza alıp baktık; bunlar için ayırdığımız zekâtımızı ve topladığımız zekâtları değerlendirmesi için bir kuyumcuya bıraktık. O da iflas etti veya bizi dolandırdı. Bu meblağ gitti. Çocuklar büyüdü; paradan haberleri yoktur. Ne yapmamız lazımdır?

Cevap: Çocuğa zekât verilir. Bunu vasisi onun namına kabzedip saklar veya o çocuk için sarf eder. Bu zekâttan çocuklara harcadığınız kısım düşer; geri kalanı yeniden fakirlere veya fakirseler çocuklara vermeniz icap eder. Zira üzerinizde borçtur; kuyumcunun batması ile kurtulmuş olmazsınız. Kuyumcu fakirse, bu borcu ona zekât olarak verebilirsiniz.

 

Sual: 112 gram altınımı kazandıktan sonra bir yıl dolmadan akrabama borç verdim. 2500 Euro da başka akrabama borç verdim. Alacakların ne zaman döneceği belli değildir. Onu da ne zaman alacağım belli değil. Devlete 13 bin borcum bulunmaktadır. Nakit olarak da 18 bin liram vardır. Ailemle yaşıyorum. Bekârım. İşsizim. Zekât vermem ve kurban kesmem lazım mıdır?

Cevap: Zekât vermeniz ve kurban kesmeniz lazımdır. Çünki aktifler 96 gram altın kıymetini aşıyor.

 

Sual: Bir kimsenin külçe halinde 25 kilo gümüşü olsa zekâtını nasıl verir?

Cevap: Gümüş olarak verebilir; kırkta birinin değerini de verebilir. Gümüş nisabı 200 dirhem, yani 672 gramdır. Bu kadar gümüşü olan şer’en zengindir ve zekât verir; kurban keser; zekât alamaz. Ama parası olanın zekâtı gümüşe göre değil, altına göre hesaplanır.

 

Sual: Bir kimsenin 1500 lira emekli maaşı olsa, aynı zamanda yarısı 600 bin lira kıymette iki ortaklı dolmuş hattı olsa; dolmuşun günlük kârı 3500-4000 lira olsa; ayrıca beş hisseli 2 milyon kıymetinde bir dükkânı olsa; kenarda parası ve altını yoksa zekat verir mi?
Cevap: Zekât vermez. Kurban keser; fıtra verir. Zekât almaz.

 

Sual: Bir müteahhit, 100 bin lira eden daireyi 80 bin liraya fakire vererek 20 bin liralık tenzilatı zekatına mahsup edebilir mi?
Cevap: Hayır. 100 bine satacak; 20 bin borcunu zekâta mahsup edecektir. Bu da şöyle olur: Ya 100 bin alıp 20 bin zekât olarak geri verir; veya 80 bin alır, 20 bin zekât verir ve sonra bunu kalan borç olarak fakirden alır.

 

Sual: Babama ait kenarda duran ticaret malı zeytinyağını 1000 liraya rızasıyla satıp parasını aldım. Bu paradan o malın zekâtını verecek miyim?
Cevap: Zekâtın mükellefi siz değilsiniz; malın sahibidir. Sahibine sorup o niyet edince ve sizi vekil edince verebilirsiniz.

 

Sual: Yılda bir defa satılacak mal alan kişi, senesi gelmeden malları satıp yerse zekât gerekir mi?
Cevap: Üzerinden 1 sene geçmeden zekât malı helak olursa veya nisabın altına düşünce zekât vermez.

 

Sual: Düğünde takacağım para veya altın zekât niyetiyle takılır mı?
Cevap: Fakirse caizdir. Söylemek lazım değildir.

 

Sual: Bir kişinin 100 gram 24 ayar; 100 gram da 18 ayar altını olsa zekâtını nasıl verecek?
Cevap: Her birinin kendisindekinin kırkta birini verecektir. Hepsini 24 veya 18 verebilir. Ama düşük verirse mekruh olur.

 

Sual: Zekât verilirken ilk zengin olduğu andaki miktar mı hesaplanır yoksa verildiği andaki miktar mı?
Cevap: Zekâtı ödemesi gerektiği zaman elinde bulunanın kırkta birini verecektir. Sonra verse bile bunun atın kıymetine göre verecektir.

 

Sual: Bir kimsenin 1000 gram altını olsa, bunun nisab mikdarı olan 96 gramını kenara koyup, geri kalan kısmının mı zekâtını verecektir?
Cevap: Hayır, hepsinden verecektir.

 

Sual: Bir fıkıh kitabında diyor ki: “Fakirden alacağı olan, alacağın bir kısmını bu fakire bağışlarsa, bu kısmın zekâtı da verilmiş olur. Geri kalan kısmın zekâtını, ayrıca vermek lazım olur” diyor. Bu ne demektir?
Cevap: Bir kimsenin 100 lira zekât borcu olsa; bir fakirden de 100 lira alacağı olsa, fakire, “bu 100 lirayı zekâtıma saydım” dese, zekâttan o alacağa isabet eden kısım, yani 2,5 lira zekât verilmiş olur. Zekâtın 97,5 lirası verilmiş olmaz. Çünki zekâtın şartlarından biri de temliktir. Yani ayn olarak verilmesidir. Zekât deyn olarak verilemez. Yani bir fakirdeki alacağını, zekâtına sayamaz. Bunu istiyorsa, zekâtı fakire verir; fakir de bununla borcunu öder. Zekâtı alınca borcunu ödemesinden korkuyorsa, elinden zorla alabileceği gibi, güvendiği birini zekâtını almak ve borcunu ödemek üzere vekil yapmasını ister. Fakir borçlu da o kişiyi vekil yapınca, zekâtı bu kişiye verir; o da fakirin borcunu zengine öder. (Hindiyye)

Sual: İlmihalde, zekât vermek lazım olup da, (o sene vermeyip) özürsüz geciktiren günaha girer ve şehadeti kabul olmaz, diyor. Bu, nikâhta şahit olamaz manasına gelir mi?
Cevap: Bu ihtilaflı bir meseledir. Şeyhayn’a (İmam Ebu Hanife ve Ebu Yusuf’a) göre böyledir. Ama İmam Muhammed’e göre 1 sene içinde verebilir. Özür varsa hepsine göre geciktirebilir.
Sual: Zekâtını özürsüz vermeyip geciktiren kişinin şahitliği kabul olur mu?
Cevap: İmam Ebu Hanife ve Ebu Yusuf’a göre imkânı olduğu halde hemen vermeyen günaha girer. İmam Muhammed’e göre bir sene içinde verebilir. Dolayısıyla böyle bir kişinin şahitliği bir seneye kadar muteberdir. Sonra özürsüz vermezse, şahitlik yapamaz.
Sual: Zevcem müeccel mehrini helal etmişti. Ben ise ödeyeceğim diye taahhüdde bulundum. Fırsat buldukça ödüyorum. Borçlu olduğum için sadaka verebilir miyim?
Cevap: İbrayı kabul etmediğiniz için borç devam eder. Vadeli borcu olan, sadaka ve hediye verebilir.
Sual: Lokantalarda hizmet eden garsonlara sadaka niyetliyle bahşiş vermek, hizmetin karşılığı olduğu için, sadaka yerine geçer mi?
Cevap: Sadaka yerine geçer. Hizmetinin karşılığı olarak zaten ücret alıyor.
Sual: Bir kadının banka kasasındaki ziynetlerinin zekâtını vermek kocasına mı aittir?
Cevap: Altın kiminse zekâtını o verir.
Sual: Borç verdiğim nisab miktarınca altınım vardır. Borç verdiğim kişinin şu an için ödeyecek vaziyeti yok ve benim de zekâtı verecek param yoktur. Ne yapmam icap eder.
Cevap: Elinize para geçince zekâtı verirsiniz.

 

Benzer Suallerin Cevapları İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler