Sual: Bir arkadaş babasının yurt dışındaki kemiklerini Türkiye’ye getirdi. Tekrar cenaze namazı kılınabilir mi?

Cevap: Hanefî ve Mâlikî mezhebinde ancak cenaze namazı kılınmamış cenazeye kabrin başında kılınır. Bir daha kılınması mekruh olur. İmam Ahmed bin Hanbel’e göre cenaze namazını kaçıran, kabri başında bir aya kadar kılabilir. Bu bazı Şâfiî ulemasının da kavlidir. Bazı ulema ölü çürümedikçe kılınır dediler. Ebediyyen kılınır da denildi.

 

Sual: Fıkıh kitaplarında “Definden sonra duâ edilir. Sessiz olarak Kur’ân-ı kerîm okunur. Yüksek sesle okumak mekrûhdur” buyuruluyor. Kabristanda yüksek sesle Kur’an-ı kerim okumak mahzurlu mudur?

Cevap: Bu İmam Ebu Hanîfe hazretlerinin kavlidir. İmam Muhammed hazretleri mekruh olmadığını buyurmaktadır. Fetvâ da böyledir. (Muhîtü’l-Burhânî) Büyüklerimizi kabirde yüksek sesle Kur’an-ı kerim okurken ve okuturken gördük.

 

Sual: Meyyit ( ölü ) yıkanırken nasıl yatırılması gerekir?

Cevap: Hasta sekerat hâlinde (ölmek üzere) iken ima ile namaz kılıyor gibi yüzü ve ayakları kıbleye gelecek şekilde yatırılır. Ölüm tahakkuk ettikten sonra soymak üzere sedire ve yıkanmak üzere teneşire yatırıldığında bazıları aynı şekilde yatırılır; bazıları ise kabirdeki gibi sağ tarafı kıbleye gelecek şekilde yatırılır demiştir. Bazıları ise nasıl mümkün ve kolay ise o şekilde yatırılır demiştir. Esah kavil de budur. (İbni Âbidîn, Cenâze; Fetâvâ-yı Hindiyye, Cenâze).

 

Sual: Cenaze namazında selâm verdikten sonra eller aynı anda mı indirilecektir?

Cevap: Cenâze namazında dördüncü tekbir söylendikten sonra sağa, sonra sola selâm verilir. Kitaplarda ellerin ne zaman indirileceği açıkça bildirilmiyor. Ancak eskilerden bazısı sağa selâm verdikten sonra sağ eli, sola selâm verdikten sonra da sağ eli indirirlerdi. Molla Hüsrev’in Dürer kitabında, kıyam bahsinde diyor ki: “İki ellerini, rükûdan kalkdığı zaman salıverir. Yine Bayram Namazının tekbirleri arasında, iki ellerini salıverir. Sözün kısası, zikri mesnûn (zikr sünnet) olan her kıyamda iki ellerini bağlar. Böyle olmayan her kıyamda da ellerini salıverir”. Bundan anlaşılıyor ki, cenâze namazında, sağa selâm verince, mesnûn (sünnet olan) bir zikr kalmadığı için, iki eli birden indirmek en doğrusudur.

 

Sual: Tanımadığımız birinin cenazesine katılmak uygun mu?

Cevap: Camiye cenazesi getirlen herkes müslüman kabul edilir. Cenaze namazı kılınır.

 

Sual: Cenaze namazi başlanırken abdesti olmayan kimsenin, cenaze namazına yetişmek için hemen teyemmum ederek namaz kılması caiz midir?

Cevap: Cenaze ve bayram namazında, kaçırıldığı takdirde bedeli olmadığı için, kaçırmaktan korkan teyemmüm ederek uyabilir.

 

Sual: Yatırlara para bırakmak, mum, süpürge getirmek, yatırların yanındaki havuza para atmak caiz midir?

Cevap: Yatırlar yanındaki havuza para atmak, buranın hizmetine bakan türbedara yardım etmek, sadaka vermek demektir. Caizdir, makbuldür. Buraya getirilen mum ve süpürge de yatırın temizliği için kullanılır. Para ise, türbedar için sadaka sayılır. Yatırdaki velinin ruhu için adak yapılır. Böylece dileğinin gerçekleşmesinin kolaylaşacağına inanılır. Dileği gerçekleşince de bu adağını yerine getirir. Bu da caizdir. Mezardakilerin muma, paraya ihtiyacı yoktur. Bunlar fakirlere sadaka edilip sevabı bu mezardakine hediye edilince sevinir ve istifade eder. Mübarek bir zat ise, ruhu yardım eder.

 

Sual: Ölünün arkasından selâ okumak bid’at mıdır?

Cevap: İhtilaflıdır. Bid’at diyen de, bid’at değildir diyen de vardır. Okumamak daha iyidir

 

Sual: Bir kabre iki, üç meyyit konabilir mi?

Cevap: Zaruret varsa ve önceki ölü çürümüşse, umumî mezarlıktaki böyle bir mezara müteaddit ölüler gömülebilir. Meselâ başka yer olmaması veya çok zor bulunması özürdür. Önceki cesedin kemikleri bir yere toplanır. Araya biraz toprakla tümsek yapılır veya kerpiç dizilir. Sonra yeni ölü konur. Mezar hususî toprakta ise, vârislerden başkası gömülemez. İzin verirlerse gömülebilir.

 

Sual: Müslüman olup olmadığı belli olmayan insanın cenaze namazı kılınır mı?

Cevap: Sünnet olmak gibi Müslümanlık alâmetleri varsa, kılınır. Câmiye getirilen cenazenin namazı hüsnü zan edilerek kılınır.

 

Sual: Bedeninin yarısı olmayan insanın cenaze namazı kılınır mı?

Cevap: Başı veya gövdesinin başıyla beraber yarıdan azı veya başsız yarıdan fazlası bulunmayan cenazenin namazı kılınmaz.

 

Sual:Evde veya bir insana ait olan arazide cenaze namazı kılanları işittim. Bu bid’at değil midir? Cenaze namazı kılmak için belli bir mekân var mıdır?

Cevap: Cadde, meydan gibi umumi yerlerde ve mülk arazide cenaze namazı kılmak mekruhtur. Zira birincide ammenin, ikincisinde hususi şahısların hakkı vardır. Cenaze namazını özürsüz camide kılmak tenzihen mekruhtur. Mescid-i Haram müstesnadır. Cenazeler için hazırlanmış olan ve içinde cenaze namazı kılınması mu’tâd bulunan hususî mescit ve namazgâhlar da müstesnadır. Nitekim şiddetli yağmur gibi bir özre mebni cenaze cemaat mescidi içine dahi alınabilir. Cenaze namazını mezarlıkta kılmak dahi lâyık olmaz. (Nimet-i İslam)

 

Sual: İmam bir cenaze namazı kılmaya başladıktan sonra başka bir cenaze musallaya getirilmiş olsa ilk cenazenin namazı sonra gelen cenazeye kifayet eder mi? İkinci için yeniden mi kılınır?

Cevap: Etmez. Ayrıca kılınır. (Nimet-i İslam)

 

Sual: İmam cenaze namazı kıldırırken cenaze imamın göğsü hizasında durmazsa imamın kıldırdığı namaz caiz olur mu? Mutlaka lazım olan bir durma biçimi bildirilmiştir?

Cevap: İmamın cenazenin her hangi bir cüz’ü önünde durması lâzımdır. Cenazenin göğsü hizasında durması ise menduptur. Erkekle kadın arasında fark yoktur. Çünkü göğüs imanın yeridir. Şefaat imandan dolayı yapılır. Cenazeler müteaddit olurlarsa, imam yalnız bir tanesinin göğsü hizasında durur. (Nimet-i İslam)

 

Sual: Kadınlarla aynı hizada bulunma hali cenaze namazını bozar mı?

Cevap: Bozmaz, fakat mekruhtur. Muhazatın (bir kadının erkeğin yanında aynı namazı kılması hâlinin) namazı bozması, rükû’lu ve secdeli namazlar içindir. (İbni Abidin)

 

Sual: Cenaze namazının bazı tekbirlerine yetişemeyen kimse imam efendiyi bekleyip tekbiri imamla mı alacak… Beklemez ve namaza girer girmez tekbir alırsa namazı sahih olur mu?

Cevap: Cenaze namazına sonradan gelip, imamı iki tekbir arasında bulan kimse, namaza hemen dâhil olmayıp, imamın tekbirini bekler. Namaz bitince, almadığı tekbiri kaza eder. İmamın iftitah tekbirinde mevcut iken, geciken kimse, ikinci tekbirini beklemeden iktida eder. Beklemeden tekbir alırsa, Tarafeyn’e (İmam Ebu Hanife ve Muhammed’e) göre namazı sahihtir. (İbni Abidin)

 

Sual: İmamın dördüncü tekbirinden sonra cenaze namazına yetişen kimsenin durumu nedir?

Cevap: Dördüncü tekbirden sonra gelen kimse, Tarafeyn’e göre cenaze namazına yetişmiş olmaz. İmam Ebu Yusuf’a göre namaza girmiş sayılır. Fetva da böyledir. (İbni Abidin)

 

Sual: Cenaze namazında birinci tekbirin ve diğer üç tekbirin hükümleri nedir? Bu tekbirlerden birisi terk edilmiş olsa namaz caiz olur mu? Tekbirlerden birini unutup selam veren imam efendi namazı nasıl kurtarır?

Cevap: Kıyam ve tekbirler namazın rüknüdür. Birinci tekbir hem şart, hem rükndür. Bir tekbir eksik söylense, namaz fâsid olur. Üçüncü tekbirde sehven selâm verirse, dördüncüyü dahi alarak selâm verir. (Nimet-i İslam)

 

Sual: İmam efendi dördüncü tekbirden sonra ve selamdan önce dua okumaması gerekirken sehven veya dalgınlıkla dua okumuş olsa, besmele çekse veya ayet okusa, cenaze namazı sahih olur mu?

Cevap: Dördüncü tekbirden sonra dua etmeksizin selâm vermek zâhir-i mezheptir, Bazıları, «Allâhümme Rabbenâ âtinâ fiddünya haseneten» duasını bir takımları «Rabbenâ lâ tüzi’ kulûbenâ» yı okuması lâzım geldiğini söylemişlerdir. Sükût ile dua arasında muhayyer kalacağını söyleyenler de olmuştur. Şu halde selâmdan sonra dua okumanın veya besmele söylemenin namaza zararı yoktur. (İbni Abidin)

 

Sual: Cenaze namazında çocuk ve deli için üçüncü tekbirden sonra mağfiret duası okunur mu?

Cevap: Çocuk ve deli için mağfiret duası okunmaz. Onun yerine bedel olan dua söylenir. O da fetevveffehû’dan sonra şöyledir: Allahümmec’alhu lenâ feratan vec’alhu lenâ ecran ve zuhran vec’alhu lenâ şefîan müşeffean. (Nimet-i İslam)

 

Sual: Çocuğun cenaze namazında niyet bakımından erkek ve dişilik tayin olur mu?

Cevap: Evet.

 

Sual: Mevkufat kitabında ölü için birden fazla cenaze namazı kılmak mekruhtur buyuruluyor. Bir cenaze yıkanmadan önce namazı kılınmış sonra da defnedilmiş olsa bu cenazenin namazı yeniden kılınır mı? Yıkanmak için tekrar kabir açılır mı?

Cevap: Cenaze namazını meyyit yıkanmadan kılmak meşru değildir. Yıkandıktan sonra tekrar kılınır. Cenaze namazı kılınmayarak defn edilmiş ise, yıkanmamış bile olsa, namazı (çürümedikçe) kabri üzerinde kılınır. Definden sonra, kabir açmak, haram olduğu için, meyyitin taharet şartı, sâkıt olmuş demektir. (Nimet-i İslam)

 

Sual: Cenaze namazı kıldırmakta olan bir imamın abdesti bozulsa yerine başkasını geçirmesi caiz olur mu? Eğer caiz olursa bir sualim daha var. İmamın yerine geçen kimse nereden devam eder. İmam okumaları sessiz yapıyor. Kaldığı yeri nasıl tayin eder?

Cevap: Cenâze namazında istihlâf câizdir. Esah olan kavil budur. Kaldığı yerden devam eder. İmamın hadesten evvel aldığı tekbir sahihtir. Halef, bu tekbirden sonraki okunacak şeyi okur. (İbni Abidin)

 

Sual: Kadınlara cenaze namazı kılmaları lazım değilken kılmaları halinde ellerini koyma biçimi namazda olduğu gibi göğüs üzerine mi olacaktır?

Cevap: Kadın, namaz kılarken ellerini her zaman göğüs üzerine koyar.

 

Sual: Cenaze namazında üçüncü tekbirden sonra fatihayı besmelesiz dua niyeti ile okuyabiliyoruz. Sehven veya bilmeden besmele çekerek okunsa namaz sahih olur mu? Dua makamında âyet okumak namazı mekruh eder mi?

Cevap: Cenaze duasını bilmeyen, dua niyetiyle fatihayı okuyabilir. Başında besmele çekmez zarar vermez. Zira besmele de ayet değil, bir cihetten duadır.

 

Sual: Namazda sübhaneke okunurken “Ve celle senâüke” kısmının okunmayıp da cenaze namazında okunmasının belli bir sebebi var mıdır?

Cevap: Bu kısım, meşhur rivayette geçmediği için, diğer namazlarda okunmaz. (İbni Abidin)

 

Sual: Müslüman bir erkeğin gayrimüslim olan karısı, hamile olduğu halde ölse, karnındaki çocuk da İslâm fıtratı üzerine olduğundan, böyle bir durumda cenaze namazı kılınacak mı? Müslüman mezarlığına mı küffar mezarlığına mı defnedilir? Müslüman bir erkeğin Gayrimüslim olan karısı, hamile olduğu halde ölse; karnındaki çocuk da uzuvlar henüz teşekkül etmemiş yani dört aylık olmamış olsa, bu çocuğun uzuvları henüz teşekkül etmediğinden yok hükmünde kabul edilip kadının cenaze namazı kılınmaz kendi batıl dini üzere gömülür demek doğru olur mu?

Cevap: Doğmamış veya ölü doğmuş cenin için cenaze namazı kılınmaz. Müslümandan gebe kalan zımmî bir kadının nereye defnedileceği ihtilaflıdır. Eshab-ı Kiram üç kavil üzerine ihtilaf etmiştir. Bazıları çocuğunu nazarı itibara alarak müslüman kabristanına defnedileceğini söylemiştir. Bazıları kâfir kabristanına defnedilir, çünkü çocuk karnında olduğu müddetçe onun bir cüzü hükmündedir, demişlerdir. Vâsıle bin Eska’ ise o kadına ayrı bir yerde kabir kazılacağını söylemiştir. İhtiyatlı kavil budur. Sırtı da kıbleye çevrilir. Çünki karnındaki çocuğun yüzü kadının sırtına bakar. Çocuk dört aylık değilse, kadın kâfir kabristanına defnedilir. (İbni Abidin)

 

Sual: Cenaze namazında dördüncü tekbirden sonra iki tarafa selam vermek ve selam verirken başı sağa sola çevirmenin hükmü nedir?

Cevap: İki tarafa selam vermek vacibtir.

 

Sual: Nimet-i İslam kitabında ( Cadde, meydan gibi umumi yerlerde ve mülk arazide cenaze namazı kılmak mekruhtur. Zira birincide ammenin, ikincisinde hususi şahısların hakkı vardır) buyuruluyor. Kişinin kendine mahsus arazisine, yazlığına, kışlığına cenazesini getirtip, cenaze namazını kıldırması da mekruh olur mu? Başkasının mülkü olan arazide mülk sahibinin izni ile cenaze namazı kıldırması mekruh olur mu?

Cevap: Olmaz. Olmaz.

 

Sual: İbni Abidin’de İmamın dördüncü tekbirinden sonra namaza yetişen kimse İmam Ebu Yusuf’a göre namaza girmiş sayılır. Fetva da böyledir buyuruyor. Bu kimse imamın selâmından sonra 4 tekbiri de kaza mı edecek?

Cevap: Evet. Cenaze kalkmamışsa, münferid kılar gibi kılacak. Cenaze kalkmışsa, sadece tekbirleri alacaktır.

 

Sual: Cenaze namazında imama sonradan yetişen kimse imam efendinin selamından sonra tekbirlerin kazasını yaparken kıbleye dönmesi veya namazdan hemen sonra yapma gibi şartı var mı? Mesela alamadığı tekbirleri evde v.s alabilir mi?

Cevap: Hayır. Hemen ve kıbleye karşı alacaktır.

 

Sual: Secdeli ve rükû’lu namazlarda yanılmalarda secde-i sehv yapılıyor ve namaz kurtuluyor. Cenaze namazında hata eden imamın telafi imkânı var mı?

Cevap: Vaziyete göre değişir.

 

Sual: Cenaze namazında, dördüncü tekbir diye üçüncü tekbirde selam veren imam selamdan sonra hemen hatırlasa ve dördüncü tekbiri alsa tekrar selam verse namazı kurtarıyor mu?

Cevap: Üç tekbirle kılınan namaz fâsid olur. Üçüncü tekbirde sehven selam verirse, hemen dördüncüyü alarak selâm verir.

 

Sual: Cenaze namazında, imam efendi beşinci tekbiri alırsa cemaat de beşinci tekbiri alacak mı? Nasıl yapacak? Beşinci tekbiri alan imam efendinin ve ona ittiba eden cemaatin namazlar sahih oldu mu?

Cevap: İmam beşinci tekbiri alırsa, cemaat almaz, selâmını bekler. Namaz, kasıt varsa maalkerahe (kerahatle), ve illa (kasıt yoksa) bilâkerahe (kerahatsiz) sahihtir.

 

Sual: Cemaatten biri cenazenin erkek mi kadın mı olduğunu bilemese nasıl niyet eder?

Cevap: Dua namazın sıhhat şartı değildir ki erkek veya kadına niyetin ayrı olması şart olsun.

 

Sual: Bâliğa olmamış küçük kıza hatun kişi niyeti ile ve baliğ olmamış oğlan çocuğuna er kişi niyetine şeklinde niyet edilirse cenaze namazı sahih olur mu? Bunların niyeti nasıl yapılır?

Cevap: Bu bir sıhhat şartı değildir.

 

Sual: Mezartaşına Arabî harflerle mi yazı yazılmalıdır? Lâtin harfleriyle yazılırsa mevtâya zararı olur mu?

Cevap: Mezartaşına Arabî olarak mevtânın ismi ve vefat tarihi yazılacağı; aksi takdirde mevtânın bundan dolayı üzüleceği, kitaplarda yazılıdır.

 

Sual: Evliyâ kabirlerine gidince, onların ruhlarını arşta mı farz etmeliyiz?

Cevap: Sâlihlerin ruhu Cennetü’lme’vâ denilen bir yerdedir. Cennet nimetlerinin suretleriyle zevklenirler. Sevenleri ziyaret edince kabirlerine gelip selâma mukabele eder, dualarına âmin derler.

 

Sual: Âhirette herkes kendi cemaatiyle, kendi hocasının arkasında mı bulunacak?

Cevap: Kıyamette herkesin dinde tâbi olduğu zâtların arkasında haşredileceği meâlinde bir âyet-i kerime vardır. Tefsirler, bundan mezhep imamlarının kasdedildiğini söylemektedir.

 

Sual: Bazıları kabristana gider, orada geceleyip, kabirdekiler için koyun keser ve çocuk ister. Bunun dinen hükmü nedir?

Cevap: Koyun kesip sevabını kabirdeki mübarek zatın ruhuna hediye eder ve bu mübarek zatı vesile kılarak Allahtan çocuk ister. Böyle istigase ve tevessüle, yani dualarının kabulü için aracı yapmaya Ehl-i sünnet izin verir.

 

Sual: İslâmiyetin adlî tıp ilmi hakkındaki hükümleri nelerdir? Hususiyetle otopsi, ölü muayenesi câiz midir? Bugünki doktorların, adlî tıpçıların veya savcıların bu işle iştigal ettiklerini düşünürsek, bu mesleği yapanların mesuliyeti olur mu?

Cevap: Ölü, bilinmeyen bir hayatla diridir. Hisseder, üzülür ve sevinir. Duyduğu elem de dünya değil, âhiret azabı cinsindendir. Bu bakımdan hadis-i şerifte “Ölünün kemiklerini kırmak, diriyken kırmak gibidir” buyurulmuştur. Otopsi, maddi hakikatin (ölüm sebebinin) ortaya çıkması için yapılır. Bu bakımdan ölü bundan dolayı üzülmez. Aksi takdirde bazıları töhmet altında kalabilir. Suç, cezasız kalabilir. Organ nakli de böyledir. Ancak tıp mekteplerindeki teşrih (anatomi) derslerinde insan kadavrası üzerine çalışma hususunda âlimler ihtilâf etmiştir. Bazıları bunda zaruret bulunmadığını, insana en çok benzeyen hayvan olduğundan bahisle at kadavrası veya mulaj (balmumu) insan heykelleri üzerinde çalışılmasını tavsiye etmiştir.

 

Sual: Mîzânü’l-Kübrâ kitabında diyor ki, “Dört mezheb sözbirliği ile bildiriyor ki, lahdin kabir tarafı, kerpiç dizerek veya hasırla kapatılır. Burasını pişmiş tuğla ile, tahta ile kapatmak mekruhtur”. Bugün cenazelerde meyyit kabri konduktan sonra lâhd mertek denilen tahtalarla kapatılmaktadır. Bu câiz olmuyor mu?

Cevap: İbni Abidin der ki: Lâhdin üzerine kerpiç ve kamış örülür. Kerpiçler kabir tarafından lâhdin üzerine işlenir. Kerpiçlerin aralarındaki boşluklar, meyyitin üzerine bunlardan toprak inmemesi için moloz ve kamışlarla tıkanır. Lâhdin etrafına pişmiş tuğla işlemek mekruhtur. Çünki tuğla ziynettir. Meyyitin ziynete ihtiyacı yoktur. Bir de tuğla ateşte pişmiş şeylerdendir. Binaenaleyh tefâül (yani hayra yormak) için meyyitin üzerine konması mekruhtur. Nitekim kabre doğru ateşle yürümek de mekruhtur. Ulema tuğla ve tahtaları mekruh saymışlardır. Bu, meyyitin etrafında olduğuna göredir. Üstüne işlenirse mekruh olmaz. Çünkü yırtıcı hayvanlardan korur. Buhâra uleması, «Bizim memleketimizde tuğla kullanmak mekruh değildir. Zira arazi zayıf olduğu için buna ihtiyaç vardır.» demişlerdir.

Netice itibarıyle lâhdin üzerine kerpiç ve kamış örülür. Pişmiş tuğla ve tahta gibi şeyler etrafına konmazsa da üstüne konabilir. Gevşek toprakta, tabut gibi, lâhdin etrafına tuğla ve tahta koymak da câizdir. Nitekim toprak gevşek veya nemli olursa, meyyitin malından bir tabut yapılır. Böyle olmayan toprakta tabut kullanmak bütün ulemanın kavillerine göre mekruhtur. Ancak kadınları, defin esnasında mahremiyeti temin için her zaman tabut ile gömmek caizdir.

 

Sual: Hâmile kadının kabir ve türbe ziyaret etmesinde bir mahzur var mıdır?

Cevap: Yoktur. Eskiler kadın korkar da çocuğunu düşürebilir diye kabristana gitmesini hoş görmezdi.

 

Sual: Ölünün kabre nasıl koyulacağı âyet veya hadîsle mi sâbittir?

Cevap: Kabrin dibine kıble ucuna lahd adında bir oyuk yapılır. Ölü bu lahde yüzü kıbleye karşı gelecek şekilde yerleştirilir. Üzerine tahta mertek veya kerpiç dizilir. Bu defin şekli sünnete dayanır. Ölüleri toprağa gömmek ise âyet-i kerimenin emridir.

 

Sual: Ölenin borcunu ödemeden miras taksimi yapmak veya miras taksiminde Kur’an-ı kerimdeki hisselere riayet etmemek küfrü gerektirir mi?

Cevap: Ölenin malından önce varsa borcu ödenir, sonra varsa vasiyetleri yerine getirilir, sonra para ve mal kalırsa varisler mirası paylaşır. Bu, âyet-i kerime icabıdır. Vârisler, mirası paylaşıp, sonra kendi ceplerinden ödemiş iseler de olur. Farzı yapmamak küfr değil, günahtır. İnkâr etmek küfrdür.

 

Sual: Geçenlerde Antalya’da ölü bulunan bir İngilizin evinden seccade ve mushaf çıktı. Bu kişinin Müslümanlığına hükmedilir mi?

Cevap: Bir gayrımüslimin müslüman olduğuna Müslüman veya gayrımüslim iki erkeğin veya bir erkek iki kadının şâhidlik yapması hâlinde, şâhidlikleri kabul edilir. Bu kişi Müslüman olduğunu söylerse veya câmide cemaatle namaz kılarsa Müslüman olduğuna hükmedilir. (İbni Abidin, Mürted bahsi) Ölen bir kimsenin Müslüman olup olmadığında tereddüt edilirse, alâmetlere bakılır. Bunlar Bedâyi’de “sünnet olma, kınalı olma, siyah giyinme ve kasık tıraşı olarak zikredilir. İbni Abidin siyah giyinmek müslümanların alâmeti olmaktan çıkmıştır diyor. Diğerleri de bugün alâmet olmaktan çıkmıştır. Şu halde alâmetler de zamana göre değişmektedir. Alâmet bulunamazsa, Müslüman memleketinde ise, yıkanır, cenâze namazı kılınır. Müslümanlarla gayrımüslimlerin cenâzelerinin karışık olduğu yerlerde, ekseriyete bakılır. İki taraf da eşitse, yıkanır; namazı kılınır. (İbni Abidin, Cenâiz bahsi)

 

Sual: Ölü doğan çocuk yıkanıp cenaze namazı kılınır mı?

Cevap: Bir beze sarılıp gömülür; cenaze namazı kılınmaz. Sağ doğup sonra ölmüşse, ismi konur, yıkanır, kefenlenir ve cenaze namazı kılınır.

 

Sual: Bir erkeği hanımının yıkaması câiz midir?

Cevap: Kadının ölen kocasını yıkaması caizdir; ancak kocanın ölen zevcesini yıkaması Hanefî’de câiz değildir. Zira ölüm ile nikâh biter. Mahremiyet kalkar.

 

Sual: Anne ve babasından birini öldürenin cenaze namazı kılınır mı?

Cevap: Kısas ile öldürülürse cenaze namazı kılınmaz.

 

Sual: İntihar edenin cenaze namazı kılınır mı?

Cevap: Kılınır. Kılınmaz diyen âlimler de vardır.

 

Sual: Kabre çiçek dikerken toprağına gübre veya otun ihtiyacı olan maddeleri karıştırmak câiz midir?

Cevap: Câizdir.

 

Sual: Kabre çiçek dikerken toprağına gübre veya otun ihtiyacı olan maddeleri karıştırmak câiz midir?

Cevap: Câizdir.

 

Sual: Cenâze evinde, cenaze sahibinin yemek dağıttırması câiz midir?

Cevap: Cenaze evinden yemek dağıtılması mekruhtur. Komşuların ve yakınların yemek yapıp götürmesi gerekir. Cafer Tayyar vefat ettiğinde Resulullah aleyhisselâm, “Cafer’in evine yemek götürünüz. Şimdi onlar kederlerinden bu işle uğraşacak halde değildir” buyurdu. Komşuların getirdiği yemeği, gelip gidenlere ikram etmek câizdir. Uzaktan gelen misafirler için yemek hazırlamaları da caizdir.

 

Sual: Cenazeyi yıkarken dökülen suların, yıkayanın üzerine sıçramasında mahsur var mıdır?

Cevap: Müstameldir, kaçınmalıdır. Bunun için ölü yıkayanlar önlük giymektedir.

 

Sual: Su olsa bile cenaze ve bayram namazını kaçırmamak için teyemmüm edilip de, Cuma namazı için edilememesinin sebebi nedir?

Cevap: Cuma namazının bedeli öğle namazıdır. Bir özür sebebiyle kılınamazsa, öğle namazı kılınır ve Cuma’nın yerine geçer. Ama cenaze ve bayram namazının bedeli yoktur. (Nimet-i İslâm)

 

Sual: Cenaze namazında ayakkabıları çıkarmak gerekir mi?

Cevap: Hiçbir namaz için ayakkabıları çıkarmak gerekmez. Ayakkabı ile namaz kılmak sünnettir. Ancak ayakkabıda necâset olduğu kat’i biliniyorsa, çıkarılır. Necâset ayakkabının altında ise, çıkarılıp üstüne basılır. Ancak ayakkabının altına bevl, şarap gibi necâset bulaştığı iyi bilinir ve bir müddet yürünmüşse, delk ile temiz olur. (Berika, Bid’at ve Vesvese bahsi). Şehir yerlerinde ayakkabıya necâset bulaşması ihtimali pek mevcut değildir. Zira sokaklar şer’en temizdir.

 

Sual: Kocası ölen kadının bir sene evden çıkmaması lâzım mıdır?

Cevap: İhdâd, yani 1 sene süslenmeyip fazla gezmeyip kocasına yas tutması sünnettir.

 

Sual: Gayr-i müslim bir kişiye taziyeye gitmek caiz midir?

Cevap: Evet.

 

Sual: Müslüman bir kimse, ölmüş bir gayr-i müslimi yıkayabilir mi?

Cevap: Evet.

 

Sual: Kadınların kabir ziyareti yapması caiz midir?

Cevap: Kadınların kabir ziyareti yüksek sesle ağlamaya ve ağıt yakmaya vesile olabileceğinden dolayı yasaklayan hadisler olmakla beraber, âlimler zaman zaman ziyaret etmelerine cevaz vermiştir.

 

Sual: Cenaze namazını kadınlar da kılabilir mi?

Cevap: Evet.

 

Sual: Kadınlar cenaze namazında erkekler ile aynı hizada olursa erkeklerin namazı bozulur mu?

Cevap: Hayır.

 

Sual: Cenaze toprağa koyulmadan veya toprak atılmadan Kur’an okuyup veya sadaka verip ruhuna göndermek doğru mudur?

Cevap: Evet.

 

Sual: Mektubat-ı Ma’sûmiyye’de (1/11) “Âdet olarak, riyâ, gösteriş olarak değil de, Allah rızâsı için fakirlere yemek, sadaka verip, sevablarını meyyitin ruhuna göndermek, iyi olur ve büyük ibâdet olur. Fakat bunun belli gün veya gecede yapılması için güvenilir bir haber yoktur” buyuruluyor. Fıkıh kitaplarının cenâze bahsinde ise, “Ölü evinden yemek, helva dağıtılması mekrûh ve çirkin bir bid’atdir. Birinci, üçüncü, yedinci gibi günlerde helva, çörek gibi şeyler yapmak ve kabr başında yemek dağıtmak ve hâfızları, hocaları, mevlidcileri toplayıp, okutup yemek vermek mekruhtur” diyor. Bu iki ifadeye göre, meyyitin ruhu için nasıl yemek verilmelidir? Bid’at olan sadece bunları belli günlerde yapmak mıdır? Yoksa hemen defnden sonra kabri başında veya ölü evinde dağıtmak da mı bid’attir?

Cevap: İkinci ifadeye göre, ta’ziye zamanlarında, yani hemen sıcağı sıcağına ölü evinden yemek verilmesi uygun değildir. Zira hadis-i şerifte ölü evine başkalarının yemek getirmesi tavsiye edilmiştir. Aksi takdirde, sünnete muhalif oluyor. Birinci ifade ise, her zaman ölünün ruhu için yemek ve sadaka verilebilir; ancak zaman tayin etmemelidir, diyor. Ölü evine uzaktan taziyeye gelen misafirlere, evde yemek ikram edilmesi ise buna girmez; caizdir.

 

Sual: Fıkıh kitaplarının cenaze bahsinde, kabrin bir karıştan yüksek olmaması gerektiği yazıyor. Bunun hükmü nedir?

Cevap: Sünnete muhaliftir. Gösteriş için değil de, kabrin korunması için yüksek yapmak câizdir.

 

Sual: Mezardan çiçek koparmanın vebali nedir?

Cevap: Uygun değildir. Yeşillik, mezarda yatana fayda verir.

 

Sual: Bebeklerin göbek bağı kesildikten sonra ne yapılır?

Cevap: Gömülür.

 

Sual: Modern câmiaya mensup kişilerin cenazeleri niçin Teşvikiye Câmii’nden kaldırılıyor? Câmide masonik işaretlerin olduğu doğru mudur?

Cevap: Bilemeyiz. Buraya yakın oturdukları için olsa gerek. Teşvikiye Câmii’ni Sultan Abdülmecid yaptırmıştır. Şehrin, buraya doğru genişlemesini teşvik maksadıyla yeni semtler kurmuş; bu ve başka câmileri yaptırmıştır. Böyle mübalağalı şeylere itibar etmemelidir.

 

Sual: Eyüb’de teleferiğe binince kabristanın üzerinden teleferikle geçmiş olunuyor. Bu şekilde kabirlere basmadan üzerinden geçmek caiz mi?

Cevap: Kabirlere özürsüz basmak mekruhtur. Burada basılmış olunmuyor.

 

Sual: Bir müslüman aklını kaybederse, âhiretteki vaziyeti ne olur?

Cevap: Aklını kaybetmeden önceki hâline göre muamele görür.

 

Sual: Selçuklu ve Osmanlılarda mumyalama iç organlar çıkarılıp ilaçlanıp tekrar koyulmak suretiyle mi yapılıyor? Bu, şer’an caiz midir?

Cevap: Eski Türk geleneği icabı, cesed çürümesin veya geç çürüsün diye hususi ot, ilaç ve tütsülerle tahnit edilir. Bu caiz ve ölünün geç çürümesi için tedbir almak dinen mustehabdır. İç uzuvların çıkarılıp bedenin saman ile doldurulduğu Mısır mumyalamasından farklıdır.

 

Sual: “Fatih Sultan Mehmet Han vefat ettiğinde taht kavgası vardı. Cenazesi odada unutuldu. 19 gün öyle kaldı. Cesed çürümüş ve kokmuştu. Yanına gitmeye kimse yanaşmadı” diyorlar. Doğru mudur?

Cevap: Cenaze unutulmadı. Padişah cenazesi unutulacak bir cenaze değildir. Ama sıradan biri gibi de defnedilemeyeceği âşikârdır. O zamanın seyahat şartlarında yeni padişahın payitahta gelmesi beklendi.

 

Sual: ‘Peygamberimiz kabir ziyaretini men etmiş; sadece vefatına 2 yıl kalınca izin vermiştir’ diyenlere ne denir?

Cevap: Hazret-i Peygamber, önceleri kabir ziyaretine izin vermezdi. Çünkü ölülerin çoğu müşrik idi. Müşrikler ziyaret edildiği zaman, ziyaret edene manevî olarak zarar verir. Zira kalbler arasında irtibat kurulur. Kimyadaki ‘birleşik kaplar kanunu’ gibi, birinin kalbinde bunan feyz veya zulmet, karşıdakine intikal eder ve ikisinin kalbinde de eşitlenene kadar bu devam eder. Ancak daha sonra müslümanlardan da ölenler olunca, Hazret-i Peygamber kabir ziyaretine izin vermiş ve bizzat kendisi de kabir ziyareti yapmış; kabir ziyaretini hem ölünün ruhunun şâd edilmesi ve hem de ziyaret edenin ibret alması için tavsiye buyurmuştur. Ölü, kendisini ziyaret edeni tanır ve sevinir. Ölünün ruhu için Kur’an-ı kerim okumak, tesbihat yapmak, sadaka vermek, kabrin üzerine yeşillik dikmek çok sevaptır ve ölünün ruhu bunlardan istifade eder.

 

Sual: Çok yakın zamanda annemi kaybettim. Ruhunun nerede ne yaptığını merak ediyorum.

Cevap: Müminlerin ruhları, kabirde hesap verdikten sonra, Cennetü’l-Me’vâ denilen bir yerdedir. Burada cennet nimetlerinin suretleriyle oyalanır, hoş bir hayat yaşar. Ruhu, dünyaya gelebilir, kendi gibi olanlarla görüşebilir, ailesini ve evini ziyaret edebilir. İmansızların ruhları ise kabirde siccin denilen bir azap içindedir, hiçbir yere gidemez. Kıyamete kadar böyle kalır

 

Sual: Vehhabi itikadında olup da vefat eden yakınımıza dua ve hatm-i tehlil hediye edilir mi?

Cevap: Zâhiren Müslüman olan herkesin ruhuna hayır ve hasenat hediye edilebilir. Bid’at itikadında olmak, büyük günahlardandır. Ehl-i sünnnet itikadına göre, büyük günah işleyen müslümandır, ehl-i kıble tekfir edilemez.

 

Sual: 3 ay önce annemi kaybettim. Sık sık rüyama gelirdi. Ama geçenlerde rüyamda benden bir ilacını bulmamı istiyordu; ama ben üşengeçlikten erteliyordum. Halbuki hastalığı sırasında böyle bir şey hiç yapmadım. Bu neye delâlet eder?

Cevap: Ziyaret etmeli, ruhuna okumalı ve sadaka vermelidir.

 

Sual: Ölüyü morga koymak caiz midir?

Cevap: Bir mecburiyet yoksa hayır. Zira ölü, tıpkı canlı gibi elem ve ıstırap çeker.

 

Sual: Hazret-i Peygamber’in cenazesine kaç kişi katılmıştır?

Cevap: Pazartesi vefat etmiş. Çarşamba günü defnedilmiştir. Cenaze namazını üç gün boyunca yüzlerce kişi münferiden kılmıştır. Defninde kaç kişinin bulunduğu malum değildir. Gaslinde 8-10 kişi bulunmuştur.

 

Sual: Yol kesen müslüman eşkiyanın ve devlete baş kaldıran müslüman isyancının üzerine cenaze namazı kılınır mı?

Cevap: Dârülislâmda savaşırken öldürülür ise kılınmaz.

 

Sual: Cenaze namazı selam vermeden bitirilebilir mi?

Cevap: Cenaze namazında iki tarafa selam vâcibdir. (Nimet-i İslâm)

 

Sual: Bir Müslümanın vasiyetnamesinde yazması lazım gelen hususlar var mıdır?

Cevap: Varsa kul ve Allah borçlarını yazması farzdır. Bunun dışında fakirlere mal sadaka vakıf arkasından Kur’an okutulması, sadaka verilmesi vs gibi hususlarda borçlarından geri kalan kısmın üçte birini geçmeyecek şekilde vasiyette bulunmak meşru ve müstehabdır.

 

Sual: İstanbul gibi kalabalık yerlerde önceden defn yapılmış olan kabir yerinin üstüne araya beton perdeleme yaparak yeni birini daha defnediyorlar. Böyle bir şey uygun mudur? Uygunsa belli bir zaman geçmesi gerekir mi?

Cevap: Münasip değildir. Ölü çürüyüp toprak olunca üzerine başkası gömülebilir. Bu zaman, yere göre değişir.

 

Sual: Sahabe ve evliyaların makamı ve mezarı olduğundan bahsediliyor. Mezarları varken neden makamları yapılmıştır?

Cevap: Bir peygambere, sahabiye, evliyaya atfedilen birkaç kabir olabiliyor. Çok zaman geçtiği için kati olarak birisi gösterilemiyor. Bunlardan birisi hakikat, diğerleri makamdır. Umumiyetle evliyanın hayatında bulunduğu, kaldığı veya manevî olarak ruhunun tecelli ettiği yerlere makam deniyor.

 

Sual: Son zamanlarda okuduğuma göre Karacaahmed, Zincirlikuyu, Aşiyan, Nakkaştepe, Maçka, Merkezefendi gibi mezarlıklara Sabetayistler de gömülüyor. Bunlar müslüman mezarlıklarından nasıl ayırt edilir? Akrabalarımızı buralara defnetmek caiz midir?

Cevap: Bu şuurda olanlar, Bülbülderesi’nde olduğu gibi, aynı mezarlıkta, ama ayrı yere gömülüyor. İslâmiyet zâhire bakar. Müslüman mezarlığına gömülmüşse, müslüman olduğu kabul edilir.

 

Sual: İslâm hukukuna göre kimlerin cenaze namazı kılınmaz?

Cevap: Na’şının çoğu mevcut olan Müslümanın cenaze namazı kılınır. Ana babasını öldüren kimse, kısasen öldürülürse, cenaze namazı kılınmaz. Eşkıya, çatışmada öldürülürse yine cenaze namazı kılınmaz. İntihar edenin cenaze namazı esah kavle göre kılınır.

 

Sual: Cenaze olduğu zamanlarda, camilerde tesbihat yapılmıyor. Caiz midir?

Cevap: Tesbihat şahsa kalmıştır. Yapmaya mani yoktur. Terkedilmez. Zira tesbih sünnet, cenazeyi geciktirmemek ise müstehabdır. Sünnet, müstehaba tercih edilir.

 

Sual: Saygı duruşunun ve tabuta karanfil atmanın dinen mahzuru var mıdır?

Cevap: Mecbur kalınınca yapmak caiz olur. Tabutun ve kabrin üzerine çiçek, çelenk vs atmak, koymak bid’attir. Müslüman âdeti değildir, kaçınmalıdır. Kabrin üzerine çiçek ve yeşillik dikmek sünnettir.

 

Sual: Hazret-i Peygamber’in cenaze namazını sadece 17 kişinin kıldığı doğru mudur?

Cevap: Hazret-i  Peygamber Pazartesi günü vefat etti. Çarşamba günü defnedildi. Bu arada sahabiler parça parça gelip namazını kıldılar. Bu zaman zarfında yüzlerce, binlerce kişi ayrı ayrı cenaze namazı kıldılar.

 

Sual: Ramazanda vefat edenler için kabir azabı başlamaz. Burada kabir azabına kabir sorgusu da dahil midir?

Cevap: Dâhil değildir. Mü’minlerden 9 sınıfa kabir suali yoktur. Bu, onlardan değildir. İmam Süyutî’nin talebesi Muhammed bin Alkamî (v. 929), hocasının Câmî’us-Sagir kitabının şerhinde diyor ki: “Kâfirlere kabir suali olmaz. Mü’minlerden dokuz kimseye de sual olmaz: Şehid, düşman karşısında nöbette iken ölen, vebâ, kolera gibi bulaşıcı hastalıktan ölen, böyle hastalıklar yayıldığı zaman kaçmayıp, sabrederek başka sebeple ölen, sıddîklar, bâliğ olmayan çocuklar, Cuma günü veya gecesi ölenler, her gece Tebâreke suresi [ve Secde suresini] okuyanlar ve ölüm hastalığında İhlâs suresi okuyanlara kabir suali olmaz. Peygamberler de, Sıddîklara dâhildir.”

 

Sual: Osmanlılarda mezar taşlarından, mevtanın hangi mesleğe mensup olduğu anlaşılmaktadır. Genç yaşta ölen oğlum, mektepte bando şefi idi. Mezar taşını nasıl yaptırmak münasiptir?

Cevap: Mezarın basit ve sade olması lâzımdır. İki başına taş dikilir. Başına da sadece ismi ve vefat tarihi yazılabilir. Fazlası, hatta ‘ruhuna fatiha’ tabiri bile lüzumsuzdur. Ölüye sıkıntı olur. O parayla hayır yapıp ruhuna hediye etmek daha münasiptir.

 

Sual: Osmanlıdaki mezar taşlarının mesleklere, tarikatlara göre farklı olmasının sebebi nedir?

Cevap: Hepsi öyle değildir. Bu bir âdettir. İslâm kültüründe resim ve heykel yasak olduğu için, mezar taşlarını eskiler, insanın adını yaşatan, geride bıraktığı bir âbide olarak görmüştür. Ancak mezar taşlarının ihtişamlı olması, süslenmesi doğru değildir. Mezarın iki tarafına taş dikip buraya ölünün ismini ve vefat tarihini yazmak kâfidir.

 

Sual: Peygamberimizin, önünden geçen bir Yahudi cenazesi için ayağa kalktığı doğru mudur?

Cevap: Doğrudur. Nesaî ve Müsnedü Ahmed’de geçer. Ölümün dehşeti karşısındaki haşyet ve meleklere ihtiram için böyle yaptılar.

 

Sual: Bir insan ölürken, Azrail aleyhisselamı, iyi ve kötü amellerini gördüğü kitaplarda yazıyor. İntihar ya da harbde de böyle midir? Mesela Osmanlı’nın son devrindeki materyelistlerden Beşir Fuad intihar notlarını yazmış. Ama bunlardan bahsetmiyor. Ne dersiniz?

Cevap: İnsan ölürken gözünden perde kalkar. Bu söylenenleri görür. Beşir Fuad, yazamayacak halde iken bunlar olmuştur.

 

Sual: Aynı sevap ve günaha sahip cehennemlik iki kişiden biri kıyametten evvel biri kıyamet vakti ölse kıyametten önce ölenin çektiği kabir azabı boşuna mıdır?

Cevap: Orada, buradaki ölçü yoktur.

 

Sual: Ölümden çok korkuyorum. Bununla nasıl barışabilirim?

Cevap: Kabirleri, bilhassa evliyayı ziyaret etmelidir. Tefekkür etmelidir. Şimdiye kadar herkesin öldüğünü düşünmelidir. Amellerini düzeltmelidir. Allahü tealanın nimetlerini, bilhassa müminlere âhiretteki ihsanlarını düşünmelidir.

 

Sual: Müslüman kabrinin gösterişten uzak olması gerekiyorken, padişah veya sair devlet ricalinin kabirleri neden büyük ve gösterişlidir?

Cevap: Âlimlerin ve evliyanın kabri de öyledir. Bu yatan için değildir. Kabrin, hayvanlardan korunması; öte yandan ziyaret edenlerin ibret alması, yağmurdan, güneşten korunması içindir. Ulema cevaz vermiş ki yaptırmışlardır. Caiz olmasa yatırmazlardı. Selef-i Sâlihîn, vakıf kabristanda olmamak şartıyla, meşhur kimselerin mezarları üzerine türbe yapılmasına izin vermiştir. Ancak Vehhabiler buna karşıdır. Bunun dışında padişahların kabirleri aslında gayet mütevâzıdır. Bunu söyleyenler, hiç başka hükümdarların kabirlerini görmemiş olsa gerektir.

 

Sual: Devr-i ıskata vekil olan ve devr halkasının başında oturan kimse, devre iştirak edebilir mi?

Cevap: Fakirse evet.

 

Sual: Rahat bir ölüm ve kabir azabı çekmemek için hangi surenin okunması tavsiye edilir?

Cevap: Ölmek üzere olan hastanın rahatça can verebilmesi için Ra’d Suresi okunur. Kabir azabı çekmemek için geceleri Mülk Suresi okunur. Yasin-i Şerif ne niyetle okunursa ona fayda eder. Ölüm hastalığında İhlâs Suresi okuyanlara kabir suali olmaz.

 

Sual: Müslüman kabrinin gösterişten uzak olması gerekiyorken, padişah veya sair devlet ricalinin kabirleri neden büyük ve gösterişlidir?

Cevap: Âlimlerin ve evliyanın kabri de öyledir. Bu yatan için değildir. Kabrin, hayvanlardan korunması; öte yandan ziyaret edenlerin ibret alması, yağmurdan, güneşten korunması içindir. Ulema cevaz vermiş ki yaptırmışlardır. Caiz olmasa yatırmazlardı. Selef-i Sâlihîn, vakıf kabristanda olmamak şartıyla, meşhur kimselerin mezarları üzerine türbe yapılmasına izin vermiştir. Ancak Vehhabiler buna karşıdır. Bunun dışında padişahların kabirleri aslında gayet mütevâzıdır. Bunu söyleyenler, hiç başka hükümdarların kabirlerini görmemiş olsa gerektir.

 

Sual: Falcı ve büyücülerin cenaze namazı kılınır mı?

Cevap: Müslümanın cenaze namazı kılınır.

 

Sual: Cenaze evinde misafirlere verilen yemek caiz midir? Cenaze sahipleri bir de gelen misafirleri ağırlama onları yemeklemek mecburiyetinde midir?

Cevap: Cenaze evinden 3 gün boyunca başkalarına yemek verilmesi mekruhtur. Üç gün boyunca cenaze evine yemek götürmek sünnettir. Ancak dışarıdan gelen misafirlere cenaze evinde yemek ikram edilmesi caizdir.

 

Sual: Cenaze Namazı neden câmide kılınmaz?

Cevap: Hanefî’de mekruhtur. Ancak cenaze dışarda ve cemaatin bir kısmı da dışarıda ise, saflar bitişik olmak şartıyla câmide imama uyulup cenaze namazı kılınabilir. Cenazenin camiye sokulması çeşitli mahzurlardan uzak değildir. Ancak Şâfiî mezhebinde cenaze namazının câmide kılınması mekruh değildir. Her iki kavil de Asr-ı Saadetteki farklı tatbikatlara istinad eder.

 

Sual: Ölüye telkin verirken zaruret olmadan, halk dağılmadan önce Şafii mezhebini takliden telkin vermek telfik olur mu?

Cevap: Taklid şart değildir. Verilebilir, hatta veriliyor ki daha iyidir.

 

Sual: Cenaze namazında ön saftakilerin sevabı neden azdır?

Cevap: Cenazeyi en az 3 safta kılmak lazımdır. İnsanlar en az 3 saf yapsınlar diye böyle buyurulmuştur. Bir de en arka safta durmak tevazuya daha uygun görülmüştür.

 

Sual: Vefat eden kişiyi mezara koyunca üzerine kaç tahta koymak gerekir?

Cevap: Böyle bir sayı yoktur. Vaziyete göre konur.

 

Sual: Kabir başında çok uzun süre durmak/dua okumak ölüyü rahatsız eder mi?

Cevap: Ziyaret edene ve edilene göre değişir. Büyüklerin huzurunda sağlığında ne kadar durabiliyorsa, mezarında da o kadar durmalıdır.

 

Sual: Ölüm hastası olan biri, kardeşlerinin cenazesine gelmemesini vasiyet etse ne lazım gelir?

Cevap: Böyle bir vasiyete uymak lazım değildir. Vasiyet, geride bıraktıklarına nasihatler ve varsa borçlarının ödenmesi hususundaki talimatları ihtiva eder. Cenazemi şuraya gömün, felanca cenazeme gelmesin, mezarımı şöyle yaptırın, kızım şununla evlensin, oğlum şu işi yapsın, zevcem evlenmesin, evim hanımımın olsun gibi vasiyetlere itibar etmek lazım değildir.

 

Sual: Bir kişi “öldüğümde mezarımın yerini kimse bilmesin derse” bu vasiyeti muteber olur mu?

Cevap: Hayır.

 

Sual: Defin esnasında kadın akrabaların az uzakta bulunması caiz midir?

Cevap: Kadınların cenazeye gitmesi caiz değildir; Resulullah tarafından men edilmiştir.

 

Sual: Defin sırasında beton plakalar konması uygun mudur?

Cevap: Ölünün bedenine değmiyorsa caizdir.

 

Sual: Alevi inancı üzere ölen insanın cenaze namazı kılınır mı?

Cevap: Müslümanın cenaze namazı kılınır.

 

Sual: Bir cenaze namazında imam 4.tekbiri getirmeden selâm verdi. Cenazeyi defnettik. Ne lâzım gelir?

Cevap: 4 tekbir de vâcibdir. Eğer imam kasten terk etmişse, namaz fâsiddir. İade lâzımdır. Kabrin başında tekrar bir kişi bile kılsa kâfidir. İmam kasten terk etmemişse, tekrarı müstehabdır.

 

Sual: Ölüyü, altın, gümüş veya madeni diş ile gömmek caiz mi?

Cevap: Mümkünse sökülür.

 

Sual: Mezar taşlarına Latin harfleriyle isim yazılması meyyite ızdırap verir mi?

Cevap: Müslüman mezartaşına İslâm harfleriyle meyyitin adını ölüm tarihini yazmalıdır. Aksi takdirde ölünün ruhu sıkıntı duyar.

 

Sual: Zevce vefat edince, zevciyet kalktığına göre, Hazret-i Fatıma’yı zevcinin yıkamasını nasıl anlamalıdır?

Cevap: Bu, Hanefî mezhebinin hükmüdür. Takdir edersiniz ki, Hazret-i Ali Hanefî değildir. Onun ictihadına göre caiz olduğu anlaşılıyor. Resulullah ve sahabe devrinde şeriat daha yeni kurulmaktadır.

 

Sual: Annesi babası Budist olan biri onların cenaze törenine katılabilir mi?

Cevap: Caizdir. Peygamber Efendimiz anne babası Müslüman olmayan sahabilerin onların cenaze işlerini görmelerine, diğerlerinin de cenazeye iştirakine izin vermiştir. Ebu Talib öldüğünde, Hazreti Ali’ye yıkayıp kefenleyip defnetmesini emir buyurmuştur. Hâris bin Rebia’nın Hıristiyan annesi ölünce cenaze işlerini gördü; bir grup sahabi de cenazesine katıldı.

 

Sual: Ölünün sene-i devriyesini yapmak uygun mu?

Cevap: Uygundur. Aynı gün yapılmaması iyidir. Mevlid okunur; Yasin, tebareke ve amme okunur. 40 bin kelime-i tevhid okunur. Hatim indirilir. Yemek verilir; sadaka dağıtılır. Ruhuna hediye edilir.

 

Sual: Kilolu bir kadını, kadınlar kaldıramadığı için erkek kardeşi kefenleyebilir mi?

Cevap: Zaruret vardır. Kaba avretine bakmadan kefenler.

 

Sual: Koronavirüs sebebiyle ölen bir hastayı yıkamadan gömmek caiz midir?

Cevap: Müslüman bir ölünün yıkanmadan defni caiz değildir. Yıkanmayan ölünün cenaze namazı da kılınamaz. Koronavirüs aynı mekânda bulunmakla kolayca geçecek bir hastalık değildir. Uzaktan olsun su tutarak, yıkamanın bazı sünnetlerini terk etmek suretiyle ölü yıkanabilir. Yıkanabilecek ölü, teyemmüm ettirilemez. Hele ceset torbası veya kefen üzerinden teyemmüm olmaz. Eğer ölüye yaklaşmak hâlinde hastalığın sirayeti muhakkak ise, ancak o takdirde hayattakileri korumak için yıkamadan defin caiz olur.

 

Sual: Kabir yaptırırken sadece baş tarafına mezar taşı dikmenin mahzuru var mıdır? Yoksa her iki tarafa da mı yaptırmak lazım?

Cevap: İkisi de caizdir.

 

Sual: Üzerine cenaze konulan taşın yüksekliği ne kadar olmalıdır?

Cevap: Cenazenin yükseğe konma mecburiyeti yoktur; yerde de durabilir. Yeter ki imamın önünde ve göğüs hizasında olsun. Âdeten musalla 1 metre yüksektedir.

 

Sual: Bir kimse mezarının düz yapılıp üzerine çimen ekilmesini vasiyet etse caiz midir?
Cevap: Bu vasiyete uyulmaz. Zira kabrin tümsekli olması sünnettir; düz mezar Hristiyan âdetidir.

 

Sual: Cenaze namazı kılındıktan sonra ölünün yüzünü açıp bakmak caiz midir?
Cevap: Caizdir.

 

 

Sual: Mezar taşına neler yazılabilir?
Cevap: Baş taşına İslâm harfleriyle mevtanın ismi, soy ismi (lakabı, şöhreti), hicrî doğum ve ölüm tarihi yazılabilir. Ayak taşı boş kalır. Mevtayı medh eden sözler, şiirler, dualar yazmak bid’attir.

 

 

Sual: Bazı meşhur ailelerden biri vefat edince tabutun Osmanlı sancağına sarılmasının hususi bir manası var mı?
Cevap: Hayır. Böyle bir âdet yoktur. Tabutun üzerine herhangi bir örtü örtmek âdet olmuştur. Son zamanlarda üzeri ayet-i kerime yazılı yeşil örtü örtülüyor.

 

Benzer Suallerin Cevapları İçin Tıklayınız

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler