Sual: Namazın mekruhları nelerdir?

Cevap: Aşağıdaki bilgilerin çoğu, Dürrü’l-muhtar’dan ve bunun şerhi olan Reddül-muhtar’dan tercüme edilmiştir:

Namazın mekruhları iki türlüdür: Yalnız mekruh denildiği zaman “tahrimen mekruh” demektir ki delilinden zan ile anlaşılan yasaklardır. Yasak olmasına bir delil, senet bulunmayıp, yapılmaması iyi olan şeye “tenzîhen mekruh” denir. Namaz içindeki vâcibleri, [ve müekked sünnetleri] yapmamak tahrimen, [müekked olmayan sünnetleri] yapmamak tenzîhen mekruhtur. Tenzîhi mekruh helale, tahrimi mekruh harama yakındır. Mekruh olarak kılınan namaz sahih olursa da kabul olmaz. Yani, vaad edilen sevaba kavuşulamaz. Namazın mekruhlarından 45’ini aşağıda bildireceğiz:

1) Elbiseyi giymeyip, omuzlarına alarak kılmak mekruhtur. Ceketin ve paltonun önünü kapalı veya açık bulundurmak mekruh değildir.

2) Secdeye inerken etekleri, [pantalon] paçalarını kaldırmak mekruhtur.

3) Entarinin etekleri, kolları sığalı olarak namaza durmak mekruhtur. Abdest alıp, imama yetişmek için acele edenin, kolları sığalı kalmış ise, namazda iken yavaş yavaş indirmesi lâzımdır. Nitekim namazda başlığı düşenin başına koyması efdaldir. [Görülüyor ki dirseğe kadar kısa kol ile atlet gömleği ile ve dizden aşağı olan kısa pantolon ile namaza durmak mekruhtur. Uzun kolu yukarı sığalı gömlekle mekruh olup kısa kollu ile kılmak mekruh olmaz demek doğru değildir. Çünkü, bütün kitaplar, kolu veya eteği yukarı kaldırılmış diyor. Etek sığanmaz, kaldırılıp bacak açılır. Ni’met-i İslam kitabında, mekruhların 11.sinde “Erkeğin kolu açık namaza durması mekruhtur” diyor. Kolları açık namaz kılmanın mekruh olduğu, Mârifetname’nin 268. sayfasında da yazılıdır.] Dirsekten yukarı olursa, zararı daha çoktur. Namazda kolunu, paçasını yukarıya sığarsa, namazı bozulur.

4) Abes, yani faydasız hareketler. Mesela elbisesi ile oynamak, mekruhtur. Namazda faydalı hareketin, mesela, eli ile alnındaki teri silmenin zararı olmaz. Pantolon, entari ete yapışınca, avret mahallinin şekli belli olmasın diye, bunları etten ayırmak mekruh olmaz. Tozunu silmek mekruhtur. Namazda abes hareket ve kabristanda sesle gülmek, hadis-i şerif ile men edilmiştir. Kaşınmak abes değil ise de, 1 rüknde, eli 3 kere kaldırırsa, namazı bozulur.

5) İş elbisesi ile ve büyüklerin yanına çıkamayacak elbise ile ve fenâ kokulu elbise ve çorap ile kılmak mekruhtur. Başka elbisesi yoksa, mekruh olmaz. [Parası varsa, alması lâzımdır.] Pijama, entari gibi gecelikle kılmak mekruh değildir.

6) Ağızda, kıraate mâni olmayacak bir şey bulundurmak mekruhtur. Mâni olursa, namaz bozulur.

7) Başı açık kılmak. Namazda başı örtmeye ehemmiyet vermediği için açık kılarsa, mekruh olur. Namaza ehemmiyet vermediği için açarsa, kâfir olur. Kesel, bir işi, istemediği için yapmamaktır. Acz, isteyip de, gücü yetmediği için yapmamaktır. Başlığı düşerse, az hareketle örtmek efdaldir. Kendini küçük göstermesi için başı açık kılmak zarar vermez ise de, yine örtmesi efdaldir. Harareti teskin ve rahatlık için açmak da mekruhtur. [Namazda başı hiç olmazsa, herhangi bir renkte olan takke ile örtmelidir. Siyah takke, yahudilerin havra kıyafetidir sözü, din kitaplarında yoktur. Siyah başlık sünnettir.].

8) Küçük ve büyük abdesti sıkıştırırken ve yel zorlarken namaza durmak mekruhtur. Namaz arasında zorlarsa, namazı bozmalıdır. Bozmaz ise, günaha girer. Cemaati kaçırsa da, bozması efdal olur. Kerahetle kılmaktan ise, cemaat sünnetini kaçırmak evladır. Namaz vaktini veya cenaze namazını kaçırmamak için, mekruh olmaz.

9) Erkeklerin saçını enseye topuz yapıp veya başın etrafına sarıp veya tepeye toplayarak etrafını iple bağlayıp namaza durmaları mekruhtur. Bunları namazda yaparsa, namaz bozulur. Mekke’de, ihram içinde iken, namaz baş açık kılınır.

10) Namazda, secde yerinden taşı, toprağı eli ile süpürmek mekruhtur. Secdeyi güçleştiriyorsa, bir hareket ile câiz olursa da, namazdan önce temizlemelidir.

11) Camide, namaz için safa girerken, namaza dururken ve namaz içinde parmakları bükerek çıtırdatmak, iki elin parmaklarını birbiri arasına sokup çıtırdatmak mekruhtur. Namaza hazırlanmadan önce, zaruret olursa, mekruh olmaz.

12) Namazda, elini böğrüne koymak mekruhtur. İki elin parmaklarını birbirleri arasına koymak da, namazda ve vaazda, mevlidde ve mescitte tahrimen, başka yerlerde tenzîhen mekruhtur.

13) Başını, yüzünü etrafa çevirmek mekruhtur. Gözleri ile etrafa bakmak, tenzîhen mekruhtur. Göğsü çevirince, namaz bozulur.

14) Teşehhüdlerde, köpek gibi oturmak, yani kaba eti üzerine oturup, uyluklarını dikip, dizlerini göğsüne değdirip, iki elini yere koymak mekruhtur.

15) Secdede, erkeklerin kollarını yere döşemesi mekruhtur. Kadınlar ise, kollarını yere yaymalıdır.

16) İnsanın yüzüne karşı kılmak mekruhtur. İnsan uzakta dahi olsa, mekruh olur. Arada, namaz kılana sırtı dönük biri bulunursa, mekruh olmaz.

17) Selama eli ile başı ile cevap vermek mekruhtur. Suale başı ile eli ile cevap vermesi mekruh değildir. Mesela, kaç rekat kıldınız, diyene parmağı ile cevap vermesi gibi. Başkasının sözü ile hemen yerini değiştirir veya öndeki safa geçerse, namazı bozulur.

18) Tergibü’s-salât’da diyor ki “Namazda ve namaz hâricinde ağzını açarak esnemek mekruhtur. Alt dudağını dişlerin arasına sıkıştırmalıdır”. Kendini tutamazsa, ayakta sağ elin, diğer rükünlerde ve namaz hâricinde sol elin dışı ile ağzını örtmelidir. Zaruretsiz esnemek şeytandandır. Peygamberler esnemezlerdi.

19) Namazda gözleri yummak tenzîhen mekruhtur. Zihni dağılmasın diye yumarsa, mekruh olmaz.

20) İmâmın mihrap içinde durması mekruhtur. Kıble duvarı içinde bulunan oyuk kısma, mihrap denir. Ayakları, mihrabın dışında olunca, mihrap içine secde etmesi mekruh olmaz. İnsan, ayaklarının bastığı yerde kabul edilir. Çünkü papazlar, ayrı bir odada durarak, ibâdet yaptırır. Camilerde 1. cemaatin imamı mihrabda kıldırmazsa, mekruh olur.

21) İmamın yalnız başına, cemaatten 1 zra [0,5 metre] yüksekte durması, tenzîhen mekruhtur. Papazlara benzememek için men edilmiştir.

22) İmâmın yalnız başına, aşağıda durması da tenzîhen mekruhtur.

23) Öndeki safta boş yer varken, arkasındaki safta durmak ve safta yer yok iken, saf arkasında yalnız durmak mekruhtur. Safta yer olmayınca, yalnız başına durmayıp, rükûa kadar, birini bekler. Kimse gelmezse, öndeki safa sıkışır. Öndeki safa sığmazsa, güvendiği birini arkaya, yanına çeker. Güvendiği kimse yoksa, yalnız durur.

24) Üzerinde sûret, yani canlı resmi [insan veya hayvan resmi] bulunan elbise ile kılmak tahrimen mekruhtur. Cansız resimleri bulunursa, mekruh olmaz. İster hürmet edilmek için, ister hakaret edilmek için olsun, ister büyük olsun, ister küçük olsun, canlı resmi [ve heykel] yapmak haramdır. Mekâtib-i Şerîfe’de, 60 ve 85. mektuplara bakınız!

Hadika kitabının 2. cilt, 633. sayfasında diyor ki “Üzerinde yazı, hatta bir harf bulunan kağıdı, örtüyü, seccadeyi yere koymak, yere sermek tahrimen mekruhtur. Bunları her ne için olursa olsun kullanmak ve yere sermek, hakaret etmek olur. Hakaret etmek için sermek veya kullanmak küfür olur. Duvara yazmak, yazıyı asmak câiz olur denildi”. Buradan anlaşılıyor ki üzerinde Kâbe, câmi resmi veya yazı bulunan seccadeleri namaz kılmak için yere sermek câiz değildir. Bunları ziynet için duvara asmak câiz olur.

25) Canlı resmi, namaz kılanın başında, önünde, sağ ve sol hizasında, duvara çizilmiş veya beze, kağıda yapılarak asılmış veya konmuş ise, mekruhtur. Canlı şeklinde olmasa dahi, salib (haç resmi) de canlı resmi gibidir. Çünkü, hıristiyanlara benzemek oluyor. Onlara benzemek niyeti olmasa bile onların yaptığı kötü şeyleri ve kötü olmayanları da, onlara benzemek niyeti ile yapmak mekruhtur. [Fakat, böyle yerde ve içki kumar, çalgı aletleri bulunan mahalde namaz kılmanın mekruh olduğu ve buraya rahmet meleklerinin girmeyeceği ve burada yapılan duanın kabul olmayacağı Tergibüs-salât’da ve Nisabül-ahbar’da yazılıdır. Çalgı da dinlenen ve bakması haram olan resimlerine de bakılan şeyler, çalgı aleti gibidir.] Canlı resmi, basılan, oturulan, dayanılan şeyde ise, namazı mekruh olmaz. Resim, namaz kılanın arkasındaki duvarlarda ve tavanda ise, hafif mekruhtur.

Secde edilmeyen yerlerinde canlı resmi bulunan seccade üzerinde kılmak mekruh değildir. Çünkü, yere sermek hakaret etmektir (Dürer). [O hâlde, Kâbe, câmi resimleri ve mübarek yazılar bulunan ve zihni meşgul eden resimler, nakışlar bulunan seccadeleri kullanmak câiz değildir.]

Resim, namaz kılan kimsenin ayağı altında, oturduğu yerde, bedeninde, elinde ise, mekruh olur. [Bundan anlaşılıyor ki cepteki resimler, namazı mekruh etmez.] Çünkü, bastığı, oturduğu yer, bedenindeki elbise gibidir. Bileğe asılı resim mekruhtur. Çünkü, elleri sünnete uygun koymaya mâni olur.

Paradaki yüzükteki ve her yerdeki resim, küçük olursa, yani yere koyunca, ayakta duran kimse, uzuvlarını ayırt edemezse, namaz mekruh olmaz. Büyük ve örtülü olunca da, mekruh olmaz. Canlının başı kesilmiş, yüzü veya göğsü, karnı, başı silinmiş, sıvanmış ise, namaz mekruh olmaz.

Cansız resimleri, mesela ağaç, manzara resimleri, nerede bulunursa bulunsun, namaz mekruh olmaz. Çünkü, küçük ve başsız ve cansız resimlere tapınılmamıştır. Güneşe, Aya, yıldızlara ve yeşil ağaca tapanlar oldu ise de, bu şeylerin kendilerine taptılar. Resimlerine tapınılmadı. Bunların aslına karşı kılmak mekruh olur.

26) Namazda, âyetleri, tesbîhleri eli ile saymak tenzîhen mekruhtur. Kalbi ile veya parmaklarını oynatarak saymak câizdir. Namaz dışında parmakla saymak ve tesbîh kullanmak câizdir. Resûlullah “sallallâhü aleyhi ve sellem”, bir kadının tesbîhleri, çekirdeklerle saydığını görerek menetmemiştir. Riya ve gösteriş için tesbîh kullanmak mekruhtur.

Sokmak ihtimali olan, yani yaklaşan yılanı ve akrebi öldürmek namazı bozmaz ve mekruh olmaz. Sol ayakkabı ile öldürmek müstehaptır. Kıvrılmadan, doğru giden beyaz yılan, cinnidir. Zarar vermezse öldürmemelidir. Fakat, bunu da öldürmek câizdir. Çünkü cinniler, müslümanların evine girmeyeceğiz diye, Peygamber “sallallâhü aleyhi ve sellem” efendimize söz verdi. Eve girince sözlerini bozmuş olurlar. Önce “İrci bi-iznillah” diyerek ihtar etmeli, gitmezse öldürmelidir. Namazda iken, ihtar edilmez. Yılan şeklindeki cinni hemen öldürmemek, onlara saygı göstermek için değil, zararlarına sebep olmamak içindir.

27) Oturanların ve ayakta duranların arkalarına doğru namaz kılmak, konuşsalar bile mekruh değildir. Bir kimsenin yüzüne karşı ve yüksek sesle konuşanların sırtına karşı mekruhtur.

28) Mushafa, kılıca, muma, kandile lambaya, aleve, tabanca gibi harp aletlerine karşı ve yatan, uyuyan kimseye karşı kılmak mekruh değildir. Çünkü, bunlara tapınılmamıştır. Mecusiler, ateşe tapar, aleve tapmaz. Alevli ateşe karşı da mekruh olur.

29) Başından ayağına kadar, bir peştemal sarıp kılmak tahrimen mekruhtur.

30) Açık başına sarık sarıp, tepesi açık olarak kılmak, tahrimen mekruhtur.

31) Ağzını, burnunu örterek kılmak, tahrimen mekruhtur. Mecusiler böyle tapınır. [Maske, eldiven ve alnın yere değmesine mâni olan gözlük takarak kılmamalıdır. Alnın, burnun, ellerin yere değmesine, yani farza veya sünnete mâni olan şey ile zaruret olmadan namaz kılmamalıdır. Bunları namazda takmak için, kadınlara dahi zaruret yoktur.]

32) Özürsüz, boğazından balgam çıkarmak mekruhtur. Ağızda hâsıl olan kan, ağız dolusu değilse, bunun hâsıl olması ve bunu yutmak, abdesti de, namazı da bozmaz. Kay da böyledir. [(Halebi-i kebir) ve (Hindiye).]

33) Amel-i kalil, yani bir eli, bir veya iki kere hareket ettirmek mekruhtur. Isıran biti, pireyi, amel-i kalil ile öldürmek câiz, ısırmayanı tutmak ve öldürmek mekruhtur. Bunların ölüsünü ve dirisini mescitte bırakmak haramdır.

34) Namazın sünnetlerinden birini terketmek mekruhtur.

Sünnet iki kısımdır: Biri “Sünen-i hüda”dır. Bunlar, müekked [kuvvetli] olan sünnetlerdir. İkincisi “Sünen-i zevaid”dir. Bunlar, müekked olmayan sünnetlerdir. Müstehab ve mendub da aynıdır, denildi.

Namazda müekked sünneti terk, tahrimen mekruh olur. Müekked olmayan sünneti terk, tenzîhen mekruh olur. Müstehabı terketmek, mekruh değil, hilaf-ı evla olur. Yani müstehapları yapmak sevap olur, yapmamak, hiç suç değildir. Sevâbından mahrum kalır.

35) Zaruretsiz, çocuğu kucağında iken namaza başlamak mekruhtur. Zaruret varsa ve üstü temiz ise, mekruh olmaz.

36) Kalbi meşgul eden, huşuu gideren şeyler yanında, mesela süslü şeyler karşısında, oyun ve çalgı aletlerinin bulunduğu yerde ve arzu ettiği yemek karşısında özürsüz kılmak mekruhtur. [Seccade tek renk olmalı, üzerinde resimler, şekiller, renkli şeyler bulunmamalıdır.] Ayakkabılarını arkada bırakarak kılmak mekruhtur. Bu sonuncunun mekruh olduğu Dürrü’l-muhtar’da haccın 186. sayfasında, Halebi-i kebir sonunda ve Bezzaziye’de yazılıdır. Berika ve Hadika’nın sonlarında, taharette vesvese bahsinde de uzun yazılıdır.

37) Farz kılarken özürsüz, duvara, direğe dayanmak mekruhtur. Nâfile kılarken dayanmak mekruh olmaz.

38) Rükûa eğilirken ve kalkarken elleri kulaklara kaldırmak mekruhtur.

39) Kıraati, rükûa eğildikte tamamlamak mekruhtur.

40) Secdelere ve rükûa, imamdan önce başını koymak ve kaldırmak mekruhtur.

41) Necis olmak ihtimali bulunan yerlerde, mesela kabristanda, hamam içinde ve kilisede kılmak mekruh olup yıkayıp temizliyerek kılmak veya hamâmın soyunma mahallinde kılmak ve kabristandaki mescitte kılmak mekruh olmaz. Soğuk ve başka sebeple açık yerde kılınamazsa ve başka yer bulunamazsa, kilisede yalnız da, cemaat ile de kılmak câiz olur. Namazdan sonra hemen çıkmalıdır. Çünkü, kilisede, şeytanlar toplanır. Kilisedeki küfür alâmetleri boşaltılırsa, namaz kılmak hiç mekruh olmaz. Üstü açık necasete karşı kılmak mekruhtur.

42) Kabre karşı kılmak mekruhtur. Vehhâbîler, buna şirk diyorlar.

43) Teşehhüdlerde, sünnete uygun oturmamak, tenzîhen mekruhtur. Özrü varsa, mekruh olmaz.

44) 2. rekatte, 1. okuduğu ayeti tekrar okumak, tenzîhen mekruhtur. Ondan evvelki bir ayeti okumak tahrimen mekruhtur. Unutarak okursa, mekruh olmazlar. 2. rekatte birinciden 3 âyet uzun okumak mekruhtur.

45) Farzdan sonra son sünnete hemen kalkmamak mekruhtur. (Tergibü’s-salât.)

 

Tavsiye Yazılar —> Ayakkabı ile namaz kılmak caiz mi?

Canlı resmi caiz mi?

Kabre karşı namaz kılmak caiz mi?

En Çok Okunan Yazılar

Tavsiye Ettiğimiz Temel Kitaplar Meâl Okumak Câiz Midir? Ehl-i Sünnet İtikadı Nedir? Ehl-i Sünnet Olmanın Şartları Nelerdir? Her Gün Okunması Gereken Çok Mühim Bir Duâ Seyyid Abdülhakîm Arvâsî Hazretleri ve Tasavvuf Terbiyesi Sultan Vahideddîn Hân'a Dâir Sualler